AKP, DTP’lileri vermez!
DTP'ye emir İmralı'dan
Kandil'den Ankara'ya tehdit mesajı..
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Gerçekten de durum bu kadar basit. AKP, DTP'lileri vermez. Çünkü daha O’nlara ihtiyacı var! Malum DTP'liler mahkeme tarafından davet ediliyor. İfade vermeleri için davet yazısı Meclis Başkanlığına gönderiliyor. Tebliği Meclis yapacak. Aslında Genel Sekreterlik yazıyı havale ediyor, dağıtıma da giriyor. Ama DTP'lilerin sekreterleri yazıyı vekillere teslim etmeden bunun kaosa yol açacağı, Meclis Başkanlığının DTP'lilerin Meclis'ten polis zoruyla çıkarılmasına onay vereceği anlamı taşıyacağı fark edilerek teslim edilmesi önleniyor.
Peki neden?
Çünkü, tarihi fırsat kaçırılmış olabilir!
"Ortam hiç bu kadar çözüme uygun olmamıştı" söylemleri bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından seslendirilirken, hatta muhalefet bile çözüm önerirken her ne kadar Erdoğan DTP’lileri Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinden sonra dışladıysa da bugünlerde DTP’lilere randevu vermeye hazırlandığı bir ortamda DTP'lileri Meclis'ten karga tulumba götürmeye seyirci kalmak..
Bu AKP'nin hiç işine gelmez. Yani Meclis Başkanlığının bu şekilde yerim dar demesi aslında AKP'nin daha da özele inersek doğrudan Başbakan Erdoğan'ın istediği üzerine gerçekleşmiştir.
Ankara'da hükümet farkındaki hava, DTP'liler olmadan bu çözüm zor görüşüdür. Bu durumda yakında onların da kabul edeceği bir çözümler silsilesi ortalığa saçılacak gibi görünüyor.
Terör örgütü ile olan bağı, İmralı’dan yönetildiği, terörü desteklediği gibi iddialar yüzünden Türkiye'nin bölünmesini istedikleri gerekçesiyle kapatılma davası Anayasa Mahkemesinde karar aşamasında olan DTP neden bu güne kadar kapatılmadı?
Onu da AKP istemiyor. Ankara'da konuşulan şu ki, siyasi iktidar Anayasa Mahkemesinin gündemine de hakim. Çünkü, biliniyor ki, dava gündeme gelse DTP kapatılacak. Bu aşamada kapatılması ne anlama geliyor?
Terör örgütünün Meclis'te bir şekilde kabul gören uzantıları her türlü korumadan uzak kalacak ve hemen hepsi daha birkaç ay önce seçilen belediye başkanları da dahil ya yasaklı olacak yada tutuklanacak.
İşte, AKP bunu istemiyor.
Şu anki AKP'nin düşündüğü fırsata göre bunlar teferruat. DTP'lilerin ifade vermeleri süreci uzatılacak, ötelenecek. Nitekim dün Meclis Başkanlığı AKP MYK toplantısında konunun tartışılmasından çıkan sonuca göre bulunan üçüncü yolu uyguladı ve mahkemeye "DTP'li vekiller Ankara'ya hiç uğramıyorlar. O nedenle talimatınız kendilerine ulaşmadı. Ama sekterlerine verildi" resmi yazısı iletildi.
Açıkça mahkeme aldatılıyor, atlatılıyor!
Meclis Başkanlığı mahkemeyi bu yazısıyla kandırmıştır. Hukuka dolanılmıştır. Meclis'te benim gördüğüm DTP'lileri başkanlık ve orada emirlerinde çalışan yüzlerce personel, güvenlik görevlileri göremeyecek!
"Ben düşünce açıklıyorum, terörü desteklemiyorum" diyen DTP'lilerin gerçekten böylemi yaptıkları yoksa takiyye mi yaptıklarına kim karar verecek? Mahkemeler. O zaman, gideceksin ve düşüncenin terörle bağlantılı olmadığını açıklayacaksın.
- Ben gitmem.
- Neden?
- Dokunulmazlığım var ya, ondan. Dokunamazsınız! Hele bir dokunun tarihi fırsatı kovarım. Hem AB hem de ABD büyük abilerime söylerim.
Ama gerçek tabii ki hiç de böyle değil. Bakın neler olmuş bu süreçte
DTP'ye emir İmralı'dan!
DTP'liler sahiden neden gitmedi? Sadece "Madem kimse gitmiyor biz niye gideceğiz" görüşümü? Asla.. Çünkü kendilerine verilmiş, iletilmiş bir emir var!
İmralı'daki cani avukatları aracılığı ile Ankara'daki vekillerine şu mesajı iletmiş; "Mahkemeye gitmek teslimiyettir. Teslimiyeti kabul etmek ise alçaklıktır. Mahkeme tuzak. Giderseniz içeri alınırsınız. Dokunulmazlıklarınızı kullanarak her türlü tedbiri alın!"
Yani, İmralıdaki terörist başı "TC Devletinin mahkemelerini tanırsanız bütün yelkenleri indirmiş olursunuz. Kuyruğunuzu dik tutun" talimatıyla aslında devlete başkaldırıyı, bölücülüğü tırmandırmaya devem etmiş oluyor.
Peki bu arada tarihi fırsat ne?
AKP kulislerinde konuşulanla kamuoyuna açıklanan farklı. Yöneticilerimiz devlet üst kademesinde tam bir uyum bulunduğunu belirtip bunu fırsat olarak gösteriyorlar.
Ama durum gerçekten böyle mi?
Burada böylesi fırsat kadar bir dayatmadan da bahsediliyor. Yoksa fırsat bir dayatma mı? Dayatma kimden gelebilir? ABD'den, AB'den. Özellikle de Washington yönetimi "Ben gidiyorum iyi geçinin ha.. Şu terör örgütü ile anlaşıverin" diyor. Irak'ta en azılı direnişçileri Sadr ile bile anlaşan ABD, Ankara-Erbil-Bağdat ve Kandil'i belki işin içine İmralı’dakini de dahil ederek çözüm istiyor.
Bunu ne zamandır diyor?
Taa 2005'den bu yana. Terörle Mücadele Koordinatörlüğü kurulmuştu malum. O zaman askerler Kandille temas kursun anlamına gelen Barzani'yi işaret etmişti. Asker, emeklisi de olsa buna yanaşmadı. Sonunda AKP hükümeti devrimci bir inisiyatif koydu ve müzakereler başladı.
Bu arada örendik ki, Cumhurbaşkanı Gül, Tamil ayrılıkçılarının liderlerini öldürüp terörü bitiren Sri Lanka liderini arayıp nasıl yaptınız bu işi diye sormuş. Çok basit anlatmış aslında. Önce dış desteği kesilmiş. Sonrada temizleme harekatı.
Buradaki ders ve konu, dış yardım. Hiç bir terör örgütü dışarıdan destek almadan, bu hem silah hem siyasi hem de fikren olabilir terör hareketi yapamaz. TSK uzun zamandır ne diyor; "Sadece askeri çözümle sonuç almak olanaklı değildir. Hükümet de elini taşın altına sokmalıdır."
Peki tarihi fırsatta somut ne gelişmeler olacak?
Dağdakiler de dağdakiler.
Son günlerde hükümet kanadından yapılan açıklamalarda sürekli bu vurgulanıyor.
Yani ovadaki ve şehirdeki değil de dağdaki.
Dağ neresi?
Kandil..
Kandil nerede?
Kuzey Irak'ta.
Peki DTP'liler çözüm için adres olarak nereyi ve kimi gösteriyorlar. İmralı’daki caniyi.
İyi de orası deniz ortasında bir ada değil mi?
Tamam ada, ama önemli değil, orada da yükseltiler var. Onunla da görüşülsün.
Kandile dolaylı aracılar Ankara-Kandil-Ankara trafiği yaparak gidiyorlar. Yani temas artık aleni olarak başladı. İmralı’dakiyle de görüşülüyor olabilir mi?
Şu anda bilgimiz yok. Ama yakında yine sivilden bir zata görüşme izni verilirse şaşmamak lazım. Malum birkaç ay sonra İmralı’ya mahkumlar gönderilecek.
Caninin arkadaşları kimler olacak, görüşmeler nasıl olacak?
Bu da son derece önemli. Ama kastım bu değil. Tıpkı Kandile sefer düzenleyenler gibi şu anda Ankara'dan talimat bekleyenler olduğunu biliyoruz.
Böylesi bir görüşmenin olabilirliği konuşuluyor.
Diğer bir detay da bağışlama. TC Devleti büyüktür bağışlar! Yakında bu söylemin yeşereceği konuşuluyor. Yani dağdaki teröriste af değil de değişik bir söylemle yaklaşılacakmış. Affediyoruz demeyeceğiz.
Peki ya ne diyeceğiz?
"Devlet Babadır" bağışlar.
Affetmek yok bağışlamak var.
Peki ya işin sosyal boyutu!
Silah bıraktık dediklerinde yüzlercesi aramızda olacak. Koruculuk sisteminde 70 bin kişi var. Ayda 700 lira maaş alıyorlar. Onlar ne olacak?
Ne iş nede aş var. Şimdi Ankara'da devlet kademelerinde harıl harıl bölgeye özel yatırım projeleri hazırlanıyor. Devlet destekli - teşvikli istihdam ve üretime dayalı yatırım.
Kandil'den Ankara'ya gelen mesaj
Bu arada bir süre önce, İstanbul-Ankara-Erbil-Kandil, Kandil-Ankara-İstanbul trafiği yapılmıştı malum. Bu konuda henüz sırlar açığa çıkmadı. Ankara'nın terör örgütüyle mesajlaştığı ortada. İyi de ne dendi?
Ankara, "Silah bırakın gerisi kolay, sizi aramıza alırız" diyor.
PKK ise "Yok yaa. Biz olmasak bugün tartıştığınız köy isimleri, Kürtçe yayın, eğitim, dilekçe vs hakların hiçbrisini tanımazdınız, tartışamazdınız. Bunlar yetmez" diyor. Ankara'da kulislere yansıyan detaylarda çarpıcı unsurlar var;
Karayılan TC Devletinden açıkça yerel parlamentosu olan bir bölgenin yönetimini istiyor. Üst yapı Türkiye ama alt yapı özerk bölge.. Yani, "Bakın bağımszılıktan vazgeçtik" demişler.
Ankara'ya süre!
Kandil'den gelen meajda bir de süre var. 6 bin teröriste Karayılan 1 Haziran'a kadar eylemsizlik emri vermiş. Yani, 1 kalan hafta içinde önemli gelişmeler olmaz, adım atılmazsa terör saldırıları başlayabilir diye açıkça tehdit de edilmiş durumda TC Devleti.