ANASAYFASEANS ICINDEN-Yasar ErdincYORUM-ANALIZÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZELKİTAPLARTEMEL ANALIZ EGITIMITEKNIK ANALIZ EGTTRADING EGITIMIİLETİŞİM
 

 

31 Ağustos 2010    Erdinç Bakışı

Piyasalardaki son gelişmeler ve referandum beklentileri

Yasar ERDİNÇ

25 Ağustos 2010        DERİN Bakış

                YENİ!!!                      Opsiyon Stratejileri - I

    Nurgül CHAMBERS

7 Temmuz 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

Küresel konjonktür defansif olmayı gerektiriyor

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Mehmet KEPEZ ile RANDORI

1974 yılında Antalya’da doğan Mehmet Kepez sırasıyla Antalya Anadolu Lisesi (1992), İ.Ü. İktisat Fakültesi - İngilizce İktisat Bölümü (1996), M.Ü Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü “Sermaye Piyasası ve Borsa Yüksek Lisans (2001)” ve “Bankacılık Doktora (2006)” programlarından; “Enflasyon Muhasebesi (Msc)” ve “Firma Değerlemesi (PhD)” tezlerini vererek mezun oldu. Meslek hayatına 1996 yılında Arthur Andersen firması denetim ve iş danışmanlığı bölümünde başlayan Kepez; Tekfen Holding, PKF International, D&R, Aras Cargo, Aras Holding firmalarında muhasebe, finans, bütçe ve denetim bölümlerinde yöneticilik yapmıştır. 2001 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ünvanını alan Mehmet Kepez; Marmara Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitelerinde yatırım analizi, portföy yönetimi ve finans konulu dersler vermektedir. İngilizce ve Almanca bilen Kepez evli ve bir çocuk babasıdır.

Monday, 04 February 2008
  

KALDIRAÇLI SATINALMA (LEVERAGED BUYOUT-LBO) BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI MI?

Kaldıraçlı ya da manivelalı satınalma bir firmanın tamamının ya da bir bölümünün borçlanılan fonlarla devir alınması işlemidir.1980’lerin başından itibaren LBO’lar özellikle ABD’de son derece önemli olmuştur. 1988 yılında toplam 188 milyar US$ değerinde 410 tane satınalma işlemi LBO yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. 1988 yılı sonunda hurda tahvil piyasasının düşmesi, konjonktürel etkiler sonucu LBO’lar artmıştır.1980-1988 yılları arası LBO fonları 46 milyar US$ civarında iken 1988-2000 yılları arasında LBO fonları 385 milyar US$’lık bir büyüklüklüğe ulaşmıştır. LBO işlemi ile uğraşan firmalara fon sağlayan kreditörler LBO firmalarının kendi fonlarını da işlemlere konu etmesini istemişlerdir. 1988’de sermaye katılım oranı tüm işlemin %9,7’si iken bu oran 2000 yılında %38’e yükselmiştir. İlk LBO işleminin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber, II Dünya Savaşı sonlarında yapıldığı düşünülmektedir. Daha Büyük Buhran’ın etkileri tam olarak sona ermeden 2. dünya savaşının yıpratıcı etkisi ABD firmalarının borçlanma düzeylerini düşük tutmalarına sebep olmuştur. 1960’larda ABD firmalarında özellikle kurumsal yönetişim ilkelerinin etkin olmadığı yönetim; firmalarda etkin olmuş ve bu durum firma kadrolarının şişmesine ve karlılığın düşmesine yol açmıştır.

1970’lerde Kohlberg Kravis ve Roberts; Thomas Lee gibi finans firmaları bu şekilde çalışan firmalar üzerinden kar elde etme fırsatını görmüşlerdir. Yapılan işlemler 80’li yıllarda kitaplara, filmlere (Wall Street, Barbarlar Kapıda) konu olmuştur. Bugün herhangi bir kurumsal finans kitabını açıp LBO kısmına baktığınız zaman Nabisco’nun satınalma öyküsünü LBO firma değerlemesini de inceleyip değerlendirebilirsiniz. Peki LBO’lar nasıl işlemekte? Öncelikle her bir LBO’nun kendisine has bir özerk bir yapısının olduğunu hatırlatmak gerekmektedir. Genel bir LBO işlemi için öncelikle mevcut yönetim firmayı devretme niyetinde olmaktadır. Bu duruma genellikle aile firmalarındaki kurucu yöneticilerinin emekli olması ve işi kıdemli yöneticilere devretmesi sırasında rastlanır. Bununla beraber halka açık bir şirketin hisseleri de LBO’ya konu olarak özelleşebilir. Eğer firma hisse senetlerinin tamamı ya da bir kısmı firma yöneticilerinin eline geçerse LBO’lar Management Buyout (MBO)’a dönüşür. Genellikle LBO’ya aracılık eden finans şirketleri ve fonlar belirli bir çıkış statejisi ile firmada geçici bir süre (3-5 sene) hissedar olurlar. Çıkış stratejileri firmanın başka bir firmaya satışı (sale), halka arz (Initial Public Offering-IPO) ve yeniden kapitalizasyon yani sermaye-borç yapısının yeniden değerlendirilmesi (recapitalization) yöntemleridir. Bazı private equity firmaları rekapitalizasyon işlemini “Özelleştirme (Private IPO)” diye anlandırmaktadır. Bu tanıma pek katıldığımızı söyleyemeyiz. Rekapitilizasyonda firma ek borçlanmaya gidilerek sermayenin bir kısmını yeniden kredi borçlanması ile takas edebilir. LBO işlemi yapılacak firmaların özellikle düzgün ve istikrarlı bir nakit akışına sahip olmaları, düşük borçlanma düzeylerinin olduğu temiz bir bilançoya sahip olmaları ve pazar yapıcı konuma sahip yüksek pazar paylarının olması gerekmektedir. Bu firmalar genellikle büyük ölçüde altyapı yatırımlarını bitirmiş, işletme sermayesi ihtiyacı düşük olan firmalardır. Bilançolarındaki yüksek duran varlık tutarları borçlanmaya teminat olabilecek düzeydedir. Firmalar genellikle tasarruf yapaılabilecek bir gelir tablosuna sahiptir ve sektörde çeşitli sinerjilere açıktır.

Yönetimi devralacak yönetici takımı değerlemesi yapılan ve mevcut hissedarlar ile anlaşılan firma değerinin %10-%20 kadarlık kısmını kendilerinin karşılaması LBO işlemlerinin genel ritüellerindendir. Burada amaç firmayı devralacak kişilerin de bir takım yükümlülüklere girmesisinin arzu edilmesidir. Yönetici takımına devralacakları hisse senetlerinin üzerine rehin koymak suretiyle  bir köprü finansmanı imkanı da sağlanabilir. Bu şekilde ortaklara anlaşılan hisse bedeli ödenir ve firmanın kontrolü ele geçirilir. Firmanın yönetimini ele geçiren yönetici takımı ya da fon aktifleri teminat göstererek firmayı yeni borçlanmaya sokar. Bu noktada firmanın duran varlıkları yeni alınan kredi için bir teminat olarak gösterebilir ve daha önceden yönetimi ele geçiren hissedarların hisse senetleri üzerindeki rehinleri kalkabilir.

LBO işlemlerinin en önemli kısmı borçlanma yapısının ustalıkla planlanmasıdır. Her LBO işlemi endüstri ve şirket bazında birbirinden özerk olduğu için standart bir borçlanma sisteminden bahsetmek mümkün değildir. Yüksek borçlanma firmaları zorunlu olarak verimli çalışmaya itecektir. Bu şekilde firma şişman ve hantal yapısından kurtulabilir. Borç disiplini firmaları core-business olmayan işlerden ayrılmaya, atıl operasyonlarını ve karsız işletmelerini tasfiye etmeye ya da küçülmeye ve teknoloji yatırımı yapmaya itmektedir. Kısaca borçlanma firmanın yönetim yapısının değişmesine ve verime doğrudan yol açmaktadır. Borçlanmanın diğer bir sonucu olarak, borç fonlaması sermaye fonlamasının önüne geçmekte ve bu da herhangi bir private equity firmasının şirkete ortak olarak girmesini sağlamaktadır. Borçlanmanın faizi işletmeye vergi kalkanı olarak yardımcı olacaktır. LBO’lar genellikle 2 tür kredi dilimi (senior, Junior) ile finanse edilir. Büyük LBO’larda kredi dilimleri artabilir. Borçlanmanın yapılacağı banka ya da bankalar LBO işlemini organize eden finans şirketi tarafından özenle seçilir ve hedef firma hakkında bilgiler verilir. Bağımsız denetim kuruluşlarının yapmış oldukları due-diligence raporları bu bankalar tarafından incelenir ve bankalar LBO işlemine kreditör olmaya karar verirler. Bankanın sunduğu kredi dilimleri eşanlı olarak firmaya sağlanır. Bu kredilerden bir tanesi firmanın işletme finansmanı ihtiyacı için kullanacağı kısa vadeli rotatif kredidir (Bank Revolver). Öteki dilim ise vadesi 5 ile 10 sene olan uzun vadeli kredi dilimidir (Term debt). Uzun vadeli kredi dilimleri faizleri genellikle gösterge hazine bonusu faizlerinin 1-2 puan üzerinde olmaktadır. Yüksek borçlanma beraberinde finansal riskleri (financial distress) de beraberinde getirmektedir. Resesyon, ekonomik krizler, rekabetin firma nakit akışını menfi etkilemesi gibi sebepler faiz ödemeleri üzerinde risk teşkil edebilir. Bunu bertaraf eden LBO’nun bünyesindeki ek borçlanma imkanlarıdır. Ara (mezzanine) finansman diye adlandırılan bu krediler ek borçlanma imkanlarını firmaya sağlamaktadır. Kredi formundaki ara finansman olanaklarının vadesi genelikle uzun vadeli kredilerden kısadır (5- 10 sene arasında bir yerdedir) ve bu finansmanda uzmanlaşmış kuruluşlar tarafından verilir. Kredi formu dışında Bireysel plasman pazarından elde edilebileceği gibi firmanın kendisinin finansman bonosu (high yield bond, junk bond) ihraç ederek de mezzanine finansman sağlayabilir. Karşılığında teminat olarak genellikle sağlanan finansmanın bir kısmı geri alınır ya da hisse senedi üzerine rehin konulabilir. Aşağıdaki tabloda krediler ile ilgili detaylar şematik olarak gösterilmiştir:

 
LBO BORÇ YAPISI
Finansman Türü % LBO Maliyeti Borç Verme Kriterleri Kaynakları
Uzun Vadeli Kredi %50-%60 %7-%10 5- 10 yıl Bankalar
      Tutar: Ebitda x 2-3 Sigorta Fonları
      faiz karşılama oranı =2 civarında  
         
Mezzanine Finansman %20-%30 %10-%20 7-10 sene Mezzanine fonlar
      Ebıtda x1-2 Junk Bond Market
         
Sermaye %20-%30 %25-%40 4-6 yıllık çıkış stratejileri Yönetim
        LBO fonları
        Yatırım Bankaları
        Private Equity Fonları

Peki LBO fonları genellikle hangi fonlardan oluşur? LBO fonları genellikle sigorta fonları, emeklilik fonları, private equity fonları ve bireysel “donanımlı” yatırımcılardan oluşur. Bireysel ”donanımlı (qualified)” yatırımcıyı SEC cari yılda 200 bin US|$’dan fazla geliri ya da 1 milyon US$’dan fazla serveti olan kişi olarak tanımlamaktadır. LBO yapılacak firmanın değerlemesinde İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA-DCF) analizi ya da çarpan modelleri kullanılabilir. DCF yaklaşımında özellikle kaşldıraçlı nakit akımlarının kullanılması gerekir. LBO’ların değerlemesini ilerliyen yazılarımızda Nabisco firmasının LBO değerlemesini incelerken detaylıca analiz edeceğiz...

POSTED BY: Mehmet Kepez AT 10:21 am   |  Permalink   |  E-mail this
 

01 Eylül  2010              Webani

Para Politikasının Sınırları

Atilla YEŞİLADA

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

03 Eylül  2010 -        AKŞAM

 

Ne kadar para o kadar köfte!

 
 

Deniz GÖKÇE

 

02 Eylül 2010 -    HABERTURK

 

Merkez bankaları ve döviz kuru

 
 

Ercan KUMCU

 

02 Eylül  2010 -        RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Resesyon mu depresyon mu?

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

02 Eylül  2010 -        VATAN

 

Sürdürülebilir istikrar

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

31 Temmuz 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

Yüksek hızda büyümeyi sürdüremeyiz

 
 

Taner BERKSOY

31 Ağustos  2010-        VATAN

 

Yine havanda su dövüldü

 
 

Ali AĞAOĞLU

01 Eylül 2010-   HÜRRİYET

 

Kısa yoldan zengin olmanın yolu

 
 

Ege CANSEN

 

02 Eylül  2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

Merkez Bankası tahmin modelini değiştiriyor  
 

Fatih ÖZATAY

02 Eylül  2010       HABERTURK

 

Döviz kurunu değiştirmek ya da değiştirememek
 
 

Gazi ERÇEL

 

24 Mayıs 2010  Finanstrend.com

 

Emtia piyasalarında son durum 

 
 

Ateşhan AYBARS

 

01 Eylül  2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

Hazine'nin esnaf kredisinin faizinin yarısını ödemesi ne demek

 
 

Hasan ERSEL

 

31 Ağustos 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Şirketlerin artan kârları işlerin ille de iyi olduğunu göstermez

 
 

Güven SAK

03 Eylül  2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

IMF: Gelişmiş ülkeler batmaz!

 
 

Uğur GÜRSES

 

01 Eylül  2010 Finanstrend.com

 

İTO verileri gıda fiyatlarında artış gösteriyor

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY

 
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KEMER CORNER SITESI, YAKUT BLOK DA:5 Göktürk-Eyüp-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0554-269 69 24 (Zafer Sarıçan)

Email: zafer.sarican@bilgeyatirimci.com


Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.