Get Adobe Flash player

Fatih Özatay

Fatih Özatay

Page 2 of 1012345...10...Last »

Döviz Finansman Sıkıntısı Azalıyor mu?

Avrupa tekrar karışırsa ilk başlarda -cari açıktaki düşüşe karşın- döviz ihtiyacımızı gidermekte zorlanırız.

Peşi sıra önemli veriler açıklanıyor. Dün sıra… Continue reading

Evet, Yavaşlıyor

Öyle anlaşılıyor ki, 2011′in son çeyreğinde belirginleşen yavaşlama, 2012′nin ilk çeyreğinde de sürüyor. Yüzde 5.2 olan ve daha önceki çeyreklere… Continue reading

Üretim Artışı (istenildiği gibi) Yavaşlıyor

Gelişmeler sanayi üretiminin artış oranında bir azalma olduğunu ve bu azalmanın mart-nisan aylarında da sürdüğünü gösteriyor.

Şubat ayı sanayi üretimi… Continue reading

Teşvik

Eski sistemle karşılaştırıldığında yeni sistemdeki temel farklılık, ‘stratejik yatırımlar’ın teşvik edilmesi olarak göze çarpıyor.

Hafta içinde Uludağ Üniversitesi’ne konuk olarak… Continue reading

Oysa Mücadele Daha Bitmemişti

Büyüme hız kesiyor. Bu enflasyonu düşürecek gelişme. Ama Merkez Bankası’nın hedeflediğinin üstünde enflasyon bekliyor bizi.

Çok şükür, o yüksek enflasyonlar… Continue reading

Büyüme ve Enflasyon

Ekonomimizin 1960 – 2011 arasındaki ortalama büyüme oranı yüzde 4.5 düzeyinde. Son on yılda bu oran bir miktar yukarıya gitmiş… Continue reading

Büyüme: Artık, ‘Daha Az Sürdürülemez’

Bir ara korkulduğu gibi, büyüme oranımız pat diye sıfıra doğru düşmeyecek. %3-4 oranında bir büyüme daha ulaşılabilir gibi görünüyor.

Nihayet… Continue reading

Karamsarlık Tekrar Artarken…

Ocak ortasından 21 Mart’a kadar MB kısa vadeli faizi yüzde 7.5 civarında tutmuştu. Son günlerde bu faiz yüzde 10′a ulaştı.… Continue reading

Tommy Suharto, Saddam ve Kahire’nin Acıklı Durumu

İktisatçı yazarların Suharto’nun oğlunun servetinin nedeni için getirdiği yanıt diğer ülkeler için de geçerli.

Tommy lakaplı Mandala Putra Suharto, Endonezya’nın… Continue reading

Yolsuzluk, Yenilikçilik ve Cari Açık

Türkiye’de, cari işlemler açığına eskiden sadece döviz kuru açısından bakılırdı. Cari açığı düzeltmenin tek yolunun liraya değer kaybettirmek olduğu vurgulanırdı.… Continue reading

Yolsuzluk Ekonomisi

Organizasyonların verimliliği çalışanların o organizasyonun amaçlarını ne ölçüde içselleştirebildikleriyle doğrudan ilgili.

Kahire’de akademik bir toplantıdayım. Üç gün sürecek toplantının konusu… Continue reading

Vergi ve Yatırım Ortamı

Maliye Bakanı bir vergi indirimi yapılsa ilk tercihinin istihdam üzerindeki vergileri indirmek olacağını belirtmiş.

Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in vergi… Continue reading

Enflasyon İhmal Etmeye Gelmez

Altı sıfır attığımız 2005 yılının başından bu yana, paramızın alım gücünde yarı yarıya azalma var.

Yıl sonu enflasyon hedefi yüzde… Continue reading

Yüksek taşıma maliyeti, düşük vergi geliri ve düşük verimlilik düzeyi

Kayseri Sanayi Odası Başkanı Sayın Mustafa Boydak Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Türkiye’nin önemli bir sorununa parmak basmış: Türkiye içinde bir malı… Continue reading

Yine Yenilikçilik Üzerine

“Yenilikçilikte lider ülkelerin ortak özellikleri, şirketlerin araştırma ve geliştirmeye ayırdıkları kaynaklar.”

Cumartesi günü sözü (genellikle kullanılan Türkçe karşılığıyla) ‘yenilikçilik’ten (inovasyon)… Continue reading

Yenilikçilikteki Göreli Konumumuz

Eğitim komisyonundaki yeni oylama biçimi ve oturma sistemi de şüphesiz 2012 endeks değerimizi yükseltecek.

İki yazıdır cari işlemler açığı üzerine… Continue reading

Kafa Travmasından Nasıl Kurtulunur?

Maliye politikasının gerektiğinde kuvvetli bir fren aracı olacağını unutmamakta yarar var.

Bir düşünün: ABD Merkez Bankası (FED), birkaç ay sonra,… Continue reading

Cari Açık, Açığın Finansmanı ve Üretim

Son yazımdan bu yana iki önemli veri açıklandı. Perşembe günü ocak ayına ait sanayi üretim endeksi değerini ve ayrıntılarını öğrendik.… Continue reading

Hadi Hayırlısı

Son üç ayın toplamına bakıldığında, temmuz ayından bu yana, sermaye girişleri, açığın yarattığı finansman ihtiyacının altında.

Ocak ayı ödemeler dengesi… Continue reading

Üretim İvme Kaybetmeye Başladı

Ocak ayındaki üretim değeri ile üretimin artış hızındaki yavaşlama eğilimi daha belirgin biçimde ortaya çıktı.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış… Continue reading

Page 2 of 1012345...10...Last »

 
 
 
 
 
 
 
 

PARANIN ROTASI

"Paranın Rotası"nı Saat 09:10'dan itibaren canlı izlemek için resmi tıklayınız

Arşivler

FİRMALAR NASIL İŞE ALIYORLAR?

Yazarlar: Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu, Prof. Dr. Korkut Ersoy

Yayınevi: Siyasal Kitabevi

ISBN: 9786055782979

Basım Tarihi: Şubat 2012

Sayfa sayısı: 150

Türkiye’de genel anlamda işsizlik, özel olarak da genç nüfustaki işsizliğin çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi olduğu ifade edilebilir. TÜİK’in (2009, 2011) raporları genç nüfustaki işsizlik oranının genel işsizlik oranından çok daha yüksek olduğunu, mevcut işsizler içerisinde lise ve üniversite mezunu oranının %35 olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ülkedeki genç nüfusun iş bulamaması, bulma sürelerinin uzaması veya niteliklerine göre konumlara yerleşememelerinin, özel sektörde faaliyet gösteren örgütlerin sosyal sermaye oluşturma çabalarıyla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Birey, grup ya da örgütlere fayda sağlayabilecek ya da fayda sağlama olasılığı olan sosyal ilişkiler olarak tanımlanan sosyal sermaye, iş hayatında firmaların istihdam kararlarını etkileyebilecek önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu sonuçlardan en önemlisi, firmaların niteliklerinden ziyade gerekli bağlantıları sağlayabilecek adayları istihdam etmeye yönelmesidir. Böylece firmalardaki değişik kadrolar için ideal olan adaylar yerine; güçlü bağlantılar kazandırabilecek önemli bir bürokrat, politikacı veya işadamının bir yakınının istihdam edilmesi tercih edilebilecektir. Bu durum, iş arayanların bireysel bağlantılarını kullanarak iş bulmaya çabalamalarına; işverenlerin ise, çoğunlukla kurum içi ve kurum dışı aktörlerin yönlendirmelerine öncelik vermelerine neden olabilir. Bu araştırmada Türkiye’deki örgütlerin sosyal sermayelerini artırma amacıyla istihdam süreçlerini bir araç olarak kullanmalarının nedenleri incelenmiştir.

Bu araştırma, TÜBİTAK destekli olarak Başkent Üniversitesi’nde Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu ve Prof. Dr. Korkut Ersoy’dan oluşan bir proje ekibi tarafından yürütülmüştür. Bir yıl süren araştırmada İMKB 100 listesi temel alınarak 18 ilden aralarında Türkiye’ nin en köklü ve en büyük kuruluşlarının da bulunduğu 158 firmanın insan kaynakları bölümleri ve personel birimlerinin yöneticileri ile görüşülmüştür. Ayrıca, söz konusu firmalarla ilgili değişik kaynaklardan ikincil veri taraması da gerçekleştirilmiştir. Saha araştırmasında konuyla ilgili doktora ve yüksek lisans çalışmalarını sürdüren öğrenciler görev almıştır.

 

 

“PARA HAREKATI” 7. BASKI ÇIKTI

Finansal Terörizm, Krizler Ve ABD

Radikal Gazetesinden Esin Çetinel'in kitap hakkındaki yorum ve analizi

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.

Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.

İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.

Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabanın önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri

Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.

Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.

Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

Kaynak : Esin Çetinel 17.08.2007