SATIN ALMA PARİTESİ YAKLAŞIMI (Purchasing Power Parity Relation -PPP)
14 Şubat 2009
Son aylarda kurlarda global finansal kriz neticesinde oluşan yüksek dalgalanmalar sonucunda adeta hepimiz Foreks ekranlarına kilitlenmiş durumdayız. EUR/USD paritesine ve interbank döviz ortalamasına ve bankaların alış-satış oranları gün içerisinde devamlı değişmekte, firmaların finans müdürleri neden 3 ay öncesinden bir Vanilya Opsiyon ya da forward işlemi yapmadıklarını firma sahiplerine açıklamakta güçlük çektiği şu günlerde oldschool bi,r yaklşım hakkında yazmak istedim. Yazının sonunda bu bilgi setinin döviz kurul işlemlerini açıklamakta ya da tahmin etmekte ne derece faydalı olduğunun kararını siz verin...
Finans ve ekonomi konusunda bilgi sahibi olmayan sokaktaki vatandaşa sorulduğu zaman enflasyonu yüksek olan ülkedeki para biriminin enflasyonu düşük ülkedeki para biriminden daha değerli olduğunu söyleyecektir. Aynı şekilde düşük enflasyonlu ülkelerde düşük faiz oranları olduğunu da yorumuna ekleyecektir. PPP yaklaşımı farklı ülkelerde ticareti yapılan malların aynı fiyattan satılacağı ilkesiyle kurların ülkeler arasında aynı fiyata gelene kadar ayarlanacağını söyler. Dayanağı son derece basit bir prensibe (daha doğrusu hipoteze) dayanmaktadır.
LAW OF ONE PRICE (LOP)
Altın ticareti yaptığımız ve işlem maliyetleri üzerinden sıfır komisyon alındığı varsayımı altında ABD’den altın aldığımızı ve bunu Fransa’da sattığımızı düşünelim. Henüz Avrupa’da Euro’ya geçilmediği varsayımımız altında
1- 0,13 US$= 1 FRF yani FRF/USD paritesi 0,13’dür.
2- Altın’ın Ons’unu New York’da 220 USD’ye alma imkanı vardır.
3- Paris’de 1 Ons Altın’ı 1,800 FRF’ye satma imkanı vardır.
4- New York’dan altını 220 USD’a alalım. Bu altını Paris’de 1.800 FRF’ye satalım. Kazancımızı USD’ye çevirelim (1.800 x 0,13 = 234)
5- Bu arbitraj’dan net 14 US$ kazanmış oluyoruz. Bu arbitraj imkanını gören diğer arbitrajcılar yukarıdaki işlem üzerinden kar yaratmaya başlarlar ve en sonunda hangi kur üzerinden alındığı dikkate alınmaksızın her iki ülkedeki fiyatlar eşitlenir. Daha doğrusu her iki ülkede altının fiyatı aynı olana kadar her iki ülkedeki altın fiyatları ve kurlar değişir.
A ülkesindeki mal grubunun fiyatı, B ülkesindeki aynı mal grubunun fiyatlarından hızlı bir şekilde artıyorsa kurlar bu farklı dengeleyici yönde hareket ederler. A ülkesindeki fiyat farkı aslında A ülkesindeki enflasyonun B ülkesindeki aynı mal grubu üzerindeki enflasyondan daha fazla olmasında dolayı gerçekleşmiştir. Kurdaki hareket enflasyon farkını nötralize etmiş, bu şekilde fiyatların arasındaki fark kapanmıştır. PPP yaklaşımına göre:
Demonstrasyonda spot kura
; bir sene sonraki tahmini kura da
dersek yukarıdaki denklemi aşağıdaki şekilde formüle edebiliriz:

Denklemi sadeleştirirsek
sonucuna ulaşacağız. Kısaca ülkelerarasındaki enflasyon beklentisine göre kurların ayarlanacağını bu yaklaşıma göre analiz ediyoruz. PPP yaklaşımı yakın gelecekte kurların tahmini için doğru sonuç vermemektedir. Özellikle ülkeler arasındaki enflasyon farklarının düşük seyir ettiği zamanlarda PPP yaklaşımını kullanmamak gerekmektedir. Bununla beraber ülkelerarası sabit kıymet yatırım fizibilitelerinde, uzun dönemde elde edilecek nakit akımlarının yerel para birimine çevrilmesinde PPP yaklaşımından daha üstün bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz. Bununla beraber finans dünyasında hala PPP yaklaşımı üzerinde ortak bir konsensus yoktur. PPP yaklaşımının en meşhur tezahürü meşhur Big-Mac Endeksidir.
Big Mac Endeksi, dolar karşısında diğer para birimlerinin değerlerini hesaplamanın kolay bir yolu olduğunu kanıtlaması nedeniyle, kısa zamanda ekonomistler tarafından sıkça başvurulan bir endeks haline geldi. McDonald's tarafından 100'den fazla ülkede üretilen dünyaca ünlü Big Mac bulunuyor. Big Mac Satın Alma Gücü Paritesi'ne göre, dünyanın diğer ülkelerinde satın aldığınız hamburger Amerika'da aldığınız ile aynı fiyatta olmalıdır. Hamburgerlerin satış fiyatlarını karşılaştırdığımızda ise bir ülkenin para biriminin gerçek değerinin üstünde veya altında olması gerektiğini anlayabiliyoruz. Big Mac Satın Alma Paritesi, hamburgerlerin tüm ülkelerde aynı olduğunu varsaydığımız satış değeri. Örneğin, Endonezya'daki Big Mac'in yerel satış fiyatını Amerika'daki fiyata böldüğümüz takdirde bir dolar karşılığı bulduğumuz sayı 3,9 rupi. Endeks, yıllar önce ortaya çıktığında doların satın alma gücündeki değişkenliği göstermeyi hedefliyordu. 1993'ten itibaren ise dolar karşısındaki diğer para birimlerinin de satın alma gücününde bir göstergesi olarak değiştirildi. Big Mac Endeksi'nde bu hesaplama yapılırken fiyatların ülkelere özgü ticari yönetmelikler, satış vergileri ve gümrük bedelleri gibi birçok değişkenden etkilendiğini göz önünde bulunduruluyor ve bu teorinin yaklaşık bir değer ortaya çıkardığı kabul ediliyor. Ancak parite, tüm sofistike teorilerin yanı sıra akılda bulunması gereken bir diğer yaklaşımdır.(Big Mac Endeksi için detaylı bilgi mcdonalds.com)