Piyasaların keyfi yok. Özellikle ABD’deki finansal kuruluşların belirsizliği piyasaların önünü görmesini zorlaştırıyor. Emlak sektöründeki kötüleşmenin krediler ve özellikle türev piyasalarda alınan pozisyonlar dolayısıyla finansal kurumları zora soktuğu ve toparlanmadıkça zora sokmaya devam edeceği piyasalar tarafından bekleniyor ve fiyatlanıyor.
Bu dönemde özellikle yabancı raporlardan okuduğum güncel veriler ve beklentilerde yeteri kadar iç karartıcı olabiliyor. Bazı raporlar global enflasyondaki yüksek seyrin devamını öngörüyor. Bazı raporlar ise global büyüme beklentilerini sürekli olarak aşağı yönlü revize ediyor. Bu raporların çoğalmasında özellikle ikinci çeyrek büyüme verilerinde euro zone bölgesinde negatif rakamların görülmesinin de katalizör etki yaptığını düşünebiliriz. Öncü göstergelere bakıldığında bu negatif büyüme rakamlarının üüncü çeyrekte de devamı öngörülüyor.
Burada enflasyon konusunda kendi düşünce ve beklentilerimi de nacizane paylaşmak istiyorum. Son açıklanan veriler bazında bakıldığında özellikle ABD’de enflasyon rakamları zirve seviyelerinde. Enflasyon rakamlarının zirve yapmasının ana nedenleri emtia fiyatlarındaki yükselişti. Reuters Jefferies CRB(Emtia Endeksi)’nin Temmuz başındaki zirve seviyelerine gore %20 oranında değer kaybı söz konusu. Petrol fiyatlarındaki zirve seviyelerine göre bakıldığında %25 oranında değer kaybı söz konusu. Bu değer kayıplarının önümüzdeki dönem enflasyon oranlarında negatif yönde etki etmesini bekleyebiliriz.
Emtia fiyatlarındaki ciddi anlamdaki düşüşün önümüzdeki dönemde hem enflasyon hemde büyüme beklentilerine olumlu yansımasını bekleyebiliriz. Enflasyon tarafında üretim yapan şirketlerin hammadde maliyetlerinin düşmesiyle fiyatlarda düşüş beklenebilir. Bunun büyüme tarafında yaratacağı olumlu etki ise fiyatı düşen malların tüketicilerde yaratacağı gelir arttırıcı etkiyle büyüme rakamlarına olumlu etki etmesini bekleyebiliriz. Bu süreçte okuduğum yabancı raporlarda nedense bu tür beklenti ve yorumları göremedim. Emti fiyatları artarken yaptığım yorumun tam ters etkisini ise aynı kurumların yazdıkları raporlarda çok detaylı analizlerini görebiliyordum. İlginç değil mi??
Burada yine petrol fiyatlarındaki beklentilere değinmek istiyorum. Son dönemdeki petrol fiyatlarındaki düşüşle bir çok yabancı aracı kurum ileriye yönelik tahminlerini aşağı yönlü revize ederken Goldman Sachs’ın beklentilerinde ısrarla aşağı yönlü revizyon görülmüyor. Ve ısrarla sene sonu petrolun varil fiyatını 149 USD olarak tahminliyorlar. Burada sizlere petrol fiyatlarınının yükseliş döneminde de petrol fiyatlarının 200 USD’yi göreceği yönündeki raporlarında yine aynı kurumdan geldiğini belirtmek istiyorum. Burada piyasaların altın kuralını hatırlatmadan geçemeyeceğim. Piyasalarda fiyatı arz ve talep belirler. Rapor beklentileri değil!!!
Yine daldan dala atlayarak genel bir piyasa yorumu oldu. Tüm bu göstergeler bazında bakıldığında yurtiçi piyasaların gidişatı nasıl ve önümüzdeki dönem için ne olur sorusuna cevap bulmaya gelirsek,
· Emtia fiyatlarındaki azalış cari açık tarafında bize olumlu yansıyacaktır.
· Euro zone diye tabir edilen ülkelere yaptığımız ihracatın önümüzdeki dönemde azalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
· Aynı şekilde euro/dollar paritesinde dollar lehine güçlenen seyrin ihracatımıza olumsuz yansımasını önümüzdeki dönemde bekleyebiliriz. Ama burada ihracatımızın yoğun şekilde ithalata bağımlı olduğunu göz önünde tutmamız lazım. Burada ithalat maliyetlerimizin ne kadarının euro yada dolar bazlı maliyet kalemleri olduğu bu etkinin şiddetini belirleyecektir.
· Sene başına gore emerging market endekslerine baktığımızda borsa performansı olarak sene başından bu yana süren sonunculuğumuz devam ediyor. Siyasi belirsizliğin giderilmesiyle aradaki farkı kapattık ama hala diğer borsa performansları bizi outperform etmiş durumda. Yurtdışı piyasaların toparladığı ortamda bizim borsamızın daha iyi performans göstermesi beklenebilir.