Son günlerin popular sorusu sanırım dolar kuru nereye gidiyor ? Daha da artar mı? Günlük bazda %3-5 arası artış gösteren bir yatırım enstrümanının(bu tanım sadece bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için kullanılabilir. Normalde para birimleri bir yatırım enstrümanı olarak sınıflandırılmazlar.) insanlarda bende mi alsam içgüsüne yol açtığını gözlemliyoruz.
Kısaca bu sorunun cevaplarını bu yazıda aramaya çalışacağız. Bu sorunun cevabını ararkende 2006 Haziran ayında buna benzer diyebileceğimiz kurun hareketini baz model olarak kullanıp bundan sonra ne oluru tartışacağız.
İlk etapta kısaca 2006 Haziran ayında ne olmuştu onu hafızalarımıda bir tazeleyelim. Daha sonrada bugünkü durumla kıyaslayalım. 2006 Haziran ayında özellikle gelişmekte olan ülkelerde oluşan krizden dolayı kur ciddi oranda yukarı yönlü hareket yapmıştı. O dönem için Merkez bankası gösterge faizi %13.25 seviyelerindeydi. Ve Merkez Bankası bir aylık süreçte(iki tanesi olağanüstü olmak üzere toplamda 3 defa da) toplamda 4.00 baz puanlık artışla %17.25 seviyesine çıkardı. Ayrıca o günlerdeki sert yükselişlere de piyasaya müdahale ederek dur demişti tabiri caizse. Faiz artışı ve piyasaya direkt müdahale o günlerde kurun ateşini söndürmeye yetmişti.
Şimdi gelelim bugüne. Dün yapılan PPK toplantısından %16.75 olan gösterge faizde bir değişiklik kararı çıkmadı. Şimdiye kadar Merkez Bankası piyasaya direkt olarak müdahalede de bulunmadı. Yani şimdiye kadar Haziran 2006 yılında kurun ateşini söndüren hamleler henüz yapılmadı. Peki bu hamleler şimdi yapılsa aynı etkiyi gösterir mi yada yapılmalı mı?
Faizlerin arttırımı konusunda Macaristan Merkez Bankası bilindiği üzere 3.00 baz puanlık artış yaparak para birimindeki değer kaybının önüne geçmeye çalıştı. Bu çabasının şu aşamada çok başarılı olamadığını görüyoruz. PPK açısından Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu dinamikleri göz önüne aldığımızda(düşük büyüme oranı, emtia fiyatlarındaki düşüşden dolayı düşmeye başlayan efnlasyon) en son care olarak faiz arttırımına gideceğini düşünüyorum. İlk etapta muhtemelen piyasaya elinde bulundurduğu güçlü döviz rezervleri ile alış yönünde müdahalede bulunacaktır. Ama bu seviyelerin neresi olduğunu nokta tahmin yapmak çok zor ama yakın olduğumuzu düşünüyorum. Peki böyle bir müdahale başarılı olur mu? Macaristan örneğinden yola çıkarak başarılı olamayacağı ihtimali ele alınabilir ama açık enflasyon hedeflemesi olan bir merkez bankasının kurun bu seviyelerde uzun vadede kalmasını çok da temenni etmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü kurun bu seviyelerde uzun süreli kalması özellikle maliyet enflasyonu yaratacağı ortadadır. Son senelerde hedeflediği enflasyon hedeflerine ulaşamayarak ve yukarı yönlü revize ederek kredibilite kaybına uğrayan bir merkez bankasının temenni etmeyeceği bir durum.
Tabiki kura yapılacak iç piyasa müdahalelerin uzun vadeli etki yaratması için yurtdışı piyasaların da tansiyonun düşmesi önemli bir etken olarak değerlendirilmeli. Son dönemde özellikle 8 gündür ardı ardına düşen libor faiz oranlarının para ve kredi piyasaları açısından değerlendirdiğimizde olumlu bir sinyal olduğu aşikar. Özellikle bu dönem ABD’de üçüncü çeyrek bilançolarının açıklandığı döneme denk gelmesi sebebiyle zaten tansiyonu yüksek olan piyasaların kar rakamlarına aşırı reaksiyon gösterdiklerini görüyoruz. Bu ortamda piyasalardaki volatilitenin bir sure daha devam etmesi beklenebilir. Bu konuda da yatırım gurusu Warren Buffet tarihte üçüncü defa hisse senedi piyasalarında alım önerdiyse bunun üzerine bana çok fazla laf söylemek düşmez diye düşünüyorum.
Tabi kurdaki artışın önemli bir nedenlerinden bir tanesi de hedge fonlardaki çıkıştan dolayı gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı. Bundan önceki kriz dönemlerinde repoya günlük park eden paralar bu sefer böyle bir şans yakalayamıyorlar. Yani yüksek reel faiz cazibemiz şu aşamada çok başarılı olamıyor. Ama bu uzun vade de başarılı olamayacak anlamına gelmiyor.
Kısacası global piyasaların tansiyonun düştüğü ortamda dolar kurunun bu seviyelerde kalacağını düşünmüyorum. Kurun bu seviyelerde kalması için Merkez Bankasının temel politikasında bir değişiklik olması gerektiğini düşünüyorum. Ki bu politika değişikliğinin hükümet politikasıyla bağlantılı olarak uzun vade de değiştireleceğini düşünmüyorum.