ASKERE KONUŞMA YASAĞI YASAYLA
ALBAYLAR GENERAL OLAMAZ
YAŞ MAĞDURLARINA GERİ DÖNÜŞ
MGK'DA ASİMETRİK PSİKOLOJİK HAREKAT DERSİ
02 Temmuz 2009 Perşembe
Askere göre "kağıt parçası" hükümete göre aslı henüz bulunamamış "belge"yi yazdığı iddia edilen albayın tutuklanıp serbest bırakılması bir yana tutuklama talebinde bulunmak bile bu işte bir iş var diye düşünmemize neden oluyor.
Hem, söz konusu albayı ve diğer TSK mensuplarını MGK toplantısı olduğu gün davet edeceksin. Ve o toplantıda iktidara kağıt parçasının TSK'yı nasıl bir yıpratma amacı taşıdığı anlatılırken tutuklama isteyeceksin. Dilimiz elbette yargının siyasallaştığını söyleyecek kadar uzamadı.
Ancak size bu işlerin altındaki amaçları anlatacağım.
Ankara'da konuşulan senaryoları paylaşacağım.
MGK'nın 3 ay önceden 30 haziranda toplanacağı belli. Peki ya Çiçek Albay ve diğerlerinin ne zamandır sorgulanmalarını bekliyoruz?
- 2 haftadır.
Hani 29 haziranda çağrılmışlardı. Birileri "durun" mu dedi.
- MGK'dan bir gün önce kağıt parçasını belge kabul edip tutuklamak olmaz. Yarın yapalım, daha anlamlı olur.
Böyle bir bakış açısıyla yaklaşma olmadığına inanmak istiyoruz elbette.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmanın gizliliğine felan sığınarak sessiz kalmayı bırakması ve kamuoyunu derhal aydınlatması en doğru yol olacaktır.
Yoksa bugün için konuşulan fotokopinin belge sayılamayacağını itirazı inceleyen mahkemenin karara bağlamasıdır. Yani, başa sararsak savcılık makamı ve nöbetçi hakim tıpatıp hükümet gibi kağıt parçasını belge kabul etmiştir. Ama aynı deliller üzerinden inceleme yapan mahkeme heyeti hakimleri hayır belge olamaz demişlerdir. 24 saat geçmeden aynı konuda verilen iki ayrı karar. Gel de siyasilerin işin içinde olduğunu düşünme. Gel de tutuklamanın olduğu gece yapılan MGK sonrası toplantıda bu konunun ele alındığına inanma.
MGK demişken askere sivil yargı yolunu açan yada tersten okursak askeri yargının pasifize edilmesini içeren değişikliği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül iade debilir mi?
Bir şekilde yasa geri dönecek.
Hükümet yeni bir düzenleme yapacak. Çünkü yapmak zorunda kaldı. Ama istediğini de aldı bana göre. Bunu detaylandıracağım ama önce yapılan düzenlemenin Anayasaya aykırı durumu içerdiğini vurgulayalım. Muhalefet de zaten mahkemeye götürmek için bekliyor. Eğer Köşkten onay çıkar ve Anayasa Mahkemesi de iptal ederse bir daha bu şekilde düzenleme yapılamayacağı için bu yasa bir şekilde geri dönecek.
Asıl soru şudur;
AKP bunu öngörmedi mi?
Mümkün olabilir mi böyle bir şey?
Asla!
Burada "ne kadar ilerlenebilirse o kadar iyidir" mantığı çalışıyor.
Bakın aslında bu (gerçeği ortaya çıkmadığı sürece ben de Genelkurmay Başkanının görüşlerine katılıyorum ve kağıt parçası diyorum) kağıt parçasını hazırlayanların öngördüğü bir durumdu. Bir şekilde danışıklık var gibi yansıyor Ankara kulislerine.
Başında beri bu işin içinde bir gizli gündem olduğunu savundum. Ve hasıl oldu.
Bu süreçte ne tartışılmaya başlandı?
- Askeri yargı.
Emir komuta içinde hareket eden, olayları ört pas eden bir kurum olarak tartışmaya açıldı. "Ne gerek var" dendi.
İşte bu arada AKP aslında istediğini tam almış durumda.
Askerlere sivil yargı yalunu açmanın amacı "AB'ye uyum için" dense de temel amacı bambaşka!
Nasıl yani?
Şöyle; Malum ordudan ihraçlar var. Bu kişilere yargı yolu kapalı. Şimdi ise birinci adım atıldı, askere sivil mahkemede yargılama derken gizli gündemde ikinci fasıl olarak yargıtayda özel bir daire kurulacak ve burada askeri davalara bakılacak.
Bu durumda asıl kale düşecek, fethedilecek. YAŞ'ta ordudan ihraç edilen subaylar sivil yargının yolunu tutacaklar. Yargıtaya başvuracaklar.
Örneğin, çatkapıda bir yerel mahkeme bir subaya geri dönüş kararı verdi, bunu özel yargıtay ceza dairesi de onadı.
Ne olacak?
TSK'nın irticai faaliyetleri nedeniyle ordudan ihraç ettiği isimler bir bir geri dönmeye başlayacak.
İşte amaçlardan birisi de budur.
Bunun gerçekleşmesi elbette AKP için sancılı olmaktadır.
Türbanda olduğu gibi gol yememek için de konuyu ne askeriyeyle ne muhalefetle tartıştılar. Bir gece ansızın geliverdi düzenleme.
Ortalığı toz duman etmeden yapalım dendi.
Başbakan dese de "Bu değişiklik darbecileri yargılamak için" böyle olmadığı artık ortaya çıkmıştır.
Hatırlatalım, her yıl yapılan YAŞ toplantılarında AKP hükümeti Erdoğan ve Gül vede Savunma Bakanı ile şerh koyuyordu. Yani aslında bu kişilerin yargı yolunun kapalı olmasını protesto ediyorlardı.
İşte size atılanların geri dönüş yolunu açacak gizli gündemin şifreleri.
Yasada, demoklesin kılıcı durumu
Tabi bir de yasanın şöyle bir "demoklesin kılıcı" durumu var.
TSK'nın tüm komutanları her an soruşturmaya maruz kalabilecekler.
Milletvekilleri hakkında onlarca dosya dokunulamadığı için yargıda beklerken örneğin Genelkurmay Başkanı bir basın toplantısı düzenlediğinde bir savcı çıkıp "Felanca ifadesi Anayasayı ihlale teşebbüstür. Hükümete karşı halkı kışkırtmaktır" deyip yargılama başlatabilir pekala.
Bu anlama geliyor, tek kelime ile istenen şudur;
KONUŞMAYACAKSIN
Yani askere, yasayla "konuşma" denmek istenmiştir.
Ergenekona etkisi
Başka bir amaç daha var!
Bu yasa yürürlüğe girerse ergenekon sanıkları askerler kesinlikle askeri mahkemelere gönderilmeyecek. Ya ne olacak?
Askerler sivil mahkemede yargılanacak.
Gülen'e önlem
Bir taşla bukadar çok kuş vurmak!
Valla helal olsun deyesim geliyor. Ama Ankara'da konuşulan bir iddia daha var. O da Amerika'ya uzanıyor. Malum cemaat lideri hakkında Kayseri'deki olayda halkı fişliyorlar diye sahte belgeler hazırlayan ve yakalanan 3 subayın ifadelerinden TSK'yı yıpratma ve küçük düşürme faaliyetleri için cemaattle temasta olduklarının belirlenmesi üzerine askeri savcılığın Fethullah Gülen için soruşturma açmak üzere olduğu, bunu öğrenen hükümetin meclis tatildeyken askerin harekete geçmesine önlem olarak sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını engelleyecek yasayı gerçirdiği kulislerede konuşulan bir başka detay.
Neden albaylar şüpheli oldu?
Bu albayların emekli olan birisi dışında hepsinin temel özellikleri nedir biliyor musunuz?
Bir; Kurmay subay olmaları,
İki; Liaklik ve Atatürk ilkelerine olan bağlılıkları ile öne çıkmış isimler olmaları.
Bunda ne var derseniz, şu var?
Bu subaylar ilk YAŞ toplantısında amiral olmayı bekleyen isimler arasında ön sıradalar.
Biraz resim netleşmeye başladı dimi..
Peki 35-40 gün iççinde netleşecek albaylıktan general ve amiralliğe terfi edecek isimler arasında bu albayların dosyaları YAŞ'da masaya geldiğinde neler olabilir?
Örneğin Başakan "Bu isimler terör örgütüyle ilişkileri nedeniyle şüpheli olarak görülmüşlerdir" derse ve "TSK şaibeli olan, demokrasiye ara vermeyi amaç edinen bir örgütlenmeye üye olamakla suçlanan kişilerin general ve amiral olmasına herhalde izin vermez. Ben de karşı çıkıyorum, onaylamıyorum" derse. Ki deme hakkı vardır ve söylediklerinin bugün itibariyle savcının şüpheli kişi sorgulamasıyla altı dolmuştur.
Belki gelecek on yıl içinde kuvvet komutanı ve hatta belki de Genelkurmay Başkanı olacak isimler arasında gösterilenler ne olacak? Ya albaylıkta bekletilecekler yada emekli edilecekler.
Bu ifadeler nedeniyle TSK'nın atama zincirinde, hiyerarşik komuta kademesi düzeninde aksamalar olacaktır. Buna bir de göreve iadeleri düşünürseniz.
Düşünmeyelim isterseniz diyeceğim ama, yazdım bir kere..
"TSK en kolay nasıl güvensiz, idealsiz, vizyonsuz, karmakarışık bir yapıya kavuşturulur" derseniz bundan daha ideal bir yol olabilir mi?
Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı, göreve dönenlerin askerden ihraç gerekçeleri de göz önüne alındığında TSK'da karşılaşılacak manzara ne olabilir?
Düşünmek bile birilerinin ellerini uğuşturmasına neden olacaktır.
Ama şunu da vurgulamam gerekiyor. Sivillerde olmayan liyakat ve hukuk askeriyede tam olarak uygulanmaktadır. Yani, hangi komuta kademesinde olursa olsun bir asker mahkemeden mahkumiyet kararı çıkınca suçlu olarak işlem görür, mağdur olur. Yani, bu albayların üzerine çamur sıçradı, o zaman artık onları tasfiye edelim denmiyor. Örneğin Albay Çiçek ve diğerleri haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmadığı için amiral olabilir. Zaten tuğamiral olma sırasında ve döneminde bulunuyor. Ancak, YAŞ'ta yine dediğimiz gibi hükümetin "olmaz" tavrı ile karşılaşabilir.
Rejimin bekçisi kim?
Bu güne kadar askerdi, ama Başbakana göre artık bu görev polisin olmuş da haberimiz yok.
Başakanın “Polis rejimin teminatı”dır demesi aslında bir dil sürçmesi yada polislerin gönlü olsun diye söylenmiş bir söz asla değildir. Yasada olmamasına rağmen söylenmiş olması son redece anlamlıdır.
Ve öğle okunuyor ki, iddia olunan Ergenekon terör örgütü soruşturmasında ön plana çıkan ve "adeta işi polis götürüyor" diyen iddiaların ortaya konduğu süreçte Başbakanın tersten okursak “Asker rejimin teminatıdır ama polis de” demeye çalıştığını, bu mesajı verdiğini tespit ediyoruz.
Bu bize bir detayı daha ortaya koyuyor. TSK ile emniyet arasında bir hadisenin var olduğunu gösteriyor. Bu konuda MGK'da konunun gündeme geldiğine dair duyumlarım var. Başbakanın da polislerin özel bir gününde gönlünü alma şevk ve gayret kazandırma amacıyla bu sözü söylediğini ifade etmiş deniyor. Ama mesaj bir kere alındı. Başbakan kamuoyuna bir vesile ile düzeltme yapmadığı sürece AKP'nin askeri, rejimin teminatı olarak görmediğine inanmak durumunda kalacağız.
Arınç'ın sorusu
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, "meyda üzerinden asimetrik piskolojik harekat yapılıyor" tespitinde bulunmuştu geçen haftaki basın toplantısında. Bununla neyi kastettiği MGK'da Bülent Arınç tarafından sorulmuş.
İlker Başbuğ önce kısaca "TSK'ya komplo kurulmuştur" yanıtı vermiş ve şöyle devam etmiş.
- Düzenli orduların ve klasik savaş metotlarının kullanılmadığı yeni ve acımasız bir yöntem. Asimetrik tehdit, yarattığı ani ve hazırlıksız durum nedeni ile ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik sistemlerinde istikrarsızlıklarına neden olan, düşük seviyede kuvvet ve teknoloji kullanarak etkin olmayı amaçlayan tehdit algılamasıdır. Asimetrik harekat yapan grupların arkasında mutlaka küresel güçler ve küresel sermaye yer alır.
Bu güçler kendilerini riske atmadan ülkeleri içeriden fethetme, güçsüzleştirme için hareket ederler.
Amaç maddi ve manevi yıkım yaratmaktır.
Bu yanıttan Arınç ikna olmuş mu bilmiyoruz. Ancak MGK'nın son derece altı çizilen, vurguları yüksek tonda üsluplarla çetin geçtiğine dair duyumlarımız var.
Toplantı bitmiştir!
Bir de MGK sonrası toplantı var malum. Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları konusunu Genelkurmay Başkanı açtığında Cumhurbaşkanı Gül, "bu konu MGK gündemi dışında özel görüşelim" diyerek MGK'yı bitiriyor. Sonra yan salona geçip etekteki taşlar dökülüyor. Erdoğan ısrarla "AB için" dese de Başbuğ doğrudan "ordumuzun hiyerarşik düzenini etkiler" uyarısında bulunuyor. Sonra Adalet Bakanı davet ediliyor. O anlatıyor; "Ordumuzun üzerindeki yük de hafifleyecek. AB uyum yasalarından birisi" diyor.
Toplantı sona ererken Gül, "askerimizin de hukuki gerekçelerle yasanın nasıl olması gerektiğini bildirmesini istiyorum" diyor. Kendisinin de hukukçulardan görüş alacağını gerekirse tekrar toplanabileceklerini söylüyor. Hükümetten de uyarıları dikkate alan çalışmaların sonuçlarını bildirmelerini istiyor. Bu tavrı nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü elbette kutluyoruz. AKP'nin içinden çıkan birisi olmasına rağmen hamen taraf olmamıştır. Sonradan ciddi gerilimlere yol açabilecek konuda tansiyonu düşürmüştür. Ama bunun ikinci perdesi mutlaka olacaktır.
Gül'ün sınavı
Burada Cuhmurbaşkanı Gül için de bir sınav yaşanıyor. Muhalefetin "hükümetin noteri" diye eleştirmesi ne kadar haklı bu tartışmada görülecek. İade etse, "asker bastırdı, dize geldiler, hizaya geldiler" şeklinde ileri görüşler yazılacak, söylenecek. Onaylasa "zaten noterden farkısız çalışıyor. Demekki bu yasayı birlikte hazırlamışlar" gibi eleştiriler gelecek. Yani gerçekten "arı" bir konuma gelip gelmediğinin ortaya çıkması için de bu yasa bir nevi test olarak görülüyor Ankara'da.