ANASAYFASEANS ICINDEN-Yasar ErdincYORUM-ANALIZÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZELKİTAPLARTEMEL ANALIZ EGITIMITEKNIK ANALIZ EGTTRADING EGITIMIİLETİŞİM
 

 

31 Ağustos 2010    Erdinç Bakışı

Piyasalardaki son gelişmeler ve referandum beklentileri

Yasar ERDİNÇ

25 Ağustos 2010        DERİN Bakış

                YENİ!!!                      Opsiyon Stratejileri - I

    Nurgül CHAMBERS

7 Temmuz 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

Küresel konjonktür defansif olmayı gerektiriyor

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Cemil ERTEM

Cemil Ertem halen İstanbul Üniversitesi'nde Finans ve İşletme dersleri veriyor. Ertem aynı zamanda, Taraf gazetesi'nde ekonomi köşe yazarlığı, Finans Enstitüsü Direktörlüğü ve ATV Ana Haberde ekonomi ve siyaset editörlüğü görevlerini de yürütüyor. Ertem'in uzmanlık alanları; politik iktisat, finans politik...
 
Sayın Ertem, uzunca bir zamandır finans ve siyaset disiplinlerini birleştirmeyi amaçlayan "Finans-Politik" çerçevesini geliştirmeye çalışıyor; ve bu konularda yazılar yazıyor... Kişisel web sitesinde de yazılarıyla okurlarına ulaşan Ertem'in web sayfası: www.cemilertem.com 
Friday, 13 February 2009

SON SANAYİ ÜRETİMİ DÜŞÜŞÜ ÜZERİNE

(Kısa ve Orta Dönemde Yapılması Gerekenler)

13 Şubat 2009 Cuma

Sanayi üretimindeki düşüş önümüzdeki aylarda sürecek mi? Bu sorunun yanıtı bize Türkiye’nin krizden ne ölçüde etkileneceği de verecek. Ancak şu gerçek ki Türkiye’nin potansiyel büyüme hızıyla gerçek büyüme hızı arasındaki fark giderek açılıyor.

Türkiye’de emek verimliği sürekli arttığı halde içerilmiş teknolojiye dayalı ve istihdam yaratıcı büyüme gerçekleşmemektedir. Nitekim son 6 yıldaki büyüme emek verimliğine ve küresel sermaye girişlerine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Burada sermaye verimliliği -ama giderek azalan oranda- gerçekleşmiştir. Sermaye yatırımlarının marjinal verimliği, teknoloji verimliliği ile desteklenmediği için, giderek düşmektedir. Ancak burada vurgulanması gereken bir diğer önemli noktada sermaye mallarında ithalata dayalı çizginin hala kırılamamış olmasıdır. Burada iki önemli değişkene dikkat çekmek isteriz: Birincisi tasarruf oranıdır. Bu yüzde 16 civarındadır. Oysa gelişmekte olan Asya da bu oran yüzde 30–40 arasında değişirken, OECD ortalaması da yüzde 23’tür. İkinci önemli değişken sermaye/hâsıla rasyosudur. Bu oran, sermaye stokunda oluşan değişimin toplam üründe ortaya çıkardığı artışı bize verir. Türkiye’de bu oran yüzde 2,5 civarındadır. Şimdi Türkiye’nin istihdam yaratıcı sürdürülebilir bir büyüme yaratması için sermaye/hâsıla katsayısını yükseltmesi (en az yüzde 5 civarı) ve tasarruf oranının artması gerekir. Şimdi bunu küreselleşme döneminde ve açık bir ekonomide nasıl sağlarız? Bunun için Türkiye’nin kriz sürecinde en çok etkilenecek sektörleri ayakta tutmaya çalışarak sermaye verimliliği yüksek üst teknoloji sektörleri desteklemesi gerekecektir. Yaptığımız çalışmada imalat sanayi ve alt sektörlerde krizden en çok etkilenecek sektörleri saptadık. Buna göre:

İmalat Sanayi Üretiminde yıllık %10’luk bir artış iç piyasaya ara girdi satan sanayiler olan Ana metal Sanayi’nde %8,34, Deri Ürünleri İmalatı Sanayi’nde %9,4 Giyim Ürünleri İmalatı Sanayi’nde%6,62, Kâğıt Ürünleri İmalatı Sanayi’nde %9,25, Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayinde %14,3’lük, Makine ve Teçhizat İmalatı Sanayi’nde %19,51’lik, Metal eşya İmalatı Sanayi’nde %17,31’lik ve Mobilya İmalatı Sanayi’nde %17,29’luk, Otomotiv İmalatı Sanayi’nde %7,19’luk ve Tekstil Ürünleri İmalatı Sanayi’nde %5,96’lık bir büyümeye etken olmaktadır. Sanayi üretiminin dış talebe duyarlılığı ise daha sınırlıdır.

Dış Talepteki %10’luk bir artış, Deri Ürünleri İmalatı Sanayi’nde %2,59’luk,Gıda ve İçecek Ürünleri İmalatında %1,32’lik, Giyim Ürünleri İmalatında % 2,97’lik, Kâğıt Ürünleri İmalatında %3,74’lik, Otomotiv’de %3,38’lik, Petrol Ürünleri İmalatında %0,6’lık, Plastik ve Kauçuk Ürünleri İmalatında %5,97’lik ve Tütün Ürünleri İmalatı’nda %2,50’lik bir artışa yol açmaktadır.

Bu veriler imalat sanayi verimliliğinin önemli ölçüde etkin olduğunu bize vermektedir. Yani imalat sanayinde verimlilik artışı sağlandığında ara malı üreten alt sektörler önemli ölçüde hareketlenecek ve ara malı ithalimizde düşecektir. Burada imalat sanayi verimliliğini nasıl artırırız kritik soru budur. Bu da çok açık olarak daha fazla entegrasyon ve FDI yatırımlarını çekerek olur. Yani iç tasarrufları artıramıyoruz ama dış tasarrufları ana sanayiye çekerek sermaye/hâsıla katsayısını yükseltiyoruz. Türkiye’nin orta dönemde başka çaresi yoktur. Bu arada en uygun kur da gerçekleşecektir. Çünkü içteki verimlilik artışı ihracat yönlü gelişeceği için cari açığı düzeltecek ve makro ekonomik denge optimizasyonuna gideceğiz.

Bu arada kısa dönemde dış talep daralmasının etkisi aşağıdaki gibi olacaktır:

Dış Talep’ten en fazla etkilenen üç sektör, dolayısıyla, Plastik ve Kauçuk İmalatı Sektörü, Otomotiv Sektörü ve Kâğıt Ürünleri İmalatı Sektörü’dür. İthal mallar Deri Ürünleri İmalatı Sanayi, Gıda ve İçecek İmalatı Sanayi, Giyim Ürünleri İmalatı Sanayi ve Otomotiv Sanayi’nde yerli üretimle tamamlayan ilişkisi içerisindedir. Bu olgu, gerek tüketici tercihlerini göstermesi açısından gerekse de üretimde ithal ara girdi kullanımı açısından açıklayıcıdır. İstatistiksel olarak anlamlı parametreler içeren ve aynı zamanda yerli ürünler ile ithal ürünler arasında bir ikame ilişkisinin bulunduğu sektör ise Plastik ve Kauçuk Ürünleri İmalatı Sanayi’dir. Bilindiği gibi Deri, Giyim, Kâğıt, Otomotiv ve Plastik İmalatı Sanayileri dış talepten en kuvvetli ve istatistiksel olarak anlamlı etkilenen sektörlerdir. Muhtemel bir dış talep daralması anında başta Otomotiv ve Plastik olmak üzere bu sektörlerde üretim düşüşü kuvvetli olacaktır. Yukarıda sayılan bu sanayilerde üretimin daralmasından kaynaklanan istihdam kaybı da gözle görülür ölçüde olacaktır ki olmaya başlamıştır. Sanayi üretimindeki düşüş bu sektörler kaynaklı ve stokları eritmek amaçlıdır. Hususiyetle, kısa vadeli dış borç konsolidasyonu programı uygulanırsa bu beş sektörün üzerine de titizlikle eğilinmesi gerekecektir. Aynı zamanda, krizin yaratacağı olumsuzluk havası, iç talepte de daralma başlatırsa o zaman bu durumdan en fazla etkilenecek sanayiler hususiyetle Kimyasal Ürünler, Metal eşya, Ana metal ve Deri Ürünleri, Ana metal, Mobilya ve Makine Teçhizat İmalatı sanayileridir. Özellikle, Makine Teçhizat, Metal eşya ve Mobilya iç talepte muhtemel bir daralmanın sıkıntısını en başta çekecek üç sektördür. Gerek iç gerekse de dış talep daralmasında en öncelikle ihtimam gösterilmesi gereken sektörler istihdamın sınaî üretime duyarlılığının en yüksek olduğu sanayilerdir. Bu sanayiler ise Ana metal, Tütün Ürünleri, Mobilya, Otomotiv, Plastik ve Kauçuk Ürünleri ve Metal eşya İmalatı Sanayileridir. Yukarıdaki verilerden ve daha önce yapılmış kapsamlı bir çalışmadan hareketle, (Dr. Halit Suiçmez ve Prof.Dr. Bedriye Saraçoğlu) yapılan Türkiye’de sanayinin verimliliği açısından şu sonuçlara da ulaşıyoruz:

Gerek katma değer, gerekse üretim verimliliğinde görülen dalgalanmalar, imalat sanayiinde istikrarsız bir maliyet yapısına ve teknolojiden yeterince yararlanılmadığına işaret etmektedir. İmalat sanayi üretim verimliliğinde 1994 ve 2000 krizlerinin olumsuz etkileri özel kesime göre kamu kesiminde daha çok hissedilmiştir.

İmalat Sanayi genelinde ortalama sermaye verimliliği artış hızları, ortalama işgücü verimliliği artış hızından daha düşük ve istikrarsız olarak gerçekleşmiştir. Bu durum sermaye kullanımının verimliliği sağlayacak teknolojik yeniliklere ulaşamamış (ya da teknolojik yenilikleri algılayamamış) olmasının yanı sıra, sektörlere verilen teşviklerin dağınıklığı nedeniyle, sermayenin istikrarsız ve yön değiştirme eğilimi oldukça yüksektir.

9 adet ana sektörün 22 yıllık (1980–2001) dönemdeki gelişmeleri dikkate alınarak hesaplanan üretim fonksiyonunda imalat sanayinin genelinde katma değerin işgücüne göre esnekliği sermayeye göre esnekliğinden daha küçük çıkmıştır. Bu (β) katsayı 0.29 olarak hesaplanmıştır. Bu tek başına değerlendirildiğinde esnek değildir. Çalışan sayısında meydana gelecek %1 birim artışın reel katma değeri daha düşük oranda artıracağına işaret eder. Bu da ilave işçinin katma değerde yaratacağı faydanın düşük olduğunu gösterir. Katsayının istatistiksel olarak açıklayıcı gücü düşük çıkmıştır. Katma değer ile emek miktarı arasındaki ilişki zayıftır.

İmalat sanayii genelinde üretimin sermayeye göre esnekliği ise 1.077 olarak bulunmuştur. Bu, istihdam sabitken kullanılan makine-donanımın %1 oranında artırılması halinde, katma değerin %1’den büyük oranda (1.077) olacağına işaret eder. Bu da sermayenin marjinal fiziki verimliliğinin artan ve doğrudan hızlandıran katsayısının pozitif olduğunu gösterir.

İmalat sanayi genelinde ölçeğe göre artan getiri bulunmuştur. Katma değer ile sermaye arasında güvenilir fonksiyonel ilişki bulunduğu saptanmıştır. Bunu iktisadi olarak anlamı sermayenin üretimi açıklamakta önemli bir değişken olduğudur.

Bu çalışmada da bizim vardığımız sonuçlarla paralellik göstermektedir. Yani Türkiye’de sanayi üretiminin düşüşünü kriz döneminde durdurmak için aşağıdaki önlemler alınmalıdır. Ancak orta ve uzun dönemde yukarıda varılan şu önemli sonuca bir kez daha dikkat çekerek söylüyoruz ki; Türkiye teknolojiye açtır ve İmalat sanayii genelinde üretimin sermayeye göre esnekliği ise 1.077 olarak bulunmuştur. Bu, istihdam sabitken kullanılan makine-donanımın %1 oranında artırılması halinde, katma değerin %1’den büyük oranda (1.077) olacağına işaret eder. Bu da sermayenin marjinal fiziki verimliliğinin artan ve doğrudan hızlandıran katsayısının pozitif olduğunu gösterir.

İmalat sanayi genelinde ölçeğe göre artan getiri bulunmuştur. Türkiye kriz sonrası ileri teknoloji sektörleri desteklemeli ve bu yönlü uluslararası yatırımlar için gerekli hukuki ve maddi alt yapıyı sağlamalıdır. Ancak kısa dönemde: hemen yapılacak olanlar şöyle sıralanabilir:

1) İşsizliği önlemek için tüm istihdam yaratan sektörlerde tedrici olarak acil kredilendirme mekanizmaları açılmalıdır. İlkönce yukarıda vurguladığımız öncü sektörler KOSGEB vb kuruluşlar tarafından desteklenmeli ancak acil işletme kredileri için kamu bankalarına kaynak aktarılmalıdır.

2) Kredi Garanti Fonu acil işlevlendirilmelidir. İhracat yalnız düşük faizle değil, yeni bir teşvik sistemiyle de desteklenmelidir. İhracat ajansları dünyanın bütün pazar merkezlerinde oluşturulmalıdır.

3) İstihdam için şimdiye kadar gündeme getirilen destek paketleri yerindedir. Ancak özellikle belli sektörlerde mesai uygulamasının kaldırılması ve vardiya için ek işçi alımı teşvik edilmelidir.

4) Part time çalışma teşvik edilmelidir.

5) Önümüzdeki dönem doların düşüşüne bağlı olarak Çin’in parası yenin göreli değerlenmesi yaşanacaktır. Bu bizim için avantajdır. Bu alanda Çin pazarları takip edilmeli; ihracatçı firmaların bu pazarlara girmesi teşvik edilmelidir.

6) BDDK’nın bankacılık sistemine dönük uyarıları yerindedir. Bu alanda sıkı takip yapılmalıdır.

7) GAP yatırımları aşağıda vurguladığımız çerçevede yapılmalıdır.

Bölgedeki toprak mülkiyeti ve buna bağlı işletme büyüklükleri radikal değişime uğramalıdır. Eylem paketi içinde yer alan organik tarım açılımı, mayınlı arazilerinin temizlenmesi, KOBİ destekleri, eğitim atılımı ve okullaşma oranlarının artırılması hedefi bölge halkı tarafından gerçekleşmesi için takip edilmesi gereken hedeflerdir.

GAP sorunu yalnızca tarım kaynaklı ekonomik bir sorun değil. Sosyal ve siyasi yönü ağır olan bir sorun. Çözümü de demokrasiden geçiyor. GAP, bir savaş ve tehdit değil, bir barış projesi olarak yeniden bölge halkının iradesi doğrultusunda yapılandırılmalıdır.

8) Tarım ve Köy işleri Bakanlığının tarım alanlarının toplulaştırılması kanun tasarısı yerindedir. Kapsamı genişletilerek çıkarılmalıdır.

9) Yukarıda vurguladığımız sektörlere dönük kümelenme modelleri geliştirilmelidir. Gaziantep inovasyon vadisi gibi örnekler çoğaltılmalıdır.

10) KOBİ’ler için kümelenme modeli çerçevesinde ortaklık ve teknoloji paylaşımı modelleri geliştirilmelidir.

Bütün bunların dışında, bu sonuçlar ortaya koyuyor ki, orta dönemde KOBİ’lere yönelik işletme ve yatırım sermayesi takviyesi çok önemlidir. Yani kamu harcamalarının sanayici ve ihracatçı KOBİ’lere yönelik bir bileşimde olması ve teknolojik alt yapıyı geliştirme doğrultusunda yapılması yine orta vadede (2 yıl ve daha fazla sürede) istihdamı da artıracaktır. Bu yatırımların vergi gelirlerini artırıcı etkisi ise uzun vadede görülecektir.

Burada kısa vadede hemen ihracatçı ve ileri teknoloji üretecek KOBİ’lere yönelik teşvik ve kredi sistemi geliştirilmelidir. Yukarıda vurguladığımız Kredi Garanti Fonu bu sektörler için hemen işlevlendirilmelidir.

Bunun dışında Türkiye’nin bu krizle birlikte sektörel teşvik uygulamasına geçmesinin önemi daha da artmıştır. Bu cümleden olmak üzere öncü sektörlerde yeni bir teşvik politikasının aciliyetinin altını çiziyoruz. Kamu yatırımları öncü sektörlerin dışsallık avantajları gözeterek yapılmalıdır.  

POSTED BY: Cemil ERTEM AT 08:56 pm   |  Permalink   |  E-mail this
 

01 Eylül  2010              Webani

Para Politikasının Sınırları

Atilla YEŞİLADA

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

03 Eylül  2010 -        AKŞAM

 

Ne kadar para o kadar köfte!

 
 

Deniz GÖKÇE

 

02 Eylül 2010 -    HABERTURK

 

Merkez bankaları ve döviz kuru

 
 

Ercan KUMCU

 

02 Eylül  2010 -        RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Resesyon mu depresyon mu?

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

02 Eylül  2010 -        VATAN

 

Sürdürülebilir istikrar

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

31 Temmuz 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

Yüksek hızda büyümeyi sürdüremeyiz

 
 

Taner BERKSOY

31 Ağustos  2010-        VATAN

 

Yine havanda su dövüldü

 
 

Ali AĞAOĞLU

01 Eylül 2010-   HÜRRİYET

 

Kısa yoldan zengin olmanın yolu

 
 

Ege CANSEN

 

02 Eylül  2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

Merkez Bankası tahmin modelini değiştiriyor  
 

Fatih ÖZATAY

02 Eylül  2010       HABERTURK

 

Döviz kurunu değiştirmek ya da değiştirememek
 
 

Gazi ERÇEL

 

24 Mayıs 2010  Finanstrend.com

 

Emtia piyasalarında son durum 

 
 

Ateşhan AYBARS

 

01 Eylül  2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

Hazine'nin esnaf kredisinin faizinin yarısını ödemesi ne demek

 
 

Hasan ERSEL

 

31 Ağustos 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Şirketlerin artan kârları işlerin ille de iyi olduğunu göstermez

 
 

Güven SAK

03 Eylül  2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

IMF: Gelişmiş ülkeler batmaz!

 
 

Uğur GÜRSES

 

01 Eylül  2010 Finanstrend.com

 

İTO verileri gıda fiyatlarında artış gösteriyor

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY

 
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KEMER CORNER SITESI, YAKUT BLOK DA:5 Göktürk-Eyüp-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0554-269 69 24 (Zafer Sarıçan)

Email: zafer.sarican@bilgeyatirimci.com


Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.