
RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD
Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için
ESİN ÇETİNEL
Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.
Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.
Kitabımı bütün DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.
http://www.ideefixe.com/
http://www.kitapyurdu.com/
http://www.scala.com.tr/




|
 |
Seans Içi Yorumlar |
 |
Tuesday, 12 January 2010

IMF NE GETİRECEK NE GÖTÜRECEK?
12 Ocak 2010 Salı Saat: 14:20
2010 yılına IMF haberleriyle başlamıştık. Artık Türkiye-IMF arasındaki bağ ekonomik gündemi daha fazla ısıtmaya başladı. Başbakan Sayın Erdoğan IMF ile görüşmelerin büyük ölçüde tamamlandığını belirtirken, bu açıklamayı destekler nitelikteki açıklamalar IMF cephesindende geldi. IMF, Türkiye’nin istemesi durumunda kısa sürede bir heyet gönderebileceğini açıkladı.
IMF ile yapılacak anlaşmanın özellikle üç yönü daha çok ortaya çıkacak. Birincisi; gelecek kredinin neye nasıl kullanılacağı. İkincisi; alınacak kredi karşılığında yapılacak sıkı vergi düzenleme ve denetimlerinin reel sektörü nasıl ve ne kadar etkileyeceği. Üçüncüsü ise; 2009’un ikinci çeyreğinden beri piyasalar her strese girip düşüş yaşarlarken kurtarıcı olan IMF’in yerini anlaşmadan sonra ne alacak. Özellikle ilk iki maddeyi anlaşmanın detayları ortaya çıktığında daha net değerlendirebileceğiz fakat IMF’in yerine piyasaları ayakta tutabilecek güçlü bir haberin ne olacağını sanırım kimse kestiremiyor.
Bugün piyasalara bakacak olursak; piyasalarda kararsız bir görünüm söz konusu. Her ne kadar IMF haberleri iç piyasayı canlandırmış olsada, özellikle ABD’de başlayan bilanço dönemi piyasa oyuncularını ters köşelere yatırabilir ki dün Alcoa’nın bilançosu bir anda rüzgarı terse ve olumsuza çevirdi. Alüminyum üreticisi olan Alcoa, son çeyrekte beklentilerin aksine zarar açıklarken kapanış sonrası işlemlerde hisseleri %5.3 değer kaybetti. Günün ikinci yarısında ön plana çıkabilecek bu olumsuz faktöre karşın, ABD’de genel görüş Alcoa’nın diğer bilançolara örnek teşkil etmeyeceği yönünde. Tabi ABD piyasalarında yaşanan olumsuz hava IMKB’de temkinli bir bekleyişi beraberinde getirdi. IMKB100 endeksi günün ilk seansını %0.18 oranında yükselişle, 54.019 seviyesinden ve 898 milyon TL’lik işlem hacmiyle kapadı.
Dövizde ise; ABD’de FED’in bol likidite politikasına devam edeceğini açıklamasından sonra, yurtiçinde IMF haberlerinin gündemi iyicene ısıtması doların değer kaybını tetikler durumda. Bir ara 1.45 altını gören dolar/TL paritesi bugün endekslerin biraz daha temkinli olmasından dolayı hafifte olsa toparlanma yaşıyor. Bugün için serbest piyasada dolar %0.28 oranında primle 1.4565 TL den, Euro ise %0.14 oranında düşüşle 2.1085 TL den işlem görüyor. Euro/dolar paritesi ise %0.24 oranında düşüşle 1.4480 seviyesinden işlem görüyor.
Bugün için takip edilmesi gerekilen veriler;
15:30 - ABD kasım ayı dış ticaret dengesi
17:00 - ABD IBD/TIPP ocak ayı ekonomik iyimserlik endeksi
23:30 - ABD haftalık ham petrol stokları
Osman ARSLAN
Thursday, 07 January 2010

BOL PARAYA DEVAM!!!
07 Ocak 2010 Perşembe Saat: 14:20
Bol paralı günlere devam ediyoruz… FED dün açıkladığı FMOC tutanaklarında bol likiditeli günlerin süreceğinin sinyalini verdi. Buna neden olarak her ne kadar ekonomide toparlanma olsada, bu toparlanmanın hızının oldukça yavaş olması belirtildi. Bunun yanında FED, bu aralar tartışma konusu olan konut sektöründe oluşan balonun sebebinin düşük faiz-bol likidite politikası olmadığını düşünüyor. Bu düşünceler aynı para politikasının devam etmesine neden olacak. Önümüzdeki faizlerin aynı düşük seviyelerde kalmaya devam edeceğinin anlaşılması ile birlikte doların değer kaybetmeye başlamasıda büyük olasılık. Bunun yanında dikkat çekmek istediğimiz bir konu, bu para politikasının carry-traderlarına yarayacağı. Yani ABD’den düşüş faizle para alıp, diğer ülkelerde yüksek faizle satış daha fazla artacak. Bu durum piyasalarda azda olsa dengesizlik yaratabilir.
ABD’de para politikası tartışma konusuyken, Avrupa bankacılık sektörünün yaşadığı çalkantıyı atlatmaya çalışıyor. 2009 ortalarında Macaristanla başlayan çalkantı yavaş yavaş diğer Doğu Avrupa ülkelerine sıçramaya başladı. Artık krizin Avrupadaki adresi Yunanistan. İflas bayrağı çekme durumuna gelen Yunanistana bir şok haberde ECB’den (Avrupa Merkez Bankası) geldi. ECB’den Starks’ın yaptığı açıklamada Yunanistan’a yardım edilmeyeceği açıklandı. Bu durumu Avrupa borsalarında satış baskısı yaratabilir.
Türkiye’de ise IMF gündemin birinci sırasında. 2010 başlar başlamaz IMF ile dedikodular aldı başını gidiyor. Miktar olarakta dışarıya sızan haber 15 milyar dolarlık bir anlaşmanın olabileceği yönünde. Piyasa bu haberi olumlu algılasada temkinli olmayı tercih etti. Geçen sene bir çok kez böyle haberlerin çıktığı, piyasada alımların çok hızlı arttığını, balonlar oluştuğunu fakat gene herhangi bir anlaşmanın yapılmadığını yatırımcılar artık daha rahat idrak edebiliyorlar. Peki bu haberler gerçekleşirse neler olabilir? IMF’den para gelmesi durumunda borsalarda çılgın bir yükselişin olması büyük bir olasılık. Bunun yanında TL diğer para birimlerine karşı çok daha fazla değerlenecektir. Hele bide FED’in düşük faiz politikasının devam etmesi durumunda dolar 1.40 altına çok rahat inebilir. Tabi IMF’den gelecek paranın ekonomik boyutu böyle iken, bide siyasi boyutu olabilir bu işin. Yani AKP erken seçime hazırlanıyor olabilir. Her ne kadar erken seçim yok deselerde, bu dönem olmasada bir sonraki dönem cumhurbaşkanlığı için erken seçim yapma olasılıkları çok yüksek. Eğer bu dönem yapılacaksa IMF anlaşması erken seçimin göstergesi olabilir. Yani AKP seçime bol parayla girmek istiyor diyebiliriz.
Piyasalara göz atacak olursak; IMKB100 endeksi güne başlarken 54,500 direnç seviyesini test etti fakat daha sonra bu seviyeden kar satışlarının geldiği görüldü. 54,200 seviyesi ise destek olarak korunuyor. Günün ikinci yarısında bu desteğin kırılması durumunda endeks kendine ilk hedef olarak 53,500 seviyesini belirleyecektir. Günün ilk yarısını IMKB100 endeksi %0.47 oranında gerileyerek 54,288 seviyesinden ve 412,55 milyon TL lik işlem hacmiyle kapadı.
Dövizde ise; FED’in yaptığı açıklamalar sonrası değer kaybeden dolar, bugün kendini toparlamaya çalışıyor. Tabi bu toparlamada borsalarda gelen kar satışları ve kötü dataların etkisi oldukça büyük. Orta ve uzun vadede FED’in para politikasının global dolar endeksin düşüşe neden olması bekleniyor. Yurtiçinde IMF ile ilgili gelişmeler TL’nin gücünü belirleyecek olan en güçlü haber olarak düşünüyoruz. Bugün için serbest piyasada dolar %0.14 oranında değer kazanarak 1.4775 TL den, Euro ise herhangi bir değişim yaşamadan 2.1195 TL den işlem görüyor. Euro/dolar paritesi ise %0.48 oranında değer kaybederek 1.4341 seviyesinden işlem görüyor.
Son günlerin en çok konuşulan yatırım aracı olan altında ise tekrar yükseliş hız kazanabilir. Özellikle doların değer kaybetme olasılığının yüksek olması altına yapılacak yatırımların artmasına neden olacaktır. Teknik olarakta daha önce direnç olarak belirlenen 1080 dolar artık destek seviyesi olarak görülüyor. Altının 1200 dolarlara çıkmasından sonra gelen kar satışları, altın endeksinin 1080 dolara gerilemesine neden oldu fakat bu seviyeden tekrar bir yukarı dönüş başladı. Bugün itibariyle global altın endeksi 1131 dolardan işlem görmekte.
Bugün için takip edilmesi gerekilen önemli veriler;
14:00 - İngiltere MB faiz kararı
15:30 - ABD haftalık işsizlik başvuruları
Osman ARSLAN
Monday, 04 January 2010

IMF BİLMECESİ
04 Aralık 2010 Pazartesi
Yeni yılın herkese hayırlı olmasını dileyerek 2010 yılının ilk yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. 2009 yılında ABD’de yaşanan gelişmeler, krize karşı alınan hatta haddinden fazla alınan önlemler sonrası büyük getiriler sağlandı. ABD’de ki büyük bankaların Lehman gibi batacağı haberleriyle başlayan 2009 yılı, daha sonra aynı bankaların devlet yardımı ile de olsa stres testlerini başarıyla geçmesiyle getirinin bolca ceplere girdiği bir yıl oldu. Bu getiriler yanında istihdam yada büyük bir alım gücünü getirmedi. Bunun sebebi ise karşılıksız para politikasının sürdürülmesi oldu. Piyasalara devamlı bir şekilde para sürülmesi ekonomik balonun günden güne daha çok şişmesini sağladı. Patlamasını beklediğimiz balonun 2010 yılında biraz daha inmesi beklenebilir.
Türkiye için 2009 yılı tüm ekonomik-sosyal korkulara ve siyasi belirsizliklere rağmen borsalar açısında çok karlı bir yıl geçti. IMKB dünya borsaları içinde en büyük yükselişi gösteren 3. borsa olma başarısını gösterdi. Borsaları ayakta tutan ve hatta şişiren en önemli konu IMF beklentilerinin çok iyi yönetilmesi oldu. Piyasalar ne zaman sıkışsa, ne zaman stres yaşamaya başlasa IMF haberleri imdada yetişti. Peki aynı başarıyı reel sektörde gösterebildiğimizi söyleyebilirmiz? Bu sorunun cevabı tahmin edebileceğiniz gibi koca bir HAYIR! Borsalar yükselirken, Türk Lirası değer kazanırken işsizliğin artması, bunun yanında birçok firmanın kapanma durumuna gelmesi reel sektörde yaşanan başarısızlığı gözler önüne seriyor.
2010 yılı ise getiri bazında 2009’a göre daha düşük seviyelerde olması beklenmeli. Getirininde farklı sektörlerden olabileceği ihtimali büyük. Geçen sene piyasaları balon olsun olmasın ayakta tutan sektör bankacılıktı. Bu sene ise üretim-imalat sektörü bu görevi üstlenebilir. Fakat insanların alım gücü her ne kadar artış göstersede çok hızlı seviyelerde olmayacaktır. Bu yüzden karların çok fazla artacağını düşünmüyorum.
2010 yılına girerken tekrardan IMF haberleri ekonomik gündemin birinci sırasına yerleşti. AK Parti içinden sızan haber IMF ile görüşmelerde sona gelindiği ve bu ay sonunda anlaşmanın imzalanmasının büyük bir olasılık olduğu yönünde. Tabi bu haberleri destekleyen açıklama IMF den geldi. IMF, Türkiye isterse kısa sürede heyet gönderebiliriz açıklaması yaptı. Gerçi 2009 yılı aklımıza geldikçe piyasaların bu haberlere ne kadar uzun süre itibar edeceği meçhul. Eğer anlaşma gerçekleşirse o zaman piyasaların yükselişini kimse durduramaz.
Haftaya bakacak olursak endeksin düşüşle başladığını görüyoruz. Cuma günü ABD piyasalarında olumlu haberlere rağmen yaşanan düşüş yaşanması, 2010 yılına teknik düzeltmelerle başlanacağının sinyalini vermişti. Bugün bizim piyasalarımızda az verili olmasına ve seneye IMF ile başlamış olmamıza rağmen bir geri çekilme yaşıyor. Bu geri çekilmede teknik anlamda IMKB100 endeksinde 51.500 stop-loss seviyesi olarak belirlenebilir. Yükseliş yaşanması durumunda ise 53.500 seviyesi destek oluşturacaktır.
Dövizde ise; yeni yıla girmeden beklentimiz Şubat sonuna doğru dolarda hızlı yükselişlerin olabileceği yönündeydi. Bu düşüncemizi dayandırdığımız kaynak ise FED’in Şubat ayı itibariyle piyasaya sürdüğü parayı yavaş yavaş geri çekeceğini açıklamasıydı. Bütün dünyada beklentimiz gene aynı fakat Türkiye’de son günlerde çıkan IMF söylentileri sonrası temkinli bekleyişimizi sürdürüyoruz. IMF anlaşmasının olması ihtimali dolarında TL karşısında büyük bir güç kaybına uğraması anlamına geliyor. Tabi miktar olarak daha herhangi bir bilgi sızmadı yada açıklanmadı ama 15 milyar dolarlık bir paketin TL’nin gücünü artırması kaçınılmaz. Doların 1.40 altına inmesi bile gerçekleşmesi olası ihtimaller arasında. Bugün için ise serbest piyasada dolar %0.73 oranında düşüşle 1.4875 TL den, Euro ise %0.42 oranında değer kaybıyla 2.1405 TL den işlem görüyor.
Bugün takip edilmesi gerekilen veriler;
17:00 - ABD aralık ayı ISM imalat endeksi
17:00 - ABD kasım ayı inşaat harcamaları
17:00 - Türkiye ÜFE ve TÜFE
Osman ARSLAN
Thursday, 05 November 2009

FED SÜPRİZ YAPMADI
05 Kasım 2009 Perşembe Saat: 14:15
Gözler FED toplantısındaydı. Toplantıdan herhangi bir sürpriz çıkmadı. Beklentiler dahilinde FED, faizlerin bir dönem daha düşük kalması yönünde oy birliğiyle karar aldı. Bu kararın verilmesindeki en büyük etken hala düşük olan kapasite kullanım oranıyla, düşük enflasyon seviyesi. FED, bol likiditeyle yarattığı balonun özellikle üretime yansımamasından dolayı tedirgin. Ekonomi büyüyor gibi gözükürken üretim ve dolayısıyla tüketimin hala az olması en büyük sorun olarak gözüküyor. Aslında FED, likiditeyle ilgili sorunun cevabını azda olsa verdi. Fed, daha öncede belirttiği 1.25 trilyon dolar tutarındaki mortgage destekli menkul kıymet alımı ile birlikte toplam 1 trilyon 425 milyar dolarlık tahvil alımını Mart 2010 sonuna kadar tamamlama planını tekrarladı. Yani 2010 sonuna kadar kademeli bir şekilde piyasadaki likidite çekilecek. Tabi bu yöntem şimdilik oluşan balonun havasını birazcık söndürme niteliğinde olacak çünkü ekonomideki balonun patlamasının en sebebi faizlerin uzun süre düşük kalmasına rağmen üretim ve tüketime yansıyamamış olacak olması.
Yurtiçinde durum pek farklı değil. Düşük enflasyon bizim ülkemizde de mevcut. Gelişmekte olan ülkeler faiz artırımlarına yavaş yavaş başlarken bizim Merkez Bankamız yavaşlamış olsada faiz indirimine gidebileceğinin sinyalini verdi. Tabi bu gücü daha çok enflasyondan alındığını unutmamalıyız. Yurtiçinde bir diğer konu ise maliye tarafından gelecek zamlar ve ekonomideki olumsuz etkisinin ne kadar olabileceği konusu. Elektrikle başlayan, otoyol ve köprülerle devam edip, vergilere sıçraması beklenen zamlar piyasada tüketim olmadan fiyat artışlarına yani stagflasyona neden olacak. Şu dönemde en büyük sorun bu olacaktır.
Bugüne bakacak olursak ise piyasalar FED’in aldığı kararlar ile ilgili karar verme aşamasında. Yani piyasa faizin düşük olduğunu göz önüne alarak bol likiditeyi birinci sıraya koyup alımlar mı yapacak, yoksa yukarıda belirttiğimiz likiditenin yavaş yavaş geri çekildiğini düşünerek satışa mı geçecek? Bu karar verildikten sonra daha hareketli günler yaşanacaktır. Yurtiçinde ise satışlar hakim. Zaten IMKB’nin yurtdışı piyasalardan negatif ayrışma gibi bir tehlikesi hala bulunuyor. Bugünün ilk seansına bakacak olursak ise IMKB100 endeksi %1.35 oranında düşüşle 46.642 seviyesinden ve 1,703 milyon TL lik işlem hacmiyle kapandı. İkinci seansa başlarken ise yatay bir görünüm hakim. Olası bir düşüşte 46,350 seviyesi destek olarak belirlenebilir. Yükselişte ise 46,800 seviyesine dikkat edilmeli. Bu seviyenin üzerinde kalıcı olunabilmesi alımları hızlandıracaktır.
Dövizde ise; serbest piyasada dolar global dolar endeksine ayak uydurmuş durumda. Global piyasalarda dolar kararsız bir görünüm sergiliyor. Dün FED’in açıklamalarından sonra doların bir süre daha zayıf kalması beklenebilir. Yurtiçinde ise IMF ile ilgili gelişmeler olmadıkça dolarda büyük hareketlilik beklenmiyor. Bugün için serbest piyasada dolar her hangi bir değişim yaşamadan 1.4915 TL den, Euro ise %0.07 oranında artışla 2.2135 TL den işlem görüyor. Euro/dolar paritesi ise %0.18 oranında düşüşle 1.4840 seviyesinden işlem görmekte.
Bugün için takip edilmesi gerekilen veriler;
14:45 - AB MB faiz kararı
15:30 - ABD 3. çeyrek birim iş gücü maliyeti ve tarım dışı verimlilik dataları
15:30 - ABD haftalık işsizlik sigortası başvuruları
18:00 - ABD ekim ayı ICSC zincir mağaza satışları
Osman ARSLAN
Tuesday, 03 November 2009

PİYASADA SERT SATIŞLAR HAKİM
03 Kasım 2009 Salı Saat: 14:23
Bugün piyasaların az verili fakat hızlı ve sert satışlı olduğunu görüyoruz. Aslında piyasalar haftaya oldukça iyi başladı. ABD’den gelen bilançolar ve imalat endeksinin olumlu olması beraberinde yükselişide getirdi fakat bir FED yetkilisinin yaptığı açıklama rüzgarı bir anda tam tersi istikamete yöneltti. Dün yorumlarımızda sıkça belirttiğimiz bankalarda yaşanan balonu artık FED’de resmi olarak belirtmiş oldu. FED yetkilisi Jon Greenlee, ABD bankalarının özellikle ticari varlıklar konusunda oldukça büyük yeni kredi zararları riski ile karşı karşıya olduklarını ve bazı bankaların zararlara karşı tam olarak destek sağlayacak kadar yeterli sermayeye sahip olamayabileceklerini belirtti. Tabi bu açıklama sonra mali sektör hisselerinde oldukça büyük satışların geldiği görüldü. FED’den dün gelen açıklamanın yanı sıra, bugünde iki gün sürecek FED toplantısı başlayacak. Toplantının ayrıntılarını tabiî ki yarın alacağız fakat özellikle faizle ilgili neler konuşulacağı merakla bekleniyor. Beklenti şimdilik faizlerin değişmeyeceği yönünde fakat asıl merakla beklenen orta ve uzun vadede FED’in ne gibi bir planı olduğu. Yapılacak plan çok uzun vade için olursa plan uygulanmadan ekonomide oluşan balon büyük bir gürültüyle patlayabilir.
Yurtiçinde ise gündemi enflasyon almış durumda. Piyasa IMF ile ilgili gelişmelerin sadece oyalamadan olduğunu artık anladı. Bu yüzden diğer makro verilere daha çok göz atıyor. Bugün açıklanacak enflasyon verisinin diğer aylara oranla biraz daha yüksek gelmesi beklenebilir. Bu yüksek oranın başlıca sebebi geçen hafta biten ÖTV indirimi. Tabi ÖTV indiriminin yanında gelen zamlarda enflasyonu bir miktar yukarı çekecektir. Yurtiçi piyasa FED toplantısınıda mutlaka takip edecektir.
Bugün Avrupa borsalarında tedirgin bir görünüm var. UBS'in zayıf bilançosu ve Royal Bank of Scotland ile Lloyds'a dair kurtarma haberlerinin yatırımcıların aklındaki soru işaretleri
uyandırmasıyla Avrupa borsaları düşüşe geçti.
IMKB’de ise büyük bir satış dalgasıyla karşı karşıyayız. Yurtdışı piyasalara uyan IMKB’nin düşmesinde diğer bir etken ise kar realizasyonlarının gelmesi oldu. İlk seansta endeksin %2,33 oranında gerileyerek 46,352 seviyesinden ve 900,1 milyon TL lik işlem hacmiyle kapadığı görüldü. İkinci seansta ise daha yatay bir görünüm hakim.
Dövizde ise dolar diğer para birimlerine karşı değer kazanmış durumda. Özellikle yurtiçinde piyasaların oldukça hızlı satışlar yemesi sonra dolarda yukarı yönlü bir hareketlenme başladı. Bugün için serbest piyasada dolar %0.94 oranında değer kazanarak 1.5095 TL den, Euro ise %0.18 oranında değer kaybederek 2.2110 TL den işlem görüyor. Euro/dolar paritesi ise %0.84 oranında düşüşle 1.4589 seviyesinden işlem görüyor.
Bugün takip edilmesi gerekilen veriler;
17:00 - ABD eylül ayı fabrika siparişleri
17:00 - Türkiye ÜFE ve TÜFE
*** Japonya piyasaları bugün tatil nedeniyle kapalı olacak.
Osman ARSLAN
Monday, 02 November 2009

IMKB100 TOPARLANMA ÇABASINDA
02 Kasım 2009 Pazartesi Saat: 14:20
Geçen hafta en çok dikkati çeken konu ABD’nin 3. çeyrek büyüme verisi oldu. Açıklanan veride ABD’nin 3. çeyrek GSYİH büyüme rakamı piyasa tarafından % 3.2 beklenirken, %3.5 olarak belirtildi. Tabi takdir edeceksiniz ki piyasalar bu rakamı oldukça olumlu karşıladı. İlk görünüşte bu rakam oldukça iyi gözüküyor fakat atlanılan bazı konular olduğu gerçeğide bir kenara atılmamalı. Nedir bu gerçek? ABD ekonomisinin manipülasyona çok açık olması ve özellikle hükümetin yaptığı likidite yardımları. Krizin başlangıcı olan bankaların bile yüksek kar etmesi ortada olan, piyasaların bildiği fakat görmemezlikten geldiği büyük bir balonun göstergesi. Hatta ve hatta ekonomi ABD’de büyürken diğer yandan işsizliğinde artış göstermesi irdelenmesi gereken bir konu. Bu görüşümüzü ünlü ekonomist Marc Feber’de destekler nitelikte açıklamalar yaptı. Gloom, Boom & Doom'un yayımcısı Marc Faber, ABD GSYH verisinin 'korkunç' olduğunu ve yatırımcıların yakın zamanda verinin ilk bakışta göründüğü kadar iyi olmadığını anlayacaklarını belirtti. Verilerin manipülasyona açık olduğu yorumunda bulunan yatırımcı, "Ben ABD GSYH rakamlarına bel bağlamıyorum... Piyasaların da yakın zamanda verilerin zayıf olduğunu anlayacaklarını tahmin ediyorum" diye konuştu. FED'in faiz oranlarını uzun süre 0'a yakın tutarak geçmişteki hatalarını tekrarlama yolunda bulunduğu yorumunu yapan Faber, "Faiz oranlarına ilişkin riskler yukarı yönlü ve oranların 5-10 yıl içinde gelebileceği nokta herkesi şaşırtacak" dedi. FED'in enflasyon hesaplamasında çekirdek rakamı temel almasını eleştirdi.
Her ne kadar balonlar sayesinde makro veriler iyi gibi gözüksede bir çok ekonomist ekonomide olası bir ikinci dip için uyarılarda bulunuyor. Özellikle yapılan açıklamalarda ekonominin daha gerçekçi bir hal alması gerekliliği vurgulanıyor. Ünlü yatırımcı George Soros’da, küresel ekonomik iyileşmenin kırılgan olduğunu ve iyileşmenin ikinci bir diple bölünebileceğini düşünen kesimden. Aslında Soros’a göre kriz daha rahat atlatılabilir fakat gerçekçi olunması şart. Bu gerçekçilikte ilk payı alacak ise banka karları olmalı. Soros, küresel ekonomik krizin atlatılması için banka kârlarının düşürülmesinin şart olduğunu düşünüyor.
Balon ve gerçeklikten uzak ekonomi politikalarını eleştiren diğer bir isimse kahin lakaplı Roubini oldu. Prof. Roubini, “Köpük ne kadar büyükse, izleyecek varlık çöküşü o kadar büyük olacak. FED ve diğer politika yapıcıları, yarattıkları dev köpükten habersiz gibi görünüyor. Onların bu körlüğü ne kadar sürerse piyasalardaki düşüş o kadar büyük olacak” görüşünü dile getirdi. Bu görüşünü ise makro verilerin birbirleriyle uyumsuzluğunu göstererek açıklıyor. Riskli varlıklardaki toparlamanın kısmen daha iyi ekonomik temellerden kaynaklandığı belirtirken canlandırma paketleri ve banka kurtarmaları gibi önlemlere işaret eden Roubini, “ABD ve küresel ekonomide “mütevazi” bir toparlama meydana gelirken varlık fiyatlarının Mart’tan bu yana büyük ve senkronise bir toparlama ile tavan yaptı” diye belirtti. Yani kısaca açıklayacak olursak riskli varlıkların fiyatları makroekonomik gelişmelerden çok daha hızlı büyüyor.
Makro ekonomik gelişmeler böyleyken, şirket bazında 101 yıllık kobi finansman kuruluşu CIT Group tarihin en büyük iflas koruma başvurularından birini yapmaya hazırlanıyor. Tabi şu anda hala bir iflas söz konusu değil fakat iflas gerçekleşirse 1 milyona yakın KOBİ şirketinin etkilenmesi bekleniyor. İflas gerçekleşirse tarihin en büyük 4. iflası olacak. İleriki dönemlerde ekonomide yaşanacak yeni bir dibin tetikleyicisi bu iflas olabilir.
Bugün piyasalara bakacak olursak vadeli piyasalarda yükseliş hakimken, spot piyasalarda düşüşlerin etkili olduğunu görüyoruz. Haftanın ilk seansı açılırken IMKB100 endeksinin çok sert satış yediği ve 45.800 seviyesine düştüğü görüldü fakat daha sonra toparlanma çabaları arttı. Böylelikle endeks ilk seansı % 1.35 düşüşle 46.547 puandan kapadı. Endeksteki toparlanmayı özellikle yurtdışı piyasalar destekler nitelikte hareket ediyor. ABD future endeksleri şu sıralar %0.57 oranında prim yapmış durumda.
Dövizden bahsedecek olursak; dolar global para birimleri karşısında değer kaybediyor. Makro verilerin iyi gelmesine rağmen kısa vadede doların zayıf görüntüsü devam ediyor. Uzun vadede ise FED’in ekonomide oluşacak balonları önleyebilmek için piyasadan para çekmek zorunda kalacak olması, yani özel sektör tahvillerinin durdurulup onun yanında faiz artırımlarına gidilmek zorunda kalacak olması ileriki dönem için dolarda alım baskısı yaratacaktır. Yurtiçinde ise doların hareketi yurtdışı haricinde IMF anlaşmasına bağlı gözüküyor. Atılacak imzalar sonrası doların 1,10-1,20 arasına gerilemesi beklenebilir fakat anlaşmanın olmaması durumunda ise doların 1,60 üstüne tırmanması beklenecektir. Bugün için ise serbest piyasada dolar %0.20 oranında düşüşle 1.4975 TL den, Euro ise %0.23 oranında primle 2.2135 TL den işlem görüyor. Euro/dolar paritesi ise %0.45 oranında primle 1.4780 seviyesinden işlem görüyor.
Bugün izlenmesi gerekilen datalar;
17:00 - ABD ekim ayı ISM imalat endeksi
17:00 - ABD eylül ayı inşaat harcamaları
17:00 - ABD eylül ayı tamamlanmamış konut satışları
*** ABD piyasaları saat ayarlaması nedeniyle bugünden itibaren Türkiye saati ile yine 16:30’da açılacak.
Osman ARSLAN
Monday, 26 October 2009

HAFTANIN İLK GÜNÜ KARARSIZ BAŞLADI!!!
26 Ekim 2009 Pazartesi Saat: 14:30
Gündemi belirleyen iki konu; bilançolar ve dolar. Şu ana kadar bilançolar oldukça karışık geldi. Belki bu karışık tablonun daha fazla dalgalanma yaratması beklenebilirdi fakat doların zayıf görüntüsü sert dalgalanmaların önüne geçti. Tabi gündemi hareketlendiren başka konularda oldu ABD’de. FED artık aldığı önlemleri, verdiği paraları geriye istiyor. FED başkanı Bernanke artık piyasada oluşan balonun büyüklüğünün tehlikeli boyutlara ulaştığının farkında. Özellikle konut ve iş piyasası verileri düşerken, şirket karlarının artması oldukça düşündürücü. Yani iş yok, kar çok.
Euro bölgesinde ise resesyonun sonuna gelindiğine dair beklentiler günden güne artmış durumda. Tabi bu beklentileri artıran PMI hizmet endeksinin artışa geçmesi ve bu artışın istikrarlı oluşu. PMI hizmetler verisi son yirmi ayın en yüksek seviyesini görürken PMI imalat sektörü verisi de on sekiz ayın en yükseğine çıktı. İmalat sektöründeki düzelme, PMI datasının son bir yıl içinde ilk defa 50 kritik seviyesinin üzerine çıkması ile teyit edildi.
Bugüne bakacak olursak; haftanın ilk gününde hafif bir düşüş yaşansada kararsız bir seyir izleniyor diyebiliriz. Bugün için pek fazla makro ve mikro verinin olmaması bu kararsız seyrin sürmesine neden olabilir. Tabi bunun yanında geçen hafta oldukça düşen dolarda olabilecek tepkisel yükseliş hareketi, endeksin düşüş yaşamasına neden olabilir. Bugünün ilk seansında ise endeks 50,900-51,587 aralığında hareket etti, seansı %0.21 oranında düşüşle 51,270 seviyesinden ve 1,410 milyon TL lik işlem hacmiyle kapadı.
Dolarda ise; geçen hafta yaşanan düşüşten sonra tepki alımları gelebilir. Kısa vadede bu durum geçici olabilir fakat uzun vadede dolarda yükselişin olması beklenebilir. Özellikle FED’in korumacı politikalarından vazgeçme sinyali vermesi hatta gelebilecek faiz artırımları sonrasında dolarda yükselişler oluşabilir. Yurtiçinde ise doların seyrini belirleyecek olan IMF anlaşması. Şu ana kadar IMF sadece beklenti yükseltilerek piyasanın şişmesinde kullanıldı. Fakat hala gerçekleşmiş bir anlaşma yok ve artık umutlarda azalıyor. Umutların tamamen bitmesi piyasada olumsuz ve sert bir hareketin başlamasına neden olabilir. Bugüne bakacak olursak ise; serbest piyasada dolar %0.37 oranında artışla 1.4740 TL den, Euro ise %0.59 oranında artışla 2.2145 TL den işlem görüyor. Euro/dolar paritesi ise %0.14 oranında artışla 1.5026 seviyesinden işlem görüyor.
Bugün izlenmesi gerekilen datalar;
14:30 - ABD eylül ayı Chicago FED ulusal aktivite endeksi
16:30 - ABD ekim ayı Dallas FED imalat endeksi
Osman ARSLAN
Thursday, 15 October 2009

PİYASALAR TEMKİNLİ!!!
15 Ekim 2009 Perşembe Saat: 14:10
Piyasalar, hem bilançoların hem de FED’in etkisi altına girdiler. Intel ve JP Morgan bilançoları beklenenden çok daha iyi geldi. Doğal olarak iyi gelen bilançolar sonrası piyasalarda alımlar yaşandı. Fakat iyi gelen bilançolar daha çok kısa vadeli görünümü olumluya çeviren etkenler. Orta ve uzun vadede ise asıl önemli olan gelişme FED’in dün yayınladığı tutanakları oldu. FED’in özel sektör tahvillerinde alımı bırakmasından sonra bir süredir FED’in faiz artırımına gidebileceği ve para piyasasında sıkışma yaratabileceği konuşuluyordu. FED, dün yayınladığı tutanaklarda faizleri düşük seviyelerde tutacağına dair ip uçları verdi. Bu şu anlama geliyor; FED, piyasaları korumacı politikasını sürdürecek ve likidite bir müddet daha piyasalarda kalacak.
ABD piyasalarında yaşanan coşkuyla birlikte Dow Jones endeksinin 10.000 seviyesini geçtiğini görüyoruz. Her ne kadar futurelar sabah saatlerinde geri çekilme yaşasada 10.000 seviyesi hem ABD hem diğer global piyasalar için büyük önem arzediyor. Ekonomik krizin artık ayyuka çıktığı 2008 yılından beri ilk kez DJI endeksi 10.000 seviyesinin üzerine çıktı. Evet, bu seviyenin geçilmesi önemli fakat daha önemli olan istikrar ve sağlıklı yükseliş. Bilançolar çok iyi geliyor olabilir. Özellikle bankacılık sektörü piyasaları bir miktar daha götürebilir. Fakat asıl sorun burada kaynaklanıyor. Bu bilançolar nasıl iyi geliyor? Geçen seneden itibaren başlayan devlet yardımları, TARP planıyla en yüksek doza çıkmış, daha sonra gelen muhasebe sistemindeki değişiklikler en kötü zamanda bile bilançoların iyi gelmesini sağlamıştı. Hala bunun etkileri görülüyor olabilir. Peki ilerisi için neye bakmamız gerekir? Piyasanın sağlıklı büyüyüp büyümediğini görmek için üretim ve tüketimi ilgilendiren rakamlara göz atmak lazım. Üretim için kapasite kullanım oranı çok büyük önem taşırken, tüketim açısında işsizlik başvurularına ve güven endekslerini dikkatlice takip etmemiz gerekir.
Yurtiçine gelince; Merkez Bankası bugün faiz indirim kararını açıklayacak. Uzunca zamandır faiz indirimleri devam ediyor ve merkez bankası bu konuda oldukça başarılı sayılıyor. Fakat bir gerçek var ki bütün dünya ekonomileri yavaş yavaş faiz artırmaya başlarken, bizim merkez bankamız faiz indirimine daha ne kadar devam edecek bir merak konusu. Bu konuda Nomura’nın hazırladığı raporun özetini size sunmak istiyorum;
‘’ TCMB, Eylül 2008'den bu yana %9.5'lik bir gevşeme politikası ortaya koydu. Banka faiz kararını Perşembe günü açıklayacak ve reel faizlerin % 1'e ulaşması nedeniyle (yılbaşından bu yana %8'lik bir düşüş oldu) daha ileri normalleşme işaretleri duymayı umuyoruz.
TCMB'nin gevşeme eğilimini sürdürmek suretiyle politika faizini 25 baz puan indirerek % 7'ye çekmesini bekliyoruz. Ay boyunca tehlike arz etmeyen enflasyon ve düşük çekirdek enflasyon durumu ve bunun yanında reel sektör göstergelerindeki düşük aktivite hızı nedeniyle güven seviyemiz öncekinden daha düşük. Dolayısıyla faiz oranlarını % 6.75'e çekecek 50 baz puanlık bir indirimi olası görüyoruz.
GSYİH artışı tahminimizdeki yukarı yönlü revizyona ve Türkiye'nin bir IMF stand-by programı konusunda anlaşmaya varacağına dair yükselen ihtimallere karşın iç ve küresel çevre şartları büyük ölçüde dezenflasyonist seyretmeye devam ediyor ve % 7 ve % 8.5'te bulunan yıl sonu politika faiz oranları tahminlerimiz ve enflasyon beklentilerimizi yeniden gözden geçiriyoruz. Her iki göstergede de aşağı yönlü riskler olduğu görüşündeyiz.’’
Bugün piyasaların hareketlerine bakacak olursak; dün DJI endeksi 10.000 seviyesini aştığında ilk düşüncemiz yurtiçinde coşkulu bir açılış olabileceği yönündeydi. Fakat ABD futurelarının geri çekilmesi ve üstüne bugün açıklanacak olan verilerin kritik olması yatırımcıların temkinli hareket etmesine neden oluyor. Bu temkinli hareket çok az yükseliş olsada daha çok yatay seyrin sürmesini sağlıyor. Piyasanın daha çok öğleden sonra gelecek bilanço ve verileri beklediğini söyleyebiliriz. Bugün günün ilk seansında ise; IMKB100 endeksinde 50.950-51.480 aralığında seyir olduğunu gözlemledik. İlk seansın sonunda ise endeksin %0.38 oranında primle 51.220 seviyesinden ve 1.374 milyon TL lik işlem hacmiyle kapandığı görüldü. İkinci seansta saat 15:00’den sonra gelecek verilere dikkat edilmesi gerekiyor.
Günün ilk seansında TUIK işsizlik oranlarını açıkladı. Açıklamalara göre; Temmuz ayında işsizlik oranı %12.8 olurken; tarımdışı işsizlik %16.3 olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın aynı göre rakamların hala çok yüksek seviyelerde seyrettiği gözleniyor. Haziran ayında ise işsizlik %13 iken; tarımdışı işsizlik %16.4 seviyesindeydi.
Dövizde ise; FED’in faizleri düşük seviyelerde tutacağını açıklamasından sonra, dolar güç kaybetmeye devam etti. Yurtiçinde ise kritik seviye olarak belirlediğimiz 1.45 seviyesinin altı görülmüş durumda. Bugün için serbest piyasada dolar %0.24 oranında değer kaybıyla 1.4410 TL den, Euro ise %0.07 oranında değer kaybıyla 2.15 TL den işlem görmekte. Euro/dolar paritesi ise %0.08 oranında düşüşle 1.4918 seviyesinden işlem görüyor.
Bugün için takip edilmesi gerekilen veriler;
14:25 - AB MB Başkanı Trichet’nin konuşması
15:30 - ABD eylül ayı TÜFE
15:30 - ABD haftalık işsizlik sigortası başvuruları
15:30 - ABD ekim ayı Empire States imalat endeksi
17:00 - ABD ekim ayı Philedelphia FED imalat endeksi
19:00 - TCMB Para Kurulu toplantısı faiz kararı
*** ABD piyasaları açılmadan önce CIT, Citigroup, Goldman Sachs’ın; piyasalar kapandıktan sonra da Google, AMD ve IBM’in 3. çeyrek bilançoları açıklanacak.
Osman ARSLAN

|
|
 |
|
|
 |
Bilgi Güçtür
DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39 MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL
TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
|
|  |
|
BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com
|
|
19 Mart 2010 - AKŞAM
|
|
|

|
IMF ve piyasa karşıtlarına ithaf
|
|
| |
|
Deniz GÖKÇE
|
|
|
|
30 Aralık 2009- REFERANS
|
|
|
|
Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor
|
|
| |
|
Kerem ALKİN
|
|
|
19 Mart 2010 - HABERTURK
|
|
|

|
Kamu finansmanı iyileşiyor mu?
|
|
| |
|
Ercan KUMCU
|
|
|
|
18 Mart 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Bütçe dengesi ve nakit dengesi
|
|
| |
|
Mahfi EĞİLMEZ
|
|
|
|
18 Mart 2010 - VATAN
|
|
|

|
Şubat bütçesi
|
|
| |
|
Asaf Savaş AKAT
|
|
|
|
13 Mart 2010- RADİKAL
|
|
|

|
IMF masalının sonu
|
|
| |
|
Taner BERKSOY
|
|
|
19 Mart 2010- VATAN
|
|
|

|
İMKB’deki değişiklikler ne işe yarayacak?
|
|
| |
|
Ali AĞAOĞLU
|
|
|
17 Mart 2010- HÜRRİYET
|
|
|

|
Yüksek faiz bitti şimdi sıra düşük kurda
|
|
| |
|
Ege CANSEN
|
|
|
|
18 Mart 2010- RADİKAL
|
|
|
|
İşsizlik oranında yeni bir plato?
|
|
| |
|
Fatih ÖZATAY
|
|
|
17 Mart 2010 HABERTURK
|
|
|

|
Bir numaralı sorun: İşsizlik
|
|
| |
|
Gazi ERÇEL
|
|
|
|
01 Mart 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Emtia fiyatları dolardan bağımsız
|
|
| |
|
Ateşhan AYBARS
|
|
|
|
19 Mart 2010- MİLLİYET
|
|
|

|
Romanın adı bile yok!
|
|
| |
|
Hurşit GÜNEŞ
|
|
|
|
17 Mart 2010 REFERANS
|
|
|

|
Avrupa Para Fonu
|
|
| |
|
Hasan ERSEL
|
|
|
|
13 Mart 2010 - REFERANS
|
|
|

|
Türkiye'nin ne zaman Nasdaq'a kote teknoloji şirketleri olur
|
|
| |
|
Güven SAK
|
|
|
19 Mart 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Japon deneyimi yeniden
|
|
| |
|
Uğur GÜRSES
|
|
|
|
18 Mart 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Türkiye´nin yeni çıpaları mali kural ve bütçe
|
|
| |
|
Özgür ALTUĞ
|
|
|
|
23 Şubat 2010 MİLLİYET
|
|
|
|
‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda
|
|
| |
|
Osman ULUAGAY
|
|
|


|