Tünelden beklenmedik bir çıkış
08 Aralık 2009 Salı
Sanayi üretimi 15 aylık bir aranın ardından geçtiğimiz Ekim ayında ilk kez pozitif bir büyüme oranı yaklayarak bir yıl önceki seviyesinin %6,5 oranında üzerine çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan sanayi üretimi endeksinin işaret ettiği bu büyüme oranı, piyasa beklentisi olan %2,1’lik daralma ve daha kötümser %4’lük küçülme tahminimle karşılaştırıldığında önemli bir olumlu sürprizin gerçekleşmiş olduğuna işaret ediyor. Yakalanan %6,5’luk bu büyüme oranının Nisan 2008’den bu yana görülen en yüksek seviye olduğunu not ediyorum. Öte yandan açıklanan veriler geçmiş aylardaki rakamlara ciddi bir revizyon yapılmadığını, ve üçüncü çeyrek için daha önce %8 olarak açıklanan sanayi üretimndeki düşüşün sadece %8,1’e çekildiğini gösteriyor. Endeksin altında yer alan ana 3 alt kategorinin de pozitif büyümeyi yakaladığı Ekim ayı içerisinde başı %6,6’lık artış oranı ile en önemli ağırlığa sahip olan imalat sanayi çekmiş durumda. Daha önceden açıklanan elektrik üretimi datasının da işaret ettiği şekilde kriz sonrası süreçte %6,4 ile enerji grubu ilk kez büyürken, madencilik sektörü de %5.2 ile bir ay ara vermiş olduğu büyüme sürecine tekrar geri dönmüş.
TÜİK tarafından açıklanan verinin detayına indiğimde imalat sanayinde toplam 22 alt sektörün 16 tanesinde yıllık bazda üretim artışı yaşandığını görüyorum. Bu sayının önceki bir kaç ay içerisinde 5 civarında seyrettiğini hatırlamakta fayda var. Bu durum imalat sanayinde yaşanan üretim artışının geniş bir tabana yayıldığının göstergesi. Yine de bu geniş tabanlı toparlanmada öne çıkan bazı sektörleri not etmek mümkün. Örneğin önceki aylardaki olumlu performansını sürdüren ve %15,2 oranında büyüyüen kimyasal madde ve ürünler grubu, %14,5 üretim artışı sağlayabilen ana metal sanayi ve geçen yıla oranla üretim miktarı %10,8 yukarıda yer alan gıda sektörü bu listenin başında gelenler. Bu üç sektörün toplam imalat sanayi üretimine katkısı hesaplamalarıma göre 4 puanı aşıyor. Olumsuz tarafta ise göze çarpan tek gelişme rafineri sektörünün yaşadığı %23’lük üretim kaybı. Bu daralmanın imalat sanayi performansından yaklaşık 3,3 puan çaldığını göz önünde bulundurursak toplam büyümenin Ekim ayında çift haneye yaklaşmasını engellediğini söyleyebilirim.
Ana Sanayi Grupları sınıflamasının da sanayi üretiminde Ekim ayında yaşanan artışın geniş tabanlı olduğunu teyit ettiği görülüyor. Sermaye malı imalatı dışında kalan tüm alt grupların pozitif büyüme oranı yakaladığı bu ayda, Aramalı İmalatı %11’lik artış ile en güçlü perfromansı sergilemiş durumda. Öte yandan KDV ve ÖTV indirimleri ile sağlanan teşviklerin Eylül sonunda tamamen geri alınmasına rağmen ard arda beşinci ayda da %7 oranında, yani Ağustos-Eylül’de görülen düşük çift haneli performansın hemen altında, büyüyebilen dayanıklı tüketim malı imalatının seyri de bence kayda değer. Öte taraftan tüm Ana Sanayi Gruplması altında yer alan sektörler içinde, geçen seneki %15’lik daralma oranı ile, en düşük bazdan faydalanan sermaye malı imalatında yaşanan %3’lük küçülme, yatırım talebinin halen aşırı dercede zayıf olduğu görüşünü teyit eder nitelikte.
Bugün açıklanan sanayi üretimi verisi her ne kadar yukarı yönlü riskleri artırmış olsa da, 2009 yılı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) büyümesi tahminimi -%5,5 olarak muhafaza ediyorum. Öncelikle, döneme ait sanayi üretimi verisinde ciddi bir revizyon olmamasından ötürü, Perşembe günü açıklanacak 3. çeyrek GSYİH verisinin işaret edeceği daralma oranını hala %4 olarak bekliyorum. Öte yandan, Ekim ayı verisinin ardından son çeyrek için beklediğim %3,1’lik büyüme oranı içinse ciddi olarak yukarı yönlü riskler artmış durumda. Ancak, bayram tatilinin bu yıl Ekim’den Eylül’e kaymış olmasının aylık veriyi ciddi şekilde çarpıttığını ve son çeyrekte daha kuvvetli bir toparlnmanın varlığına karar vermek için bir kaç emare daha görülmesi gerektiği düşüncesinde olduğumu belirteyim. Hatırlanacağı üzere, başta güven endeksleri olmak üzere diğer tüm öncü göstergeler bugüne kadar dördüncü çeyrekte daha zayıf bir performansa işaret etmekte. Açıklanan verinin piyasa etkisinin ise pozitif olması, ve 2009 yılı GSYİH büyümesi için -%6 civarında bulundan konsensüs görüşü benim daha iyimser %5,5’lik tahminime yakınlaştırması mümkün. Diğer taraftan ise, bu verinin zaten iyice zayıflamış olan, ve piyasa oyuncularının çoğunluğuyla birlikte katılmadığım, Merkez Bankası’ndan Aralık ayında gelecek son bir faiz indirimine yönelik umutları da tüketmesi beklenebilir.