ANASAYFA
ÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZEL
Temel Analiz Kitapları
Teknik Analiz Kitaplari
Ekonomi Kitaplari
Yatırım Kitapları
KİTAPLAR
TEMEL ANALIZ EGITIMI
TEKNIK ANALIZ EGT
TRADING EGITIMI
Seans Içi Yorumlar
Günlük Yorumlar
YORUMLAR
Yaşar ERDİNÇ
Atilla Yesilada
N. Nuri SEVGEN
Burak GERCEK
Fatih BOZKURT
Mehmet KEPEZ ile RANDORI
Uzeyir DOGAN
Fatih Yeğenoğlu
GOKHAN TASPINAR
Cetin UNSALAN
NURGUL CHAMBERS
Hakan YIGIT
Kerem ALKIN
Levent DURUSOY
Cemil Ertem
Cengiz KILIC
Ismet Demirkol
Hamit Bozkurt
Kaan Sariaydin
YAZARLAR
İLETİŞİM

12 Mart 2010         Günlük Analiz

IMF Çıpası, Dow Jones ve piyasalar

Yasar ERDİNÇ

 21 Aralik 2009        DERİN Bakış

 
 PROJE FİNANSMANI
(PROJECT FINANCE)

    Nurgül CHAMBERS

26 Ocak 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

FED Faiz Artırımlarına Başlamalı

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Yaşar Erdinç- Köşe Yazılarım

ESKİ KÖŞE YAZILARIMI OKUMAK İÇİN: Ekranin solunda "latest posts" adinda bir bölüm var. Bu bölümün altinda son yazilarimin basliklari yer aliyor. Bunu tikladiginizda ilgili yaziyi okuyabilirsiniz. Örneğin Şubat ayindaki tüm yazilarimi görmek için  sol tarafta "Archieves" yazısının altındaki "February" yazisini tiklamaniz yeterlidir. Ya da Mart ayindaki yazılarımın tümünü  görmek için "March" yazisinin üzerini tiklayiniz.

 


Thursday, 11 March 2010

12 Mart 2010

Dün piyasalar 53 bin civarından açılış yaptıktan sonra çok sıkışık yatay bir seyir izledi. ABD piyasalarının açılmasıyla ve aşağı yönlü hareketiyle birlikte Dow Jones endeksindeki gerileme bizim endeksi de 52.111 seviyesine kadar geri çekti.

IMF açıklamaları ve ardından da sayın Başbakan'ın ve Babacan'ın istemeye istemeye yaptığı açıklamaların ardından borsa hiç de şaşırmamış ve hatta bu açıklamaları duymamış göründü. Bu tavrın veya hareketsizliğin temelinde ise, piyasaların zaten bu beklentiyi satın aldığı görülüyor. Her ne kadar piyasalar bu beklentiyi daha önce satın almış olsa da, iki gündür, yabancı fonlar değerlednirmelerde bulunuyorlar ve Türkiye'deki pozisyonlarını yeniden gözden geçiriyorlar. Piyasanın göstermiş olduğu tavır, hükümete açık çektir. Yani, bundan sonra ialzenecek olan özellikle maliye politikalarını çok dikkatle izleyeceklerdir ve ekonomi yönetiminin yapacağı hataları da cezalandıracaklardır. Yani yerel seçimler öncesinde bütçenin devasa açık vermesine neden olan seçim ekonomisi olacak mı olmayacak mı? konusunda, hükümete "biz şimdilik süze güveniyoruz" mesajı vermiştir. Ama bundan böyle artık Türkiye ekonomisindeaçıklanan verilere karşı çok daha hassas bir yabancı yatırımcı profili göreceğiz.

Bundan yaklaşık zannedersem 1-2 ay önceydi ve IMF ile anlaşma an meselesiydi. Sayın Başbakan'ın ağzından 2 haftaya kadar anlaşmanın imzalanacağı duyurulmuştu. IMF'nin yapmış olduğu açıklamaların ardında, çok net bir şekilde artık ekonomi yönetimimizin bu beklentiyi bir maniplasyon aracı olarak kullanmasından rahatsız oldukları ortadaydı. IMF beklentisi  sayesinde bir sorun olduğunda hemen IMF ile görüşmeler hızlandı, şöyle oluyor, böyle oluyor açıklamaları geliyor, ya da hemen telefon trafiğiyle birilerinin kulağına fısıldanıyordu. bir bakıyordunuz piyasalar bir anda anlamsız yükselişlere başlıyordu. Çok kötüydü çok... Neyse, bu yalan da burada bitti ve şimdi reele dönüyoruz.

Dün gece Dow jones yüzde 0.42 oranında yükselirken, S&P500 endeksi de Ekim 2008'den beri gördüğü en yüksek seviyeye ulaştı. Borsalar açılışta düşüşteydi. Bunun en önemli sebebi de Çin'den gelen enflasyon verilerinin beklenenden yüksek olmasıydı. Yüzde 2.5 beklenen enflasyon rakamı yıllık bazda yüzde 2.7'ye ulaşırken, bankaların verdikleri kredilerde de beklenenden daha yüksek artış olmuştu. Üstelik Çin ekonomisi 2009'un son çeyreğinde, yüzde 10.7 büyüdü. Bu arada sanayi üretiminin Ocak ve Şubat ayında toplam yüzde 20.7 büyümesi ve bu oranın son beş yılın en yüksek rakamı olması ekonominin ısınıyor olduğunun en önemli göstergeleriydi. Bunların sebeplerin hepsi, Çin'in bir faiz artırımı yapacağı endişesini artırınca ABD'de  piyasalar aşağı yönlü açılmıştı. Seansın ilerleyen saatlerinde ABD toparladı. Toparlamanın temel sebebi ise, Citigroup'un CEO'su Vikram Pandit'ten gelen açıklamalardı. Pandit, citigroup'un bundan sonra istikrarlı bir şekilde kâr edeceğini söyledikten sonra, ABD hükümetinin yüzde 27 olan Citigroup payını satabileceğini belirtmesiydi. Dolayısıyla bankacılık hisseleri hızla yükseldi. Bu arada Sağlık reformunun senatodan geçmesinin zor olacağına ilişkin belirtiler kuvvetlenince, sağlık grubu şriketlerin hisseleri de yükselince, ABD borsaları kötü başladıkları günü iyi bitirdiler.

Bugün bizim borsamız açıldığında, eğer ondan önce açılan dow jones future'larında önemli bir gerileme olmazsa ki pek beklenmiyor, dün 52.376'dan kapanan endeksin yeniden 52.750-53.000 aralığında güne başladığını görebiliriz. Ondan sonraki seyir ise, yine dış piyasalara odaklı olacaktır. Fakat burada bir noktayı kaçırmamak gerekir. Şu ana kadar dış boralarla karşılşatırdığımızda İMKB100 dış piyasalardan daha iyi performans göstermişti. Bu performans, en son siyasi gerginlik sonrasında, negatife dönüştü ve yılbaşından bu yana olan getirilere baktığımızda, dış piyasalara paralel bir gelişme görüyoruz. Ama bundan sonraki süreçte dış piyasalar iyi olsa da bizim o kadar iyi olmamı mümkün olamyabilir. Çünkü elimizdeki çok önemli bir çıpa olan IMF çıpası suya düştü. Şu an türkiye'deki yatırımlarını gözden geçirmekte olan yabancıların önünündeki masada,

- artan enflason,

- negatif reel getiriler,

- siyasi gerginlik ve anayasa reformu tartışmalarının yaratacağı siyasi belirsizlik ve referandum olursa ki bunun bu yıl içinde olması bekleniyor, referandumdan çıkacak sonuçların siyasi yapıda önemli değişiklik yaratması olasılığı

gibi faktörler var. Dolayısıyla Türkiye'nin önünde yeni bir hikaye yok. En son JP Morgan analizinde Türkiye'deki büyümenin yüzde 4 civarında olacağını belirtmeleri ve bunun da aşağı yönlü sapma olasılığının yüksek olduğunu söylemeleri, Türkiye piyasalarına baış açılarını gösteriyor. Merkez Bankası anketlerinden de zaten yüksek enflasyon beklentisi çıktı ve sanayi üretiminde yüzde 16-18 artış beklenirken bunun yüzde 12.5 seviyesinde kalması ekonomik büyümeye ilişkin endişeleri de artırdı. Dolayısıyla dış piyasalar iyi olabilir ve bizi de olumlu etkiler ama onlar bir giderse biz yarım gideriz, onlar bir düşerse, biz birbuçuk düşebiliriz.

Şu an ABD'de piyasalar yeni can suyu bulmuş gibiler ve dow jones'un yeniden 10.600'ün üzerine çıkmış olması, bu piyasada 10.750 seviyelerindeki tepeye doğru yeni bir atak oluşmasını sağlayabilir. Dış piyasalardaki hava bize göre daha olumlu görülüyor ve endeksilerin bu aşamada yarattıkları sıkışık kanalları düşündüğümde, bu kanallar ne tarafa kırılırsa o yönde pozisyon almakta fayda olabilir. Şu an Dow Jones endeksi 10.725'e doğru bir kırma yaptı. Dow jones 10.725'e doğru giderken biz de en azından kısa vadede yeniden 54 bin seviyelerini test edebiliriz ve önemli soru şu olur; acaba yabancılar az önce anlattığımız sebeplerle bu tip yükselişleri satış fırsatı olarak kullanırlar mı?

Bugün çok ani kötü haberler  gelmezse piyasalar güne olumlu başlayacaklardır. Daha sonra birbirlerini tetikleyerek yeni yukarı yönlü hareketler olabilir.

ÖNEMLİ NOT: 16 mart salı günü Beykent Üniversitesinde sabah saat 11:00'de "Teknik Analiz" dersim var. Bu derse arzu eden borsa yatırımcılarını davet ediyorum. Öğrencilerimin gerçek borsa yatırımcılarıyla karşı karşıya gelmelerini arzu ettim. Onlar birşeyler öğrendiler ve ilk derste sizlerle mülakat yapıp sorular soracaklar. Sonraki 2 saatte ise ben dersime devam edeceğim ve yatırımcılar da bu dersi izleyebilecek. hayli ilginç bir ders olacak. fakat en fazla 20 kişiyi kabul edebileceğiz. Eğer 16 mart salı sabah saat 11:00'de katılmayı arzu ediyorsanız ve kesin olarak gelecekseniz lütfen aşağıdaki öğrencilerime mail atarak isminizi yazdırınız. Size okulun yeri tarşf edilecek ve bilgiler verilecektir. Kontenjan dolduğu anda 20 kişiden fazla kişi kabul edilmeyecektir. Kabul edilecek olanları rastgele olarak öğrencilerim seçecektir. Çok ilginç ve öğretici bir ders olacağını şimdiden söyleyebiliriz. İlginize teşekkür ederim.

Katılmak için mail adresleri :

 zynpgizem_@hotmail.com

burcuuygun17@hotmail.com

bircan.beykent@hotmail.com

 

 

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 04:21 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Tuesday, 09 March 2010

 

10 Mart 2010

Dün gelen önemli mesajlar vardı ve şu an bu yazıyı okuyana kadar zaten piyasaları ciddi biçimde etkileyen haber ve gelişmelerden haberdar oldunuz. Bu nedenle aslında, bir yazıda geçmişi anlatmak hoşuma gitmiyor. Ama Dünkü gelişmelere geçmeden önce en son yazımızda neler söylemiştik? Yazının başlığı "Borsadaki artış yeterli mi?" şeklindeydi ve bu yazıda borsadaki artışın 51.850 ile 52.500 aralığına kadar olabileceğini ve endeks bu aralığa geldikten sonra bu aralıkta genel anlamda nakde geçmekte fayda olacağını belirtmiştik. Fakat, endeks 52.500 seviyesinin yaklaşık 1000 puan üzerini, 53.500 seviyelerini de gördü. Gerçi bu seviyelerde çok az kaldı ve geçici oldu ama 53 bin üzerinde uzun süre yatay hareket yaptı. Dün bir ara 52.250 seviyelerine kadar geriledikten sonra, Dow jones'un (DJI) artıda açılışıyla birlikte, yeniden yukarı döndü ve 52.959 seviyesinden kapandı.

Önceki yazımızda bir de çok uzun vadeye değinip "karamsar" bir tablo çizmiştik. Bu "karamsar" kelimesini tırnak içinde ve koyu yazıyorum çünkü başkalarına ait bir niteleme. Hiç karamsar değilim, gerçekçiyim. Bu konuya biraz sonra döneriz. Şimdi kısaca piyasalardan bahsedelim.

Borsadaki son hareketler tamamıyla dış piyasalardaki koşullara göre belirlendi ve Türkiye'ye özgü bir gelişme nedeniyle ayrışma olmadı. Geçen haftanın son günlerinde önce ABD'den tarım dışı istihdam ve işsizlik rakamları  beklenenden çok iyi gelince piyasalar coştu. Bunu Avrupa'dan ve özellikle de Almanya'nın toparlandığına dair verilerin desteklemesi, Avrupa borsalarını çok olumlu etkiledi. Düne kadar coşku hakimken FITCH'den gelen haberler genelde negatif tondaydı. Avrupa'da bir ülkenin temerrüde düşeceği haberi, ayrıca Türkiye'nin hala yatırım yapılabilir ülke sınıfına girmesi için zaman olduğu ve siyasi tansiyonun dikkatle izlendiği yolundaki açıklamalar dün bir ara endeksi 52.250 seviyelerine kadar çekti. Aynı saatlerde Avrupa borsalarında da satışlar vardı. Bu arada dün IMF başkanı Strauss Kahn'ın açıklamaları da oldukça ilgi çekiciydi. Ama bu açıklamaların özeti, "dünya toparlanıyor fakat yeterli hızda değil, bu yüzden gevşek para ve maliye politikaları devam etmeli" şeklindeydi. Fakat dün Bloomberg HT'nin bir haberi vardı ki, ilk anda doğru olup olmadığını sorgulamak zorunda kaldım. Kahn "Dünya yeni bir krize hazırlıklı olmalı" diyordu. Öte taraftan FITCH,  İngiltere'nin notunu düşürebileceğini ima eden açıklamalarda bulunuyor ve 2013-2014'e kadar bütçe açığının GSYIH'ya oranını yüzde 3'e çekecek gerçek ciddi önlemler alması gerektiğini vurguluyordu. İngiltere’de kredi kartlarından dolayı ciddi sorunlar var. Tabi ki, piyasaların hoşuna gitmedi ama piyasalar bunlara rağmen iyi tutundu.  Dün gece Abama ve Yunanistan Başbakanı Papandreu görüştü ve G20 toplantısında spekülatörlere karşı önlem alınacağı duyuruldu (Onlara aferin).

Şimdi yatırımcılar olarak sizlere bazı önemli bilgileri aktarayım. Ne kadar karamsar veya gerçekçi olduğuma siz karar veriniz. Bunu lütfen adım adım takip ediniz ve kendi kararlarınızı veriniz.

1.      Adım : Global kriz sonrasında finansal sistem çöküş aşamasına gelmişti. Bankalar ve diğer finans kurumlarının zararları 9 trilyon dolara ulaşıyordu (bu rakam tüm ülkeler içindir ve OECD tahminidir) Başta ABD olmak üzere ülkeler para para arzlarını tarihte görülmemiş oranlarda artırdılar. Yani para bastılar. Dünya ekonomi tarihinde global para arzında bu çapta bir artış daha önce olmadı.

2.      Adım: Yine başta ABD olmak üzere, ülkeler daha önce görülmemiş boyutlarda kamu açıkları verdiler. Hem borçları, hem de bütçe açıklarının GSYIH’ya oranları en az ikiye katlandı.

3.      Adım: Diğer ülkelerden farklı olarak Çin, 580 milyar dolarlık bir harcama paketini harekete geçirerek, Çin ekonomisinde hızlı bir küçülmenin hemen aşılmasını sağladı.

4.      Adım: Bu tedbirler sonrasında global krizin yarattığı üretimdeki çöküş ve işsizlikteki artış durdu (Temmuz-Eylül) ve verilerde olumluya dönüş başladı.

5.      Adım: Bu aşamadan sonra artık gevşek para (bana göre yalama olmuş) ve maliye politikalarının sonuna geliniyor ama zamanlama konusunda kimse hemfikir değil.

6.      Adım: ekonomilerin toparlandığına ve eski rayına girdiğine dair kesin ve net veriler geldikten sonra para arzını kısmak ve bütçe açığını daraltmaya yönelik olarak atılacak adımlarda kesin olarak geç kalınmış olacaktır. Yani şu an hiç ortada görünmeyen ve kimsenin de pek aldırış etmediği ciddi bir enflasyon gelecektir. Çünkü, enflasyon dediğiniz şey, faiz artışı ve bütçe açığındaki azaltmaya reaksiyonunu en erken 6 veya 9 ay sonra vermeye başlar. Bu yüzden de, 2011’in başından veya ortalarından itibaren en büyük sorun enflasyon olmaya adaydır ve bu da altına yarayacaktır.

7.      Adım: yukarıda altıncı adımda verdiğimiz varsayımın tersini düşünelim. Yani ekonomilerin rayına girdiğine dair kesin verileri görmeden yavaş yavaş parayı çekmeye başlayıp bütçe açığını azaltmaya kalkışmak, ekonomilerin bu sefer ikinci bir dibe doğru gitmesine ve ikinci bir durgunluk  döneminin başlamasına sebep olur. Bunun getireceği felaket sonuç ise, bütçe gelirlerinde beklenen artışın olmaması ve bütçe açıklarının küçülmek yerine artmaya devam etmesidir. İşte bu aşamada, ülkeler borçlarını ödeyememe durumuna girerler ve bu aniden bütün ülkeleri sarmalına alabilir. Yani devlet kağıtları pul olur. Şu an dünyadaki her ülkenin her bankasının aktiflerinin en az yarısı devlet kağıdı ile doludur ve bunun anlamı, dünya genelinde bankacılık sisteminin ve fonların çökmesidir. Eğer devlet kağıtlarına bile güven kalmamış ve insanlar paralarını bankalarda tutmak istemiyorlarsa, nereye yönelirler? Tabi ki yine adres altın olacaktır.

8.      Adım: Peki dünyayı böyle bir felakete gitmekten ne kurtarır? Acaba IMF başkanı KAHN “Dünya yeni bir krize hazırlıklı olmalı” derken bunu mu kastediyor? Krizlere baktığınızda her zaman ve her şartta domino etkisini görürüsünüz. Bir ülkenin default olması bugünkü şartlarda tüm dünyayı yerinden sarsar. Peki şuna ne diyeceksiniz? KAHN daha önceki bir söyleşisinde şöyle demişti;

“BANA GORE, SORUNLARINA RAGMEN MEVCUT ULUSLARARASI PARA SISTEMI,  HALEN MANTIKLI VE IYI CALISIYOR. DOLARIN BIR SURE ASIL REZERV PARA BIRIMI OLARAK KALMASINI BEKLIYORUM'' (16 kasım 2009)

Bu cümlenin anlamına bakar mısınız? “BİR SÜRE”  kelimeleri net bir şekilde, doların ileride rezerv para olma özelliğini kaybedeceğini söylüyor. Dünyayı kurtaran adam filmindeki Cüneyt Arkın’ı çağırıp şu durumu da halletmesini söyleyelim belki işe yarar. Dünyanın önümüzdeki 2-3 yıllık bir süreç içinde ciddi default durumlarıyla karşılaşacağını ve daha önce görülmemiş risk ve gelişmelerin ortaya çıkabileceğini daha önceki yazılarımda da vurgulamıştım. Hala bu görüşü koruyorum, ama bu söylediklerimin gerçekleşmesini durduracak gelişmeler de olabilir. Nedir bunlar? Üç gelişmeden herhangi biri yeterli olur.

1.      Çin’in elindeki 2.2 trilyon dolara ulaşan rezervleri ile ABD ve Avrupa’nın borç sorunlu ülkelerinin tahvillerini almaya razı edilmesi veya bu gidişatı görüp kendi rızası ile Avrupa’daki bu sorunlu yapının çözümüne yardım etmesi.

2.      Çin’in parasını serbest dalgalanmaya bırakması (Ama bu durum dünyadaki genel enflasyonu hızla azdıracaktır, fakat ülkelerin defaulta gitmesini önleyecektir.)

3.      Şu an toparlanmakta olan ABD ekonomisinin 2010-2011 yıllarındaki büyüme oranlarının en az yüzde 3-4 aralığında olması ve Avrupa’da da büyümenin başlayarak, 2010-2011 yıllarında yüzde 2-3 büyümeye ulaşmasıdır. Bu sayede vergi gelirlerindeki artış, bütçe açıklarındaki artışı frenleyebilecek ve borç ödeyememe endişelerini ortadan kaldıracaktır.

Unutmayınız şu an dünyadaki sorun, büyüme veya toparlanma değil, bazı ülkelerin borçlarını ödeyemeyeceği beklentisinin oluşması ve kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen açıklamaların bu beklentileri güçlendirmesidir. KAHN’ın dediği gibi dünya yeni bir krize hazırlıklı olmalıdır. Bu yeni kriz bir bankanın borcunu ödeyememesi veya batması sonucu tetiklenebilir. Fakat artık 2008 yıllarında olduğu gibi ne para ne de maliye politikaları ile yeni kriz önleyebilecek bir şey yapılamaz. 2008’de hareket alanı genişti. Ama şu an dünyanın hareket alanı kalmamıştır. İkinci bir TARP, ikinci bir TALF, hatta Çin’in ikinci bir 580 milyar dolarlık paket açıklaması mümkün değildir. İngiliz hükümetinin bir tane daha Northern Rock kurtaracak durumu yoktur. Çünkü şu an İngiltere’yi kimin kurtaracağı konuşuluyor. Eğer yukarıda verdiğim üç maddeden birinin gerçekleşeceğini düşünüyorsanız, sorun yoktur. Ben bu aşamada bunların hiçbirinin gerçekleşebileceğini düşünemiyorum. Çin benim söylediğim noktaya gelmişse bilin ki, en az 3-5 ülke default olmuştur da Çin öyle o noktaya gelmiştir. Yani iş işten geçmiştir. Çünkü incelediğim hiçbir krizde (2008 de dahil olmak üzere) ekonomiyi yönetenlerin yumurta kapıya gelmeden hareket ettiğini görmedim. 2008’de Lehman Brothers battıktan sonra, Bernanke’nin aklı başına geldi.

Her neyse, borsaya gelelim. Bugün borsada 53.300’ün üzerinde bir kapanış olacağını anlarsanız, 55.000’i hedefleyerek kısa vadeli alım yapabilirsiniz. Aksi halde hisse alımı önermiyorum. Endeksin ve diğer borsaların geçen haftaki yükselişlerin ardından yeni bir düzeltme ve hatta sert bir geri çekilme yapmasını bekliyorum.

Dolarda 1.53-1.56 aralığında dalgalanma bekliyorum, 1.56 aşıldığında hedef 1.60 olacaktır. 1.5250’nin altında bir kapanış beklemiyorum. Eğer böyle bir şey olursa, satıp 1.49-1.50 aralığında yeniden alım denenebilir.

Altın konusunda ise ne dediğim açık. Fakat bugünden yarına bir şey beklemeyin en az 2 yıl vadeli olmak üzere paranızın yüzde 20-25'i altın fonlarında tutulabilir. Alımınızı zamana yayabilirsiniz. Şu an 1 onz altının fiyatı 1120 dolar seviyesinde bulunuyor.

Kalın Sağlıcakla...

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 04:31 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KUŞTEPE LEYLAK SOK. NURSANLAR İŞ MERKEZİ, KAT:10 DA:39
MECİDİYEKÖY-ŞİŞLİ-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0555-6417906 (Osman Arslan)
Email: osman.arslan@bilgeyatirimci.com

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 

 

15 Mart 2010              Webani

YENİ: Beleş Para Günleri Bitiyor Mu?

Atilla YEŞİLADA

17 Ekim 2009     Finans-Politik

 Geleceğe Yolculuk Şimdi Bu Topraklarda Başlıyor

Cemil ERTEM

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

15 Mart 2010 -        AKŞAM

 

Gecikmeye karşı Sabiha Gökçen!

 
 

Deniz GÖKÇE

 

30 Aralık 2009-           REFERANS

 

Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor

 
 

 Kerem ALKİN

11 Mart 2010 -       HABERTURK

 

Yunanistan AB ve piyasalar arasında sıkıştı

 
 

Ercan KUMCU

 

11 Mart 2010 -          RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Hükümet IMF ile neden stand-by 'yapacakmış gibi' yaptı?

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

11 Mart 2010 -        VATAN

 

Elveda IMF!

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

13 Mart 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

IMF masalının sonu

 
 

Taner BERKSOY

15 Mart 2010-          VATAN

 

Günah keçisi bulundu: Lehman Brothers ve CEO’su Richard Fuld

 
 

Ali AĞAOĞLU

13 Mart 2010-   HÜRRİYET

 

Para içeri IMF dışarı

 
 

Ege CANSEN

 

15 Mart 2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

Başa güreşememek hastalığı

 
 

Fatih ÖZATAY

10 Mart 2010       HABERTURK

 

İzlanda’nın borç referandumu

 
 

Gazi ERÇEL

 

01 Mart 2010  Finanstrend.com

 

Emtia fiyatları dolardan bağımsız

 
 

Ateşhan AYBARS

 

15 Mart 2010-     MİLLİYET

 

IMF ile anlaşmamanın nedeni erken seçim mi?

 
 

Hurşit GÜNEŞ

 

15 Mart 2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

IMF ile anlaşmamak için uygun zaman mı

 
 

Hasan ERSEL

 

13 Mart 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Türkiye'nin ne zaman Nasdaq'a kote teknoloji şirketleri olur

 
 

Güven SAK

15 Mart 2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

Sağlam bankalar paylaşılamıyor

 
 

Uğur GÜRSES

 

11 Mart 2010 Finanstrend.com

 

Türkiye artık bir IMF çıpasına sahip değil

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY