Suçlu gıda fiyatları, şimdilik...
04 Ocak 2010 Pazartesi
2009 yılı enflasyon oranını belirleyecek olan Aralık ayı TÜFE ve ÜFE gerçekleşmeleri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün ilk kez piyasaların açık olduğu bir saatte yayınlandı. Tüketici fiyatları cephesinde kaydedilen %0,53’lük aylık artış, %0,25 düzeyinde bulunan piyasa beklentisini ikiye katlarken, benim daha kötümser olan %0,4’lük tahminimin de ciddi oranda üzerinde gerçekleşmiş oldu. Böylece yıllık TÜFE 2009 senesini %6,53 ile Mart ayından bu yana görülen en yüksek düzeyde tamamlamış oldu. Yıllık TÜFE’nin Kasım ayındaki %5,53’lük düzeyine kıyasla 1 puanlık bir artış kaydettiğini ancak yine de %7,5’lik resmi hedefin oldukça altında kaldığını not edelim. Öte yandan üretici fiyatları cephesinde Aralık ayı için duyurulan %0,66’lık artış, anketlere göre %0,09 düzeyinde bulunan ortalama piyasa tahminini önemli bir ölçüde aşarken, %0,6’lık tahmnime oldukça yakın gerçekleşmiş oldu. Düşük baz etkisinin yaptığı önemli katkıyla beraber yıllık ÜFE seneyi 4.5 puanlık bir artışla %5,93 düzeyinde tamamladı.
TÜİK tarafından açıklanan verilerin detayına indiğimde, tıpkı Kasım ayında olduğu gibi, gıda enflasyonunun TÜFE’nin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinde en önemli etken olduğunu görüyorum. Geçtiğimiz ay içerisinde %2,22 oranında artış kaydeden gıda fiyatları, TÜFE’yi 63 baz puan yukarı itmiş. Bu artışın önceki iki ayda kaydedilen kümülatif %5,2’lik yükselişin üzerine geldiğini not etmekte fayda var. Tüketici fiyatlarının detayları, gıda fiyatlarının bu harektinde Aralık ayında asıl belirleyicinin bir kez daha, hesaplamalarıma göre %3,5’den fazla artış kaydeden işlenmemiş gıda fiyatları olduğunu gösteriyor. İşlenmemiş gıda grubundaki bu fiyat hareketi gerek öngörülerimden, gerekse haftasonunda açıklanan İTO’nun Ücretliler Geçinme Endeksi’nin işaret ettiğinden oldukça yukarıda; ve gerçekleşen TÜFE ile tahminim arasındaki kabaca 15 baz puanlık farkı açıklamak için yeterli. Aralık TÜFE rakamına en önemli negatif katkının ise, mevsimsel trendler dahilinde kolayca tahmin edilebileceği gibi, giyim fiyatlarından geldiği görülüyor. Kaydettiği %2,79’luk fiyat düşüşü ile birlikte giyim grubu TÜFE’yi 20 baz puan aşağıya çekmiş durumda. Öte yandan, Aralık ayında fiyatları gerileyen ev eşyası, sağlık, ulaştırma ve eğlence-kültür gruplarınında manşet TÜFE’den 8 baz puan daha silmiş olduğunu not edelim.
Çekirdek enflasyon göstergelerine baktığımda ise Aralık ayında özel kapsamlı “I” endeksinin kaydettiği %0,44’lük düşüşün, yıllık çekirdek enflasyonu ardarda ikinci ayda da gerilettiğini görüyorum. Düşük baz etkisine rağmen yıllık çekirdek TÜFE yılı, %3,84 gibi oldukça düşük bir düzeyde tamamlamış durumda. Yukarıda özetlemeye çalıştığım bu enflasyon görünümü, Merkez Bankası (MB)’nın baz etkisinin TÜFE’yi arttırabileceği ancak enflasyonun temel eğilimin uzunca süre düşük kalacağı görüşünü destekler bir gelişme olarak nitelendirilebilir. Fakat geçtiğimiz hafta sonu yapılan vergi ayarlamaları ve yönlendirilen fiyatlardaki artışlar, her ne kadar çoğu çekirdek enflasyondan dışlanıyor olsa bile, bu eğilimin değişmesine yol açabilir. Özellikle akaryakıt grubunda yapılan ve pompa fiyatlarına yansıyan vergi artışlarının ardından gelebilecek ikincil etkilerin çekirdek enflasyonun da yönü konusunda belirleliyeci olması beklenebilir.
ÜFE ‘nin detaylarına bakıldığında göze çarpan ilk gelişme ise tarım grubu fiyatlarının %1,9 oranında artmış olması. 2003 yılından bu yana en yüksek Aralık ayı gerçekleşmesi olan ve Kasım ayındaki %2,14’lük ciddi sıçrayışı takip eden bu artış, tarım enflasyonun oldukça önemli bir hızda artmaya devam ettiğini gösteriyor. Daha öncede belirttiğim gibi tarım fiyatlarındaki bu seyrin son aylardaki işlenmemiş gıda fiyatları artışı üzerinde etkili olduğu ve önümüzdeki aylar için halen risk teşkil etmeye devam ettiği düşünülebilir. Öte yandan imalat sanayi enflasyonunun Türk Lirası’nın ortalama %1,3 değer kaybı yaşadığı Aralık ayında sadece %0,28 oranında artış kaydetmiş olması, TÜFE cephesinde maliyet yönlü baskıların en azından işlenmemiş gıda haricindeki mal fiyatları için var olmadığına dair bir işaret olarak gözükmekte.
Bundan sonraki dönemde, yıllık TÜFE’nin artış trendini korumasını bekliyor ve baz etkilerinden öte önemli riskler öngörüyorum. Her ne kadar Aralık ayı gerçekleşmesi gıda fiyatlarındaki hareket tarafından dikte edilmiş olsa da, yıllık enflasyon da ileriye dönük beklentilerin daha da bozulmasına yol açacak bir artışa neden olmuş durumda. Öte yandan gerek yukarıda anılan ve gerçekleşecek olan fiyat artışlarının, gerekse de düşük baz etkisinin önümüzdeki aylarda yıllık TÜFE’yi %7-7,5 aralığına taşıyacak olması beklentiler açısından diğer bir handikap. Fakat bunun, Aralık ayında enflasyonda önemli bir yükseliş için uyarıda bulunmuş olan MB’nın duruşunu şu aşamada değiştirmesi beklenmemeli. Görüşüm yılı %6,7 oranında bitireceğini öngördüğüm TÜFE’nin 2010 içindeki seyrinin Banka’yı yılın ikinci yarısında toplam 150 baz puanlık bir sıkılaştırmaya mecbur bırakbileceği yönünde.