Japonya ve ABD: Bir gölge dansı
03 Eylül 2010 Cuma Saat:15:00
Küreselleşme, ülkelerin ulusal iktisat politikalarının boşa çıkmasına neden olabilecek görünmeyen güçlere sahip. Örneğin ülkenizde faiz oranlarınızı minimuma indirdiğiniz halde ekonominizde yatırım yapılmayabilir. Tam aksine ülkenizin tasarrufu, sermayesi yurtdışına çıkabilir. Japonya şimdi tam böyle durumda. Japonya'da kısa vadeli (üç aylık) faiz oranı binde 20, 10 yıl vadeli devlet tahvillerinin faiz oranı ise binde 90. Eğer çok bilinen yatırım-faiz ilişkisine (ya da klasik iktisada) iman etti iseniz bu faiz oranlarının olduğu ülkede yatırımların artması gerekir. Artmıyor. (Keynes bunun her zaman işlemeyeceğini, yani yatırımların faiz oranındaki değişmelere karşı duyarsız olabileceği durumu 1936 yılında yazdığı Genel Teori kitabında anlatmıştı) .
Japonya yılın ikinci çeyreğinde sadece binde 4 büyüdü. Tüm bu gelişmelere rağmen Japon Yeni değerleniyor. Japonya bundan korkuyor. Çünkü yenin değerlenmesi Japonya'nın ihracatına darbe vuracak, yani büyümesine darbe vuracak.
Japonya bu duruma nasıl geldi. Elbette ana neden sermayenin kuralsızca hareket etmesi. İkinci neden (nedenler uzatılabilir) ise carry trade. Yani düşük faiz oranı nedeniyle sermaye Japonya'dan çıkıp, yüksek faiz oranının olduğu ülkeye gidiyor.
Bu köşede daha önce de yazdım. Aradaki faiz farkı yani getiri oranı çok yüksek. Doğal olarak içinizden şunu geçiriyor olabilirsiniz: neden Japonya'dan sermaye çıktığı halde, bizdeki gibi (örneğin 2001 krizi gibi) bir kriz çıkmıyor? Basit: Birincisi Japonya'da tasarruf oranı yüksek. İkincisi ise Japonya'da 175.2 milyar doları bulan bir cari fazla var. Bu iki üstünlüğe karşın, mekanizma bu şekilde devam ederse, dış ticaret fazlası, dış açığa; cari fazla, cari açığa neden olabilir. Bundan dolayı da Japonya kendisi için aynı zamanda en büyük pazar olan ABD'nin parası dolara karşı yenin daha fazla değerlenmesini istemiyor.
Haftanın başında Japonya bu yapıyı küçük de olsa bir darbe vurup, yıkabilirim düşüncesi ile 10 trilyon yenlik bir parasal genişlemeye gideceğini duyurdu. Ancak piyasalar bunu pek önemsemedi ve Japon Yeni ancak küçük oranlı bir değer kaybına uğradı. Kimi çevreler Japonya'nın faiz oranlarını düşürmesi gerektiğini söyledi. Sizce binde 20 düzeyindeki faiz oranları nereye kadar düşecek?
Uluslararası finans çevreleri de, iktisatçıların en azından bir kısmı da ve kimi hükümet çevreleri de biliyorlar ki, hemen herkes gerçeği biliyor. Ancak söylemeye korkuyor. Nedir söylenemeyen? Sermaye hareketlerinin önüne belli kurallar getirilmesi. Bunu bazı ülkeler yaptı. Bazıları da nasıl yaparız derdinde. Dolayısıyla ABD ile Japonya arasında (buna Çin'i de ekleyebiliriz) sürdürülen gölge dansı hepimizi ilgilendiriyor.
Şimdi bu tablo karşısında Türkiye'yi düşünün. TCMB'nin yeni reel döviz kuru endeksine göre bile yüzde 27 dolayında aşırı değerli bir TL. Buna karşın ekonomide her şeyin tıkırında olduğunu düşünen hükümet, iş adamları ve sıradan yurttaşlar. Galiba bu Türk mucizesi. Yine de bir küçük hatırlatma yapmak isterim. Mucizeler kısa sürelidir ve kolay kolay tekrarlanmaz.
Ömer Faruk ÇOLAK / EKONOMİ ATLASI
www.dunyagazetesi.com
FELAKET TELLALI YİNE KONUŞTU!
03 Eylül 2010 Cuma Saat:14:00
'Şirket ve tüketici borçları ödenemeyecek, 400 banka iflas edecek'
Kriz kâhini olarak tanınan ekonomist Nouriel Roubini, katıldığı bir TV programında, ABD ve Avrupa resesyondan kaçınsa dahi ekonomiler resesyondaymış gibi hissedileceğini, ABD'de kritik listede yer alan 800 bankanın yarısından fazlasının iflas edeceğini iddia etti.
Yılın ikinci yarısında kuyruk rüzgarlarının baş rüzgarlarına dönmesiyle zayıf bir ekonomi olacağını öngören ekonomist, "Yılın ikinci yarısında olumlu senaryonun büyümenin paritenin altında kalacağı yönünde" dedi.
En büyük riskin tahvil, hisse senedi ve kredi piyasalarını etkileyebilecek bir gerileme olduğunu aktaran Roubini, daha önce ABD'de çift dip ihtimalinin yüzde 40'tan fazla olduğunu kaydetmişti. Avrupa'da Almanya'nın güçlü olduğunu ancak kıtanın kalan kısmının umutsuz olduğunu belirten Roubini, "Çin'de yılın ikinci yarısında büyüme yüzde 7 olacak. 'Yeni normal'i beklemeliyiz, resesyonda hissetmek için çift dip görmeye gerek yok" yorumu yaptı. Ekonomist, ayrıca, şirket ve tüketici borçları sorunlarının daha da kötüleşeceğini, konut gayrimenkul piyasasında da sorunlar beklendiğini aktardı.
Roubini, gelecek 18 ay içinde en önemli büyümenin ülke içi ekonomiye odaklı Brezilya'dan geleceğini öne sürdü. Ülkenin 20 yıl içinde büyümede Çin'i geride bırakabileceğini belirtti.
www.borsagundem.com
ENFLASYONDA RAMAZAN ARTIŞI
03 Eylül 2010 Cuma Saat:12:00
Enflasyon Ağustos'ta Ramazan ayında yapılan harcamaların ve et fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle arttı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,40, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) ise yüzde 1,15 arttığını açıkladı
TÜİK raporuna göre;
TÜFE’de aylık değişim %0,40 olarak gerçekleşti.
2010 yılı Ağustos ayında 2003 Temel Yıllı Tüketici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre %0,40, bir önceki yılın Aralık ayına göre %3,50, bir önceki yılın aynı ayına göre %8,33 ve on iki aylık ortalamalara göre %7,83 artış gerçekleşmiştir.
Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış %2,95 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşmiştir. Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan lokanta ve otellerde %0,47, konutta %0,15, eğitimde %0,14, eğlence ve kültürde %0,10 artış, ev eşyasında %-0,02, ulaştırmada %-0,17, çeşitli mal ve hizmetlerde %-0,22, sağlıkta %-0,67, haberleşmede %-0,96, giyim ve ayakkabıda %-4,79 düşüş gerçekleşmiştir. Alkollü içecekler ve tütün grubunda değişim gözlenmemiştir.
Bir önceki yılın aynı ayına göre TÜFE’de en yüksek artış %26,72 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşmiştir. Gıda ve alkolsüz içecekler (%10,37), lokanta ve oteller (%9,91) artışın yüksek olduğu diğer harcama gruplarıdır.
NUTS2 düzeyinde 26 bölge içinde TÜFE’nin aylık bazda en yüksek artış gösterdiği bölge TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) (%2,19) olmuştur. Aralık ayına göre en yüksek artış TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) (%6,17) bölgesinde, bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) (%10,70) bölgesinde ve on iki aylık ortalamalara göre en yüksek artış TR72 (Kayseri, Sivas, Yozgat) (%9,18) bölgesinde gerçekleşmiştir.
2010 yılı Ağustos ayında endekste kapsanan 446 maddeden; 102 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 174 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 170 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşmiştir.
ÜFE’de aylık değişim %1,15 olarak gerçekleşti.
2010 yılı Ağustos ayında 2003 Temel Yıllı Üretici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre %1,15, bir önceki yılın Aralık ayına göre %5,98, bir önceki yılın aynı ayına göre %9,03 ve on iki aylık ortalamalara göre %6,18 artış gerçekleşmiştir.
Aylık değişim tarım sektöründe %3,48, sanayi sektöründe %0,64 olarak gerçekleşti.
Tarım sektörü endeksinde, bir önceki yılın Aralık ayına göre %13,72, bir önceki yılın aynı ayına göre %20,25 ve on iki aylık ortalamalara göre %16,03 artış gerçekleşmiştir. Sanayi sektörü endeksinde ise bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,38, bir önceki yılın aynı ayına göre %6,70 ve on iki aylık ortalamalara göre %4,13 artış gerçekleşmiştir.
ÜFE sonuçları sanayinin alt sektörleri bazında değerlendirildiğinde en yüksek aylık artış %5,19 ile elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı alt sektöründe gerçekleşti.
Sanayinin üç sektöründen, elektrik, gaz, su sektöründe %4,54, madencilik ve taşocakçılığı sektöründe %0,43, imalat sanayi sektöründe %0,22 artış gerçekleşmiştir.
Bir önceki aya göre endekslerin en fazla artış gösterdiği alt sektörler, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı (%5,19), ana metal sanayi (%2,54), taşocakçılığı ve diğer madencilik ürünleri (%1,68), mobilya imalatı (%0,95) alt sektörleridir. Buna karşılık büro makineleri imalatı (%-6,54), iletişim teçhizatı imalatı (%-2,94), tıbbi, hassas ve optik aletler imalatı (%-1,77), suyun toplanması ve arıtımı (%-0,91), kağıt ve kağıt ürünleri imalatı (%-0,77), kimyasal ürünlerin imalatı (%-0,64), kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı (%-0,44) bir ay önceye göre endekslerin en fazla gerilediği alt sektörler olmuştur.
2010 yılı Ağustos ayında endekste kapsanan 779 maddeden; 181 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 313 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 285 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşmiştir.
www.borsagundem.com
GÜNÜN ÖNEMLİ ŞİRKET HABERLERİ
03 Eylül 2010 Cuma Saat:11:00
Karsan Otomotiv, Vakıflar Bankası, Martı Otel,Ereğli Demir Çelik,Zorlu, Milliyet Gazetesi,İGDAŞ,Ülker Grubu,Koç Tüketici Finansmanı,AHE başta olmak üzere bugün basına yansıyan önemli şirket haberleri ve KAP'a yapılan bildirimler
IMKB KAP Haberleri;
· Karsan Otomotiv, İtalyan otobüs üreticisi BredaMenarinibus ile nihai sözleşme imzaladığını bildirdi... Şirket, sözleşme gereği 10 yıllık süre boyunca BredaMenarinibus'un bütün araçlarının Türkiye'de üretilmesinden, pazarlanmasından, satışından, satış sonrası hizmetlerinden ve ihracatından münhasır olarak sorumlu olmuştur.
· Pınar Entegre Et ile birlikte Ege ve Akdeniz’de faaliyet gösteren diğer 6 firma hakkında Rekabet Kurulu soruşturma başlattı... Pınar Entegre Et, Rekabet Kurulu’nun şirket ve diğer 6 firma hakkında Ege ve Akdeniz bölgelerinde et ve et ürünleri pazarında toplu tüketim kanallarındaki müşterilere yönelik olarak rekabeti sınırlayıcı eylemler içinde bulunup bulunulmadığının tespiti amacıyla açılan soruşturmaya ilişkin işlemlerin mevzuat kapsamında sürdüğünü bildirerek, herhangi bir gelişme durumunda kamuoyunun bilgilendirileceğini bildirdi.
· Vakıflar Bankası, West LB AG'nin koordinatörlüğünde 14 ülkeden 31 bankanın katıldığı 145 mn dolar ve 453 mn euro tutarında (toplam 720 mn dolar) sendikasyon kredisi imzaladığını bildirdi...
· Martı Otel, Martı GYO’nun halka arz öncesinde şirkete karşı açılan davaların şirket aleyhine sonuçlanması riskine karşı Şekerbank’tan 10 mn TL’lik teminat mektubu aldı... Martı Otel, %94 oranında sahip olduğu Martı GYO’nun halka arz çalışmaları doğrultusunda, Martı GYO’nun portföyünde bulunan Muğla İli Marmaris İlçesi Karaca Köyü Ayın Mevkiinde bulunan parseller ile ilgili açılmış davalarda Martı GYO’nun aleyhine kesin hüküm oluşması durumuna karşı, şirketin portföyünde oluşabilecek eksikliğin giderilmesi için Narin Tekstil adına ödenmek üzere Şekerbank’tan 10 mn TL’lik teminat mektubu aldığını bildirdi.
· Ereğli Demir Çelik, ArcelorMittal Ambalaj Çeliği, ArcelorMittal FCE Çelik ve Borçelik Çelik’e Rekabet Kurulu’nca alınan ihlal kararına karşı yürütmeyi durdurma talebi reddedildi, dava devam ediyor. Rekabet Kurulu’nun Ereğli Demir’in ArcelorMittal Ambalaj Çeliği, ArcelorMittal FCE Çelik ve Borçelik Çelik’deki ortaklıklarının gerekli kararın taraflara tebliğinden itibaren 12 ay içerisinde sona erdirilmesine ilişkin hükmünde ise şirketin talebi doğrultusunda 12 aylık sürenin bitiminden itibaren 6 ay daha uzatıldı.
Basında sektör ve şirket haberleri;
· Zorlu'nun santraline İsrail'den onay… Zorlu Grubu'nun İsrail'de planladığı 120 MW'lık doğalgaz çevrim santraline onay geldi. Ramat Hovav Yerel Planlama ve İnşaa Komisyonu'nun verdiği onayla 120 MW'lik santral yapılacak. Elektriğin büyük bir kısmı ise Israel Electric Coorperation'a satılacak. 300 kişinin çalışacağı santralin inşaatına 2011 yılında başlanması bekleniyor.
· Milliyet Gazetesi’ne süpriz talip... Milliyet gazetesine talip olan isim, Habertürk'ün patronu Turgay Ciner. Habere göre; yazılı basında büyüme hedefini önüne koyan Ciner, bu amaçla Aydın Doğan'ın bu satışa elbetteki koşullarda anlaşılırsa sıcak bakıp bakmadığını öğrenmek istedi. Ve gelen yanıtın olumlu olduğu belirtildi. (Medyatava)
· İGDAŞ'a göz diken Gazprom Aksa ve Çalık'la görüşüyor… Türkiye enerji pazarına elektrik ve doğalgaz dağıtımı üzerinden yeni bir giriş yapmaya hazırlanan Gazprom doğalgaz dağıtım ağı en geniş olan Aksa Enerji ile görüşüyor. Aksa'nın aynı zamanda Antalya'da da doğalgaz çevrim santralı bulunuyor. Ancak Gazprom'un asıl hedefi İGDAŞ özelleştirmesine katılmak olacak. Türkiye'nin en büyük doğalgaz dağıtım şirketi olan İGDAŞ aynı zamanda Rus gazının giriş yaptığı Trakya bölgesine de yakın olduğu için doğalgaz arzı daha rahat olacak. Gazprom'un Türk pazarındaki partner arayışında adı geçen diğer şirket ise Çalık Holding. Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan Gazprom, elektrik ve doğalgaz iç pazarına girmek için Türk şirketleri ile görüşüyor.
· Ülker Grubu, kedi köpek maması üretecek. Yıldız Holding'i, Mart ayında yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kanunu ile kedi köpek maması ithalatında yaşanan sıkıntı harekete geçirdi. Önümüzdeki günlerde Türkiye'nin sanayi kentlerinden biri olan Kocaeli'de pet hayvanları için mama üretimine başlamak için harekete geçen Holding'in 170 milyon TL'si mama olmak üzere 230 milyon TL'lik sektöre iddialı bir giriş yapması bekleniyor. (Referans)
· VakıfBank'ın en önemli iştiraklerinden ve sigorta sektörünün en önemli oyuncularından Güneş Sigorta bilançosundaki atıl gayrimenkullerini satışa çıkarmaya başladı... Toplam 16 ilde yer alan çeşitli gayrimenkulleri sonbahar içinde satarak bilançosundaki atıl varlıkları nakde çevirmek isteyen şirket, söz konusu yerler için ekspertiz çalışmalarına başladığını belirtti.
· Azerbaycan enerji şirketi Socar, Türkiye ile hazırlanan doğalgaz anlaşmasının 2011 Mart sonunda tamamlanmış olacağını belirtti... Azerbaycan enerji şirketi Socar, Türkiye ile hazırlanan doğalgaz anlaşmasının tüm ayrıntılarının gelecek yıl Mart ayı sonunda tamamlanmış olacağını açıkladı. Anlaşma, Azeri gazının Nabucco boru hattı ile Avrupa'ya ulaşması projesinde önemli bir aşama olacak.
· Citigroup BIM için tavsiyesini “TUT”tan “SAT”a indirdi…
· Deriyi 15 farklı renge boyayıp çevre ülkelerin kalbini çalacak. Yılsonu ciro hedefimiz 120 milyon TL... Derimod'un Başkanı Ümit Zaim, renkli giyinmeyi seven çevre ülkelere 15 farklı renk kullandığı yeni koleksiyonuyla girecek. Zaim, geçen yıla göre yaz sezonu ayakkabı satışlarında yüzde 30 oranında artış yakaladıklarını, stokta ürün kalmadığı için de sezonu en erken açan yerli firma olduklarını dile getirdi. Bu yıl 50 olan mağaza sayısını 60'a çıkaracaklarını belirten Zaim, büyüme stratejisinde ilk adımı 'bölgesel güç olma' şeklinde açıkladı. "”. Derimod, 15 Eylül-30 Aralık 2009'da düzenlediği 'ceket değişim kampanyası' çok ilgi görünce, 31 Aralık'a kadar sürecek ikinci kampanyayı başlattı.
SPK Haberleri;
· SPK, İhlas Yayın Holding ile Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi’nin halka açılma amacıyla kayıtlı sermaye sistemine geçişine izin verdi… SPK'nın haftalık bültenine göre, İhlas Yayın Holding A.Ş'nin halka açılma amacıyla esas sözleşmesinin bazı maddelerinin değiştirilmesine yönelik hazırlanan tadil tasarılarına uygun görüş verilmesi ve 600 milyon TL tavan ile kayıtlı sermaye sistemine geçişine Kurulca izin verilmesi talebi olumlu karşılandı. Kurul, Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin halka açılma amacıyla esas sözleşmesinin bazı maddelerinin tadili, bazı maddelerinin çıkarılması, esas sözleşmeye geçici madde eklenmesine yönelik hazırlanan tadil tasarılarına uygun görüş verilmesi ve 500 milyon liralık tavan ile kayıtlı sermaye sistemine geçişine izin verilmesi talebinin de olumlu karşılanmasına karar verdi.
· Global Menkul Değerler halka açılıyor. Şirket, 30.000.000TL olan sermayesinin 40.000.000TL'na artırılmasına ve artırılan 10.000.00TL'lik sermayesinin tüm ortakların rüçhan haklarının kısıtlanması suretiyle halka arz edilmesine karar vermiş ve bu kararın icrasını teminen de Sermaye Piyasası Kurulu'na gerekli başvuruyu yapmıştır. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na da yarın gerekli başvuru yapılacaktır.
· Klimasan Klima Sanayi, 15 mn TL tutarında iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz hisse senedi ihracı nedeniyle Kurula başvuruda bulundu…
· Koç Tüketici Finansmanı, 200 milyon lira tutarında, Bank Pozitif Kredi ve Kalkınma Bankası A.Ş 100 milyon lira tutarında tahvil ihracı nedeniyle Kurula başvuruda bulundu… Tahvillerin halka arz edilmek suretiyle ihraç edilmesi planlanıyor.
· Anadolu Hayat Emeklilik, 10 milyar lira tutarında ''Gelir Amaçlı Alternatif Esnek Emeklilik Yatırım fonu ihracı nedeniyle Kurula başvuruda bulundu…
· SPK, Hedef Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı’nın 1 milyon 700 bin lira tutarındaki bedelli hisse senedi ihraç talebini olumlu karşılayarak kayda aldı…
ANADOLU YATIRIM ARAŞTIRMA SERVİSİ
8 kritere göre borsanın en iyi 20 şirketi
03 Eylül 2010 Cuma Saat:09:00
2010 yılı altı aylık bilançolarını 8 kritere göre analiz ettik. Kar artışında Türk Traktör, satışlarda Marbaş B Tipi Yatırım Ortaklığı...
2010 yılı altı aylık bilançolarını 8 kritere göre analiz ettik. Kar artışında Türk Traktör, satışlarda Marbaş B Tipi Yatırım Ortaklığı, özsermaye karlılığında ise İş Bankası B başı çekti. Analistlerse orta-uzun vadede prim yapabilecek 8 hisseyi belirledi...
HİSSELERİ İMKB’de işlem gören şirketlerin bilançoları, hemen her dönemde yatırımcılar açısından büyük önem taşır. Hangi şirket kar etmiş, hangisi zarar yazmış, hangisinin satış ve karlığı artmış... Bütün bunlar yakından izlenir ve ona göre pozisyon alınır. Çünkü hisse senedi alım-satımında ilgili şirketin bilançosunu iyi bilmek, yatırımcıyı borsadaki rakipleri arasında bir adım öne çıkarır.
İşte bir bilanço dönemi daha tamamlanmak üzere. Hisse senetleri borsada işlem gören şirketlerin yılın ilk altı ayına ilişkin konsolide olmayan bilançolarının çoğu İMKB’ye geldi. Peki yatırımcı olarak bu bilançolarda nelere bakmak gerekiyor? Şirketin sadece karını-zararını bilmek yeterli mi? Yoksa daha detaylı analizlere mi bakmak gerekiyor?
Borsacılara göre, bilanço analizinde bütün kalemler önemli. Ama bilançolarda mutlaka bakılması gereken üç kalem; kar, satışlar ve FAVÖK (finansman giderleri, amortisman giderleri ve vergi öncesi kar) olarak sıralanıyor. Turkish Yatırım Araştırma Müdürü Baki Atılal, bu üç kalemin şirkete ilişkin fotoğrafı çektiğini söylüyor. Atılal için bir bilançoda FAVÖK’ün artı olması en önemli kriter. Çünkü şirketin gerçekten esas faaliyetinden kar edip edemediği ve ekonomideki toparlamaya katılıp katılamadığı bu veriyle anlaşılabilir.
Gedik Yatırım Araştırma Uzman Yardımcısı Tuğba Saygın ise olaya biraz daha geniş bakıyor. Gelir tablosu analizinde şirketin net satış gelirlerinin, FAVÖK’ün ve kar marjlarının önemli olduğunu düşünen Saygın, bilanço analizinde ise net nakit pozisyonu, borç/özsermaye oranı ve net döviz pozisyonunun esas olduğu kanısında. Bu verilere bakarak bir şirketin faaliyetlerinden nakit yaratabilme ve borçlarını ödeyebilme yeteneğini belirlemenin mümkün olduğunu savunan Saygın, “Böylece risk derecesini ölçmek mümkün olabilir” diyor.
Bilanço analizinde bütün kalemleri önemli bulan Tera Menkul Değerler Pazarlama ve Satış Direktörü Ersagun Şimşek, ancak bunların bazılarının sektörler özelinde farklı ağırlıkları olabileceğini hatırlatıyor. Bu kapsamda da ağırlıklı değerleme yöntemi ile “indirgenmiş nakit akımı” ve “emsal karşılaştırma” olmak üzere iki kalemi sektörüne göre esas aldıklarını belirtiyor.
8 KRİTERE GÖRE EN İYİLER
Kısacası, bilançolar ve bunların değerlendirilmesi yatırım kararlarında en önemli unsur olmaya devam ediyor. Bu nedenle, yatırımcılara bir fikir vermesi amacıyla 2010 yılı altı aylık konsolide olmayan bilançolar kapsamında bir çalışma yaptık. Bu çalışmada bilançosunu İMKB’ye bildiren şirketleri 8 kritere göre inceledik. Sonuçta net dönem karı, satışları, faaliyet dışı finansal gelirleri, faaliyet karı, özsermaye karlılığı, net kar marji, aktif karlılığı ve FAVÖK’ü (EBITDA) en yüksek şirketleri belirledik. Analistler de iyi bilanço açıklamış ve orta-uzun vade prim yapabilecek hisse senetlerini gerekçeleriyle birlikte değerlendirdi.
KAR ARTIŞINDA TÜRK TRAKTÖR
Altı aylık bilançolara göre net kar artışında Türk Traktör başı çekiyor. Şirket, 5 milyon 516 bin TL olan karını yüzde bin 156 artışla 69 milyon 265 bin TL’ye yükseltti. İkinci sırada yer alan Karsu Tekstil, 2009 yılında 815 bin TL zarar etmişti. Şirket bu yılın ilk altı ayında ise 5 milyon 560 bin TL net kar açıkladı. Karsu Tekstil böylece karını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 782 oranında artırmış oldu. Marmaris Altınyunus ise karını 92 bin 472 TL’den yüzde 691 artışla 731 bin 33 TL’ye yükselterek üçüncü sıraya oturdu. Net karını en fazla artıranlar arasında dördüncü sırada yüzde 445 artışla F-M İzmit Piston yer alırken, onu yüzde 386 ile Sanko Pazarlama izliyor...
SATIŞLARINI ARTIRANLAR
Bilanço analizinde satış artışı açısından en iyi 20’yi belirlemek için banka, sigorta ve sanayi formatında bilanço açıklayan şirketleri değerlemeye tabi tuttuk. Sanayi şirketleri için “satış gelirleri”, bankalar için “net faiz geliri”, sigorta şirketleri içinse “genel teknik bölüm” dengesini esas aldık. Bu kapsamda Marbaş B Tipi Yatırım Ortaklığı ilk sırada yer aldı. Marbaş B Tipi Yatırım Ortaklığı 1 milyon 296 bin TL olan satışlarını yüzde bin 632 artışla 22 milyon 455 bin TL’ye yükseltti. Marbaş B Tipi Yatırım Ortaklığı’nı yüzde 908 artışla Yapı Kredi Sigorta, yüzde 204 artışla Garanti Yatırım Ortaklığı izledi.
Yapı Kredi Sigorta 3 milyon 115 bin TL olan satışlarını 31 milyon 414 bin TL’ye, Garanti Yatırım Ortaklığı da 29 milyon 69 bin TL’den 88 milyon 238 bin TL’ye yükseltti. Burçelik Vana, satışlarını yüzde 125 artırarak 4’üncü sıraya oturdu. Burçelik Vana’nın 2009’un ilk altı aylık döneminde 1 milyon 569 bin TL olan satışları, bu yılın ilk yarısında 3 milyon 531 bin TL’ye yükseldi. Anadolu Hayat ise ilk altı ayda 17 milyon 742 bin TL satış açıkladı. Şirketin 2009 yılının eş dönemindeki satışları 7 milyon 989 bin TL’ydi. Bu da yüzde 122 satış artışıyla Anadolu Hayat’ı 5’inci sıraya yerleştirdi.
FAALİYET DIŞI FİNANSAL GELİRLER
Sanayi formatı bilanço açıklayan şirketler ele alınarak yapılan değerlendirmede ise yüzde 13 bin 580 artışla Favori Dinlenme Yerleri ilk sırada yer aldı. Şirket 2009’un yılının ilk altı ayında 247 TL olan faaliyet dışı finansal gelirlerini, 2010’un aynı döneminde 33 bin 792 TL’ye yükseltti. Favori Dinlenme Yerleri’ni yüzde 10 bin 665 artışla Eminiş Ambalaj, yüzde 2 bin 910 artışla da Euro Yatırım Ortaklığı izliyor. Eminiş Ambalaj, 2009’un ilk yarısında 4 bin 710 TL olan faaliyet dışı finansal gelirini, 2010’un eş döneminde 507 bin 63 TL’ye yükseltti. Euro Yatırım Ortaklığı ise 340 TL’den 10 bin 234 TL’ye ulaştırdı. Bayındır Madencilik, 2 bin 184 TL’den bin 488 artışla 34 bin 696 TL’ye ulaşarak 4’üncü sırada yer aldı. Özderici GMYO’nun bu kalemde 117 bin 651 TL’den yüzde 559 artışla 775 bin 136 TL’ye yükselmesi şirketi 5’inci sıraya yerleştirdi.
FAALİYET KARINDA F-M PİSTON
İlk altı aylık faaliyet karını en fazla artıran şirket F-M İzmit Piston oldu. Şirket, 2009/6 döneminde 218 bin 685 TL olan faaliyet karını yüzde bin 385 artışla 3 milyon 247 bin TL’ye yükseltti. Sanko Pazarlama, yüzde 541 artışla 6 milyon 593 bin TL faaliyet karı açıklayarak ikinci oldu. Bu şirket, geçen yılın aynı döneminde faaliyetlerinden zarar etmişti. Geçen yılının ilk altı aylık döneminde 16 milyon 818 bin TL faaliyet karı elde eden Türk Traktör ise bu kalemi yüzde 407 artışla 85 milyon 246 bin TL’ye yükseltti. Böylece Türk Traktör sıralamada 3’üncülüğe yerleşti.
ÖZSERMAYE KARLILIĞINDA İŞ BANKASI
Altı aylık bilançolarda özsermaye karlılığı en yüksek şirket İş Bankası (B) oldu. Hissenin özsermaye karlılığı yüzde 82.17 olarak gerçekleşti. İş Bankası B’yi Bosch Fren Sistemleri ve Adel Kalemcilik izledi. Bosch Fren Sistemleri’nin özsermaye karlılığı yüzde 40.34, Adel Kalemcilik’inse yüzde 23.44 oldu.
Net kar marjı en yüksek şirket sıralamasında ise yüzde 1.20 ile Vakıf GMYO, yüzde 1.05 ile Esem Spor Giyim, yüzde 0.99 ile de Atakule GMYO ilk üç sırayı paylaştılar.
Yüzde 13.43 ile Mardin Çimento aktif karlılığı en yüksek şirket oldu. Mardin Çimento’yu yüzde 11.65 ile Esem Spor Giyim, yüzde 11.63 ile de Adel Kalemcilik izledi.
FAVÖK’DE FORD OTOSAN LİDER
Analistlerin hisse seçiminde en önemli kriterlerinden olan FAVÖK (finansman giderleri, amortisman giderleri ve vergi öncesi kar) sıralamasında ise başı Ford Otosan çekti. Ford Otosan’ın FAVÖK’ü 326 milyon 636 bin TL oldu. Ford Otosan’ı 145 milyon 252 bin TL ile BSH Ev Aletleri, 113 milyon 592 bin TL ile de Petkim izledi. 106 milyon 493 bin TL ile Türk Traktör 4’üncü, 88 milyon 780 bin TL ile de Yapı Kredi Finansal Kiralama 5’inci sıraya oturdu.
Tuğba SAYGIN / Gedik Yatırım Araştırma Uzman Yardımcısı
İŞ GYO YÜKSEK İSKONTOYA SAHİP
İş GYO: Şirket, 2010’un ilk yarısında 22 milyon TL net kar, 32 milyon TL FAVÖK, 47 milyon TL de net satış geliri açıkladı. Söz konusu rakamlar için beklentilerimiz sırasıyla 24 milyon, 35 milyon ve 49 milyon TL idi. 2010 yılının ilk yarısındaki net karı geçen yılın eş dönemine göre yüzde 12 gerileyen İş GYO’nun FAVÖK’ü (yüzde 3) ve net satış geliri (yüzde 12) ise söz konusu döneme göre yükseldi. Bu yılın ikinci çeyreğinde 18.3 milyon TL kira geliri elde eden şirkete ilişkin bu rakam, geçen yılın eş dönemine göre neredeyse aynı seviyede gerçekleşti. Hizmet gelirleri ise geçen yıla göre yüzde 33 artarak 3.2 milyon TL oldu. Bu arada Ece/GGP AVM projesi için 1.8 milyon TL tutarında üst hakkı geliri yazılması da şirketin satış gelirlerinin artmasında etkili oldu. Bu gelirin yıllık bazda ise yaklaşık 4.6 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor. İş GYO’nun 2010 yılında satış gelirlerinin 2009’a oranla yüzde 7 yükselerek 95 milyon TL civarında, net karının ise yine geçen yıla oranla yüzde 1 yükselerek 61 milyon TL olmasını bekliyoruz. Şirket için 2010 yılı tahminleri doğrultusunda hesapladığımız olduğumuz piyasa çarpanları 11.8 fiyat/kazanç, 0.8 piyasa değeri/defter değeri düzeyinde. İş GYO borsada işlem gören GYO’lar arasında en yüksek iskontoya sahip olanlardan. Hisse için hedef fiyatımız 2.08 TL. Bu da “endeksin üzerinde getiri”ye işaret ediyor.
Tüpraş: 2010 yılının ilk yarısında 325 milyon TL net kar, 587 milyon TL FAVÖK ve 11 milyar 745 milyon TL net satış geliri açıkladı. Söz konusu rakamlar için beklentimiz sırasıyla 366 milyon, 634 milyon ve 11 milyar 786 milyon TL idi. Tüpraş’ın karı, 2009’un ilk yarısına göre yüzde 3 geriledi. FAVÖK’ü ve net satış geliri ise sırasıyla yüzde 17 ve 46 yükseldi. Yılın ilk yarısında ton bazında satış miktarı geçen yıla göre sadece yüzde 1.5 artan Tüpraş’ın net rafineri marjı ise geçen yılın eş dönemine göre yüzde 54 yükseldi. 2010’un ilk yarısında rafinajda FAVÖK yüzde 19 artarken, dağıtımdaki (OPET) FAVÖK’ün yüzde 6.6 gerilediği dikkat çekiyor. Bu yıl tahminlerimize göre Tüpraş’ın net rafineri marjı 2009’a göre artış gösterecektir. Şirketin satış gelirlerinin 2009’a oranla yüzde 29 artışla 26 milyar 351 milyon TL’ye çıkmasını, FAVÖK’ün de yüzde 9 artışla 1 milyar 246 milyon TL olmasını bekliyoruz. 2010 yılı net karının ise 2009’a göre yüzde 11 yükselerek 909 milyon TL olacağını tahmin ediyoruz. Hisse için 2010 yılı tahminleri doğrultusunda hesapladığımız piyasa çarpanları 9.2 fiyat/kazanç ve 2.4 piyasa değeri/defter değeri düzeyinde. Hissedeki hedef fiyatımız yüzde 20 yükselme potansiyeliyle 39.10 TL. “Endeksin üzerinde getiri” tahmin ediyoruz.
Ereğli Demir Çelik: 2010 yılının ilk yarısında 418 milyon 183 bin TL net kar açıklayan şirket için beklentimiz 329 milyon TL idi. Böylece şirketin net karı, geçen yılın eş dönemine göre yüzde 313 yükseldi. Ciro ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 yükselerek 3 milyar 203 milyon TL oldu. Erdemir için 2010’un ilk yarısına yönelik ciro beklentimiz 3 milyar 583 milyon TL idi. Açıklanan rakam beklentimizin hafif altında kaldı. Şirketin FAVÖK’ü, geçen yılın eş dönemine göre 12 kat yükseldi. FAVÖK, beklentimiz olan 670 milyon TL’nin yüzde 16 üzerinde 774 milyon TL olarak gerçekleşti. Erdemir’in bu yılın ilk yarısındaki toplam satışlarının yüzde 90’ını yurtiçi, kalanını (yüzde 10) ise yurtdışı oluşturuyor. Bu dönemde şirketin yurtiçi satışları geçen yılın eş dönemine göre yüzde 92 yükselirken, yurtdışı satışları yüzde 58 düştü. Bu yıl şirketin satış gelirlerinin 2009’a oranla yüzde 33 yükselerek 6 milyar 981 milyon TL’ye, FAVÖK’ününse yüzde 221 yükselerek 1 milyar 181 milyon TL’ye çıkmasını bekliyoruz. Ereğli Demir Çelik için net kar beklentimiz de 2009 yılına göre yüzde 440 artışla 572 milyon TL. Bunun nedeni, demir-çelik fiyatlarının yukarı yönlü seyrini koruması. Şirket, geçen yıl demir-çelik sektöründe ürün fiyatlarının düşük seyretmesinden dolayı zarar açıklamıştı.
Hisse için 5.90 TL hedef fiyatla yüzde 33 yükselme potansiyeli öngörüyoruz. Bu da “endeksin üzerinde getiri”ye karşılık geliyor.
Tat Konserve: Salça, domates ürünleri ve ketçap kategorisinde pazar lideri olan şirketin 2010 yılı ilk yarısındaki net karı, geçen yılın eş dönemine göre yüzde 6 düşüşle 14 milyon 436 milyon TL oldu. Bu rakam beklentimize paralel geldi. Şirketin satışları ise geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 28 yükselerek 410 milyon TL’ye çıktı. Satış gelirleri beklentimizin yüzde 7 üzerinde gerçekleşti. FAVÖK ise beklentimiz olan 36 milyon TL’nin hafif altında (33 milyon TL) geldi. Tat Konserve’nin bu yıl 2009’a oranla net karını yüzde 14 yükseltmesini (38 milyon TL) bekliyoruz. Bunun nedeni, yılın 3’üncü ve 4’üncü çeyrek dönemlerinde hem domates hem de domates salçasında hızlı sezona girilmesi ve kar marjlarındaki iyileşme beklentimiz. Şirketin yılın ikinci yarısında daha iyi sonuçlar açıklamasını bekliyoruz. Hisse için 2010 yılı tahminleri doğrultusunda hesapladığımız piyasa çarpanları 11.8 fiyat/kazanç ve 2.4 piyasa değeri/defter değeri şeklinde. İMKB ile kıyaslandığında son bir ayda endeksin yüzde 1 altında, son üç ayda ise yüzde 1 üzerinde performans gösterdiği görülüyor. Hisse için hedef fiyatımız 4.20 TL. bu rakam, yüzde 28 yükselme potansiyeli ve “endeksin üzerinde getiri”ye işaret ediyor.
Ersagun ŞİMŞEK / Tera Menkul Değerler Pazarlama ve Satış Direktörü
GÜBRE SEKTÖRÜNÜN ÖNÜ AÇIK
Bagfaş: 2010 yılı ikinci çeyreğinde 4.4 milyon dolar net kar açıkladı. Bu rakam yıllık bazda yüzde 780 yükselişe, 2009’un aynı dönemine göre ise yüzde 50 düşüşe denk geliyor. Söz konusu dönemde hammadde fiyatları sert şekilde düşerken, satış fiyatları az da olsa yükseldi. Bu sayede şirketin FAVÖK marjı da 2010’un ikinci çeyreğinde 2009’un eş dönemine göre sert şekilde düzeldi. Öte yandan, Rusya’daki yangınlar gübre sektörü hisseleri için katalizör etkisi yaratabilir. Hububat fiyatlarının yüksek kalmaya devam etmesiyle çiftçi gelirleri artabilir. Çiftçi gelirlerindeki artışın yanı sıra tarımda verimlilik ihtiyacı da gübre tüketiminin yükselmesine neden olabilir. Gıda güvenliği hala dünya gündeminde olmasa da bu durum gelecekte değişebilir. Bütün bunlar gübre sektörünü olumlu etkileyecek beklentiler. Bu sektörde faaliyet gösteren şirketler hükümetlerin tarım sektörüne yönelik alacakları uzun vadeli önlem ve teşviklerden faydalanacak. Bagfaş için hisse başına hedef fiyatımızı bütün bu gerekçelerle 137.1 TL’ye yükseltiyoruz. Yeni hedef fiyatımız yüzde 19 yukarı potansiyele işaret ettiğinden tavsiyemiz “al” yönünde.
Akenerji: 2010 yılının ikinci çeyreğinde beklentilerimizden oldukça altında 17.7 milyon dolar net kar açıkladı. FAVÖK de beklentilerin altında kaldı. Akenerji’nin operasyonel karlılığı, düşük seyreden DUY (Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği) fiyatları nedeniyle daralırken, SEDAŞ’ın (Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.) zararı da muhtemelen artan alacak karşılıkları nedeniyle yükseldi. Bu iki gelişme, karlılığı bir önceki çeyreğe göre oldukça azalttı. 2010’un ilk çeyreğinde yüzde 9.3 olan FAVÖK marjı ikinci çeyrekte yüzde 1.7’ye geriledi. Ancak Akenerji için hisse başına hedef fiyatımızı, 160 MW’lik hidroelektrik santrali projesini projeksiyonlarımıza dahil etmemiz nedeniyle 3.6 TL’den 4.2 TL’ye yükseltiyoruz. Projeksiyonlarımıza yeni dahil ettiğimiz hidroelektrik kapasitesinden kaynaklanan değerleme artışı, şirketin ortalama elektrik satış fiyatı tahminlerimizi aşağı yönlü revize etmemiz nedeniyle sınırlı kaldı. Satış fiyatlarını aşağı yönlü revize etmemizin ardında ise zayıf seyreden DUY fiyatları ve şirketin bu olumsuz koşullara karşılık satış politikasını değiştirmesi yatıyor. Yeni hedef fiyatımız yüzde 23 yukarı potansiyele işaret ettiğinden Akenerji için tavsiyemizi “nötr”den “al”a yükseltiyoruz. Çünkü yeni hidroelektrik santrali projeleri esas faaliyet karlılığını destekleyecektir. 2015 yılında Akenerji’nin toplam enerji satışının yüzde 17’lik kısmını hidroelektrik santrallerinin oluşturacağını düşünüyoruz. DUY piyasasındaki yetersizlik sebebiyle şirket satış politikasını değiştiriyor. Bunun nedeni DUY fiyatlarındaki cazibenin kaybolması ve serbest elektrik piyasasındaki üretim fazlası. Akenerji, DUY piyasasındaki yoğun pozisyonlarını 2010 yılı ikinci çeyreğinden itibaren direkt ve indirekt olarak müşterilere satışa çevirdi. Bu durumun ortalama satış fiyatlarını aşağı çekeceğini öngörüyoruz. Bu yıl elektrik tüketiminde yüzde 7’ye (tarihi büyüme rakamı) yaklaşıldı. Ancak elektrik fiyatları yatay seyrini devam ettiriyor. 216 MW kurulu kapasitesi bulunan hidroelektirik santrallerinin 2010’un üçüncü çeyreğinde çalışmaya başlayacağını ve DUY fiyatlarının bu dönemde mevsimsel etkilerle yükseleceğini düşünerek şirketin FAVÖK marjının toparlanacağını öngörüyoruz.
Boyner Büyük Mağazacılık: 2010 yılının ikinci çeyreğinde 6.9 milyon TL net kar açıklayan Boyner, böylece yıllık bazda yüzde 54 artış sağlamış oldu. Bu sert yükselişte yüksek gelir oluşturulması, esas faaliyet karlılığındaki iyileşme ve Beymen anlaşmasındaki telif hakları etkili oldu. Öte yandan, şirketin gelirleri de ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 10.7 yükseldi. Boyner’in 2010 ikinci çeyrek finansallarının beklentimiz dahilinde gelmesinin ardından şirket hisseleri için “al” tavsiyemizi devam ettiriyoruz. Boyner hisseleri için hedef fiyatımızı 3.20 TL olarak koruyoruz. Bu rakam yüzde 47 yükselişe işaret ediyor. Şirket, yeniden yapılandırma programının olumlu etkilerini ekonomik iyileşme ve artan tüketici güveni sayesinde daha güçlü hissetmeye başladı. Uzun süredir 2.05-2.20 TL aralığında hareket eden Boyner hisselerinin bayram sonrasında piyasaların yeniden hareketlenmesiyle 3 TL seviyelerine doğru hareketleneceğini düşünüyoruz.
Turkcell: Turkcell için önerimizi “nötr”den “al”a yükseltiyoruz. Hisse başına hedef değerimizde herhangi bir değişikliğe gitmedik. Şirket için belirlediğimiz hedef değer hisse başına 10.30 TL. Bu da yüzde 26 prim potansiyeline işaret erdiyor. Turkcell’in, Türk Telekom ve piyasaya göre düşük kalan fiyat performansının yatırımcıların ilgisini çekebileceğini düşünüyoruz. 2010 başından bu yana Turkcell hisseleri, İMKB-100’e göre yüzde 29, Türk Telekom’a göre ise yüzde 36 zayıf performans gösterdi. Diğer taraftan, son dönemlerde Turkcell aleyhine değişen sektör dinamiklerinin şirkete etkisinin sınırlı kalmasını bekliyoruz. Düşük fiyat performansındaki sebeplerin başında ise telekom regülasyonlarındaki düzenlemeler geliyor. Dolaşım vergisi ve Türk Telekom’la devam eden bazı sorunlar hisse üzerinde baskı oluşturuyor. Öte yandan Turkcell, 2005 ve 2009 yılları arasına ait 258 milyon dolarlık vergi cezasını 50 milyon doların altında bir rakamdan ödemek üzere anlaştı. Bu fiyat seviyelerinden Turkcell hissesi alan yatırımcıların ciddi bir geri dönüş alabileceğine inanıyoruz.
İDİL TARAKLI -PARA DERGİSİ
www.finansgundem.com
'Ekonomide hiçbir şey tabu değil'
02 Eylül 2010 Perşembe Saat:15:00
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, "Tartışmaktan korkmayalım. Yeter ki, ülkemizin menfaatlerini kendi menfaatlerimizin önüne koyabilelim. Bu yüzden, döviz kurunu da tartışalım, faiz oranlarını da tartışalım, enflasyon hedeflemesini de tartışalım" dedi.
Çağlayan, TİM toplantısında ihracatçıların yaşadığı sorunları Türkiye'nin tartışmak zorunda olduğunu, bunun sadece ihracatçının sorunu olmadığını ifade etti. Çağlayan, kur rejiminin belli olduğunu, dalgalı kur rejiminin benimsendiğini, kur rejimini kesinlikle tartışmaya açmadıklarını ve bu konuda sıkıntılarının bulunmadığını bildirdi. Çağlayan, "Hükümet olarak bu konudaki hislerimiz bellidir. Ama sırf bunu deyip kestirip atamayız. Bu noktanın dışında o zaman başka enstrümanları tartışmak ve burada mutlaka bir çıkar yol bulmamız lazım" dedi. Çağlayan, tartıştıkları konunun kur politikasının rekabetçiliği olduğunu, hedeflerinin yüksek kur değil rekabetçi kur olduğunu söyledi. Rekabetçi olmayan kurun, ithalatı, cari açığı artırdığını belirten Çağlayan, feryatlarının bu konuda olduğunu ifade etti.
Çağlayan, ihracatçılar ile bir yol haritası hazırlayacaklarını ve eylül ayı sonunda; iş dünyasının bütün kuruluşlarının en üst düzey temsilcilerinin, sanayicilerin, ihracatçıların, ilgili kamu kurumlarının üst düzey yöneticilerinin katılacağı bir Arama Konferansı'nda masaya yatıracaklarını söyledi. Çağlayan yapılan çalışmaları bakanlar kuruluna götüreceklerini söyledi.
Cari açık finansmanında sorun yok
Cari açık konusunun herkesin önemle üzerinde durması gereken bir konu olduğuna işaret eden Çağlayan, şunları kaydetti: "Bugün için finansmanında bir sıkıntı yok, bugün için endişeye mahal yok, sistem kendi kendini finanse ediyor ama üzerinde durup çalışılması gerekiyor. Cari açığı azaltma noktasında zaten bu çalışmaları yapıyoruz."
Dünyadaki hammaddeye erişmenin ileride sorun haline gelebileceğini ifade eden Çağlayan, bugünden gidip hammadde tedarikini güvence altına almak gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin bugün pul olan parasını değil, değerli parasını tartıştığını hatırlatan Çağlayan, ülkelerin ihracatta rekabet güçlerini artırabilmek için kendi parasının değerini düşürmeye çalıştığını hatırlattı.
Çağlayan, "Bilmemiz gereken bir şey var ki ekonomide hiçbir şey tabu değil, değişmez de değil. Ona göre politika geliştirmek, yeni dünya ekonomisinin olmazsa olmaz şartı. Küresel krizde bunu gördük. Bugün bütün ülkeler bütçe finansman dengelerini sağlayabilmek için ihracatlarını artırmaya çalışıyor" diye konuştu.
www.referansgazetesi.com
RAMAZAN'DA DAHA ÇOK HARCADIK
02 Eylül 2010 Perşembe Saat:14:30
Süpermarket ve bakkal harcamaları artarken eğlence giderleri azalma gösterdi
MasterCard tarafından yaptırılan MasterIndex araştırmasına göre, ramazan ayında Türk halkının yüzde 41'inin harcamaları arttı.
MasterCard'dan yapılan açıklamada, Türkiye'nin kentsel nüfusunu temsil eden 11 il merkezinde, 1.000 kişi üzerinde Yöntem Araştırma Şirketi tarafından yaptırılan araştırmanın, ramazan ayının aylık harcamalar üzerindeki etkisini ölçümlediği bildirildi.
Araştırma sonuçları incelendiğinde özellikle süpermarket ve bakkal harcamalarının yüzde 40 oranında net artış kaydettiğinin gözlemlendiği belirtilerek, ortaya çıkan sonuçlarda, Türk halkının yüzde 41'inin ramazan ayı nedeniyle aylık harcamalarında artış yaşadığını, yüzde 51'inin harcamalarında bir değişiklik olmadığını, yüzde 8'lik bir kesimin ise harcamalarının azaldığını ifade ettiği vurgulandı.
Ramazan ayında gerçekleştirilen harcamaların dağılımında yaşanan değişikliklerin de incelendiği araştırmaya göre, süpermarket/bakkal harcamaları ramazan ayında yüzde 40'lık net artış gösterdi. Bu kalemi yüzde 9'luk net artışla giyim, yüzde 8'lik artışla cep telefonu giderleri izledi. Sinema, konser, eğlence, otel ve konaklama giderleri ise azalma gösterdi.
www.borsagundem.com
Referandum ve bayram bereketi
02 Eylül 2010 Perşembe Saat:14:00
Ramazan Bayramı ve 12 Eylül'de yapılacak referandumun arka arkaya gelmesi, tatilciler için sıkıntılı bir dönüş yolculuğuna neden olacak. Özellikle 11-12 Eylül için dönüş biletleri tükenmeye yaklaşırken, uçak ve otobüs firmaları sıkıntıyı ek seferlerle aşmaya çalışıyor.
Türk Hava Yolları (THY), referandumu da göz önüne alarak 12 Eylül'deki dönüş seferlerini oylamalar bitmeden önceki saatlerde yoğunlaştırdı. THY bu bayram, 2 yurtdışı özel kira seferi, 18 iç hat ilave sefer olmak üzere toplam 20 sefer planlandı.
Küçük gövdeli uçaklarla taşımacılık yapan Borajet ise Ramazan Bayramı ve 12 Eylül'de yolcu taleplerinde şimdiden artış yaşadı. Borajet, 8, 9, 11, 12 ve 13 Eylülde Edremit ve Bodrum'a günlük bir gidiş-dönüş ek sefer koydu. Ayrıca şirket, Ramazan Bayramı'nın birinci günü olan 9 Eylül'de de Antalya'ya ek sefer düzenleyecek.
“12 EYLÜLDE NORMALİN 3 KATI YOLCU TAŞINIR”
Karayolu ile taşımacılık yapan firmalar da Ramazan Bayramında ve 12 Eylül'de ek sefer koymayı planlıyor. Metro Turizm Genel Müdür Yardımcısı Dinçer Yirmibeşcik, Ramazan Bayramı tatiline yönelik seyahat taleplerinin yoğunlaşmaya başladığını, ancak bu sektörde yolcuların, seferden 3-4 gün önce karar verdikleri için ek sefer sayılarını şimdiden belirleyemediklerini anlattı.
Taleplere göre bazı illere ek seferler koymaya başladıklarını belirten Yirmibeşcik, özellikle İstanbul'dan ve büyükşehirlerden gidişlerin çok yoğun ilgi gördüğünü söyledi.
Sefer yoğunluğunun Arefe gününün bir gün öncesinden başladığını, bunu Arefe günü ve Bayramın birinci gününün izlediğini bildiren Yirmibeşcik, dönüşler için 12 Eylül pazar gününün talep edildiğini, Referandumun yapılacağı gün normalin 3 katına yakın yolcu taşımayı öngördüklerini ifade etti.
TCDD Genel Müdürlüğü de bu döneme yönelik yolcu taleplerinin yoğunlaşması halinde hem konvansiyonel tren hem de Yüksek Hızlı Tren seferlerini arttırmayı planlıyor.
www.bigpara.com
Resesyon mu depresyon mu?
02 Ağustos 2010 Perşembe Saat:13:00
ABD ekonomisi ve Japon ekonomisiyle ilgili olarak son verilerin parlak olmaması, Avro Bölgesi ekonomileri arasında Almanya dışında ciddi bir toparlanma görünümü ortaya çıkmaması yeniden çift dipli resesyon, depresyon gibi ekonomik istikrarsızlık hallerini gündeme taşıdı.
Bugünlerde moda olan görüş ABD ekonomisinin yeniden resesyona girebileceği, buna İngiltere’nin de eşlik edebileceği biçiminde özetlenebilecek olan görüş. Bazı yorumcular ABD’nin aslında resesyonda değil depresyonda olduğunu öne sürüyorlar.
Resesyon, reel GSYH’nın arka arkaya iki çeyrek küçülmesi olarak tanımlanıyor. Depresyon ise daha ağır bir istikrarsızlık halini, ekonomik faaliyetlerde daha şiddetli, yaygın ve uzun süreli bir bozulmayı ifade ediyor. Her ikisi de üzerinde tam olarak uzlaşılmış tanımlar değil bunlar ama resesyon tanımı depresyona göre daha fazla ortak kabule dayanıyor. Şimdi bu tanımlardan hareketle seçtiğimiz 5 ülkenin durumuna bir bakalım. Aşağıdaki tabloda bu ülkelerin 2008 yılının son çeyreğinden başlayarak mevsim etkilerinden arındırılmış GSYH büyüme oranları önceki yılın aynı dönemine göre karşılaştırmalı olarak gösterilmektedir (Kaynak: www.oecd.org )
Tanımlardan giderek yorumladığımızda tablo bize ABD ekonomisinin 2008 yılının son çeyreğinden başlayarak üç çeyrek süresince küçüldüğünü yani resesyona girdiğini ve 2009 yılının 2. çeyreğinden itibaren yeniden büyümeye dönerek resesyondan çıktığını anlatıyor. Buna karşılık pozitife dönüşmüş olan büyüme oranlarına baktığımızda da resesyondan çıkışın pek de güçlü olmadığını ve sıkıntının devam ettiğini anlatıyor.
ABD’de büyümenin yanında işsizlik oranı başta olmak üzere öteki ekonomik göstergelerdeki bozulmaların iyileşmediğini görüyoruz. Bu durumda ABD’nin aslında resesyon değil depresyon yaşadığını ve henüz bu durumdan kurtulamadığını söylememiz yanlış olmayacak. Aşağı yukarı aynı şeyleri Japonya için de söylememiz mümkün. Yani sanki resesyon yaşamış gibi görünen Japonya aslında depresyonda ve bundan çıkabilmiş değil. Bu beş ekonomi arasında resesyon yaşamış tek ekonomi Almanya.
İki çeyrek küçüldükten sonra büyüme yoluna geri dönmüş ve üstelik 2010 yılının ikinci çeyreğinde büyümesini güçlü hale de getirmiş. Yani yaşadığı resesyonu da şimdilik geride bırakmış görünüyor. Yedi çeyrek üst üste küçülen Yunanistan’ın, bütün öteki göstergelerinin bozuk olduğu da dikkate alındığında tam anlamıyla depresyonda olduğunu söyleyebiliyoruz. Türkiye, 2008 yılının son çeyreğinden başlayarak resesyona girmiş görünüyor.
Mevsimlik etkilerden arındırılmış küçülme iki çeyrekle sınırlı kalmış görünüyor. Üstelik ekonomide işsizlik başta olmak üzere öteki göstergelerde bozulmalar ortaya çıkmış bulunuyor. Ekonominin en önemli avantajı mali sektörün 2001 krizinden sonra geçirdiği güçlendirmeler sayesinde finans krizine girmemiş olması. Küçülmenin baz etkisi azaldıkça Türkiye’nin büyümesindeki toparlanma da kayboluyor. Krizden çıkıp çıkmadığımızı tam olarak anlayabilmek için ikinci çeyrek büyümesini görmeye ihtiyacımız var.
Mahfi EĞİLMEZ / RADİKAL
BORÇ KABUSU 10 YIL SÜRECEK
02 Eylül 2010 Perşembe Saat:12:30
Ülkeleri, içinde bulundukları borç batağında sıkıntılı günler bekliyor
Analistler, borçlu ülkelerin karşılaştığı kısa vadeli mali baskıların birçok yatırımcının düşündüğün aksine daha yönetilebilir olduğunu, ancak 10 yıllık vadede sorunları çözmenin çok daha zor olacağını söylüyor.
CNBC'nin haberine göre; İngiltere merkezli yatırım danışmanlığı şirketi Standard Life Investments'in küresel strateji birimi başkanı Andrew Milligan, "Kamu borçlarının yüksek seviyesi uzun dönemli belirgin riskler yaratıyor. Önümüzdeki 10 yıllık dönemde potansiyel fonlama problemleri ve kredi notu derecelendirmeleri öncelikli endişe kaynağı olacak" dedi.
Milligan, "Vergi artırımları ve harcamalardaki kesintilerin etkisinin bazı kötümser uzmanların söylediğinin aksine daha az hasar yaratacağını düşünüyoruz... Ancak, hükümetleri uzun dönemde karşı karşıya bulundukları riskler konusunda uyarıyoruz. Çünkü, geri ödenemeyen borçlar ilerde zor alınan vergi ve harcama kararları anlamına geliyor" ifadelerine yer verdi.
YATIRIMCILARI İKİ ŞEKİLDE ETKİLEYECEK
Analist bunun yatırımcılar için iki anlamı olduğuna da dikkat çekti. Milligan bunlardan ilkinin dalgalı piyasa ikincisini ise daha uzun süre düşük seviyede kalacak faiz oranları olduğunu söyledi.
OECD yaptığı son değerlendirmede, gelişmiş ülkelerdeki kamu kesiminin borcunun gayri safi yurtiçi hâsılaya oranının 2011 yılında yüzde 100'ü aşacağını belirtti. Bu seviyeler 1950'li yıllardan beri görülmedi.
Milligan, bu durum karşısında bütçe konsolidasyonu sağlamayı amaçlayan ve bu nedenle geniş çaplı kemer sıkma önlemleri alan hükümetlerin çoğunlukla siyasi muhalefetle karşılaştığına da dikkat çekti.
Diğer taraftan Milligan, çok sayıda ülkenin aynı anda mali politikalarında sıkılaştırmaya gitmesinin ekonomi üzerindeki olumsuz etkisini artıracağı uyarısını da yaptı. Milligan küresel büyümenin önümüzdeki birkaç yılda şimdi olduğundan daha iyi olmayacağını beklediğini de söyledi.
BORSALAR COŞTU, İMKB REKORA YAKIN
02 Eylül 2010 Perşembe Saat:12:00
ABD' den gelen verileri olumlu algılayan piyasalar coştu. Dow Jones açılıştan hemen sonra yüzde 2.5 prim yaptı, İMKB zirveye çok yaklaştı
ABD'de ISM endeksi Ağustos'ta yüzde 55.5'den yüzde 5.63'e yükseldi. Beklenti endeksin yüzde 53.2'ye düşmesiydi. ABD'de üretim koşullarında iyileşme dört aydır ilk defa hız kazanması borsaları da sevindirdi. İyi gelen ISM verisinin ardından ABD endeksleri % 2.5 yükseldi, Avrupa borsalarında yükseliş yüzde 4'e yaklaştı.
İMKB-100 Endeksi 60 bin 685 puana yükselerek yüzde 1.19 arttı. Endeks 29 temmuz'da gördüğü 60 bin 737 puanlık zirveye çok yaklaştı. Referandum öncesi dış piyasaların etkisiyle endekste yükselişin sürmesi bekleniyor. Analistler önümüzdeki günlerde yeni zirvelere ulaşılacağını belirtiyor.
Merkez Bankası'nın faiz indirimine gidebileceği sinyali vermesi ile birlikte düşüşe geçen faizler de hisse senedi piyasasında alımları artırdı.
DIŞ PİYASALAR İZLENİYOR
Piyasalar dış piyasalardaki gelişmelere endekslenmiş durumda. Özellikle FED'inh yaptığı açıklamalar yakından takip ediliyor. Dün ABD'de beklentilerin üzerinde gelen veriler, satışla başlayan piyasaların toparlanmasını ve günü yatay kapatmasını sağladı. Bununla birlikte Fed toplantı tutanaklarında bazı yöneticilerin ekonomik büyüme ve enflasyona yönelik yüksek riske işaret eden ifadeleri de gözlerden kaçmadı.
FAİZLER GERİLİYOR
Uluslararası piyasada Euro/Dolar 1.28'nin üzerindeki seyrine devam ederken, Dolar/Yen 84.40 düzeyinde işlem görüyor. Yurtiçinde ise Dolar/TL 1.52 seviyesinde yer alıyor.
Dün kapanışını yüzde 8.12 bileşik seviyesinden yapan 25 Nisan 2012 vadeli gösterge tahvil şu yüzde 8.09 seviyesinde.
İSPANYA'DAN OLUMLU HABER
İspanya'da merkezi yönetim bütçe açığı tasarruf önlemleri sayesinde yarı yarıya azaldı.
Maliye Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada, Temmuz ayı sonu itibariyle merkezi yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 2,4'ü olduğu bildirildi. Geçen yılın aynı döneminde merkez yönetim bütçe açığı bunun iki katıydı.
Bütçe açığı rakamlarına bölgesel yönetim harcamaları dahil edilmedi.
Bakanlık raporuna göre, Temmuz ayı sonu itibariyle yüksek KDV oranlarının etkisiyle gelirler yüzde 10,4 artış gösterdi.
Harcamalar kaleminde ise hükümet 2008 yılında vergi mükelleflerine uygulanan 500 dolarlık indirimi kaldırırken, memurların maaşlarından da yüzde 5 kesinti yaptı.
www.borsagundem.com
Lehman'ın batışında regülatörler suçlu
02 Eylül 2010 Perşemb Saat:11:00
Lehman Brothers'in eski CEO'su Richard Fuld, Banka'nın batmasında regülatörlerin kusuru olduğunu savunarak, "Regülatörler farklı davransaydı Banka ayakta kalabilirdi" diye konuştu.
Kongre'nin oluşturduğu Finansal Kriz Soruşturma Komisyonu'nda konuşan Fuld, kontrol edilemeyen piyasa güçlerinin Lehman'ın batmasına yol açtığını vurguladı.
www.ekoklinik.com
Japon ev kadınları liraya sınıf atlattı
02 Eylül 2010 Perşembe Saat:09:00
Japon ev kadınlarının döviz-faiz işlemleriyle para kazanma tutkusu, Türk Lirası'nı uluslararası para trafiğinin bilinen döviz kurları arasında yükseltti. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre, son üç yılda uluslararası işlem hacmi en hızlı yükselen para birimleri, Güney Kore Won'u ve Türk Lirası oldu. Liranın uluslararası piyasalardaki döviz işlem hacmi içindeki payı, Japon kadınların carry trade işlemlerine başladıkları 2007'de yalnızca yüzde 0,1 düzeyindeyken, bu oran 2010 yılında yüzde 0,35 düzeyine çıktı.
BIS'in üç yılda bir yayımladığı Banka Araştırması Raporu'nda, dünya döviz işlemleri hacminin, Nisan 2010 itibariyle, 2007 yılındaki düzeyinden yüzde 20 daha yüksek olduğuna dikkat çekildi. BIS raporundaki verilere göre, 2007'de günlük döviz işlem hacmi 3.3 trilyon dolar düzeyindeyken bu hacim 2010 Nisan ayı itibariyle 4.0 trilyon dolara çıktı. Raporda, işlem hacmindeki bu hızlı tırmanışı, aynı dönemler içinde yüzde 48 gibi büyük bir patlama yapan ‘spot işlemler' tetikledi. Bu süre içinde, spot işlemlerin günlük hacmi 1.0 trilyon dolardan yaklaşık 1.5 trilyon dolara fırladı. Raporda, "Bu dönemde, gelişmekte olan ülkeler dövizlerinin pazar payı yükseldi; piyasada işlem hacmi en hızlı yükselen dövizler Türk Lirası ve Güney Kore Won'u oldu" denildi.
Binlerce dolarlık kazanç var
Japonya'da uzun süren durgunluk ve deflasyon süreci nedeniyle faizlerin neredeyse sıfır düzeyinde olması, özellikle Japon ev kadınlarının yüksek faiz kazandıran Türk Lirası gibi dövizlere yönelmelerine neden oldu. Japon kadınların 2007 yılında keşfettikleri Türk Lirası'ndaki yüksek faiz, birden bire uluslararası döviz piyasalarında lira talebinin ve dolayısıyla işlem hacimlerinin yükselmesini sağladı. Japon kadınlar, yüzde 0,5 faizle aldıkları yen kredilerini, o dönemlerde faizi yüzde 17,5 düzeyinde olan Türk Lirası'na dönüştürüp çok büyük kazançlar elde ettiler. Yalnızca online borsa oyuncularının günde 15 milyar dolarlık işlem yaptığı Japonya'da, ev kadınlarının, aralarında Türk Lirası'nın da bulunduğu birçok dövizle yaptıkları carry trade işlemlerle, binlerce dolarlık kazançlar elde ediyorlar.
BIS raporu verilerine göre Londra, uluslararası döviz işlemlerinin merkezi olmaya devam etti. İngiltere'de yerleşik bankaların tüm işlemlerdeki 2007 yılında yüzde 34,6 olan payları, 2010 yılında yüzde 36,7 düzeyine çıktı. İngiltere'yi, 2010 yılı itibariyle yüzde 18 payla ABD, yüzde 6 payla Japonya, yüzde 5 payla Singapur, yüzde 5 payla İsviçre, yüzde 5 payla Hong Kong ve yüzde 4 payla Avustralya izledi.
www.referansgazetesi.com