ANASAYFA
ÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZEL
Temel Analiz Kitapları
Teknik Analiz Kitaplari
Ekonomi Kitaplari
Yatırım Kitapları
KİTAPLAR
TEMEL ANALIZ EGITIMI
TEKNIK ANALIZ EGT
TRADING EGITIMI
Seans Içi Yorumlar
Günlük Yorumlar
YORUMLAR
Yaşar ERDİNÇ
Atilla Yesilada
N. Nuri SEVGEN
Burak GERCEK
Fatih BOZKURT
Mehmet KEPEZ ile RANDORI
Uzeyir DOGAN
Fatih Yeğenoğlu
GOKHAN TASPINAR
Cetin UNSALAN
NURGUL CHAMBERS
Hakan YIGIT
Kerem ALKIN
Levent DURUSOY
Cemil Ertem
Cengiz KILIC
Ismet Demirkol
Hamit Bozkurt
Kaan Sariaydin
YAZARLAR
İLETİŞİM

12 Mart 2010         Günlük Analiz

IMF Çıpası, Dow Jones ve piyasalar

Yasar ERDİNÇ

 21 Aralik 2009        DERİN Bakış

 
 PROJE FİNANSMANI
(PROJECT FINANCE)

    Nurgül CHAMBERS

26 Ocak 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

FED Faiz Artırımlarına Başlamalı

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Çetin ÜNSALAN

Meslekte 17. Yılı içinde olan Çetin Ünsalan, dergiden gazeteye, internetten televizyonculuğa kadar her alanda, muhabirlikten köşe yazarlığına, editörlükten haber yayın yönetmenliğine kadar uzanan bir çizgide farklı görevler yaptı. Son 7 yıldır televizyonda ekonomi haberciliğini yürütüyor. 1800’ü aşkın canlı yayında ana haber sonu yorumdan, özel ekonomi programlarına, açık oturumlardan fuarlardan canlı yayınlara kadar farklı formatlarda haberciliğini sürdürdü. Son olarak Kanal Biz’de hafta içi her gün canlı yayınlanan Reel Piyasalar ve Ekonomi Gündemi programlarını hazırlayıp sunuyordu. Ayrıca bu süreç içinde Sky Türk’de Fahri Ataşe ve Keskin Viraj isimli programları yaptı. Haziran başında buradaki görevlerini tamamlamasının ardından, halen her cuma Ulusal Kanal’da yayınlanan Haber Masası programının Cuma günkü yayınlarında daimi yorumcu olarak görevine devam ediyor. Projekent’in ve Uluslararası Enerji ve Çevre Teknolojileri Birliği’nin Kurucu Üyesi olan Ünsalan, Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği yanında, Uluslararası Teknoloji Birliği Denetleme Kurulu Başkanı görevini de yürütüyor. Reel Piyasalar programıyla Tüketiciye Saygı: 2007 Özel Ödülü’ne, Tüketiciye Saygı:2006 TV Programı Ödülü’ne ve Sektör Meydanı ile de 2003 Yılı Yalıtım Bilincine Katkı Plaketi’ne layık görüldü.

Thursday, 04 February 2010

HALKIN EKONOMİSİ VE İKTİDAR

04 Şubat 2010 Perşembe

Türkiye bugün Tekel işçilerinin çığlığına kulak verdi. Peki ya iktidar? Sivil toplum örgütleri, çalışan, işsiz, işçi, memur, esnaf, herkes ‘yanınızdayız’ dedi. Peki ya iktidar?

Meseleyi kabullenmiyor; daha doğrusu kabullenemiyor. Çünkü 4C meselesinden geri adım attığı anda, kapalı kapılar ardında uzlaştığı IMF ile ters düşecek. Tekel işçileri ile başlayıp, tüm kamuya sirayet edecek projesi çöpe gidecek.

2012’de Basel III’ün devreye gireceğini hatırlatmak isterim. Bu ne demek oluyor? İş gücünün serbest dolaşımı… Okul diploması, uluslararası düzeyde kabul görmeyen milletler köle olacak. Dünyanın bir başka ülkesindeki serseri Türkiye'de badanacı olabilecek. Türk mühendis ise Amerika'da park temizleyecek. Tabii o da işi Haitili ya da Kolombiyalı kapmazsa… Siz yarattığınız gündemleri bir kenara bırakıp, bunları anlatın millete… 4C meselesi bunun için önemli olmasın sakın?

Vatandaşın ekonomideki sıkıntıları yüksek sesle duyurmasının ardından, açıklama yapacak tezleriniz tükeniyor. Bıçak kemiğe dayandıkça, yolsuzluklar, kayırmacılıklar, istismarlar konuşulmaya başlanacak.

İktidarın yedi yıldır her tepkide gündemi değiştirmesi bundandır. Bugüne kadar borç alınan para sağa sola dağıtılıp, vatandaşa da kömür verilirken kimsenin sesi çıkmıyordu. Çünkü borçlanma pahasına piyasaya para sürülebiliyordu. Şimdi musluklar kısıldı. Dünyada borçlanmanın maliyeti arttı.

Tekel işçileri haklarını arıyorlar. Başbakan çıkıp, basını suçluyor. Hakkını arayan insanları bir ay sonra güç kullanacağını ima ederek tehdit ediyor. Hak aramayı, işgal olarak nitelendiriyor. Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ve iki bakan, ‘Dışarıda 3.5 milyon işsiz var’ diyerek, ‘işinizin kıymetini bilin, yoksa onları alırız’ mesajı veriyor.

Bugüne kadar özel sektörde yapılan ve sürekli eleştirdiğimiz bu ahlaksız söylemi şimdi kamu, kendi çalışanına yöneltiyor. Uyguladığı rant ekonomisinin yarattığı işsizlerle, mevcut çalışanları tehdit ediyor. Ayıptır, günahtır, utanmazlıktır…

Ekonomik meseleler ve sıkıntılar gündeme geldikçe, yolsuzluklar, istismarlar dillendirilmeye başladıkça yine mağduru oynamaya çalışıyorlar. “Yaşadıklarımı anlatamam, ülkemi germek istemiyorum’ diyenler, ülkeyi nasıl gereceklerini o kadar iyi biliyor ve kaybettikleri oyları ‘mağdur’ olarak geri almaya o denli alıştılar ki, vatandaşın artık buna kanmadığını bile göremiyorlar.

Sayın Başbakan! Sayın kabine üyeleri! Farkında değil misiniz, artık esnafın arasında dolaşamıyorsunuz. İşçi ve memurun tepkisini dindiremiyorsunuz. Çiftçiye ‘artistlik yapma’ dediğinizde artık yandaş medyanızın dışında destekçi bulamıyorsunuz. Üniversite öğrencileri konuşmalarınıza tepki gösteriyor.

Çünkü halkın ekonomisi ‘işsizlik’ diye bağırıyor. Hatta bugün işveren konumundakiler tazminatları karşılayamayacakları için, işyerlerini kapatamıyor.

Özel sektör ne durumda biliyor musunuz? Dönün bakın, Merkez Bankası’nın son açıkladığı verilere… Eylül sonu itibariyle özel sektörün döviz varlıkları 82.2 milyar dolar… Yükümlülükleri ise 156 milyar dolar. Bunun 141.4 milyar dolarını nakdi krediler oluşturuyor. Açık ne peki? 73.9 milyar dolar. Yani bu borcun 73.9 milyar dolarlık karşılığı yok. Bu ne demek biliyor musunuz? Yeni işsizler ordusu, batacak yeni firmalar demek.

Yine Merkez Bankası'ndan alınan yeni verilerine göre Türkiye’de kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 2009 yılında bir önceki yıla göre yüzde 91.1, ferdi kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı da yüzde 195.5 yükseldi. Bu ne demek biliyor musunuz? Vatandaşınız iflas bayrağını çekmiş, icralık demek…

Çekler ödenemiyor, protestolu senetler zirve yapıyor. İş hacmindeki daralma boy gösteriyor. Tüm bunlar da uygulanan rant ekonomisinin eseri oluyor. Sonra da çıkıp birileri, basına felaket tellallığı suçlaması yapıyor. Bugünlerde bir video dolaşıyor. Herkes Bulgaristan Başbakanı ile yapılan toplantıdaki gibi istediklerinizi soran gazeteci olamıyor değil mi?

Halkın ekonomisi alarm veriyor, iktidar gündemi saptırmaya çalışıyor. Yolsuzluklar ayyuka çıkıyor, iktidar ortaya sanal darbe planlarını sürüyor. Oyun bitti sevgili yöneticilerimiz. Artık vatandaşın konuşmasına alışacaksınız. Oyun bitti… Anlayın artık… Yine de belki içlerinde anlamayan İngiliz vatandaşları olabilir. Başka dilde de yazayım: Game Over…

cetinunsalan@yahoo.com

POSTED BY: Çetin ÜNSALAN AT 01:00 am   |  Permalink   |  E-mail this
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39
MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 

 

15 Mart 2010              Webani

YENİ: Beleş Para Günleri Bitiyor Mu?

Atilla YEŞİLADA

17 Ekim 2009     Finans-Politik

 Geleceğe Yolculuk Şimdi Bu Topraklarda Başlıyor

Cemil ERTEM

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

15 Mart 2010 -        AKŞAM

 

Gecikmeye karşı Sabiha Gökçen!

 
 

Deniz GÖKÇE

 

30 Aralık 2009-           REFERANS

 

Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor

 
 

 Kerem ALKİN

11 Mart 2010 -       HABERTURK

 

Yunanistan AB ve piyasalar arasında sıkıştı

 
 

Ercan KUMCU

 

11 Mart 2010 -          RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Hükümet IMF ile neden stand-by 'yapacakmış gibi' yaptı?

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

11 Mart 2010 -        VATAN

 

Elveda IMF!

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

13 Mart 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

IMF masalının sonu

 
 

Taner BERKSOY

15 Mart 2010-          VATAN

 

Günah keçisi bulundu: Lehman Brothers ve CEO’su Richard Fuld

 
 

Ali AĞAOĞLU

13 Mart 2010-   HÜRRİYET

 

Para içeri IMF dışarı

 
 

Ege CANSEN

 

15 Mart 2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

Başa güreşememek hastalığı

 
 

Fatih ÖZATAY

10 Mart 2010       HABERTURK

 

İzlanda’nın borç referandumu

 
 

Gazi ERÇEL

 

01 Mart 2010  Finanstrend.com

 

Emtia fiyatları dolardan bağımsız

 
 

Ateşhan AYBARS

 

15 Mart 2010-     MİLLİYET

 

IMF ile anlaşmamanın nedeni erken seçim mi?

 
 

Hurşit GÜNEŞ

 

15 Mart 2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

IMF ile anlaşmamak için uygun zaman mı

 
 

Hasan ERSEL

 

13 Mart 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Türkiye'nin ne zaman Nasdaq'a kote teknoloji şirketleri olur

 
 

Güven SAK

15 Mart 2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

Sağlam bankalar paylaşılamıyor

 
 

Uğur GÜRSES

 

11 Mart 2010 Finanstrend.com

 

Türkiye artık bir IMF çıpasına sahip değil

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY