Get Adobe Flash player

Güven Sak

Güven Sak

Page 2 of 512345

Bu Hâlâ Eğitim Reformu Teklifi Değildir

Yapısal sorunlara yapısal çözümler bulmak ve de karnından konuşmayı bırakmak gerekir.

Bu hafta, Ankara’ya yıllardır yağmadığı kadar kar yağdı. Kar… Continue reading

İsrail’de Olup da Burada Olmayan Nedir?

Ülkemizdeki içi boş yenilikçilik tartışmasını manalı kılabilmek için, İsrail’de olup da, Türkiye’de olmayanı anlamak gerekiyor.

Türkiye’de uzunca bir süredir içi… Continue reading

Türkiye Aynen Çin Olmuyor

Benim gördüğüm kadarıyla, Başbakan Yardımcısı Sayın Babacan’ın da devreye girmesiyle vahim bir hatadan döndük. İyi de yaptık.

Çin Komünist Partisi’nin… Continue reading

Tinerciler Yoksul Çocuklardır

Türkiye’de her dört çocuktan biri yoksul bir ailede yetişiyor. Çocuk yoksulluğunda OECD ortalaması % 12,6 düzeyinde.

Türkiye, OECD verilerine göre,… Continue reading

Yunanistan Nasıldı?

Ortada siyasetçi bolluğu var ama bir devlet adamı eksikliği fark ediliyor. Nitekim millet de bunun farkında.

Ben geçen pazartesi akşamı… Continue reading

Papademos’un İşi Zordur

Bu günlerde Lucas Papademos’un yerinde olmak istemem. Sayın Ecevit’i de hayırla anmak isterim.

Bu aralar galiba en çok Yunanistan Başbakanı… Continue reading

İran Fena Halde Sovyetler Oluyor

İran’ı eski Sovyetler Birliği’ne fena halde benzetiyorum. Tek alana odaklanmış buluşlar etrafı sarıyor.

İran’ın atom bombasına sahip olmasını engellemek için… Continue reading

Türkiye Aynen Çin Oluyor

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu taslağı, ‘Türkiye aynen Çin oluyor’ algısını biraz daha pekiştirecektir.

Oluyor vallahi. Aynen öyle oluyor. Etrafta hoş… Continue reading

İnternette Hızlı Dolaşamayan Eziktir

“Düşük hızlı internet erişimi olan, yerli otomobil değil, olsa olsa, mesleksiz, ezik nesiller üretir.”

Türkiye internete hızlı erişimde hala geridedir.… Continue reading

Zenginleri Koruyalım, Lütfen

“Bazı kesimlerin çağın nimetlerinden yoksun kalması acil bir mesele haline geldi.”

Bu günlerde zenginleri korumak ve de kollamak lazım. Nesilleri… Continue reading

Metro Olsa Kadınlar Çalışır mıydı?

“Kentlerdeki kadınlarımızın işgücüne katılmamasında metro eksikliğinin rolü vardır.”

Türkiye’nin iktisadi gündemi inanılmaz ölçüde fakirdir. Neden öyledir? Ben gündemdeki sığlığın, hükümetimizin,… Continue reading

Ankara’nın Metrosu Aynen Lagos’unki Gibi

Nijerya ve Türkiye, organizasyon kabiliyetleri yüksek olmadığı için ikinci kategorideki ülkelerdir.

Dink davası sonuçlandı. Ne gösterdi? Söz konusu olan devlet… Continue reading

Türkiye, Amerika’dan Daha mı Zengin?

Türkiye, Amerika’dan daha kötü bir vergi idaresine sahip olduğu için, benzini pahalı satıyor.

New York geçen hafta sonu çok soğuktu.… Continue reading

Kuzey Marmara Otoyolu İyi Fikir midir?

Bütün rüyalarımızın İstanbul’u imar etmekle ilgili olması hastalıklı bir durumdur.

İstanbul Boğazı üzerine düşünülen üçüncü köprüyü de içeren Kuzey Marmara… Continue reading

Türkiye’de Shenzen Olur mu?

Gelin adını koyayım: Bursa’nın, Diyarbakır’ın ve Gaziantep’in güdük kalmasının nedeni Türkiye’nin idari yapısıdır.

Geçen gün size “Bursa neden böyle güdük… Continue reading

Bursa Neden Güdük Kaldı?

Bursa, Gaziantep ve Diyarbakır güdük kaldığı için İstanbul bu kadar irileştiği için biz böyle vasat kaldık.

Orada bir memleketin kısır… Continue reading

Euro Kutlamaları Güme Gitti

Euronun dağılabileceğine ilişkin kanaatin kaynağında, İtalya ile ilgili olumsuz beklentiler önemli bir rol oynadı.

Avrupa Birliği’nin para birimi olan ilk… Continue reading

Yeni Anayasa Sorun Çözer mi?

Mutabakatın zor olması, imkânsız olması anlamına gelmez. İşimiz zordur çünkü bölünme artık daha derindir.

Bugün 2011 yılının son günü. 2012… Continue reading

Yorucu Bir Yıla Hazır mısınız?

2012 yılı, siyasi tartışmaların ön planda olacağı, bitsin artık diyeceğimiz bir yıl olmaya aday gibi duruyor.

Yaşlanmaya mı başladım nedir?… Continue reading

Türkiye’nin Adalet Açığı

Mahkemelerimiz etkin bir biçimde işlemiyor. Bu yüzden inovasyona dayalı büyüme olmuyor.

2001 krizinin hayhuylu günlerindeydi. Tahsil edilemeyen alacakların tahsilinin, bir… Continue reading

Page 2 of 512345

 
 
 
 
 
 
 
 

PARANIN ROTASI

"Paranın Rotası"nı Saat 09:10'dan itibaren canlı izlemek için resmi tıklayınız

Arşivler

FİRMALAR NASIL İŞE ALIYORLAR?

Yazarlar: Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu, Prof. Dr. Korkut Ersoy

Yayınevi: Siyasal Kitabevi

ISBN: 9786055782979

Basım Tarihi: Şubat 2012

Sayfa sayısı: 150

Türkiye’de genel anlamda işsizlik, özel olarak da genç nüfustaki işsizliğin çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi olduğu ifade edilebilir. TÜİK’in (2009, 2011) raporları genç nüfustaki işsizlik oranının genel işsizlik oranından çok daha yüksek olduğunu, mevcut işsizler içerisinde lise ve üniversite mezunu oranının %35 olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ülkedeki genç nüfusun iş bulamaması, bulma sürelerinin uzaması veya niteliklerine göre konumlara yerleşememelerinin, özel sektörde faaliyet gösteren örgütlerin sosyal sermaye oluşturma çabalarıyla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Birey, grup ya da örgütlere fayda sağlayabilecek ya da fayda sağlama olasılığı olan sosyal ilişkiler olarak tanımlanan sosyal sermaye, iş hayatında firmaların istihdam kararlarını etkileyebilecek önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu sonuçlardan en önemlisi, firmaların niteliklerinden ziyade gerekli bağlantıları sağlayabilecek adayları istihdam etmeye yönelmesidir. Böylece firmalardaki değişik kadrolar için ideal olan adaylar yerine; güçlü bağlantılar kazandırabilecek önemli bir bürokrat, politikacı veya işadamının bir yakınının istihdam edilmesi tercih edilebilecektir. Bu durum, iş arayanların bireysel bağlantılarını kullanarak iş bulmaya çabalamalarına; işverenlerin ise, çoğunlukla kurum içi ve kurum dışı aktörlerin yönlendirmelerine öncelik vermelerine neden olabilir. Bu araştırmada Türkiye’deki örgütlerin sosyal sermayelerini artırma amacıyla istihdam süreçlerini bir araç olarak kullanmalarının nedenleri incelenmiştir.

Bu araştırma, TÜBİTAK destekli olarak Başkent Üniversitesi’nde Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu ve Prof. Dr. Korkut Ersoy’dan oluşan bir proje ekibi tarafından yürütülmüştür. Bir yıl süren araştırmada İMKB 100 listesi temel alınarak 18 ilden aralarında Türkiye’ nin en köklü ve en büyük kuruluşlarının da bulunduğu 158 firmanın insan kaynakları bölümleri ve personel birimlerinin yöneticileri ile görüşülmüştür. Ayrıca, söz konusu firmalarla ilgili değişik kaynaklardan ikincil veri taraması da gerçekleştirilmiştir. Saha araştırmasında konuyla ilgili doktora ve yüksek lisans çalışmalarını sürdüren öğrenciler görev almıştır.

 

 

“PARA HAREKATI” 7. BASKI ÇIKTI

Finansal Terörizm, Krizler Ve ABD

Radikal Gazetesinden Esin Çetinel'in kitap hakkındaki yorum ve analizi

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.

Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.

İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.

Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabanın önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri

Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.

Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.

Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

Kaynak : Esin Çetinel 17.08.2007