Get Adobe Flash player

Osman Arolat

Osman Arolat

Page 2 of 1212345...10...Last »

Devlet İçi Diyalog Aksamamalı

TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik ve Destek Programları (TEYDEB) Başkanı belli alanlarda Ar-Ge çalışmalarına yüzde 85′e varan destekler sağlayacaklarını açıklıyor. Bunlar… Continue reading

Maliye’nin “Zihni Modelini” Değiştiren Torba Yasa

Babacan-Şimşek’in dün açıkladıkları on kadar konuyu içeren torba yasanın getirdiği değişiklikler, bu düzenlemeler arasında Maliye’nin zihni modelini değiştiren özellik taşıyan… Continue reading

Devlet Sözüne Güvenmek…

Yeni Teşvik yasası çıktı. Yürürlük kararname ve tebliğlerinin en kısa sürede EKK’da ele alınacağı, bazı şikayetlerin ele alınıp pürüzlerin giderileceği… Continue reading

Ne O Yüksek Getiri Doğruydu Ne Bu Getirisizlik Doğru…

Son yirmi yola baktığımızda özellikle 2001 kriz yılına kadar geçen yıllarda tasarruf sahipleri çok yüksek getirili bir dönemi yaşadılar. 2001-2007… Continue reading

Ali Babacan’dan Güncel Konulara Net Yanıtlar

Yeni Teşvik yasasının açıklanması tebliğ ve kararnameler öncesinde sektörler ve illerden talepler ortaya konulması, TTK ile istekler ve yürürlüğünün geri… Continue reading

Teşvikler Çok Yönlü Tartışma Gündeminde

Bugün gazeteniz DÜNYA’da  yer alan haberlerde hem Bakan Ergün, hem sektör temsilcileri, hem  TEPAV uzmanları, hem de  6. Bölge illerinin… Continue reading

Şubat Sanayi Üretimi ve Dağınık Düşünceler

Açıklanan yüzde 4.4′lük sanayi üretimi, Ocak ayındaki yüzde 1.5′luk çok düşük artışın epey üzerine çıktığımızı ortaya koydu. Ve 27 aydır… Continue reading

Başbakanın Üçayaklı ÇİN Ziyareti

Başbakan Erdoğan’ın geniş bir işadamı ve gazeteci grubuyla yaptığı dört günlük gezisi ilk ayak  “İki ülke arasında köprü’ oluşturacağı düşünülen… Continue reading

Cari Açık Azaltma Amaçlı Yeni Teşvik

Başbakanın açıkladığı illeri sosyo ekonomik gelişmişlik endeksine göre altı bölgede sınıflandıran yeni teşvik sisteminin amaçları arasında ithal girdiyi azaltacak yatırımları… Continue reading

Yeni Teşvik Öncesi Eski Teşviklerle İlgili Bir Bilanço

Türkiye 1998 yılından bu yana 4325, 5084 ve dört bölgeli sistem olmak üzere üç teşvik sistemi uygulamış durumda. Bunlardan ilk… Continue reading

Halka açık şirket yönetiminde “Dışarıdan göz”

SPK yayınladığı tebliğ ile Halka açık 362 şirket ve 14 bankanın yönetim kurullarında üçte bir bağımsız üye bulundurulmasını zorunlu kıldı.… Continue reading

Vatandaşın Tüketimi 2012′de de Sürsün Amma…

2011 yılının yüzde 8.5′luk büyüme rakamlarını analiz ettiğimizde büyümenin ağırlığının büyük oranda özel tüketiminden kaynaklandığını, kamu tüketiminin buna küçük oranda… Continue reading

İstanbul’a Yeni Gözle Bakmak

Bakan Nihat Ergün sanayi tesislerinin İstanbul dışına çıkarılması gereğine deyinip bu konuda çalışma başlatıldığını açıklıyor ve İstanbul’u artık Marmara havzası… Continue reading

Geliştikçe Yetersiz Gördüğümüz Alan Ar-Ge ve Patent

Ülkemizde son yıllarda verilen desteklerin artırılması ile Ar-Ge merkezleri 83′e yükseldi. Ancak, yasal altyapıdaki eksiklik ne koruma ne de denetim… Continue reading

İstihdamda Yol Haritası Sahibi Olmak

İşçi-işveren ve kamu temsilcilerinin aynı masa etrafında yaptıkları Ulusal İstihdam Stratejisi çalışması, hem sektörlerin çalışmalarını doğru temellere oturtmaları, hem de… Continue reading

Demir Çelik Sektörünün 2011 Resmi

Demir çelik sektörünün 2011 yılı verileri sektörün yüzde 17′lik bir büyüme elde ederken, hem hurda da yerli tedarikte artış, hem… Continue reading

Hisarcıklıoğlu’ndan Hedefler

TOBB başkanı Hisarcıklıoğlu, bir yandan 2012 yılında Türkiye’nin önündeki 5 olumsuzluk ve 5 olumluluğu açıklamış. Bir yandan 14 yıl önce… Continue reading

Enerji Faturasında İthalat

Küresel daralmaya karşın, küresel siyasal sorunlar nedeniyle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış sürüyor. 2011 yılında yüzde 41 artışla 54 milyar… Continue reading

Komşuda Yaşanan Dert Bize de Düşer

Sektör temsilcilerinin komşularımızdan Suriye’de yaşanan olaylar ve İran Amerika arasında yaşanacak olumsuzluğu değerlendirmeleri, bir yandan “Komşuda yaşanan dert bize de… Continue reading

FAO Tarımda Uzun Vadeli Düşünün Derken

Tarımsal üretimde bu yıl hem hububatta, hem de bakliyatta bereketli bir yıl beklediklerini sektör içersindeki aktörler açıklıyorlar. Bunun sonucunda bir… Continue reading

Page 2 of 1212345...10...Last »

 
 
 
 
 
 
 
 

PARANIN ROTASI

"Paranın Rotası"nı Saat 09:10'dan itibaren canlı izlemek için resmi tıklayınız

Arşivler

FİRMALAR NASIL İŞE ALIYORLAR?

Yazarlar: Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu, Prof. Dr. Korkut Ersoy

Yayınevi: Siyasal Kitabevi

ISBN: 9786055782979

Basım Tarihi: Şubat 2012

Sayfa sayısı: 150

Türkiye’de genel anlamda işsizlik, özel olarak da genç nüfustaki işsizliğin çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi olduğu ifade edilebilir. TÜİK’in (2009, 2011) raporları genç nüfustaki işsizlik oranının genel işsizlik oranından çok daha yüksek olduğunu, mevcut işsizler içerisinde lise ve üniversite mezunu oranının %35 olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ülkedeki genç nüfusun iş bulamaması, bulma sürelerinin uzaması veya niteliklerine göre konumlara yerleşememelerinin, özel sektörde faaliyet gösteren örgütlerin sosyal sermaye oluşturma çabalarıyla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Birey, grup ya da örgütlere fayda sağlayabilecek ya da fayda sağlama olasılığı olan sosyal ilişkiler olarak tanımlanan sosyal sermaye, iş hayatında firmaların istihdam kararlarını etkileyebilecek önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu sonuçlardan en önemlisi, firmaların niteliklerinden ziyade gerekli bağlantıları sağlayabilecek adayları istihdam etmeye yönelmesidir. Böylece firmalardaki değişik kadrolar için ideal olan adaylar yerine; güçlü bağlantılar kazandırabilecek önemli bir bürokrat, politikacı veya işadamının bir yakınının istihdam edilmesi tercih edilebilecektir. Bu durum, iş arayanların bireysel bağlantılarını kullanarak iş bulmaya çabalamalarına; işverenlerin ise, çoğunlukla kurum içi ve kurum dışı aktörlerin yönlendirmelerine öncelik vermelerine neden olabilir. Bu araştırmada Türkiye’deki örgütlerin sosyal sermayelerini artırma amacıyla istihdam süreçlerini bir araç olarak kullanmalarının nedenleri incelenmiştir.

Bu araştırma, TÜBİTAK destekli olarak Başkent Üniversitesi’nde Doç. Dr. H. Cenk Sözen, Doç. Dr. Demet Varoğlu, Yrd. Doç. Dr. H. Okan Yeloğlu, Doç. Dr. H. Nejat Basım, Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu ve Prof. Dr. Korkut Ersoy’dan oluşan bir proje ekibi tarafından yürütülmüştür. Bir yıl süren araştırmada İMKB 100 listesi temel alınarak 18 ilden aralarında Türkiye’ nin en köklü ve en büyük kuruluşlarının da bulunduğu 158 firmanın insan kaynakları bölümleri ve personel birimlerinin yöneticileri ile görüşülmüştür. Ayrıca, söz konusu firmalarla ilgili değişik kaynaklardan ikincil veri taraması da gerçekleştirilmiştir. Saha araştırmasında konuyla ilgili doktora ve yüksek lisans çalışmalarını sürdüren öğrenciler görev almıştır.

 

 

“PARA HAREKATI” 7. BASKI ÇIKTI

Finansal Terörizm, Krizler Ve ABD

Radikal Gazetesinden Esin Çetinel'in kitap hakkındaki yorum ve analizi

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.

Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.

İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.

Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabanın önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri

Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.

Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.

Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

Kaynak : Esin Çetinel 17.08.2007