Get Adobe Flash player

Ercan Kumcu

Ercan Kumcu

Page 2 of 512345

Dış Kaynak Girişi Sınırlı Olunca

Geçen yılın ikinci yarısından itibaren başlayan dış kaynak girişindeki göreli tıkanıklık şubat ayı itibarıyla bir ölçüde atlatılmış görünüyor. Ekonomik büyümenin… Continue reading

Beklentileri Bozan Küresel Gelişmeler

Yunanistan krizinin atlatıldığı varsayımıyla başlayan küresel beklentilerin olumluya dönmesi durdu. Geriye dönüldü. Yunanistan krizi atlatılmadı, ertelendi. Piyasalar bu gerçeği görmeye… Continue reading

Büyüme Sıfıra Yaklaşıyor mu?

Son dönemde ekonomik büyümenin lokomotifi imalat sanayi oldu. Tarım sektörünü dışarıda bırakırsak, ekonomik büyümede imalat sanayi büyümesi hizmetler sektörünün önündeydi.… Continue reading

Büyümede Yumuşak İniş Ne Kadar Yumuşak Olabilir?

Cari işlemler açığının kontrolüne yönelik olarak Merkez Bankası aldığı önlemlerle ekonomide yumuşak inişi gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Konu hakkında görüş bildirenlerin… Continue reading

Enflasyonda Hesaplar Şaşabilir

Mart ayında aylık enflasyon yüzde 0.4 oldu. Tahminler daha yukarıdaydı. Yıllık enflasyon şubat ayındaki düzeyinde, yüzde 10.4′te kaldı. Tahminlerin altında… Continue reading

Ekonomik Büyümede İlkler

Geçen yılın son üç ayında gerçekleşen ekonomik büyüme birçok açıdan olumlu yönde çok şaşırtıcı oldu. Bu dönemde ekonomi bir önceki… Continue reading

Risklerine Göre Dünyada Yatırım Araçları

Küresel boyutta gönül rahatlığıyla yatırım yapılabilecek alanlar giderek daraldı. Kriz döneminde “güvenli liman” diye bilinen Alman ve Amerikan hazinelerinin bono… Continue reading

Ekonomik Kurallar Değiştirilemiyor

Geçenlerde eski kitaplarımı karıştırırken Dünya Bankası tarafından yayınlanmış “Patlama, Kriz ve Uyum: Gelişmekte Olan Ülkelerin Makro Ekonomik Deneyimleri” (Boom, Crisis… Continue reading

Para Politikasında Ders Çıkarılacak Uygulamalar

Küresel krizle beraber gerçekten enflasyon hedeflemesi yapan merkez bankası kalmadı. Krize kadar Avrupa Merkez Bankası varisi olduğu eski Alman Merkez… Continue reading

Normalleşme Henüz Başlamadı

Türkiye ekonomisinde normalleşmenin önemli ölçülerinden biri Merkez Bankası’nın döviz alımları yoluyla döviz rezervlerini artırabilmesidir. Böyle dönemlerde döviz kurları genellikle düşüş… Continue reading

Sırada Kim Var Bilmecesi

Yunanistan’ın borçlarının bir bölümü silinip 130 milyar Euro civarında parasal yardım onaylandıktan sonra Euro Bölgesi’nde kurtarılmayı bekleyen sırada kim var… Continue reading

Küresel Piyasalar Yine Para İstiyor

Para, küresel finans piyasalarının vazgeçilemeyen afyonu haline geldi. Reel ekonomide olağanüstü bir etkisi olmasa da, parasal genişleme başta hisse senedi… Continue reading

Tasarruf Artışı Nasıl Olacak?

Birbirleriyle ilişkili de olsalar, önce reel tasarruf ile mali tasarrufu birbirinden ayırmak gerekiyor. Kişisel açıdan mali tasarruf günlük kullanıldığı deyimiyle… Continue reading

Düşen Büyüme Artan İstihdam

Daha ne kadar olduğunu bilmiyoruz, ama önceki dokuz ay ile karşılaştırıldığında, geçen yılın son üç ayında ekonomik büyüme küçümsenmeyecek oranda… Continue reading

Taslakta Küçük Ortaklar Korunmasız

Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı Taslağı’na göre kanunun amacı, “…yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesidir”.… Continue reading

Beklentilerin İyileşmesi İyi mi Kötü mü?

Çin ekonomik büyüme tahminlerini aşağı çekiyor. Tüm dünya kaygılanıyor. “Eyvah, küresel talep düşüyor” beklentisiyle, petrol fiyatları geriliyor. Bakır, platin gibi… Continue reading

Avrupa Düzlüğe Çıkma Yolunda mı?

İyimser olma adına bu soruya kısaca “evet” diyelim. Yanıtın “evet” olması Avrupa’nın artık sorunlarını geride bıraktığı ve Euro’nun bu haliyle… Continue reading

Geçen Yılın Aynısı

Ocak ayı ödemeler dengesi verilerinde cari işlemler açığı 6 milyar dolar oldu. Şaşırtıcı bir veri değildi. Yılın ilk ayları geçen… Continue reading

Büyümede Karışık Sinyaller

Geçen yılın ilk dokuz ayına göre son üç ayda ekonomik büyümenin hızla yavaşladığı, çeşitli verilerden anlaşılıyor. Tahminde güçlük çekilen konu… Continue reading

Almanya Euro’yu Daha Ne Kadar Taşır?

Euro bugün uluslararası ticarette kullanılan ve merkez bankalarının rezervlerinde tutulan bir para ise, bunun nedeni arkasında Almanya’nın olmasındandır. Yani, Euro’yu… Continue reading

Page 2 of 512345

 
 
 
 
 
 
 
 

PARANIN ROTASI

"Paranın Rotası"nı Saat 09:10'dan itibaren canlı izlemek için resmi tıklayınız

Arşivler

FİRMALAR NASIL İŞE ALIYORLAR?

Yazarlar: Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu, Prof. Dr. Korkut Ersoy

Yayınevi: Siyasal Kitabevi

ISBN: 9786055782979

Basım Tarihi: Şubat 2012

Sayfa sayısı: 150

Türkiye’de genel anlamda işsizlik, özel olarak da genç nüfustaki işsizliğin çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi olduğu ifade edilebilir. TÜİK’in (2009, 2011) raporları genç nüfustaki işsizlik oranının genel işsizlik oranından çok daha yüksek olduğunu, mevcut işsizler içerisinde lise ve üniversite mezunu oranının %35 olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ülkedeki genç nüfusun iş bulamaması, bulma sürelerinin uzaması veya niteliklerine göre konumlara yerleşememelerinin, özel sektörde faaliyet gösteren örgütlerin sosyal sermaye oluşturma çabalarıyla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Birey, grup ya da örgütlere fayda sağlayabilecek ya da fayda sağlama olasılığı olan sosyal ilişkiler olarak tanımlanan sosyal sermaye, iş hayatında firmaların istihdam kararlarını etkileyebilecek önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu sonuçlardan en önemlisi, firmaların niteliklerinden ziyade gerekli bağlantıları sağlayabilecek adayları istihdam etmeye yönelmesidir. Böylece firmalardaki değişik kadrolar için ideal olan adaylar yerine; güçlü bağlantılar kazandırabilecek önemli bir bürokrat, politikacı veya işadamının bir yakınının istihdam edilmesi tercih edilebilecektir. Bu durum, iş arayanların bireysel bağlantılarını kullanarak iş bulmaya çabalamalarına; işverenlerin ise, çoğunlukla kurum içi ve kurum dışı aktörlerin yönlendirmelerine öncelik vermelerine neden olabilir. Bu araştırmada Türkiye’deki örgütlerin sosyal sermayelerini artırma amacıyla istihdam süreçlerini bir araç olarak kullanmalarının nedenleri incelenmiştir.

Bu araştırma, TÜBİTAK destekli olarak Başkent Üniversitesi’nde Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu ve Prof. Dr. Korkut Ersoy’dan oluşan bir proje ekibi tarafından yürütülmüştür. Bir yıl süren araştırmada İMKB 100 listesi temel alınarak 18 ilden aralarında Türkiye’ nin en köklü ve en büyük kuruluşlarının da bulunduğu 158 firmanın insan kaynakları bölümleri ve personel birimlerinin yöneticileri ile görüşülmüştür. Ayrıca, söz konusu firmalarla ilgili değişik kaynaklardan ikincil veri taraması da gerçekleştirilmiştir. Saha araştırmasında konuyla ilgili doktora ve yüksek lisans çalışmalarını sürdüren öğrenciler görev almıştır.

 

 

“PARA HAREKATI” 7. BASKI ÇIKTI

Finansal Terörizm, Krizler Ve ABD

Radikal Gazetesinden Esin Çetinel'in kitap hakkındaki yorum ve analizi

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.

Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.

İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.

Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabanın önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri

Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.

Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.

Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

Kaynak : Esin Çetinel 17.08.2007