Ne Kadar Geçici?
03 Şubat 2010 Çarşamba
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün açıklanan 2010 yılının ilk enflasyon verileri, tüketici fiyatlarının Ocak ayında %1,85 ile beklentilerin bir miktar üzerinde arttığını gösterdi. Bu artış oranı İTO’nun Ücretliler Geçinme Endeksi’nin açıklanmasının ardından %1,9 düzeyine revize ettiğim ve %1,74’lük piyasa beklentisinin üzerinde yer alan %1,9’luk tahminime oldukça yakın. 2003 bazlı enflasyon serisinde en yüksek Ocak ayı TÜFE artışına denk gelen bu gerçekleşme ile beraber tüketici fiyatları cephesinde yıllık enflasyon 2009 sonuna göre 1,7 puanlık bir sıçrama ile son 12 ayda gördüğü en yüksek seviye olan %8,19’ a kadar yükselmiş oldu. Öte yandan ÜFE ise %0,58’lik artış ile hem %0,88 düzeyinde bulunan ortalama piyasa tahmininin hem de daha karamsar olan %2,1’lik öngörümün altında kaldı. Ancak önceki yılın Ocak ayında görülen %0,23’lük ÜFE enflasyonunu iki kattan fazla aşan bu rakam, yıllık ÜFE’nin daha da yükselerek %6,3 düzeyine erişmesine yol açtı.
Tüketici fiyatlarının detayında göze çarpan ilk gelişme alkollü içecekler ve tütün grubundaki %22’yi aşan aylık artış. Yılbaşında ÖTV oranlarında yapılan ayarlamaların sigara fiyatlarına yansıması Ocak ayı TÜFE rakamına 1,2 puanlık bir katkı yaparak aylık enflasyonun yaklaşık üçte ikisini belirlemiş durumda. Vergi ayarlamalarından etkilenen diğer bir grup olan ulaştırma fiyatlarında yaşanan %3,5’lik artışın yaptığı yarım puanlık katkı ise hemen ikinci sırada geliyor. Beklentimin bir miktar altında %1,6 olarak açıklanan gıda enflasyonunun ise Ocak ayı TÜFE rakamına 0,4 puan daha eklediğini görüyorum. Gıda enflasyonunun detayları işlenmiş segmentte fiyat artışlarındaki hızlanmanın İTO rakamlarının da işaret ettiği üzere devam ettiğini, işlenmemiş gıda fiyatlarının ise yaklaşık %2,5 oranında yükselerek sert aylık fiyat hareketlerini devam ettirdiğini gösteriyor. Öte taraftan konut fiyatlarındaki %1,5 oranındaki artışın beklentimin bir miktar üzerinde olduğunu ve tahminimden sınırlı da olsa düşük gelen gıda enflasyonunun yarattığı farkı dengelediğini belirteyim.
Çekirdek TÜFE göstergesinin Ocak’ta kaydettiği %0,54 oranındaki düşüş, bu grupta fiyatların arka arkaya 2 aydır düştüğüne işaret ediyor. Bu grubun mevsimsel fiyat ayarlamaları nedeni ile %8,2 oranında gerileyen giyim fiyatlarını da içerdiğini göz önünde bulundurarak bunun çok da cesaretlendirici bir gelişme olduğunu düşünmüyorum. Gıda, enerji, altın, içecek ve tütün fiyatlarını dışlayan bu endeksin geçen yılın Ocak ayı ile aynı oranda gerilemesi ve böylece yıllık çekirdek enflasyonun %3,83 düzeyinde sabit kalması olumlu bir haber olarak görülebilir. Ancak önümüzdeki aylarda manşet TÜFE’nin, çekirdek enflasyonun gösterdiği eğilimden bağımsız olarak yükselmeye devam edeceğini düşünüyorum.
Üretici fiyatları cephesinde ise gerek imalat sanayi enflasyonun %0,22 ile sınırlı kalması, gerekse de enerji enflasyonunun negatif gerçekleşmesi aylık ÜFE’yi bizim tahminimin oldukça altında tuttu. İmalat sanayinin altında yer alan toplam 22 sektörden 13 tanesinin, muhtemelen ay içinde ortalama %2,2 değer kazanan Türk Lirası’nın da yardımı ile fiyat düşürmüş olması, %1 ila %3 arasında fiyat artışına giden tekstil, rafineri, ana metal ve otomotiv gibi bazı önemli ağırlığa sahip sektörlerin yarattığı olumsuz etkiyi sınırlamış. Ancak, bu durumun kısa vadede TÜFE dinamikleri üzerinde bir rahatlama yaratmasının, sorun maliyet yönlü baskılar olmadığı için mümkün olmayacağı fikrindeyim. Öte yandan tarım fiyatlarında görülen %2,5’i aşan sıçramanın ise gıda enflasyonu üzerindeki baskının önümüzdeki aylarda da sürebileceğine dair bir işaret olarak görülebileceğini düşünüyorum.
Bugün açıklanan ve beklentime oldukça paralel gerçekleşen Ocak ayı verisinin ardından 2010 sonu için TÜFE tahminimi %7,2 düzeyinde muhafaza ediyorum. Önümüzdeki aylarda ise enflasyonun, Merkez Bankası’nın da belirttiği gibi baz etkilerinin de yardımıyla yukarı yönlü hareketini sürdürmesini ve yılın ilk yarısında olası doğalgaz ve elektrik zamlarının zamanlaması ve miktarına bağlı olarak %9-%9.5 aralığında zirve yapmasını bekliyorum. Ancak, orta vadeli enflasyon görünümü için geçen hafta içerisinde kendi enflasyon tahminini 1,5 puan artırmak ve %6,9 düzeyine çekmek zorunda kalan Banka kadar iyimser olamıyorum. Banka’nın 2011 için %5,2 olarak açıkladığı ve sadece %6’lık öngörümün değil aynı zamanda %6,7 düzeyindeki ortalama piyasa beklentisinin de oldukça altında kalan tahmininin kredibilite açığını büyütebileceğini ve yılın ikinci yarısında 150 baz puanlık bir sıkılaştırmayı gerekli kılabileceğini düşünüyorum.