GLOBAL MUHASEBE STANDARTLARI VE BORSALARA ETKİSİ
Küreselleşme sonucu finansal piyasaların evrenleşmesi, çokuluslu şirketlerin ortaya çıkması, uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarının evrensel piyasalardaki etkiliği ve rekabeti, farklı ülke bloklarınca ekonomik birlik oluşturma nedenleri ve uluslararası alanda muhasebe kayıtlarında saptanan usulsüzlüklere ilişkin ortaya çıkan küresel etkili skandallar, muhasebe düzenlemelerinin güncelleştirilmesi ve uluslararası ortak muhasebe diline geçilmesini gerekli kılmıştır. International Federation of Accounting (IFAC)’ın bir alt komitesi olan Uluslarası Muhasebe Stadartları Kurulu (IASB) 18-20 Nisan 2001 tarihinde yapılan ilk toplantısında, daha önce çıkartılmış olan tüm uluslararası muhasebe standartları ve yorumlarını onaylamış ve bu tarihten sonra çıkacak tüm muhasebe standartlarının (UMS-IAS) Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS-IFRS) olarak isimlendireceğini hükme bağlamıştır. Buna göre söz konusu tarihten önce çıkartılan standartlar eski isimleri ile anılacaktır.
Enron ve küresel skandallar sonrasında, ABD’de uygulayıcı kurul durumundaki Sermaye Piyasası ve Menkul Kıymetler Komisyonu tarafından gündeme getirilen, yasayı hazırlayan senatörün adıyla da anılan ve etkisi tüm dünyaya yayılan Sarbanes-Oxley Yasasına göre; kurumsal yönetişim ilkelerine göre hazırlanmış finansal tablolar küresel ekonominin gereklerinden bir tanesidir. 18-21 Kasım 2002 tarihlerinde yapılan 16. Dünya Muhasebe Kongresinde küresel muhasebe standartlarına geçmenin gerekleri anlatılmıştır. Bu kongrede küresel krizlerin bile global muhasebe standartları ile önlenebileceği detaylıca anlatılmış ve standart yapıcı kuruluşların bu açıdan birbirleri ile mutabakata varmaları gerektiği sonucuna varılmıştır. Dünyada tek bir muhasebe standardı beraberinde tek bir denetim standardını getirecek bu durumda muhasebe mesleğinde tek bir mali müşavirlik ünvanına doğru gelişmeler yaşanacaktır. 1973 yılında Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) altında Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi (IASC) adı altında kurulan ve 1 Nisan 2001 yılında Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) olarak ismi değişen kurum muhasebe standartları yapan kurumlar arasında önde gelmektedir. 24 Mayıs 2000 tarihinde Edinburg Toplantısı diye bilinen görüşmede IASB IFAC’dan ayrılarak özerkliğini ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Bununla beraber daha önceden IFAC üyesi olan kurumlar IASB’nin de üyesi olarak kabul edilmiştir. Bu ayrılmanın asıl sebebi UFRS’nin küresel bir muhasebe standartları seti olması için özerklik kazanmasıdır. Bu toplantıda ayrıca IFAC üye kuruluşlardan finansal tablolarını UFRS/UMS standartları ile tam uyum içerisinde hazırlamalarını talep etmiştir. Bir diğer önemli standart yapıcı kurum ise Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (IOSCO)’dür. IOSCO Mayıs 2000 tarihinde uluslararası menkul kıymet ihraç işlemlerine uygulanmak üzere, IASB tarafından çıkartılan muhasebe standartları setini onaylamıştır. IOSCO kendisine üye olan ülkelere 2005 yılından itibaren UMS/UFRS kararlarını uygulamaları yönünde tavsiye kararı vermiştir. Amerika Birleşik Devletlerinde standart yapıcı kurum olan Finansal Muhasebe Standartları Kurulu ile IASB 18 Eylül 2002 tarihinde her iki standardı birbirlerine yaklaştırmak için taahhütlerini kesin ve açık olarak bildirdikleri bir yazı imzalamışlardır. Norwalk mutabakatı olarak muhasebe literatürüne geçen bu kararlar dizisi muhasebe mesleğinin gelişiminde son derece önemli bir yere sahiptir. Bu şekilde standartların uyumlaştırılması denetimi kolaylaştıracak ve global sermaye kararlarının verilmesinde hız sağlayacaktır. Norwalk mutabakatını yakından izleyen kurumlardan bir tanesi de ABD’nin Uluslararası Sermaye Piyasası Komisyonu (SEC)’dur. SEC Mayıs 2001 tarihinde üyelerine uluslararası menkul kıymet ihraç ve halka arz işlemlerinde UMS/UFRS standartlarını kullanmaya teşvik etmek için tavsiye kararı almıştır. 21. yüzyıla girerken patlak veren Enron ve Wordcom skandalları, bu skandalların meşei olan ABD’nin kendi muhasebe standartlarını gözden geçirmesine yol açmıştır. Bu doğrultuda İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda ve ABD kendi standartlarının uyumlaştırılması çalışmalarına son verip UMS/UFRS’ye yönelmişlerdir. Global muhasebe skandallarının ortaya çıkması bu yönelişte oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Dünya Bankası ve IMF’de kendilerinden borç talebinden bulunan ülkelerin UMS/UFRS’yi kabul etmelerini şart koşmuştur. BIS’in bankacılık standartlarını belirleyen komitesi Basel UMS/IFRS’nin 15 tane standartlarını incelemiş ve uygulanması için tavsiye bildirisi vermiştir. Ülkemizde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) IOSCO’nun üyesidir. IOSCO’nun önerisi ile birlikte SPK’da borsaya kote olan işletmeler UFRS ile uyumlu mali tabloları arz etmeye başlamışlardır. UMS/UFRS ile uyumlu mali tablolar arz etmek için öncelikle XI seri 25 no’lu tebliğ yayınlanarak UMS/UFRS standartları Türkçeye çevrilmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanununa göre de referans olarak dikkate alınacak muhasebe standartları UMS/UFRS standartları ya da bunlara uygun standartlar olacaktır. UMS/UFRS standartları kabul edilmediği takdirde kanun uygulamaya geçer geçmez 15 günlük bir süre içerisinde, Türk Muhasebe Standartları Kurulu UMS/UFRS ile uyumlu muhasebe standartlarını yayımlamakla sorumlu tutulmuştur.
Avrupa Birliği’nin genişleme, bütünleşme ve uyum süreci içerisinde; AB Konseyinin çıkartmış olduğu 4. ve 7. Direktifler doğrudan muhasebe standartları ile ilgilidir. Bu standartlar doğrultusunda uyumlaştırma ve ortak muhasebe standartlarına gidişi hızlandıran bir dizi yasal düzenleme getirilmiştir. Bu yasal düzenlemelerin en önemlisi 1995 yılında çıkartılan “Muhasebe Uyumu: Uluslararası Uyum Karşısında Yeni Bir Strateji” başlıklı tebliğdir. Bu tebliğde AB’ye üye olan devletlerin küresel kurum ve kuruluşlara UMS/UFRS ile uyumlu olan mali tablo hazırlamaları tavsiye edilmiştir. Bu bakımdan kıta Avrupasında da UMS/UFRS standartlarının uygulanması yaygınlaşma çalışmalarına ilk adım atılmıştır. AB Komisyonu Haziran 200 tarihinde “AB’nin Mali Raporlama Stratejisi:İleri Gitmek” başlıklı bir tebliği kabul etmiştir. Bu tebliğ ile 2005 yılından itibaren banka ve sigorta şirketleri de dahil hisse senedi borsaları ve teşkilatlı piyasalarda işlem gören halka açık şirketlerin UMS/UFRS ile uyumlu olarak konsolide mali tablo hazırlamaları zorunlu hale geldi. Bununla beraber UMS/UFRS standartlarının bütün üye ülkelerde aynı biçimde uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Bu tebliğ ile AB ülkeleri muhasebe standartları resmi olarak UMS/UFRS olmuştur. Bu tebliği takip eden yıl Şubat 2001 tarihinde AB Komisyonu; bu sefer tüm üye ülkelerin borsalarına kote edilmiş şirketlerin (banka ve sigorta şirketleri dahil) konsolide mali tablolarını 2005 yılından itibaren UMS/UFRS ile uyumlu olarak düzenlemesi konusunda bir taslak tebliğ hazırlamıştır. Haziran 2002 yılında Avrupa Finansal Danışma Grubu (European Financial Reporting Advisory Group-EFRAG) AB muhasebe standardı olarak UMS/UFRS lehinde görüş bildirmiştir. Bu tarihten sonra AB Komisyonu çıkarmış olduğu bir dizi direktif ve tüzük ile UMS/UFRS’yi kabul etmiştir. 2005 yılının başından itibaren AB üyesi olan ülkeler UMS/UFRS’yi uygulamayı kabul etmiştir. Bu doğrultuda 01.01.2005 tarihinden itibaren borsaya kayıtlı olan işletmeler 01.01.2005 tarihinden itibaren UMS/UFRS’ye göre konsolide finansal tablo hazırlayacaklardır. AB’nin muhasebe standardı olarak UFRS’yi kabul ettiğini gösteren bir diğer delil ise mali tabloların yasal denetimini düzenleyen 16 Mart 2004 tarihli “8. Direktif Tasarısıdır” Bu tasarıda da referans olarak UMS/UFRS kullanılmıştır.
Günümüzde uluslararası halka arzların yapılabilmesi, uluslararası şirket birleşmeleri ve satınalma sürelerinin kısalması, uluslararası portföy yatırımlarının hızla gerçekleşmesi için mali tablo kullanıcılarının ve yatırımcıların hızlı kararlar vermesi, kamusal organlarında ilgili kotasyonları ve incelemelerini hızlı yapmaları için global standartlara ihtiyaç vardır. Bununla beraber ülkelerin vergi rejimlerindeki gelişmişlik, e-devlet uygulamalarındaki hız; dünyada gelişmekte olan ülkelerin yarattığı risk primleri kanımca tek bir muhasebe standardının egemen olmasını engelleyecektir. Bunu iddia etmek dünyada faiz oranlarının aynı olacağını iddia etmek gibi bir olgudur ve gerçekten uzaktır. Buna karşın faiz oranlarının aynı olacağı güne kadar UFRS/UMS 1-0 önde…
KAYNAKLAR
Tamer Aksoy, ”Finansal Muhasebe ve Raporlama Standartlarında Uyumlaştırma ve UMS/UFRS Bazında Küresel Muhasebe Standartları Setine Yöneliş Eğilimi”, Mali Çözüm, cy, Sayı 7, (Temmuz, 2005), ss.35-40