Mevsimsel düzeltilmiş seriler yeniden ivmeleniyor
Sanayi üretimi Mayıs ayında beklentileri aşan bir hızda %15,6 oranında büyümeyi başardı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarına göre gerçekleşen büyüme hızı hem %14,8 düzeyinde bulunan ortalama piyasa beklentisini hem de daha temkinli %11,8’lik öngörümü aşmış durumda. Bu büyüme hızının son dört aylık sürecin en düşüğü olduğunu ve düşük baz etkisinin olumlu desteğinin giderek azaldığını yansıtmakta olduğunu belirtmekte fayda var. Açıklanan verilere dair diğer bir gözlemim ise bir önceki ayın büyüme oranının 0,3 puanlık sınırlı bir yukarı yönlü bir revizyonun ardından %17,3’e yükseltilmiş olduğu. Takvim etkileri ve mevsimsellik için düzeltilmiş sanayi üretim serilerinin işaret ettiği aylık büyüme hızının ise %1,9’a ulaşarak, geçen Kasım ayındaki %2,5 oranındaki sıçrayıştan bu yana en güçlü düzeye eriştiğini not edeyim. Endeksin ana kategorilere göre kırılımına baktığımda ise imalat sanayinin %16,5’lik üretim artışını, madencilik ve enerji grubunun sırasıyla %13,3 ve %9,4 ile takip ettiğini görüyorum.
TÜİK tarafından sağlanan detaylı veriler imalat sanayinde toplam 22 sektör içinde sadece 3 tanesinin üretim kaybı yaşadığını göstermesiyle geniş tabanlı toparlanma kalıbının Mayıs ayında da korunduğunu söylemeyi mümkün kılıyor. İmalat sanayi performansına büyüyen sektörler oldukça dengeli bir şekilde katkı yapmış olsalar da, %22,1 oranında büyüyen tekstilin 2,4 puan ile liderliği aldığını söyleyebilirim. İhracat performansı ile yakından ilintili olan otomotiv sektörü ise %26’lık büyümesinin getirdiği 1,6 puan düzeyindeki katkısı ile ikinci sıradaki yerini almış durumda. Diğer önemli katkı yapan sektörler ise sırasıyla makine ve teçhizat (%24,1), rafineri (%9,2), kimyasallar (%11,7) ve mineraller (%18) olarak sıralanıyor, ve toplam katkıları hesaplamalarıma göre 5,1 puan düzeyinde. İhracat odaklı sektörlerin Türkiye’nin ana ihraç pazarı olan Avrupa’daki sıkıntıların açıkça ortaya çıktığı Mayıs ayında bile yüksek büyüme oranlarını korumuş olmasını cesaretlendirici bir gelişme olarak görüyorum. Öte yandan endeks içinde önemli bir paya sahip olan rafineri sektörünün pozitif büyümeye geçtikten iki ay sonra yaşadığı önemli momentum kaybının ise negatif bir gelişme olduğu fikrindeyim.
Ana Sanayi Grupları sınıflaması ise dayanıksız tüketim malı imalatının sanayi üretimi performansı içerisinde en zayıf halka olmaya devam ettiğine işaret ediyor. Bu kesimde kaydedilen büyüme hızının Nisan’daki %9,5 oranından, 2009 yılı rakamlarının göreceli olarak daha düşük bir baza işaret ediyor olmasına rağmen %7,2’ye gerilediğini not edeyim. Bunun gıda ürünleri imalatındaki büyüme hızının yılın ilk dört ayındaki ortalama %11,8’den %7,6’ya yavaşlamış olması ile açıklanabileceğini düşünüyorum. Öte yandan önceki ayda olduğu gibi aramalı ve sermaye malı üretimi artışlarının sırasıyla %22,9 ve %22 gibi oldukça güçlü düzeylerde açıklanmış olmasının gelecek dönem sanayi üretimi ve yatırım talebi açısından olumlu ipuçları içeriyor olabilceği fikrindeyim.
Yılın ikinci çeyreği sanayi üretimi büyümesinin şu ana kadar ortalama %16,4 olarak gerçekleşmiş olması, bu dönem için %7 civarındaki GSYİH büyümesi öngörümle ilgili yukarı yönlü riskleri artırıyor. Dahası düzeltilmiş serilerin büyüme hızında görülen yeniden ivmelenme, geçen hafta açıklanan ve hayal kırıklığı yaratan birinci çeyrek GSYİH dönemsel büyüme performansının ardından önemli bir rahatlama olarak görülebilir. Ancak Avrupa ekonomisine ilişkin riskleri halen ekonomik toparlanma için önemli bir tehdit olarak algılamam nedeni ile, ikinci çeyrek büyüme tahminimi yukarı çekmek için Haziran ayı sanayi üretimi perfromansını görmeyi tercih ediyorum. Ayrıca bugün açıklanan ve beklenenden güçlü olan verinin, Merkez Bankası’nın Avrupa ekonomisinin gücü ve bunun yansımalarına dair endişeleri paylaşıyor olduğu göz önünde bulundurulduğunda, artık genel kabul gören faiz artışlarının 2011 ilk çeyreğine sarkacağına dair algıyı etkilyebileceğini düşünmüyorum.