Get Adobe Flash player

Gazi Erçel

Gazi Erçel

Page 2 of 712345...Last »

Banka Kredileri de Yumuşak İnişe İşaret Ediyor

Mart ayı sonuna ilişkin banka kredilerine baktığımızda, bu verilerden de ekonominin yumuşak iniş sürecinde bulunduğunu gözleyebiliyoruz. Mart sonunda mevduat bankalarının… Continue reading

2 milyar Dolarlık Balans Ayarı

Şubat ayı ödemeler dengesi verileri cari açığın 2 milyar dolar azaldığına işaret ediyor. Özellikle enerji dışı dış ticaret açığının 283… Continue reading

Yumuşak İniş Olasılığı Artıyor

Türk ekonomisi 2011 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren yavaşlamaya başladı. Bu açık. Açık olmayan, bu yavaşlamanın sert mi yoksa yumuşak mı… Continue reading

Brezilya ve Türkiye’nin Yeni Teşvik Paketleri

Brezilya da Türkiye ile aynı zamanda teşvik paketi hazırladı. Kendi kamuoyuna ilan etti. BRIC ve G-20 üyesi olan, Türkiye’nin uluslararası… Continue reading

Yeni Teşvik Paketi

Başbakan dün yeni teşvik sistemini açıkladı. Bu 2003 yılından bu yana açıklanan 4. paket. Aslında bunlara “yatırımları teşvik paketi” dememiz… Continue reading

Merkez Bankası’ndan Duruş Değişikliği

Geçen hafta yapılan enerji zamları Merkez Bankası’nın oyun planını altüst etti. Belli ki bu kadar yüksek oranlı zamlardan haberi yoktu.… Continue reading

Geçmiş Büyüme Parlak

2011 yılı büyüme verileri beklenen şekilde geldi. Özellikle 4. çeyrekte hızla düşen iç tüketim ve döviz kuru etkisiyle daralan ithalat,… Continue reading

Kafalar Karışık

Geçtiğimiz hafta kafaları karıştıran gelişmeler yaşadık. Bir yandan ekonominin yumuşak inişini sürdürdüğüne işaret eden verileri ve şubat ayında dış ticaret… Continue reading

Rezerv Olarak Altın

Merkez Bankası geçtiğimiz aylarda rezervlerini altın olarak artırma amacına yönelik kararlar almaya başladı. Son olarak TL cinsi zorunlu karşılıklarının altın… Continue reading

Şimdi Vergi İndirme Zamanı (mı?)

Dikkat ediyorum, bu aralarda vergi oranlarını düşürme ya da vergi istisna ve muaflıklarını genişletme talepleri artıyor. Pırlanta üzerindeki ÖTV’nin kaldırılması,… Continue reading

Bankaların Hisse Senedi Devri

Bankacılık sektörünü dış sermayeye açtığınızda üzerinde pek durulmayan iki risk daha sonra ortaya çıkar. Birincisi, “event risk” diye adlandırılan, banka… Continue reading

Nekahet Dönemi

Ağır bir hastalık ya da ameliyat sonrası nekahet süreci başlar. Bu süreçte vücut dinlenir. Güç kazanır. Kendini eski yaşam koşullarına… Continue reading

İmkânsız Üçlüler

Dünya ekonomi literatüründe önemli üçgenler vardır. Bunların özelliği üçgenin uçlarını oluşturan ögelerden ikisini kontrol altında tutabileceğinizi, üçünü kontrol altına almak… Continue reading

Kısa Vadeli Borçları Yorumlamak

Merkez Bankası’nın ocak ayı sonu itibarıyla yayınladığı verilere göre, Türkiye’nin kısa vadeli dış borçları 87.1 milyar dolara ulaşmış. Resmi döviz… Continue reading

Yunanistan ile Tasarruf Açığı Benzerliği

Krize girmeden önce Yunanistan’ın tasarruf ve yatırım verilerine baktım. Bizimle benzerlikler gösteriyordu. 2001 yılında milli gelirine oranla Yunanistan’ın iç tasarruflarının… Continue reading

Özel Emeklilik Fonları

Türkiye’nin özel emeklilik fonları açısından dünyadaki engelli ülkelerden birisi olduğuna kuşku yok. Türkiye’deki bu fonların topladıkları paraların milli gelire oranı… Continue reading

Türkiye’de Tasarruf Sorunu Konusunda ‘Jeton’ Düşüyor

Dünya Bankası Türkiye’nin iç tasarruflarının durumu ve etkileri konusunda yeni bir rapor yayınladı.(*) 2010 yılında yüzde 12.7 oranına düşen iç… Continue reading

Yuanı Dünya Parası Yapmak

Çin’in şubat ayı dış ticaret açığı son 22 yılın en üst düzeyine erişince yetkililer telaşlandılar. Hemen kur tarafına baktılar. Geçen… Continue reading

Ödemeler Dengesinde Değişen Bir Şey Yok

Ocak ayı ödemeler dengesi verileri cari işlemler açığında önemli bir değişime işaret etmiyor. Döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler ile… Continue reading

Piyasalara Yeni Hikâye Gerek

Yunanistan konusu piyasalar için iyi bir hikâye kaynağı olmuştu. Cuma günü noktalandı. Para kazanmaları için şimdi onlara yeni hikâye(ler) lazım.… Continue reading

Page 2 of 712345...Last »

 
 
 
 
 
 
 
 

PARANIN ROTASI

"Paranın Rotası"nı Saat 09:10'dan itibaren canlı izlemek için resmi tıklayınız

Arşivler

FİRMALAR NASIL İŞE ALIYORLAR?

Yazarlar: Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu, Prof. Dr. Korkut Ersoy

Yayınevi: Siyasal Kitabevi

ISBN: 9786055782979

Basım Tarihi: Şubat 2012

Sayfa sayısı: 150

Türkiye’de genel anlamda işsizlik, özel olarak da genç nüfustaki işsizliğin çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi olduğu ifade edilebilir. TÜİK’in (2009, 2011) raporları genç nüfustaki işsizlik oranının genel işsizlik oranından çok daha yüksek olduğunu, mevcut işsizler içerisinde lise ve üniversite mezunu oranının %35 olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ülkedeki genç nüfusun iş bulamaması, bulma sürelerinin uzaması veya niteliklerine göre konumlara yerleşememelerinin, özel sektörde faaliyet gösteren örgütlerin sosyal sermaye oluşturma çabalarıyla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Birey, grup ya da örgütlere fayda sağlayabilecek ya da fayda sağlama olasılığı olan sosyal ilişkiler olarak tanımlanan sosyal sermaye, iş hayatında firmaların istihdam kararlarını etkileyebilecek önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu sonuçlardan en önemlisi, firmaların niteliklerinden ziyade gerekli bağlantıları sağlayabilecek adayları istihdam etmeye yönelmesidir. Böylece firmalardaki değişik kadrolar için ideal olan adaylar yerine; güçlü bağlantılar kazandırabilecek önemli bir bürokrat, politikacı veya işadamının bir yakınının istihdam edilmesi tercih edilebilecektir. Bu durum, iş arayanların bireysel bağlantılarını kullanarak iş bulmaya çabalamalarına; işverenlerin ise, çoğunlukla kurum içi ve kurum dışı aktörlerin yönlendirmelerine öncelik vermelerine neden olabilir. Bu araştırmada Türkiye’deki örgütlerin sosyal sermayelerini artırma amacıyla istihdam süreçlerini bir araç olarak kullanmalarının nedenleri incelenmiştir.

Bu araştırma, TÜBİTAK destekli olarak Başkent Üniversitesi’nde Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu ve Prof. Dr. Korkut Ersoy’dan oluşan bir proje ekibi tarafından yürütülmüştür. Bir yıl süren araştırmada İMKB 100 listesi temel alınarak 18 ilden aralarında Türkiye’ nin en köklü ve en büyük kuruluşlarının da bulunduğu 158 firmanın insan kaynakları bölümleri ve personel birimlerinin yöneticileri ile görüşülmüştür. Ayrıca, söz konusu firmalarla ilgili değişik kaynaklardan ikincil veri taraması da gerçekleştirilmiştir. Saha araştırmasında konuyla ilgili doktora ve yüksek lisans çalışmalarını sürdüren öğrenciler görev almıştır.

 

 

“PARA HAREKATI” 7. BASKI ÇIKTI

Finansal Terörizm, Krizler Ve ABD

Radikal Gazetesinden Esin Çetinel'in kitap hakkındaki yorum ve analizi

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.

Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.

İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.

Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabanın önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri

Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.

Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.

Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

Kaynak : Esin Çetinel 17.08.2007