2010 YILI DÜNYA EKONOMİSİNİ BEKLEYEN RİSKLER
01 Aralık 2009 Salı
2009 yılının sona ermesine sayılı günler kala, FİTCH’in, ABD’de ki yerel bankalar için hazırladığı batık krediler raporu ve Dubai World şirketinin 60 milyar doları aşan borç ödemesini 6 ay ertelemesi, piyasalarda soğuk duş etkisi yarattı. Rapora göre, ABD'de ikinci bir mortgage krizi olarak görülen ticari emlak sektöründe, büyük bankalardan daha fazla sayıda pozisyonu bulunan küçük ve orta ölçekli yerel bankaların büyük risk altında olduğu belirtildi. Sektörde uzun zamandır yaşanan kredi geri ödeme sorunları, 2010 yılında banka iflaslarının tekrar gündeme gelebileceğine işaret etmekte. Bugün ABD'de ticari emlak piyasasında ki yerel bankalar, 140 milyar dolar civarında ki geri dönmeyen kredilerden dolayı, en yüksek derecede riske sahip durumda. FİTCH, gelecek aylarda, ABD'de ki sorunlu kredilere sahip yerel bankalara karşı not indirimi harekatı başlatması durumunda 300’den fazla bankanın iflas bayrağını çekebileceği konuşulmakta. ABD piyasasında ki bankaların, ticari emlak sektöründeki payı, yüzde 10 civarında iken, yerel bankaların, ticari emlak sektörüne açtığı kredi miktarı % 35-40 seyilerine ulaşmış durumda. 2010 yılında, yerel bankalarda yaşanacak tsunami, dünya ekonomisini tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. Bu durum, KOBİ'lerin finansman imkanlarını da büyük ölçüde daraltacaktır. Dubai ekonomisinde yeni yaşanmakta olan, borç geri ödeme krizi ise, zor durumda olan Avrupa bankalarını daha da sıkıntıya sokmaya başlamıştır. Sektörde zor günler geçiren Avrupa ve Amerika bankaları, 2010 yılında yaşanması muhtemel yeni finansal kirizlerin habercisi olma niteliğindedir.
Dünya geneline baktığımızda, işletmeler; üretim kapasitelerini ve 2010 yılı satış hedeflerini, her geçen gün revize ederek, düşürmeye başladı. Daralan satış hacmine rağmen, şirketler piyasada varolabilmek adına, maliyetleri kısmaya devam ediyor. Ortaya çıkan kaos ortamı içinde işletme maliyetlerinin düşürülmesi beraberinde toplu işten çıkarmaları gündeme getirmekte. İstihdam‘da ki daralma, gerek ABD ve Avrupa Birliği'nde (AB) gerekse Türkiye'de işsizlik rakamlarının rekor düzeyde yükselmesine neden oluyor. Son güncel rakamlara göre ABD’de işsizlik oranı % 10,2; AB’de % 9,5, Türkiye’de ise % 13,4’e yükselmiş durumda.
Özellikle son günlerde, doların uluslararası piyasalarda değer kaybını sürdürmeye devam etmesi, dünya borsalarının, orta vadede tekrar düşüş trendine girebileceği beklentisi, altının ons fiyatının beklentilerin de ötesinde 1100 $’ı aşması, tsunami etkisi ile dalga dalga yayılan ve reel sektörü vuran küresel krizin, etkisini 2010 yılında da sürdüreceğini göstermektedir. FİTCH’in ABD’de ki yerel bankalar üzerine hazırladığı raporda da belirtildiği üzere, 2010 yılında bankacılık sektöründe yaşanacak olası batık kredi çatlağı , şirketlerin finansman ihtiyacını sekteye uğratabilir. ABD ve Avrupa bölgesinde, banka kredilerinin henüz yeterince esnek olmaması da bunun en büyük kanıtı olarak gösterilmektedir. Diğer yandan, işsizliğin nisbi bir hızla azalmaması, hatta tersine istihdamdaki daralmanın devam etmesi talep daralmasını tetiklemektedir.
Türkiye ekonomisi, 2009 yılının ikinci çeyreğinde vergi teşviklerinin uygulamaya konulması suretiyle, tüketim harcamalarında ufak da olsa artış sağlandı. Ancak, tüketim talebinin ikinci çeyrekte sergilediği yükselişten sonra, yılın geri kalan bölümünde gerek sanayi üretim endeksi gerekse kapasite kullanım oranlarında azalmanın devam etmesi tüketim harcamalarının zayıf bir seyir izleyebileceğini göstermektedir. ( bknz. Tablo 1 ) Talep belirsizliği ve düşük kapasite kullanımı, 2010 yılının tamamında, yatırım harcamalarını sınırlamaya devam edecektir. Diğer yandan, ekonomide ki belirsizliğin devam etmesi ve toparlanmanın beklenenden uzun sürebileceği öngörüsü, istihdam koşullarının düzelmesini olumsuz yönde etkileyecektir.

2010 yılında, Türkiye ekonomisine yönelik en önemli risklerin, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın beklenenden yavaş olması ve buna bağlı olarak yüksek işsizlik oranları ile küresel finansal piyasalarda yaşanabilecek yeni şoklar olacağı gösterilebilir. Özellikle FITCH’in açıkladığı, ABD’de ki yerel bankalar raporu, orta vadede , küresel yeni şokları gündeme getirebilir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının Kasım ayında açıkladığı Finansal İstikrar Raporuna göre, 2008 Aralık - 2009 Eylül döneminde konut kredilerinin yüzde 10,4, ihtiyaç kredilerinin yüzde 9,8, kredi kartlarının yüzde 9 oranında arttığı, taşıt kredilerinin ise azaldığı görülmektedir.
2010 yılında, Türkiye ekonomisini etkileyecek önemli risklerden biri de Reel sektörün finansal borçlarıdır. 2009 Eylül ayı itibarıyla, toplam borç tutarı 339,6 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamın, yaklaşık olarak yüzde 61,1'ini yabancı para cinsinden borçlar oluşturmaktadır. Dolayısıyla kurlardaki olumsuz dalgalanmalar, reel sektörün finansal yapısını önemli ölçüde etkileyebilecektir. 2009 yılının ilk 9 ayında Türk lirası cinsinden krediler 8,8 milyar TL artarken, yabancı para cinsinden krediler, küresel krizin etkisi ile yaklaşık olarak 6,4 milyar dolar azalarak 141 milyar dolara düşmüştür.
Özel sektörün istihdamı arttıracak ve sanayi üretimine ivme kazandıracak açılımlar yapması, ancak, bankaların kredi musluklarını açması ve güven bunalımının aşılması ile gerçekleşecektir. Tüketimin canlanması için Türkiye ekonomisinin süratle, üretime dayalı büyüme potansiyelini yakalaması gerekmektedir.