ANASAYFA
ÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZEL
Temel Analiz Kitapları
Teknik Analiz Kitaplari
Ekonomi Kitaplari
Yatırım Kitapları
KİTAPLAR
TEMEL ANALIZ EGITIMI
TEKNIK ANALIZ EGT
TRADING EGITIMI
Seans Içi Yorumlar
Günlük Yorumlar
YORUMLAR
Yaşar ERDİNÇ
Atilla Yesilada
N. Nuri SEVGEN
Burak GERCEK
Fatih BOZKURT
Mehmet KEPEZ ile RANDORI
Uzeyir DOGAN
Fatih Yeğenoğlu
GOKHAN TASPINAR
Cetin UNSALAN
NURGUL CHAMBERS
Hakan YIGIT
Kerem ALKIN
Levent DURUSOY
Cemil Ertem
Cengiz KILIC
Ismet Demirkol
Hamit Bozkurt
Kaan Sariaydin
YAZARLAR
İLETİŞİM

17 Mart 2010         Günlük Analiz

FED ne Dedi? Strateji Ne Olmalı?

Yasar ERDİNÇ

 21 Aralik 2009        DERİN Bakış

 
 PROJE FİNANSMANI
(PROJECT FINANCE)

    Nurgül CHAMBERS

26 Ocak 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

FED Faiz Artırımlarına Başlamalı

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Hakan YİĞİT - Ankara Havası

Hakan Yiğit, Ortaokul döneminde, 1976 yılında Demokrat İzmir'de gazeteciliğe başladı. Tüm öğrenim hayatı ve de yaşamı boyunca hiç ara vermeksizin haberci olarak yazmaya devam ediyor. 1980'li yılların başından bu güne ağırlıkla siyasi ve politik haberler yapıyor. TBMM, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık muhabiri olarak Yeni Asır, Milliyet, Sabah, Habertürk gazeteleri, televizyonlarda ise Habertürk, ATV, CTV ile devam eden yurt içindeki çalışmaları,  Anadolu Ajansı, TRT, NTV ve Kanal-e (CNBC-e)'nin Avusturalya temsilcisi olarak yurt dışında da devam etti. Halen Business Channel'ı Ankara'da temsil ediyor ve  yurt dışı merkezli gazete, dergi ve radyo ile televizyonlara siyasi analizler yapıyor. Dünya Spor Yazarları Birliği, PMD, CBBMD, TSYD, ÇGD, FMD, MGD gibi dernek ve kuruluşların üyesidir.

Thursday, 02 July 2009

ASKERE KONUŞMA YASAĞI YASAYLA
ALBAYLAR GENERAL OLAMAZ
YAŞ MAĞDURLARINA GERİ DÖNÜŞ
MGK'DA ASİMETRİK PSİKOLOJİK HAREKAT DERSİ



02 Temmuz 2009 Perşembe

Askere göre "kağıt parçası" hükümete göre aslı henüz bulunamamış "belge"yi yazdığı iddia edilen albayın tutuklanıp serbest bırakılması bir yana tutuklama talebinde bulunmak bile bu işte bir iş var diye düşünmemize neden oluyor.

Hem, söz konusu albayı ve diğer TSK mensuplarını MGK toplantısı olduğu gün davet edeceksin. Ve o toplantıda iktidara kağıt parçasının TSK'yı nasıl bir yıpratma amacı taşıdığı anlatılırken tutuklama isteyeceksin. Dilimiz elbette yargının siyasallaştığını söyleyecek kadar uzamadı.
Ancak size bu işlerin altındaki amaçları anlatacağım.
Ankara'da konuşulan senaryoları paylaşacağım.
MGK'nın 3 ay önceden 30 haziranda toplanacağı belli. Peki ya Çiçek Albay ve diğerlerinin ne zamandır sorgulanmalarını bekliyoruz?
- 2 haftadır.
Hani 29 haziranda çağrılmışlardı. Birileri "durun" mu dedi.
- MGK'dan bir gün önce kağıt parçasını belge kabul edip tutuklamak olmaz. Yarın yapalım, daha anlamlı olur.
Böyle bir bakış açısıyla yaklaşma olmadığına inanmak istiyoruz elbette.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmanın gizliliğine felan sığınarak sessiz kalmayı bırakması ve kamuoyunu derhal aydınlatması en doğru yol olacaktır.

Yoksa bugün için konuşulan fotokopinin belge sayılamayacağını itirazı inceleyen mahkemenin karara bağlamasıdır. Yani, başa sararsak savcılık makamı ve nöbetçi hakim tıpatıp hükümet gibi kağıt parçasını belge kabul etmiştir. Ama aynı deliller üzerinden inceleme yapan mahkeme heyeti hakimleri hayır belge olamaz demişlerdir. 24 saat geçmeden aynı konuda verilen iki ayrı karar. Gel de siyasilerin işin içinde olduğunu düşünme. Gel de tutuklamanın olduğu gece yapılan MGK sonrası toplantıda bu konunun ele alındığına inanma.

MGK demişken askere sivil yargı yolunu açan yada tersten okursak askeri yargının pasifize edilmesini içeren değişikliği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül iade debilir mi?
Bir şekilde yasa geri dönecek.
Hükümet yeni bir düzenleme yapacak. Çünkü yapmak zorunda kaldı. Ama istediğini de aldı bana göre. Bunu detaylandıracağım ama önce yapılan düzenlemenin Anayasaya aykırı durumu içerdiğini vurgulayalım. Muhalefet de zaten mahkemeye götürmek için bekliyor. Eğer Köşkten onay çıkar ve Anayasa Mahkemesi de iptal ederse bir daha bu şekilde düzenleme yapılamayacağı için bu yasa bir şekilde geri dönecek.

Asıl soru şudur;
AKP bunu öngörmedi mi?
Mümkün olabilir mi böyle bir şey?
Asla!
Burada "ne kadar ilerlenebilirse o kadar iyidir" mantığı çalışıyor.

Bakın aslında bu (gerçeği ortaya çıkmadığı sürece ben de Genelkurmay Başkanının görüşlerine katılıyorum ve kağıt parçası diyorum) kağıt parçasını hazırlayanların öngördüğü bir durumdu. Bir şekilde danışıklık var gibi yansıyor Ankara kulislerine.
Başında beri bu işin içinde bir gizli gündem olduğunu savundum. Ve hasıl oldu.
Bu süreçte ne tartışılmaya başlandı?
- Askeri yargı.
Emir komuta içinde hareket eden, olayları ört pas eden bir kurum olarak tartışmaya açıldı. "Ne gerek var" dendi.
İşte bu arada AKP aslında istediğini tam almış durumda.
Askerlere sivil yargı yalunu açmanın amacı "AB'ye uyum için" dense de temel amacı bambaşka!
Nasıl yani?
Şöyle; Malum ordudan ihraçlar var. Bu kişilere yargı yolu kapalı. Şimdi ise birinci adım atıldı, askere sivil mahkemede yargılama derken gizli gündemde ikinci fasıl olarak yargıtayda özel bir daire kurulacak ve burada askeri davalara bakılacak.
Bu durumda asıl kale düşecek, fethedilecek. YAŞ'ta ordudan ihraç edilen subaylar sivil yargının yolunu tutacaklar. Yargıtaya başvuracaklar.
Örneğin, çatkapıda bir yerel mahkeme bir subaya geri dönüş kararı verdi, bunu özel yargıtay ceza dairesi de onadı.
Ne olacak?
TSK'nın irticai faaliyetleri nedeniyle ordudan ihraç ettiği isimler bir bir geri dönmeye başlayacak.
İşte amaçlardan birisi de budur.
Bunun gerçekleşmesi elbette AKP için sancılı olmaktadır.
Türbanda olduğu gibi gol yememek için de konuyu ne askeriyeyle ne muhalefetle tartıştılar. Bir gece ansızın geliverdi düzenleme.
Ortalığı toz duman etmeden yapalım dendi.
Başbakan dese de "Bu değişiklik darbecileri yargılamak için" böyle olmadığı artık ortaya çıkmıştır.
Hatırlatalım, her yıl yapılan YAŞ toplantılarında AKP hükümeti Erdoğan ve Gül vede Savunma Bakanı ile şerh koyuyordu. Yani aslında bu kişilerin yargı yolunun kapalı olmasını protesto ediyorlardı.
İşte size atılanların geri dönüş yolunu açacak gizli gündemin şifreleri.

Yasada, demoklesin kılıcı durumu

Tabi bir de yasanın şöyle bir "demoklesin kılıcı" durumu var.
TSK'nın tüm komutanları her an soruşturmaya maruz kalabilecekler.
Milletvekilleri hakkında onlarca dosya dokunulamadığı için yargıda beklerken örneğin Genelkurmay Başkanı bir basın toplantısı düzenlediğinde bir savcı çıkıp "Felanca ifadesi Anayasayı ihlale teşebbüstür. Hükümete karşı halkı kışkırtmaktır" deyip yargılama başlatabilir pekala.
Bu anlama geliyor, tek kelime ile istenen şudur;
KONUŞMAYACAKSIN
Yani askere, yasayla "konuşma" denmek istenmiştir.

Ergenekona etkisi

Başka bir amaç daha var!
Bu yasa yürürlüğe girerse ergenekon sanıkları askerler kesinlikle askeri mahkemelere gönderilmeyecek. Ya ne olacak?
Askerler sivil mahkemede yargılanacak.

Gülen'e önlem

Bir taşla bukadar çok kuş vurmak!
Valla helal olsun deyesim geliyor. Ama Ankara'da konuşulan bir iddia daha var. O da Amerika'ya uzanıyor. Malum cemaat lideri hakkında Kayseri'deki olayda halkı fişliyorlar diye sahte belgeler hazırlayan ve yakalanan 3 subayın ifadelerinden TSK'yı yıpratma ve küçük düşürme faaliyetleri için cemaattle temasta olduklarının belirlenmesi üzerine askeri savcılığın Fethullah Gülen için soruşturma açmak üzere olduğu, bunu öğrenen hükümetin meclis tatildeyken askerin harekete geçmesine önlem olarak sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını engelleyecek yasayı gerçirdiği kulislerede konuşulan bir başka detay.

Neden albaylar şüpheli oldu?

Bu albayların emekli olan birisi dışında hepsinin temel özellikleri nedir biliyor musunuz?
Bir; Kurmay subay olmaları,
İki; Liaklik ve Atatürk ilkelerine olan bağlılıkları ile öne çıkmış isimler olmaları.
Bunda ne var derseniz, şu var?
Bu subaylar ilk YAŞ toplantısında amiral olmayı bekleyen isimler arasında ön sıradalar.
Biraz resim netleşmeye başladı dimi..
Peki 35-40 gün iççinde netleşecek albaylıktan general ve amiralliğe terfi edecek isimler arasında bu albayların dosyaları YAŞ'da masaya geldiğinde neler olabilir?
Örneğin Başakan "Bu isimler terör örgütüyle ilişkileri nedeniyle şüpheli olarak görülmüşlerdir" derse ve "TSK şaibeli olan, demokrasiye ara vermeyi amaç edinen bir örgütlenmeye üye olamakla suçlanan kişilerin general ve amiral olmasına herhalde izin vermez. Ben de karşı çıkıyorum, onaylamıyorum" derse. Ki deme hakkı vardır ve söylediklerinin bugün itibariyle savcının şüpheli kişi sorgulamasıyla altı dolmuştur.
Belki gelecek on yıl içinde kuvvet komutanı ve hatta belki de Genelkurmay Başkanı olacak isimler arasında gösterilenler ne olacak? Ya albaylıkta bekletilecekler yada emekli edilecekler.
Bu ifadeler nedeniyle TSK'nın atama zincirinde, hiyerarşik komuta kademesi düzeninde aksamalar olacaktır. Buna bir de göreve iadeleri düşünürseniz.
Düşünmeyelim isterseniz diyeceğim ama, yazdım bir kere..
"TSK en kolay nasıl güvensiz, idealsiz, vizyonsuz, karmakarışık bir yapıya kavuşturulur" derseniz bundan daha ideal bir yol olabilir mi?
Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı, göreve dönenlerin askerden ihraç gerekçeleri de göz önüne alındığında TSK'da karşılaşılacak manzara ne olabilir?
Düşünmek bile birilerinin ellerini uğuşturmasına neden olacaktır.
Ama şunu da vurgulamam gerekiyor. Sivillerde olmayan liyakat ve hukuk askeriyede tam olarak uygulanmaktadır. Yani, hangi komuta kademesinde olursa olsun bir asker mahkemeden mahkumiyet kararı çıkınca suçlu olarak işlem görür, mağdur olur. Yani, bu albayların üzerine çamur sıçradı, o zaman artık onları tasfiye edelim denmiyor. Örneğin Albay Çiçek ve diğerleri haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmadığı için amiral olabilir. Zaten tuğamiral olma sırasında ve döneminde bulunuyor. Ancak, YAŞ'ta yine dediğimiz gibi hükümetin "olmaz" tavrı ile karşılaşabilir.

Rejimin bekçisi kim?

Bu güne kadar askerdi, ama Başbakana göre artık bu görev polisin olmuş da haberimiz yok.
Başakanın “Polis rejimin teminatı”dır demesi aslında bir dil sürçmesi yada polislerin gönlü olsun diye söylenmiş bir söz asla değildir. Yasada olmamasına rağmen söylenmiş olması son redece anlamlıdır.
Ve öğle okunuyor ki, iddia olunan Ergenekon terör örgütü soruşturmasında ön plana çıkan ve "adeta işi polis götürüyor" diyen iddiaların ortaya konduğu süreçte Başbakanın tersten okursak “Asker rejimin teminatıdır ama polis de” demeye çalıştığını, bu mesajı verdiğini tespit ediyoruz.
Bu bize bir detayı daha ortaya koyuyor. TSK ile emniyet arasında bir hadisenin var olduğunu gösteriyor. Bu konuda MGK'da konunun gündeme geldiğine dair duyumlarım var. Başbakanın da polislerin özel bir gününde gönlünü alma şevk ve gayret kazandırma amacıyla bu sözü söylediğini ifade etmiş deniyor. Ama mesaj bir kere alındı. Başbakan kamuoyuna bir vesile ile düzeltme yapmadığı sürece AKP'nin askeri, rejimin teminatı olarak görmediğine inanmak durumunda kalacağız.

Arınç'ın sorusu

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, "meyda üzerinden asimetrik piskolojik harekat yapılıyor" tespitinde bulunmuştu geçen haftaki basın toplantısında. Bununla neyi kastettiği MGK'da Bülent Arınç tarafından sorulmuş.

İlker Başbuğ önce kısaca "TSK'ya komplo kurulmuştur" yanıtı vermiş ve şöyle devam etmiş.

- Düzenli orduların ve klasik savaş metotlarının kullanılmadığı yeni ve acımasız bir yöntem. Asimetrik tehdit, yarattığı ani ve hazırlıksız durum nedeni ile ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik sistemlerinde istikrarsızlıklarına neden olan, düşük seviyede kuvvet ve teknoloji kullanarak etkin olmayı amaçlayan tehdit algılamasıdır. Asimetrik harekat yapan grupların arkasında mutlaka küresel güçler ve küresel sermaye yer alır.

Bu güçler kendilerini riske atmadan ülkeleri içeriden fethetme, güçsüzleştirme için hareket ederler.
Amaç maddi ve manevi yıkım yaratmaktır.

Bu yanıttan Arınç ikna olmuş mu bilmiyoruz. Ancak MGK'nın son derece altı çizilen, vurguları yüksek tonda üsluplarla çetin geçtiğine dair duyumlarımız var.

Toplantı bitmiştir!

Bir de MGK sonrası toplantı var malum. Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları konusunu Genelkurmay Başkanı açtığında Cumhurbaşkanı Gül, "bu konu MGK gündemi dışında özel görüşelim" diyerek MGK'yı bitiriyor. Sonra yan salona geçip etekteki taşlar dökülüyor. Erdoğan ısrarla "AB için" dese de Başbuğ doğrudan "ordumuzun hiyerarşik düzenini etkiler" uyarısında bulunuyor. Sonra Adalet Bakanı davet ediliyor. O anlatıyor; "Ordumuzun üzerindeki yük de hafifleyecek. AB uyum yasalarından birisi" diyor.

Toplantı sona ererken Gül, "askerimizin de hukuki gerekçelerle yasanın nasıl olması gerektiğini bildirmesini istiyorum" diyor. Kendisinin de hukukçulardan görüş alacağını gerekirse tekrar toplanabileceklerini söylüyor. Hükümetten de uyarıları dikkate alan çalışmaların sonuçlarını bildirmelerini istiyor. Bu tavrı nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü elbette kutluyoruz. AKP'nin içinden çıkan birisi olmasına rağmen hamen taraf olmamıştır. Sonradan ciddi gerilimlere yol açabilecek konuda tansiyonu düşürmüştür. Ama bunun ikinci perdesi mutlaka olacaktır.

Gül'ün sınavı

Burada Cuhmurbaşkanı Gül için de bir sınav yaşanıyor. Muhalefetin "hükümetin noteri" diye eleştirmesi ne kadar haklı bu tartışmada görülecek. İade etse, "asker bastırdı, dize geldiler, hizaya geldiler" şeklinde ileri görüşler yazılacak, söylenecek. Onaylasa "zaten noterden farkısız çalışıyor. Demekki bu yasayı birlikte hazırlamışlar" gibi eleştiriler gelecek. Yani gerçekten "arı" bir konuma gelip gelmediğinin ortaya çıkması için de bu yasa bir nevi test olarak görülüyor Ankara'da.

POSTED BY: Hakan YİĞİT AT 02:54 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39
MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 

 

19 Mart 2010              Webani

Yazmayacağım Diye Yemin Etmiştim Ama 

Atilla YEŞİLADA

17 Ekim 2009     Finans-Politik

 Geleceğe Yolculuk Şimdi Bu Topraklarda Başlıyor

Cemil ERTEM

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

19 Mart 2010 -        AKŞAM

 

IMF ve piyasa karşıtlarına ithaf

 
 

Deniz GÖKÇE

 

30 Aralık 2009-           REFERANS

 

Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor

 
 

 Kerem ALKİN

19 Mart 2010 -       HABERTURK

 

Kamu finansmanı iyileşiyor mu?

 
 

Ercan KUMCU

 

18 Mart 2010 -          RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Bütçe dengesi ve nakit dengesi

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

18 Mart 2010 -        VATAN

 

Şubat bütçesi

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

13 Mart 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

IMF masalının sonu

 
 

Taner BERKSOY

19 Mart 2010-          VATAN

 

İMKB’deki değişiklikler ne işe yarayacak?

 
 

Ali AĞAOĞLU

17 Mart 2010-   HÜRRİYET

 

Yüksek faiz bitti şimdi sıra düşük kurda

 
 

Ege CANSEN

 

18 Mart 2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

İşsizlik oranında yeni bir plato?

 
 

Fatih ÖZATAY

17 Mart 2010       HABERTURK

 

Bir numaralı sorun: İşsizlik

 
 

Gazi ERÇEL

 

01 Mart 2010  Finanstrend.com

 

Emtia fiyatları dolardan bağımsız

 
 

Ateşhan AYBARS

 

19 Mart 2010-     MİLLİYET

 

Romanın adı bile yok!

 
 

Hurşit GÜNEŞ

 

17 Mart 2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

Avrupa Para Fonu

 
 

Hasan ERSEL

 

13 Mart 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Türkiye'nin ne zaman Nasdaq'a kote teknoloji şirketleri olur

 
 

Güven SAK

19 Mart 2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

Japon deneyimi yeniden

 
 

Uğur GÜRSES

 

18 Mart 2010 Finanstrend.com

 

Türkiye´nin yeni çıpaları mali kural ve bütçe 

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY