
RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD
Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için
ESİN ÇETİNEL
Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.
Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.
Kitabımı bütün DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.
http://www.ideefixe.com/
http://www.kitapyurdu.com/
http://www.scala.com.tr/




|
 |
Günlük Yorumlar |
 |
ESKİ YORUMLARI OKUMAK İÇİN: Ekranin solunda "latest posts" adinda bir bölüm var. Bu bölümün altinda son yazilarimin basliklari yer aliyor. Bunu tikladiginizda ilgili yaziyi okuyabilirsiniz. Subat ayindaki tüm yazilarimi görmek için sol tarafta "Archieves" yazısının altındaki "February" yazisini tiklamaniz yeterlidir. Ya da Ocak ayindaki yazılarımı görmek için "January" yazisinin üzerini tiklayiniz. Ayni sekilde KÖŞE YAZILARIM bölümüne girdiginizde yine ekranin sol tarafindaki linkleri kullanarak eski yazilarima ulasabilirsiniz.

Thursday, 18 March 2010
ABD’de Şubat Sanayi Üretimi %0.1 Arttı
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 18:20
ABD’de Bloomberg anketine göre bir önceki aya göre değişmemesi beklenen sanayi üretimi %0.1 artarak, sekizinci kez pozitifde kaldı. New York Eyaleti’nin de içinde bulunduğu Empire State Fed faaliyet anketi ise Mart’ta bir önceki aya göre 24.9’dan 22.9’a geriledi, ama olumlu algılandı (Sıfırın üstünde veriler ekonomik faaliyetin büyüdüğünü gösteriyor). Alt bileşkenlerden istihdam ise 2007 Ekim’inden bu yana en yüksek seviyeyi görerek, işsizliğin dip yaptığı görüşüne destek verdi.
Kapasite kullanım oranı ise aynı dönemde %72.5’den %72.7’ye tırmandı. Son 20 yılın ortalaması %80 olduğu için, üretim hala düşük, ama enflasyonist baskılar da artmayacak.
Sanayi üretimi altbileşkenlerinden imalat sanayi üretimi %0.2 gerilese de, sabit sermaye yatırımlarının öncü göstergesi olan kalemlerin hızlı artış göstermesi, Şubat ayında yeniden harcamaya başlayan hanehalkının yanında, şirketlerin de büyümeye katkıda bulunacağının işareti olarak görüldü. ABD’de çok soğuk kış şartlarına karşın iyimser çıkan veriler, faaliyetin Mart verilerinde daha da hızlanacağı beklentisini yükseltiyor. Ancak, Wall Street borsa endeksleri Fed’in yarın yapacağı faiz açıklaması öncesi ve Çin’in parasal sıkılaştırmaya geçeceği kaygısı ile hafif ekside seyrediyor.
Üç Sonuçlu Bir Hafta…
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 17:30
İMKB haftaya hacimsiz başladı, bu haftaki yoğun data akışına kayıtsız kalamayacak. Kuzey Amerika kıtasının yaz saati uygulamasına geçmesi nedeniyle önümüzdeki iki hafta ABD ve İMKB bir saat daha fazla eşanlı işlem görecek. Eşanlı işlemlerin bir saat uzarken, ABD’de açıklanacak verilerde alışılmış saatinden bir saat önce açıklanacak. Gündem geçen haftaya göre yoğun olmakla birlikte yaşanacak gelişmeler trend güçlendirecek yada değiştirecek nitelikte. Yani üç sonuçlu olabilecek bir haftaya başladık. İşlem hacminde yaşanan artış pariteler de belirgin iken, borsalarda biraz daha bekle gör havası yaşanıyor. Rakamların ilk gün fiyatlandırmasında, dolar değer kazandı ve petrol fiyatları düştü. Bugün,yarın Yunanistan’a 25 Milyar € mali yardım verileceği konuşulurken, dolar euro karşısında net bir değer kazanıyor ve petrol fiyatlarında %2’ye kadar bir düşüş yaşanıyor. Bugün FED’in faiz toplantısı ve kararları öncesinde bu fiyatlandırmalar, rakamların FED toplantısından çekindiklerini gösteriyor. Bugün yapılacak toplantıda ele alınacak FED ekonomik görünümü raporunu hatırlatmak gerekirse; ekonomide güçlenme ağır hava koşullarına göre devam etmiştir ve FED’i temsil eden 12 Eyalet’in 9’unda büyüme artmıştır. Bugün FED’in faiz kararı ile birlikte yapacağı açıklamalar ve yarın FED Başkanı Bernanke’nin yapacağı açıklamalar ile FED’in politikalarının daha fazla konuşulacağı bir gündem oluşturacak. Piyasalar dün olduğu gibi,bugünde FED’in açıklamalarından korku duyacaklar.
Gökhan USKUAY
Aralık’ta İşsizlik %13.5
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 17:00
Geçen yılı %14’te kapatan işsizlik, Aralık ayında (Kasım-Aralık-Ocak ortalaması) %13.5’a geriledi. 2008 Aralığın’da bu oran %14 olmuştu. Bu yılın Kasım ayında ise işsizlik %13.1 olarak açıklandı. Elimize gelen raporlar son verilerle işsizliğin dip yapdığını ve bundan sonra istihdamın artacağını müjdeliyor. Yazarlar, kış aylarında turizm, inşaat ve tarımda geleneksel olarak istihdamın düştüğünü, buna rağmen geçen seneki zirvenin altına inilmesini başarı olarak niteliyor. İmalat sanayindeki istihdam kazançları da bu öngörüyü destekliyor.
Aralık-Aralık döneminde istihdam nerdeyse 1 milyon kişi artraken, bunun 600 bin kişilik kısmı düşük gelirli tarım sektöründen geliyor. İnşaatta kış aylarında nerdeyse 200 bin kişilik artış biraz garipsenirken, imalat sanayinde yeni işe almaları biz de olumlu buluyoruz. Yine de işsiz sayısında 29 bin kişilik artışla, 3 milyon 360 bin kişiye yükselme var. Ekonominin şu andaki toparlanma hızının kalıcı olarak istihdamda yüksek artışlar yaratmasını beklemiyoruz.
Ama, Goldman Sachs’dan Dr Ahmet Akarlı’ya göre, istihdamın temposundaki artış tatmin edeci ve TCMB umulandan daha yakın bir zamanda parasal sıkılaştırmaya geçemek zorunda kalabilir. EkspressYatırım’dan Başekonomist Güldem Atabay ise %4.1 olarak tahmin ettiği 2010 büyüme hızının işsizlik oranını %14’ün altına çekmeye yetmeyeceğini düşünüyor.
REIDIN Şubat Kontu Fiyat Endeksi’ni Yayınladı
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 17:00
Türkiye’nin yükske nüfuslu illerinde aylık olarka satılık konutların fiyatlarını takip edip yatırımcılara bilgi veren REIDIN Şirketi’nin bulguları, gazetelerin emlak sayfalarının aksine, fiyatlardaki artışın repo gelirinin bile altında kaldığını ortaya koyuyor. Buna karşın, şehirler ve ilçeler arasında bariz farklar devam ediyor. Raporun özet bulguları şöyle:
2010 yılı Şubat ayında 2007 Haziran=100 temel yıllı Türkiye Kompozit Satılık Konut Fiyat Endeksi’nde 2010 yılının Ocak ayına göre %0,44, 2009 yılının Aralık ayına göre %0,68, 2009 yılının Şubat ayına göre ise %6,06 artış gerçekleşmiştir..
2010 yılı Şubat ayında 2007 Haziran=100 temel yıllı Türkiye Kompozit Kiralık Konut Fiyat Endeksi’nde 2010 yılının Ocak ayına göre %0,09, 2009 yılının Aralık ayına göre ise %0,28 azalış gerçekleşirken; 2009 yılının Şubat ayına göre %2,55 artış gerçekleşmiştir.
2010 Şubat ayı konut satış fiyatları incelendiğinde, Kocaeli yüzde 0,83 oranında değer artışıyla, fiyatların en çok yükseldiği şehir olmuştur. İstanbul’da ise konut satış fiyatlarındaki artış Şubat ayında yüzde 0,73 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönem içerisinde konut satış fiyatları Ankara ve Bursa’da sırasıyla yüzde 0,48 ve yüzde 0,55 oranında artmış; Adana’da yüzde 0,26, Antalya’da yüzde 0,55 ve İzmir’de ise yüzde 0,41 oranında azalmıştır.
2010 Şubat ayı kira değerleri incelendiğinde, Kocaeli yüzde 1,06 oranında değer artışıyla, kiraların en fazla arttığı şehir olmuştur. İstanbul’da ise kira değerlerindeki artış Şubat ayında yüzde 0,23 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönem içerisinde Ankara’da yüzde 0,24, Antalya’da yüzde 0,39, Bursa’da yüzde 0,67 ve İzmir’de yüzde 0,83 oranında değer azalışı söz konusudur.
2010 Şubat ayında konut satılık fiyatları açısından en çok değer artışı yaşanan ilçe İstanbul Pendik; en çok değer kaybeden ilçe ise İzmir Güzelbahçe olmuştur.
2010 Şubat ayında konut kira değerleri açısından en çok değer artışı yaşanan ilçe İstanbul Beykoz; en çok değer kaybeden ilçe ise Ankara Gölbaşı olmuştur.
Şubat ayı amortisman süreleri (Geri Dönüş Süresi) incelendiğinde, İstanbul’da bir apartman dairesinin fiyatı 15,4 yıllık (185 ay) kiraya eşit iken, İzmir’de bu süre 19,1 yıla (229 ay) kadar uzamaktadır.
Daha fazla bilgi ve raporun tamamı için www.reidin.com adresini tıklayın.
Milliyet: Dünyanın 3 önemli sismologu İtalyan haber ajansı ANI’ya olası İstanbul depremini yorumladı
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 12:00
1999’daki İzmit depreminden sonra artık sıranın İstanbul’a gelmiş olabileceği yorumu yapıldı. Vatan'ın haberine göre; Sismologlar, 25 yıl içerisinde İstanbul’da 7.0 ya da daha büyük şiddette deprem gerçekleşme olasılığını yüzde 30 ile 60 arasında gösterdi.
İTÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, son çalışmalarla Marmara Denizi’nin altındaki fayları en ince ayrıntısına kadar tespit ettiklerini açıklamıştı. Kuzey Anadolu fay hattındaki her depremin batıya doğru hareket etiğini belirten Görür, “En son Gölcük’de oldu. Şimdi sırada Marmara var. Burası kırılacak. Bunun hiç kaçarı yok” demişti.
Elazığ depreminin ardından dünya sismologlarının gözü bir kez daha İstanbul’a çevrildi. İtalyan haber ajansı ANI, “1766’dan beri büyük bir deprem geçirmeyen İstanbul için geri sayım devam ediyor” başlıklı bir haber yaparak dünyaca ünlü sismologlara İstanbul depremini sordu. Buna göre, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleşen depremlerin batıya doğru ilerlediğini belirten uzmanlar 1999’da gerçekleşen İzmit depreminin ardından şimdi sıranın İstanbul’a geldiği konusunda endişe ediyor.
Birden fazla olabilir * Ian Main (University of Edinburgh): Elazığ depreminin İstanbul’da bir depreme yol açma olasılığı düşük. Bu kadar uzaklıktaki stres değişimleri önemli bir tetikleme etkisi yapmak için çok düşük.
* Tom Parsons (USGS): Önümüzdeki 25 yıl içerisinde İstanbul’da 7.0 ya da daha büyük şiddette deprem gerçekleşme olasılığı yüzde 30 ile 60 arasında.
* Tobias Hergert (Karlsruhe University) ve Oliver Heidbach (GFZ German Research Centre for Geosciences): Kuzey Anadolu fayı bir büyük kırılma yerine birden daha fazla yerden kırılarak stresini boşaltabilir. Bu da bir büyük deprem yerine birden fazla orta şiddette deprem olabileceği anlamına geliyor. Ama yine İstanbul’da 7 veya daha büyük şiddette deprem olasılığı mevcut. Bu tamamen fayın hangi segmentinin kırılacağı ile alakalı bir durum.
Yorum
Kara Kuğu riski dediğimiz İstanbul Depremi, ekonomiye çok ağır bir darbe vurabilir. Şili’deki depremin çok daha küçük boyutlarda olmasına karşın maliyetinin 30 milyar dolar civarında olduğunu hatırlayalım. İstanbul depreminde de aynı boyutta hasar oluşması durumunda, GSYIH’nin bir senede nerdeyse %15 daralması söz konusu olacağı gibi, Türkiye’nin en önemli finans ve sanayi merkezinin toparlanması da belki yıllara yayılarak orta vadeli büyüme hızını yavaşlatacak. Deprem uzmanı değiliz, ama tarihe baktığımızda her 30 yılda bir büyük depremlerle sarsılan İstanbul’un çok vakti kalmadığını görmek, ve hiç bir tedbir alınmadığı gerçeğiyle yaşamak bizi üzüyor.
Moody’s: ABD ve İngiltere AAA’yı Kaybedebilir
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 12:00
Artan bütçe açıkları ve bunların kamu borcu/GSYIH oranına yaptığı olumsuz etkiler, hergün yeni haberlerle gündeme taşınıyor. Moody’s ABD ve İngiltere’nin AAA notlarını kaybetme tehlikesi altında olduğu uyarısında bulundu. Londra merkezinden gelen açıklamaya göre her iki ülke de büyümeyi yavaşlatmadan bütçe açıklarını kapatmak gibi çok zor bir görevle karşı karşıyalar.
Moody’s ABD ve İngiltere’nin sorunlarının 2010’la sınırlı kalmayıp, 2013’e kadar sürebileceğini savunuyor. Bu senaryoda ABD ve İngiltere AAA notlu ülkelere arasında finansam gideri/bütçe geliri oranı en yüksek iki ülke olacak.
Moody’sin temel senaryosunda ABD’nin finansman giderleri 2010-2013 arasında bütçenin %7’den %11’e yükselecek. Büyümenin %0.5 daha düşük öngörüldüğü ikinci bir seryoda ise ABD’nin finansman giderleri %15’e çıkıyor. Finansman giderlerinin %14’ün üstüne çıkması Moody’in notu AA’ya indirmesini zorunlu kılabilir.
İngiltere de 2010-2013 arasında finansman giderlerinin %7’den %9’a yükselmesi tehlikesi ile karşı karşıya. Kötü senaryoda bu oran %12’ye kadar yükselebilir.
MEKSA Yatırım: Gündemi Yoğun Hafta
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 10:15
Gündem yoğun bir haftaya girilirken
ABD'de cuma günü açıklanan ve beklentilerin altında kalan tüketici güveni verileri, aynı gün açıklanan perakende satışlarda görülen olumlu eğilimi gölgelerken, Wall Street endeksleri haftayı yatay bir seyirle tamamladı.
Yeni haftaya girilirken ABD’de yaz saati uygulamasına geçiliyor olması nedeniyle piyasaların bir saat erken açılacağını, verilerin de önceki haftalara göre bir saat erken açıklanacağını belirtelim.
FED faiz kararı ve enflasyon gibi önemli gündem maddelerinin olduğu haftanın ilk işlem gününde ABD Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Christopher Dodd’un finansal reform yasa tasarısına ilişkin açıklama yapması bekleniyor.
Global arenadaki tüm olumsuz haber akışına karşın ABD’de açıklanan makro verilerdeki pozitif ivme, hisse senedi marketinde de paralel bir görüntü oluşmasını sağlıyor. Vadeli Dow endeksi yılın başındaki 10.700 seviyesine yeniden yaklaşırken, söz konusu yükseliş aşağı yönlü kırılmadan global anlamda bir satış baskısından bahsetmek erken olacaktır.
Yurtiçi piyasalar tarafında ise haftanın ilk işlem gününde medyada yer alan Kuveyt Emiri El Sabah’ın Türkiye’de emlak,bankacılık ve enerji alanında planladığı 3 milyar$’lık yatırım haberleri ilgi çekici. IMF’siz bir döneme girilirken bu yöndeki haberler Türk Lirası lehinde destek olabilir.
İMKB tarafında ise 25 Şubat tarihinde başlayan tepki yükselişi trendinin altında kapanış gerçekleştirilmiş olması ilerleyen günler adına önemsenmesi gereken bir zayıflık göstergesi. Bu faktörün daha kayda değer bir baskı faktörü haline gelmesi adına ise endekste 52.000 seviyesinin altına yönelik olası gerilemeler etkili olabilir. Bu paralelde destek anlamında günlük bazda 52.000 seviyesini önemsiyoruz. 52.000 seviyesinin destek olarak korunduğu hallerde zayıf yukarı yönlü denemeler ön plana çıkabilir.
Özgür Yurtdaşseven, http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
Referans Gazetesi: Faiz Artırımları Erken Başlayabilir
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 09:52
Referans Gazetesin’den Alp Suer’in hazırladığı incelemeye göre, TCMB’nin parasal sıkılaştırmaya geçmesi, yani faiz artırmaya başlaması yılın 4Ç’den önce gerçekleşebilir. Piyasada iki istisna dışında, artırımların son çeyrekten 1Ç2011’e kadar yayılıp 200-300 puanı bulacağı düşünülüyor.
www.referansgazetesi.com
Küresel piyasalardaki dalgalanma ve yurtiçindeki siyasi gelişmeler nedeniyle son haftalarda oldukça hareketli günler geçiren finansal piyasalarda bu hafta tüm gözler Merkez Bankası'na (MB) çevrildi. Son 3 toplantıda faizleri değiştirmeden sabit bırakan Para Politikası Kurulu'nun (PPK) şubat ayı enflasyon verileri sonrasında 18 Mart'ta vereceği karar merakla bekleniyor. Merkez'in bu sefer de faizleri değiştirmesi beklenmezken, enflasyondaki gelişmeleri yakından izleyebileceği vurgulanıyor. Uzmanlar, tüketici fiyatlarındaki artışın sürmesi durumunda yılın son çeyreğinden önce de Merkez'in faiz artırımlarına başlayabileceğine dikkat çekiyor.
İki önemli gelişme
Merkez Bankası son olarak 16 Şubat'ta gecelik borçlanma faizlerini değiştirmeden yüzde 6,5 seviyesinde bırakmış; açıklamalarından da piyasalarda "Yılın son çeyreğinden önce Merkez Bankası faiz artırımı yapmaz" görüşü pekişmişti. Ancak, mart ayında yaşanan iki önemli gelişme "PPK'nın kararı üzerinde acaba bir etki yaratır mı?" sorusunun da sorulmasına yol açtı. Bu gelişmelerden ilki şubat ayında TÜFE'de artışın yüzde 1,45 ile beklentilerin de üzerinde çıkması, ikincisi ise hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir anlaşma yapmaktan vazgeçtiğini açıklaması. Söz konusu iki gelişmenin Merkez Bankası'nın bu haftaki kararını etkilemeyeceğini belirten uzmanlar, Merkez'in temkinli duruşunu sürdüreceğini ifade ediyor.
Merkez Bankası'nın bu ay da faizleri sabit bırakacağını ifade eden İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Kaya Ardıç, "Merkez Bankası, bekle-gör politikası izleyecek. Ancak, martta da enflasyon yüksek çıkarsa, nisan ayı toplantısında artırım yapabilir" dedi. Ekonomist Ege Cansen'e göre, Merkez Bankası martta da faizleri artırmayacak. Tüketici fiyatlarındaki artış (TÜFE) ile ilgili olarak çekirdek TÜFE'deki gelişmelerin önemli olduğunu ifade eden Cansen, "Para Politikası Kurulu, TÜFE'deki artışın, çekirdek TÜFE'den kaynaklandığı sonucuna varırsa daha sonraki toplantılarda faiz artırır" diye konuştu.
EMDAŞ’tan Teknik Analiz
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 09:50
İMKB geçen hafta yurt dışı piyasalardan çok agresif olmasa da negatif ayrışma yaşadı. Endeksin önemli desteği 51800-52000 seviyeleri olurken, 53000-53500 bölgesi direnç konumunda. Yurt dışı piyasalarda başlayabilecek bir düzeltme halinde endeksin 52000 desteğini kırıp 50000-50500 desteğine gerilemesi olasıdır. Diğer taraftan aylardır likidite bolluğunun etkisinde yükselen piyasalar, yine yükselişe devam ederse endeksin yukarı yönde ivme kazanması 53000-53500 dirençlerinin kırılmasına bağlı olacaktır. Yukarı yönlü hareketlerde veya 52000 desteği kırılırsa satış yapmakta yarar olabilir. Endeksin güne yatay ve gevşek bir başlangıç yapmasını bekliyoruz.
VOB da IMKB30 kontratında destekler 64000-63750 seviyelerinde. İMKB 30 endeksinde ise 64500 desteği ile 65800 yatay direnci öne çıkıyor. Kontratta 65000, 65500 ve 67500 ise önemli direnç konumunda. 65000 kısa pozisyonlar açısından stop loss olarak izlenmeli. 66500-67500 dirençlerine yükselişte veya 63750 nin altına gerilemede uzun pozisyon kapatılıp kısa pozisyon açılabilir. Dolar/TL de spot piyasada 1.53-1.5250 desteği korunduğu sürece gerilemelerde uzun pozisyon alınabilir. Destek kırılırsa veya 1.57 ve 1.60 dirençlerinde uzun pozisyon kapatılabilir.
Yurt dışı borsalada geçen hafta boyunca yükseliş eğilimi devam etti. Haftanın son günü beklentileri karşılamayan Michigan Güven endeksi ise yükseliş motivasyonunu etkiledi. Endekslerin 2010 zirvelerini test ediyor olması da bu açıdan önemli. Bu hafta data yoğun piyasalarda hareketlilik devam edebilir. S&P endeksinde 1150 direnci ile 1130 desteği önemli. Paritede geçen hafta 1.38 alçalan trend direnci test edildi bu sabah ise hafif gerileme yaşanıyor.1.38 geçilirse yukarda 1.40 ve 1.42 seviyeleri hedef olabilir. Kısa vadeli teknik göstergeler ise direnci geçmeden once paritede 1.37 desteğinin ön plana çıktığını gösteriyor. Bu seviyenin altına gelmemesi halinde direnç geçilebilir. ABD 10 yıllık bonolarda faiz oranı %3.70 seviyesinde bulunuyor.
Raporun tamamı için www.emdas.com.tr’yi tıklayın
İşte Geçim Sıkıntısının Kesin Kanıtı: Kondom satışları patladı
15 Mart 2010 Pazartesi Saat: 09:50
Artık kömür alacak dahi parası kalmayan, yeterince beslenerek ısınamayan, eğlence için sinema-tiyatro gibi yerlerin adresini hayat pahalılığından unutan Türkler, tarihte bilinen en eski eğlence ile kendilerini avutuyorlar. Ama, yakında, Sn Erdoğan’ın emrettiği gibi herkesin 3 çocuk sahibi olması ise imkansız. Çünkü, eğlence esnasında yağmurluk kullanımı da hızla artıyor.
VATAN: Krizde zamanını evde geçiren çiftler eğlenceyi ’Türk lokumu’nda buldu
ABD’li kondom markası Fiesta’nın dünyada ilk kez satışa sunduğu yeni ürünü ’Fiesta Turkish Delight’ (Türk lokumu) 3 ayda 65 bin adetlik satış rakamına ulaşırken ’titreşimli’ modelin bu sürede ulaştığı satış rakamı ise 2 bin düzeyinde oldu. Türkiye pazarına 11 farklı kondom çeşidiyle giren Fiesta’nın lokum kokulu, tırtıklı ürünü ’Türk lokumu’nun elde ettiği başarı markanın sahibi DKT’nın da ilgisini çekerken ürünün Brezilya, Endonezya, Filipinler’de satışa sunulması için çalışmalar da başladı. Fiesta, ülkemizde bu yıl yüzde 10 pazar payını hedefliyor.
Fiyatları düşürdük
Fiesta’nın Türkiye Satış Direktörü Yakup Aydoğan’la sohbet ederken işin ekonomik tarafı kadar Türkler’in yatak odalarıyla ilgili ilginç anekdotlar da aldım... Kondomla ilgili konularda Türkiye’de reklam yapmak bile çok zormuş, çünkü Türkler oldukça utangaçmış. Endonezya’da bile kondom’la ilgili konular daha rahat konuşuluyormuş. Türkler’in kondomda en çok tercih ettiği ürünler ise ’geciktirici’ özellikte olanlar.
Fiesta, pazarda fiyatlarda gerileme yaşanmasını sağlamış. Aydoğan, 1 yılda fiyatların yüzde 15 gerilediğini ifade etti. Kiss’te 1 paketin fiyatı 4 TL iken Fiesta’ta ise rakam 8.5-12 TL düzeyinde. Fiesta’nın 1 yılda elde ettiği başarının altında krizin de etkisi büyük. Aydoğan, krizde evde daha fazla vakit geçiren Türk çiftlerin kondom satışlarını yüzde 22 artırdığına dikkat çekiyor. Bu başarı yakın zamanda Türkiye’ye yönetim merkezi olma ünvanını da kazandıracak. Aydoğan, Türkiye’nin markanın Rusya, Ortadoğu ve Doğu Avrupa’nın merkezi olma yolunda ilerlediğini belirtiyor.
Türkiye’de 4 milyon kişi kondom kullanıyor
* Türkiye’de yılda 75 milyon adet kondom satılıyor. Devlet de 50 milyon adede varan bedava kondom dağıtımı yapıyor.
* 3.5-4 milyon kondom kullanıcısı bulunuyor. Periyodik olarak nüfusun dörtte biri kondom kullanıyor.
* Türkler’in yüzde 43’ü ilişkide korunuyor.
* Kondom satışının yüzde 55’i marketlerde, yüzde 40’ı eczanelerde, yüzde 5’i petrol istasyonlarında gerçekleşiyor ancak internetten satış ve petrol istasyonları eczanelerden pay almaya başladı.
* Sektörde bu yıl yüzde 5 büyüme bekleniyor.
Thursday, 18 March 2010
AB ve ABD’den Son Ekonomik Veriler
13 Mart 2010 Cumartesi Saat: 10:30
Soğuk kış nedeniyle artan enerji üretimi sayesinde, Ocak ayında Euro-bölgesi sanayi üretimi bir ay öncesine göre %1.7 artış gösterdi. Bloomberg anketinde beklenti %0.7 çıkmıştı. Daha önce %1.7 daralma olarak rapor edilen Aralık verileri de %0.6’ya revize edildi. Böylece ilk tahminlerde Aralık ayı itibarı ile yıllık %4.1 düşen bölgenin sanayi üretimi, Ocak ayında %1.4 artış göstererek, 1Ç2010’da ekonominin canlanabileceğini gösterdi. Sanayi üretiminde başı enerji çekerken, tüketici eğilimlerini daha yakından takip eden tüketim malları üretimi %0.3 daraldı. Sermaye malları yatırımındaki %0.3 gerileme henüz büyümenin sabit sermaye yatırımları ile desteklenmeyeceğini gösteriyor.
ABD’de ise ilk işsizlik başvuruları 6 bin düşerek artık işsizlik artışında zirveye çok yaklaşıldığını teyid etti. Çok soğuk geçen Şubat ayına rağmen, perakende satışlar bir önceki aya göre %0.3 artış gösterdi. Beklenti %0.2 daralma yönündeydi. Çok yakından takip edilmeyen konut hacizleri de seviye olarak yüksek kalmasına rağmen Şubat’ta beşinci kez gerileyerek, ABD halkının servetini kemiren bir sorunun artık bitmekte olduğunu gösterdi. Ancak, uzmanlar hacizlerin en az 12 ay daha çok yüksek seyrederek yeni konut inşaatına sekte vuracağı görüşünde. Tüketici güvenini gösteren Michigan Sentiment Index is çok hafif bir artış beklenirken, bir miktar düştü.
AB Kurtarma Planını Hazırlıyor Mu?
13 Mart 2010 Cumartesi Saat: 10:30
Cuma günü Euro’nun doları altetmesinin (parite 1.37’yi yukarı doğru kırdı) nedenleri AB’den gelen verilen ABD’den gelen verilere göre daha kuvvetli çıkması olabilir, ama bir de aşağıda yayınladığımız, spekülatif karakterde olduğu için kaynak vermedeğimiz haber var:
Avusturya’da yayınlanan Der Kurier gazetesinde yer alan bir haberde AB’nin Yunanistan’a yardım planı ile ilgili önemli iddialar yer alıyor. Sızan bilgilere göre Almanya ve Fransa, Yunanistan’ın yılsonuna dek €55 milyarlık bir yardıma ihtiyacı olduğunu hesaplıyorlar. Oluşturulacak fona Alman hükümeti €20 milyar, Fransızlar ise €10 milyar katkıda bulunacaklar. İspanya, İngiltere ve Portekiz gibi sorunlu üyeler dışında kalan diğer ülkeler de fona ECB’deki payları kadar katkıda bulunacaklar.
Paranın nereden bulunacağı konusu şimdilik belli değil. Almanya üzerine düşen sorumluluğun yarısını Yunan tahvillerine garanti sağlayarak, yarısını da kalkınma bankası KfW’nin Yunan tahvilleri almasıyla yerine getirecek. Ayrıca bu plana ait bir takvim konusunda da anlaşıldığı ve ilk müdahalenin Nisan’ın ilk haftasında yapılabileceği belirtiliyor. Planın şimdilik gizli tutulduğu, yazılı bir belge oluşturulmadığı, Alman hükümeti ve ECB’nin yakın işbirliği içinde olacağı belirtiliyor.
Thursday, 18 March 2010
Junk Tahviller Uçuyor
12 Mart 2010 Cuma Saat: 11:50
Küresel piyasalarda biriken ucuz para, her alanda getiri arıyor. Türkiye’de daha çok GOP borsalarında ralliyi seyrediyoruz, ama asıl kazanç alanları kredi pazarlarında. Türkiye’nin aksine hemen her ülkenin 1 yıldan 30 yıla kadar çok çeşitli kredi notlarına sahip şirketlerin bono-tahvil ihraç ettiği pazarlar var. Bir bono veya tahvilin getirisi ile fiyatı ters ilişkili. Piyasalarda DİBS faizleri düştükçe de, risk iştahı sayesinde, özel sektör tahvillerinin fiyatı daha da hızlı artıyor. Bakkal hesabı ile, bir tahvilin vadesi ne kadar uzunsa, piyasa faizlerindeki gerileme fiyatı daha hızlı artırıyor. Özellikle “junk” dediğimiz çok düşük kredi notu olan şirketlerin tahvilleri de getiri arayan fonların gözbebeği oldu. Bir yandan ihraçlar artarken, öte yandan da “spread” adı verilen, bu tahvillerin getirisi ile eş vadede o ülkenin devlet tahvillerinin arasındaki fark azalarak, yatırımcıya ekstra kazanç sağlıyor.
Bloomberg’e göre sırf bir ay içinde junk tahviller %1.93 getiri sağladı. Bu oran yatırım derecesindeki tahvillere göre çok yüksek. Halen, junk tahvillerin eş vadede ABD DİBS’lerine göre spreadi yani getiri farkı hala 600 puan civarında. Eğer, fon yöneticisi ikinci bir ekonomik kriz veya, başka nedenlerden dolayı düşük kredi notlu şirketler arasında bir iflas epidemiği beklemiyorsa, fonuna aldığı kağıtlarla her türlü endeksin üstünde getiri elde eder.
Küresel ikinci bir resesyon veya kredi darboğazı olasılığı düşük algılandıkca, junk’lar yatırm dereceli tahvillere göre daha iyi performans gösterecek. Ancak, özel sektör borç ihraçları pazarında sorun yok değil. Dünyanın en büyük DİBS ve tahvil fonları grubu PIMCO’nun CEO’su El-Arian’ın 2010 yılında zayıf ülkelerin gittikçe daha sık ödeme sorununa düşeceği yorumu dikkate alınmalı. Nitekim junk’lar uçarken, Yunanistan’ın çok yüksek seyreden finansman giderlerinin bütçe açığının kapatılmasına engel olacağı ve İspanya’da bölgesel konut kredisi veren “casa’ların” kötü kredilerinin hızla arttığına dikkat çekeriz. Son olarak da, sermaye piyasalarından fon bulmayı pahalı bulan kurumların tahvil ihracına kayması, zaten bu sene sırf Avrupa’da 1 trilyon Euro civarında ihraçla tıkanacak piyasalarda arz baskısı getirebilir.
Istanbulanalytics: Kredilerde Artış Olumlu
12 Mart 2010 Cuma Saat: 11:20
Merkez Bankası verilerine göre krediler 26 Şubat ile biten haftada %2,1’lik önemli bir yükseliş göstererek 328 milyar TL’ye çıktı. Yıllık artış oranı, %17.5 ile reel olarak yükseliş kaydetti. Tüketici kredileri ise 5 Mart itibariyle haftalık bazda %0,4 yükselerek zayıf yükseliş eğilimini korudu. Artışın büyük ölçüde ipoteklerden kaynaklanmış olduğunu düşünüyoruz. Ocak ödemeler dengesi verileri şirketlerin kredi talebinin hala zayıf olduğunu anımsatıyor, ama TCMB verilerinin sadece döviz kredileri kapsadığını da hatırlatıyoruz. Mevduat artışının kredilere nazaran zayıf seyrettiğini görüyoruz. Önümüzdeki aylarda, bankaların TL kaynakları ile hem özel hem de kamu kredi talebini karşılaması zor olabilir. Bankaların bono pozisyonları söz konusu haftada %0,6 artarak 247 milyar TL’ye yükselirken, yabancı yatırımcıların bono pozisyonları %2,3 azalarak 31,5 milyar TL’ye geriledi.

İbrahim Aksoy
Metin Münir: KEPCO Zor
12 Mart 2010 Cuma Saat: 10:05
Hükümet niye gider de tüm ekonomik ve stratejik öncelikleri bir kenara bırakarak G. Kore ile Sinop’ta nükleer santral yapım anlaşması imzalar? Sanki ihaleye çıkma gereksinimi ortadan kalktığında, santralı kurmak, finanse etmek ve işletmek daha mı kolay olacak? Milliyet Gazetesi’nin değerli yazarı Sn Metin Münir’in bu konudaki yazıları ortadaki toz bulutunun içindeki sis feneri gibi. Nükleer santral yapımı, hükümet işi ciddiye alıp uluslararası standartta denetim, işletim, finansman ve güvenlik düzenlemeleri çıkartmaz sa, çok zor. Hadi onu dinleyelim.
Kore elektrik şirketi KEPCO’nun Sinop nükleer santral projesini mukaveleye bağlaması halinde işin yarısını Enka yapacak. Ama telefona sarılıp Enka hissesi satın almaya başlamadan önce biraz sabretmenizi öneririm. Her ne kadar Korelilerle Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) arasında bir protokol imzalandıysa da bugüne kadar projenin ilerlemesine mani olan belirsizliklerin hepsi yerinde duruyor. Bunlar devam ettikçe ne KEPCO ne de herhangi bir başka ticari şirket Türkiye’de nükleer santral kurmaz. 2008’de yapılan nükleer santral ihalesinin başarısızlıkla sonuçlanmasına da bu belirsizlikler neden olmuştu. KEPCO-EÜAŞ anlaşmasına göre, iki taraftan beşer kişinin katılımıyla 5-6 aylık bir süre içinde değişik alternatifler geliştirilecek ve fiyatlar belirlenecek.
Seçenek peşinde
“Sahibi yüzde yüz devlet, devlet kısmen ortak, yap işlet devret, yap işlet... Bütün alternatifleri içeren bir model üzerinde çalışılacak” dedi konuyu yakından izleyen bir kaynak. Ancak Enerji Bakanlığı devletin yükleneceği sorumlulukları belirlemiş değil. Bu yüzden yapılabilir bir modelin orta yere çıkma şansı pek fazla değil.
“On binde bir ihtimalle gerçekleştirilebilecek bir şey” dedi kaynağım. Ve, herhalde bunun çok kötümser olduğunu fark etmiş olacak ki, “Belki zaman içine bir şeyler gelişebilir” diye ekledi.
Anladığım kadarıyla, Enerji Bakanlığı’nın tutumu şu: “Bize değişik seçenekler hazırlayın. Beğenirsek bunlardan birini hükümete sunarız.”
Bu anlayış değişmedikçe nükleer konusunda ilerleme kaydedilemez. Nükleerin kendine has riskleri ve finansman zorlukları var. Bunlar konusunda Enerji Bakanlığı’nın net ve kesin bir tutum geliştirmesi lazım. Bunsuz, bankaların kredilendirebileceği bir yapı ortaya konamaz.
Örneğin, santralın 60 yıl olan ömrü dolduğunda tesisi sökmek gerekebilir. Sökme maliyeti nerdeyse yapma maliyetine eşittir. Bu maliyeti kim yüklenecek?
Eğer işin herhangi bir aşamasında inşaat yargı kararıyla durdurulursa ortaya çıkacak zararı kim telafi edecek?
Makale’nin tamamı için tıklayın: http://www.milliyet.com.tr/kepco-havanda-nukleer-mi-dovecek-/metin-munir/ekonomi/yazardetay/12.03.2010/1210209/default.htm?ver=22
SANKO Yatırım’dan Teknik Analiz
12 Mart 2010 Cuma Saat: 10:02
Dün son derece yatay bantta hareket eden ve yön tayininde zorlanan piyasalar öğleden sonra gelen ABD dış ticaret açığı ve haftalık işsizlik başvuruları datalarından sonra yerini satıcılı görünüme bıraktı. IMKB100 günün desteği olan 52,000 seviyesine kadar geriledikten sonra kapanışı 379 puanlık eksi ile 52,376'dan yaptı. 53bin seviyesini aşmakta bir hayli zorlanan piyasada zayıflık bir hayli kendisini belli ederken grafiklerde de görüldüğü üzere alçalan tepelerdeki son tepe formasyon görünümü de tamamlanmak üzere. Bugün önemle takip edilecek gün içi direnç seviyeleri 52,700-53,000 ve haftanın direnci 53,500 olurken, gevşemenin devamında 52,000 ve daha aşağıda 51,000 seviyeleri günün takip edileceği destek seviyeleri olacaktır.
Vob Nisan vadeli endeks 30 kontratlarında 100 günlük HO seviyesi bu hafta boyunca destek görevini başarıyla sürdürürken, dün piyasanın 64,500 desteği altında kapanış yapması piyasadaki zayıflığın sinyallerini vermekte. Bugün yukarı yönlü tepkilerde ilk etapta 64,800 önemli direnç seviyesi olurken üzerindeki 65,000/500 bölgesi bu haftanın yeni kısa pozisyonların açıldığı yer olarak göze çarptı. Gün içindeki olası geri çekilmelerde ise 64,000'nin kırılması durumunda kademeli düşüşlerde ilk hedef olan 63,400'e kadar gevşeme son derece doğal olacaktır.
Burak Gerçek, http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
Eyvah!!!! Şimdi Yandık İşte: SPK, ekonomi yorumcularına 'kafa yoruyor'
12 Mart 2010 Cuma Saat: 10:02
SERMAYE Piyasası Kurulu (SPK), ekonomi alanında yazı yazan, haber yapan, TV'lere çıkan ya da internet sitelerinde yorum yapanlar kişiler için inceleme başlatıyor. SPK'nın başlattığı incelemeyi Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan önceki gece MÜSİAD ödül törenindeki konuşmasında duyurdu. Babacan ekonomi yazarlığı yapan bazı isimlerin 'yönlendirme' yaptığını iddia ederek şunları söyledi: Yazarken, çizerken hangi şapkayla yazıyoruz? Akademisyen, gazeteci, şirket ortağı, banka danışmanı, banka yönetim kurulu üyesi, yatırımcı... Bugünlerde Vedat Bey (SPK Başkanı Vedat Akgiray), bunun üzerinde kafa yormaya başladı. Bu çok önemli konu. Biri bir şeyler yazıyor, çiziyor, bir şeyler söylüyor ama bu gerçekten samimi, doğru bir analiz mi? Yoksa 'şöyle bir yönlendirmeye çalışayım, arkadan kendi adıma, şahsım adına olumlu bir sonuç mu ortaya çıksın?' Buna da çok dikkat etmek gerekir. Şüphesiz Türk basını bu konuda çok büyük yol katetti...
Görüşümüz
Ekonomi ile uzaktan yakında ilgisi olmayanların köşe yazdığı, şirket danışmanlarının maaşa bağlandıkları şirketler leyhinde methiye yazdığı bir ülkedeyiz. İlk bakışta, SPK’nın bu konuda denetim başlatarak aramızdaki “çürük elmaları ayıklaması” akla yakın gelebilir. Ama, ekonomi bir bilim dalı değil, sosyal branş. Ortada tüm uzmanların katıldığı bir “ortak gerçek” veya “analiz yöntemi” yok, olamazda. SPK, ya da denetim merci kimse önce tıp sayfalarında halka kocakarı ilaçlarını ve zararlı perhiz reçetelerini bol keseden dağıtan doktorlarla ilgilensin. Onların halka verdiği zarar büyük.
Bizim yazdıklarımız, büyük ölçüde “söz ve basın hürriyetine” girer. SPK, ne yapacak yani? Ekonomi doktorası olmayanlara köşe yazdırmayacak mı? İMKB’de al-sat tavsiyesi verenler olmasa, yatırım yapmak için gerekli ve ucuz bilgiye nerden elde edeceğiz? Bu konuda yapılacak tek şey var: Tüm yazarların düzenli mal beyanında bulunması--- ki zaten kanunda var. Böylece halka açık şirketler hakkında al-sat yazıları yazanların bu şirketlerde işlem yapıp yapmadığını öğreniriz. Bundan daha ötesi ise hükümetin tüm bağımsız medyayı susturmak için hergün artan baskısının başka bir adımı olur. Türkiye’nin asker vesayetinden kurtulup, ondan çok daha acımasız bir sivil diktaya gitmesini endişe ile izliyoruz, ama yılmıyoruz. Kafamız kızarsa, server’i Utah’a taşır, maluım cemaatlerle birlikte yurtdışında yayın yaparız.
Hazine: Euro-tahvile 5 Misli Talep Geldi
12 Mart 2010 Cuma Saat: 10:00
Hazine’nin websitesine koyduğu açıklamaya göre, 1 milyar dolarlık tahvil ihracımız fevkalade başarılı geçti. Tahvile 5 misli talep gelirken, fiyat da Yunanistan’ın ödediğinin altında kaldı. Böylece yatırımcıların IMF stand-by görüşmelerinin iptal edilmesinden endişe duymadığı ortaya çıktı. Kredi pazarlarında havayı çok iyi koklayarak, tam PIGS krizinin spreadler üstünde olumsuz etkis geçmişken, ama sırada bekleyen bir sürü ihraç piyasayı boğmadan borçlanmasını gerçekleştiren Hazine büyük bir başarıya imza attı. Kurum’dan gelen açıklama şöyle:
30 Mart 2021 vadeli tahvilin kupon oranı %5,625, yatırımcıya getirisi %5,75 olarak gerçekleşmiştir. Bu getiri oranı, benzer vadedeki ABD Hazine tahvillerine göre 202,7 baz puanlık bir getiri farkına (spread) tekabül etmektedir. Tahvile dünyanın çeşitli bölgelerinden ihraç tutarının yaklaşık 5 katı talep gelmiştir.
Bu ihraçla, bugüne kadar Hazine Müsteşarlığı tarafından dolar piyasasında yapılan en düşük maliyetli borçlanma gerçekleştirilmiştir. Bu başarıda, tahvile gösterilen talebin yüksekliği, çeşitliliği ve kalitesi etkili olmuştur.
Söz konusu ihraç ile 2010 yılı borçlanma programının yaklaşık %55’i karşılanmış bulunmaktadır. İhraca ilişkin tutar 18 Mart 2010 günü hesaplarımıza girecektir.
Garanti Yatırım’dan Piyasalara Bakış
12 Mart 2010 Cuma Saat: 10:00
Hisse Piyasası: IMKB-100 endeksinin güne yukarı yönlü bir seyirle başlamasını bekliyoruz. Piyasalar gün içinde Euro bölgesi sanayi üretimi (beklenti %1) ile ABD’de açıklanacak perakende satışlar ve Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi verilerini (beklentiler sırasıyla -%0.2 ve 74) takip edecek. 52,000-51,850 destekler, 53,100-53,350 ise direnç seviyeleridir.
Tahvil-Bono Piyasası: 16.11.2011 vadeli gösterge tahvil dün ortalama %9.25 bileşik ile işlem görürken, valörlü işlemlerdeki ortalaması %9.24 oldu. Bu sabah bankalararası piyasada güne %9.20 bileşik seviyesinden başlayan gösterge tahvilin gün içinde %9.10-9.25 bileşik aralığında işlem görmesini bekliyoruz. %9.27 ve %9.30 destek, %9.12 ve %9 ise direnç seviyeleridir.
Eurobond Piyasası: Hazine dün yetki verdiği 2021 vadeli USD cinsi yeni eurobond ihracında %5.75 getiri ile 1 milyar dolar tutarında satış yaptığını açıkladı. Tahvil ihracına 5 milyar dolar talep geldi. Türkiye’nin 5 yıllık CDS fiyatı dün 159 bps seviyesinden kapandı. 2030 vadeli Türkiye Eurobondu ise bu sabah $161.1 seviyesinden işlem görüyor.
Döviz Piyasası: Dün açıklanan ABD verileri sonrasında USD değer kaybetti. €/$ paritesi bu sabah 1.3695, $/Yen paritesi 90.6, €/Yen paritesi de 124.1 seviyesinde bulunuyor. Güne 1.5300 seviyesinden başlayan $/TL kurunun ise gün içinde 1.5200-1.5400 aralığında işlem görmesini bekliyoruz. 1.5250 ve 1.5180 destek, 1.5380 ve 1.5440 ise direnç seviyeleridir.
Uluslararası Piyasalar: Dün ABD’de açıklanan veriler istihdam piyasasında düzelmenin oldukça yavaş olacağını bir kez daha teyit ederken borsalar ise seansın büyük bölümünde yatay seyir izlediler. Kapanışa doğru ise bankalara yönelik yeni düzenlemelerin yumuşatılması olasılığı ile finans hisselerine alımlar geldi. KBW bankalar endeksi %1.7 yükselirken S&P 500 son 17 ayın en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Gün sonunda Dow Jones 10,612 puandan kapanarak %0.42, S&P500 endeksi ise 1,150 puandan kapanarak %0.40 oranında değer kazandı. Petrol fiyatı varil başına $82 seviyelerinde yatay seyrini sürdürürken, ABD 10 yıllık tahvil faizi ise %3.73’e yükseldi. Asya borsaları yüksek petrol fiyatlarının desteklediği enerji sektörü hisseleri ile bu sabah genel olarak yükselirken Dow Jones vadeli işlem sözleşmeleri %0.1 kayıp ile seyrediyor.
Değerli Madenler: Altın fiyatı bu sabah $1111, gümüş ise $17.2 seviyelerinden işlem görüyor. Platin fiyatları $1609, paladyum ise $458 seviyesinde bulunuyor.
Cari açık Ocak ayında 2.96 milyar dolar ile piyasa beklentisinin (2.4 milyar dolar) üzerinde gerçekleşti. Cari işlemler açığının artmasında dış ticaret açığındaki artış etkili görünüyor. 2010 yıl sonu cari açık beklentimiz 33 milyar dolar seviyesinde.
VERİ AKIŞI
12 Mart Cuma
13:00 – AB Sanayi Üretimi (Ocak) – Önceki Veri : -%1.70 / Beklenti: %0.7
15:30 – ABD Perakende Satışlar (Şubat) – Önceki Veri: %0.50 / Beklenti: -%0.2
15:30 – ABD Perakende Satışlar – Çekirdek Veri (Şubat) – Önceki Veri: %0.60 / Beklenti: %0.1
16:55 – ABD Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 73.7 / Beklenti: 74.0
17:00 – ABD İmalat Stokları (Ocak) – Önceki Veri: -%0.2 / Beklenti: %0.1
15 Mart Pazartesi
07:00 – JAPONYA Tüketici Güven Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: 39.4 / Beklenti: m.d.
10:00 – TR İşsizlik Oranı (Aralık) – Önceki Veri: 13.1 / Beklenti: m.d.
12:00 – AB İşsizlik Oranı (4.çeyrek) – Önceki Veri: -0.50 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Empire State İmalat Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 24.91 / Beklenti: 22
15:15 – ABD Kapasite Kullanım Oranı (Şubat) – Önceki Veri: %72.60 / Beklenti: %72.60
15:15 – ABD Sanayi Üretimi (Şubat) – Önceki Veri: %0.90 / Beklenti: -%0.10
18:00 – AB Maliye Bakanları Brüksel’de toplanacak.
16 Mart Salı
08:00 – JAPONYA Makine Teçhizat Siparişleri (Şubat) – Önceki Veri: %217.30 / Beklenti: m.d.
10:00 – TR Tüketici Güven Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: 79.2 / Beklenti: m.d.
12:00 – AB TÜFE (Şubat) – Önceki Veri: - %0.80 / Beklenti: m.d.
12:00 – ALMANYA ZEW Ekonomik Görünüm Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 45.1 / Beklenti: 45
14:30 – ABD Konut Başlangıçları (Şubat) – Önceki Veri: 591 bin adet / Beklenti: 570 bin adet
14:30 – ABD İnşaat İzinleri (Şubat) – Önceki Veri: 621bin adet / Beklenti: 610 bin adet
20:15 – ABD FED Faiz Kararı (17Mart) – Önceki Veri: %0.25 / Beklenti: %0.25
22:30 – ABD API Ham Petrol Stokları (13 Mart) – Önceki Veri: 6.5mn varil / Beklenti: m.d.
17 Mart Çarşamba
10:00 – AB Dış İlişkiler Komitesi toplanacak.
11:30 – İNGİLTERE Merkez Bankası BoE toplantı detaylarını açıklayacak.
11:30 – İNGİLTERE ILO İşsizlik Oranı (Ocak) – Önceki Veri: %7.8 / Beklenti: m.d.
12:00 – AB İnşaat Çıktıları (Ocak) – Önceki Veri: %0.50 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD ÜFE (Şubat) – Önceki Veri: %1.40 / Beklenti: -0.20
14-30 – ABD ÜFE – Çekirdek Veri (Şubat) – Önceki Veri: %0.30 / Beklenti: %0.10
16:30 – ABD Enerji Bakanlığı Ham Petrol Stokları – Önceki Veri: 1.4mn varil / Beklenti: m.d.
18 Mart Perşembe
07:00 – JAPONYA Öncü İndikatörler (Ocak) – Önceki Veri: 94.3 / Beklenti: m.d.
11:00 – AB Cari Denge (Ocak) – Önceki Veri: 9.4mlr € / Beklenti: m.d.
12:00 – AB Dış Ticaret Dengesi (Ocak) – Önceki Veri: 4.4 mlr € / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD TÜFE (Şubat) – Önceki Veri: %0.20 / Beklenti: %0.10
14:30 – ABD TÜFE – Çekirdek Veri (Şubat) – Önceki Veri: - %0.10 / Beklenti: %0.10
14:30 – ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları açıklanacak.
14:30 – ABD Cari Denge ((4.çeyrek) – Önceki Veri: - 108mlr $ / Beklenti: - 120mlr $
14:30 – ABD Fed Üyesi Hoenig konuşma yapacak.
16:00 – ABD Philadelphia Fed İmalat Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 17.6 / Beklenti: 17
16:00 – ABD Öncü İndikatörler (Şubat) – Önceki Veri: %0.20 / Beklenti: %0.30
19:00 – TR TCMB Faiz Kararını açıklayacak (18 Mart) – Önceki Veri: %6.50 / Beklenti: m.d.
19 Mart Cuma
06:30 – JAPONYA Sanayi Aktivite Endeksi (Ocak) – Önceki Veri: -%0.30 / Beklenti: %1.80
09:00 – ALMANYA ÜFE (Şubat) – Önceki Veri: % 0.80 / Beklenti: m.d.
22 Mart Pazartesi
14:30 – ABD Chicago Fed Ulusal Aktivite (Şubat) – Önceki Veri: 0.02 / Beklenti: m.d.
17:00 – AB Tüketici Güven Endeksi (Mart) – Önceki Veri: -17 / Beklenti: m.d.
23 Mart Salı
11:00 – TR Turizm Rakamları (Şubat) – Önceki Veri: %7.70 / Beklenti: m.d.
11:30 – İNGİLTERE Tüketici Fiyat Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: - %0.20 / Beklenti: m.d.
12:00 – ABD Fed üyesi Plosser konuşma yapacak.
16:00 – ABD İkinci El Konut Satışları (Şubat) – Önceki Veri: 5.05mn adet / Beklenti: m.d.
16:00 – ABD Konut Fiyatları Endeksi (Ocak) – Önceki Veri: - %1.60 / Beklenti: m.d.
16:00 – ABD Richmond Fed İmalat Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 2 / Beklenti: m.d.
21:35 – ABD Fed üyesi Yellen konuşma yapacak.
22:30 – ABD API Ham Petrol Stokları (20 Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
24 Mart Çarşamba
01:50 – JAPONYA Dış Ticaret Dengesi (Şubat) – Önceki Veri: 85.2 ¥ / Beklenti: m.d.
10:30 – ALMANYA PMI İmalat Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 54.2 / Beklenti: m.d.
10:30 – ALMANYA PMI Hizmet Endeksi (Mart) – Önceki Veri: 51.9 / Beklenti: m.d.
12:00 – İNGİLTERE Yeni Sanayi Siparişleri (Ocak) – Önceki Veri: % 0.80 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Dayanıklı Mallar Siparişleri (Şubat) – Önceki Veri: % 3.00 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Dayanıklı Mallar Siparişleri - Çekirdek Veri (Şubat) – Önceki Veri: - %0.60 / Beklenti: m.d.
16:00 – ABD Yeni Konut Satışları (Şubat) – Önceki Veri: 309 bin adet / Beklenti :m.d
16:30 – TR Kapasite Kullanım Oranı (Mart) – Önceki Veri: % 67.80 / Beklenti: m.d.
16:30 – ABD Enerji Bakanlığı Ham Petrol Stokları (20 Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
25 Mart Perşembe
09:00 – ALMANYA GFK Tüketici Güven Endeksi (Nisan) – Önceki Veri: 3.2 / Beklenti: m.d.
11:30 – İNGİLTERE Perakende Satışlar (Şubat) – Önceki Veri: - %1.80 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Haftalık İşsizlik Başvuruları (21 Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
20:30 – AB Üyesi Gonzalez-Paramo konuşma yapacak.
26 Mart Cuma
01:30 – JAPONYA Tüketici Fiyat Endeksi (Şubat) – Önceki Veri: - %1.30 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Yıllık GSYH (4.çeyrek) – Önceki Veri: % 5.90 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Kişisel Tüketim (4.çeyrek) – Önceki Veri: %1.70 / Beklenti: m.d.
14:30 – ABD Çekirdek Enflasyon (4.çeyrek) – Önceki Veri: %1.60 / Beklenti: m.d.
15:55 – ABD Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi (Mart) – Önceki Veri: m.d. / Beklenti: m.d.
22:00 – ABD Fed Üyesi Bullard ve ECB Üyesi Papademos konuşma yapacak.
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
Reuters: 2021 Vadeli İhraca Talep 2.5 Milyar Dolar
12 Mart 2010 Cuma Saat: 08:30
Hazine, dün 2021 vadeli dolar cinsinden Euro-tahvil ihracı için Royal Bank of Scotland, Barclays ve BoA-Merrill Lynch’e yetki vermişti. Reuters’e ulaşan bilgilere göre tahvil eş vadede ABD DİBS’i (%3.70 getiri) artı 575 baz puandan fiyatlanıyor. (Ancak, Reuters’in bu haberde bir hata yaptığı düşüncesindeyiz, çünkü şu anda 2020 serisi %5.5570 getiriden işlem görüyor). Reuters’in haberinin yayınladığı dakikaya kadar düşük sayılacak 2.5 milyar dolar teklif gelmişti. Reuters’e konuşan bazı yatırımcılar kağıt için “ucuz değil” dedi. Yunanistan ve Portekiz’in başarılı tahvil ihracından sonra rahatlayan uzun vadeli kredi pazarlarında IMF’siz ilk defa borç arayan ülkemizin başarılı bir ihracı gerçekleştirmesi çok önemli. Kağıdın ikinci piyasada prim yapması her zaman Hazine’nin itibarını yükseltecek. Buna karşın yeterli teklif gelmemesi halinde, bir hafta içinde TL DİBS’lerde bir miktar satış görebiliriz.
Reuters haberinin İngilizce orijinalini aşağıda okurlarla paylaşıyoruz.
LONDON/ISTANBUL, March 11 - Turkey's dollar-denominated bond is expected to be priced late on Thursday and early price talk is of 5.75 percent over U.S. Treasuries, sources said. Turkey's Treasury said on Thursday it had mandated Royal Bank of Scotland, Barclays Capital and BoA-Merrill Lynch to arrange the benchmark-sized bond due in 2021. Domestic investors are said to comprise a substantial chunk of the book size, seen at around $2.5 billion in the early hours of the New York session. An outstanding dollar bond due in June 2020 <900123AX8=> is trading at a yield of 5.5570 percent. "This isn't looking particularly cheap," said a London-based fund manager. The paper is Turkey's second Eurobond issue this year but the first since this week's confirmation that a long-discussed stand-by loan deal with the International Monetary Fund was off the table. (Reporting by Asli Kandemir and Daren Butler in Istanbul and Sebastian Tong in London; Editing by Susan Fenton)
LONDON/ISTANBUL, March 11 - Turkey's dollar-denominated bond is expected to be priced late on Thursday and early price talk is of 5.75 percent over U.S. Treasuries, sources said. Turkey's Treasury said on Thursday it had mandated Royal Bank of Scotland, Barclays Capital and BoA-Merrill Lynch to arrange the benchmark-sized bond due in 2021. Domestic investors are said to comprise a substantial chunk of the book size, seen at around $2.5 billion in the early hours of the New York session. An outstanding dollar bond due in June 2020 <900123AX8=> is trading at a yield of 5.5570 percent. "This isn't looking particularly cheap," said a London-based fund manager. The paper is Turkey's second Eurobond issue this year but the first since this week's confirmation that a long-discussed stand-by loan deal with the International Monetary Fund was off the table. (Reporting by Asli Kandemir and Daren Butler in Istanbul and Sebastian Tong in London; Editing by Susan Fenton)
Hazine Boy Göstermek İçin Er Meydanına Çıkıyor…
12 Mart 2010 Cuma Saat: 01:45
Hazine 2010 yılında 10.5 Milyar $, 2011 yılında 10,5 Milyar $ ve 2012 yılında 10 Milyar $ dış borç ödemesi gerçekleştirecek. Yukarıdaki tabloda aylık bazda dış borç ödeme takvimi gösteriliyor. Hazine 2010 yılında 5,5 Milyar $ dış borçlanma stratejisiyle başlamış. 2 Milyar $ borçlanmayı ise Ocak ayı başında gerçekleştirmişti.Gelişmekte olan ülkeler içerisinde 30 yıl vadede en büyük borçlanmayı gerçekleştirmiş, borçlanmanın 3.5 katı talep gelmişti. Peşi sıra Moody’s Türkiye’nin notunu artırmıştı. Hazine programda olan ama borçlanma takvimde olmayan bir dış borç ihalesine çıkacağını açıkladı. Hazine’nin 26 Şubat tarihinde açıkladığı iç ve dış borç stratejisinde Mart-Nisan ve Mayıs’ta dış borçlanma ihalesi öngörmüyordu. Dolar cinsinden 2021 vadeli bir tahvil ihracı gerçekleştirmek amacıyla yabancı bankalara yetki verdi. 10 yıllık dolar cinsinden borçlanma ile IMF anlaşması olmamasının yabancının Türkiye’ye bakışı değiştirip değiştirmediğini gösterecek. Hazine güven tazelemek için er meydanına çıkacak. Önceki haftalarda Yunanistan ek tedbirler açıklamış ve ardından borçlanmaya gitmişti. Bu hafta içerisinde Portekiz hükümeti bütçe önlemlerini açıklaması ardından, Portekiz Hazine’si yurtdışından 21 yıllık borçlanma gerçekleştirmişti. Sıra Türkiye’ye geldi. Hazine’nin 10 yılı tercih etmesi, Ocak ayında gerçekleştirdiği başarılı ihale ve toplam dış borçlanma hedefinin Mart itibariyle %37’sini gerçekleştirmiş olması nedeniyle oldukça başarılı bir ihale olacağını düşünüyoruz.
Gökhan USKUAY
Thursday, 18 March 2010
Milliyet: Stand-by’ı Erken Seçim Bozdu
11 Mart 2010 Perşembe
Türkiye ile IMF arasında iki yıla yakın bir süredir devam eden stand-by görüşmeleri önceki gece sona erdi. Gerek görüşmelerin sona ermesinin duyuruluş şekli, gerek dün hükümet kanadından yapılan açıklamalar, gerekse de piyasa analistlerinin görüşleri ufukta seçim göründüğü için IMF ile stand-by yapılmadığına işaret ediyor.
Dün yapılan açıklamalar IMF ile görüşmelerin, yerel yönetimler konusunda tıkandığı sinyalini verdi. ‘Belediyeler’ IMF ile görüşmelerde en başından itibaren ‘kritik’ konulardan biri olmuş, IMF belediyelere aktarılan kaynağı azaltılması yönünde ısrar etmişti. Ancak ocak ortalarında bu sorunun aşıldığı, belediyelerin gelirlerinin artırılması için ‘yerel yönetim reformu’ yapılacağı duyurulmuştu.
‘Siyasi dayatma’ vurgusu
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamada kullandığı ‘siyasi dayatma’ ifadesi dikkat çekti. IMF ile anlaşma yapmama kararını ortak aldıklarını, kendisinin eğer mutabık kalınırsa bir anlaşma olabileceği hususunda açıklamaları olduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi: “Fakat özellikle herhangi bir siyasi dayatma olacak olursa bu kurumsal değişikliklere yönelik bu konularda evet demeyeceğimizi söylemiştik. Son dönemlerde bu konuda artık pek ‘illa bu da olsun’ gibi bir yaklaşımları yoktu. Fakat son geldiğimiz noktada, Türkiye’nin özellikle ekonomik noktada, ayakları üzerinde duran bir ülke olduğu görünümü, stand-by anlaşmasına gerek kalmadığı kanaatini IMF’de de oluşturmuş vaziyette.”
Belediye yasası istediler
Şu anda stand-by olarak herhangi bir anlaşmanın söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan, IMF ile imzalanacak bir stand by anlaşması için bazı ilkeleri bulunduğunu ve bunlardan herhangi bir taviz vermelerinin söz konusu olmadığını kaydetti. Erdoğan, bir süre önce IMF ile kısa süre içinde anlaşma imzalanabileceğini açıkladığının hatırlatılması üzerine şöyle dedi:
“Ben o açıklamamı yaparken başka bir şey daha kullandım: Bizim bu konuda ilkelerimiz var. Bu ilkelerimiz üzerinden herhangi bir taviz vermemiz söz konusu değil. Bir tanesini örnek olarak vereyim, belediye gelirleriyle alakalı konu... Bununla ilgili yasa değişikliği denirse, bu bize dayatılırsa, biz bunu yapmayız. Biz bununla ilgili yasayı değiştirmişiz zaten. Buna benzer birçok konular olmuştur ki bunlarla ilgili olarak mutabık kalmadık, anlaşamadık ve bunlar stand-by anlaşmasını ortadan kaldırdı.”
IMF’nin daha çok ayakları üzerinde duramayan ülkelere destek verdiğini, Türkiye’nin artık ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde duran bir ülke haline geldiğini söyleyen Erdoğan, “Türkiye’yi böyle görmüş olmaları da bizi ayrıca mutlu etmektedir” dedi.
Yorumsuz diyoruz.
Ödemeler Dengeisini Net Hata Noksan Kurtardı
11 Mart 2010 Perşembe
Ocak cariği açığı 3 milyar dolara dayanarak, geçen seneye göre altı misli artarken, iç talpete de ufak da olsa kıpırdanma emareleri gösterdi. Son 12 ayda 10 milyara yaklaşan enerji dışı ticaret fazlası, Ocak’ta 400 milyon civarında açık verdi. TİM ve TUIK’in ihracat verilerinin birbirinden çok ayrıştığı gözlenirken, sebep altın ihracatındaki düşme olabilir. Görünmeyen işlemler (hizmetler) fasılında ise turizm gelirleri çok zayıf seyrderken (%8 düşüş), uzmanlar bunun kalcı olmasını beklemiyor. Son beş yılda hızla artan yabancı doğrudan sermaye girişlerinin tabii sonuc olarak temettü transferleri ile, hizmetler ve gelir kalemi de açığa düştü.
Sermaye hesabında ise şirketler yeniden borçlanma oranını %68’e kadar düşürürken, 1 milyar dolardan fazla net sermaye çıkışı gerçekleştiği görüldü. Ancak, yabancıların 1.4 milyar dolar portföy alımları ve Hazine’nin 2 milyar dolarlık Euro-tahvil ihracı sermaye kalemini güçlendirdi. Çok şaşırtıcı olarak net hata ve noksan kalemi de yine 2 milyar dolara yakın fazla verdi.
Cari açığın bu sene 30 milyar dolara varmasını bekliyoruz. Cari açığın finasmanı kolay olmayacak, özellikle net hata ve noksan kalemlerinde girişler yön değiştirirse. IMF’siz hayatın sermaye kalemine etkileri ise önümüzdeki aylarda netleşecek.
Garanti Yatırım: Net Hata Noksan Yine Yükseliyor
11 Mart 2010 Perşembe
Cari açık 2010 yılının ilk ayında 3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti (Beklenti 2.4 milyar dolar)
12-aylık cari açık ise 13.8 milyar dolardan 16.3 milyar dolara yükselmiş durumda. Ekonomideki toparlanma ve yüksek enerji fiyatlarıyla beraber cari açığın bundan sonra hızlı bir yükselişe geçmesini bekliyoruz. Yılsonu için piyasa beklentisi 25 milyar dolar iken bizim cari açık beklentimiz 2010 yılında cari açığın 33 milyar dolara yükseleceği yönünde.
Global kredi kanallarındaki görece rahatlama ve özel sektörün dış borç çevirme kabiliyeti sayesinde dış finansmanda sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Bu çerçevede yılın genelinde TL’nin güçlü kalacağı yönündeki görüşümüzü koruyoruz.
Detaylarda dikkat çeken noktalar:
• Ocak ayında Portföy girişi 3.4 milyar gibi yüksek bir rakam: Ocak ayında yapılan 2040 vadeli eurobond ihracı, TL tahvillere olan talep ve hisse senedi olan yabancı girişi sayesinde sermaye piyasalarına yüksek miktarda döviz girişi olduğunu görüyoruz.
• Özel sektörün dış borç çevirme oranı yeterince yüksek değil: Özel sektörün uzun vadeli borcunun roll-over rasyosunun %70 civarında olduğunu görüyoruz. Burada ilerleyen dönemde artış bekliyoruz.
• Net hata noksan yeniden yükseliyor: 12-aylık kümülatif net hata noksan kalemi Temmuz 2009’dan bu yana düşüyordu; bu kalemin yeniden yükseldiğini görüyoruz.
Kudret Ayyıldır’dan Dolar-TL Analizi
11 Mart 2010 Perşembe
Türkiye'de IMF'siz bir döneme girmiş bulunuyor. Uluslararası Para Fonu, stand by görüşmelerin bittiğini resmen açıkladı. Piyasalarda ilk anda kısa süreli olumsuz bir tablo yaşandı. Ama gerek ünlü kredi kurulu Standard and Poors'tan yapılan, (Değerlendirmemiz değişmeyecek) açıklaması, gerekse uluslararası yatırım bankası JP Morgan'ın, (Türk ekonomisinin IMF'siz de ayakta kalabileceğini ispat ettiği zor bir dönemi başarıyla atlattığının vurgulanması gergin havayı dağıttı. Sonuç itibariyle, IMF konusunun gündemden çıkması bizi dış şoklara daha hassas hale getirdi. Ancak, bunun yerini alabilecek yeni mali kural piyasa yakından takip edecek.
IMF kapısının kapanması ihracatçılarımızı sevindirdi. Alınacak olan yüklü kredi sonunda döviz kurlarının hızla düşeceği öngörülüyor, böylece yurtdışına bin bir zorluklarla satılan malların karşılığında elde edilen gelirler küçülüyordu. Şimdi bu olmayacak. Kurlar normal seyrinde hareket edecek. Bütün yük hazinenin sırtına biniyor. Bütçe açığı kapatmak için gerekli finansmanı hazine sağladığına göre bunu da tahvil satarak yapıyor. Bu gelişme bankalara avantaj sağlayacak gibi gözüküyor. Öncelikle faizlerin artmasını sağlamak için hazinenin 4 yıllık ihalesine 2 milyar TL gibi küçük bir teklifle girdiler. Hazine ihalelerindeki süre kısalırsa işler kötüye gidiyor demek olacak. Şu anda 2 ve 5 yıllık borçlanmalar rahatlıkla yapılabiliyor. Eğer süre 1 yılın altına inerse faizler çift haneye ulaşacak. Tabii bu durumda dövizde alevlenecek. Yurtdışındaki iyimser havanın sürmesi ve pozisyonların hepsinin IMF anlaşmasının yapılacağına yönelik beklentiyi içermemesi nedeniyle endeks fazla aşağı gelmedi, tepki hareketi gözlendi. Yurtdışı piyasalarda ciddi bir bozulma olmadıkça İMKB'nin aşağıda 51000-51500, yukarıda ise 53500-54000 puan olmak üzere, bir bant aralığında gidip gelebileceğini düşünüyorum. Endeks günü 52 bin 753 puanla tamamladı.
Teknik olarak incelediğimizde 1,5345 seviyesinde olan parite de 1,5265 seviyesi önem arz ediyor ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılamaması pariteyi ilerleyen günlerde 1,5400 ve 1,5520 seviyelerine kadar çıkarabilir. Satışların devam etmesi durumunda 1,5265 seviyesinin aşağı yönlü kırılıp kırılmamasına bakacağız ve bu seviye aşağı yönlü kırılacak olursa parite ilerleyen günlerde 1,5160 seviyesine kadar düşebilir.
Kudret AYYILDIR
Finansal Analist
Stratejist Erda Gerçek: EMF Zor İş
11 Mart 2010 Perşembe
93 yaşında bir kadınla 95 yaşında bir adam boşanmak için mahkemeye baş vururlar. Davaya bakan hakim yaşlı çifte “Yapmayın, etmeyin. Bunca yıldır evlisiniz” der. Yaşlı adam söz alır: “Hakim Bey, biz uzun zamandır anlaşamıyoruz ancak çocukların kalbi kırılmasın diye ölmelerini bekledik” diye yanıt verir.
Sayın Merkel Almanyası da EMF fikrini kucaklamak için birçok ülkenin krize girmesini beklemiş. Çünkü benim hatırladığım kadarıyla böyle bir plan Euro hayata geçtiği zamanlarda tartışılmış ve Almanlardan ciddi tepki görmüştü.
Şimdi EMF’nin hayata geçmesi için çok hendek atlaması gerekecek. AB’nin herhangi bir konuda mutabakata varma konusundaki başarısı göz önünde bulundurulduğunda bu işin hemen hayata geçmesi kolay görünmüyor. Ama şimdiden bazı detaylar ortaya çıkmaya başladı. Mesela Almanlar olası bir EMF’den verilecek fonlar karşılığında ciddi yaptırımlar düşünüyorlar. Beni en çok güldüren Maastricht kriterlerinde olduğu gibi zor durumdaki ülkelere parasal ceza kesilmesi! Yani sağ cepten sol cebe transfer. Hmm!
Dün Martin Wolf’un da FT yazısında belirttiği gibi sorun Almanya’nın diğer Eurozone ülkelerinden Almanya gibi olmalarını istemeleri. Burada sorun diğer ülkeler Almanya gibi olacaksa Almanya’nın da biraz yerli talebi yüksek diğer Eurozone ülkeleri gibi olması lazım. Almanya büyük cari işlemler fazlası verirken, bu ülkelerin bir taraftan bütçe açıklarını dizginleyip öte yandan da yeterince yerli talep yaratıp büyümeleri imkansız. Almanya, Almanya kaldıkça diğer ülkeler için uzun vadeli durgunluk kaçınılmaz. Bu durumda EMF, IMF’den çok, finansal fazlası olan ülkelerden açığı olanlara yeni bir kapital aktarım aracı olur. Ama en azından krizdeki ülkelerin kalbi kırılmamış olacak.
Erda Gerçek’in diğer blogları için: http://erdagercek.blogspot.com
Okyanusun iki yakasında CDS kavgası
11 Mart 2010 Perşembe
Yunan krizi sonrası spekülasyonların salladığı euro’yu koruma operasyonlarından Credit Default Swaps’ler de (CDS) nasibini alıyor. Son haftalarda CDS’lere sınırlanması gerektiğini açıklayan Avrupalı liderlere ABD’den yanıt geldi. Dün bazı durumlarda CDS satışını yasaklanabileceğini belirten Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun açıklamasına karşılık olarak ABD’li yetkililer, düzenlemelerde değişikliğe gitmeyeceklerine işaret etti. Bazı ABD’li yetkililer, CDS’lere sınırlama getirilmesinin finansal sisteme daha çok risk ve birçok ülke için borçlanma maliyetlerinin artması anlamına geleceğini değerlendirmesinde bulunarak, “Bu, sıcaklıktan termometreyi sorumlu tutmaya benzer” diyor.
Uluslararası mali piyasa aktörleri, Yunanistan’ın ardından Portekiz, İspanya ve İrlanda’nın yüksek bütçe açığı ve kamu borcu oranlarına dikkat çekerek, euro sistemi içinde risk priminin artırılmasına yönelik bir baskı unsuru oluşturuyordu. CDS, devlet veya şirketlerin borçlarını ödememe riskini ölçerek, bunların risk primiyle sigortalanmasını sağlayan sözleşmeler. Risk yükseldikçe risk primi de artıyor.
Fevzi Öztürk, http://groups.google.com/group/PARATREND
Çin ve Japon: Asya’nın ters yönde hareket eden ekonomileri
11 Mart 2010 Perşembe
Japonya’da 2009 verilerinin revize edilmesi ile GSYIH daralması %6.2 olarak hesaplanırken, başlıca sorumlu olarak ilk tahminden düşük çıkan sabit sermaye yatırımları. Yılın ilk ayında da makine siparişlerinde düşüş, hükümetin dahi katıldığı bir para politikası tartışması başlattı: Bank of Japan miktarsal genişlemeyi hızlandırarak ekonomiye desteği artırmalı mı? Hala kronik deflasayonun pençesinden kurtulamayan ülkede, bu yönde baskılar artarken, BoJ’nin getiri eğrisinin uzun vadeli kısmında daha fazla alım yapması, özellikle DİBS satın almasının bekleninin tersine, uzun vadeli faizleri artırması söz konusu.
Japonya’da büyüme bir türlü rayına oturmazken, Asya’nın diğer devi Çin’de ise bugün yayınlanan rakamlar imalat sanayinde üretim artışının bir yıl öncesine göre %20’yi aşarak, son beş yılın ne hızlı temposunda genişlediğini gösterdi. Dün de olumlu ihracat rakamları açıklayan ülkede, perakende satışları da Ocak-Şubat’ta %20 civarında artarak iç talebin büyümeye yeterli desteği verdiğini gösterdi. Bunlar iyi haberler. Kötü haberler ise önlemeyen kredi artışı ile hedeflerin çok ötesinde büyüyen para arzı ve emlak fiyatlarından dev bir balon oluşması. Çin otoritelerinin mevsimsel olarak nitelediği enflasyon ise yıllık olarak %2.7’ye tırmandı (Beklenti: %2.5). ÜFE ise %5.4 tırmanarak daha güçlü enflasyonist baskıların biriktiğini işaret ediyor.
Çin, Japonya’nın tersine hararetle artık ekonomiye kamu desteğinin çekilmesi gerekip gerekmediğini tartışıyor. 2 yıl içinde seçime girecek Merkez Komite üyeleri bu süre zarfında ekonomik büyümeyi yavaşlatacak tedbirlere çok temkinli yaklaşıyor. Çin, bir kaç ay daha bekleyip, ardından ya kredileri miktarsal kısıtlamalara bağlamak, faiz artışı ya da yuan’ın revaluasyonu arasında karar vermek zorunda kalacak. Japonya ve Çin’in birlikte yavaşlaması ise Asya için kabus senaryo.
Erdal Sağlam’dan IMF İle Görüşmelerin Perde Arkası
11 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:15
IMF istedi, anlaşma olmayacağı açıklandı
BİZİM yetkililer ne söyleyecekler bilemiyorum ama dün yapılan “IMF ile stand-by anlaşması görüşmelerinin bittiği”ne ilişkin açıklama, bence IMF’nin sabrı artık kalmadığı için yapılan bir açıklamaydı. IMF tarafı bir süredir “Artık kararınızı verin, bizi ve kamuoyunu daha fazla oyalamayın” türü taleplerde bulunuyor ama bizim ekonomi yönetimi ısrarla sürecin devam ettiğini söylüyordu. IMF’nin rahatsızlığını da bildiğim için söylüyorum ki; bu açıklama IMF’nin isteği idi.
IMF ile stand-by anlaşması yapılamamasının nedeni de zaten IMF tarafının yerine getirilmesini istediği taleplerin Hükümet tarafından kabul edilmemesiydi. Zaten Babacan’ın hâlâ “kapıyı açık bırakma” amacıyla, “Mayısa kadar anlaşma görüşmeleri yok, ama mayıstaki 4. madde görüşmelerinden sonra bakarız” demesi de istemeye istemeye bu açıklamayı yaptıklarını gösteriyor.
IMF ile anlaşmanın yapılacağına ilişkin açıklamalar, hele hele Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “gün, hafta içinde açıklarız” açıklamasının nedeni, aralık sonunda yeni stand-by anlaşması için mutabakata varılması idi. Gerçekten de orta vadeli programve hazırlanan 2010 bütçe yasası çerçevesinde anlaşmaya varılmıştı. Yani IMF tarafı esnek davranmış, büyümeyi engelleyen sıkı bir program yerine nispeten esnek bir programı kabul etmişti.
Ancak yılbaşında tam mutabakat sağlanmışken, Hükümetin aldığı 2010 bütçesi ve orta vadeli program hedeflerini bozacak ölçülere varan yüksek emekli zammı ve asgari ücret açıklamaları, IMF’nin mutabakata varılan dengeleri korumak için artık yeni önlemler gerektiğini söylemesiyle, müzakereler yeniden başladı. Hükümetin yaptığı “emrivaki”yi IMF tarafı bu kez kabul etmedi. Bunun üzerine gelir artırıcı ya da harcama kısıcı yeni önlemler alınmasını ise Başbakan kabul etmedi. Müzakerelerde, bekletilen KİT zamlarının biran önce yapılması, belediyelere ilişkin yeni disiplin tedbirleri de gündeme geldi ama Hükümetin bunlara da yanaşmaması görüşmeleri uzattıkça uzattı...
IMF tarafı, yaklaşık 2 yıldır Hükümetin “IMF ile anlaşma yapacağız” oyalaması ile işi götürdüğüne iyice kanaat getirince bu kez artık “Ya anlaşmayı artık yapalım ya da görüşmelerin kesildiğini açıklayalım” dedi. Bu nedenle IMF Başkanı Kahn, yaklaşık bir ay önce “4. madde incelemesine artık ihtiyaç olduğunu dolayısıyla artık karar verilmesi gerektiğini” açıkladı.
www.hurriyet.com.tr
“Private Equity Funds” Türkiye’ye Geliyor
11 Mart 2010 Perşembe Saat: 10:15
Kredi darboğazın tamamen bittiğinin bir işareti de M&A ve private equity, yani bir şirkete halka açılmadan azınlık ortağı olan, kurum ve fonların faaliyetlerini artırmaları. Referans’ın aşağıdaki haberine göre, bu fonlar artık Türkiye’ye kadar geldiler. Bu fonların başarılı olması durumunda, İMKB’de F/K’ların artabileceği gibi, özelleştirme ve şirket satın alma ve birleşmelerine sermaye bulmak da kolaylaşacak.
Üç özel sermaye fonu, Türkiye'de halka açılacak 8 şirkete 200 milyon dolar finansman sağlayacak. Investco ile şirketlerin yüzde 5-40'na da ortak olacak fonların, aldıkları hisseleri 2-3 yıl ellerinde tutması bekleniyor.
Biri ABD'li, ikisi Avrupalı iki private equity fon (özel sermaye fonu), Investco ile işbirliğiyle halka arz edilecek şirketlere 200 milyon dolar finansman sağlayacak. Kurumsal finansman danışmanlık şirketi Investco, özel sermaye fonlarıyla birlikte halka açılacak şirketlere halka arz öncesi finansman desteği yanında, talep desteği de vererek söz konusu şirketlere yüzde 5-40 oranında ortak olacak. Ayrıca, halka açılmak isteyen şirketlerle modelleme, fiyatlama ve zamanlama da birlikte belirlenecek. Investco'nun lojistik, sağlık, enerji ve kimya gibi farklı sektörlerdeki 8 şirketle ilgili halka arz projesi var. Bu şirketlerin bir kısmının halka arzının 2010'da, diğerlerinin gelecek yıl gerçekleşmesi bekleniyor. Investco ve özel sermaye fonlarının, halka arz edilecek şirketlere ait satın aldıkları hisseleri en az 2-3 yıl ellerinde tutması bekleniyor.
Referans'ın sorularını yanıtlayan Investco Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ünal, işbirliği yaptıkları fonların yanı sıra sahibi oldukları Verusa Girişim Sermayesi vasıtasıyla halka arzlara yatırımcı olarak katıldıklarını söyledi. Halka arzlar açısından 2010'un 2. yarısı ve 2011'in oldukça hareketli olacağını ifade eden Ünal, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun halka arz seferberliğine destek vermek istediklerini vurguladı.
Siyasi gelişmeler etkilemedi
İşbirliği yaptıkları özel sermaye fonlarının yatırım stratejileri hakkında da bilgiler veren Ünal, "Halka arzın başarılı olması durumunda fonlar kâr realizasyonu yapabilir. Ancak, bu fonlar genelde kısa vadeli düşünüp, halka arz kârını alıp kaçayım şeklinde düşünmüyor" diye konuştu.
Anlaşma yaptıkları fonların, Türkiye'deki siyasi sorunlardan rahatsızlık duymadığını da belirten Ünal, "Siyasi dalgalanmalar, bu fonları fazla etkilemiyor. Fonlar Türkiye'ye daha uzun vadeli bakıyor; siyasilerin söylemlerinden ötürü tüm yatırım kararlarını baştan aşağı değiştirme gibi bir davranışta bulunmuyor" dedi.
Krizde ikinci dalga yaşanır
Küresel krizde ikinci bir dalganın yaşanabileceğine dikkat çeken Ünal, şunları söyledi: "İlk kriz vurduğunda gelişmiş ülkeler ellerindeki cephaneleri çok hızlı tüketti. Ellerindeku su dolu bir kovayı ateşin üzerine atarak ateşi biraz olsun söndürdü. Ancak, bireylerin gelecekle ilgili beklentileri yeteri kadar iyimserliğe dönüşmedi. Reel sektörle ilgili ciddi bir iyileşme yapılmadı. Bir önceki kadar derin olmamakla birlikte çürük yumurtaların ayıklanacağı bir dalga daha yaşanabilir."
Rusya'dan başlayan, Türkiye'nin de içinde bulunduğumuz bölgenin cazibesinin artacağını ifade eden Ünal, "Özel sektör krizlerde deneyim kazandı. İkinci bir kriz dalgası gelse bile iyimseriz. 2010'lu yıllarda Türkiye, eskisi kadar kısa vadeli kâr peşinde koşan sıcak para akımlarıyla karşılaşmayacak. Türkiye'de doğrudan yatırımların ağırlığı artacak" dedi. Investco'nun sahibi olduğu, 3 milyon lira sermayeli Verusa Girişim Sermayesi'nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barkan Bayboğan da özel sermaye yatırımlarını her şirketin kendi durum ve koşullarını göz önüne alarak yapılandırdıklarını ifade eden Bayboğan, "20-100 milyon dolar arası ciroya sahip inşaat, telekomünikasyon, lojistik, enerji, medikal ve gayrimenkul sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapmaya odaklandık" dedi.
YASED: Yabancı Doğrudan Yatırımcı Siyasi Belirsizlikten Endişeli
11 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:08
Tüm köşe yazılarımızda referandumun en kötü sonucunun bir tarafın kazanması, ya da kaybetmesi değil, referanduma giderken oluşacak belirsizlik ortamının iş ve tüketici güvenini vurması olduğu söyledik. YASED’in anketine göre, aynı kaygıyı yabancı yatırımcılar da paylaşıyor.
www.referansgazetesi.com
YASED'in 2010'un ilk yarısına ilişkin Barometre Araştırması'na göre, yabancı yatırımcılar için makro ekonomik beklentiler olumluya dönerken, siyasi istikrarsızlık endişe yaratıyor.
Uluslararası yatırımcı, 2009 yılına damgasını vuran ekonomik sıkıntılardan sıyrılıp bu kez "siyasi bunalım" korkusuna kapıldı. Yabancı yatırımcı bu yıl ekonomide büyümenin hızlanacağını öngörürken, olası bir siyasi bunalımı ise yatırım ortamını olumsuz etkileyecek en büyük engel olarak görüyor.
Uluslararası Yatırımcılar Derneği'nin (YASED) üyeleri arasında gerçekleştirdiği ve 6 ayda bir güncellenen Barometre Araştırması'nın yeni sonuçları YASED Yönetim Kurulu Başkanı Piraye Antika ve YASED Genel Sekreteri Mustafa Alper'in katıldığı bir basın toplantısıyla dün İstanbul'da açıklandı. Araştırma sonuçlarına göre, uluslararası yatırımcıların yüzde 42'si yeni yatırım yapmayı düşünüyor, yüzde 47'si ise Türkiye'deki ekonomik büyümenin hızlanacağı kanaatinde. Ancak makro ekonomideki bu iyimser beklentilere rağmen yabancı yatırımcı, bu yılın ilk yarısı için yerel siyasi bunalımı uluslararası yatırımları en çok etkileyecek olumsuz gelişme olarak ilk sıraya yerleştiriyor. YASED Başkanı Piraye Antika, "Barometre sonuçları çok çarpıcı. Makro ekonomik beklentiler olumluya dönerken yatırımcıyı siyasi istikrarsızlık endişelendiriyor" dedi. Türkiye'nin rekabet gücünü artırması ve lokomotif ülke olması için bir vizyona ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Antika, yatırım ortamının iyileştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Ekonomik büyüme hızlanacak
Ankete göre, yabancı yatırımcıların yüzde 60'ı dünya ekonomisindeki büyümenin bu yıl sabit kalacağını belirtirken, yüzde 47'si ise Türkiye'deki ekonomik büyümenin hızlanacağını aktardı. Ancak bu olumlu beklentinin gerçekleşmesi için yabancı yatırımcıların hükümetten önümüzdeki dönemde öncelik vermesini istediği konuların başında işsizlik, yapısal reformlar ve sürdürülebilir büyüme geliyor.
Ankete göre yabancı yatırımcılar, 2009 yılının son 6 ayında üretim ve ciro hedeflerini büyük oranda gerçekleştirdi. Geçen yılın ikinci yarısında uluslararası yatırımcılar ciro hedeflerine yüzde 53, üretim hedeflerine yüzde 55 oranında ulaşabildiler. Üyelerin yüzde 37'si kârlarının ve yüzde 39'u ihracat hedeflerinin altında kaldığını dile getirdi. Uluslararası yatırımcılardan yüzde 44'ü son altı aylık dönemde çalışan sayılarının aynı kaldığını, yüzde 34'ü azaldığını, yüzde 22'si ise arttığını söylerken, önümüzdeki altı aylık dönem için bu oranlar aynı sırayla yüzde 54, yüzde 17 ve yüzde 29 olarak ifade edildi.
YASED'in Barometre araştırması, yatırımcıların temel ekonomik göstergelerle ilgili tahminlerini de ortaya koyuyor. Ankete göre, uluslararası yatırımcıların yüzde 64'ü gelecek aylarda enflasyonun, yüzde 53'ü ise faiz oranlarının sabit kalacağını tahmin ediyor. Üyelerin yüzde 52'sine göre döviz kuru 2010 enflasyonuna paralel olarak seyredecek.
Yatırımcı Beklenti Endeksi toparlanma eğiliminde
Bu yıl ilk kez YASED Barometre Anketi'nden derlenen YASED Yatırımcı Beklenti Endeksi'nin sonucu da kamuoyu ile paylaşıldı. Endeks, YASED adına Marmara Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Erhan Aslanoğlu, Yrd. Doç Dr. Sadullah Çelik ve Prof. Dr. Hurşit Güneş tarafından hazırlandı. 2002 yılından bu yana YASED Barometre Anketi'nde yer alan belirli sorulara ilişkin yanıtlardan oluşan verilerden derlenen endeks sonuçlarını kamuoyu ile paylaşan Prof. Dr. Hurşit Güneş, şu açıklamayı yaptı: "YASED Yatırımcı Beklenti Endeksi, 2010 yılının birinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 3,3 değer kaybederek 70,01 değerini almıştır. Küresel krizin de etkisiyle 2008 yılının ikinci yarısında düşüş gösteren endeks, 2009 yılının ikinci yarısında bir toparlanma eğilimine girmişti. ABD başta olmak üzere, gerek dünyanın birçok ülkesi gerek Türkiye'deki genişletici para ve maliye politikaları bu toparlanmanın temel nedeni olarak görünüyordu. 2010 yılının birinci çeyreğinde bu artışın hız kestiğini, endeksin eski seviyelerine dönmese bile bir düşüş gerçekleştirdiğini izliyoruz."
Thursday, 11 March 2010
IMF Haberi Ardından İki Değişik Görüş
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 15:00
IMF’nin Türkiye ile artık stand-by görüşmeleri yapmadığını beyan etmesinin ardından, uzmanlardan gelen görüşler çelişkili. Goldman Sachs’dan Dr Ahmet Akarlı stand-by olmamasına karşın 2010-2011 büyümesi konusunda endişe taşımadığını ifade ederken, TCMB’nin yeni ortamda beklenenden çok daha önce faiz artırımlarına başlamasını tavsyie ediyor. Son anketlerde enflasyon beklentilerinin yükseldiğine dikkat çeken Dr Akarlı, TCMB’nin yılın ikinci yarısında 250 baz puan, 2011’de de 100 baz puan kotasyon artırımına giderek duruşunu açıkça ortaya koymasını savunuyor. Faiz artırımlarından önce çeşitli piyasa fonlama mekanizmalarının da sona erdirilmesi söz konusu.
Nomura’dan Olgay Büyükkayalı ise IMF anlaşma konusunda yanıldığını itiraf ederken, artık TL’de kar realizasyonuna gitmenin akılcı olacağını vurguluyor. Büyükkayalı’nın IMF’siz ortamda çizdiği makro görünüm ise şöyle: Hükümet artık mali disipline daha fazla önem vererek yatırımcı güvenini korumaya çalışacak, hatta Mali Kural’ın devreye girmesi de hızlanabilir. Büyümenin beklenenden yavaş çıkması olasılığı artarken, enflasyon hala durağan seyretmeye devam edecek.
OSD Şubat Durum Raporu: Baz Etkisiyle Satışlarda Artış Var
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 13:25
Ekonomideki toparlanmanın sürdürülebilir olup olmadığı tartışmasında, önemli bir kanıt da konutdan sonra ikinci büyük uzun vadeli tüketim kalemi olan otomotifi örnek almak. Konut kredilerindeki artışın yeniden başlaması kanımızca, konut talebinde kalıcı bir artışın göstergesi. Ama uzmanların bir kısmı, otomotifi de kalıcı talep büyümesine örnek gösterirken, biz hala şüphe içindeyiz. Otomotif Sanayiciler Derneği’nin Şubat raporunun da bizi desteklediği görüşündeyiz:
2010 yılı Ocak-Şubat döneminde toplam pazar 2009 yılı aynı dönemine göre yüzde 22,7 artarak 53 bin adet düzeyinde gerçekleşti. ÖTV indiriminin 30 Eylül 2009 tarihinde sona ermesiyle birlikte Ekim ayında tekrar daralmaya başlayan otomobil pazarı, Kasım ayında firmaların yaptığı yoğun kampanyalar sonucunda 2009 Aralık döneminde önemli oranda artmıştı. Bu durum talebin öne çekilmesine bağlı olarak 2010 yılı Ocak ayında otomobil satışlarının gerilemesine neden olmuştu. Ancak Şubat ayında tekrar hareketlenen talep ve kampanyalar nedeni ile bu ayda otomobil pazarı yüzde 42,5 oranında artarak 21 bin adet düzeyinde gerçekleşti.
2009 yılında olduğu gibi, 2010 yılı Ocak-Şubat döneminde ağır ticari araçlar talebindeki daralma devam ediyor, bu dönemde ağır ticari araç pazarı 2009 yılı aynı dönemine göre yüzde 1,6 oranında azaldı. Hafif ticari araç pazarında, bir önceki yıla göre yüzde 31,7 oranında artış gerçekleşti. Özellikle otobüs pazarındaki keskin düşüş devam ediyor.
2010 yılı Ocak-Şubat döneminde, bir önceki yıla göre, toplam otomotiv sanayi ihracatındaki artış yüzde 76,8 otomobil ihracatındaki artış ise yüzde 66,8 düzeyindedir. Bunun sonucu toplam üretim yüzde 90,1 ve otomobil üretimi de yüzde 72,5 arttı. 2009 yılına benzer olarak ağır ticari araç üretimindeki düşüş 2010 yılı Ocak-Şubat döneminde da devam etti. 2010 yılında, ticari araç üretimi 2007 yılı değerlerinin altında gerçekleşti. Büyük kamyon üretimi 0,13 bin adet ile 2004 yılı düzeyinin de altında kaldı.
2008 Ekim döneminden itibaren küresel krizin etkisini, özellikle otomotiv sanayi üretim ve ihracatı üzerinde yoğun olarak gösterdiği bilinmektedir. 2010 yılı Ocak-Şubat döneminde üretim ile birlikte ihracatın bir önceki yıla göre önemli oranda artmış gibi görünmesi, küresel krize bağlı olarak 2008 yılı Ekim döneminde başlayan ve etkisi atarak 2009 yılında da devam eden önemli düşüşten kaynaklanmaktadır. Bu nedenle üretim ve ihracattaki artışların boyutları değerlendirilirken “baz etkisi” dikkate alınmalıdır.
Beklenti Anketi Ardından Araştırma Ekipleri TCMB Stratejisini Değerlendirdi
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 12:50
JP Morgan: MB'nin duruşunda değişiklik beklemiyoruz
JP Morgan, raporunda Merkez Bankası'nın bugün açıkladığı Mart ayı ilk dönem beklenti anketi sonuçlarını değerlendirdi...
Ayrıntılar şöyle:
* TCMB'nin iki haftada bir açıklanan beklenti anketi sonuçları, enflasyon beklentilerinin kötüleştiğini ortaya koydu ancak bu TCMB'nin cesareti kıracak boyutta bir kötüleşme değil.
* Bu nedenle TCMB'nin daha temkinli konuma geçeceği yönündeki beklentimize rağmen bankanın gelecek hafta yapılacak PPK toplantısı sonuçlarında çok farklı bir ifade değişikliğine gitmesini beklemiyoruz.
* Piyasanın ileriye dönük 12 aylık enflasyon beklentisi % 6.9 seviyesinden % 7.2'ye yükselirken, 24 aylık enflasyon beklenti ise % 6.5'ten % 6.85'e çıktı.
* Son dört aya ilişkin manşet enflasyon % 5.1 seviyesinden % 10.1'e yükseldi. 12 aylık enflasyon beklentilerine tekabül eden artış ise % 6.3'ten % 7.2'ye çıktı. Bu da piyasa oyuncularının enflasyondaki artışın geçici etkilerden kaynaklandığı konusunda TCMB ile aynı fikirde olduklarını gösteriyor.
* Ankette yer alan beklentiler, resmi hedeflerden oldukça yüksek.
Dolayısıyla TCMB, beklentileri yönetmek konusunda daha fazla uğraş vermek durumunda kalacak gibi görünüyor.
* Olumlu tarafta ise anket, Mart ayına dair piyasa yanlısı bir sürpriz içeriyor.
* Piyasalar, son birkaç günde sebze ve meyve fiyatlarında görülen sert düşüşler nedeniyle Mart ayı enflasyonunun % 0.7 olacağı beklentisindeler. Biz ise Mart ayı enflasyonunun bu seviyenin de önemli ölçüde altında kalabileceği düşünüyoruz. Bu da TCMB'ye biraz rahat nefes alma fırsatı sunabilir.
Finans Yatırım: MB daha sert duruş benimseyebilir
Finans Yatırım, raporunda Merkez Bankası'nın bugün açıkladığı Mart ayı ilk dönem beklenti anketi sonuçlarını değerlendirdi...
Ayrıntılar şöyle:
TCMB'nin son beklenti anketi, sürpriz Şubat ayı enflasyonun piyasaların enflasyon beklentisinde ciddi bozulmaya yol açtığını ortaya koydu. Yıl sonu enflasyon beklentisi % 8.17'ye yükselmiş durumda ki bu da TCMB'nin yıl sonu hedef rakamı % 6.5'in 1.5 puan aşkın üzerine işaret ediyor.
Piyasa beklentilerindeki bozulmanın bankanın gelecek toplantıda daha sert bir ifade benimsemesine yol açacağını düşünüyoruz. Ancak, TCMB, kapasite kullanımının genel fiyat hareketlerinde bir bozulmanın ipucunu vereceği görüşüne de sıkı sıkıya bağlı kalacaktır. Bankanın ılımlı eğilimi nedeniyle faiz artışlarının 2010 yılının üçüncü çeyreğinin sonundan önce gerçekleştirmeyeceğini ve 2010 yılı sonu politika faizinin % 8.5'te olacağını düşünmeye devam ediyoruz.
Morgan Stanley: TCMB'nin önünde zorlu bir dönem var
Morgan Stanley yayınladığı raporunda değerlendirmelerde bulundu...
Ayrıntılar şöyle:
Sanayi üretimi verisi bir rahatlama sağlamadı. TUİK'in açıkladığı sanayi üretimi verisi uzun süredir beklenen toparlanmanın geciktiğine işaret etti. Yıllık bazda %12.1 olarak gerçekleşen sanayi üretimi %18 olan beklentimizin altında.
Büyüme riskleri hala aşağı yönlü: Zayıf özel sektör kapasite kullanım oranı, kredilerde yavaş büyüme, zayıf tüketici güveni ve taban enflasyonda iç talep toparlanması işaretleri olmaması beklenen toparlanmanın zaman alacağına işaret ediyor. Önceki araştırmalarımızda belirttiğimiz gibi 2010 için %4 büyümenini büyük bir bölümünün baz etkilerden ve sınırlı bir şekilde stok dönemi ve özel tüketimden kaynaklanmasını bekliyoruz. Güçlü yargılarda bulunmak için çok erken olsa da %4 yıllık reel GSYİH büyüme tahminimize yönelik riskler aşağı yönlü görünüyor.
Büyüme dinamiklerinin henüz iyileşmemesi, devam eden belirsizliğin dış talebi etkilemesi ve en önemlisi TÜFE enflasyonun henüz bir gevşeme işareti göstermemesiyle birlikte bu koşullar altında TCMB'nin önünde zorlu bir dönem olduğuna inanıyoruz. Bu noktada parasal sıkılaştırma büyümeyi engelleyebilir özellikle eğer yerel bankalar buna sıkılaştırmayı kredi oranlarında fiyatlayarak tepki verirse. Buna ek olarak paranın gereksiz değerlenmesine de yol açabilir bu da halihazırda zaten zorlu olan ortamda ihracat performansını geriletecektir.
UniCredit: Yılsonuna kadar 125 baz puanlık artırım bekliyoruz
UniCredit raporunda sanayi üretimi verisinin para politikasına etkisini değerlendirdi...
Detaylar:
En son açıklanan sanayi üretimi verisi iyileşmeni yavaş olacağına dair bir işaret daha getirdi.
Verinin parasal politika görünümünü değiştirmesi olası değil.
Tahminlerimiz değişmedi ve TCMB'nin Mart toplantısında değişiklik yapmasını beklemiyoruz. TCMB'nin 4Ç10'da sıkılaştırmaya başlamasını ve yılsonuna kadar 125 baz puan artırım yapmasını bekliyoruz.
Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
Çin’de İhracat Zayıf Büyüdü, İngiltere’de İmalat Sanayi Daraldı
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 12:50
Şubat ayında bir yıl öncesinin aynı ayına göre %45.7 artan Çin ihracatı aslında çok zayıf bir baz etkisinden kaynaklanıyor. Çin’in ihracatı Ocak ayında %21 artmıştı. Mevsimsel olarak düzeltilmiş ihracat Ocak’tan Şubat’a %2.2 düşerken, liderlerin yuanı revalue etmek konusunda isteksizliğine hak verdi. Ama, hızla artan kredilerin ihracatı canlandırmada yetersiz kalıp, büyük ölçüde emlak ve henüz karlı şekilde üretim yapması güç olan fabrika yatırımlara kayması liderleri düşündürüyor. Bazı kaynaklara göre, Çin’de önümüzdeki aylarda enflasyonun artması halinde, People’s Bank of China faiz artırımına bile gidebilir.
İthalat önceki Şubat’a göre %44.7 artış gösterdi (Ocak: %85.5), ama her iki veri de zayıf baz etkisinden kaynaklanıyor. Mevsimsel olarak düzeltilmiş ithalat bir ay içinde %6.3 artarak, Çin’in hala küresel emtia piyasalarında en büyük alıcı olduğunu teyid etti.
Çin’de halen devam eden Halk Kongresi toplantılarında ekonomik vizyonu ortaya koyan liderler, “yakında” kur rejiminde serbestiye gidiliceğini beyan ederken, tarih vermiyor. Uzmanlar göre yuan’ın %2-5 arası revaluasyonu söz konusu. Bu arada adı verilmeyen bir Çin MB yetkilisi, ülkenin şişen döviz rezervlerini politik çatışmada koz olarak kullanarak dolar cinsi varlıklarından altına kayacağı iddialarını yalanladı.
Avrupa’da adı sıkça sorunlu ekonomiler arasında yer alan İngiltere’de ise %0.2 artması beklenen Ocak imalat sanayi üretimi, bir önceki aya göre %0.9 düşerken, çok zor geçen kış şartlarının etkili olduğu öne sürüldü. Son 12 ayda ise imalat sanayi sadece %0.2 artış göstererek İngiltere’nin resesyondan çıkmasının henüz kolay olmadığını gösterdi. Sürdürülebilir büyümeye hala soğuk bakan Bank of England da hala aylık “gilt” (İngiltere DİBS) alımını 200 milyar Sterling’de tutuyor. Başbakan Brown büyümeyi hala “kırılgan” olarak nitelendirirken, Bloomberg’in danıştığı bir uzman ülkenin 1Ç2010’da çok zayıf büyüme ya da ikinci bir resesyonla karşılaşabileceği görüşünü öne sürdü.
NOT: Türkiye’nin önde giden Finans NGO’su Finans Kulup e-aylık yayınlarını başlattı. Ülkemizde ekonomik ve finansal sorunların detayları ile tartışıldığı bu zengin platforma üye sayısı hergün artarken, Kulup’ün sponsor olduğu inceleme yayınları da beğeni topluyor.
http://www.finanskulup.org.tr/assets/edergi/Finans_Kulup_Edergi-2010-03.pdf
IMF’in Yokluğu Doldurulur…
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 11:45
IMF ile anlaşma olmamasının her kesime iyi yada kötü etkileri olacaktır. Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi 15-20 Milyar $ bir anlaşma yapılması yerine hiç anlaşma yapılmaması daha iyidir. IMF ile anlaşma yapılsaydı; Hazine dışarından tek kalemde borç alacak ve içeride bankalardan borç almak zorunda kalmayacaktı. Hazine dışarıdan şimdi borç almayacak,içeride ve dışarıda borçlanmaya çıkacak. Yurtdışında koşullar iyi gittiği taktirde ve Hazine dışarıdan borçlanabilmesi durumunda IMF’in yeri dolacaktır. Hazine yurtdışından IMF’den alabileceği miktar kadar borçlanabilir mi? İflası konuşulan Yunanistan borçlanabiliyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi de rahatlıkla borçlanabilir. Dünya en büyük krizlerinin yaşandığı dönemde, ABD ve İngiltere’de bankalar birbirine borç vermediği dönemde Hazine borçlanabilmişti. IMF ile anlaşma 2 sene önce yapılsaydı,faydası yüksek olacaktı.Hazine borçlanmayı içeride yüksek tutarsa, 2009 yılında gördüğümüz gibi likidite sıkıntısı yaşanabilir ki, TCMB parasal sıkılaştırmayı geciktirebilir. Büyümeyi,likiditeyi ve faizleri Hazine’nin çizeceği strateji çizecektir. İhracatçı ise ödemeler dengesindeki açığın mümkün olduğu düşükte tutar ve IMF’in yokluğunu kapatır. Piyasalara gelen etkiye gelince onu hükümetin çizeceği strateji belirleyecektir. Bütçe disiplini, Türkiye’nin geleceğidir. Brezilya IMF’den kredi almamış ama bütçe önlemlerini IMF ile anlaşmış gibi hareket etmiştir. Sonuçta Brezilya IMF’den alacağı krediyi, yurtdışından bulmuştur. Hükümet yapacak, taktir doğrudan ve dolaylı yatırımlar tarafından olacaktır. Olması gerekende budur.
Gökhan USKUAY
Cem Şengezer’den Kantatif Analiz
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:58
Türkiye’de hızla yeşeren blog dünyasına finans sektöründen yapılan katılımları yakından izleyip, kıymetli bulduklarımızı sizinle paylaşıyoruz. Eğer sizin de bizimle paylaşmak istediğiniz bloglar varsa, lütfen ayesilada@gmail’e bir e-mail atın.
Bugünkü konuğumuz kantatif analizle piyasa hareketlerini yorumlayan Sn Cem Şengezer. http://kantitatif.blogspot.com/ adresinde yorumlarını bulacağanız uzmanın sitesinden bazı önemli ayrıntılar şöyle:
İMKB-100
54.000 üzerine gidemeyen endeksi gördük:53.562 maksimum görüldü. Risk var mıdır ? Evet, 100 üzerinden 10 birim kadar artmıştır. Halen yukarı potansiyel vardır ama daha dalgalı bir hal alacaktır. Somut olarak belirtirsek: 6 günlük ortalamaya daha fazla yaklaşıldığı günlük dipler görülecektir (3-4 günlük sürede). Dolayısıyle: 54.000 seviyesinin görülmemiş olması dalgalanma faktörünü kuvvetlendirmiştir ama bu hedef halen geçerlidir. Buna göre çarşamba günü 53.500 - 53.750 bandı üzerinde kapanış önemli olacaktır. Olmaz ise dalgalanma biraz daha artacaktır. Hedef değişmeyecektir. Bu haftanın yukarı isteğin daha fazla olacağı dönem olarak geçmesini bekleyebiliriz. Bunun sebebi 8 şubattan bu yana endeksin dalgalılığı azalarak seyir izlemiş olmasıdır.
DİBS
Hareketler yumuşayınca, yukarı hamle ihtimali giderek kuvvetleniyor. bir davranış tarzı olarak bu durum diğer diğer varlıkları da etkiliyor
Ekim ilk haftasında 7.75 seviyesi altına inerek 6 haftalık ortalamasından "aşırı" sapma gösteren faiz tüm hikayeye bakınca "düşüşde yumuşama" davranışı içinde idi. Bu durum da "dalgalanma"ya yönelik sayısal değerlerde yumuşama getirdi. Ocak ilk yarısında görülen 8.50 bölgesine düşüş ve yığılma sonrası yumuşama hareketi kuvvetlenmiş oldu.Giderek daha dar band içinde bu hareket devam ediyor ve en başa dönüyoruz: yumuşama kuvvetlendikçe yukarı hareketler kuvvetlenir.
Bundan sonrası için faizde 9.50 - 10.00 bandını 2-3 aylık dönemde bekleyebiliriz.
Alpay Dinçkoç Bankacılık’ta Son Gelişmeleri Değerlendirdi
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:51
OYAK Yatırım Bankacılık Uzmanı Alpay Dinçkoç, haftalık notunda bankacılık sektöründe son gelişmeleri değerlendirdi. Rapordan başlıklar şöyle:
Yılbaşından bu yana krediler arasında konut kredileri başı çekiyor. Bunlar büyük ölçüde yurtdışı kurumlara yapılan “swap’larla” (iki alacak arasında değişim) fonlanıyor. Yılbaşından bu yana toplam krediler %4.1 artarken, konut kalemi %3.7 artış gösterdi. Mevduatlar ise sadece %2.5 arttı.
F/X yerli kredilerde fazla gelişme olmazken, büyük şirketlerin TL kredi talebinde artış başladı. Ama, yine de 2010 yılında bankaların başlıca plasman hedefi %5.5 artan DİBS’ler. Bankaların faiz riski poroföylerindeki DİBS’lerin %51’nin değişken faizli tahviller olması nedeniyle makul düzeyde.
Kötü kredilere karşı karşılıklar toplamın %84’nü bulurken, bu kalemde de artış yavaşladı. Bankaların Ocak karları fevkalade çıkarken, henüz yavaşlama işaretleri yok. Ancak, orta vadede TCMB’nin faiz artırımı yapabileceğini göze alırsak, tahvillerden getiri elde etmek güç olacak. Bankalar hala yavaş seyreden mevduat girişi nedeniyle DİBs ve krediler arasında nasıl bir tercih yapacakları sorusuna cevap arıyor.
YKB Yatırım: Zayıf açılış bekliyoruz
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:45
ABD borsaları dün de yükseliş trendlerine devam ederek günü hafif yükselişlerle kapadı. Makro veri yokluğunda dün de genelde şirket bazında hareketler yaşandı. Bankacılık endeksi yüzde 0.6 yükselirken, Capital One Financial hisseleri yüzde 2.1, Citigroup hisseleri de yüzde 7.3 değer kazandı. Teknoloji hisselerindeki olumlu seyir dün de devam etti. Cisco hisseleri şirketin açıkladığı yeni internet bağlantısı teknolojisinin ardından yüzde 4'e yakın, Apple ise yüzde 1.8 değer kazandı.
Asya borsaları geneli itibariyle bu sabah olumlu. Çin'de bugün açıklanan Şubat ayına ait ithalat ve ihracat verilerinin beklenenden güçlü gelmesinin ardından Çin borsası yükselerek altı haftaya yakın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı.
IMF sözcüsü Caroline Atkinson, 2010 yılı Madde 4 istişareleri kapsamında bir IMF heyetinin Mayıs ayının ilk yarısında Türkiye'ye gelmesi konusunda Türkiye ile anlaştıklarını; stand-by anlaşması konusunda görüşmelerin ise artık devam etmediğini açıkladı. IMF tarafından yapılan açıklamada global ekonomide ve finans piyasalarında devam eden toparlanmanın, orta vadeli program ile birlikte Türkiye'nin görünümünü güçlendirdiği ifade.
Biz uzun süredir IMF ile stand-by anlaşması olmama ihtimalinin daha fazla olduğunu belirtiyorduk. Nitekim yapılan açıklamalar bizim görüşümüz ile paralel ve IMF stand by görüşmelerinin artık devam etmediğini gösteriyor. Bu gelişmenin kısa vadede piyasa yansımaları olumsuz olabilir.
Zayıf açılış bekliyoruz.
Döviz – Bu sabah IMF sözcüsünün Türkiye ile stand-by anlaşması konusunda görüşmelerin artık devam etmeyeceğini açıklaması dolar-TL’yi 1,5365-1,5390 fiyat aralığına taşıdı. Bu gelişmeyle çok uzun bir süredir piyasaları etkileyen IMF belirsizliği ortadan kalkmış oldu. Haberin piyasalarımız üzerinde ilk etapta negatif etkilerini görsek de yurtdışı piyasaların seyri yön vermeye devam edecek. Dolar-TL ‘nin gün içinde yurtdışı piyasalarda bozulma ve euro-dolar paritesinde sert bir gevşeme yaşanmadığı takdirde 1,5300-1,5500 fiyat bandının dışına çıkmayacağını düşünüyoruz.
Tahvil-Bono – IMF ile uzlaşma beklentilerinin zaten zayıflamış olduğu şu dönemde bu haberin piyasa üzerindeki negatif etkisinin nispeten daha sınırlı olacağını düşünüyoruz.Yurtdışı piyasalar ve enflasyonist gidişat faize yön vermeye devam edecek.Bugün için gösterge tahvilin %9,20-%9,35 bileşik aralığında kalmasını bekliyoruz.
Yurtdışı Piyasalar – Güne yükselişle başlayan ABD borsalarının yükselişi sınırlı kalarak hafif artıda kapandı. Dow Jones 0.11%, S&P 500 0.17% ve Nasdaq % 0,36% değer kazandı. Data akışlarına kadar borsalar temkinli hareketini sürdürüyor. Asya’da borsalar ise yatay bir seyir izliyor.
Bültenimizden Başlıklar
45 santralin özelleştirme stratejisi belirlendi
TCELL’in bu akşam 2009 yılsonu mali tablolarını açıklaması bekleniyor
TEB 2009 yılı karından kar payı dağıtmayacak
VAKBN sendikasyon kredisi için yetki verdi
YKBNK temettü dağıtmayacak
Tahvil Bono Piyasası
Yurtdışı Piyasalar
Piyasa Takvimi
Raporun Tamamı için: ykyarastirma@ykyatirim.com.tr
Gedik Günlük Bülten
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:35
İMKB 100 endeksi, dünü % 0.63 dü şüşle, 52,960 puandan kapatt ı. Gün içerisinde en yüksek 53,562'i sonra da en dü şük 52,193 puanı gören IMKB 100 endeksi, önceki kapan ışının (336) puan alt ına indi. Veri akışının olmadığı bugün gündemi IMF'nin Türkiye ile görü şmeleri bitirdi ği açıklaması belirleyecektir. IMF, Türkiye'nin ekonomik şartlarının iyileşti ğini belirterek, Türkiye ile stand -by görü şmelerin art ık devam etmediğini bildirdi. Not: Bir heyetin, May ıs ayının ilk yar ısında ekonominin yıll ık gözden geçirilmesi kapsamında Türkiye'yi ziyaret edece ği belirtildi.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, siyasi krizlere gönderme yaparak Türkiye'nin kredi notunun seçimden önce art ırılmasının zor oldu ğunu aç ıkladı. Fitch, ABD'nin faiz şoklarına karşı kırılgan oldu ğunu söyledi ve ülkenin gelir tabanına dair endi şeleri oldu ğunu aç ıkladı. Ayrıca İngiltere'nin kredi notu konusunda da endişe olacağını bildirdi. Dün akşam ise ABD borsaları olumlu beklentilerle yükseldi ama tutunamayarak hafif artışlarla kapandı. Piyasalar düzeltme hareketiyle birlikte bir durgunluğa girerken, Asya'da borsalar bu sabah yatay bir seyir izliyor. IMKB'nin IMF haberine tepkisini kestirmek güç. Teknik olarak 52.500 desteği önemli olup, 53.400 ve 54.000 önemli dirençleridir.
ABD Hükümetinin elindeki hisseleri daha erken satabilece ği beklentisi Citigroup hisselerinin % 7 yükselmesini sağladı.(5 saatte 1 milyar dolardan fazla işlem gördü)Kamu kontrolündeki Fannie Mae ve Freddie Mac hisseleri de % 6 -7 yükselerek kapandı. Fox Business'ın haberine göre bankanın % 27 hissesinin satışı için görüşmeler sürüyor ve 3 ay içinde tamamlanabilir. Ali Babacan ö ğleden önce "Türkiye'nin Gelecek Vizyonu" toplantısına katılacak. Burada soruları cevaplamasını bekliyoruz.
TCMB sonunda IMF’nin açıkladığı “Türkiye ile Stand-by görüşmelerinin devam etmediği” bilgisi ile baş başa kaldı. TCMB Hükümetin bütçe açıklarını kapatmak için Hazine’nin çıkardığı kıymetlere repo ile ucuz para veriyordu. Bu para piyasada enflasyonist bir etkiye de sahip olduğu bilinen bir gerçek. Yapılan zamların ödenebilmesine katkı sağlayan bu fonlama TCMB’nin başına artık daha fazla iş açabilecek. Hükümetin en son Ocak ayındaki ihaleler öncesinde global piyasalarda moraller bir miktar bozuk iken tekrar ısıttığı IMF konusunda piyasaları ne kadar yanılttığı da açıkça ortaya çıkmış oldu.
Global Piyasalar
Hazine’nin borçlanmalarına destek çıkan TCMB olası bir IMF kaynağı ile fonlamasını geri çekebileceğini düşünüyordu ise şimdi zor durumda olduğu IMF tarafından yapılan Stand-By yok açıklamasıyla herkes öğrendi. TCMB’nin artık ucuz fonlamasını yavaş yavaş çekmek zorunda kalabilecek. Uzun vadeli faizlerin, eli TCMB’den aldığı fonlamalarla tuttuğu kağıtlar nedeniyle taşın altında olan bankaları rahatsız olmasıyla yükseliş yönünde potansiyel taşıması kaçınılmaz olacak.
Döviz Piyasaları
Euro/Dolar dün sabahtan farklı bir seviyede değil. TL diğer gelişen ülke paralarına göre son 2-3 haftadır gösterdiği ayrışma daha fazla olamayabilir. Diğer paralardan farklı bir hareket beklememekle beraber sıkışık bir global ortam TL’nin yükselmesi beklenen faizi nedeniyle de baskı yaratabilir.
Hülya Kayıkçı Wall Street’ Değerlendirdi
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:32
2009 yılı Mart ayında görülen dip seviyelerinin yıldönümünde ABD borsaları, ekonomide en kötünün geride kaldığı beklentileriyle birlikte günü yükselişle tamamladılar...
Geçen sene bu zamanlarda 6.547 seviyesine gerileyen Dow Jones Endeksi 10.564 seviyesinden kapanış yaptı ..
Dow Jones Sanayi % 0.11 değer kazanarak 10.564 seviyesinde, S&P 500 Endeksi 0.17 değer kazanarak 1.140 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 0.36 değer kazanarak 2.340 seviyesinde günü tamamladı.
ABD borsaları güne olumlu beklentilerle yükselerek başladı ama tutunamayarak hafif artışlarla kapandı.. Satışlar başlamadan S&P 500 Endeksi % 0.5 değer kazanarak 2010 yılının yükseği seviyesine kadar çıkmıştı...
United Technologies, General Electric ve AT&T hisseleri, Dow Jones Endeksi'ndeki yükselişe önderlik ettiler..
Hükümetin elindeki hisseleri daha erken satabileceği beklentisi Citigroup hisselerinin % 7 yükselmesini sağladı. Fox Business'ın haberine göre bankanın % 27 hissesinin satışı için görüşmeler sürüyor ve 3 ay içinde tamamlanabilir.
Kamu kontrolündeki Fannie Mae ve Freddie Mac hisseleri de % 6-7 yükselerek kapandı..
Şirketin daha fazla varlık satışında bulunacağı yönündeki beklentiler, AIG hissesinin % 13 değer kazanmasını sağladı..
Nortrop Grumman'ın U.S. Air Force anlaşması için teklifini geri çekmesi, Boeing hisselerinin hızla yükselmesini sağladı.
ABD 10 yıl vadeli hazine tahvillerinin faizi % 3.70 seviyesinden işlem görüyor.
Piyasalar düzeltme hareketiyle birlikte bir durgunluğa girerken Asya'da endeksler genelde yatay bir seyir izliyor. Bombay'da yükseliş, Şanghay'da düşüş var..
Haber akışının yavaşlamasıyla endeksler dar bir aralıkta dalgalanıyor.. Petrolün biraz gerilemesi petrol şirketlerinin hisselerinin gerilemesine neden oldu. Kuru taşımacılık endeksi Baltic Dry'ın gerilemesi taşımacılık hisselerinde satış getirdi..
Petrol 81.53 dolar .. Altın 1126 dolar civarında işlem görüyor.
Para piyasalarında euro-dolar paritesi 1.3598 seviyesine gerilerken, dolar-TL uluslararası işlemlerde 1.5337'e yükseldi...
Hülya Kayıkçı’nın diğer yazıları için http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
SANKO’dan VOB Yorumu
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:30
Vob Nisan vadeli kontratları dün günün ilk yarısını satıcılı geçirirken günün desteği olan 64,500'de tutunmayı başardı ve öğleden sonraki gelen hızlı alımlarla birlikte toparlayarak günü 75 puanlık artışla tamamladı. 100 günlük HO'da tutunmayı başaran kontratlarda 8 iş günüdür üst üste yükseliş gösteren piyasada kısa vadeli göstergeler aşırı alım bölgesine gelmiş durumda. Bugünün direnci yine 65,700 ve ikincil olarak 66,850 bu haftanın direnci karşımıza çıkmakta. Geri çekilmelerde yine 100 HO seviyesi 64,200 ön plana çıkacaktır.
IMKB100 dün her ne kadar ilk seansta Avrupa’nın satıcılı olmasına ayak uydurarak günün desteğine kadar 52,250 gerilese de öğleden sonra gelen alım dalgası bir diğer tarafta günün direnç seviyesi olan 53,500'e kadar piyasanın yükselmesini sağladı. 1250 puan marjında hareket eden piyasada kısa vadeli göstergelerde yorulma gözlemlenirken zirveden bu yana alçalan 3. tepe oluşumu ihtimali halen devam etmekte. IMKB100'de bugünün en önemli desteği 52,500 olurken bu seviyenin aşağı geçilmesi 52,000'i hedef haline getirecektir. Dünün en yükseği 53,500 ise bugünün en önemli direnci olarak karşımıza çıkmakta.
Burak Gerçek, http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
FLASH: IMF Oyunu Bitti
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 09:30
IMF Dış İlişkiler Direktörü’nden gelen açıklamaya göre, IMF artık Türkiye ile stand-by müzakereleri yapmıyor. Mayıs ayında bir IMF heyeti 4. Madde konsultasyonları kapsamında Ankara’yı ziyaret edecek, ama stand-by konuşulmayacak. IMF bu açıklamayı yaparken, Türkiye’nin kriz başarı ile atlattığını, dolayısı ile paraya ihtiyacı olmadığını da duyurmak gereğini duydu.
Böylece nerdeyse bir yıldır piyasalar Ankara’yı zorladığında sahneye konulan “stand-by yolda” oyunu bitti. Bundan sonra Sn Erdoğan, Şimşek veya Babacan’dan gelecek açıklamalr da IMF teyid etmezse güvenilir olmayacak. Politik çıkarlari için gerektiğinde IMF’yi yerden yere vuran, gerektiğinde “stand-by bir hafta 10 güne kadar hallolacak” diyebilecek kadar prensiplerden yoksun bir hükümet tarafından yönetilmenin acısını bizimle paylaştığınızı umarız. Türkiye’nin hala kayda değer bir dış finansman gereksinimi ve mali piyasalara akan tüm yeni birikimleri emerek döndürülebilen bir kamu borcu yükümlülüğü var. Küresel risk iştahında azalmalara karşı son derece kırılganız. Dün Fitch’den gelen açıklamaların ve artan enflasyon beklentilerinin Hazine ihalelerini nasıl vurduğunu gördük. Bakalım, yatırımcılar en kötü senaryolarda artık IMF desteğine güvenilmeyeceğini öğrenince, nasıl davranacak.
IMF’den gelen açıklamanın İngilizce detaylarını sizlerle aşağıda paylaşıyoruz:
Talks between the International Monetary Fund and Turkey on a possible loan "are no longer taking place," the IMF said on Tuesday, saying economic conditions in the country had improved.
Turkey had held stop-start negotiations with the IMF ever since its last stand-by deal expired in May 2008, but as it weathered the global financial crisis and tapped credit markets without difficulty, Ankara began to suggest Turkey didn't need the money, although markets remained hopeful of a deal.
The IMF said a mission would travel to Turkey in the first half of May for annual consultations on the economy.
Asked by Reuters whether the talks would include discussions on a possible follow-up stand-by loan, an IMF spokeswoman said: "Attention has now turned to the Article IV consultation, and program discussions are no longer taking place."
The IMF added the global economic recovery had strengthened Turkey's economic outlook.
Crisis-veteran Turkey likely contracted 6.5 percent in 2009, although it is seen posting growth of 3.5 percent in 2010. It was recently rewarded with upgrades from all major credit ratings agencies on account of its resilience through the financial turmoil.
Earlier on Tuesday Turkey's Treasury said in a statement it had invited an IMF mission to Turkey for talks under Article IV -- to discuss Turkey's fiscal and monetary policies, its balance of payments, external debt developments and the impact of its policies on the growth and external accounts.
"Current developments and economic data indicate that a better performance in terms of budget deficit, public borrowing requirement, domestic rollover ratio, debt stock and other similar indicators will be realised in 2010 and onward," the Treasury said.
"Two successful stand-by arrangements were completed since 2002. Since then, the discussions with the fund were continued under a mutual goodwill and productive dialogue framework," it added.
Renewed hopes of a deal at the end of 2009 saw Turkish assets strengthen before markets pared gains on fresh doubts over the likelihood of an agreement.
Markets had hoped for cheap funding from the IMF for the fiscal policy anchor it would provide, and because it would help Ankara rein in a fiscal deficit that ballooned sharply in 2009.
A deal also was seen as a means of reducing the crowding out of the corporate sector in the loan market and a way of reducing Turkey's debt rollover ratio.
Last September the government announced a Medium-term economic program aimed at reducing the budget deficit and boosting fiscal discipline.
According to the Treasury, the IMF said the program had realistic, achievable and consistent targets, with fiscal measures which would put fiscal balances on a sound footing.
İMKB’de Yükseliş Bitti mi? Yoksa Yeni mi Başlıyor?
10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 00:45
İMKB’de endeks bazında yükseliş, bankalarda yükseliş sona ermeden sona ermez. Pazartesi günü yazımızda BDDK’nın bankacılık sektörü Ocak ayı verilerine ilişkin kesinleşmemiş verilerini incelemiştik ve bankacılık sektörüne ilginin devam edeceğini belirtmiştik. Bankacılık sektöründe karlılık 2009’a göre %29 arttı. Faiz indirimleri ile dolu bir 2009 sonrasında,bankacılık sektörünün Ocak ayında karlılıkta artışı dikkate değerdir.Garanti Bankası’nın ortağı olan GE’nin %20,8 hissesine talip banka sayısı 10’nu aştığı belirtiliyor. Bankacılık sektöründe karlılık artmaya ve yurtdışının gözdesi olmaya devam ediyor.Bu yüzden bankacılık sektörü üzerinde,İMKB güçlü kalmaya devam ediyor. Her yükseliş bitti söylemi sonrasında, bankalara gelen alımlarla yeni bir yükseliş başlıyor. Bankacılık sektörü tökezlemediği taktirde,yaşanan bu kadar risk unsuruna rağmen İMKB devrilmiyor. Son yaşanan iç gelişmeler ile uzun vadeli ortalamalara gerileme sonrasında gelen alımlar ile yine orta vadeli ortalamaların üzerine çıkıldığı görülüyor. İMKB yerinde kaldığı sürece ortalamalar yani güçlü destekler,İMKB’yi destekliyor. Başlıktaki sorunun cevabına gelindiğinde,İMKB yeniden bir yükseliş denemesi yapıyor. 52.200-52.700’den destek alıp 54.000’ne ulaşma çabasında. Bu deneme başarılı olup 54.000 kırılırsa İMKB’de yeni zirvede görülebilir. İMKB bu denemeyi Şubat’ın ortasında gerçekleştirmeye çalıştı, kendisini 48.000’de buldu. Bu denemesinde başarılı olup olmayacağını iç ve dış gelişmelerin şiddeti gösterecek.
Gökhan USKUAY
Thursday, 11 March 2010
Türkiye En Çok İşlem Gören Euro-tahviller Arasında
09 Mart 2010 Salı Saat: 15:20
Bir yanlışı daha böylece düzeltmiş olduk. Stoğun yarısından fazlasının Türk bankalarının yatırım portföylerinde, geri kalanının ise az işlem yapan uzun vadeli fonlarda toplandığını düşündüğümüz Euro-tahviller, uluslararası verilere göre en çok işlem gören 3 ülke arasında. 2009 yılında %7 artan GOP Euro-tahvillerinde hacim 4.45 trilyon doları buldu. Verileri derleyen EMTA adlı bağımsız kuruluş.
Uzmanlara göre, gelişmiş ekonomilerde yaşanan yavaş büyüme ve kaldıraç azaltma süreci GOP F/X tahvillerine yarıyor. Bu sene de hacmin hızla artması beklenirken, 2009 yılında başı çekenler Brezilya, Hong Kong ve Türkiye oldu. Bu üç ülke sırası ile toplama işlem hacminin %17, %13 ve %9’unu oluştururken, Türkiye’nin işlem hamci toplam 370 milyar dolardan 401 milyara çıktı.
Daha fazla işlem hacmi yaratmak için şart olan yatırım kalitesi notu ise hala Türkiye için çok uzakta. Ülkemizi yatırım kalitesine en yakın değerlendiren Fitch bile 2011 seçimleri öncesi not artırımı olmayacağını beyan etti.
DİBS’de Kıyım
09 Mart 2010 Salı Saat: 15:00
Hazine’nin bugün düzenlediği ihaleye gelen düşük teklif, dün yayınlanan Beklenti Anketi’nde 12-24 ötesi enflasyon tahminlerinin gözle görülür şekilde yükselmesi ve Fitch’den bir sonraki genel seçimden önce Türkiye’nin kredi notunun yükseltilmeyeceği uyarısı ile, ikinc el DİBS pazarında ikinci kıyım yaşandı. TCMB’nin enflasyonun 4Ç2010’a kadar durulmayacağı açıklamasının ardından %9’un üstüne çıkıp %9.10-20 bandına oturan gösterge kağıtta faiz bugün ortalaması %9.17 kapatırken (düne nazaran 10 puan artış), yarın valörlü işlemlerde ise %9.28 bileşikler işlem görüyor. Avrupa’da da zayıf şirket karlarının etkisi altında gerileyen borsalar, İMKB’yi vurdu. İMKB-100 halen %1.6 civarında değer kaybetmiş durumda.
Bugün açıklanan Şubat nakit bütçede faiz dışı harcamaların yavaşlaması ve gelirlerin artması ise DİBS yatırımcılarını olumlu etkilemedi. Gün geçtikçe DİBS piyasasının Türkiye’nin yumuşak karnı olduğuna dair inancımız artıyor. Yatırımcılara temkinli olmalarını tavsiye ederken, kısa vadeli mevduatın daha az riskli olduğunu da hatırlatıyoruz.
Maliye’nin Sinek’ten Yağ Çıkartma Huyu Bankaları İsyan Ettiriyor
09 Mart 2010 Salı Saat: 14:40
Maliye’nin bütçe açıklarını kapatmak için bankalarda hesabı bulunan mükelleflere haciz yoluna gitmesi, bankaları da isyan ettiriyor, işdünyasını da. MÜSİAD başta küçük ve orta ölçekli işletmelerin işletme sermayesi bulamayıp, vergilerin yeniden yapılandırılmasını istediği bir ortamda, Maliye bankalara 1 TL’lik vergi borcu için haciz ilannamesi gönderiyor.
www.milliyet.com.tr
Maliye Bakanlığı’nın, vergi tahsilatlarını artırmak için geliştirdiği, vergi alacaklarının mükelleflerinin banka hesaplarından tahsil edilmesine ilişkin uygulama, bankalarla vergi idarelerini karşı karşıya getirdi. Vergi idareleri, süresi geçmiş vergi alacaklarını tahsil etmek için bankalara alacak tutarlarına bakmadan yazı göndermeye başladı. Bankalara gönderilen vergi alacaklarının içinde 1 ve 2 liralık alacakların dahi bulunması, bankaların tepkisine neden oldu. Vergi gelirlerini artırmak için yoğun çaba harcayan Maliye Bakanlığı, tahsilatları hızlandırmak için ‘alacağı banka hesabından tahsil etme’ yöntemini genişletti.
BİLGİSAYARDAN TAHSİLAT
Buna göre, vergi alacakları, bankalardan iki şekilde tahsil ediliyor. Bunlardan ilkini, e-haciz sistemi oluşturuluyor. Gelir İdaresi Başkanlığı, geliştirilen bir bilgisayar programı sayesinde belirli miktarın üzerindeki alacakları, bilgisayar ortamında banka hesaplarından tahsil ediliyor. Banka hesabından ikinci tahsilat ise vergi idarelerinin bankalara gönderdiği yazılar sonucunda yapılıyor. Amme Alacakları Kanunu kapsamında tüm yaptırımlar uygulandığı halde tahsil edilemeyen vergi alacakları için bankalara yazı gönderilerek vergi miktarının mükellefin hesabından tahsil edilmesi talep ediliyor.
POSTA MASRAFI ÖDENMİYOR
Vergi idareleri, tahsilatlarını artırmak için tahsil edilemeyen tüm alacaklarla ilgili bankalara yazı gönderiyor. Ancak bankalara gönderilen yazılarda 1 ve 2 liralık vergi alacaklarının da olması tartışmalara neden oldu. Bankalar, konuyla ilgili olarak vergi idarelerine uyarıda bulunarak, küçük alacaklarla ilgili yazı gönderilmemesini istedi. Star Gazetesi’ne konuyu değerlendiren üst düzey kamu bankası yöneticisi “Bazı vergi alacakları, posta ücretini bile karşılamıyor. Vergi idaresinin yazısına karşıık biz de aynı şekilde vergi idaresine yazı gönderiyoruz. Böylece bizim de posta masrafımız oluyor. Örneğin 1 liralık alacak için iki tarafın yaptığı yazışmanın masrafı vergi alacağının da üzerine çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu. (Star)
İstanbulanalytics’den Son Makro Verilerin Analizi
09 Mart 2010 Salı Saat: 13:00
Beklentilerin oldukça üzerinde açıklanan Şubat ayı enflasyon rakamları 12 ve 24 ay sonrası yıllık enflasyon beklentilerinde bozulmaya neden oldu. Yılsonu enflasyon beklentisi %8,17’ye yükselirken, 12 ve 24 ay sonrası için enflasyon beklentileri sırasıyla 32 ve 31 baz puan artarak %7,23 ve %6,85’e yükseldi. TCMB’nin beklenti yönetimi yoluyla artan manşet enflasyonun ikinci tur etkiler yoluyla çekirdeğe sızmasını engelleme çabası halen başarısız. Eğer Mart enflasyon verileri açıklandıktan sonra da beklentilerde bozulma devam ederse, TCMB faiz artırımı baskısı altında kalabilir. Ama, büyümenin yavaş olduğu bu günlerde TCMB’Nni yeniden enflasyona odaklanarak büyümeye desteği kesmesini zor görüyoruz.


Nakit bazlı bütçe Şubat’ta 5,7 milyar TL, faiz dışı denge ise 1,7 milyar TL açık verdi. Gelir ve harcamalar tarafından bakıldığında, gelirlerin geçen yılın aynı ayına göre reel olarak %11 arttığı, faiz dışı harcamaların ise %4 gerilediği görülüyor. Hazine’den yapılan açıklamaya göre Şubat ayında ödenmesi gereken vergilerin 4,8 milyar TL’lik bölümünün Mart ayında Hazine hesaplarına girmesi açığın bu denli büyük olmasına neden olurken, bu tutar düşüldükten sonraki bütçe açığı ve faiz dışı fazla rakamlarını bütçe açısından olumlu buluyoruz

Ancak, diğer yayınlarımızda da vurguladığımız gibi, önümüzdeki aylarda bütçe disiplinin korunması hala çok zor. Artan gelirler bahar aylarından itibaren yeniden altyapı yatırımlarına harcanabilir. Beklentinin çok üstünde çıkan enflasyonun da endesklenen kamu harcamalarında kayda değer bir artış yaratması mümkün.
Atilla Yeşilada
İbrahim Aksoy
Ekspress Yatırım Şubat Nakit Bütçeyi Değerlendirdi
09 Mart 2010 Salı Saat: 11:22
Şubat ayında bütçe açığı bir önceki yılın aynı dönemine gore TL12 milyardan TL5.7 milyara geriledi. Fazi dışı dengede ise geçen yıl 3.5 milyar olan açık, bu sene 1.7 milyar TL’ye indi. Şubat-Şubat arasında gelirler nominal olarak %20.17 artarak yıl sonunda yapılan zamların ve artan milli gelir harcamalarının etkisinin altını çizdi. Ekspres Yatırım gelirlerde çift haneli artışların 3Ç2010’a kadar sürmesini bekliyor.
Aynı dönemde toplam harcamalar %27.3 gerileme kaydederek TL22 milyar oldu, ancak gerilemenin önemli bölümü %56 düşen faiz harcamalarından kaynaklandı. İyimser olmak gerekirse, faiz dışı harcamaların hızı da sadece %5.4 artış olarak belirlendi. Ancak, önümüzdeki aylarda bu kalemde artışların hızlanması mümkün. Ekspres Yatrım’ın yıl sonu bütçe açığı hedefi ise GSYIH’nin %4.5’u.
EMDAS: Sanayi Üretimi (Ocak): Beklenenden zayıf ancak üretim artışı çift haneli rakamlarda devam ediyor
09 Mart 2010 Salı Saat: 11:20
Sanayi üretimi üst üste ikinci ayda da çift haneli oranda (%12.1) artış gösterirken, hem Aralık ayındaki %25.2’lik artışın yarısı düzeyinde kaldı hem de beklentilerin altında gerçekleşti (konsensüs: %15.9, EMDAŞ: %16.0). Ocak verisinin beklentilerin altında kalmasına yol açan faktörler ise a) dayanıklı olmayan mal grubundaki üretim artışının sadece %3.8 seviyesinde gerçekleşmesi ve b) enerji üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre %0.2 oranında gerilemesi. Öte yandan, sermaye malları, dayanıklı mal ve hammadde üretimi sırasıyla %29.7, %31.9 and %16.7 oranında artarak imalat sanayiinde kuvvetli aktiviteye işaret etti. Ayrıca, takvim ve mevsimsel etkilerden arındırılmış sanayi üretiminin geçtiğimiz yılın aynı ayına göre %14.3 oranında artış gösterdiği görüldü. Düşük baz yıl etkisiyle imalat sanayi üretimi ikinci yarının başına kadar çift haneli rakamlarda artmaya devam edebilir. Ancak yılın ikinci yarısında aktivitenin kademe kaybedebileceği hatta ilerleyen aylarda potansiyelinin altında gerileyebileceği yönündeki görüşümüzü koruyoruz.
Diğer araştırma raporları için www.emdas.com.tr’yi ziyaret edin
Global’den Haftalık Yatırım Stratejisi
09 Mart 2010 Salı Saat: 11:20
Önümüzdeki süreç gerek akademik gerekse iş dünyası açısından yakından takip edilmesi gereken bir dönem olarak karşımızda durmaktadır. Krizi hissedip etkilerinin derinleştiği dönemde global piyasalarda tüketim talebinin keskin bir şekilde kesilmesi, enerji fiyatlarında gerilemenin görülmesiyle enflasyon düşüş eğiliminde olmuş ve merkez bankaları ekonomiye ucuz likidite sunarak talebi artırma amacıyla gösterge faizleri tarihin en düşük seviyelerine çekmiştir. Toparlanma sürecinde piyasanın kendi çarklarıyla hareket ettiği kanısının oluşmasıyla, istikrarlı büyüme sürecine geçildiğine inanılmasıyla, gerek maliyet gerekse talep enflasyonlarının baskı oluşturacağı beklentisiyle piyasaya verilen likiditenin maliyetinin yükseltileceği öngörülmektedir. Piyasalara verilen desteklerin çekilmeye başlanması ekonomi politika araçlarının da yeniden ayarlanmasını gerekli kılmaktadır. Global anlamda yaşanan krize benzer ekonomi tedbirleri uygulanarak cevap verilirken krizden çıkış dönemi ülkeler için gerek zamanlama gerekse ekonomi politikası araçlarını ayarlama açısından farklılaşacaktır. Özellikle gelişmiş ülkeler içerisinde, gelişmekte olan ülkeler içerisinde farklılıklar önümüzdeki dönemde yatırım yapılabilirlik beklentilerini etkileyerek kısa ve uzun vadede güvenilir, yüksek getiri beklentisi içerisindeki portföy ve yatırım fonlarının da desteklemesiyle büyüme süreçleri ayrışma gösterecektir. İlk anlamda ayrışma krize erken ve kararlı müdahale doğrultusunda kendini gösterirken diğer ayrışma ülkelerin krize yakalandıkları dönemdeki bütçe yapılarının ne kadar sağlam olduğuyla ilintili olmuştur. ABD krizin kaynağı olan ülke olmasına karşın dünyanın en büyük ekonomisi olması nedeniyle global krizden çıkışın kalıcı ve sağlıklı olması için krizden de ilk çıkan ülke olmak zorunda olması krizi atlatması adına global anlamda desteklenmesini sağlarken hükümetin ve ekonomi yönetiminin alınan önlemlerde kararlı ve hızlı oluşu sayesinde resesyonu diğe gelişmiş ülkelere kıyasla erken atlatmıştır. Gelişmekte olan ülkeler de var olan yüksek büyüme potansiyellerini bütçe dengelerindeki sağlıklı yapıyla destekleyerek global krizin atlatılmasına katkı vermişlerdir. Türkiye de gelişmekte olan ülkeler arasında krize güçlü bir bütçe yapısıyla girmiş olması ve merkez bankasının faizleri hızlı bir düşüş trendine oturtması yaşanan kredi notu artırımlarının nedenlerini göz önüne aldığımızda farklılaşmasını sağlamıştır.
Yaşanan farklılaşmaların önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir bir büyüme trendine dönüşebilmesinin kilit noktası ekonomi politikası araçlarının ne denli etkili ve değişen global ekonomi ortamına ne denli uyumlu bir şekilde yapılandırıldığıyla ilgili olacaktır. Krizde alınan ekonomiyi genişletici önlemlerin toparlanma sürecinde enflasyonda beklentileri aşan yukarı yönlü baskının artması durumunda ekonominin istikrarlı hale gelip gelmediği kanısına tam varılamadan sıkılaştırıcı politikalara geçme ihtiyacı hissedilebilir ve bunun sonucunda büyümenin önüne bir engel daha eklenmiş olabilir. Bu anlamda enflasyonun gidişatı ekonomi politikası araçlarındaki uygulama stratejilerinde değişikliğe yönelik ipucu verecektir. Akademik açıdan merkez bankalarının faiz politikasına yönelik uzun dönemli stratejilerini çekirdek enflasyona göre şekillendirdiği açıklamalardan anlaşılmaktadır. Gerek FED, gerek ECB, gerekse TCMB enflasyonun artış eğilimi göstereceği beklentisini önceden oluştururken çekirdek enflasyondaki gidişatın baskı unsuru oluşturmadığına yönelik açıklamalar yaparak faizlerdeki değişikliğin erken bir zamanda yapılmayacağına dair beklenti oluşturmuşlardır. Türkiye için durumu ele aldığımızda artan vergi oranları, hava koşullarından kaynaklanan gıda fiyatlarındaki artış baskısı etkili olmuştur. Ancak vergi oranlarında artış yaşanır, gıda fiyatları üzerindeki artış baskısı devam ederse enflasyona yönelik en önemli etken olan beklenti unsuru devreye girecektir. Piyasanın enflasyon beklentisinde artış yönlü bir değişimin merkez bankası tarafından ikna edilemeyecek şekilde değişiklik göstermesi durumunda enflasyon baskısı oluşacaktır. Merkez bankasının beklentisi gıda fiyatlarındaki yükseliş baskısının hafiflemesi ve beklentileriyle paralel hareket etmesi yönündedir. Diğer gelişmekte olan ülkeler içerisinde en büyük olan Çin’de hem merkez bankası başkanı hem de ticaret bakanı özetle ekonominin ısınmasıyla, piyasada dolaşımdaki kredilerin artmasıyla kriz esnasındaki koşullar ile kriz sonrası koşulların farklılaşacağı bunun enflasyonist bir baskı oluşturacağından dolayı Çin’in kur politikasında değişikliğe gitmeyi düşündüğünü açıklamışlardır.
Global anlamda toparlanma eğilimi devam ederken durgunluk oluşturabilecek risklerin halen olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Beklentilerin iyi yönetilmesi politika araçlarında yapılacak dönüşümü yakından ilgilendirmektedir. Çünkü dönüşüm büyüme sürecinde sancılı bir geçiş süreci oluşturabilir. AB tarafında Yunanistan’ın içinde bulunduğu problemin çözümüne yönelik süreç ülke liderlerinin ve Avrupa merkez bankasının farklı açıklamalarıyla ilerlerken krizin önümüzdeki süreçte yaşatacağı değişimlerden birisi olarak Avrupa Para Fon’u kurulma çalışmalarını görmekteyiz. Kapitalist sistemde hiçbir yeni gün bir öncekine benzemeyerek dinamik bir süreci oluştururken kriz sonrası dünyadaki sistemin değişmesini yakından izleyeceğiz.
Geçen hafta dünya piyasalarına bakıldığında haftalık bazda piyasaların değer kazandığı görülmektedir. Avrupa Borsalarının Yunanistan’a yardım paketine ilişkin beklentiler ve hafta içinde Yunanistan’ın başarıyla gerçekleştirdiği 10 yıllık tahvil ihalesine bağlı olarak diğer borsalara göre daha çok değer kazandığı görüldü. ABD’de tarafıda genel olark beklentilerin üzerinde gelen verilere ve doların değer kaybetmesine bağlı olarak değer kazandığı görülmektedir. ABD’de geçen haftanın en önemli verilerinden olan Tarımdışı İstihdam verisinin beklentilerden daha az azalması ve İşsizlik Oranı’nın beklentilerin aksine önceki aya göre değişim göstermemesi piyasalardaki alımlara destek oldu. Bekleyen Ev Satışları’nın beklentilerin altında kalması emlak sektöründeki olumsuzluğu devam ettiğini gösterirken, Tüketici Kredilerin son 1 yılda ilk kez artış göstermesi de ABD’de tarafında olumlu bir gelişme olarak algılandı. Diğer borsalara bakıldığında genel olarak yükseliş havasının her yere hakim olduğu görülürken, Çin dünya piyasalarından aşağı yönlü ayrışırken, haftalık bazda %-0,7’lik değer kaybı yaşadı. Derin değer kayıpları ve değer kazanölarının gerçekleştiği son iki haftayı geride bırakırken, dikkatler yine büyüme verilerini ve enflasyon hakkında fikir elde etmemizi sağlayacak ekonomik veriler, TR’nin siyaset gündemi ve AB bölgesi içindeki potansiyel zayıf görünümlü ülkelere yönelik gelişmelerde olacaktır.
Arzu Odabaşı, raporun tamamı için www.global.com.tr’yi tıklayın
Garanti Yatırım’dan Haftalık Görüş
09 Mart 2010 Salı Saat: 10:50
Döviz Piyasası:
€/$ paritesi Yunanistan’a yönelik haber akışı ile dalgalanmaya devam ediyor. AB içinde IMF benzeri bir fon kurulmasına yönelik planlar yapıldığı yönündeki haberler mali durumu kötü durumda olan ülkelere yönelik şu ana kadar atılmış en somut adım. Bu planların hayata geçirilmesi durumunda EUR üzerindeki baskı hafifleyecek ve paritede yukarı yönde bir hareket başlayacaktır. €/$ paritesi için ana trend hala düşüş yönünde olmakla birlikte kısa vadeli bir düzeltme hareketi görülme olasılığının arttığını düşünüyoruz. Teknik olarak da 1,3700 seviyesinin aşılması ile birlikte 1,3900’a doğru bir yükseliş görülebilir. Bu nedenle 1,3700 seviyesinin aşılması durumunda al-sat amaçlı EUR alım öneriyoruz.
Yurtiçi döviz piyasasında ise genel olarak piyasanın dengelendiği görülüyor. Paritedeki yükseliş eğiliminin korunması durumunda ise kurun artan satış baskısıyla yeniden 1,5000 altına dönmesi mümkün görünüyor. Bu nedenle paritenin yukarıda bahsedilen seviyeleri aşması durumunda USD satış öneriyoruz.
Tahvil & Bono:
TCMB Başkanı Yılmaz’ın açıklamaları ve TCMB Şubat ayı fiyat gelişmeleri raporunda enflasyonun ancak yılın son çeyreğinde düşeceğinin belirtilmesi sonrasında faizde geçen hafta sert bir yükseliş görüldü. Bu açıklamalar sonrasında enflasyon beklentilerinde de belirgin bozulma olduğunu görüyoruz. Ancak piyasada yerli bankaların her şeye rağmen tahvillerini satmıyor olmaları faizde anlamlı bir yükselişin yaz aylarından önce görülmeyeceğini gösteriyor.
Bu hafta Hazine, referans bono ihalesinin yanısıra 06.08.14 vadeli sabit kuponlu tahvilin yeniden ihracına yönelik bir ihale düzenleyecek. Bir süredir olduğu gibi mevcut faiz seviyelerinin fazla iyimser kaldığını düşünüyor ve gösterge (16.11.2011) ile daha uzun vadeli tahvillerde satış önermeye devam ediyoruz. 02.02.11-03.08.11 arasındaki iskontolu tahvillerde ise alım önermeyi sürdürüyoruz.
Eurobond:
Global piyasalarda azalan kaygıların gelişmekte olan ülke varlıklarına talebi artırması ile CDS fiyatlarında belirgin düşüşler görüyoruz. Bunun sonucunda 2030 vadeli tahvil bu haftaya yeniden $160 seviyesi üzerinde başladı. Bu hafta genelinde de iyimserliğin korunacağını ve uzun vadeli tahvillerde hafif değer kazançları görüleceğini tahmin ediyoruz.
USD cinsi eurobondlarda kısa vadelerde 2015, orta vadelerde 2018-Kasım 2019, uzun vadelerde ise 2034 ve 2040’ı öneriyoruz. EUR cinsi eurobondlarda ise 2017 vadeli tahvili önermeyi sürdürüyoruz.
Hisse Senedi Piyasası:
Geçtiğimiz haftaya alımlarla başlayan endeks, hafta boyunca 51.000-52.000 bandında dalgalı bir seyir izledikten sonra Cuma günü güçlenen alımlarla haftayı önceki haftaya göre 2.920 puanlık artışla 52.625’den tamamladı.
Endekste 52.000 güçlü destek haline gelirken, 51.500 ve 50.600 diğer destekler, 53.300-53.850 ve 54.500 ise direnç seviyeleridir. Yatırımcılara direnç seviyelerine yükselişlerde kar satışına yönelmelerini, 51.500 stop loss seviyesi olmak üzere al-sat amaçlı fırsatları değerlendirmelerini öneriyoruz.
Altın :
Global piyasalarda azalan kaygılar altına olan talepte de hafif bir düşüşe neden oldu. Mücevher sektöründen uzun süredir ilk kez satış geldiği gözlenirken, Asya’da da satış eğiliminin hakim olduğu raporlanıyor. Altına dayalı fonlar ise bu satışı karşılıyorlar. USD likiditesini çekme yönünde adımlar hızlandıkça altına olan spekülatif talebin de azalacağı beklentimizi koruyoruz. Bu nedenle yükselişlerde altın satışı önerimizi koruyoruz. Altın için destekler $1.125-1.120, dirençler ise $1.140-1.146 seviyeleri.
http://groups.google.com/group/PARATREND izniyle
Halkbank: 2011’den önce faiz artırımı olmaz
09 Mart 2010 Salı Saat: 08:30
Türkiye’de enflasyon ve büyüme arasında bir tercih yapılması gerektiğinde, halk ve hükümet hep büyümeyi tercih eder. Kamu bankalarından Halkbank da büyümenin garanti altına alınması gerektiğini, bu yüzden de 2011’e kadar faiz artırılımayacağını öne sürüyor. Piyasa beklentilerinden çok farklı bu görüşü aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Ancak, faiz artırımlarının 2011’e sarkması da seçime giderken ekonomide frene basılması anlamına geliyor. AKP bu seçim döneminde parasal sıkılaştırmayı izin verir mi? Vermezse, TCMB kredibilitesi korumak için AKP’y isyan bayrağı açabilir mi?
www.referansgazetesi.com
Halkbank Para ve Sermaye Piyasaları Daire Başkanı Murat Uysal, piyasanın Merkez Bankası'nın erken bir faiz artışı gelebilir kaygısına kapılmasının henüz gereksiz olduğunu söyledi. Bu durumun büyüme dinamiklerini de etkileyeceğini ifade eden Uysal, "Şubat ayında beklentilerin üzerinde artan enflasyon ve Merkez'in enflasyonun yılın son çeyreğinde düşüş trendine gireceğini açıklamasına karşın piyasanın erken bir faiz artışı gelebilir kaygısına kapılması henüz gereksiz" diye konuştu. Piyasa beklentilerinin aksine ilk faiz artışının 2010 yılı içinde değil 2011 yılında gerçekleşmesini beklediğini ifade eden Uysal, "Türkiye'nin şu an kendi dinamikleri ile yakaladığı nispeten rekabetçi kur ve düşük reel faiz ortamı ciddi bir kazanç. Bu ortamı uzun süre sürdürmek önemli. Bu açıdan erken bir faiz artışı kaygısına kapılmamak gerekir. Merkez'in fiyat istikrarı hedefine ters düşecek somut gelişmeler olmadıkça faiz artışlarının dillendirilmemesi ve böylelikle büyüme için elverişli ortamın korunması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Öngörülerde bozulma yok
Şubat ayı enflasyon verisinin ardından piyasada faiz artışları için yılın son çeyreği şeklindeki beklentilerin korunduğunu vurgulayan Uysal, "TÜFE'nin ocak ve şubatta yükseleceği biliniyordu. Buna ek olarak kötü hava koşullarının işlenmemiş gıda fiyatlarına getirdiği yükseliş de eklenince TÜFE'de yükseliş bir miktar daha arttı, ancak çekirdek göstergelerdeki değişimler ise bu yükselişe kesinlikle paralel değil. Yani tüm bunlar çok da büyük bir sürpriz değil ve bence orta vadeli enflasyon öngörülerini bozacak bir durum yok" diye konuştu. Halkbank Para ve Sermaye Piyasaları Daire Başkanı Murat Uysal, piyasanın Merkez Bankası'nın erken bir faiz artışı gelebilir kaygısına kapılmasının hen...

|
|
 |
|
|
 |
Bilgi Güçtür
DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39 MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL
TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
|
|  |
|
BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com
|
|
18 Mart 2010 - AKŞAM
|
|
|

|
Asaf, IMF ve bütçe
|
|
| |
|
Deniz GÖKÇE
|
|
|
|
30 Aralık 2009- REFERANS
|
|
|
|
Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor
|
|
| |
|
Kerem ALKİN
|
|
|
17 Mart 2010 - HABERTURK
|
|
|

|
İşgücü verileri kötü değil
|
|
| |
|
Ercan KUMCU
|
|
|
|
18 Mart 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Bütçe dengesi ve nakit dengesi
|
|
| |
|
Mahfi EĞİLMEZ
|
|
|
|
18 Mart 2010 - VATAN
|
|
|

|
Şubat bütçesi
|
|
| |
|
Asaf Savaş AKAT
|
|
|
|
13 Mart 2010- RADİKAL
|
|
|

|
IMF masalının sonu
|
|
| |
|
Taner BERKSOY
|
|
|
15 Mart 2010- VATAN
|
|
|

|
Günah keçisi bulundu: Lehman Brothers ve CEO’su Richard Fuld
|
|
| |
|
Ali AĞAOĞLU
|
|
|
17 Mart 2010- HÜRRİYET
|
|
|

|
Yüksek faiz bitti şimdi sıra düşük kurda
|
|
| |
|
Ege CANSEN
|
|
|
|
18 Mart 2010- RADİKAL
|
|
|
|
İşsizlik oranında yeni bir plato?
|
|
| |
|
Fatih ÖZATAY
|
|
|
17 Mart 2010 HABERTURK
|
|
|

|
Bir numaralı sorun: İşsizlik
|
|
| |
|
Gazi ERÇEL
|
|
|
|
01 Mart 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Emtia fiyatları dolardan bağımsız
|
|
| |
|
Ateşhan AYBARS
|
|
|
|
17 Mart 2010- MİLLİYET
|
|
|

|
İzlanda Yunanistan’a yahut Türkiye’ye model olur mu?
|
|
| |
|
Hurşit GÜNEŞ
|
|
|
|
17 Mart 2010 REFERANS
|
|
|

|
Avrupa Para Fonu
|
|
| |
|
Hasan ERSEL
|
|
|
|
13 Mart 2010 - REFERANS
|
|
|

|
Türkiye'nin ne zaman Nasdaq'a kote teknoloji şirketleri olur
|
|
| |
|
Güven SAK
|
|
|
17 Mart 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
IMF'den kurtulduk!
|
|
| |
|
Uğur GÜRSES
|
|
|
|
18 Mart 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Türkiye´nin yeni çıpaları mali kural ve bütçe
|
|
| |
|
Özgür ALTUĞ
|
|
|
|
23 Şubat 2010 MİLLİYET
|
|
|
|
‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda
|
|
| |
|
Osman ULUAGAY
|
|
|


|