Para Politkası Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
Para Politikası Kurulu (PPK) üyeleri dün akşamki Temmuz ayı toplantısında beklendiği gibi kısa vadeli faiz oranlarını değiştirmeme kararı aldı. PPK’nın faizleri ard arda sekizinci toplantıda sabit tutması ve yeni politika faiz oranı olarak belirlediği 1 haftalık repo ihalesi oranını %7 oranında muhafaza etmesi tüm piyasa katılımcılarının ortak tahmini idi. Kurul ayrıca Merkez Bankası’nın (MB) gecelik vadedeki borç verme ve borç alma oranlarını da yine beklentilere paralel olarak sırasıyla %6,5 ve %9 seviyelerinde değiştirmeden bıraktı. Böylece MB’nın çıkış stratejisinin son ayağı olarak genişleteceğini duyurduğu gecelik borç alma oranı ile politika faizi arasındaki 50 baz puanlık spread korunmuş oldu.
Faiz oranlarının ilan edildiği bir sayfalık PPK karar metni enflasyon cephesinde, MB’nın çoğu diğer dokümanında olduğu üzere, çekirdek enflasyon göstergelerinin orta vadeli hedefler ile olan uyumunu ön plana çıkarmış. Aslında genel olarak enflasyon görünümü için PPK’nın Haziran ayı karar metninde verdiği mesajları bu duyuruda tekrarladığını söylemek mümkün. Ancak çekirdek enflasyonun yıl sonu hedefinin altında olduğuna dair vurgunun, muhtemelen artık 2010’un ikinci yarısını yaşıyor olmamız nedeni ile, artık metinde yer almadığını belirteyim. Kurul üyelerinin yinelediği diğer bir tespit ise işlenmemiş gıda fiyatlarındaki düşüş ve emtia fiyatlarındaki gevşemenin Nisan Enflasyon Raporu’nda ortaya konana baz senaryoya göre daha olumlu bir enflasyon görünümüne işaret ettiği. Ancak PPK’nın bu kez bu durumun ileriye dönük enflasyon beklentileri üzerinde yarattığı olumlu etkiden bahsetmemiş olması da kayda değer bir değişiklik.
Karar metninde büyüme cephesinde verilen mesajlara baktığımda ise PPK’nın dışsal riskler nedeni ile daha olumsuz bir tablo çizme eğiliminde olduğunu görüyorum. Öncelikle Kurul’un bu ay dış talebe ilişkin artan belirsizlikler yerine dış talep göstergelerinin kısmi bir yavaşlamaya işaret ettiğini iletmiş olması oldukça önemli bir değişiklik. Benim bu mesajdan yaptığım çıkarım PPK’nın ihracat perfromansında bir bozulmanın somut işaretlerini gözlemliyor olduğu yönünde. İkinci olarak PPK’nın sadece bir ay aranın ardından kriz sonrası dönemde sürekli atıfta bulunduğu küresel ekonomiye ilişkin risklerin Temmuz ayı karar metninde tekrar kendine yer bulmuş olması Kurul üyelerinin negatif duruşunu pekiştirmiş. Büyüme görünümü ile iligili verilen mesajların kalanının ise geçmişe kıyasla pek de değişmediğini, yüksek işsizlik ve tarihsel olarak düşük olan kapasite kullanım oranlarının olumsuz faktörler olmaya devam ettiğini, iç talebin istikrarlı artışının ise halen vurgulandığını söyleyebilirim.
Piyasa oyuncuları açısından duyurunun en çok haber değeri taşıyan önümüzdeki dönem faiz görünümü ile ilgili mesajın değişmemiş olması ise beklenen bir gelişme. PPK’nın “bir süre daha sabit, uzunca süre düşük” olarak özetleyebileceğim duruşu ard arda dördüncü toplantı karar metninde kendine yer bulmuş durumda. Hatırlanacağı gibi benim de arasında olduğum piyasa katılımcılarının çoğu son iki ayda enflasyonda yaşanan beklenmedik düşüş ardından faiz artışı için beklentilerini 2010 son çeyrekten 2011 ilk çeyreğe ötelemiş durumda. Her ne kadar PPK açıklması ile bu görüşü doğrulamak mümkün olmasa da, gelecek hafta MB’nın baz senaryosunu açıklayacağı Enflasyon Raporu’nda bu görüşün teyit edileceğini düşünüyorum.
Dünkü PPK toplantı sonucunun kısa vadede herhangi bir piyasa etkisi olmayacağı fikrindeyim. Yukarıda belirttiğimiz gibi Kurul’un faiz oranları konusunda beklentiler paralelinde beklemede kalmış olması, ve karar metnin tonlanmasında herhangi bir beklenmeyen değişkliğe gitmemesi bono piyasası açısından toplantı sonucunu önemsiz kılıyor. Önümüzdeki dönemde piyasanın yön bulmak için MB’nın yeni baz senaryosunu, Banka’nın Mali Kural’ın yasalaşmasındaki gecikmeye vericeği tepkiyi ve en önemlisi her zamanki gibi global piyasların seyrini takip etmesini bekliyorum.