ANASAYFA
ÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZEL
Temel Analiz Kitapları
Teknik Analiz Kitaplari
Ekonomi Kitaplari
Yatırım Kitapları
KİTAPLAR
TEMEL ANALIZ EGITIMI
TEKNIK ANALIZ EGT
TRADING EGITIMI
Seans Içi Yorumlar
Günlük Yorumlar
YORUMLAR
Yaşar ERDİNÇ
Atilla Yesilada
N. Nuri SEVGEN
Burak GERCEK
Fatih BOZKURT
Mehmet KEPEZ ile RANDORI
Uzeyir DOGAN
Fatih Yeğenoğlu
GOKHAN TASPINAR
Cetin UNSALAN
NURGUL CHAMBERS
Hakan YIGIT
Kerem ALKIN
Levent DURUSOY
Cemil Ertem
Cengiz KILIC
Ismet Demirkol
Hamit Bozkurt
Kaan Sariaydin
YAZARLAR
İLETİŞİM

17 Mart 2010         Günlük Analiz

FED ne Dedi? Strateji Ne Olmalı?

Yasar ERDİNÇ

 21 Aralik 2009        DERİN Bakış

 
 PROJE FİNANSMANI
(PROJECT FINANCE)

    Nurgül CHAMBERS

26 Ocak 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

FED Faiz Artırımlarına Başlamalı

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Nurgül CHAMBERS

Nurgül Chambers adını "Firma Değerlemesi" ve "Türev Piyasalar", "Makro Ekonomik Göstergelerin İMKB Üzerindeki Etkilerini İncelemeye Yönelik Bir Araştırma" isimli kitaplardan tanıyorsunuz. Marmara Üniversitesi'nde Profesör olan Chambers'in özellikle türev piyasalar, hisse senedi piyasaları üzerine çok önemli çalışmaları var. 
Verdiği dersler; "İşletme Finansmanı", "Yatırım Yönetimi", "Finansal Yönetim", "Sermaye Piyasası Kurumları", "Uluslararası Finansal Kurumlar", "Sermaye Piyasası ve Borsa", "Türev Piyasalar (Vadeli İşlemler Piyasası)",  "Uluslararası Finansman", "İşletme Finansmanı".

Kendisi birçok bilimsel dergide hakemlik görevini üstlenmiş durumdadır. Piyasaları yakından izleyen Nurgül Chambers, gerçekten de bir üçüncü göz olarak, Bilgeyatırımcı.com sitesinde, sade dili ve analitik bakış açısıyla önemli farkılık yaratacaktır. Şu an eğitimini sürdüren, yüksek lisans ve doktora yapan birçok okuyucumuzun en çok faydalandığı yazarlardan biri olacağını düşündüğüm Chambers periyodik olmayan yazılarıyla sizler olmaktadır. 

Dr. Yaşar ERDİNÇ

Sunday, 14 December 2008

Hedge Fon Krallığı Sarsılıyor

15 Aralık 2008 Pazartesi

1. Giriş

Tarihte küçük ya da bölgesel bir çok resesyon yaşanmıştır. Ancak 1600’lü yıllardan bu yana 5 önemli uluslararası finansal krizin olduğu görülmektedir. Bunlar sırasıyla 1637, 1710, 1789, 1857 ve 1929 yıllarında ortaya çıkmıştır. Bunlara ‘nesiller boyu çöküş’ de denilmektedir. Çünkü bu çöküşler 70-80 yıllık aralıklarla yaşanmıştır. Bu çöküşleri yaşayanlar yok olduktan sonra genç jenerasyon önceki çöküşe neden olan aynı ve tehlikeli oyunu sürdürmüş ve finansal varlıkları yeniden yapılandırma uygulamalarını devam ettirmiştir. Bütün bu çöküşlerden sonra yetkililer böyle bir durumun bir daha yaşanmaması için yeni kurallar ve yasalar koymuşlardır. Bu yetkililer öldükten sonra yeni jenerasyon getirilen kuralları umursamamış ve bunların sadece eski insanlar için geçerli olduğunu düşünmüştür. Bunun sonucunda, yeni nesiller boyu çöküşler aralıklarla birbirini izlemiştir. Günümüzde son nesiller boyu çöküşten bu yana yaklaşık 80 yıl geçmiştir. Bir dahaki çöküşe kadar bizim jenerasyon da zamanını doldurmuş olacaktır. Yeni jeneasyonun da önceki yeni jenerasyonlardan farklı davranmayacağı beklenmektedir.

Bizim jenerasyonun finansal krizi başlayalı bir yıldan fazla oldu. Krizin ilk başlangıcı, 2007 yılın ortalarında Bear Stearns’ın yönettiği bir hedge fonun batmasına dayanır. Subprime mortgage borçlarına dayalı yatırımların fiyatındaki ani düşüş piyasalarda şok dalgalara neden oldu. Benzeri görülmemiş bir şekilde varlık fiyatlarında görülen düşüşler bankacılık sistemini temelden sarsmaya başladı. Haziran 2007’den itibaren başlayan düşüşden bu yana birçok kez volatilitede ani artışlar görüldü. 2008’in ilk çeyreğinde volatilite, 2007’nin ikinci çeyreğine göre, ikiye katlandı. Önde gelen hisse senedi endekslerinde büyük düşüşler yaşandı. Aynı zamanda kredi spreadi büyük oranda açıldı. Yüksek getirili tahvil endekslerindeki düşüş hızlandı, buna karşılık enflasyon tehtidine rağmen devlet tahvillerine olan ilgi arttı. Önde gelen merkez bankaları piyasada oluşan paniği gidermek için mücadele ettiler. Likidite enjekte ederek, faiz oranlarını düşürerek, kurtarma paketleri açıklayarak ekonomiyi ve negatif ekonomik verileri canlandırmaya çalıştılar. Ancak bütün bu çabaların etkisi sınırlı kaldı ve sonunda global ekonomiler resesyonla karşılaştılar.

Ekim 2008 önemli bir dönüm noktası oldu ve finansal görünüm kalıcı bir şekilde değişti. Piyasalar, yatırımcı güvenindeki kriz tarafından ele geçirildi. Krizde bankalar, hisse senedi ve tahvil piyasaları, emtia piyasaları, reel sektör, çalışanlar ve hedge fonlar başta olmak üzere herkes kendine düşen payı aldı ve almaya devam etmektedir. Bunlar arasında hedge fonlar son haftalarda gündemi epeyce meşgul etmiştir.

2. Hedge Fonların İçinde Bulunduğu Durum

Hedge fonların son zamanlarda yaşadığı önemli sorun, oldukça volatil ve aşağı yönde eğilimin olduğu piyasada yatırımcıların büyük bir güven kaybına uğramış olmalarıdır. Piyasalarda güven kaybı önemli bir faktördür.Yatırımcılar hem piyasalara hem de hedge fon yöneticilerine olan güvenlerini kaybedince hedge fonların batacağına ilişkin ani bir korkuya kapıldılar. Bu korkuyla fona yapmış oldukları yatırımları bir an önce geri çekmek, başka bir deyişle yatırımlarını paraya çevirmek istediler. Bilindiği üzere yatırımcılar hedge fonlara yatırdıkları parayı istedikleri zaman geri çekemezler.

Hedge fonlarda, yatırılmış sermayeyi bağlama veya sermayeyi kilitleme süresi sözkonusudur. Bu süre yatırımcının parasını çekemeyeceği dönem olup, hedge fona paranın yatırıldığı tarihten başlar. Sermayeyi bağlama süresi bittikten sonra yatırımcı herhangi bir likidite tarihinde hisse senetlerini paraya çevirmede özgürdür. Genellikle likidite tarihleri bir yılın çeyreğini içerecek şekilde düzenlenmiştir. Yatırımcılar belirlenen likidite tarihinden 30 gün önce haber vermek koşuluyla paralarını çekebilirler.

Yatırımcıların paraya çevirme isteklerinin baskıya dönüşmesi, hedge fonlar üzerine kara bulutlar gibi çöktü. Para çekişlerini karşılayabilmek için hedge fon yöneticileri düşen piyasada aceleyle satışa geçmek zorunda kaldılar. Sahip oldukları en iyi, en çekici ve hala likit olabilecek hisse senetlerini satmaya zorlandılar ve sonrasında zarar ettiler. Hisse senetlerini ve diğer varlıkları acilen düşük fiyattan satmak hedge fon yöneticilerinin stratejilerine tümüyle aykırı bir durumdu. .

Hedge fonlardan çekilen tutarları gösteren tablo, Ekim 2008 tarihine göre aşağıda verilmiştir.

Ekim 2008’de hedge fonlara yatırılan tutar ile bu fonlardan çekilen tutar arasındaki büyük fark dikkati çekmektedir. Bu durum yeni yatırımcıların hedge fona girmekte oldukça sakıngan davrandıklarını, mevcut yatırımcıların da hedge fonlardan hızla ayrılmaya çalıştıklarını göstermektedir. Ekim 2008’de hedge fonlardan çekilen toplam tutar 62.7 milyar $’ı bulmuştur. Bu dönemde hedge fonların gösterdiği performans da düşmüştür. Yine burada da pozitif ve negatif performans arasında büyük fark vardır. Bu da hedge fonların artık verimli çalışamadıklarını göstermektedir. Ekim 2008’de toplam performans kaybı, başka bir deyişle zarar 47.3 milyar $’a ulaşmıştır. Yatırımcıların artan riskten kaçınma isteği ve belirsizlik, sektörün büyüklüğünü toplam110 milyar $ azaltarak, hedge fonların varlıklarını Ekim ayı sonu itibariyle 1.65 trilyon $’a düşürmüştür.

Empirical Research Partners’ın tahminlerine göre hedge fonlardan çekişler önümüzdeki aylarda da devam edecek ve çekilen tutarlar oldukça yükselecektir.

Hedge fonlardan para çekişleri bu sektör üzerinde ağır bir yük olmaya başladı. Bu nedenle hedge fon yatırımcıları ile hedge fon yöneticileri arasında tansiyon gittikçe artmaktadır. Yatırımcılar acil nakte ihtiyaçları olduğu gerekçesiyle yatırımlarını paraya çevirmeyi isterken, yöneticiler fonlarını korumak amacıyla varlıklarını elde tutmaya çalışmaktadır. Bazı hedge fon yöneticileri fazla kayıplarla karşılaşmamak ve işlerini sürdürmek için gereken yönetim ücretini alabilmek amacıyla yatırımcıların para çekme taleplerini askıya almışlardır. Gelinen noktada hedge fon yöneticilerinin mi yoksa yatırımcıların mı haklı olduğuna karar vermek oldukça güç.

Piyasada, finansal krizin nedenlerinden biri olarak hedge fonlar gösterilirken, hedge fon yöneticileri de kendileri dışında oluşan global krizden etkilendiklerini belirtmektedirler. Piyasadaki zayıflık, yapılandırılmış ürünlerle ilgili riski tanımlamada ve bu riski değerlemedeki güçlüklerde yatmaktadır. Yatırımcıların çoğu derecelendirme kuruluşlarına riski değerleme yetenekleri konusunda fazlasıyla güvenmişler ve bu nedenle kendileri ayrıca bir risk değerlemesi yapmaya gerek duymamışlardır. Derecelendirme kuruluşlarının kendilerinin de riskli olabileceği konusu üzerinde durulmamıştır. Yatırımcılar derecelendirme kuruluşlarına böylesine güvenerek likidite ve piyasa riskini dikkate almadılar. Aslında bu riskler derecelendirme kuruluşları tarafından da dikkate alınmamıştı. En bilgili hedge fon yöneticilerinin bazıları bile kredi derecelendirme kuruluşlarına aşırı güvendiler. Yatırımcıların derecelendirme kuruluşlarına ve onların derecelendirdikleri varlıklara güvenlerini yitirmesiyle, bu varlıkları portföylerinde bulunduran hedge fonların da riski artmış oldu.

3. Hedge Fonları Savunanların ve Karşı Çıkanların Gerekçeleri

Hedge fonlar finansal sistemde gittikçe artan bir öneme sahiptir. Bunun nedeni sadece işlem hacmi ve tutar olarak büyümeleri değildir. Hedge fonların geniş bir konsepti vardır ve bu kapsamda yöneticilerin çok sayıda farklı çalışma yöntemleri ve stratejileri bulunmaktadır.
Hedge fonların çoğu için yaygın payda, amaçlarının göreceli bir getiri sağlamaktan çok belirlenen kesin getiriye ulaşmak olması ve diğer fonlara göre daha serbest yatırım kurallarının bulunmasıdır. Ayrıca getiri artışını amaçlayan yüksek kaldıraçlı portföyleri vardır. Bu özellikler hedge fonları dünya finans piyasaları içinde önemli oyuncular haline getirmiştir.

Hedge fonlardan yana olanlar, fonların finansal istikrar için önemli olduğunu savunurlar. Bunlara göre hedge fonlar riski yayar ve fiyatlamayı geliştirir. Finansal piyasalarda çeşitli ve gerekli işlevleri yerine getirir. Piyasa riskinin ve kredi riskinin piyasa katılımcıları arasında yayılmasına katkıda bulunurlar. Oldukça hızlı hareket ederler ve esnek bir yapıya sahiptirler. Piyasadaki zayıflıkları gidermeye çalışırlar. Farklı ürünlerin fiyatlarının belirlenmesine yardımcı olurlar. Hedge fonlar yanlış fiyatlanmış varlıkları ortaya çıkarmada uzmanlaşmışlardır. Bu varlıklarla işlem yaparak fiyatın varlıkla ilgili riski yansıtmasına katkıda bulunurlar. Varlıkların doğru fiyatlandığı zamanlarda kaynaklar daha etkin bir şekilde dağılabilir ve belki de risk daha iyi yönetilebilir. Yeni ve karmaşık piyasalarda hedge fonlar fırsatları yakalamak ve riski üstlenmede önemli unsurlardır. Riski üstlenmekle de likidite artışına katkıda bulunurlar. Bütün bunlar finansal istikrarın gelişmesine yansıması olan unsurlardır. Başka bir deyişle, savunanlarına göre, hedge fonlar finansal sisteme istikrar yansıtırlar.

Hedge fon yöneticileri, fonların finansal istikrar üzerinde olumsuz etki bıraktığı görüşünü şiddetle reddetmektedirler. Hedge fonların bu mücadele ortamında büyük bir direnç gösterdiğini savunmaktadırlar.

Hedge fonlara karşı olanlar ise yatırımcıların bu fonlardan uzak durmaları için bazı nedenler sıralamışlardır. Hedge fonlarda gözetim ve denetim yetersizliği bilinmektedir. Yaptıkları işlemleri açıkça rapor etmek ve hatta bu işlemleri kayıt altına almak zorunda değiller. Bu durumun yarattığı olumsuzluklardan biri, hedge fon yetkilileri veya hedge fona taraf olanlar farkında olmadan riskin artabilmesidir.

Yatırımcılar hedge fona davet edildiklerinde yöneticiler yüksek bir getiri sözü verirler. Eğer yönetici bu amacına ulaşırsa elde edilen getirinin %20 gibi büyük bir oranını alır. Bu oran yıllık bazda alınan ücretin dışındadır. Amacına ulaşamazsa, bu durum yöneticiyi zor durumda bırakmaz. Yatırımcı ve diğer yatırımcılar oluşan kaybı karşılayacak ve yönetici kendisine başka yatırımcılar bularak onlarla ilgilenecektir. Başka bir deyişle yöneticilerin kaybedeceği fazla bir şey yoktur.

Bir yatırımcı hedge fona yatırım yaptığında, bütün varlığını bir kişinin ellerine teslim etmiş olur. Fon yöneticisinin alacağı kararlar, yatırımın başarılı olması ya da kayba uğramasında belirleyeci olacaktır. Eğer yönetici ayrılırsa yatırımcının portföyü tümüyle yeni belki de deneyimsiz birine geçebilecektir. Hedge fonların ortalama ömrü 3 yıldır. Uzun süreli yatırım stratejileri olan yatırımcılar için hedge fonlar uygun değildir.

Yukarıda hedge fonların yüksek kaldıraçla çalıştıkları ve riski üstlendikleri belirtilmişti. Yüksek kaldıraç doğal olarak riski artırır ve fonların daralmasında etkili olur. Ayrıca hedge fonlardan kaynaklanan riskler fona taraf olanlara yayılabilir. Kriz olmasa bile genelde 10 hedge fondan biri her yıl batar. Bu da sektörü volatil hale getirir.

4. Hedge Fonların Performansı

Eurekahedge Hedge Fon Global Endeksinin performans tablosu aşağıda yer almaktadır. 

Tablodan görüleceği üzere, 2000 yılı başından itibaren 2008 yılına kadar hedge fonlar için herşey yolundaydı. Bu süre içinde en yüksek karlılığı %21.01 ile 2003 yılında gerçekleştirmişlerdir. Bunu %17.56 ile 2000 yılı izlemektedir. En düşük karlılıkları ise %9.72 ile 2004 yılında, %7.27 ile 2002 yılında elde etmişlerdir. Şubat 2000’de %5.54 oranındaki getiri şimdiye kadar hedge fonların aylık bazda sağladıkları en yüksek getiridir.

2008 yılına girer girmez, 2007 yılındaki sıkıntıların etkisiyle, Ocak ayında %2.32 oranında kayıpla karşılaşmışlardır. Şubat, Nisan ve Mayıs aylarında toparlanmaya çalışan hedge fonlar Haziran ayından bu yana kaybetmeye devam etmektedir. Hatta öyle ki Eylül ayında görülen %4.91 oranındaki kayıp, 2000 yılından bu yana aylık bazda karşılaşılan en büyük kayıptır. Ekim ayında önceki aya göre büyük bir farklılık yaşanmamış ve kayıp %4.82 olmuştur.

Hedge Fund Research’ün verilerine göre Global Hedge Fon Endeksi’nin Kasım 2008 kaybı % 3.04 olarak gerçekleşmiştir.

Eurekahedge Hedge Fon Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksinin performans tablosu aşağıda yer almaktadır.

Eurekahedge Hedge Fon Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksinin performans tablosu da yukarıdaki tabloyla benzer bir görünüm sergilemektedir. Hedge fonlar 2000-2007 yılları arasında gelişmekte olan ülkelerdeki yatırımlarından yüksek oranda getiri sağlamışlardır. En yüksek getiri %26.16 ile 2006 yılında elde edilmiştir. 2007 yılına ait %24.68 oranındaki getiri, 2008 yılında Ekim sonuna kadar karşılaşılan %23.07 oranındaki kayıpla neredeyse silinmiştir.

Hedge fonların özellikle gelişmekte olan ülkelerde zarar etmeleri bizim ülkemizi yakından ilgilendirir. Bilindiği üzere hedge fonlar aracılığıyla giren sıcak para cari açığı finanse etmektedir. Hedge fonların gittikleri ülkelerde ne kadar yararlı oldukları tartışılabilir. Ancak ekonominin hassas dengeler üzerine oturduğu bu günlerde ani hareketler yıkıcı izler bırakabilir. Sıcak para, gelişmekte olan bir ülkeyi terk etmeye karar verip yüklü tutarlarla ani bir çıkış yaptığında, geride bıraktığı enkaza dönüp bakmaz bile.

Roubini geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada; sistemik riskin gittikçe büyüyeceğini.ve varlıklarda yoğun bir fiyat düşüşü olacağını belitmiştir. Hedge fonlardan büyük bir kütlenin kopmaya başladığını ve yüzlerce hedge fonun batacağını söylemiştir. Avrupa’nın en büyük hedge fon yöneticisi, GLG Partners’ın CEO’su, dünyadaki 8.000 hedge fonun %25-30’unun yok olacağını ve bu durumun son 100 yıllık finans tarihinde en büyük fiyasko olarak tarih kitaplarında yer alacağını belirtmiştir.

Son 18 ayda yaşananlardan sonra piyasalar hem yatırımcılar hem de parayı yönetenler için aynı olmayacak ve ‘yeni bir dünya’ ile karşı karşıya kalacaklardır. Riskten kaçınma isteğindeki büyük artış, eninde sonunda piyasalarda önemli düzenlemeleri gerekli kılacaktır. Kriz zamanlarında yatırımcılara nasıl güven verileceği ve karmaşık enstrümanlarda yatırımcı güveninin nasıl korunacağı ve sürdürülebileceği konusu, getirilecek düzenlemeler ve piyasaların geleceği ile ilgili temel bir unsurdur.

POSTED BY: Nurgül CHAMBERS AT 11:15 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39
MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 

 

18 Mart 2010              Webani

YENİ: Orta Krallık’da Zor Kararlar

Atilla YEŞİLADA

17 Ekim 2009     Finans-Politik

 Geleceğe Yolculuk Şimdi Bu Topraklarda Başlıyor

Cemil ERTEM

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

18 Mart 2010 -        AKŞAM

 

Asaf, IMF ve bütçe

 
 

Deniz GÖKÇE

 

30 Aralık 2009-           REFERANS

 

Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor

 
 

 Kerem ALKİN

17 Mart 2010 -       HABERTURK

 

İşgücü verileri kötü değil

 
 

Ercan KUMCU

 

18 Mart 2010 -          RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Bütçe dengesi ve nakit dengesi

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

18 Mart 2010 -        VATAN

 

Şubat bütçesi

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

13 Mart 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

IMF masalının sonu

 
 

Taner BERKSOY

15 Mart 2010-          VATAN

 

Günah keçisi bulundu: Lehman Brothers ve CEO’su Richard Fuld

 
 

Ali AĞAOĞLU

17 Mart 2010-   HÜRRİYET

 

Yüksek faiz bitti şimdi sıra düşük kurda

 
 

Ege CANSEN

 

18 Mart 2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

İşsizlik oranında yeni bir plato?

 
 

Fatih ÖZATAY

17 Mart 2010       HABERTURK

 

Bir numaralı sorun: İşsizlik

 
 

Gazi ERÇEL

 

01 Mart 2010  Finanstrend.com

 

Emtia fiyatları dolardan bağımsız

 
 

Ateşhan AYBARS

 

17 Mart 2010-     MİLLİYET

 

İzlanda Yunanistan’a yahut Türkiye’ye model olur mu?

 
 

Hurşit GÜNEŞ

 

17 Mart 2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

Avrupa Para Fonu

 
 

Hasan ERSEL

 

13 Mart 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Türkiye'nin ne zaman Nasdaq'a kote teknoloji şirketleri olur

 
 

Güven SAK

17 Mart 2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

IMF'den kurtulduk!

 
 

Uğur GÜRSES

 

18 Mart 2010 Finanstrend.com

 

Türkiye´nin yeni çıpaları mali kural ve bütçe 

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY