Dün ABD ikinci çeyrek büyüme rakamları açıklandı. İlk başta %1.9 oranında açıklanan büyüme rakamı %3.3 oranına revize edildi. (ABD büyüme oranları biten çeyreğin bir ay sonrasında iki defa revize edilmek üzere 3 defa açıklanır. Örneğin ABD ikinci çeyrek büyüme rakamları Temmuz, Ağustos ve en son olarak da Eylül ayında kesinleşmiş haliyle açıklanır.)
Büyüme rakamları geçmişe dair rakamların açıklanması olduğu için bir öncü gösterge görevi görmezler. Ama beklentilere yön verme açısından ise psikolojik taraftan etkili olabilir. Büyüme rakamlarının alt kırılımına baktığımızda %3.3 oranındaki büyümeye en önemli katkının %3.1 ile ihracat kaleminden geldiğini görüyoruz. Bunu direkt olarak euro dollar paritesindeki dollar lehine avantajı ABD sanayi şirketlerinin paraya dönüştürdüğünü şeklinde yorumlayabiliriz. Burada dün özellikle fazlasıyla okuduğum yabancı ve yerli yorumcuların üzerine basa basa durdukları diğer büyük ekonomilerin büyüme rakamlarının düştüğü ve önümüzdeki dönemde hem doların euroya karşı güçlenmesi ve hemde diğer ülke ekonomilerinin büyüme oranlarının düşmesiyle bu kalemin önümüzdeki çeyreklerde bu derece olumlu katkı yapamayacağını dile getirdiler.
Burada benim aklıma takılan iki soru işaret vardı. Birincisi ikinci çeyrekte Japonya ve eurozone ekonomileri küçüldü. Küçüldüğü ortamda demekki bu ülkelere ABD ihracat yapmaya ve bu oranı arttırmaya devam etmiş. İkinci çeyrek ihracat rakamları henüz açıklanmadığı için bu oranları bilemiyoruz. Ama 2008 yılı ilk çeyreği baz aldığımızda ABD’nin Eurozone bölgesine yaptığı ihracatın yoy(year over year) yani yıllık bazda bakıldığında %9 oranında arttırdığını, Japonya’ya ise %7.6 oranında arttıdığını görüyoruz. Çine yapılan ihracat oranı ise %24 oranında artış göstermiş. Bu rakamlarda dünyada gelişmiş ekonomilerde büyümede bir yavaşlama olsa da bu farkın gelişmekte olan ülkeler tarafından kapatılmaya çalışıldığını ve bunun ciddi oranda başarılı olduğuda söylenebilir.
Diğer taraftan ise euro dollar paritesindeki dollar lehine güçlenmenin önümüzdeki dönemde ihracat ve büyüme performansına nasıl etki edeceği konusu. Bununla ilgili 2000 yılından bu yana çeyrek dönemler itibariyle euro dollar paritesindeki seyir ve bu dönemde ABD ekonomisinde net ihracat kaleminin büyümeye ne oranda etki yaptığını gösteren verileri inceledim. Geçmişteki gerçekleşmeler üzerinden bakıldığında euro dollar peritesindeki düşüşler aynı çeyrek itibariyle ihracata olumsuz olarak yansımıyor. Ortalama 2 çeyrek gecikmeyle gerçekleşiyor. Bu doğrultuda önümüzdeki dönem için en azından paritenin bu seviyelerde kalması durumunda ihracatın büyümeye olumsuz etkisinin 2008 son çeyrek yada 2009 ilk çeyrekte etki etmesi beklenebilir.
Diğer taraftan hükümetin halka verdiği paraların büyümeye olumlu yönde etki yaptığı ön plana çıkarıldı. Burada verilen paranın miktarına bakıldığında bunun dayanıksız tüketim malında kullanılması muhtemeldir. Bu kalemin büyümeye ilk çeyrekte %0.08 oranında negatif yönde yansıdığı, 2000 yılından bu yana çeyrek dönemlerde ortalamada olarak %0.56 pozitif yansıdığını da göz önüne aldığımızda ve son çeyrekte 0.87 oranında olumlu yönde etki sağlamış. Ama ihracat kaleminin 1980 yılından bu yana(1980 yılında büyümeye %4.09 oranında pozitif katkı sağlamış.) en yüksek büyüme katkısını %3.1 oranında sağlamış.
Büyümenin alt kalemlerine bakıldığında ise emlak sektöründeki gerilemenin ve büyümeye negatif etkisinin sürdüğünü ve ikinci çeyrekte %0.62 oranında yavaşlatıcı etki yaptığını görüyoruz. 2007 yılı son çeyreği ve 2008 yılı ilk çeyreklerinde %1.33 ve %1.12 oranında negatif etkileri de göz önüne alındığında bir toparlanma seyri olduğunu söyleyebiliriz.
Burada verileri tabiki toplamda büyümeye ne oranda etki yaptıklarınıda göz önüne alınarak değerlendirilirse resme rakamlar bazında bakıp hataya düşmek yerine büyük resme bakıp doğru yorumlama ve analiz etmede faydalı olabilir. Emlak sektörünün toplam GDP’deki payı %3.5 iken son çeyrek itibariyle kişisel tüketimin oranı ise %70.9 oranındadır. Yani emlak sektöründeki kırılma mutlaka dolaylı etkilerle(servet etkisi vb..) ekonomiyi ve kişisel tüketimi olumsuz etkileyebilir. Son açıklanan emlak sektörü verileri de emlak sektöründe tabana yakın olunduğu sinyallerini vermeye başladığınıda göz ardı edilmemelidir.
Diğer taraftan ihracatın bu derece büyümeye olumlu katkısının olabileceğini bu süreçte ihracatın yapılan sektörlerin emek yoğun sektör olmadığını bundan dolayı ekonominin büyümeye devam ederken işsizlik oranlarınında artışın olabileceğini Mart ayındaki yazımda buradan sizlerle paylaşmıştım. Bu veriler bazı ekonomistler için sürpriz olabilir ama ihracatın performansını dikkate alanlar için ise fazla da sürpriz olmasa gerek.