PROJE FİNANSMANI
(PROJECT FINANCE)
21 Aralik 2009 Pazartesi
1. Giriş
Yıllardır uygulanan ve bilinen finansman yöntemine göre işletmeler yatırımlarını finanse etmek için aldıkları krediler karşılığında sahip oldukları varlıkları teminat olarak göstermek durumundadır. Bu yöntemde işletme bir bütün olarak ele alınır ve kredibilitesi, başka bir deyişle kredi vermeye değer olup olmadığı belirlenmeye çalışılır. Böyle bir işleyiş kredi veren kuruluşlara güven sağlarken işletmelerin riskini artırmaktadır. Çünkü işletme beklediği karlılığı gerçekleştiremezse aldığı kredinin anapara ve faizini ödeme güçlüğüne düşebilir. Bu durum, işletmenin teminat karşılığı gösterdiği varlıklarına banka tarafından el konulmasının yanısıra, alınan kredinin büyüklüğüne bağlı olarak, işletmenin varlığının tehlikeye düşmesi gibi istenmeyen sonuçlara bile neden olabilir.
Son yıllarda, yatırımların finansmanında yeni bir yaklaşım olan proje finansmanı yaygın olarak uygulanmaya başlanmıştır. Proje finansmanı bilinen finansman yöntemlerinden daha farklı bir yapı sergiler. Proje finansmanında, kredi verilen işletmenin kredibilitesinden çok projenin göstereceği performans dikkate alınır.
2. Proje Finansmanının Tanımı
Proje finansmanı, belirli bir projenin uygulanmaya başlanmasında ve geliştirilmesinde geri dönülemez finansmanı içeren ve borcun geri ödenebilmesi için proje sponsorunun kredibilitesinden çok projenin gelecekte yaratacağı nakit akışlarının ve projenin varlıklarının esas alındığı bir finansman türüdür.
Başka bir deyişle, proje finansmanı proje için verilen kredinin geri ödenmesinde projenin yaratacağı nakit akışlarının dikkate alınmasını ve proje kapsamındaki varlıkların güvence olarak kabul edilmesini içeren bir finansman yöntemidir. Bu yöntemde projenin hayata geçirilmesiyle doğacak nakit akışları, projenin finansmanında kullanılan kredinin anapara ve faizlerinin ödenmesinde bir kaynak teşkil etmektedir.
Proje finansmanında, projeye kredi sağlayanlar projeyi uygulayacak işletmenin sahip olduğu varlıkları değil de proje kapsamında bulunan varlıkları güvence olarak dikkate alırlar. Proje varlıklarının tümü borç verenlere teminat olarak gösterilir. Böylece işletme proje kapsamında yer almayan varlıklarını güvence olarak göstermek zorunda kalmaz. Başka bir deyişle, işletme almış olduğu uzun süreli ve yüksek tutarlı kredi nedeniyle bir bütün olarak risk altına girmekten kurtulmuş olur. Risk sadece proje konusu varlıklarla sınırlı kalır.
Proje finansmanı genellikle projeleri için büyük yatırım fonlarına gerek duyulan sermaye yoğun sanayilerde kullanılır. Bunlar arasında enerji yatırımları, boru hatları, madencilik yatırımları, ağır sanayi yatırımları sayılabilir. Bu projelerin sponsorları, çoğunlukla geleneksel finansmanda kredi değerliliği yeterli olmayan veya geleneksel finansmanla ilgili borç yükümlülüklerini üstlenmek istemeyen ya da bununla ilgili riskleri almak istemeyen taraflardır. (Geleneksel finansmanla kastedilen, bir işletmenin bilinen yöntemlerle kredi almasıdır).
3. Proje Finansmanının Özellikleri
Proje finansmanında kilit unsur gelecekte yaratılacak nakit akışlarının tahminidir. Tahmini nakit akışlarının belirsizlik içermesi olasılığı, riskin katılımcılar arasında her biri için kabul edilebilir düzeyde dağıtılmasını gerektirir. Nakit akışlarındaki belirsizliğin azalması yüksek borçlanma düzeyinin getirebileceği olumsuzlukları azaltır ve proje kapsamındaki varlıkların, proje ile ilgili şirketlerin veya sponsorların varlıklarından ayrılmasına olanak sağlar.
Tipik bir proje finansmanı, borcun tümüyle geri dönülemez olması durumunda, projeyi gerçekleştirecek sponsora geri dönülmemesini sağlayan bir borcu içerir. Projenin yarattığı getirilerin proje için alınan borcun anapara ve faizlerini karşılamada yetersiz kalması durumunda, sponsorların ödeme yapma yükümlülükleri yoktur. Bununla birlikte, geri dönülemez borçlarla ilgili riski minimize etmek için borç verenler sponsorlardan ve proje ile ilgili diğer katılımcılardan teminat, kefil ve taahhütname gibi dolaylı kredi desteği verilmesini isteyebilirler. Bazı durumlarda projenin büyüklüğüne ve özelliğine göre krediyi alanlara ve sponsorlara geri dönünebilen proje finansmanı türü de sözkonusudur.
Proje finansmanında sponsor genel olarak projenin yapım ve gelişme aşamalarındaki finansman ihtiyacını karşılamak için yüksek düzeyde kaldıraç (borçlanma) arar. Kaldıraç oranının %80 hatta %100’lere ulaştığı sıkça rastlanan bir durumdur. Geri dönülemez proje finansmanındaki yüksek kaldıraç, sponsorun daha az özsermayeyi riske atmasına izin verir. Çünkü kaldıraç arttıkça sponsorun koyacağı özsermaye tutarı azalacaktır. Bu da sponsora özsermayesini azaltmadan projeyi finanse etme olanağı sağlar. Belirli durumlarda ayrıca düşük maliyet ve bazı vergi kolaylıkları nedeniyle sermaye maliyetinin düşmesine olanak sağlar.
Proje finansmanının yapısına bağlı olmakla birlikte, bütün finansal yükümlülükler bilanço dışıdır. Başka bir deyişle proje sponsoru proje borcunu bilançosunda göstermek zorunda değildir. Çünkü böyle bir borç ya geri dönülemez borçtur ya da sponsora sınırlı bir dönüşü içerir. Bu durum, bir finansal sıkıntı olması halinde sponsorların riskini sınırlayan önemli bir avantaj sağlar. Örneğin, sponsor proje finansmanındaki borcu bilançoda göstermemekle, bilançodaki borç kalemini artırmamış olur. Başka bir yatırım nedeniyle kredi almak istediğinde veya başka bir anlaşma yapmak istediğinde herhangi bir kısıtlama altında kalmamış, borçlu bir firma izlenimi yaratmamış olur. Buna karşılık, sponsorlar ticari, finansal ve inşaatla ilgili anlaşmalar gibi belirli türdeki anlaşmalardan doğan yükümlülükleri projenin süresi boyunca taşımak durumunda kalabilirler. Örneğin, gelişmekte olan piyasalarda sponsorlar projenin tamamlanmasını garanti etmekle yükümlü olabilirler.
Proje finansmanı projede maddi duran varlıkların ağırlıklı olduğu ve gelecekteki nakit akışlarının ayrıntılı ve bağlayıcı anlaşmalara dayanılarak tahmin edildiği projeler için uygundur. Bu anlaşmalar işlerin önceden belirlenen program kapsamında ve belirlenen zaman çizelgesi içinde başarıyla yürütülüp yürütülemeyeceğinin değerlendirilmesi açısından önemlidir.
Proje finasmanının bir diğer özelliği, genellikle devletin bu tür projeleri desteklemesi ve vergisel avantajlar sağlamasıdır. Proje finansmanı vergi yararını maksimize edecek şekilde yapılandırılır ve mevcut vergisel avantajlardan sponsorların yararlanması sağlanır.
Diğer taraftan, proje finansmanı oldukça karmaşık ve maliyetli bir yapıya sahiptir. Tarafları bulmak, taraflar arasında organizasyonu sağlamak, gerekli dökümanları hazırlamak, finansal altyapıyı oluşturmak ve projeyi yapılandırmak, geleneksel finansmana göre, proje finansmanında daha uzun bir süreci gerektirir. Yapım ve işletim giderleri, finansman giderleri, yasal harçlar ve bütün diğer masraflar oldukça yüksek tutarlara ulaşabilir.
Proje finansmanı her zaman kaynak maliyetini düşürücü etki göstermez.
Sermayenin maliyeti de geleneksel finansmana göre daha yüksek olabilir. Maliyetli olması nedeniyle proje finansmanı büyük ölçekli projeler için daha uygundur. Proje finansmanı kapsamındaki yatırımlar uzun dönemlidir.
4. Proje Finansmanında Taraflar
Daha önce belirtildiği üzere proje finansmanı büyük ölçekli ve sermaye yoğun projelerde uygulanmaktadır. Bu tür karmaşık projelerin yalnızca bir katılımcı tarafından yürütülmesi oldukça güçtür. Bu nedenle birden fazla katılımcı söz konusu olur. Proje finansmanında katılımcılar aşağıda şekil üzerinde gösterilmiştir.

Tipik bir proje finansmanında özel amaçlı proje şirketi ile beş farklı grup arasında anlaşma yapılır. Bunlar sponsorlar, sermayedarlar, kredi verenler, satıcılar ve müşterilerdir. Sermayedarlar ve kredi verenler finansörler olarak da adlandırılır.
a) Özel Amaçlı Proje Şirketi : Projenin bağımsız olarak yürütülebilmesi, proje şirketi de denilen özel amaçlı bir kuruluşun (Special Purpose Vehicle - SPV) yapılandırılmasını gerektirir. Bu yapılanmaya genellikle proje ile ilgili birden fazla sponsorun olması durumunda gidilir. Proje şirketi, projenin sponsorları tarafından projeyi sahiplenecek ve projenin işleyişini sağlayacak ayrı bir yasal kuruluş olarak kurulur. Proje şirketi, projeyi sahiplenmenin yanısıra projeyle ilgili hak ve yükümlülükleri de belirler. Proje şirketi yasal, bağımsız ve süresi sınırlıdır.
Proje sponsorları proje şirketinin kuruluş şekli konusunda farklı seçeneklere sahiptirler. Bu seçenekler değerlendirilirken dikkate alınacak faktörlerden bazıları aşağıda belirtilmiştir.
• Proje için ihtiyaç duyulan özsermaye tutarı,
• Projenin yönetimi ile ilgili düşünceler,
• Proje ile ilgili yararlanılabilir vergisel avantajlar,
Proje şirketinin üç tür kuruluş şekli sözkonusu olabilir.
• Adi Şirket: Bu kuruluş şekli bir projenin sahipliği için en basit yoldur. Şirket, projenin kuruluş yerinde geçerli olan yasalar çerçevesinde kurulur. Belirli şekil şartlarına uyulmasına gerek kalmadan kurulan şirket daha çok geçici işlerin ya da projelerin gerçekleştirilmesi durumunda tercih edilir. Bunun yanısıra, büyük sermaye gerektiren riskli işlerde de tercih konusu olur. Projenin sahipliği için kurulan şirket proje hayata geçirilip, amacına ulaştıktan sonra dağılır. Kurulması ve dağılması kolay olduğundan proje finansmanında sıkça uygulanan bir kuruluş şeklidir.
• Kollektif Şirket: Sponsorlar projenin sahipliği için bir kollektif şirket kurulmasını uygun bulabilirler. Bu kuruluş şekli özellikle proje ile ilgili vergi yararının olduğu durumlarda tercih edilir. Şirketin kendisi vergilendirilen bir kuruluş olmayıp, şirketin ortakları şirketin bütün borçları ve kredileri için ayrı ayrı sorumludur. Aralarında iyi bir işbölümü yapan ortaklar farklı alanlardaki bilgi ve deneyimlerini biraraya getirdikleri ölçüde başarı şansları artar. Kollektif şirket, projenin finansmanı ve işleyişiyle ilgili kendi adına anlaşmalar yapabilir ve kredi kuruluşlarından borçlanabilir.
• Limited Şirket: Bu kuruluş şeklinde ortakların sorumluluğu, koymayı taahhüt
ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Bu doğrultuda, proje finansmanında şirket ortakları şirketteki sermayeleri kadar projenin borçlarından sorumludur. Sınırlı sorumlu ortaklar proje işleri üzerinde de sınırlı kontrole sahiptir. Proje finansmanında limited şirket, sponsorun yeterli sermayesinin olmadığı veya projenin yüksek tutarda dışardan sermayeye ihtiyaç duyduğu durumlarda yararlı olabilir.
Proje şirketi, projenin finansmanı ile ilgili olan bütün borç dökümanlarında yer aldığı üzere resmi borç alan taraftır. Bu nedenle, bir ödeme güçlüğü veya iflasın söz konusu olması durumunda, sponsorlar borç verenlere karşı doğrudan sorumlu değillerdir. Bu aynı zamanda geri dönülemez finansman şeklidir. Bunun yerine, borç verenler proje şirketinin varlıkları üzerinde hak iddia edebilirler.
Proje şirketi, kuruluş şekline bağlı olarak sponsorlar veya diğer sermaye koyanlarla hissedarlık anlaşması, genel veya sınırlı ortaklık anlaşması, projenin işleyişi ve gelişmesiyle ilgili diğer anlaşmaları yapar. Proje şirketi anlaşmaları sermaye çağrısı, sahipliğin transferi, yeni katılımcıların kabulü, bütçeleme, muhasebe, işletme sermayesi yönetimi, ödeme güçlüğüne düşülmesi halinde yapılacaklar, kar ve zarar bölüşümü gibi unsurları kapsar.
b) Sponsorlar: Proje finansmanının sponsoru diğer katılımcıları organize ve kontrol eden, projeyi sahiplenen kuruluşa veya şirkete özsermaye koyan taraftır. Ana sponsor projede en yüksek tutarda sermayeye sahiptir. Diğer sponsorların sermaye payı ana sponsorun payından daha düşüktür.
Sponsorlar bir şirket olabileceği gibi proje ile ticari bağları olan tedarikçi ve müşteriler ile proje ürünlerinin veya tesislerinin kullanıcılarının oluşturduğu bir konsorsiyum da olabilir. Bu sponsorlar genellikle projenin yapım ve işletmesini yürütürler.
Sponsorlar projeden yarar sağlayacak taraflardır. Projeyle ilgili varlıklar ve nakit akımları sponsor firmanın diğer faaliyetlerinden ayrıdır. Görev, yetki ve sorumlulukların açık, anlaşılır ve ayrıntılı olarak belirtildiği anlaşmalarda sponsorun proje üzerindeki kontrolü sınırlıdır. Proje sponsorları yüklenici firma olarak da adlandırılabilir.
c) Sermayedarlar: Projeye sermaye koyarak katkıda bulunanlardır. Sponsorların yanısıra, proje finansmanında ek özsermaye yatırımcıları sıklıkla bulunur. Bir ya da birden fazla sayıda proje katılımcıları da bu ek yatırımcılar arasında yer alabilir. Bunların yanısıra, risk sermayesi yatırım ortaklıkları, finansal yatırımcılar da projeyi fonlama yolu ile sermayedar olabilirler.
d) Kredi Verenler: Bir proje finansmanında, projenin yapımı ve geliştirilmesi için proje şirketine borç veren finansal kurum ya da kuruluşlardan oluşan bir gruptur. İlgili bütün taraflarla yapılan önceki görüşmeler doğrultusunda projenin riskini paylaşan taraftır. Kredi verenler projenin bütün varlıklarını borçlara karşı bir güvence olarak görürler ve varlıklarla ilgili teminat alırlar.
Proje kapsamındaki yatırımların finansmanı, birden fazla banka ve finansal kuruluşun bir araya gelmesiyle oluşan sendikasyon kredileri şeklinde sağlanabilir. Sendikasyon kredisi sağlayan bankalar yurt dışından olabileceği gibi yurt içinden de olabilir. Bilindiği üzere sendikasyon kredilerinde bir lider banka vardır. Lider banka projenin finansmanına ilişkin sözleşmenin esasları, kredi koşulları, kredi karşılığında alınacak teminatlarla ilgili görevleri üstlenir.
e) Müşteriler: Projenin ürettiği mal ve hizmetleri satın almak üzere proje sirketi ile uzun süreli anlaşma yapan taraftır. Müşteriler arasında devlet kuruluşları da yer alabilir. Oldukça sık karşılaşılan bir durum, devlet kuruluşlarının projenin yürütülmesinde öncü olmalarıdır. Bazı durumlarda devlet kuruluşlarının hem sponsor hem de müşteri olmaları alışılmışın dışında bir durum değildir. Müşterilerin projeden doğan, satın alma tahhüdü gibi, bazı sorumlulukları bulunmaktadır.
f) Satıcılar: Projenin ihtiyaç duyacağı hammadde, enerji ve diğer kaynakları sağlamak amacıyla proje sirketi ile uzun süreli, anlaşma yapan taraftır. Proje kapsamındaki yatırım tamamlanıp işletme aşamasına gelindiğinde, üretimin yapılabilmesi için tedarikçilerden hammadde, yardımcı madde ve işletme malzemesi satın alınması gerekir. Böylece satıcılar da müşteriler gibi projede taraf olmaktadırlar.
Proje finansmanında katılımcılar yukarıda belirtilenlerle sınırlı değildir. Diğer katılımcılara aşağıda kısaca değinilecektir.
• Devlet: Devlet proje finansmanında taraf olabilir. Proje şirketi altyapı
projelerinde projenin gerçekleştirildiği ülkenin devletinden bir imtiyaz ya da lisans almak durumundadır. Devlet hukuksal düzenlemeler ve rekabete karşı koruma sağlamak gibi unsurları göz önünde bulundurarak lisans verir.
• Bankalar: Bankalar projeye kredi verenler arasında yer alabileceği gibi
proje ile ilgili nakit akışına aracılık eden taraf da olabilir. Bu grup içinde ticari bankalar, devlet bankaları ve uluslararası finansal kuruluşlar da yer alır. Genellikle devlet bankaları projeye borç verenlere garanti sağlarlar. Projenin maliyetinden kaynaklanan ticari ve politik riskleri üstlenirler.
• Sigortacılar: Olası kayıplardan doğan riskleri ve diğer katılımcılar tarfından
üstlenilmeyen riskleri üstlenirler.
• Müteahhit: Projenin yapımı, mühendislik işleri ve dizaynını gerçekleştirmek
için proje şirketi ile anlaşan taraftır.
• İşletmeci : Projenin sürekliliğini ve günlük işlerini yürütmek için proje şirketi
ile uzun süreli anlaşma yapan taraftır.
Projenin hayata geçirilmesini üstlenen sponsorlar, proje planlayıcıları ve müteahhitler projenin ilk aşamalarında aktif olarak devreye girerler. Bunların dışında, proje bittikten sonra projeyi yöneten ve işleyişini sağlayan bir işletme ile de anlaşma yapılabilir. Ayrıca uluslararası finansal kuruluşlar, derecelendirme kuruluşları, finansal kiralama (leasing) şirketleri, finans danışmanları, uzmanlar ve avukatlar proje finansmanında katılımcı olarak yer alabilirler.
5. Proje Finansmanının İşleyişi
Proje finansmanındaki ilk aşamada sponsor veya sponsorun tuttuğu finansal ve teknik danışmanlar projenin yapılabilirliği konusunda bir fizibilite etüdü hazırlar. Hazırlanan fizibilite etüdü projeye finansman sağlayacaklara sunulur. Genellikle projeye kredi vermeyi düşünenler, krediyi vermeden önce kendi bağımsız danışmanlarını tutarlar ve bağımsız bir fizibilite hazırlatırlar.
Fizibilite çalışmasında proje ile ilgili iktisadi, teknik, finansal ve diğer bütün konular ayrıntılı olarak analiz edilmelidir. Bu konular arasında projenin uygulanması sırasında karşılaşılacak çeşitli aşamaların tamamlanması ile ilgili zaman çizelgelerinin hazırlanması, projenin finansmanının çok iyi bir şekilde organize edilmesi ve proje varlıklarının belirlenmesi yer alır.
Bir fizibilite çalışmasında yer alması gereken temel unsurlar; projenin ve sponsorların tanımı, sponsorların anlaşmaları, projenin kuruluş yeri, devlet, finansal kaynaklar, hammadde sağlayanlar, alıcılar ve müteahhitle yapılan anlaşmalar, projenin yönetimi, sermaye maliyeti, işletme sermayesi, özsermaye kaynakları, borç kaynakları, finansal tahminler, pazarlamaya yönelik çalışmalar ve varsayımlar olarak sıralanabilir.
Proje finansmanının işleyişini açıklayabilmek için bir proje finansmanında yer alan temel anlaşmaları ve bu anlaşmaların kapsamında yer alan unsurları incelemek gerekli olabilir.
a) Yapım Aşamasındaki Anlaşmalar
Projenin Tanımı: Projenin hangi tür proje olduğunun belirlenmesi iş tanımlarının yapılabilmesi için önem taşır. Proje komple yeni yatırım, yenileme yatırımı, genişletme yatırımı, modernizasyon yatırımı veya diğer yatırım türlerinden hangisine girmektedir. Bu belirlendikten sonra ilgili taraflarla yapım anlaşması için gerekli hazırlıklara başlanır. Yapım anlaşması projenin tamamlanması için gerekli bütün işleri ayrıntılı olarak içermelidir.
Fiyat : Proje finansmanının çoğunda yapım anlaşmaları sabit fiyatlı anlaşmalardır. Eğer anlaşma sabit fiyatlı değilse ek borç veya sermaye katkısı projenin tamamlanması için gerekli olabilir. Böyle bir durumda proje anlaşmalarında, sözkonusu katkılardan sorumlu taraf ya da tarafların kimler olduğu açıkça belirtilmelidir.
Ödeme : Ödemeler genel olarak projenin gelişme aşamalarına veya tamamlanan işlere göre yapılır. Böyle bir ödeme prosedürü müteahhidi projenin zaman çizelgesine uyması için teşvik eder. Ayrıca projenin sahibi ve borç verenler açısından yararlı bir izleme yöntemi oluşturur.
Bitiş Tarihi: Bitiş tarihine kadar inşaat tamamlanmazsa genellikle müteahhitten projenin tamamlanmasına kadar geçen her gün için doğan zararı karşılaması istenir. Eğer inşaat erken biterse müteahhit bir erken tamamlama primi alabilir.
Başarı Garantisi : Genellikle müteahhit, projenin tamamlandığında belirli başarı standartlarını karşılayabilecek güçte olacağı konusunda garanti verir. Bu standartlar projenin borçları, faaliyetten doğan maliyetleri ve sermayenin getirisini karşılamaya yetecek düzeyde olmalıdır. Bu garantiler inşaat tamamlandıktan sonra müteahhit tarafından yürütülen başarı testleri tarafından ölçülür. Eğer proje başarının garanti düzeyini karşılamıyorsa, genellikle müteahhitin doğan zararı sponsora ödemesi istenir. Projenin başarısı minimum başarı düzeyini aşarşa müteahhit bir prim ödemesi ile ödüllendirilir.
b) Hammadde Sağlama Anlaşmaları
Proje şirketi, projenin yaşam süresi boyunca hammadde, enerji ya da diğer kaynakların sağlanması amacıyla bir ya da daha fazla hammadde satıcısıyla anlaşmalar yapar. Genellikle hammadde sağlama anlaşmaları sat veya öde temeline dayanır. Bunun anlamı, satıcı ya hammaddeyi sağlamalı ya da sağlayamıyorsa hammaddenin başka bir satıcıdan alınması nedeniyle doğacak maliyet farkını proje şirketine ödemelidir. Hammadde sağlama anlaşmaları, hammadde maliyetlerinin projenin finansal projeksiyonları ile tutarlı olması açısından kabul edilebilir bir oranda sabitlendiğini garanti etmelidir.
c) Ürün Satın Alma Anlaşmaları
Bir proje finansmanında ürün satın alma anlaşmaları proje gelirlerinin kaynağıdır. Bu tür anlaşmalar proje şirketinin projeden doğan borç yükümlülüklerini, bakım işletme ve proje sahipliği gibi giderlerini karşılayacak yeterlilikte olmalıdır. Genellikle ürün satın alma anlaşmaları satın al veya öde temeline dayanır. Buna göre alıcılar ürünü satın alsalar da almasalar da düzenli olarak ödeme yapmakla yükümlüdürler. Proje şirketinden kaynaklanan hatalar nedeniyle ürünün satın alınamaması gibi durumlar bunun istisnasıdır.
Hammadde sağlama anlaşmalarında olduğu gibi ürün satın alma anlaşmaları da genellikle proje borcunun ödenmesi gereken süre içinde sabit fiyat veya bu süre içinde belirli zaman aralıklarında sabit fiyat esasına dayanır.
d) İşletme ve Yönetim Anlaşmaları
Proje şirketi genellikle proje ile ilgili günlük işlerin gerçekleştirilmesi, faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanması için projenin işleyişinde gerekli teknik ve finansal incelemeleri yapacak bir şirket ile uzun süreli anlaşmalar yapar. Bu şirket dışarıdan bağımsız bir şirket olabileceği gibi sponsorlardan biri de olabilir. Genellikle şirkete ödenecek para önceden sabitlenir. Projenin fazladan bir başarısı sözkonusu olursa şirkete bir prim ödenir. Proje performansı belirlenen düzeyin altında kalırsa doğan zararı şirketin karşılaması istenir.
e) Borç ve Güvence Anlaşmaları
Bir proje finansmanında borç alan taraf, projeyi sahiplenmesi için sponsor tarafından kurulan proje şirketidir. Borç anlaşması borcun vadesi, faizi ve borçlanma sırasında ödenecek giderlere ilişkin temel unsurları kapsamalıdır. Tipik bir proje finansmanı borç anlaşması ayrıca aşağıdaki unsurları kapsar.
Harcama kontrolü: Bu kontrol genellikle fonların kullanımı ve fon kullanımına ihtiyaç gösteren fatura, irsaliye gibi belgelerle yapılır.
Gelişme raporları: Borç verenler yapım aşamasının geldiği durumla ilgili bağımsız danışmanlık şirketinden periyodik raporlar isteyebilirler.
Vazgeçme anlaşmaları: Borç alan taraf yapım, hammadde, satın alma, işleyiş ve bakım veya diğer temel anlaşmalardan borç veren razı olmadıkça vazgeçemez.
Tamamlama anlaşmaları: Bu anlaşmalar borç alanın projeyi planlandığı şekilde tamamlamasını gerektirir. Borç veren razı olmadıkça borç alan projenin planı dışına çıkamaz.
Karpayı sınırlamaları: Bu anlaşmalar, borç ödeme yükümlülüğü tamamlanana kadar kar payı ödemelerindeki veya diğer ödemelerdeki sınırlamaları kapsar.
Borç ve garanti anlaşmaları: Borç alan tarafın ek borç alması önlenebilir.
Finansal anlaşmalar: Bu tür anlaşmalar borç alanın kredibilitesini korumak amacıyla işletme sermayesinin sürekliliğini, likidite oranlarını, borçları karşılama oranlarını, borç rezervlerini ve diğer finansal rasyoları olması gerektiği düzeyde tutmak için gereklidir.
Güvence: Proje borcu aşağıdaki gibi çoklu teminatlarla güvence altına alınmıştır.
• Proje tesisleri ve varlıkları üzerindeki ipotek
• Nakit akışlarının tahsisi
• Banka mevduatlarının teminatı
• Borç alanların kişisel varlıkları üzerindeki ipotek
• Proje şirketinin hisse senetleri üzerinde güvence
• Borç alanın sahip olduğu her türlü patent, marka veya diğer maddi olmayan varlıklarının devri
f) Kiralama Anlaşmaları (Leasing)
Genellikle proje şirketi projenin kuruluş yerindeki varlıklarla ilgili olarak projenin yaşamı boyunca uzun süreli kiralama anlaşmalarına girer. Kira ödemeleri sabitlenebilir veya projenin performansıyla ilişkilendirilebilir.
g) Sigorta Anlaşmaları
Standart Sigorta: Bütün proje finansmanlarında projenin zor durumda kalması sırasında doğabilecek zararları karşılamaya yönelik tipik sigorta türleri sözkonusudur. Bunlar proje varlıklarının ve makine donanımın zarar görmesine, çalışanların tazminatına, otomobil borçları ve fiziksel zararlara, aşırı borçlanmaya karşı korunmaya yönelik sigorta türleri olarak sıralanabilir.
Tercihli sigorta: Bu tür sigortalar genellikle proje finansmanıyla ilgilidir. Bunlar iş kesintileri, maliyet aşımı, bitişin ertelenmesi, dizayn hataları, sistem performansındaki düşüş ve borç artışına yönelik sigorta türleridir.
6. Proje Finansmanında Riskler
Proje finansmanında karşılaşılabilecek risk türleri ve risk düzeyi projenin özelliğine, projenin gerçekleştirileceği sektör ve ülkeye göre değişir. Bununla birlikte, proje finansmanında özellikle projeyi finanse edenler büyük risk altındadır. Çünkü proje için verilen krediler projenin sağlayacağı nakit akışlarıyla ödenecektir. Projenin başarısız olması ve nakit yaratamaması durumunda kredilerin geri ödenmesi tehlike altına girecektir. Bazı durumlarda ise alınan teminatlar krediyi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle kredi verenler projenin taşıdığı riskin iyi ölçülmesini ve değerlendirilmesini isterler.
Proje riskinin belirmesinde üç aşama sözkonusudur.
1. Aşama: Proje riskinin belirlenmesi: Bu aşamada öncelikle çeşitli analizler yapılarak projenin hangi risklere maruz kalabileceği belirlenir. Başka bir deyişle, olası riskler tanınır. Projedeki risklerin iyi tanımlanabilmesi için projenin farklı uzmanlar tarafından değerlendirilmesi doğru olur. Bunun yanısıra, proje ile ilgili fizibilite raporunun ne denli gerçekçi ve ayrıntılı hazırlandığı proje riskinin tam olarak ortaya konulması ile yakından ilgilidir. Riskler tanımlandıktan sonra çeşitli matematiksel ve istatistiki modellerle risk derecesi ölçülür.
Proje riski belirlenirken özellikle projenin sağlayacağı nakit akışlarının tutarları, bu nakit akışlarının elde edileceği zaman ve nakit akışlarını elde etmedeki riskler üzerinde durulur. Ayrıca projenin gerçekleşeceği ülke ve sektördeki olası risklerin yanısıra, uluslararası piyasalardaki risklerin de çok yakından izlenmesi gerekir.
2. Aşama: Risk dağılımı: Riskler tanımlandıktan sonra bu risklerin sağlıklı bir risk dağıtım politikası ile taraflar arasında dağıtılması büyük önem taşımaktadır. Projenin her aşaması için taraflardan hangilerinin proje riskinin ne kadarını üstlenecekleri ve projeden beklentileri, proje hayata geçmeden önce belirlenmelidir. Riskin dağılımında taraflardan her biri için kendilerine uygun ve altından kalkabilecekleri, yönetebilecekleri kadar risk verilmesine özen gösterilir.
Taraflar proje riskleri konusunda yeterli ve doğru bir şekilde bilgilendirilmelidir. Taraflar arasında iyi bir eşgüdüm sağlanamaması durumunda, tarafların kazançlı çıkma olasılığı oldukça düşüktür. Doğal olarak üstlenilecek risk oranı arttıkça, beklenen getiri de artacaktır.
3. Aşama: Risk yönetimi: Proje finansmanında bütün katılımcılar açısından uygulanabilir bir risk yönetim stratejisinin kabul edilmesi önemlidir. Bu aşamada risk analizi, riskin nasıl yönetileceği ve risklerden kaçınma yöntemleri saptanır. Geleceğe yönelik nakit akışı tahminlerinin geçekçiliği ve inanılırlığı test edilir. Taraflardan her biri üstlendikleri riski en aza indirmek için gerekli çalışmaları yapar.
Proje finansmanındaki riskler yatırım dönemindeki riskler ve işletme dönemindeki riskler olmak üzere ikiye ayrılabilir.
a) Yatırım dönemindeki riskler
Yatırım dönemi, projenin fizibilitede öngörüldüğü şekilde uygulamaya geçmesi için ilk adımın atılmasıyla başlar ve deneme ve işletmeye alma çalışmalarıyla son bulur. Genellikle arsa alımı yatırıma başlangıç olarak kabul edilir. Ancak daha öncesinde yatırım fikrinin doğuşu ve bu fikrin hayata geçirilmesi için yapılan ilk çalışmalar da yatırım başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bu dönem arsa alımı, bina yapımı, makinelerin satın alınması, tesislerin yapımı, araç alımı gibi yatırım unsurlarının tamamlanmasını içerir.
Yatırım dönemi genellikle yatırımcının finans darboğazıyla karşılaşma olasılığının yüksek olduğu bir dönemdir. Çünkü bu dönemde sürekli bir nakit çıkışı vardır. Yatırım faaliyete geçip üretmeye ve ürettiğini satmaya başlamadığından henüz bir nakit girişi sözkonusu değildir. Bu nedenle, kredi verenler riskli gördükleri bu dönem için kredi vermekte isteksizdirler. Krediden önce özsermayenin kullanımından yanadırlar. Yatırım başladıktan ve biraz aşama kaydedildikten sonra başka bir deyişle projenin gerçekleşme olasılığı arttıktan sonra kredi vermeye daha isteklidirler.
Proje finansmanında yatırım aşamasında ortaya çıkabilecek en önemli risk yatırımın tamamlanmama riskidir. Bu risk taraflar arasında en çok kredi verenleri etkiler. Sözkonusu risk kapsamında yatırım hiç tamamlanmayabilir, belirlenen sürede tamamlanmayabilir veya fizibilitede belirtilen yatırım tutarı ile tamamlanmayabilir. Projenin zamanında tamamlanamaması durumunda ortaya çıkan zararın yapılan anlaşma gereğince ilgili katılımcı ya da katılımcılar tarafından karşılanması gerekir. Projenin tamamlanmama riskinden kaçınmak için tamamlanma garantisi veren projeler önem taşır.
Yapım aşamasında sponsor riski de söz konusu olabilir. Sponsorun gerekli makine, malzeme ve hizmetleri sağlamaması durumunda projede gecikmeler veya başarısızlıklar söz konusu olabilir.
b) İşletme dönemindeki riskler
Yatırım tamamlanıp, deneme üretiminden de olumlu sonuçlar alınmasından sonra işletme aşamasına geçilir. Bu aşamaya geçilmesi, yatırımın faaliyete geçmesi anlamına geldiğinden bazı riskler atlatılmış ve finansman koşulları daha uygun hale gelmiş olur.
Ancak, bu aşamadaki en önemli risk nakit girişlerinden doğabilecek risklerdir. Nakit akımlarının beklenen zamanda ve beklenen tutarda gerçekleşmemesi projedeki riskleri artıracaktır. Örneğin, nakit akışından kaynaklanan sorunlar kredinin ödenmesini doğrudan etkileyecektir.
Nakit girişlerindeki bu sorunlar satıcılardan doğan sorunlar olabileceği gibi ürünün üretimi ve satışı sırasındaki sorunlardan da doğmuş olabilir. Bu sorunlar gerek satıcılarla ve müşterilerle yapılacak sağlam anlaşmalarla azaltılabilir. Örneğin, daha önce belirtildiği üzere, müşterilerle ürünü satın alsa da almasa da bir kısım ödeme yapılmasını gerekli kılan anlaşmalar yapılabilir. Bu tür anlaşmalar özellikle kredi verenler için bir güven unsuru olduğundan önem taşımaktadır. Proje konusu ürünlerin talebinin yüksek olması proje riskini azaltıcı bir unsurdur.
Yukarıda belirtilen iki temel döneme ilişkin risklerin yanısıra hem yatırım hem de işletme dönemini içeren başka riskler de vardır. Bunlar kur riski, teknik risk ve politik risk olarak sıralanabilir.
7. Proje Finansmanının Geleneksel Finansmandan Farkları
Proje finansmanı ile geleneksel finansman arasında bazı önemli farklar bulunmaktadır. Proje finansmanında geleneksel finansmandan farklı olarak, kredi verenler proje sponsorlarının proje dışında kalan varlıkları üzerinde hak iddia edemezler. Bu nedenle proje finansmanında kredinin kime verildiğinden çok hangi projeye verildiği önem taşımaktadır.

8) Sonuç
Proje finansmanı büyük ölçekli, sermaye yoğun, genellikle yüksek riskli ve uzun süreli ancak yaşam süresi sınırlı projelerin finansmanında kullanılan bir yöntemdir. Projeyi yürütmek için kurulan proje şirketi, bağımsız yasal bir kişilik olup, proje yatırımcılarından ayrıdır. Projenin başarısızlığı krediyi alan tarafın veya sponsorların iflasını gerektirmez. Proje finansmanında odak noktası projeden elde edilecek nakit girişleridir. Proje finansörleri çeşitli sektörlerde çeşitli projeleri finanse ederek riski dağıtabilirler.
Proje finansmanı borçlanma sınırına ulaşmış firmalar için bir alternatif oluşturur. Geleneksel finansmanla yeni borç bulmakta zorlanan firmalar, proje finansmanı yöntemiyle boçlanma kapasitesini artırma olanağı bulurlar. Proje finansmanı riskin taraflar arasında dağılımını sağlayarak kaynak maliyetinin düşmesine yardımcı olabilir.
Dünyada büyük boyutlu altyapı projelerinin çoğu proje finansmanı şeklinde yapılandırılır. Büyük ölçekli doğal kaynak, boru hattı ve petrol rafinerisi, elektrik üretim santralleri ve hidro-elektrik santrallari gibi. Proje finansmanının kullanıldığı en bilinen yatırımlar Eurotunnel ve Euro Disneyland’dır.
Son yıllarda Türkiye proje finasmanı açısından öne çıkan ülkeler arasında yer almaktadır. Büyük altyapı ve enerji projelerinin finansmanında ve özelleştirmelerde proje finansmanı yöntemi daha çok tercih edilir hale gelmiştir. Proje finansmanıyla ülkeye önemli kaynak akışı sağlanmıştır. Türk bankaları da proje finansmanında önemli roller üstlenmektedir.