IMF de Yuan’da Revaluasyon İstedi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 14:15
IMF'den Pekin'e yuan uyarısı geldi ..
IMF, Çin'in para birimi yuanın değer kazanmasına izin vermesi gerektiğini söyledi...
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, yuanın değerinin çok altında işlem gördüğünü belirtti..
Dominique Strauss-Kahn'ın açıklaması kritik bir zamanda geldi.
Zira, ABD Senatosu yuanı revalüe etmemesi halinde Çin'e yaptırımlarda bulunulmasını öngören bir tasarıyı ele alıyor.
ABD, Pekin'in ihracat oranlarını arttırmak için yuanı baskı altında tuttuğunu düşünüyor.
Yuanın düşük olması, Çinli ihracatçılara rekabet açısından avantajlı bir konum sağlıyor ve böylece Çin bütçe fazlası verirken, ABD bütçe açığıyla mücadele etmek durumunda kalıyor.
IMF, yuanın düşük değerinin mali krize yol açan küresel dengesizliklerin bir parçası olduğunu söylüyor...
IMF Başkanı Strauss-Kahn da yuanın değer kazanması sonucunda gelecekte küresel ekonominin daha istikrarlı olacağını savunuyor.
Çin ise yuanın değer kazanmasına izin verilmesi yönündeki çağrılara direniyor..
Çinli bir yetkilinin sözleriyle: Döviz kurları dünya ekonomisindeki dengesizlikleri giderecek sihirli bir iksir değil...
Bu arada Dünya Bankası, Çin'in 2010 için büyüme tahminlerini yüzde 9'dan yüzde 9,5'a çıkardı...
Ancak Pekin'e enflasyonu frenlemesi ve mülk fiyatlarındaki şişkinlikten kaynaklanan riski azaltmaya çalışması uyarısında bulundu...
ABD Hazine Bakanlığı, ABD'li Kongre üyelerinin Çin'in kur uygulamalarına ilişkin endişeleri paylaşıyor ve Çin için yuanın değerini tekrar yükseltme zamanının geldiğine inanıyor...
Konuya ilişkin açıklama yapan isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, "Çin'in kur politikası konusunda ciddi endişelerimiz var.
Çin'in ekonomik büyümesinde ve ihracatında toparlanma ve döviz rezervlerinde birikmenin devam etmesi açıkça Çin'in yuanın değerlenmesini yeniden başlatması gerektiğine işaret ediyor" diye konuştu.
Yetkili, "Başkan'ın geçen hafta dediği gibi, piyasa odaklı kur, Amerikan işletmeleri ve işçileri için daha dayanıklı bir toparlanma sağlamak için önemli olan daha güçlü, daha dengeli global ekonomiye önemli bir katkı yapacak" dedi.
GEİTHNER: ÇİN'İN YUANI SERBEST BIRAKMASI ÇIKARINA
Fox Business'a konuşan ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin'in eninde sonunda daha esnek bir kur rejimine doğru hareket etmenin kendi çıkarına olduğu kararını vereceğini düşündüğünü söyledi..
Pekin ile Washington arasında bir ticaret savaşı öngörmediğini belirten Geithner, "ABD'nin Çin ile çok önemli ekonomik çıkarları var. Ve biz, ABD şirketlerinin Çin ve ABD'de eşit şatlarda rekabet edebilmelerini sağlamak için çok yoğun çalışıyoruz" diye konuştu..
Hulya Kayıkçı
FRANKFURT - Mart ayında Almanya’nın ekonomik beklentileri iyileşmenin çok ağır olduğunu gösterirken kötüleşmeye devam ediyor.
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 14:15
ZEW düşünce kuruluşu ekonomik beklentiler endeksinin son altı ayda düştüğünü belirtiyor. Şubat ayında 45.1 puandan Mart ayında 44.5’e düştü.
Ekonomistler iyileşmenin yavaş da olsa devam edeceğinin sinyallerini gördüklerini belirtiyorlar. Dow Jones Newswires araştırma sonuçları 43.0 puan ile ekonomistlerin beklentilerinin ve artık kemikleşmiş olan tahminin (27.2 puan) çok üzerinde çıktı.
ZEW Başkanı Wolfgang Franz’e göre Alman iş dünyası yoğun bakımdan çıktı. Ancak hala hastanede tedavi görüyor ve tam iyileşmenin zaman alacağını ekliyor.
Analistler ve yatırımcılar mart ayından itibaren daha iyimserler. ZEW endeksi ise 2.9’dan -51.9 puana gelerek Kasım,2008’den itibaren en yüksek seviyesine geldi.
ZEW’a göre örneğin kimyasal üretim, çelik sanayi gibi ihracat endeksli endüstriler Almanya’nın iyileşmesinin öncüleri olacaklar. Credit Agricole SA ekonomisti Isabelle Job’a göre ise tam iyileşme ve iç talebin canlanması çok uzak görünüyor.
Euro bölgesinin ilk çeyrekteki iyileşme hızının düşmesi ekonomistlerin beklentilerini değiştirdiği gibi, şimdi de Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını 2010 sonlarına kadar hatta daha sonrasında bile yükseltmeyeceği görülüyor. Faizlerin artmayacağını enflasyondaki durağanlık da destekliyor.
ZEW ekonomisti Peter Westerheide, hem Almanya hem de euro bölgesi için enflasyon beklentilerinin şaşırtıcı bir şekilde aşağı gittiğini söylüyor. Bölgede ise ocak ayına göre 16 ülkenin tüketici fiyatları şubat ayında çok yavaş bir şekilde yükselmiş. Avrupa Birliği istatistik kuruluşu Eurostat’ın verilerine göre tüketici fiyatları ocak’tan bu yana %0.3 artmış. Geçen yılın şubat ayına göre %0.9 daha fazla bir artış görülüyor.
Enflasyonun yıllık artış oranının hesaplamaları Mart,09’dan beri değiştirilmedi. Tüketici fiyat enflasyonunu hesaplamanın temel ölçümü – enerji, gıda,alkol ve tütün gibi oynak fiyatları içermez- şubat ayında %0.4 , tüm yıl için %0.8 arttı.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’e göre enflasyondaki yavaşlama bankanın tahminleri ile uyumlu ve bu durum bir süre daha sürecek. Bu durum da Merkez Bankasının bir süre daha faiz oranlarını %1 gibi düşük bir oranda tutması için neden teşkil edecek.
Eurostat verilerine göre Almanya’da şubat ayında %0.4 artan tüketici fiyatları bölgede geçen yıla göre sadece % 0.5 artmış. Bölgedeki 16 ülkenin tüketici fiyatları ocak ayına göre şubat ayında çok yavaş bir euro yükselmesi yaşadı. Eurostat’a göre yıllık enflasyondaki yavaşlamanın nedeni alkol, tütün, ulaşım ve hanehalkı tüketim maddelerinin fiyatlarının yıldan yıla olan (şubat) artışının yavaş olması. Bu yavaşlamanın yaşandığı diğer ülkeler ise İspanya ve İtalya. Tüm Avrupa Birliği kapsamında tüketici fiyatları ocaktan şubat’a %0.3 artmış. Bu ise bir yıl öncesine göre %1.4 daha yüksek.
Cihan Kunt
Korku Endeksi VIX Düşüyor
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 12:15
Korku endeksi olarak adlandırılan ve risk iştahının göstergesi olan oynaklık endeksi "Volatility Index / VIX", bugün yaklaşık 2 yıl önce görülen en düşük seviyesine kadar geriledi...
Ancak bu düşüş yatırımcıların işsizlik, kamu borcu, ev icraları ve piyasaları olumsuz etkilemesi gibi muhtemel bir dizi sorunu unuttukları anlamına gelmiyor...
Piyasanın endişelerini yakından takip eden VIX Endeksi'nde görülen bu düşüş, hisse senetleri piyasasında son zamanlarda görülen yükselişten dolayı yatırımcıların rahatladıklarını gösteriyor.
Endeks, % 6.2 gerileyerek 16.59 seviyesine kadar indi... 16 Mayıs 2008'de 16.47 seviyesinden kapanan endeks, o tarihten bu yana hiç 17 seviyesinin altında bir kapanış gerçekleştiremedi...
Endeksin bugünkü sert düşüşüyle birlikte yatırımcıların hisse senetleri piyasalarına dair güvenlerinin arttığına yönelik yorumlar yapılabilir, ancak bunun için henüz erken olduğu ifade ediliyor..
Uzmanlar, VIX'deki bu düşüşün, ancak piyasadaki aktivite eksikliğinden kaynaklanabileceğini belirtiyorlar. Nihayetinde VIX Endeksi bir volatile endeksi, bir boğa ya da ayı piyasası indikatörü değil..
Daha da ayrıntılı bir biçimde açıklamak gerekirse, VIX Endeksi S&P 500 opsiyonları için yatırımcıların ödedikleri fiyatların takibini yapıyor ve en başından bu yana volatilite bu opsiyon işlemleri kararlarında büyük rol oynuyor... Volatilitenin eksikliği, bu kontratlarda daha düşük primlere yol açıyor..
Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
Cem Şengezer’den Aylık İMKB-100 Analizi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:48
Son gelişmelere aylık pencereden bakmanın nasıl bir faydası olabilir ? günlük bazda yaşanan kümülatif düzeltmelerin (yukarı/aşağı) aylık trend içinde nasıl bir yeri olduğunu daha rahat görmemizi sağlar.
Kanallar içindeki hareketlerin davranışlarını incelemeye devam edelim:
şubat-mart 2009da taban oluşumunu bitiren endeks ağustosa dek hızlı çıkış yapmış ardından yanal piyasa gelişimi görüldü (5 aylık çıkış, 4 ay yanal hareket). Son durumda ise aralık 2009da başlayan çıkışın yanal hareketlerle aylardır devam ettiğini görüyoruz. Yanal hareketlerin özelliği, belirgin band hareketi oluşturması ve düşüşlerin şiddeti kadar çıkış hareketi yaparak band hareketini teyit etmesidir. Böylece ortalama hareket yatay gelişmektedir.
Haziran ve aralık ayı diplerinden çizilecek doğru kanalın alt ucu, temmuz ve ekim aylarının yükseklerinden çizilen tepeler de kanalın üst ucunu oluşturuyor. Yukarı eğilimli bu kanal içinde aylık ortalama hareketin kanal alt ucuna yaklaştığı görülmektedir. Bir başka deyişle kanalın dışına kayan ortalama hareket, piyasanın giderek zayıflamakta olduğuna işaret etmektedir. Evet, tepkinin tadını çıkarabiliriz ama ortalamadan uzaklaşmak için marjın azalmaya başladığını da görmek gerekir. Son durumda bandın üst ucu bu ay için 60.300 olarak görülmektedir. Bu seviye için gerekli olan hareketlerin yukarı yönde gün içi düzeltmelerin ihmal edilebilir olmasıyla görülmesi daha olasıdır. Buna sebep de son 2 ayda görülen hızlı düşüştür.
Kudret Ayyıldır’dan Kur Analizleri
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:47
Yurtdışında olumlu gelişmeler birbiri arkasına gelince piyasalarda bahar havası oluştu. ABD Merkez Bankası faizleri uzun süre değiştirmeyeceğini açıkladı. Japonya yeni teşvik tedbirlerini hayata geçiriyor. Yunanistan'ın aldığı önlemler yeterli görüldü. Bütçede iki aylık sonuçlar beklenenden çok iyi geldi. Geçen yıla göre gelirler %21 arttı, bütçe açığı %49 daraldı.
FED'in faizleri uzun süre düşük kalacağını açıklaması dolara değer kaybettirdi. Euro/Dolar paritesi günün ilk yarısında 1,3820 sente tırmandı. Ama öğle saatlerinde Euro bölgesinde Ocak ayında inşaat üretimi - 2,2 geldi. Beklenti + 0,5 olacağı yönündeydi. 4. çeyrekte işgücü maliyet endeksi de +2,2 ile +2,8’lik tahminin altında kaldı. ABD'de Şubat ayı üretici fiyatları - 0,6’ya inerek son 6 ayın en düşük seviyesini gördü. Bu yüzden paritedeki yükseliş hız kesti. 1,3745 sente dönüldü.
Bugün Avrupa ve Amerika’dan gelecek olan haberler ile Amerikan borsasının açılmasıyla paritede ciddi hareketlenmeler görülebilir
11:00EUR Cari Hesap
11:00EUR İtalyan Ticaret Dengesi
12:00EUR Ticaret Dengesi
14:30USD Çekirdek CPI
14:30USD İstihdam Talepleri
14:30USD CPI
14:30USD Cari Hesap
16:00USD Philadelphia Fed İmalat Listesi
16:00USD Önemli İndeks
16:30USD Çoklu Dünya Endeksi Tabloları
Teknik olarak incelediğimizde 1,3800 seviyesinde tutunamayan parite 1,3660 seviyelerine kadar düştü ve 1,3660 seviyesini destek olarak gördüğü için yükselişine devam etti. Şuanda 1,3680 seviyesinde olan paritede 1,3800 seviyesi önem arz ediyor ve buranın yukarı yönlü kırılması pariteyi önce 1,3900’a daha sonra da 1,4000 seviyesine kadar çıkartabilir. Aksi takdirde yani bu direnç geçilemediği durumda ise paritenin 1,3530 seviyesine kadar düşmesi bekleniyor. Parite 1,3450-1,3800 seviyesi arasındaki hareketini sürdürmektedir.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, stopaj düzenlemesinin vergi içermeyeceğini söyledi. Siyasette önemli adımlar atılıyor. Hükümetin üzerinde çalıştığı tarihi reform niteliğindeki Anayasa değişiklik paketine son şekli verildi. Önümüzdeki hafta muhalefetle görüşmeler başlıyor. İMKB'deki sıkışık seyir sona erdi, yükseliş trendine girildi. 54 bin direnci aşıldı. Son iki günde endekste yaklaşık %4'lük bir artış kaydedildi. Yukarı harekette, Yunanistan'ın Standard and Poor's tarafından negatif izlemeden çıkarıldığının açıklanmasıyla birlikte, FED'in faiz kararı ve sonrasında yaptığı değerlendirmede, özellikle faizlerin uzun bir süre daha artırılmayacağı ve ABD ekonomisinde artık yukarı yönlü dönüşün başladığının vurgulanması, tüm dünya borsalarını olumlu etkiledi. Bankalar ve holdinglerdeki yoğunlaşma dikkat çekti. Endeks günü 54 bin 167 puanla tamamladı. Çıkış hareketi gücünü koruyor.
FED'in faizleri uzun süre düşük kalacağını açıklaması dolara değer kaybettirdi. Euro/Dolar paritesi günün ilk yarısında 1,3820 sente tırmandı. Ama öğle saatlerinde Euro bölgesinde Ocak ayında inşaat üretimi - 2,2 geldi. Beklenti + 0,5 olacağı yönündeydi. 4. çeyrekte işgücü maliyet endeksi de +2,2 ile +2,8’lik tahminin altında kaldı. ABD'de Şubat ayı üretici fiyatları - 0,6’ya inerek son 6 ayın en düşük seviyesini gördü. Bu yüzden paritedeki yükseliş hız kesti. 1,3745 sente dönüldü. Ama Dolar 7.28 Güney Afrika Randına gerilediği için, Türk Lirası güç kazandı. Serbest piyasada güne 1.519 TL'lik alış değeri ile başlayan dolar, kapanışa kadar gevşek bir seyir izledi, günü 1.512 TL ile tamamladı. Euro da 2.080 TL'ye düştü. Dolar için 1.500 TL taban olarak belirlendi. Bu seviye görülürse kısa vade için alım yapılabileceği tavsiye ediliyor. Bileşik faizler 9.16'dan 9.04'e düştü. Şimdi bütün dikkatler Para Politikası Kurulu toplantısında. Gecelik borçlanma oranlarında artırıma gidilmezse, bileşikler %9 seviyesinin altına gerileyecek.
Teknik olarak incelediğimizde 1,5162 seviyesinde olan parite de 1,5100 seviyesi önem arz ediyor ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılamaması pariteyi 1,5280 seviyelerine kadar çıkarabilir. Satışların devam etmesi durumunda 1,5100 seviyesinin aşağı yönlü kırılıp kırılmamasına bakacağız ve bu seviye aşağı yönlü kırılacak olursa parite ilerleyen günlerde 1,4980 seviyesine kadar düşebilir.
Kudret AYYILDIR
Finansal Analist
Özel Sektörün F/X Borcu 125.5 Milyar dolar
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:45
Merkez Bankası'ndan (TCMB) yapılan açıklamaya göre özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu Ocak sonunda 125.5 milyar dolar oldu. TCMB'nin internet sitesinde yer alan verilere göre özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 2009 sonunda 127.73 milyar dolar idi.
Öte yandan 2009 sonunda 1.02 milyar dolar olan bankalar hariç özel sektörün yurtdışından sağladığı kısa vadeli borcu Ocak sonu itibarıyla 1.06 milyar dolara yükselirken; yine 2009 sonunda 5.84 milyar bankaların kısa vadeli Ocak sonunda borcu 4.9 milyar dolara geriledi.
TCMB sitesinde yer alan haberin akıl almaz derece kötü raporlanması, bizi bir çok detayı görmekten alıkoyuyor. Tabloları okuyabildiğimiz kadarı ile, özel sektörün toplam itfaları 2010 yılında 30.7, 2011 yılında ise 22.042 milyar dolar. Bu rakamlardan yola çıkarak, Türkiye’nin cari açık, kamu ve özel sektör olarak 2010 yılında 65-70 milyar dolar civarında dış finansman ihtiyacı olduğu sonucuna varıyoruz. Bu rakama kısa vadeli borçlar ve rutin olarak yenilenen ihracat kredileri dahil değil.
Bu montan çok büyük değil, hatta Yunanistan’ın sırf kamu itfalarının (iç ve dış dahil) 50 milyar Euro olduğunu göz önünde bulundurursak, az bile olduğu iddia edilebilir. Ancak, iki soru kafamızı çeliyor:
Birincisi, Ocak ödemeler dengesi hesaplarında özel sektörün net borçlanma oranını %70’in altına çekmesi kredi bulma zorluğu yüzünden mi, yoksa sermaye ihtiyacı mı yok?
Sermaye hesabında fazla yaratan en büyük kalem olan hata ve noksanla özel sektör dış borçlarının alakası var mı?
MEKSA: Yunanistan riski yeniden raftan indirildi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:38
İyimserliği destekleyen FED açıklamalarının ardından dün itibariyle açıklanan enflasyon verilerinin de beklentiler paralelinde gerçekleşmesi Wall Street endekslerinde pozitif eğilimi destekledi.
Şirketler bazında ise Moody’s’in kredi notunu yükselttiği Ford Motor ise %4.5 değer kazanırken, finansal kesimde iyimserlik devam etti. KBW Bankacılık Endeksi %1.6 oranında yükseldi.
Yeni günde ABD’den gelecek TÜFE, hafttalık işsizlik sigortası başvuruları ve öncü göstergeler gibi veriler takip edilecek. Ayrıca FED üyeleri içerisinde faiz artırımını savunan Kansas City FED Başkanı Hoenig’in 14:30 yapması beklenen açıklamalarda gündemde ön plana çıkabilir.
Güne ilişkin dikkat çeken diğer faktörler ise geçtiğimiz günlerin öncelikli risklerinin bir kez daha ön plana çıkması. Bu noktada Yunanistan ve Çin risklerinin yeniden tartışmaya açıldığı görülüyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in birlik içerisinde kuralları ihlal eden üyelerin euro alanından çıkarılmasını önermesi ve ülkedeki iktidar partisi temsilcilerinin Yunanistan’ın IMF’den destek alması konusunda görüş bildirmesi euro üzerinde baskıyı bir kez daha artırmış görülüyor.
Çin tarafında ise yönetimin bankaları yeni krediler konusunda bir kez daha uyarması, kredi sıkılaştırma konusundaki kaygıları yeniden ön plana çıkardı.
Yurtiçi tarafta IMF faktörünün beklentilerin içerisinden çıkmasının ardından son iki günde yaralarını saran Türk hisse marketi açısından olumlu bütçe performansı ve şirket bazlı haberlerin ardından yeni bir haber girişi olmaması kar realizasyonu riskini artırmış durumda.
Yeni günün ilk işlemlerinde Yunanistan riskinin sınırlı da olsa bir kez daha fiyatlanıyor olması sonrası yurtiçi hisse marketinde destek seviyelerinin test edilmesi beklenebilir. Günün ikinci yarısında Avrupa kaynaklı gelişmelerin yanında ABD’den de ilave riskler eklenmesi halinde baskı daha da artabilir.
Açılışla birlikte yeni güne ilişkin gelişmeler paralelinde 54.000-54.200 aralığındaki destek bölgesinin test edilmesini bekliyoruz. Söz konusu bölgenin destek olarak korunabilmesi halinde ilerleyen seanslarda yükseliş denemelerinin devam ettiğine tanık olabiliriz. Aksi takdirde 53.270 seviyesindeki teknik boşluk seviyesinin kapatılması riski ön plana çıkabilir.
Özgür Yurtdaşseven
Gedik Yatırım: İMKB Düşebilir
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:35
İMKB 100, önceki gün % 2.4 yükseldikten sonra dün de % 2.0 artarak 54,303 puandan kapanmıştır. Gün içerisinde en düşük 53,233'ü gördükten sonra yükselişini sürdürerek en yüksek 54,315'e ulaşan endeks, önceki kapanışının 1,070 puan üzerine çıktı. İki günlük artış ise 2,300 puana ulaştı. Akşam ise ekonomik toparlanmanın enflasyonu henüz harekete geçirmediğini ortaya koyan verinin ardından ABD borsaları değer kazandı. Dow Jones Endeksi % 0.4 ile 7. günde ardarda yükselerek Ekim 2008'den bu yana görülen en yüksek seviyesi olan 10.733'e ulaştı.
ABD borsalarının zirveye ç ıkması ile düzeltme beklentileri artarken bugün birkaç olumsuz gelişme ile piyasalar güne ba şlıyor. 1 - Çin'in bankaları yeni krediler konusunda bir kez daha uyarması, kredileri sıkılaştırma çabalarının sürdüğünü ortaya koydu. Asya borsaları % 1 civarında düşerek kapandı. 2- Yunanistan'da Almanya mali destek için geri ad ım atarken ülkenin 2 hafta içinde IMF ile görüşmelere başlayabileceği haberleri Euro'yu zayıflatıyor. 3 - ABD Endeks futureları % 0.1 ekside işlem görüyor. Direnç seviyelerinde kapanan IMKB'nin güne hafif satıcılı başlamasını ve 54.000 desteğini test etmesini bekliyoruz. Bu noktanın aşağı kırılması halinde 53.500 desteği görülebilir.
Hülya Kayıkçı’dan Dünya Piyasaları Turu
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:20
Dow Jones Endeksi, Ekim 2008'den bu yana görülen en yüksek seviyesine ulaştı ; endeks, arka arkaya 7 gündür yükselişte...
Dow Jones Endeksi dün 52 haftanın yeni rekor seviyesine yükselirken S&P 500 Endeksi için ise 1200 seviyesi yakın gibi görünüyor.
Bugünkü ve dünkü yükselişi tetikleyen unsur ile diğer yükseliş zamanlarında görülen tetikleyici unsur ile yine aynı: kolay para...
Fed, dünkü toplantı sonrası yaptığı açıklamada, faizlerde yakın zamanda artışa gidilmeyeceğine vurgu yaptı... Çoğu merkez bankası da yerel ekonomilerini canlandırmak için çeşitli yollardan sisteme likidite enjekte etmeye devam ediyorlar. Şüphesiz bu, riskli varlıklar olarak adlandırılan hisse senetleri ve emtialar için büyük bir nimet...
S&P 500 Endeksi'nin, analistlerin önemle üzerinde durduğunu 1160 seviyesinin de üzerine çıkmasıyle birlikte ralli için kritik seviye olduğu kabul edilen 1200 seviyesine pek fazla uzak değil ..
Bununla birlikte gerçek ayı eğilimli yatırımcılar açısından ise bu durum tamamen harika bir kurgudan başka bir şey değil..
Her ne kadar Fed'in dünkü açıklamaları piyasaları mutlu etmiş gibi görünse de faizlerin uzunca bir süre için daha düşükte bırakılmış olması aslında ekonomik toparlanmaya dair soru işaretlerinin hala sürdüğünü gösteriyor...
Nitekim son haftada yaşanan ralliye rağmen işlem hacminde görülen düşük seviye, pek çok piyasa oyuncusunun toparlanmaya dair şüpheleri nedeniyle piyasadan uzak kalmayı tercih ettiğini ortaya koyuyor..
http://groups.google.com/group/PARATREND Grubunu ziyaret edin
YKB Yatırım: Yatay açılış bekliyoruz
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:19
ABD borsaları dün de yükseliş trendlerine uygun bir şekilde arttı. Dün açıklanan olumlu enflasyon verisinin de bunda etkisi oldu. S&P 500 endeksi de %0.6 artarak son 17 ayın en yüksek seviyesine geldi. VIX ise 16.9’a gerileyerek Mayıs 2008’den beri en düşük seviyesini gördü.. Tüm sektörler yükseliş kaydetti ve enerji ve mali hisseler en iyi performans gösteren sektörler oldu.
Yunanistan’ın AB’den umduğunu bulamadığı ve dolayısıyla IMF’den destek isteyebileceğine dair gayriresmi haberler Euro’yu olumsuz etkiledi.
Bu sabah itibariyle Asya borsaları sınırlı düşüşler gösteriyor. Sebebi ise hem Yunanistan haberleri hem de Çin hükümetinin şirketlerin güçlü bir Yuan’a dayanma kabiliyetlerini test etmekte olduğunu yönelik haberler. 3 gündür değer kaybeden Yuan forwardları da bu haberler ile değer kazandı.
Yurtiçinde ise bugün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun (PPK) toplantısı var. Piyasa ve bizim beklentimiz Banka’nın gecelik borçlanma faiz oranını Mart ayında da değiştirmeyerek, yüzde 6.50 seviyesinde sabit tutması şeklinde.
Bugün izlenecek veriler:
ABD çekirdek TÜFE, Şubat (Beklenti %0.1, TSİ 1430)
ABD TÜFE, Şubat (Beklenti %0.1, TSİ 1430)
ABD işsizlik maaş başvuruları (Beklenti 455,000, TSİ 1430)
ABD Philadelphia Fed endeksi, Mart (Beklenti 18.0, TSİ 1600)
Yatay açılış bekliyoruz.
Döviz – Dün bankalararası piyasanın spot kapanışında en iyi dolar alış ve satış kotasyonları 1,5120/1,5150 seviyesindeydi. Bu kurlara göre, TL yılbaşından bugüne kadar dolar karşısında %1.44 değer kaybederken, euro karşısında %3.08 değer kazanmış oldu. Bu sabah ise interbank piyasasında kotasyonlar 1,5140/1,5180 seviyesinde. Gün içindeki seyrinde 1,5100/1,5250 aralığında gerçekleşmesini beklemekteyiz.
Tahvil-Bono – Bu akşamki Merkez Bankası PPK toplantısından faizlerde herhangi bir değişiklik kararı beklenmese de, toplantı sonrası açıklamalar piyasalar tarafından yakından takip edilecek. Bu sabah tezgahüstü piyasada ilk işlemler %9,05 bileşik seviyesi etrafında yoğunlaşmakta. Gün içi seyrinde %9,00/9,15 bileşik bandında gerçekleşmesini beklemekteyiz.
Yurtdışı Piyasalar – FED’in faizleri bir süre daha düşük tutacağı açıklamaları ve düşük gelen enflasyon rakamları nedeniyle ABD piyasaları günü artıda kapattı. Dow Jones Sanayi %0.45, S&P 500 Endeksi %0.58 ve Nasdaq %0.47 değer kazandı. Dow Jones Ekim 2008'den bu yana görülen en yüksek seviyesinde. Bugün veri akışı yoğun bir gün olacak. ABD’de TÜFE, Haftalık İşsizlik başvuruları, Philedelphia FED Endeksi ve öncü göstergeler yatırımcılar tarafından izlenecek.
http://groups.google.com/group/PARATREND Grubun ziyaret edin.
Bloomberg: BRIC Hisseleri Çok Pahalı Olabilir
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:15
Bloomberg bugün sitesine koyduğu bir haber/analizde Brezilya-Rusya-Hindistan ve Çin (BRIC) hisse senetlerinin pahalı olup olmadığını araştırdı. Bir kaç istisna ile, fon yöneticileri bu ülkelerin gittikçe gerçek değerlerinin üstüne çıktığını düşünüyor. Özetle, BRIC hisselerinin gelişmiş ülke endekslerine göreceli olarak 1995’den bu yana en pahalı olduğu dönemi yaşıyoruz. Hak ediyorlar mı?
Sene başından bu yana 87 milyar dolar civarında taze kaynak cezbeden GOP hisseleri halen MSCI Dünya Endeksi’ne nazaran F/DD bazında %17 daha pahalı işlem görüyor. GOP terimini icat eden Antoine van Agtmael’e göre, hisseler artık bir süre soluklanacak, ama ardından yeniden uzun vadeli bir boğa pazarı göreceğiz. Gartmore ve hatta Templeton bile artık GOP’ların aşırı pahalılandığını düşünmeye başlıyor. Templeton analistlerine göre, MSCI GOP Endeksi hala 2007 zirvesinin %25 altında ama F/DD 2.17’ye sıçradı ki, düşük enflasyon ortamlarında bu oran gerçekten abartılı. MSCI Dünya Endeksi şu anda 1.84 ortalamadan işlem görüyor. Bloomberg’in kendi topladığı verilere göre, GOP hisseleri 1995’den bu yana F/DD bazında %36 iskontodan işlem görmüş.
Fiyat endişeleri şimdiden bazı BRIC borsalarında hissediliyor. MSCI GOP bu sene %1.7, MSCI Dünya ise %3 değer kazaırken, S&P500 %4.4 arttı. Ama Brazilya Bovespa %2.6, Rusya Micex %4.8 primli ve Bombay yatay seyrederken, artık küresel büyümenin barometresi haline gelen Şangay Bileşik Endeksi %6.9 değer kaybetti.
Tabii, küresel konjünktürün çok özel olması GOP hisseleri leyhine. IMF bu sene gelişmiş ülkelerin %2.1, GOP’ların ise ortalama %6 büyüyeceğini öngörüyor. Buna karşın, GOP’larda enflasyon baskıları öteki gruba nazaran çok daha çabuk hissedilmeye başlarken, Şangay Endeksi’nin performansında Çin otoritelerinin önümüzdeki aylarda parasal sıkılaştırmaya gitmesi korkusu yatıyor.
3 milyar dolar GOP parası yöneten New York adresli BlackRock fonuna göre ise gelişmiş ükelerden çok daha az kamu borcu taşıyan ve kar marjları yüksek şirketlere sahip GOP’lar primli işlem görmeyi hak ediyor. Bloomberg’in 2.400 uzmandan değerlediği tahminlere göre MSCI Dünya Endeksi şirketlerinin kar artışı 2010 yılddna %20, MSCI GOP şirketlerini ise %29 olacak. Bu tahminlere göre MSCI GOP F/K bazında 13.1x, MSCI Dünya ise 15.1x işlem görüyor. Haber/yorumda Garanti Bankası’na da değinilmiş. Garanti’nin ABD’ni dev ticari bankalarından Wells Fargo’ya göre %32 primli işlem görmesi şaşırtıcı.
Referans Gazetesin’den Piyasalara Bakış: Risk İştahı Coştu
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:04
ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz oranlarını sabit bırakması ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) para politikasını gevşetmesiyle küresel piyasalarda risk iştahının artmaya başlaması yurtiçi piyasaları da olumlu etkiledi. Bankacılık sektörü öncülüğünde 54.000 seviyesini geçen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), 1.070 puan artışla dün 54.303 puana yükseldi. Hisse senetleri yüzde 2,01 değer kazandı. Dolar 1.51 TL'ye gerilerken, faiz ise gösterge kağıtta yüzde 9,04'e düştü. Hazine'nin borçzlanma rasyonunun düşürüleceği açıklamalarıyla başlayan İMKB'deki 2 günlük yükseliş yüzde 4,4 oldu. Bankacılık sektör hisseleri yüzde 2,69 değer kazandı.
Siyasi tansiyonun düşmesi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşma belirsizliğinin ortadan kalkmasından sonra piyasalarda gözler yurtdışı gelişmelere çevrildi. Yunanistan ekonomisine yönelik olumlu gelişmelerden sonra önceki gün faiz oranlarını beklendiği gibi yüzde 0,25 seviyesinde bırakan FED'in faizlerin uzun süre sabit kalacağını yinelemesi küresel piyasaları da olumlu etkiledi. FED yanında BOJ'un da faizleri yüzde 0,1 seviyesinde sabit bırakması, düşük faizle borçlanıp yüksek getirili varlıklı varlıklara yatırım stratejisi olan "carry trade" beklentilerini de canlandırdı. Yurtdışındaki havanın olumlu olduğunu ifade eden Ak Yatırım Araştırma Müdürü Erkan Savran, "Borsada hafta sonuna kadar bir miktar daha yukarı hareket olabilir. Ancak, İMKB'nin 56.000 seviyesinde güçlü bir direnci var" dedi.
Dolar 1.50 TL'ye geriler
Euro/dolar paritesinin dün açılışta 1.38'in üzerini gördükten sonra 1.3750'nin altına gerilediği döviz piyasasında da dolardaki düşüşün sürmesi bekleniyor. TL'deki değerlenmede küresel piyasalardaki gelişmelerin etkili olduğunu belirten EFG İstanbul Menkul Değerler Başekonomisti Baturalp Candemir, "Risk iştahı artmaya başladı. Dolar, 1.50 TL'ye düşebilir" dedi.
Merkez Bankası'ndan yılın son çeyreğinden önce faiz artırım beklentisinin artması ve yabancı yatırımcının Türk tahvil ve hazine bonolarına ilgisizliği nedeniyle faizlerde aşağıya doğru hızlı bir hareket beklenmiyor. Nitekim, Aberdeen Asset Management şirketinin gelişmekte olan ülke fonlarının yöneticisi Brett Diment, Endonezya, Brezilya ve Macaristan devlet tahvillerini çekici bulduklarını, ancak reel faizlerin ekside seyrettiği Türkiye'den uzak durduklarını söyledi.
Oxford Analytica: IMF’siz Türkiye’yi Zor Günler Bekliyor
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:02
Dünya’nın önde gelen makro ekonomi ve politik danışmanlık servislerinden biri olan Oxford Analytica’nın Türkiye ilke ilgili 16 Mart 2010 Raporu’na FORBES dergisinde geniş yer verildi. www.hurriyet.com.tr’in alıntı yaptığı makalede, şimdili her şey yolunda gitse de, Türkiye’nin seçim yaklaştıkça iki risk senryosu ile karşı karşıya kalacağı iddia edildi. Hürriyet’in haberinde alıntılar şöyle:
“Forbes dergisi, uluslararası piyasalara yönelik araştırmalar yapan bağımsız araştırma ve danışmanlık şirketi Oxford Analytica’nın Türkiye’yi IMF’siz süreçte bekleyen riskler üzerine yayımladığı bir analize yer verdi. …..
Uzmanlar karar öncesindeki analizlerinde, IMF ile imzalanacak bir anlaşmanın, küresel ekonomik krizle bağlantılı zorluklara karşı Türkiye’ye güven duyulmasına devam edilmesine sağlayacağını öngörüyordu.
Ancak Ankara hükümeti, küresel krizin etkilerinin azaldığını ve ülke içindeki ekonomik durgunluğun sona erdiğini düşünerek, böyle bir anlaşmaya gerek kalmadığına karar verdi.
Hükümet, 2010’daki ekonomik faaliyete yönelik gelen ilk verilerin ışığında, IMF desteği olmadan bile yüzde 3.5’lik GSİYH artışı hedeflerine ulaşabileceklerine inanıyor.
İKİ FARKLI RİKS SENARYOSU
Analizde, IMF anlaşması olması ülkenin ekonomik görünümü için büyük bir değişiklik yaratmasa da belli başlı riskler doğurabileceği belirtildi ve Türkiye için iki önemli risk senaryosu çizildi.
Bunların ilkinde, hükümetin gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde desteğini kaybetmemek için mali politikasını gevşetebileceği ve finansal alanda gerçekleştirilmesi gereken yapısal reformların rafa kaldırılabileceği belirtildi.
Bu durumda, ülkenin borcunun GSYİH’a oranının tahmin edilenden daha hızlı bir şekilde yükselebileceği ve seçimler dolayısıyla yapılan harcamalar yüzünden bütçe açığının daha fazla artabileceği öngörülüyor.
Bütçe açığının yükselmesi ise ülkedeki faiz oranları artırabilir ve özel sektör için finansman kolaylığını sınırlayabilir.
DIŞ BORÇLARINI ÖDEMEKTE ZORLANABİLİR
İkinci senaryoda ise; Türkiye’nin IMF’den kredi almaksızın dış borçlarını finanse etmekte zorlanabileceği belirtildi.
Ülkenin dış borçlarını ödeyememesi de liranın değerini düşürüp, faiz oranları ve enflasyonun yükselmesine neden olabilir. Bu durum da tüketicilerin ve iş dünyasının ekonominin gücüne olan güvenini sarsacaktır.
Bu senaryoların gerçekleşme olasılığı önceden tahmin edilemeyecek birkaç faktöre bağlı. Özel sektörün dış kaynaklı borçlarını çevirebilme kapasitesi, Türk tüketicilerin ellerinde döviz tutmayı ya da yurt dışında varlık sahibi olmayı ne kadar tercih edecekleri bu faktörlerden bazıları.
Yunanistan: Merkel Yine Mızıkçılık Ediyor
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:00
AB Maliye Bakanları tarafından ana hatları onaylanan Yunanistan’ı kurtarma paketine, Alman Hristiyan Demokratlar’dan veto var. Merkel Kabinesin’den bazı bakanlar “Yunanistan’a açık çek verilemez” derken, hükümet sözcüsü ise “Yunanistan’ı ancak kendisi kurtarabilir” dedi. Şansölye Merkel ise Avrupa Merkez Bankası Başkanı JC Trichet ve Sarkozy ile ters düşmek pahasına, IMF’nin yaralı ülkeye yardım elini uzatmasını istedi. AB’de IMF’nin bir üyeye mali destek vermesi, Birliğ’in kendi iç sorunlarını çözemeyecek kadar aciz olduğunun bir ifadesi olarak algılanıyor.
S&P tarafından negatif gözetleme listesinden çıkartılan ve notu teyid edilen, 5 milyar Euro’luk tahvil satışı başarılı geçen Yunanistan ise bu sefer borçlanma maliyetlerinin çok yükse olması sorunu ile karşı karşıya. Bu sene itfası 50 milyar Euro’yu geçen ülkede, faizlerin bütçede planlanan %4’ün takriben 250 puan üstünde seyretmesi, kemer sıkma çabalarına köstek oluyor. Papandreu en kısa zamanda detaylı bir kurtarma paketi için baskı yaparak, Hazine yeniden piyasaya çıktığında daha düşük faizlerden borçlanmak istiyor.
Son olarak ise, Merkel Bundestag’da yaptığı bir konuşmada vaatlerini yerine getirmeyen üyelerin Euro’dan atılması gerektiğini savundu. 27 üye ülkenin de onayının alınmasını gerektirecek böyle bir teklif, diğer ülkeler tarafından “politik tiyatro” olarak niteleniyor, ama Almanya’nın artık AB’nin finansörü olmaktan bıktığı kesin.
ABD ÜFE’de Sert Gerileme
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:00
ABD’de Şubat ayı ÜFE %-0.2 olan beklentinin çok üstünde, %0.6 geriledi. Gıda ve enerji hariç fiyatlar ise %0.1 arttı. İthal malı fiyatları ise %0.3 düştü. Bu sonuçlara göre, son bir yılda üretici fiyatları %4.4 gibi makul sayılacak bir tempoda artarken, çekirdek ÜFE sadece %1 yükseldi.
High Frequency Economics şirketinin ABD baş ekonomisti Ian Shepherdson’a göre, çekirdek ÜFE önümüzdeki aylarda sıfıra kadar gerileyebilir. Ocak ayında üretici fiyatları enerji yüzünden %1.4 fırlarken, Şubat’ta %2.9 düşüş gösteren aynı kalem, bu sefer de enflasyonu eksiye çekti. Ama, ülkede gıda fiyatları beşinci ay aralıksız artış gösterdi.
Bugün açıklanacak TÜFE ve çekirdek TÜFE’nin ise beklenti anketlerine göre %0.1 artış göstermesi olası. ÜFE ve TÜFE enflasyonun tarihi ortalamaların gözle görülür ölçüde altında seyretmesi, Fedi’n “faizleri uzun sure düşük tutacağı” garantisine güvenilirlik kazandırıyor. Dün verinin açıklanmasından sonra 10 yıllık tahvil getirileri 3 baz puan düştükten sonra, 1 puan artarak %3.64’den kapandı. Wall Street de ise üç büyük endeks de verileri coşkuyla karşılarken, VIX Ocak ayından bu yana ilk kez 17 seviyesinin altına geriledi.
Eti Yatırım’dan İMKB Bilançoları Analizi
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 15:26
Eti Yatırım Araştırma Birimi’nii derlemelerine göre, halen İMKB’ye mali sonuçlarını açıklayan şirketlerin 2009 sonu karları 24 milyar 542 milyon TL ile bir sene öncesinin aynı dönemine göe nominal olarak %26.7 arttı. Ancak, faaliyet karları 14 milyar 544 milyon TL ile bir önceki yıla göre %18.1 azalırken satışlar da %7.5 gerileyerek, 198 milyar 788 milyon TL olarak gerçekleşti.
Banka dışı şirekterin toplam karları ise sadece %0.2 artış gösterdi. Bu sene 13 milyar TL civarında kar açıklayan bankalar İMKB’nin toplam karlarının %50’den fazlasını üretirken, temettülerinin de TL1 milyar civarında gerçekleşmesi bekleniyor.
Ziraat Bankası Da Halka Açılabilir
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:48
Hazine’den gelen açıklamaya göre, yıl sonuna doğru uzun zamandıı üstünde fikir birliğine varılamayan Ziraat Bankası halka arzı gerçekleşebilir. Bankan’nın çoğunluk yönetiminin devlette kalması nerdeyse kesin. Piyasada danıştığımız uzmanlara göre, 2009 sonunda 3.5 milyar TL kar açıklayan bankanın piyasa değeri 13-15 milyar dolar civarında oluşabilir. Piyasa değeri, halka arz tarihinde Borsa’da işlem gören diğer bankaların F/DD (Fiyat/Defteer Değeri) ve benzeri değerlemelerine göreceli olarak hesaplanacağı için, bu hedef değişebilir de. Ama, Ziraat’ın bu fiyattan %20-25’ini halka arz etmesi halinde, yine bu sene yapılması beklenen devletin TT’deki elinde kalan hisseleri satmasından daha büyük boyutlu bir ihraç gerçekleşebilir.
Roubini’den Yeni Açıklamalar
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:47
Ekonomi profesörü Nouriel Roubini, hisse piyasalarında yaşanan volatilitenin yatırımcıyı ikilemde bıraktığını kaydetti. Hükümetler ve Merkez bankalarının teşvik planlarından çıkış stratejilerinin kafa karıştırdığını kaydeden Roubini, mevcut durumun resesyonun geri getirebileceğini söyledi...
CNBC'ye yaptığı açıklamada krizden çıkış stratejileri için olsa bir dert olmasa ayrı dert diyerek niteleyen ekonomi profesörü teşvikleri çok erken çekmenin ekonomileri tekrar resesyona sokabileceğini, çok uzun süre beklemenin de zaten yüksek olan mali açıkları daha yükselteceğini kaydetti.
2007'de başlayan küresel ekonomik krizin kimse tarafından öngörülemediğinin altını çizen Roubini, "Yüksek parasal ve finansal teşvikler ile bir buhran önlendi fakat bunun maliyeti kamu borcunu iki katına çıkarmak oldu ve şimdi asıl endişe de hızla artan mali açıklar." dedi.
Nouriel Roubini verdiği demeçte mali politikaya dair Kongre'de bir tıkanma oluğunu belirtti...
Roubini "Cumhuriyetçiler vergi artışlarını Demokratlar da harcama kısıtlamalarını veto ediyor. Bu durum da açık için iyi değil." dedi.
Vergilerin de artması gerektiğini kaydeden piyasa uzmanı "vergiyi artıramaz ya da harcamayı kısamazsak para basılmak zorunda kalınacak."
dedi...
Teşviğin çekilmesi durumunda büyümenin güçlü olacağından emin olmadığını kaydeden Roubini, ABD'nin yüzde
6-7 büyüyeceğini öngördü...
Yılın ikinci yarısında teşvik çekildiğinde ekonomi tekrar düşüşe geçebilir diye ekonomi profösürü ileride volatilite artacağından emin...
Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
UBS: Wall Street’de Yükseliş Sürecek
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:45
UBS Teknik analistleri, ABD borsalarında bir hafta içinde kısa vadeli bir geri çekilme olsa da yükseliş trendinin devam etmesini bekliyor...
Analizleri özetle şöyle:
ABD endeksleri için günlük momentum göstergeleri aşırı alıcılı durumda...
Dolayısıyla yukarı yönlü hareket kısa vadede tamamlanmış gibi görünüyor. Bununla birlikte kesin boğa pozisyonuna işaret eden indikatörler ve bankacılık endeksindeki yukarı kırılma, boğa trendinin sürdüğünü gösteriyor... Yani olası geri çekilmeler kısa süreli olacak..
Döngüsel olarak baktığımızda ise Nisan ayına doğru esas boğa eğilimine devam edecek olan ABD borsalarının bundan önce, gelecek hafta içerisinde bazı küçük zayıflık işaretleri göstereceğini düşünüyoruz...
Yukarı yönlü beklentimiz ise değişmedi... Kısa vadede 1135/1128 seviyesine bir geri çekilme yaşandıktan sonra S&P 500 Endeksi için hedef değerimiz olan 1200 - 1230 aralığındaki beklentimiz hala geçerli...
Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND
Bütçe Açığı İlk İki Ayda Daraldı
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:45
Bütçe sonuçları Ocak’tan sonra Şubat’ta da olumlu açıklandı. Bütçe Şubat’ta 2,3 milyar TL açık verirken, faiz dışı fazla 2,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Yılın ilk iki ayında bütçe açığı 5,4 milyar TL olarak gerçekleşirken, FDF 5,3 milyar TL oldu.

Şubat’ta merkezi yönetim gelirleri reel olarak yıllık bazda %1,3 düşerken, vergi gelirleri reel olarak %6,1 artarak 16,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Mal ve hizmet üzerinden alınan vergiler ise %10,3 oranında yükseliş gösterdi. Faiz-dışı giderler ise sadece %0,8 yükselerek 17,7 milyar TL olarak gerçekleşirken, faiz giderleri %57,8 reel düşüşle 4,6 milyar TL olarak gerçekleşti.

İlk iki ay ortaya çıkan olumlu bütçe performansının devamı konusunda önemli etkenlerden birinin referandum ve erken seçim tartışmaları olacağı görüşündeyiz. Faiz-dışı giderlerin ilk iki aydaki gibi baskı altında tutulması ve vergi toplama konusundaki çabaların devam etmesi durumunda 2010 bütçe hedeflerine ulaşılacağını düşünüyoruz.
İbrahim Aksoy
“IMF’sizde Olurmuş Yükselişi” Yaşıyoruz…
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 14:00
IMF anlaşması piyasaların iki senelik beklentisi, analistlerin ve habercilerin malzemesiydi. Her türlü yükseliş IMF ile anlaşmaya, yükselişin büyüklüğü ise kredinin büyüklüğü ile eşleştirilirdi. Geçen hafta piyasaların iki senedir satın aldıkları beklentinin boş çıkması nedeniyle önce duraksadılar,sonra baktılar IMF olmadan da oluyor ve ardından alıma geçtiler. IMF olmadan olabilmesi önemli. Olabilmesi durumunda, tüm algılamalar değişecek. IMF’in parası ve yönlendirmesi olmadan, krizden çıkışın gerçekleştirilmesi en büyük kredibilite olacak. IMF’nin sopası olmadan, bütçe disiplini sağlanabilirse artık her krizde piyasalar IMF’yi değil tedbirlerin açıklanmasını isteyecek. Piyasalar IMF olmadan da bütçe açıkları kontrol edilebildiğini, yurtdışından borçlanmaya çıktığından 5 kat talep gelebildiğini ve IMF olmadan da yabancı yatırımcının Türkiye’ye yatırım yapabileceğini gördü.Piyasalar önce bekledi, endişesinin yersiz olduğunu gördü ve son iki gündür satın aldı. 54.000’nin üzerinde kalınması durumu ise yıl içerisinde tepe noktalar IMF olmaksızın test edilecek. Tabi 56.000’nin kırılması Türkiye’de mevcut ekonomik gidiş hat belirleyecek. Ocak-Şubat ayı içerisinde gerçekleşen ekonomik performansın tamamı not artırımı olacaktır. S&P ve Moody’s notu eksik bırakmasının nedeni IMF anlaşmasıydı. IMF’sizde olduğunu gözleri ile gördükleri takdir Türkiye’nin notu artacaktır.
Gökhan USKUAY
Halka Arzlar Başlıyor: TÜRKİYE GAZETESİ OYAK'LA HALKA AÇILACAK
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:48
İMKB’de F/K ve F/DD bazında ölçülen değerlemelerin yükselmesi ile birlikte, büyümek için sermayeye ihtiyacı olan kurumlar, proje kredilerinden halka arzlara geçmeye başladılar. Borsa’da serbest dolaşımda olan hisselerin %66’nın işlem hacminin ufak bir bölümünü gerçekleştiren (yani uzun süre hisse senedini portföyde tutan) yabancı müşterilerde olması da yeni kağıt ihtiyacın besliyor. İhlas Holding, dördüncü iştirakinin halka arzı için harekete geçti. Gazetenin yüzde 25'inin bu yıl Oyak Yatırım aracılığıyla halka açılması planlanıyor
İhlas Holding, dördüncü iştirakini halka açmak için kolları sıvadı. Holding, Türkiye gazetesini bünyesinde barındıran İhlas Gazeteciliğin halka arz edilmesi için geçen ay Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) başvuruda bulundu. Holding'den dün yapılan açıklamada ise "İhlas Holding, İhlas Yayın Holding tarafından mevcut hisselerin satışı yöntemiyle yapılacak sözü edilen halka arzla ilgili çalışmalar başlamış olup, bu kapsamda şirketin halka arza ilişkin ana sözleşme değişiklikleri için gerekli izinleri almak üzere Sermaye Piyasası Kurulu'na başvuruda bulunduğu öğrenilmiştir" denildi. Şirket Şubat'ta halka arzla ilgili Oyak Yatırım'a yetki verildiğini açıklamıştı. Finans çevrelerinden elde edilen bilgilere göre şirketin yüzde 25'inin halka arz edilmesi planlanıyor. İhlas Gazeteciliğin halka arz edilmesi durumunda İhlas Holding'in 4 iştiraki borsada işlem görüyor olacak. İhlas Holding'in dışından borsada şu anda borsada İhlas Ev Aletleri, Kristal Kola ve Okan Tekstil işlem görüyor. Tasfiye sürecinde olan İhlas Finans'ın is e sırası kapatıldı.
YÜZDE 3 PAZAR PAYI
İhlas'ın 2008 yılı faaliyet raporundan derlenen bilgilere göre İhlas Gazeteciliğin Aralık 2008 itibariyle aylık tirajı 4.4 milyon, günlük tiraj ise 142 bin adet olarak açıklandı. Mevcut günlük tiraj rakamları ile gazetenin pazar payının yüzde 3 düzeyinde olduğu hesaplanıyor.
Kaynak: SABAH
Global Menkul Değerler Yatırım Stratejisi
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:30
Geçen hafta yaşanan gelişmeler global dengelerin ve global ekonomideki değerlendirmelerin değişikliğe uğradığına işaret etmekteydi. Global kriz kredi kaynaklı olup geri ödenememe sorunuyla ortaya çıkmıştı. Geri ödenememe sorununa yol açan ise kredi riskinde aşırıya kaçan ve bu krediler üzerine türev menkul kıymetler çıkaran finans piyasası olmuştu. Ardından yükümlülülüklerin yerine getirilememesiyle birbirini tetikleyen mekanizmaların işlemesiyle ekonomilerin alışık olduğu arz şoku yerine talep şoku yaşanması ve talebin anormal kısılmasına bağlı olarak ekonominin üretim mekanizmasının felç olmasını gördük. Alınan önlemler sayesinde resesyon süreçleri sona ermiş gözüküyor. Ancak krizi sonlandırma adına alınan önlemler tıpkı bir antibiyotik gibi ülkelerin diğer sorunlu alanlarında yan etki göstermeye başlamış durumda. Önümüzdeki süreç bu yan etkileri ortadan kaldırmaya yönelik yeni adımların atılmasıyla şekillenecek. Ne var ki yan etkilerin yeni bir krize sebep olup olmayacağı ülkeden ülkeye değişiklik gösterecektir. En bilindik yan etki bütçe açıkları olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bütçe açıkları geleceğe yönelik projeksiyonları etkilerken karar alıcılar vergi mükellefleriyle sermaye piyasaları yöneticileri arasında sıkışmış durumdadır. ABD’de geçen hafta finans sistemine yönelik tasarı üzerinde anlaşma sağlanamadı. Avrupa Birliğinde üye ülkelerin ekonomilerinde sıkıntıya düştükleri takdirde kaynak ihtiyacını karşılamak adına IMF benzeri bir fon kurulması yönünde çalışmaların başladığı bilinmektedir. Kapitalist sistemde krizler yeni çözümler yeni dengeler oluşturmaktayken yaşadığımız krizin yeni çözümleri ve dengeleri şayet kararlı bir şekilde soruna gerçekçi bir yaklaşım tarzıyla yaklaşıldığı takdirde diğer süreçlerden çok farklı olacaktır. Yok krizin oluşturduğu çatlaklar sıvayla kaplanacaksa yan etkilerin yakın zamanda başka krizlere neden olacağı kaçınılmazdır. Dış konjönktür karar vermede ve acı ilacı almada zorluk yaşamaktadır.
Türkiye’nin yaşadığı sürece baktığımızda ise geçen hafta uzun süredir piyasaların beklentisini taşıdığı IMF anlaşmasına ilişkin sonuç açıklandı ve anlaşmanın olmayacağı bildirildi. Kimileri için risk algılamasında pozitif etki yapması ve kredibilitenin sağlanmasıyla kolay ve ucuz borçlanma sağlayacağından olmazsa olmaz kimileri içinse artık kendi ayakları üzerinde kendi halkına ve uluslararası piyasalara tek başına hesap verebilirliği olan reformları kendi iradesiyle harekete geçiren bir ülke yapısına kavuşma vaktinin geldiğini söyleyenler için, olmaması gereken bir anlaşma süreci tamamlandı. Sürekli olarak vurguladığımız global krizlerin ardından yaşanan ve gelişmeyi getiren yapısal değişimlerin ülkemize yansıması da IMF ile uzun senelerdir sürdürülen ilişkilerin şekil ve içerik değiştirmesi olabilir mi? Babacan IMF ile anlaşamamanın nedenini geleceğe yönelik projeksiyonlar konusunda bakış açılarındaki farklılık olarak gösterdi. Ayrıca Babacan hükümet olarak çok önem verilen OVP ve Mali Kural uygulamasına ilişkin şüpheleri engellemek adına IMF ile bu iki konuda tam mutabakat içinde olduklarını vurguladı. Bundan 1-1,5 ay öncesinde TRT’de yapılan bir programda Babacan IMF ile ilgili bir soruya görüşmelerin uzama nedeni olarak yaşanan global değişikliklerin OVP’ye yansımaları hususunda öngörülerin güncellenmesini belirtmişti. Yani anladığımız kadarıyla IMF global ve yerel makro ekonomik göstergelerde yaşananlara bakarak OVP’de revizyon istedi ve buna bağlı ek önlemler talep etti. Ancak işsizliğin halen yüksek serettiği, kapasite kullanımının düşük kaldığı, ve global finansal sistemin halen sağlıklı bir değişim sürecine giremediği ortamda IMF’nin tahminleriyle hükümetin tahminleri uyuşmadı. Bundan sonraki süreçte IMF heyeti madde 4 kapsamında IMF-Dünya Bankası bahar dönemi toplantılarının ardından Mayıs ayı başında Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Madde 4’ün kapsamı orta ve uzun vadeli ekonomi politikaları, yapısal reformları değerlendirerek maliye ve para politikaları, dış denge ve kamu borç gelişmeleri ele alınacak. IMF haberi sonrasında yapılan 11 yıllık dolar cinsinden tahvil ihracının ekonomistlere göre iyi geçtiği, halen kolay ve önceki dönemlerle kıyaslandığında az maliyetle borçlanıldığı yorumları yapılmıştır. Hazine Ocak ayında 10 yıllık tahvil ihracı yapmış ve faizi 11,25 olarak belirlenmişti. IMF anlaşmasının sonucuna yönelik uluslararası piyasanın henüz kötümserliğe kapılmadığı görülmektedir. Henüz diyoruz çünkü bu aşamada OVP ve mali kural daha fazla önem kazanmış durumdadır. Hükümetin ortaya koyduğu bu çıpaların işleyişine göre beklentiler şekillenecektir.
Perşembe günü merkez bankası faiz kararını açıklayacak. Merkez bankası yapacağı açıklamalarda önümüzdeki sürece ilişkin para politikasında izleyeceği yola ilişkin ip uçları vermesi beklenmektedir. Ekonomistler arasında faiz artırım sürecinin ağırlıklı olarak Eylül-Ekim aylarında başlayacağı ve 2010 yıl sonuna kadar ortalamada toplam 160 baz puan artırımın gerçekleşeceği beklenmektedir. Bizimde beklentimiz konsensusa parereldir. Çekirdek enflasyonla genel enflasyon arasındaki farkın ithalat baskısı nedeniyle açıldığı izlenimi oluşmaktadır. Çünkü cari açık gelişmelerine baktığımızda Ocak ayı cari gelişmeleri beklentilerin üzerinde olmuştur. Bu da ithalatın artarak ithal ürün yoğunlu bir enflasyonun görüldüğü görülmektedir. Önümüzdeki dönemde çekirdek enflasyon ile tüketicinin hissettiği enflasyon arasındaki fark açılmaya devam ederse Merkez bankasının Perşembe günü yapacağı açıklama ve sonraki süreçte izlenecek yol önemli olacaktır.
Geçen hafta dünya piyasalarına bakıldığında olumlu bir görüntü olduğu görülmektedir. Gündem açısından yoğun olan geçen haftada Çin’de beklentileri aşan TÜFE rakamlarının Çin’de faizleri artırabileceği beklentisi ve ABD tarafında Finansal Denetim Raporu’nun Senato’dan geçememesi endeksleri etkileyen önemli gelişmeler oldu. Avrupa tarafına bakıldığında ise endeksler haftalık bazda Yunanistan’a yönelik endişelerin nispeten azalmasıyla beraber yükselişle kapattı. Bu haftaya yönelik veri akışında ise; Salı günü ABD Merkez Bankası Fed faiz kararını açıklayacak. Faizlerle ilgili bir değişikliğe gitmemesi beklenirken Fed Başkanı Bernanke’nin piyasalara vereceği mesaj önemli olacak. ABD Şubat ÜFE ve TÜFE son zamanlarda sert yükselişler gösteren ÜFE’de negatif bir beklenti içinde olan piyasalar; TÜFE’de ise önceki aya ait hafif bir azalma içerisindedir. Ayrıca Perşembe günü açıklanacak olan Şubat Öncü Göstergeler verisinde de bir önceki aya göre hafif bir azalış beklenmektedir. ABD’de tarafında Perşembe gününün diğer önemli verileri haftalık işsizlik maaaşı başvuruları ve 4. Çeyrek Cari İşlemler Dengesi olacak. Haftalık İşsizlik Maaşı Başvururalarından bir önceki haftaya göre azalış beklenirken, 4. Çeyrek Cari İşlemler Dengesi’nde negatif yönlü artışın gerçekleşmesi beklenmektedir. Avrupa tarafında ise Salı günü açıklanacak Zew verileri dikkatle takip edilecek. Bu verilerden genel beklenti bir önceki aya göre hafif bir gerileme olması yönünndedir. Ayrıca Perşembe günü gelecek olan Euro Bölgesi Ocak Ayı Ticaret Dengesi verisine bakılacak. Bu veride de bir önceki aya göre azalış beklenmektedir. Sonuç olarak, iyileşme sürecinde olan, ilaç almaya devam eden bir bünyede, dönem dönem karışık mesajlar gelmeye devam ediyor.
Arzu Odabaşı, raporun tamamı için www.global.com.tr adresini tıklayın
Eti Yatırım Haftalık Bülteni
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:25
Bu haftaki önemli ekonomik verilerin yanı sıra Çin’in parasal sıkılaştırma manevraları, FED, BoJ ve TCMB’nin faiz kararları, Obama’nın Uzakdoğu ziyareti çerçevesinde IMKB-100 endeksi açısından 51.600 – 53.400 bandı takip edilmelidir.
Geçen Hafta;
Genel olarak zayıf veri akışı, şirket bazındaki haberler, birleşme ve satın alma aktivitelerindeki hareketlilik, Yunanistan’ın bütçe ve borç sorunlarını çözeceğine yönelik umutlu bekleyiş, Çin’in Şubat ayı ihracat datasının %46 gibi yüksek oranda artış kaydetmesinin global ekonominin iyileştiği yönünde yorumlanması, buna karşılık yine Çin’de açıklanan ve %2.7 olarak gerçekleşen enflasyon (TÜFE) verisinin son 16 ayın en yüksek seviyesine çıkarak Çinli yetkililerin tedbirler alacağı (yeni faiz artırımı gibi) beklentisi yaratması, Japonya Merkez Bankası’nın 16-17 Mart’taki toplantısında bankalara yaklaşık 110 milyar $ tutarında kredi daha sağlamanın yollarını arayacağı spekülasyonları geçen haftanın yurtdışı tarafındaki ana gündem maddeleri olurken, IMF anlaşmasının olmayacağı haberi ise yurtiçindeki gündemi oluşturdu. Bu kapsamda, geçtiğimiz hafta IMKB-100 endeksi %0.75 oranında değer kaybederken, global borsalar hafif de olsa yükselişini sürdürdü.
Bu Hafta;
Oldukça zayıf makro veri akışının olduğu geçen hafta, önemli sayılabilecek veriler Cuma gününe toplanmış ve sonuçlar karışık görüntü ortaya koymuştu. Her ne kadar yayınlanan veriler iyileşmenin sürdüğünü gösteriyor olsa da son birkaç aydır beklentilerimize paralel olarak daha karışık ve zayıflama gösteriyor ve bu durum olası ikili dip senaryolarına dair endişeleri artırıyor. Bu bağlamda, bu haftanın makro ekonomik verilerine baktığımızda, beklentilerin ağırlıklı olarak zayıflama yönünde olduğu görülüyor. Şayet, Empire State imalat endeksi, sanayi üretimi, konut başlangıçları, TÜFE, ÜFE, öncü göstergeler endeksi, Phily FED, ZEW endeksi gibi veriler tahmin edildiği şekilde önceki aya göre kötüleşirse bu durum hisse senedi piyasalarında satış baskısına yol açabilir. Son iki aydır mevduat munzam karşılıklarını artıran Çin’in geçen hafta yüksek gelen TÜFE verisinin ardından ekonomiyi soğutmak üzere daha fazla adım atabileceği beklentisi global borsalar üzerinde baskı oluşturuyor. Bu nedenle hafta boyunca gerek Çin’in gerekse ABD Başkanı Obama’nın Uzakdoğu gezisinde yapacağı açıklamaları takip etmekte fayda var. Ayrıca, Japonya Merkez Bankası’nın faiz toplantısı sonrasında bankalara yeni fonlama kolaylığı, kredi akışını rahatlatma ve/veya piyasadaki likiditeyi artırma konularının yanı sıra TCMB ve FED’in faiz toplantıları (değişiklik beklenmiyor) ile OPEC’in petrol arzına ilişkin kararı (üretimin değiştirilmesi beklenmiyor) önemle izlenmelidir. Global borsalar açısından genel olarak zayıf bir hafta olacağını düşündüğümüz 15-19 Mart döneminde de hisse pozisyonlarının artırılmasını tavsiye etmiyor, 51.600 – 53.400 bandının izlenmesini öneriyoruz. Şayet önümüzdeki günlerde 51.600 seviyesi kırılırsa 48.500 seviyesi tekrar test edilebilir ve biz bu ihtimali düşük bir olasılık olarak görmüyoruz.
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
TURKSTAT’dan İki Yeni Endeks: Sanayi Ciro ve Sipariş Endeksleri
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:25
TURKSTAT, aylık bazda üretim ve satış gelişmelerini takip etmek için Sanayi Ciro Endeksi’ni, geleceğe aylarda üretimi ölçmek için de Sanayi Sipariş Endeksi açıklamaya başladı. Sanayi sektöründe gelişme ve beklentileri daha yakından takip etmemezi sağlayan bu iki endeks için TURKSTAT’a teşekkür borçluyuz. Endekslerin reel bazda faaliyeti ölçtüğünü varsayarsak, Ocak ayı sonunda bir yıl öncesine göre %11’in üstünde, ama bir ay öncesine %17-20’ye yakın gerilemeler görüyoruz. Sonuçlar, daha önce bildiklerimizi onaylıyor: Ekonomi geçen sene 1Ç’de doruğa ulaşan krizden çıkıyor, ama daha kalıcı bir toparlanmadan bahsetmek için çok erken. Endekslerin eşliğinde yayınlanan raparlar şöyle:
Sanayi Ciro Endeksi, 2010 yılı Ocak ayında 2009 yılı Ocak ayına göre % 11,7 artış, bir önceki aya göre ise % 19,6 azalış göstermiştir.
NACE Rev. 1.1’e göre Madencilik ve Taşocakçılığı ile İmalat Sanayi kısımlarında bulunan ve Sanayi Üretim Anketinin kapsamına giren işyerlerinden 2005=100 temel yıllı oluşturulan Sanayi Ciro Endeksi, 2010 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 11,7 artarak 134,4 olmuştur.
Sanayinin alt sektörleri düzeyinde, 2010 yılı Ocak ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranları incelendiğinde, Madencilik ve Taşocakçılığı endeksi % 9,1 artarak 163,5’den 178,4’e; İmalat Sanayi Endeksi ise % 11,8 artarak 119,4’den 133,5’e yükselmiştir.
Ana Sanayi Grupları sınıflamasına (MIGs) göre 2010 yılı Ocak ayında en yüksek artış Dayanıklı Tüketim Malı İmalatı’nda görülmüştür.
Ana Sanayi Grupları sınıflamasına göre Aylık Sanayi Ciro Endeksi incelendiğinde, en yüksek artış % 31,0 ile Dayanıklı Tüketim Malı İmalatı’nda görülmüştür. Bunu, %18,0 ile Sermaye Malı İmalatı takip etmektedir.
En yüksek artış Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı römork İmalatında gerçekleşmiştir.
İmalat Sanayi alt bölümlerinin 2010 yılı Ocak ayında 2009 yılı aynı ayına göre yüzde değişim oranları incelendiğinde, en yüksek artış oranının %43,6 ile Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı römork İmalatında gerçekleştiği görülmektedir. Bunu, %36,0 ile Tıbbi Hassas ve Optik Aletler İmalatı takip etmektedir.

Sipariş Endeksi, 2010 yılı Ocak ayında 2009 yılı Ocak ayına göre % 11,7 artış, bir önceki aya göre ise % 19,6 azalış göstermiştir.
NACE Rev. 1.1’in İmalat Sanayi kısmında Avrupa Birliği düzenlemelerine göre sipariş ile çalışan faaliyetlerde bulunan ve sanayi üretim anketinin kapsamına giren işyerlerinden, 2005=100 temel yıllı oluşturulan sipariş endeksi, 2010 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 11,7 artarak 135,6 olmuştur.
Ana Sanayi Grupları sınıflamasına (MIGs) göre 2010 yılı Ocak ayında en yüksek artış Dayanıklı Tüketim Malı İmalatında gerçekleşmiştir.
Ana Sanayi Grupları sınıflamasına göre Aylık Sipariş Endeksi değişim oranları incelendiğinde en yüksek artış %37,9 ile Dayanıklı Tüketim Malı İmalatında gerçekleşmiştir.
En yüksek artış Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı römork İmalatı’nda gerçekleşmiştir.
Sipariş Endeksinin 2010 yılı Ocak ayında 2009 yılı aynı ayına göre yüzde değişim oranları incelendiğinde, en yüksek artış oranının %46,4 ile Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı römork İmalatında gerçekleştiği görülmektedir. Bunu, %36,8 ile Büro Makineleri ve Bilgisayar İmalatı takip etmektedir.

VARYANS Kamuoyu Yoklması: Halk’ın Gündemi İşsizlik
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:17
Varyans Araştırma Danışmanlık şirketinin yaptırdığı araştırma, halkın gündeminin ekonomi olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre halkın yüzde 65’i geçim sıkıntısı ve işsizliği en önemli sorun olarak görürken, Türkiye’de acil olarak çözülmesi gereken sorunların başında işsizlik ve ekonomik sorunlar geliyor.
Varyans Araştırma Danışmanlık şirketinin Prof. Dr. Hüsamettin Arslan başkanlığındaki araştırmacılara yaptırdığı araştırma, 26 Şubat-2 Mart tarihleri arasında 18 ilde farklı yaş ve eğitim gruplarından toplam 3 bin 200 kişi ile yüzyüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmada seçmenin Şubat ayında meydana gelen gelişmelere, siyasete ve siyasi partilere bakışının belirlenmesi amaçlandı.
-GEÇİM SIKINTISI VE İŞSİZLİK EN ÖNEMLİ SORUNLAR-
Araştırmaya göre halkın yüzde 65’i geçim sıkıntısı ve işsizliğin, en önemli sorun olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 35.4’ü geçim sıkıntısının en önemli sorun olduğunu belirtirken yüzde 30.3’ü de işsizliği en önemli sorun olarak görüyor. Eğitimin en önemli sorun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 8.1 iken, demokrasi yanıtını verenlerin oranı yüzde 3, Kürt sorunu yanıtını verenlerin oranı ise yüzde 1.6 olarak gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 11.5’i ise “Bir sorun yaşamıyorum” yanıtını verdi. Araştırmaya katılanlara Hükümet’in yaptığı çalışmalardan duyulan memnuniyet sorulduğunda ise en memnun olunan hizmetlerin başında sağlık hizmetleri geliyor. Katılımcıların yüzde 52.5’i sağlık hizmetlerinden memnun olduğunu, yüzde 38’i ise memnun olmadığını belirtiyor.
Demokratik açılım ve güneydoğu politikasından memnun olanların oranı yüzde 42 iken katılımcıların yüzde 45.2’si bu politikadan memnun olmadığını kaydediyor.
Terörle mücadele politikasından memnun olmayanların oranı yüzde 49.2 çıkarken, katılımcıların yüzde 40.7’si Hükümet’in terörle mücadele politikasından memnun olduğunu belirtiyor.
Katılımcılara, Hükümet’in hayat pahalılığını önleme, yoksullukla ve işsizlikle mücadele politikalarından duyulan memnuniyet sorulduğunda ise memnuniyetsizlik oranı daha da yükseliyor. Buna göre, katılımcıların yüzde 50.3’ü hayat pahalılığının önlenmesi, yüzde 53.4’ü yoksullukla mücadele, yüzde 57.1’i de işsizlikle mücadele politikasından memnun olmadığı yönünde görüş bildiriyor. Hükümet’in bu politikalarından memnun olduğunu bildirenlerin oranı ise sırasıyla yüzde 38.9, 36.6 ve 33.4 oldu.
-HANGİ PARTİ?-
“Türkiye’nin temel sorunlarına hangi parti daha iyi çözüm üretir” sorusu yöneltildiğinde ise katılımcıların önemli bir bölümü AKP’nin sorunlara daha iyi çözüm üreteceği görüşünü bildiriyor. İşsizlik sorununa AKP’nin daha iyi çözüm üreteceğini düşünenlerin oranı yüzde 33.8 iken, CHP’nin daha iyi bir çözüm üreteceğini düşünenlerin oranı 15.6, MHP’nin oranı yüzde 10.9, BDP’nin oranı ise yüzde 3.7 olarak gerçekleşiyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 20.1’i Balyoz darbe planı iddialarının ortaya çıkmasının Şubat ayında Türkiye’de yaşanan en önemli olay olduğunu düşünürken yüzde 17’si de TEKEL işçilerinin Ankara’da yaptıkları eylemin Türkiye’de yaşanan en önemli olay olduğunu belirtiyor. Ergenekon’un Şubat ayındaki en önemli olay olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 9.1 soruya “askerlerin tutuklanması” yanıtını verenlerin oranı yüzde 7.7, “darbe tartışmaları” yanıtını verenlerin oranı yüzde 5.9, “milletvekili kavgaları” yanıtını verenlerin oranı yüzde 4.8, “Erzincan savcısı” yanıtını verenlerin oranı yüzde 3.8, “ekonomik kriz” yanıtını verenlerin oranı ise yüzde 2.6 oldu.
-İŞSİZLİK ACİL OLARAK ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUN-
“Türkiye’de acil olarak çözülmesi gereken sorun nedir?” sorusu sorulduğunda ise katılımcıların yüzde 40.5’i “işsizlik” yanıtını verdi. “Ekonomik sorunlar” yanıtını verenlerin oranı ise yüzde 20.3 olarak gerçekleşti. Yüzde 8 oranındaki katılımcı “terör” yanıtını verirken katılımcıların yüzde 5.5’i de “Kürt sorunu”nu acil olarak çözülmesi gereken sorun olduğunu belirtti.
-‘AÇILIM’ HALKI İKİYE BÖLDÜ-
Araştırmaya göre, ‘demokratik açılım’ı destekleyenler ile açılıma karşı çıkanların oranlarına bakıldığında toplumun bu konuda bölünmüş durumda olduğu görülüyor. Demokratik açılımı katılımcıların yüzde 43.9’u desteklerken yüzde 44.4’ü de desteklemiyor. Katılımcıların yüzde 11.6’sı ise bu konuda fikri olmadığını belirtiyor. AKP seçmenlerinin yüzde 78.6’sı açılımı desteklerken CHP seçmenleri arasında açılımı destekleyenlerin oranı yüzde 14.2’de kalıyor. MHP seçmenlerinin yüzde 19.9’u açılımı desteklerken BDP seçmenlerinin yüzde 60.8’i açılıma destek veriyor.
-SEÇİM ZAMANINDA YAPILMALI-
Özlük hakları için Ankara’da 77 gün eylem yapan TEKEL işçileri konusunda kimi haklı buldukları sorulduğunda ise katılımcıların yüzde 46’sı TEKEL işçilerini haklı bulduğunu belirtti. “Hükümet haklı” diyenlerin oranı ise yüzde 42.8 oldu. Yüzde 11.2 oranındaki katılımcı ise bu konuda fikir beyan etmedi.
Muhalefetin Hükümet’e erken seçim çağrıları sürerken araştırmaya göre halk erken seçim istemiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 35.5’i erken seçime gidilmesini isterken yüzde 62.7’si ise seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini kaydetti. Seçim barajının yüzde 5’e indirilmesi konusunda ise yüzde 38.7 oranındaki katılımcı barajın yüzde 5’e indirilmesi gerektiğini belirtirken katılımcıların yüzde 48.5’i “indirilmemeli” yanıtını verdi.
-YENİ BİR ANAYASA’YA İHTİYAÇ VAR-
Katılımcıların çoğunluğu “Yeni bir Anayasa yapılmalı” yönünde görüş bildirirken yeni Anayasa’nın şimdi mi yoksa seçimden sonra mı konusunda görüş birliği bulunmuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 60.5’i yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç olduğunu düşünürken yüzde 31.6’sı yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç olmadığını belirtti. Yeni Anayasa’yı şimdiki Meclis’in hazırlaması gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 31, seçimden sonraki yeni Meclis’in hazırlaması gerektiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 28.1 oldu.
Kaynak: www.gazetevatan.com
Güngör Uras’da Şok Teklif: Devaluasyon Yapalım, Pahalı Döviz Günlerine Geri Dönelim
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:15
İki yıldır dünyayı kasıp kavuran ekonomik ve finansal krizde Keynesyan reçetelerin yenidne itibar kazanması, Türkiye’de eski tüfekleri sevindirrdi. Rahmetli Özal zamanında rafa kaldırılan tozlu dosyalar açılarak, eski ve hiç bir faydası olmadığı defalarca ispatlanmış fikirler, “radikal çözüm yolları” diye öne sürülüyor. Milliyet Gazetesi’nin çok değerli yazarı Sn Güngür Uras da Türkiye’nin üretim sorununu dövizi pahalılaştırmadan bitirimeyeceği iddiası ile, devaluasyon istiyor.
Yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Biz, görüşümüzü en son açıklayacağız. Ama, sizin ne düşündüğünü merak ediyoruz. Görüşlerinizi 50 kelimeyi aşmamak kaydı ile ayesilada@gmail.com adresine gönderin. Küfür ve aşağılama içermeyen tüm gönderileri kendi rumuzü ile bu sitede yayınlayacağız:
Güngör Uras Bombalıyor
Türk parası aşırı değerlendi. Döviz uzun süredir çok ucuz. Bu nedenle (1) Üretemiyoruz/İstihdamı artıramıyoruz (2) Bütçe açığını içeriden borçlanarak kapatıyoruz. (3) Döviz açığını dışarıdan borçlanarak kapatıyoruz. (4) İç açığı ve dış açığı kapatmak için kamu varlıklarını (özelleştirme adı altında) satıp savuruyoruz. Şimdi geldi sıra barajlara, santrallara...
Bu böyle sürüp gidebilse, mesele yok. Ama gidemez. İşte Yunanistan örneği ortada. Kaldı ki o euro bölgesinin üyesi. AB’nin koruması altında. O bile bu işi sürdüremedi.
Çare, dövizi pahalandıracağız. Bu konuyu tartışmaya açıyorum. Bu konu tehlikeli bir konudur. Karşı çıkanlar olacaktır. Denilecektir ki:
- Devalüasyon lobisi harekete geçti.
- Dalgalı kurdan sabit kura mı geçeceğiz? Dalgalı kur sisteminde devalüasyon olmaz. Döviz fiyatı arza talebe göre oluşur.
- Döviz fiyatı artar ise bankalar, döviz borcu olan özel sektör güç duruma düşer.
- Pahalı ithalat enflasyonu artırır.
Tartışmaya girecekler bütün bu itirazlara hazır olmalıdır.
Döviz fiyatı artırılmalı
Önce devalüasyon konusuna açıklık getirmekte yarar vardır:
- Dalgalı kur sisteminde, serbest piyasa ekonomisinde, eski usul, “devlet emir ve kumandasında” döviz kuru belirlenemez.
- Fakat Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye el ele vererek “Tobin Vergisi” gibi vergileme araçlarını da kullanarak “üretimden ve ticaretten kaynaklanmayan” döviz girişlerini frenleyerek, Türk Lirası’nın aşırı değerde olmasını önleyebilir.
Gerçekçi olalım. Türk Lirası’nın bugünkü aşırı değeriyle, ithalat yavaşlamaz, artar. İhracat dövizi girişi görünürde artsa da net döviz girdisi giderek azalır. Katma değer yaratamayız.
Günü gün etmeye dönük, yanıltıcı tedbirler sorunun ertelenmesine imkân veriyor ama çözülemez boyuta getiriyor.
Bu günlerde döviz fiyatındaki kademeli olarak yüzde 3, yüzde 5 artışları bu ekonomi hazmedebilir. Ama bugün bu hazmedilebilir ölçüdeki ayarlamalarla döviz kuru gerçekçi rakama oturtulamazsa, bir süre sonunda çok büyük ölçüde, hazmedilemeyecek boyutta, sarsıntı yaratacak şekilde döviz kuru ayarlamaları zorunluluğu ortaya çıkar.
Sorun çözmüyoruz, erteliyoruz. Ucuz döviz fiyatının neden olduğu sorunları ertelemek Türkiye’nin pahalı faturalar ödemesiyle mümkün olabilmektedir.
- Katar Şeyhi bize döviz gönderecek, Suudi Arabistan Kralı yardım edecek diyerek başkalarından gelecek dövize ümit bağlıyoruz. El parasıyla günü geçirmeyi marifet (başarı) sayıyoruz.
- Özelleştirme adı altında varlıkları sata sata bitiremedik. Şimdi geldi sıra elektrik santrallarına ve barajlara. Bunları 40 milyar dolara satacağız diye seviniyoruz. Bu barajlar bu halkın parasıyla yapıldı. Üretim değeri var ki bunlara yabancılar 40 milyar dolar ödeyecek ve para kazanacak.
-Yıllar önce yapılmış, alınmış varlıkları satarak yaşamak marifet değildir. Sevinilecek, övünülecek iş değildir. Bu varlıklara yenilerini katmak marifettir.
Bu ucuz döviz politikasıyla varlıklara varlık katamadığımızı gördük. Varlıkları satmaktan başka çare olmadığını gördük.
Yıllar önce yapılan santralların, barajların satışından gelecek döviz bizim 2010 yılındaki döviz açığımızı kapatır. İyi de gelecek yıl, bir sonraki yıl satacak nemiz kaldı?
Üretim artmazsa işsizlere nasıl iş bulacağız, açları nasıl doyuracağız, refahı nasıl artıracağız?
Bunları tartışmanın zamanıdır.
ABD ve AB Ekonomileri: Parite Nasıl Etkilenecek
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:15
ABD ekonomisinde görülen olumlu gelişmeler diğer dünya piyasalarında görülemiyor. Özellikle Avrupa ve Uzak Doğu da yaşanan ekonomik olaylar, krizden çıkışın ne kadar zor olacağını özetlemekte. Avrupa da Yunanistan hala ciddi bir sorun, bu hafta Avrupa bölgesi ekonomi ve maliye bakanları bu sorunun çözümü için toplanırken bir sonucun çıkması oldukça zayıf.
Bunun yanında İngiltere de yaşanan ekonomik gelişmeler oldukça riskli bir hal almakta. Son olarak bu sabah, AB 'nin İngiltere'nin mali planını yetersiz bulması ileriki zamanda İngiltere'nin çok daha ciddi sorunlarla karşılaşabileceğini göstermekte. Avrupa da bu karamsar hava sürer iken Çin’deki enflasyon riski ve buna karşı alınabilecek ekonomik önlemler büyüklük açısından tüm dünyayı etkileyebilecek durumunda.
Japonya da ise resesyondan çıkış çalışmaları devam ediyor, son zamanlarda uyguladığı ekonomik planlarında tam anlamıyla başarıya yakalayamaması ülkeyi yeni önlemler almaya itiyor. Bu hafta yeni bir paketin açıklanması beklenmekte. Bu pakette şimdiye kadar ki önlemlere ek olarak yaklaşık 120 milyar USD'lık bir kaynağın piyasaya aktarılması söz konusu. Yaşanan tüm bu olaylardan krizden bir anda çıkılmasının güç olduğu anlaşılmakta.
Özellikle bu ay açıklanacak ekonomik veriler gelecek açısından önem arz etmekte.
Bugün oldukça önemli açıklamalar var. Öncelikle Avrupa cephesinden saat 12:00 de Alman ZEW Endeksi (beklenti 43.50 önceki 45.10), AB Tüketici Fiyat Endeksi (beklenti 0.90 önceki 0.90) açıklanacak. ABD'den saat 14:30 da Yapı Ruhsatları (beklenti 0.60M önceki 0.62M), Konut Başlangıçları (beklenti 0.57M önceki 0.59M), İthalat Fiyat Listesi (beklenti -0.10 önceki 1.40) ve saat 20:15 de FED Faiz Oranı Beyanatı açıklanacak.
Özellikle ZEW endeksi Almanya'nın ekonomik gelişmişliğini göstermesinden dolayı Euro açısından oldukça önemli. ABD den gelecek Faiz açıklamasında beklenti faizlerin aynı kalması yönünde ancak bu karar sonrası FED tarafından yapılacak açıklama ABD'nin gelecek uygulayacağı para politikaları hakkında ip uçları vermesinden dolayı oldukça önemli.
EUR/USD paritesi şuanda 1.3670 seviyelerinde, hatırlanacağı gibi bir süreden bu yana içinde bulunduğu downtrendi geçen hafta kırmış ve alışlar yoğunlaşmıştı. Cuma günü 1.3780 direnci test edildi ve sonrasında tepki satışları yaşandı. Bu tepki satışları 1.3630 seviyesine kadar sürebilir sonrasında yeniden bir alış hareketi beklemekteyim. 1.3630 seviyelerinden TD Trendline geçmekte ve oldukça önemli olan bu çapraz destek kırıldığı takdirde satışlar hızlanacak ve 1.3455 desteği yeniden test edilecektir.
Bu kırılmanın olması için bugün gelecek açıklamaların beklenmedik olması gerekmekte. Eğer bu seviyelerden alışları devam ettirir ise 1.3780 çok önemli bir direnç kırıldığı takdirde önce 1.3850 sonrasında da 1.40 seviyeleri test edilebilir. Bu hafta özellikle Avrupa'dan gelecek açıklamalar paritenin geleceğini belli edecektir. Başta Yunanistan ve diğer sorunlu AB ülkeleri hakkında olumlu veriler gelmeye başlar ise paritede yeni bir boğa rallisi başlayabilir.
Mustafa KEYSAN
Finansal Analist
ZEW Düştü, Ama Beklentileri Aştı
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 12:05
Alman yatırımcılarının güveni mart ayında gelecek altı aylık dönem için ekonominin büyümesinin yavaşlaması ve Yunanistan’ın mali krizi nedeni ile düşüşe geçti.
Mannheim’daki Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi (ZEW) Şubat ayında yatırımcı endeksinin ve analist beklentilerinin 45.1 den 44.5’e düştüğünü belirtiyor. Ekonomistler 43.5’e düşeceğini bekliyorlardı. Bloomberg haberlerine göre ortalama beklenti 41’lerde idi. Rapor önümüzdeki altı aydaki gelişmelerin ne olacağını tahmin etmeye çalışıyor.
Son verilere göre 2009’un son üç ayında büyüyemeyen Alman ekonomisi, önümüzdeki çeyrekde de duraksamasına son 14 yılın en soğuk kışı ile beraber inşaatın durması ve tüketicinin evde oturması nedeni ile devam edecek görünüyor. Yunanistan’ın içinde bulunduğu kriz de euro bölgesine olan güvenin azalacağı yönünde. Buna rağmen DAX hisse endeksi son üç haftada %7 ile ralliye devam ediyor.
Brüksel ING Grubu ekonomisti Carsten Brzeski’ye göre 1Ç hava koşulları nedeni ile kötü olacak ancak genel olarak herşey sağlıklı işleyecek görünüyor. Rapora göre aşağı gidiş yerine daha ziyade bir miktar yerinde duran veriler görülüyor olduğunu ekliyor.
ZEW’in ölçümlerine göre geçen ay ekonomik durumlar eksi 54.8’den eksi 51.9’a yükselmiş. Rapor Euro’nun $ 1.3683’e inmeden önce ilk olarak yükseldiğini ve çok az değiştiğini göstermektedir.
İhracat’taki tehlikeli Durumlar
Geçen haftanın verileri ocak ayında Alman ihracatının beklenmedik bir şekilde 6.3’e düştüğünü göstermesine rağmen ve euro’nun dolara karşı %4.2 değer kaybetmesi ile bu yıl ihracatın bir miktar artabileceği ön görülüyor. Bundesbank Başkanı Axel Weber’a göre 1Ç iç üretim açısından çok zayıf olacak, hatta eksileri görecek. Ancak 2Ç ve 3Ç için çok kuvvetli senaryosu var. 2009 yazında başlayan iyileşmenin devam edeceğini ekliyor. Merkez Bankası İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk defa 2009’da %5 küçülen Alman ekonomisinin bu yıl en büyük olacağını ve %1.6 büyüyeceğini belirtiyor. Avrupa’nın en büyük araba üreticisi VW AG, spor ve ticari araç satışlarının 2010’un ilk iki ayında %27 arttığını belirtiyor. VW CEO’su Martin Winterkorn şirketin, Çin, Brezilya ve ABD’de satışlarının çok iyi gittiğini ekliyor.
Hane Halkı Tüketimi
Almanya’nın büyümesi ihracata bağımlı. 2009 ‘da hane halkı tüketimi hükümetin para desteği ile ki Eylül,09’da bu destek kaldırıdı- sadece % 0.4 arttı. Almanya, Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde’nının tüm euro bölgesinin iyiliği için Almanya’nın iç tüketimini artırması gerektiği eleştirisini görmezden gelmektedir. Lagarde’ye göre ticaret fazlası yaşayan ülkeler diğer ortaklarının çıkarı için dengeyi oluşturmak zorundalar. Alman Ekonomi Bakanı Rainer Bruederle’e göre ise Yunanistan örneğinde olduğu gibi daha fazla rekabetçi olabilmek ve mali reformları devam ettirebilmek için yapılabilecek hiç bir şey yok. Kamu sektörü için ücret kısıtlaması ve vergi artışları ile GSYIH’nın %12.7 olan bütçe açığını (Avrupa Birliği limitlerinin dört katı) azaltabilmek için Yunanistan çok sıkı bir programa girmiş durumda.
Yunanistan Krizi
Avrupa Birliği ülkelerinin maliye Bakanları Yunanistan’ın planının başarısız olması halinde acil durum için Yunanistan’a borç verilebileceği üzerinde fikir birliğine vardılar. Londra’daki Daiwa Kapital ekonomisti Colin Ellis’e göre Yunanistan yatırımcılar için çok kötü bir örnek oldu. Aynı zamanda yatırımcılar Almanya’nın iyileşmesinin de çok daha zor ve yavaş olacağını görüyorlar diye ekliyor. Alman ekonomisine olan güven 11 aydan beri ilk defa tekrar şubat ayında düştü. Almanya’nın önemli Şirketi E.ON AG, 2012’ye kadar her yıl biraz daha az yatırım yapacağını açıkladı.
Cihan Kunt
Kurlar ve Döviz Nereye?
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:05
İMKB dar alandan sert hareketle çıkma gayreti içinde. Yukarı harekette Komisyonun’dan Olli Rehn'in açıklamaları etkili oldu. Rehn'in, (Yunanistan'ın önlemleri cesur, bugün için finansal yardıma ihtiyacı yok. Mayıs'ta bütçe konusunda yeniden rapor verilecek) değerlendirmesi olumlu algılandı. Yurtiçinde gösterge faizlerdeki gerileme ve döviz kurlarının zayıf seyretmesi, hisse senedi piyasasını yukarı yönde destekledi. Günün kapanışı 53 bin 233 puanla gerçekleşti. Endeks 52317 seviyesindeki 50 günlük ortalamasının üzerinde tutundu. Bunun yanında talep tarafında da güçlenme yaşanıyor. 53 bin 300 direnci aşılırsa 54 bin 100 puana kadar bir çıkış görülebilir. Şu anda pozisyonların bozulmaması tavsiye ediliyor. Şu anda enerji, inşaat, sigorta ve petrol sektörü öne çıkıyor.
Almanya'da ZEW endeksinin 44,5’la tahminleri aşması Avrupa borsalarının artıda kalmasını sağladı. Yunanistan'ın acil yardıma ihtiyacı olmadığının anlaşılması Euro/Dolar paritesinin 1,3760 sentin üzerinde çıkmasını sağladı. Kısa vadede paritenin 1,3800 - 1,4000 seviyeleri aralığına yükseleceği öngörülüyor. Bu durumda Dolar/TL kuru 1.520 TL seviyesini aşağı doğru kırıp 1.500 TL'ye dönebilir. IMF çıpası tamamen gündemden kalktı. Herhangi bir görüşme yapılmıyor. Ancak istendiğinde uzlaşma imkânı bulunduğu açıklandı. Bütün dünya Türkiye'ye IMF'siz ayakta durmayı başaran bir ülke gözüyle bakıyor. Türk Lirası bu yüzden değer kazanıyor. Dolar günü 1.526, Euro'da 2.095 TL ile tamamladı.
Teknik olarak incelediğimizde 1,5185 seviyesinde olan parite de 1,5115 seviyesi önem arz ediyor ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılamaması pariteyi 1,5315 seviyelerine kadar çıkarabilir. Satışların devam etmesi durumunda 1,5115 seviyesinin aşağı yönlü kırılıp kırılmamasına bakacağız ve bu seviye aşağı yönlü kırılacak olursa parite ilerleyen günlerde 1,4990 seviyesine kadar düşebilir.
Küresel borsalardaki iyileşme derinlik kazanıyor. 1 yıl önce alınan tedbirlerin meyveleri ekonomilerin çarklarını döndürmeye başladı. Devletlerin aldığı tüm güçlü teşvikler şu an için reel ekonomiye ulaşmaya başladı, bunu hisse senedi piyasalarındaki yükselişlerden görmek mümkün. Euro bölgesinde Şubat ayı TÜFE rakamlarının beklentilere uygun gelmesi, Almanya'da ZEW endeksinin 44,5’la tahminleri aşması Avrupa borsalarının artıda kalmasını sağladı. Yunanistan'ın acil yardıma ihtiyacı olmadığının anlaşılması Euro/Dolar paritesinin 1,3760 sentin üzerinde çıkmasını sağladı. Kısa vadede paritenin 1,3800 - 1,4000 seviyeleri aralığına yükseleceği öngörülüyor.
Bugün Amerika’dan gelecek olan haberler ile Amerikan borsasının açılmasıyla paritede ciddi hareketlenmeler görülebilir
13:00USD MBA Morgage Başvuruları
14:30USD PPI
14:30USD Çekirdek PPI
16:30USD Ham Petrol Envanterleri
Teknik olarak incelediğimizde 1,3800 seviyesinde tutunamayan parite 1,3635 seviyelerine kadar düştü ve 1,3600 seviyesini destek olarak gördüğü için yükselişine devam etti. Şuanda 1,3774 seviyesinde olan paritede 1,380 seviyesi önem arz ediyor ve buranın yukarı yönlü kırılması pariteyi önce 1,3900’a daha sonra da 1,4000 seviyesine kadar çıkartabilir. Aksi takdirde yani bu direnç geçilemediği durumda ise paritenin 1,3530 seviyesine kadar düşmesi bekleniyor. Parite 1,3450-1,3800 seviyesi arasındaki hareketini sürdürmektedir.
Kudret AYYILDIR
Finansal Analist
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
Aracı Kurumlardan Teknik Analiz
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:00
Eti Yatırım: Dün güne alıcılı başlayan piyasada %0,48 oranındaki primle 52.223 puandan açılış yapan endeks seans içinde zaman zaman yaşanan kar satışlarına rağmen genelde yukarı yönlü hareketini sürdürdü. En yüksek 52.753 puanı test eden endeks ilk seansı %1,36 oranındaki primle 52.680 puandan tamamladı. İkinci seansa nispeten yatay bir başlangıç yapan piyasada sonradan belirginleşen alımların etkisiyle 53 bin seviyesini aşma yönünde yaptığı atakta başarısız olan endeks seansın ilk yarısında 52.600 seviyesinde dengelendi. Seansın ikinci yarısında ise kademeli başlayan alımların genele yayılması ile birlikte yaklaşık bir haftalık aradan sonra 53 bin direncini aşan endeks en yüksek 53.270 puanı test etti. Kapanışa yakın gelen hafif satışların etkisine rağmen endeks günü %2.43 oranındaki primle 53.233 puandan tamamlamayı başardı. Geçen hafta başından bu yana 52 bin seviyesinin üzerinde tutunma çabası vermesine bağlı olarak gerek kısa gerekse orta vadeli hareketli ortalamalarının yatay seyrettiği endeksin dün sert bir çıkışla bu seviyeden aldığı destekle gün içi gördüğü en yüksek değere yakın kapanış yapması uzun vadeli trendin devamı açısından olumlu olarak nitelendirilebilir. Keza, aşağıdaki grafikte de görülebileceği üzere endeksin Şubat ayı başından bu yana oluşan simetrik üçgen formasyonu da dün tamamlayarak yukarı doğru kırması da bu görüşümüzü onaylamaktadır. Önündeki ilk önemli direnci 53.500 seviyesinde bulunan endeksin piyasadaki işlem hacmindeki artışın devam etmesi halinde kısa vadede 54.400 ve sonrasında da 55 bini hedefleyeceği söylenebilir.
Kısa vadeli teknik göstergeleri incelendiğimizde CCI'ın yükselişe geçerek aşırı alım referans çizgisi direncinin hemen altında bulunduğu, William's R'ın da ikili dip yaparak bölgeye girdiği ve alım sinyali verdiği görülmektedir. Trendin devamı açısından takip ettiğimiz Momentum'un referans çizgisinin üzerine çıkarak yükseliş eğilimini hızlandırması bu yeni harekete destek verici niteliktedir. Diğer taraftan orta vadeli teknik göstergelerden MACD tetik çizgisi üzerindeki yatay sürdürürken, Trix de benzer bir seyir izlemektedir. Gerek teknik göstergelerin yeni konumu gerekse artan işlem hacmi kısa vadede bu olumlu görünümün devam edeceği izlenimini vermektedir. Kısa vadede TL bazında endeks için 53.300-53.500-54.400-54.800-55.000-55.500 seviyeleri direnç, 52.500-51.800-51.400-51.000-50.300-49.500-49.000 seviyeleri de destek konumundadır
Gedik Yatırım: ENDEKS SIKIŞMAYI TAMAMLADI, GÖRÜNÜM GÜÇLÜ...
Endeksin geçtiğimiz haftadan bu yana devam eden sıkışmasını dün yukarı yönde tamamladığını görüyoruz. 53,350 ana direncine doğru hareket eden endeksin güçlenen görünümü ile birlikte bugün de alıcılı seyrine devam etmesini ve gün içindeki olası kar realizasyonlarının sınırlı kalmasını bekliyoruz. 53,350 direncinin aşılması ile birlikte yükseliş yeniden 53,900-54,500 dirençlerine doğru ivme kazanabilir. 53,100 ve 52,500 destek haline gelmiş durumda. Yatırımcılara trade amaçlı alım fırsatlarını değerlendirmelerini öneriyoruz.
EMDAS: İMKB dün yurt dışı piyasaların da üzerinde bir yükseliş yaşadı. Kısa vadede önemli direnci olan 53000-53300 bölgesinde kapatan endeks bugün yurt dışı eğilimin de pozitif katkısı ile bu direnci geçmesini bekliyoruz. Son bir yıldır piyasalarda likiditenin etkisi ile ekonomik gerçeklerin ötesinde yaşanan bu yükseliş devam ediyor. Dolayısıyla Fed’in para politikasına ilişkin açıklamaları henüz likiditenin kısılmasına ilişkin bir strateji içermediğinden olumsuz algılamalar olmayacaktır. Teknik olarak 53300 kırılırsa stop loss seviyesi 53000 e çekilerek satış için 55000 ler izlenebilir. 53300 kırılmadığı taktirde ise 52500 ve 52000 desteği önemli.
HSBC Yatırım: Mali piyasalarda sakin seyir
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:00
Küresel mali piyasalar dün göreceli olarak sakin bir seyir izledi. Asya merkez bankalarının parasal sıkılaştırmaya gidebileceği endişelerinin azalması ve gün içerisinde açıklanan önemli makro ekonomik verilerin beklentilere göre daha olumlu olması ile bir miktar iyimser bir hareket gözlemlendi. ABD Merkez Bankası FED’in kritik faiz toplantısı öncesinde yatırımcıların yeni pozisyon almada isteksiz davrandığı gözlemlense de, küresel risk iştahında sınırlı bir miktar toparlanma izlendi. Türk mali piyasalarında da benzer bir hareket oldu. USD/TL kuru EUR/USD paritesindeki yükselişin de yardımıyla kademeli bir düşüşle 1.5200 civarına geriledi. Ancak, yurt içi kaynaklı dolar alımlarından ötürü TL’nin döviz sepeti karşısında değer kazanamadığını gördük. Hazine’nin 2010 yılı için borç çevirme oranını sene başındaki %99.5 hedefinden %90–95 aralığına çektiğine ilişkin haberler faiz cephesinde oldukça sınırlı bir etkiye neden oldu. Gösterge bileşik faiz 5–10 baz puan civarında bir düşüş ile %9.10’a geriledi.
Hisse senedi piyasasında şirket bazlı hareketlerin de etkisiyle daha belirgin bir yükseliş yaşandı. İMKB–100 endeksi günü %2.4 yükselişle tamamladı. ABD Merkez Bankası FED, dünkü toplantısında faizleri uzunca bir süre daha mevcut düşük düzeyinde tutacağını yineledi. Çıkış stratejisine ilişkin olarak hiçbir adım atmazken ekonomik gidişat ve istihdama yönelik ılımlı ifadelerine karşılık ekonominin tam olarak dengelenmediğini söyleyerek mevcut duruşunu korudu. Bu karar sonrasında mali piyasalar faiz artırım beklentilerini ötelerken risk iştahında
canlanma yaşandı (karar sonrası Kasım ayından önce faiz artırımı olacağı ihtimali %90’lardan %50’lere geriledi). FED’in kararı sonrasında bu sabah saatlerinde Japon merkez bankasının da kısa vadeli fon miktarını artırarak parasal genişleme yolunda önemli bir adım atması da piyasalar açısından olumlu bir gelişme oldu. Dün ABD hisse senedi endeksleri %0.5 civarında artış kaydettikten sonra bu sabah Asya’da daha iyimser bir hava hakim. MSCI Asya/Pasifik endeksi %1.4 artış kaydederken emtia fiyatlarında da artışlar yaşandı. Bu bağlamda, küresel risk iştahının canlı olacağı ve piyasaların iyimser bir seyir izleyeceği bir gün geçireceğimizi düşünüyoruz. Bugün yurt dışı piyasalardan çok önemli bir veri akışı yok. ABD’de TSİ14:30’da ÜFE enflasyon rakamları ile gece saatlerinde FED Başkanı Bernanke’nin konuşmaları yakından izlenecektir. Türkiye cephesinde iyimserliğin dozu göreceli olarak daha sınırlı olabilir. Faiz cephesinde enflasyondaki yükseliş nedeniyle belirgin bir hareket beklenmemeli. Gösterge bileşik faiz dünün 10 baz puan civarında altında %9.0–9.1 bandı içerisinde salınabilir. Hisse senedi piyasasında alımların süreceğini düşünüyoruz. EUR/USD paritesi USD/TL kuru üzerinde belirleyici olacaktır. EUR/USD paritesinin mevcut seviyeleri yukarı yönde kırması durumunda yükseliş ivme kazanabilir. Aksi durumda ise yönünü aşağı çevirecektir. USD/TL kuru için günlük hedef aralığımız 1.5150–1.5250 olabilir.
Raporun tümü için: http://www.hsbc.com.tr/tr/yatirim/arastirma/
MEKSA: Merkez Bankalarından Sürpriz Yok
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 10:59
Haftanın önemli gündem maddelerinden olan merkez bankaları toplantılarından ikisi sonuçlandı. FED ve BoJ piyasa beklentileri paralelinde faiz oranlarını değiştirmeyerek düşük seviyelerde tutmaya devam etti.
FED, faizleri beklendiği gibi değiştirmeyerek 0 ile %0.25 aralığında bırakırken, yaptığı açıklamada faizlerin uzun bir süre için daha düşük seviyede kalacağı yönündeki açıklamasını tekrarladı.
FED’in faiz seviyesindeki ifadesinin yanında toplantıya katılan üyelerin faiz artırımı konusundaki eğilimleri merak edilen bir başka konuydu. Önceki toplantıda Kansas FED Başkanı Hoening’in faiz artırımı yönündeki oyuna yeni katılımların olup olmayacağı takip edilirken, dünkü toplantı sonrası bir kez daha sadece Hoening faiz artırımı konusunda oy kullandı.
FED’in mevcut politikasında değişiklik sinyali vermemesi ve üyelerin önceki eğilimlerinin korunması sonrası Wall Street endeksleri günü yükselişle tamamlarken, KBW Bankacılık Endeksi %1.6 değer kazandı.
Wall Street endekslerini destekleyen diğer unsurlar ise S&P’nin not kaybı endişesi taşıyan Yunanistan’ı negatif izlemeden çıkarması ve General Electric’in 2011 yılında karlılığını artıracağı açıklamaları oldu. GE hisseleri %4.5 değer kazandı.
Asya tarafında da dün global arenada ön plana çıkan pozitif haberlerin etkisi destek olurken, Japon Merkez Bankası BoJ’un faiz oranlarını değiştirmemesi ve kredi destek programını 10 trilyon yenden 20 trilyon yene (220 milyar$) yükselttiğini açıklaması da iyimserliğe katkı sağladı.
Yurtiçi piyasalar bazında dün itibariyle bankacılık sektörü kaynaklı olumlu haber akışı ve bütçeye ilişkin açıklanan şubat ayı verilerinin mali disiplinin korunduğuna işaret etmesi paralelinde bir süredir devam eden kararsız seyrini yukarı yönlü aşmış oldu.
Mali kesim kaynaklı olumlu gelişmeler paralelinde bankacılık kesimi endeksinin teknik anlamda kısa vadeli göstergeleri pozitif tarafta yer alırken, söz konusu görüntünün genel endeks eğiliminide desteklediği görülüyor.
Özellikle bankacılık kesiminin sağladığı destek nedeniyle açılışla birlikte yukarı yönlü ivmenin sürdürülmeye çalışılacağını düşünüyoruz. Bu paralelde 53.600 ve 54.000 seviyeleri günlük bazda öngördüğümüz direnç noktaları..
Bununla birlikte dün olduğu gibi piyasaları destekleyebilecek yeni haber akışı sağlanamadığı takdirde ilerleyen günlerde endeksin direnç seviyelerinden 53.000-53.300 aralığındaki destek bölgesini test etmek üzere kar realizasyonlarıyla karşılaşmasına tanık olabiliriz.
Ozgur Yurtdasseven
Araştırma Müdür Yardımcısı
Meksa Yatırım Menkul Değerler
Bono-Tahvil-Döviz Yorumları
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 10:58
Abdullah Kunt, Global MD
Dün güne %9,15 seviyesinden başlayan gösterge faiz günün ilk işlem saatlerinde yatay hareket ederken piyasalardaki olumlu hava ve dolar/TL' deki gevşeme eğilimi yanında Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı' nın 2010 için öngörülen borçlanma rasyosunun %90 - 95 arasına gerileyeceğini belirtmesinin ardından gelen alımlarla faiz %9,08 seviyesine kadar gevşeyerek günü sonlandırdı. Borçlanma rasyosunun öngörülenden düşük gerçekleşmesi piyasaya daha fazla likidite kalacağına işaret ederken büyümeyi destekleyici olacaktır. Gelişmelerin ardından küresel piyasalardaki olumlu hava ve TL'deki güçlü görünümün etkisiyle bu sabah itibariyle tezgahüstü piyasada gösterge faiz %9,10 - %9,00 aralıığnda işlem görüyor.
Eurobond: Bir süredir Avrupa Bölgesinden gelen haberlerle dalgalanan eurobond piyasası IMF görüşmelerinin sonlandırıldığının açıklanmasının ardından ufak çaplı değer kaybına uğrayarak 160.00$ seviyelerine gerilerken borsalardaki temkinli görünümle mevcut seviyelerde dengelenmeye devam etti.
Dolar: Global piyasalardaki temkinli iyimser havanın etkisiyle dün güne 1.53' den başlangıç yapan USD/TRY kuru, beklentilerden iyi gelen ABD konut verisi ve S&P tarafından Yunanistan' ın izlemeden çıkarılarak kredi notunu teyit etmesinin paritede yükselişi desteklemesiyle beraber 1.5250 seviyesine gerileyerek günü sonlandırdı. Öte yandan dün yapılan FED toplantısından beklendiği gibi düşük faiz seviyesinin bir süre daha korunacağının açıklanmasının ardından bu sabah itibariyle €/$ paritesi 1.3780 seviyelerinde ve dolar /TL 1.5170 ' den güne başlangıç yapıyor.
EMDAS
Salı günü para piyasası 26,533 milyon TL artı rezerv ile açıldı. Repo piyasasında gecelik brüt faiz % 6.50 net faiz ise % 5.52 oldu. Bono piyasasında bileşik faizler dar bantta hareket etti. 16 Kasım 2011 vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi gün içinde %9.13-%9.17 bandında işlem görürken ortalama bileşik faiz %9.15 işlem hacmi ise 371 milyon TL oldu. Hazinenin borçlanma rasyosunu azaltabileceği haberinin ardından faizlerde gevşeme yaşandı. Gösterge bileşik faizin yurt dışı ve yurt içi gelişmelere bağlı olarak kısa vadede %9.00-%9.20 bandında hareket etmesini bekliyoruz.
Gedik Yatırım
Bizde de bono piyasasının dinamikleri yurt dışından etkilendiği düşünülürse gelişen piyasalara akan paranın önüne likidite önlemlerini hemen başlatmayarak engel koymayan FED nedeniyle bir miktar iyimser günler geçirmesi mümkün. Fakat Türkiye ’de önemli enflasyon artışı var ve bu artışın nasıl seyrettiği Mart ayı enflasyonu ile gözlenmek istenecektir. Faiz düşüşleri diğer piyasalara iyimser altyapı hazırlaması açısından önemli olabilir. Bunun dışında önemli bir faiz inişi beklemek mümkün değil.
Gelişen ve gelişmiş piyasa paralarında dolara karşı bir değerlenme olması likidite önlemi ve faiz artışı kararları almayan FED nedeniyle görülmeye devam edecektir. Fakat bu sürecin kısıtlı kalması yaklaşan faiz artış beklentileri nedeniyle büyük olasılık olacak.
Delta Menkul
Salı günü tahvil/bono piyasasında alıcılı bir seyir izlendi. Ocak-Subat dönemi merkezi yönetim bütçe açığının, geçen yılın aynı dönemine göre
yüzde 47.9 azalısla 5.392 milyar lira olarak açıklanması bono tarafında alısların gün boyu devam etmesini sağladı.Gösterge kıymet günü %9,08 bilesik seviyesinden tamamladı. Bugün gösterge tahvil % 9,00 - %9,20 bilesik bandında, usd kuru 1,5100 – 1,5250 bandında hareket edebilir.
Garanti Yatırım
Tahvil-Bono Piyasası: 16.11.2011 vadeli gösterge tahvil dün ortalama %9.15 bileşik ile işlem görürken, valörlü işlemlerdeki ortalaması %9.11 oldu. Bu sabah bankalararası piyasada güne %9.04 bileşik seviyesinden başlayan gösterge tahvilin gün içinde %8.90-9.15 bileşik aralığında işlem görmesini bekliyoruz. %9.12 ve %9.16 destek, %9 ve %8.90 ise direnç seviyeleridir.
Eurobond Piyasası: Türkiye’nin 5 yıllık CDS fiyatı dün 159 bps seviyesinden kapandı. 2030 vadeli Türkiye Eurobondu ise bu sabah $161.1 seviyesinden işlem görüyor. Döviz Piyasası: €/$ paritesi bu sabah 1.3775, $/Yen paritesi 90.4, €/Yen paritesi de 124.5 seviyesinde bulunuyor. Güne 1.5190 seviyesinden başlayan $/TL kurunun ise gün içinde 1.5050-1.5280 aralığında işlem görmesini bekliyoruz. 1.5120 ve 1.5080 destek, 1.5230 ve 1.53 ise direnç seviyeleridir.
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
UYARI: Bütçe verilerine sevinmeden bu raporu okuyun
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 10:57
İlerki saatlerde sitemize koyacağımız Ocak-Şubat merkezi bütçe gerçekleşmeleri analizlerinden önce, düşünce kuruluşu ve bütçenin sadık bekçisi TEPAV’ın 2009 bütçe gerçekleşmelri ile ilgili aşağıdaki raporuna bir göz atın. Şeffaflığın kaybolduğu bir bütçe raporlama sistemine geri dönüş yapıldı. Bu durumda, artık Maliye’nin sözüne güvenmek değil, her gelir ve harcama kaleminini elimizdeki diğer verilerle karşılaştırdıktan sonra gerçek kabul etmek zorunda kaldık.
TEPAV, 2009 yılı bütçesindeki iyileşmenin kaynaklarına ilişkin bazı noktaların aydınlatılmasını istedi. “2009 yılı bütçe harcamalarına yansıtılmayarak ödenekleştirilmeyen ve 2010 yılına aktarılan stok yükümlülük miktarının ne kadar olduğunun bilinmesi mali saydamlık açısından önem taşımaktadır” denilen TEPAV raporunda ayrıca, KDV tahsilatındaki % 45’lik artış ile kayıtlı istihdam sayısı azalırken, prim gelirleri tahsilatındaki % 50’lik artış konusunda daha ayrıntılı bilgi istendi.
TEPAV İstikrar Enstitüsü tarafından hazırlanan Mali İzleme Raporu -2009 Yılı Aralık Ayı Bütçe Sonuçları açıklandı. Rapor’da ayrıca “Kesin Hesap Uygunluk Bildirimi ve Kamu Otoritesinin İhtiyari Yetki Kullanımı- TBMM Bütçe Hakkının Nasıl Kullanıldığını Denetleyebiliyor mu ?” başlıklı bölüm de yer aldı.
Merkezi yönetim bütçesinin açıklanan geçici veriler çerçevesinde 215,1 milyar TL gelir ve 267,3 milyar TL harcama gerçekleşmesi ile yıl sonunda 52,2 milyar TL düzeyinde açık verdiği hatırlatılan Rapor’da, bütçe açığında geçen yıl % 200 oranında artış olduğuna dikkat çekildi.
Rapor’da 2009 yılı bütçe açığının yıl içinde yapılan revize tahminlerle 10,3 milyar TL’den önce 48,3 milyar TL’ye; daha sonra 62,2 milyar TL’ye yükseltildiği ifade edilerek şöyle denildi:
“Başlangıç bütçe açığının tahminleri, bütçenin en klasik ilkeleri olan gerçekçilik ve samimilik ilkelerinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Kamu otoritesinin en son yapmış olduğu tahminden daha düşük bir gerçekleşme sonucunun ortaya çıkmasının bu durumu mazur gösterecek bir yanının bulunmadığı değerlendirilmektedir.”
Bütçe açığı olduğundan daha az gösterilebilmekte…
TEPAV’ın Raporu’nda bütçe sağlık harcamalarının yılın son çeyreğinde, özellikle Aralık ayında, bir sıçrama gösterirken; SGK’ ya yapılan transferlerdeki azalmanın bu alandaki yükümlülüklerin harcamaya dönüştürülmeyerek ertelenmesi ihtimalini gündeme getirdiği açıklandı. Konuya ilişkin değerlendirmede, “Bu ise, 2010 yılı başında SGK’ ya yapılacak transferlerde önemli bir artış olacağı anlamına da gelmektedir. Bu açıdan 2009 yılı bütçe harcamalarına yansıtılmayarak ödenekleştirilmeyen ve 2010 yılına aktarılan stok yükümlülük miktarının ne kadar olduğunun bilinmesi mali saydamlık açısından önem taşımaktadır. Zira, bu tür harcama ertelemeleri ile bir yıla ait bütçe açığı olduğundan daha az gösterilebilmektedir” ifadesine yer verildi.
Şaşırtıcı gelişmeler…
TEPAV Raporu’nda bütçe kalemlerinde ortaya çıkan bazı gelişmelere de dikkat çekildi:
Bu gelişmelerden biri SGK’nın prim gelirlerinde oldu. Bütçeye göre, Aralık sonu itibarı ile 2009 yılında kayıtlı çalışanların sayısında % 3,1 oranında bir azalma oldu. Ancak, kayıtlı istihdam sayısı azalırken, kurumun prim gelirleri tahsilatının Aralık ayında bir önceki yıla göre yaklaşık % 50 oranında artmış olması dikkat çekti.
Diğer bir dikkat çekici gelişme ise vergi tahsilatında yaşandı. Bütçe’ye göre, Kasım ve Aralık ayları itibarı ile bakıldığında vergi tahsilatı % 19,8 oranında arttı. Bu artış oranı gelir vergisinde % 2’ler civarında iken, kurumlar vergisinde % 29’a, dahilde alınan KDV tahsilatında % 45’e, ithalde alınan KDV tahsilatında % 25’e, ÖTV tahsilatında ise % 19,2’ye çıktı. Sözkonusu artışların bir kısmı ekonomide son aylardaki göreli düzelme, vergi miktar ve oranlarındaki değişmeler ve önceki yılın aynı dönemine ait düşük baz etkisi ile kısmen açıklanırken; dahilde alınan KDV tahsilatındaki % 45 oranındaki artışta görüldüğü gibi sadece son birkaç aydaki ekonomik canlanma ile açıklanması zor kısımlar olduğu da dikkat çekti. Rapor’da “Bu konuda vergi otoritesinin kamuoyunu daha fazla bilgilendirmesi faydalı olacaktır” denildi.
İşsizlik sigortası nerede kullanıldı?
Rapor’da gündeme getirilen bir diğer konu ise Özelleştirme Fonu ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarılan kaynakların akibeti oldu. Sermaye giderlerinin 2006 ve 2007 yıllarında başlangıç ödeneğinden önemli bir sapma göstermezken; 2008 yılında Özelleştirme Fonu ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndan aktarılan kaynaklar ile GAP ve karayolları yatırımlarının yıl içinde arttırılması nedenleri ile, başlangıç ödeneğine göre, % 157,2 oranında artış gerçekleştiğine, 2009 yılında ise, bütçeye göre gerçekleşme oranının % 133,8 olduğuna dikkat çekilen Rapor’da şöyle denildi:
“Özellikle karayolları yatırımları için yapılan sermaye harcamalarına devam edildiği görülmektedir. Burada da yatırım harcamalarının etkinliği açısından sorulması gereken iki soru akla gelmektedir:
Bunların birincisi, Özelleştirme Fonu ve İşsizlik Fonu’ndan yapılan aktarmaların hangi oranda ve düzeyde GAP yatırımlarına gittiği, planlanan harcamalar ile gerçekleşen harcamaların arasındaki farkın ne olduğudur; ikincisi ise, başta karayolları olmak üzere yatırım harcamalarının ne kadarının yeni yatırım, ne kadarının ise daha önceden yapılmış olan yatırımların idamesine yönelik büyük onarım türü harcamalar için olduklarıdır.”
Hükümet Meclis’in verdiği yetkiyi aşıyor
TEPAV’ın Raporu’da ayrıca, son yıllarda TBMM’nin verdiği harcama yetkisinin yürütme tarafından yine Bütçe Kanunu’na eklenen ödenek aktarmalarına ilişkin maddelerle aşıldığı ve yıl sonunda başta verilen harcama yetkisinin üzerine çıkıldığına dikkat çekildi.
Bu aşımların özellikle 2008 yılında 5 milyar TL civarına çıktığı ve en çok personel kalemindeki ödeneklerde kendisini gösterdiği belirtilen Rapor’da, “Zira, bu miktarlar yıl içerisinde en çok personel harcamaları ödeneğinden kesinti yapılarak önce yedek ödeneklere ve oradan da ilgili kalemlere aktarılmaktadır. Daha sonra bu aktarımların yapıldığı kalemler için TBMM’nden başta alınan ödeneklerin üzerinde yıl içinde harcama yapılmaktadır. Personel kaleminden ise ödeneksiz de harcama yapılabilmektedir. Böylelikle kesin hesap görüşmelerinde yıl sonunda ortaya çıkan ödenek üstü personel harcamaları TBMM tarafından Sayıştay’ın tavsiyesi ile “tamamlayıcı-mütemmim ödenek” verilmesi sureti ile yasallaştırılmaktadır.”
Rapor’da, bu uygulama ile her şey kağıt üzerinde çözüme kavuşturulmuş gibi görünse de, TBMM’nin başta devrettiği bütçe hakkının dışında harcamalar yapılmasına zemin hazırlandığına dikkat çekilerek, giderek yaygınlık kazanmaya başladığı anlaşılan bu uygulamaların istisnai durumlar dışında engellenmesi gereğine dikkat çekildi. Ayrıca, aktarılan bu ödeneklerin hangi kalemlere gittiğinin net bir biçimde raporlanmamasının da üzerinde durulması gereken bir başka konu olduğu belirtildi.
www.tepav.org.tr
EMDAŞ: Cari dengede trend tersine dönüyor
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 10:55
Ocak ayında 2.95 milyar dolar açıkla beklentilerin (EMDAS: 2.35 milyar dolar, Konsensüs: 2.41 milyar dolar) üzerinde geçekleşen cari açık, 30-35 milyar dolar bandına doğru gidiyor. Dahası ödemeler dengesinin kötüleştiğini gözlemliyoruz. Şöyle ki:
• İlk etapta faiz ödemeleri ve transferlerden arındırılmış cari denge rakamlarına bakıyoruz. Temel denge diye adlandırdığımız bu gösterge geçtiğimiz yılın Ocak ayına göre dokuz kat artarak 2.65 milyar dolar açık düzeyine ulaşmış bulunuyor.
• İkinci olarak, "ilave borç yükü yaratan" cari açık rakamını hesaplıyoruz. Cari açıktan "doğrudan sermaye girişleri ve yabancıların hisse senedi ve tahvil/bono yatırımlarını" düşerek yaptığımız hesaplamada ilave "borç yaratan" cari açığın" geçtiğimiz yılki seviyesinin iki katına (1.31 milyar dolar) ulaştığını gözlemliyoruz.
• Ve üçüncü olarak, cari açığın riskli sermaye hareketleriyle finanse edilen kısmına bakıyoruz. Cari açıktan "doğrudan sermaye girişleri+yabancıların hisse senedi ve tahvil/bono yatırımları+net uzun vadeli sermaye girişlerini" düşerek yaptığımız hesaplamada, riskli döviz girişleriyle finanse edilmesi gereken cari açık 1.62 milyar dolar düzeyinde oluşuyor. Sözkonusu açık, geçtiğimiz yılın Ocak ayına göre (526 milyon dolar) tam üç kat artmış durumda.
Özetle, ödemeler dengesine, kuş bakışı yerine biraz daha teknisyen gözüyle bakarsak bozulmanın boyutlarını daha ilk aydan daha net görmüş oluruz. Tüm bu gelişmelere ek olarak şirketlerin ve bankaların net borç ödeyicisi konumunda kalmaya devam ettikleri de dikkatlerden kaçmıyor. Bunu, pek tabii ki, geçici bir durum olarak algılamak mümkün. Ancak, o zaman, uluslararası piyasaların canlı olduğu bir dönemde bankaların ve şirketlerin nasıl olup da krizin en şiddetli dönemine göre daha az borçlandığına mantıklı bir cevap bulmamız gerekir. Bu konuda sağlıklı bir karar verebilmek için birkaç beklememiz gerekebilir. Ancak, özel sektör iyi başlangıç yapamadı. Sonuç olarak, ödemeler dengesi bir bütün olarak bozuluyor. Nitekim, servet affıyla devam eden döviz girişlerinin kaydedildiği “net hata ve noksan kalemi” hala hem cari dengenin finansmanında hem de MB rezervinin beslenmesinde kilit rol oynuyor. Sonuç olarak, ödemeler dengesindeki bozulmaya ihtiyatlı
yaklaşımımızı koruyoruz.
Dış dengedeki bozulmaya rağmen, TL’nin istikrarına yönelik bir alarm durumu henüz oluşmuş değil. Son yapılan tahvil ihracı da gösterdi ki uluslararası yatırımcıların güveninde herhangi bir eksilme yok. Bunu birkaç nedene bağlayabiliriz.
• Birincisi, IMF ile stand-by görüşmelerinin sonlandırılması ve bu açıklamanın IMF’den gelmesi yatırımcılar nezdinde Türkiye ekonomisinin kuvvetli temellere sahip olduğu şeklinde bir algılama yaratmış olabilir.
• İkicisi, borç krizindeki Yunanistan’ın geçen hafta düzenlediği başarılı ancak pahalı tahvil ihracı “benchmark” görevi gördü.
• Ve üçüncüsü, IMF ile yollar ayrılmadan önce mali kurala ilişkin atılan adımlar “yeni çapa ne olacak sorusuna” cevap bulmuş oldu.
Netice itibarıyla, IMF ile yolları ayırma kararının bir gecede alınmadığı, önceden alımış bir karar olduğu ve açıklama yapılmadan uygun zeminin hazırlandığı ve hatta piyasaların güvenini teyit etmek amacıyla yeni bir eurobond ihracına da daha önce start verildiği anlaşılmaktadır.
Yatırımcılar “mali kural” ile ilgili gelişmeleri takip edecek
Nitekim, hükümet de “mali kural” ile ilgli yasa tasarısını bu ay içinde TBMM’ine göndermeyi planlıyor. En geç Mayıs ortasına kadar ilgili yasa tasarısını parlamentodan geçirmeyi planlayan hükümet, mali kuralı gelecek yılın başında uygulamaya koymayı hedefliyor. Mali kural, uzun vadeli bir perspektifte bütçe açığını/kamu borcunu disiplin altına alacağı ve öngörülemeyen açıkların oluşması durumunda mekanizmalarını devreye sokacağı için kredibilite/kamu maliyesi açısından bir çapa görevi görebilecektir. Dolayısıyla, Türkiye’nin uzun vadeli kredi görünümüne olumlu katkı yapabilecektir. Ancak, mali kuralla ilgili henüz netleşmeyen birkaç konu var.
Raporun tamamını okumak için www.emdas.com.tr adresine gidin
Hülya Kayıkçı: Wall Street’de 17 Aylık Zirve
17 Mart 2010 Çarşamba Saat: 10:55
ABD'de borsalarda Yunanistan'ın kredi notunun izlemeden çıkarıldığı haberinin ardından başlayan yükseliş, Fed'in faizlerin uzatılmış bir süre için düşükte bırakacağı yönündeki açıklamalarının ardından hızlandı ve ABD borsaları 17 ayın yükseği seviyesine çıktı.
Dow Jones Sanayi % 0.41 değer kazanarak 10.685 seviyesinde, S&P 500 Endeksi % 0.78 değer kazanarak 1.159 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 0.67 değer kazanarak 2.378 seviyesinde günü tamamladı.
S&P'nin Yunanistan'ın son bütçe açığı azaltma önlemlerinin mevcut not için destekleyici olduğunu açıklaması ve ülkeyi olası bir not indirimi için izlemeden vazgeçtiğini belirtmesi de Fed kararı öncesinde borsaların yükselmesini sağladı..
Fed'in açıklamasında, ekonomik toparlanmadaki artan momentuma dikkat çekmesi ve Intel hissesindeki sert yükseliş, S&P 500 Endeksi'nin 17 ayın yükseği seviyesine çıkmasına yardımcı oldu.
S&P 500 Endeksi, gün sonunda 1.159 seviyesinin üzerinde kapanabildi.. Uzmanlar, endeksin 1.160seviyesinin üzerinde tutunmakta zorlandığı bu seviyenin aşılmasının, daha fazla yükseliş sinyali için önemli olduğunu söylüyorlar..
Dünyanın önde gelen çip üreticilerinden Intel'e ilişkin olumlu beklentiler, şirket hissesinin % 4 yükselerek Dow Jones'un en iyi performans gösteren hisselerinden biri olmasını sağladı. Philadelphia yarı iletken endeksi ise % 2.7 değer kazandı.
General Electric CFO'sunun 2011 yılında şirketin karının ve temettü ödemelerinin artış göstermesini beklediğini açıklaması GE hisselerinin % 4.5 yükselmesini sağladı.
Asya'da borsalar yükselişini sürdürürken Japonya Merkez Bankası'nın parasal genişlemeye devam etmesi olumlu havaya katkıda bulunuyor...
Banka, Aralık'ta uygulamaya başladığı kredi desteği programını ise bir misli artırdığını ve 10 trilyon yenden 20 trilyon yene (220 milyar
dolar) çıkardığını açıkladı.
Asya'da endeksler % 1-2 aralığında yükseldi.
Emtia fiyatlarındaki artış da sürüyor...
Petrol % 2.5 civarı yükselişle 82 dolara, altın 1126 dolara çıktı. Bakır 7500 dolara doğru yükseldi.
Euro-dolar paritesi Fed kararıyla biraz daha yükseldi..Para piyasalarında, euro-dolar paritesi 1.3773 seviyesine yükselirken, dolar-TL uluslararası işlemlerde 1.5203'e geriledi.