
RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD
Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için
ESİN ÇETİNEL
Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.
Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.
Kitabımı bütün DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.
http://www.ideefixe.com/
http://www.kitapyurdu.com/
http://www.scala.com.tr/




|
 |
Atilla YEŞİLADA |
 |
Finansın Duayeni Atilla Yeşilada, belki de yabancı yatırımcılara Türkiye'yi ilk defa tanıtan isimdir. Yıllarca finans dünyasında profesyonel bir yönetici olarak çalıştıktan sonra NTV, CNBCE, SKYTURK, HABERTURK gibi televizyonlarda çok sayıda program yaptı. Basın dünyasının ileri gelen önemli ekonomi ve finans yazarlarından biri oldu. Keskin dili ve her olayı en çarpıcı ve keskin dille aktarmasıyla ünlüdür. Okurken muazzam keyif alır ve tekrar okursunuz.
Atilla Yeşilada CemTV’de
Sitemiz yazarı Atilla Yeşilada artık hergün CemTV’de, ArtıFİNANS Programında. Tecrübeli sunucu Pınar Işık Ardor’la işbirliği yapan yazarımız, Pazartesi-Cuma saat 16:00-17:30 arasında reel ekonomiyi, finans dünyası ve piyasalarda oluşan haberleri kendine özgü stili ile yorumluyor.
CemTV Digitürk Kanal 47’de
Daha fazla bilgi için: http://www.cemtv.com.tr
|
|


Wednesday, 10 March 2010
Kabak Gibi Açıkta Kaldık
10 Mart 2010 Çarşamba
Önce AB çıpası dipte taradı, halatı kestik de...yolcular ürkmesin diye kaptan anons yapmıyor. IMF çıpası zaten hiç suya atılmamıştı da, arka güverteden iki miço “splosh” diye sesler çıkartarak yolcuları kandırdılar. Şimdi kabak gibi ortada kaldık. AKP Türkiye’de hükümet eden en şanslı parti, çıplak denize girse, ayak parmağına kalkan balığı sıkışıyor, ama şans ebediyen devam etmez. IMF’nin artık isyan edercesine “stand-by yok” beyanından sonra, önümüzdeki günlerin estirebileceği rüzgarları da göz önüne alarak çıpasız Türkiye nereye sürüklenir, bir analizini yapmak şart oldu.
En iyimser senaryodan başlamak gerekirse, hiç bir şey olmaz. Türkiye ekonomisinin gerçeği, IMF’nin kısa açıklamasında çizdiği gibidir: Güçlü bütçe, sağlam mali kurumlar, büyümeye geçiş, vs. Dünya da bize yardımcı olur, çifte dip yaşanmaz, Yunanistan gibi başka kırılgan ülkelerin keşfi sonunda oluşacak kredi darboğazları ya gerçekleşmez, ya da Türkiye’nin finansman ihtiyacını karşılamasını zorlayacak kadar uzun sürmez. Olmayacak bir senaryo değil, ama kötülerine bakmakta fayda var.
İlk kötü senaryo dışsal şoklardan kaynaklanır. Yunanistan sorunu bitmedi. Dün Fitch’in Portekiz’in kredi notununu indirebileceğini hatırlatması uyarıdır. Bu sorun Avrupa TÜM kırılgan ülkeleri kurtarma kapasitesine sahip, fonlama kaynağı belli ve yeterli bir kurum veya mekanizma oluşturuncaya kadar da geçmez. CDS gibi gerçek fonksiyonunun aksine, riski sigortalamak için değil, zayıf şirket ve ülkeleri açığa satarak para kazanmayı amaçlayan türev ürünlerin sıkı denetime alınması veya yasaklanması da soruna çözüm olmaz. Sorun kanayan bir bütçe açığı cerahati, CDS spekülatörleri ise üstüne konan opportunist parazitlerdir. Eğer bu mekanizma kurulmazsa, PIGS, İngiltere, ve bence AB ekonomisi yavaşlarsa büyük finans kurumlarının yeniden ödeme zorluğuna düşmesinin, yaratacağı kredi darboğazları, hala büyük sayılacak dış finansman yükümlülükleri olan Türkiye gibi ülkeleri de zora sokar. Belki, TL’yi yokuş aşağı yuvarlayacak boyutta bir finansman sıkıntısı oluşmaz, ama büyümeyi yavaşlatacak kadarı olur. Yabancı doğrudan yatırım yavaşlayabilir, kredi maliyetleri DIŞSAL nedenlerden artarak büyümeyi frenler.
Daha kötü senaryo ise hiç küçümsenecek boyutta değil. AKP referanduma gidiyor. Sn Erdoğan inkar etse de, hem referandumu kaybetmesi hem de büyük farkla kazanması halinde erken seçim ufukta görülebilir. Bu politik senaryomu başka bir yazıya saklayayım, ama şu gerçek: Tüm anketler ve kamuoyu görüş yoklamaları referandumu kimin kazanacağının kesin olmadığını gösteriyor. Türkiye, 3 aylık bir belirsizlik sürecine giriyor. Bunun üstüne bir de Mart’ta aniden bastıran kışın mahsule zarar vererek TÜFE’de bir şok daha yaratması olasılığını koyalım. Enflasyon beklentilerinin 12-24 ay vadede %7 ve üstüne çıktığını varsayalım. Bütçede Şubat ayında öngördüğümüz iyileşmenin gelirler tarafında sürdüğünü, ama faiz dışı harcamalarda referandumu kazanmak veya büyümeyi hızlandırmak için altyapı yatırımları yoluyla hızlanmanın yeniden başladığını düşünelim. İŞTE O ZAMAN...IMF’yi çok arayacağız.
Çünkü, kendi halkına düzenli olarak yalan söyleyen bir hükümet Mali Kural filan ilan ederek durumu kurtaramaz. Bir yıldır süren yalanla oyalamanın ardından yatırımcı artık Mali Kural’ı ciddiye almayacak kadar akıllandı. Aynı yatırımcı yakında, enflasyonist baskılar artsa da, AKP’den ölüm gib tırsan TCMB PPK’nın da faiz artırımına gidemeyeceğini kestirecek. Ne içsel, ne de dışsal çıpa...AKP’nin “ben sözüm eriyim” lafına inananların insafına kalan bir ekonomi hiç de mantıksız bir senaryo değil.
ayesilada@gmail.com

|
|
|
BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com
|
|
30 Temmuz 2010 - AKŞAM
|
|
|

|
Laubaliliğin faturası
|
|
| |
|
Deniz GÖKÇE
|
|
|
|
29 Temmuz 2010 - HABERTURK
|
|
|

|
ISO 500 şirketleri vergiye çalışmış
|
|
| |
|
Ercan KUMCU
|
|
|
|
29 Temmuz 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Yıl sonu tahminleri
|
|
| |
|
Mahfi EĞİLMEZ
|
|
|
|
27 Temmuz 2010 - VATAN
|
|
|

|
İstihdamın kalitesi
|
|
| |
|
Asaf Savaş AKAT
|
|
|
|
31 Temmuz 2010- RADİKAL
|
|
|

|
Yüksek hızda büyümeyi sürdüremeyiz
|
|
| |
|
Taner BERKSOY
|
|
|
23 Temmuz 2010- VATAN
|
|
|

|
Rekorlar devam eder mi?
|
|
| |
|
Ali AĞAOĞLU
|
|
|
28 Temmuz 2010- HÜRRİYET
|
|
|

|
Bankalara ön gerilim sınaması
|
|
| |
|
Ege CANSEN
|
|
|
|
29 Temmuz 2010- RADİKAL
|
|
|
|
Ne ararsanız var son iki günün verilerinde |
|
| |
|
Fatih ÖZATAY
|
|
|
31 Temmuz 2010 HABERTURK
|
|
|

|
Bu diyarda işler iyi gitmiyor
|
|
| |
|
Gazi ERÇEL
|
|
|
|
24 Mayıs 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Emtia piyasalarında son durum
|
|
| |
|
Ateşhan AYBARS
|
|
|
|
|
|
|
|
30 Temmuz 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Arabesk para politikası
|
|
| |
|
Uğur GÜRSES
|
|
|
|
29 Temmuz 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
TCMB bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyor
|
|
| |
|
Özgür ALTUĞ
|
|
|
|
23 Şubat 2010 MİLLİYET
|
|
|
|
‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda
|
|
| |
|
Osman ULUAGAY
|
|
|


|