ANASAYFASEANS ICINDEN-Yasar ErdincYORUM-ANALIZÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZELKİTAPLARTEMEL ANALIZ EGITIMITEKNIK ANALIZ EGTTRADING EGITIMIİLETİŞİM
 

 

19 Temmuz 2010      Erdinç Bakışı

Tatil sonrası merhaba..

Yasar ERDİNÇ

17 Mayıs 2010        DERİN Bakış

YENİ!!!  İşletmelerde Nakit Akımın Önemi

    Nurgül CHAMBERS

26 Ocak 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

FED Faiz Artırımlarına Başlamalı

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Yaşar Erdinç- Köşe Yazılarım

ESKİ KÖŞE YAZILARIMI OKUMAK İÇİN: Ekranin solunda "latest posts" adinda bir bölüm var. Bu bölümün altinda son yazilarimin basliklari yer aliyor. Bunu tikladiginizda ilgili yaziyi okuyabilirsiniz. Örneğin Şubat ayindaki tüm yazilarimi görmek için  sol tarafta "Archieves" yazısının altındaki "February" yazisini tiklamaniz yeterlidir. Ya da Mart ayindaki yazılarımın tümünü  görmek için "March" yazisinin üzerini tiklayiniz.

 


Sunday, 30 August 2009

31 Ağustos 2009

tarihlerin 20 mayıs 2009'u gösterdiği günlerde Dev yatırım bankası Merill Lynch'den bir haber gelmişti ve haber şöyleydi;

Merrill Lynch: "IMF anlaşması çok yakın"
21 Mayıs 2009 / 17:45Uluslararası finans kuruluşu Merrill Lynch, Türkiye ile IMF arasındaki anlaşmanın çok yakın olduğunu ileri sürdü.


Merrill Lynch tarafından hazırlanan raporda, IMF ile olası bir anlaşmanın son dönemdeki şüpheler nedeniyle piyasalar tarafından tam olarak fiyatlanmadığı belirtildi.

HÜKÜMET ANLADI, İMZA YAKIN

Raporda, "Biz hükümetin anlaşmanın gerçekleşmemesi halinde ortaya çıkacak olan riskleri anladığını düşünüyoruz. Bize göre IMF anlaşması önümüzdeki haftalar içerisinde tamamlanacak."

Raporda Türkiye ekonomisindeki olumlu görünüme de dikkat çekilerek, "Türkiye ekonomisi V şeklinde toparlanmaya aday bir ekonomidir ve önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir kuvvetli büyüme performansı devam edecek" denildi.

Türkiye'nin en büyük riskinin kredi kanallarına ulaşmak olduğu belirtilen raporda, global kredi piyasalarının açılması ve IMF paketi ile bu riskin de ortadan kalkacağı belirtildi.

İstanbul Haber Ajansı

Haber linki:

http://www.istanbulhaber.com.tr/haber/merrill-lynch-imf-anlasmasi-cok-yakin-5275.htm

Bu açıklama sonrasında borsa 32.200 seviyelerinden 35 binin üzerine fırladı. O tarih itibariyle Merill Lynch'in takasına baktığımızda ise tam 85.3 milyon TL tutarında hisse senedi pozisyonları vardı. Aşağıdaki takas dökümünde görülüyor.

Borsa alıp başını gidiyor, 37.500 seviyelerini görüyor ve tekrar gerilemeye başlıyor. Tarihler 2 Haziran 2009'u gösterdiğinde ise, Merill Lynch'ten yeni bir haber var. CNNTURK web sitesinde yayınlanan Haber şöyle;

Merrill Lynch, IMF ile anlaşmada karamsar

Uluslararası yatırım danışmanlık firması Merrill Lynch, piyasalarda, bu yılın son çeyreğine kadar IMF ile bir anlaşma yapılabileceği izleniminin olmadığını bildirdi.

Merrill Lynch tarafından yapılan analizde, yarın açıklanacak olan mayıs ayı itibarıyla, TÜFE cinsinden yıllık enflasyonun yüzde 5'e gerileyebileceği, ÜFE cinsinden enflasyonunun da yine eksi düzeylerinde seyredeceği vurgulandı.

Düşük faiz sürecinin sürdürülemeyeceğinin vurgulandığı analizde, bu nedenle, enflasyonun düşeceğine dair beklentilerin çok yavaş seyrettiği kaydedildi.

Bu arada, piyasanın, bu yılın son çeyreğine kadar IMF ile bir anlaşma yapılabileceği izleniminde olmadığına da dikkat çekildi. Uluslararası yatırım danışmanlık firması Merrill Lynch, piyasalarda, bu yılın son çeyreğine kadar IMF ile bir anlaşma yapılabileceği izleniminin olmadığını bildirdi.

Merrill Lynch tarafından yapılan analizde, yarın açıklanacak olan mayıs ayı itibarıyla, TÜFE cinsinden yıllık enflasyonun yüzde 5'e gerileyebileceği, ÜFE cinsinden enflasyonunun da yine eksi düzeylerinde seyredeceği vurgulandı.

Düşük faiz sürecinin sürdürülemeyeceğinin vurgulandığı analizde, bu nedenle, enflasyonun düşeceğine dair beklentilerin çok yavaş seyrettiği kaydedildi.

Bu arada, piyasanın, bu yılın son çeyreğine kadar IMF ile bir anlaşma yapılabileceği izleniminde olmadığına da dikkat çekildi.

Haberin linki: burayı tıklayark habere ulaşabilirsiniz.

Bu haberlerin geldiği endeks yeniden 33 binli seviyelere gerilemiş ve merill Lynch'in portföyündeki hisse pozisyonu 5 Haziran itibariyle ne olmuş dersiniz?

Evet! tahmin edeceğiniz üzere, 7.1 milyon TL'ye kadar düşmüş. Bu durumu bazı gazeteler haber yapmıştı.

Geçen haftaki yazımızda ve web sitemizin ön sayfasında da duyurmuştuk. Merilly Lynch'in önemli bir haberi vardı. 27 Ağustos 2009 tarihli Haber şöyleydi;  

"ntvmsnbc
Güncelleme: 13:56 TSİ 27 Ağustos. 2009 Perşembe
 
İSTANBUL - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile bir anlaşma yapmasının bir miktar da olsa güven artırıcı olduğunu, hükümetin önceliğinin orta vadeli program olduğunu söyledi.

Yatırım bankası Merrill Lynch, Babacan'ın planla ilgili açıklamasını olumlu buldu ve "En önemli çıkarım ihtiyatlı maliye politikası gerekliliğinin vurgulanması. Hükümet orta vadeli program çerçevesinde IMF ile anlaşmak üzere" yorumunu yaptı.

Merrill Lynch, IMF anlaşmasının getireceklerini şöyle sıraladı: "Anlaşma güçlü bir çıpa olacak ve piyasada güveni artıracak. 2010'da hazinenin dış finansman açığını kapatmasına destek olacak. Piyasa faizleri üzerindeki baskıyı azaltacak ve TL'ye destek sağlayacak."

Hükümetin orta vadeli programı IMF ile desteklemek istediğini belirten Merrill Lynch, Eylül sonuna kadar IMF ile anlaşmanın imzalanacağını öngördü.

Haberin linki: http://www.ntvmsnbc.com/id/24995172/ "

Normal şartlarda bu haberi duyunca önceden olduğu gibi yine Merill Lynch'in hisse pozisyonunu artırmasını beklersiniz. Fakat bu sefer durum çok farklı. IMF ile EYlül sonunda bir anlaşma imzalanacağına neredeyse kesin gözüyle bakan Merill Lynch'in şu anki hisse pozisyonu tam tamına 34.1 milyon ekside.

Nasıl yani?

Yani elinde hisse yok ve 34 milyon TL tutarında hisseyi de açığa satmış. Aşağıdaki tabloyu inceleyiniz. 26 Ağustos'ta 39.2 milyon TL pozisyon varken, 28 Ağustos 2009'da pozisyon -34 milyon TL'ye düşüyor.

Bir de açık poziyonu olan veya elinde hisse pozisyonu bulunmayanlara bakalım.


Bu tabloda dikkat çeken bir başka unsur ise, İlk açığa satış yapmış yada elinde neredeyse hisse olmayan ilk 11 kurum içinde dört tanesi yabancılar.

Madem IMF ile anlaşma olacağına inanıyorsunuz niye sattınız? Üstelik de açığa sattınız. Ben şimdi bu tabloyu nasıl yorumlayacağım?

YORUM 1: Aslında IMF ile anlaşma falan olacağı yok. Bu şekilde bir açıklama ile piyasayı yukarı çekip satarım ve daha sonra herkes deli gibi satarken nasıl olsa alırım. Üstelik daha önce 20 Mayıs'ta "IMF ile anlaşma olacak" demişim ve piyasa yukarı gidince satmışım. Ardından 12 gün sonra, 2 Haziran'da  "IMF ile anlaşma zor" demişim ve piyasa aşağı gelince yeniden almışım. Ses çıkaran da yok. O zaman 5 gün sonra yeniden "IMF anlaşması zora girdi" diye bir açıklama yaparım ve herkes satarken ben yine alırım. Düşünsenize bu açık pozisyonumu yüzde 5 aşağıdan kapatsam yaklaşık olarak 1.7 milyon TL kâr yazacağım.

YORUM-2: IMF anlaşması olacak olsa da piyasanın çok şiştiğini ve ciddi bir züelmenin geleceğini düşünüyorum. Nasıl olsa IMF ile anlaşma Eylül ayı sonunda falan olacak. Üstelik sayın Başbakan da 6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul'da yapılacak olan Dünya Bankası ve IMF toplantılarında buna karar verileceğini söyledi. O zamana kadar beklemenin anlamı yok.

Ben ikinci yorumun doğru olduğuna inanmak istiyorum. Aksi halde, "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?"

****

DOLANDIRICI BİR ŞİRKET ETRAFTA KOL GEZİYOR

Son günlerde bazı vatandaşlardan (bunun bir tanesi de benim Marmara Üniversitesinden öğrencimdir), yoğun bir şekilde bana mail ve belge gönderiyorlar. Finansal sistemin içinde bir kuruluş şu an kurduğu tezgah ile vatandaşları dolandırıyor. Bu vatandaşlar SPK'ya başvurularından sonuç alamamışlar. Çünkü SPK,  "benim ilgi alanıma girmiyor" demiş. Hazineye başvurmuşlar...  Hiç ses seda yok. Nereye başvurdularsa pek ilgilenen olmamış. İnşallah hazine bu olaya el atıp,  yeni mağdurların ortaya çıkmasını engeller. 

****

PİYASALAR YORUMU

DOW JONES, tepeden aşağıya doğru önemli bir trend değişiminin arefesinde olabilir. 17 Ağustos’tan itibaren beş dalgalı yükseliş gerçekleşti ki; bu da C dalgasının tamamlandığını gösteriyor. Eğer durum buysa, Y dalgası da 17 Ağustos’tan bu yana tamamlandı ki bu durum Mart ayında başlayan ve ana dalga olan 2.nci dalganın sonudur.

Cuma günü Dow Joens’un güçlü bir şekilde yükselerek açılışı, Dow Jones’u 9630.20 seviyesine taşıdı ki bu seviye geçen Çarşamba günü verdiğimiz 9627-9654 stop aralığının tam da arasına düşmektedir. Seansın izleyen saatlerindeki geri dönüş çok önemliydi ve C dalgasının bittiğini sinyal verdi. Bu görüşümüz doğruysa, Y dalgasının da tepeyi gördüğünüz söyleyebiliriz. Bu seviye aynı zamanda 9 Mart’taki dipten başlayan yükselişi temsil eden 2.nci dalganın da bittiğini göstermektedir ki; hali hazırda var olan ayı piyasasının bir sonraki büyük düşüşünün başlayacağını gösteriyor. Bu yüzden grafikler üzerinde 2nci dalgayı çember içine aldık.

Yukarıdaki yorumlar dünyanın önde gelen ELLIOT dalga analistlerinden Steven Hochberg'e ait. Resmi tıklayark siteye ulaşabilirsiniz.

Hochberg'e göre Dow Jones'ta bir ayı trendinin başlaması an meselesi ama bu analizinin ardından şöyle diyor. Eğer Dow Jones 9.700'lerin üzerine çıkarsa, bu durumda yeni bir dalga başlamış olacaktır. 1929 krizinde olduğu gibi Dow Jones yüzde 50 geri çekilme çizgisi olan 10.348'e kadar gidebilir. fakat bunu olasılık olarak verse de, ağırlığı ayı piyasasının başlayacağı olaıslığına veriyor. Sonuç olarak eğer Dow Jones'ta 9.750 aşılmazsa, ayı piyasası başlayacak diyor. Eğer aşılırsa yeni ralliler'İn görülebileceğini de belirtiyor.

Bir başka analizde de (bana Ali Rıza Türkekul gönderdi ve kendisine bu grafikler için teşekkür ediyorum) 1929 krizindeki zikzak ile şu anki zikzakların benzerliğine dikkat çekiyor.  Grafikler aşağıda verilmiştir. Üstteki grafik 1929'daki durumu gösterirken, alttaki grafik de Şu anki durumu resmediyor.

1929

2009

Yukarıda, 1929 ve 2009'un ilk sert düşüş sonrasında yaptığı rallileri verdik. 1929'dan sonra ne olduğunu biliyoruz ama, bundan sonra ne olacağını bilemiyoruz. Eğer 1929'da daha sonra ne oldu diye merak edenler varsa aşağıdaki grafiğe göz atabilirler. Fakat şunu da söyleyeyim ki, 1929'daki durumu beklemiyorum. Olsa olsa 7.000'lere kadar bir gerileme olabilir.

 

BİZİM PİYASALAR: Gelelim bizim piyasalara. Şu an sadece bizde değil, tüm dünyada borsaların çok yükseldiği ve bir düzeltmenin gelmesi gerektiği söyleniyor. Okumayanlarınız varsa mutlaka John Paulos Allen'in yazdığı "Bir Matematikçi Borsa Oynuyor" isimli kitabı okusun. Bu kitap İngilizcedir henüz Türkçeye çevrilmedi. Amazın.com'dan getirtebilirsiniz.

Sözü şuraya getirmek istiyorum. Bu kitapta piyasa psikolojisi çok muhteşem anlatılır ve neden balonların oluştuğu, neden büyük çöküşlerin geldiği hiçbir matematiksel formül olmadan harika bir şekilde sunulur. Şu anki piyasa psikolojisi de çok sert hareketlerin başlayacağı bir yapıdadır. Herkes pozisyondadır ve herkes birbirini gözetlemektedir. Herkes düşüş beklerken bir anda düşüş geliyor gibi olur, hızlı satışlar gelir. Sonra bir bakarsınız ki bunun ardından hızlı bir toparlanma vardır. Kafalar karışır ve büyük çöküş ve satış, çok iyi haberlerin geldiği ve kimsenin beklemediği bir anda olur. Şu an piyasalar bir konsolidasyon sürecine girmiştir. Bizim endekste 48.500'ün üzerinde kapanış olmadığı sürece, 45 bin ve 47.500 arasındaki gidiş gelişler konsolidasyon olarak isimlendirilecektir.  Asıl önemli olan 45 binin altına gerileme sonrasında olacak yeni bir yükseliş dalgasıdır ki, endeksi yeniden 45 binin üzerine atar ama, fazla kalamaz ve bir sabah bakarsınız ki endeks 42 binin de altındadır.

Her piyasa oyuncusunun  düşüşe yakalanmayacağına dair iyimser beklentisi vardır ama her defasında yakalanır. Çünkü beyin ani bir düşüş ve 1500-2000 puanlık bir gerileme durumunda satış yapma cesaretini gösterecek şekilde programlanmamıştır. İlk düşüşte satmaya kalsa, ardından bir yükseliş olur ki, yanlış yaptığını düşünen yatırımcı yeniden mala atlar, ama sonra sert dalga geldiğinde bu sefer yeniden satış yapmaya cesaret edemez. Yani ilk düşüş dalgasında satarsınız ama ikinci ve beklenmedik anda olan düşüş dalgasında satamazsınız. Çünkü ŞEYTAN olan piyasa bir önceki hareketinizin yanlış olduğunu size söylemiştir. 

Bu arad unutmadan... Dow Jones'un son 100 yılda Eylül ayında ortalam getirisi ne olmuş? Bunu gösteren grafiği de sizlere sunuyor ve bunu bana gönderen Ali Rıza Türkekul'a teşekkür ediyorum. Elimde bu kadar uzun geçmişe bakan bir grafik yoktu. Eylül aylarında ortalama getiri eksi yüzde 1'in altında kalmış. Her ne kadar grafiklerde çok büyük bir düşüş gibi görünse de yüzde 1 olduğu unutulmamalıdır. Dow'da bariz bir EYlül etkisi görülüyor.

Bu hafta doların 1.52 ile 1.4750 aralığında kalmasını bekliyorum. 1.5250 seviyesi yukarı aşılırsa hedef 1.56 olacaktır. Fakat 1.4750'nin altına sarkma olursa pozisyon bozulmasını önermiyorum. Bu hafta veya önümüzdeki haftadan itibaren Euro-dolar paritesinde gerilemeler görebiliriz. Şimdilik 1.4480 seviyesinin yukarı geçilmesi beklenmiyor.

Kalın sağlıcakla...

 

Kalın sağlıcakla....

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 05:05 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Thursday, 27 August 2009

28 Ağustos 2009

En son Ekonomik Koordinasyon Kurulu'nda bulunan bir üst düzey yetkili anlatıyor...

Maliye bakanlığı müsteşarı, bu kurul toplantısında "bizden sakın bir şey istemeyin" diyor. "Bütçe açığı 40 milyar TL'ye ulaştı ve bu yıl 60 milyar TL'de tutmaya çalışıyoruz ve verecek kuruşumuz yok"

Diğer yandan zamlar birbiri ardında geliyor ve 3.17 TL'lik 1 litre benzinin 2.19 TL'si vergi olarak karşımıza çıkıyor.

Sağlık ürünleri ithalatçısı bir firmanın sahibi sevdiğim bir arkadaşım var. Bu firmanın işinin yaklaşık yüzde 80'i devlet ile. Geçen yılın sonuna doğru onlara şunu söyledim.

"Mart ayına kadar Devletin ödemelerinde aksama olmaz ama Mart'tan sonra devletten kuruş beklemeyin. Dolayısıyla böyle bir döneme girdiğimiz anda nakit akışınız bozulacak ve bankalardan daha fazla kredi çekmek zorunda kalacaksınız. Yani devleti, bankadan aldığınız kredilerle finanse etmek zorunda kalacaksınız. Bu nedenle şimdiden bankalardaki kredi limitlerini gözden geçirip henüz cironuz ve tahsilatınız fena değilken, kötü günlere hazırlık yapın."  

Şu an Ağustos ayındayız. Son iki aydır SGK ödemeleri neredeyse durdurdu. Bu firmanın bayileri de zor durumda. Çünkü onlar da hastanelere mal veriyorlar ve hastahane özel hastahane olsa bile SGK'dan alacağını tahsil edemeyince bayiler de ödemelerini aksatıyorlar. Sonuç olarak ana firmalar daha önce 3-4 ayda tahsilat yaparken bu tahsilat süresi 8 aya kadar uzuyor ve alacakların devir hızı süratle düşüyor.

Bir iş adamı kendi çekinin kendine geldiğini ve arkasında kırk tane ciro olduğunu söylüyor. Yani faizler düşüyor ama ortalıkta para yok. Diğer yandan da çok para var ama bu para ekonominin içinde dönmek yerine, sadece spekülatif alanlar arıyor ve oralara park etmeye çalışıyor.

Denizli'den bir işadamı ile konuşuyoruz, oradaki elektrik üretici firma Ocak ayından beri devletten bir kuruş tahsil edememiş.

Yani tüketimin düşmesiyle birlikte, azalan KDV gelirleri ve artan bütçe açığı ekonominin kafasına yeni bir balyoz indirmeye hazırlanıyor. Bu balyoz önce artan vergiler olarak tüketicinin kafasına iniyor (son petrol zamları, sigara zamları, su zamları vs..) ve bu da tüketimi daha aşağılara çekerken, açığın daha da büyümesine katkı yapmaya başlıyor.

Merkez Bankası'nın faiz indirimleri ise, kobilere ve reel sektöre cılız bir şekilde yansıyor. Yukarıda bahsettiğim firmanın faiz maliyetleri elbetteki 3-4 ay öncesine göre düştü ama, 3-4 ay önce teminata verdikleri çekler için yüzde 20 iskonto uygulanarak kredi açılırken, reel sektörün sıkıştığını ve ödemelerin aksadığını, çeklerin dönmeye başladığını gören bankalar ki bu verileri en iyi onlar bilirler, bu oranı yüzde 30-35'lere kadar yükselttiler.

Şu an orta vadeli makro ekonomik program hazırlanıyor. Bu programın en önemli özelliği yabancı yatırımcıları çok memnun edecek unsurlar taşıyacak olmasıdır. Yani çok ciddi bir mali disiplin uygulama beyanı ve niyeti içerecektir. Ekonomi yönetimi bu sayede, yabancı yatırımcının kaçmayacağını  ve ülkemize para getirmeye devam edeceğini düşünüyor. Bunda haksız sayılmazlar. Ama çok önemli bir unsur unutuluyor. VADE!!! Yani şu an gelen para sıcak ve kısa vadelidir. Dünyada yeniden başıboş ve risk iştahı yüksek bir para dolaşmaya başladı. Bu paranın aynı iştihla gelmeye devam etmesini beklemek hayalcilikten başka birşey değildir.

EN ÖNEMLİ SORUNUMUZ ŞUDUR; Uygulanmakta olan  makro ekonomik program ve dengeler içinde, büyümeyi harekete geçirebilmek için yabancı paraya yani cari açığa ihtiyacımız var. Cari açık yeniden 25-30 milyar dolarlara çıkmadan, Sayın Babacan'ın dediği gibi gelecek yıl yüzde 4-5 büyümek mümkün olmaz. Ama bir sorun daha var. İşsizliği azaltmaya başlayacak minimum büyüme oranı yüzde 5-5.5 seviyelerinde bulunuyor. Yani işsizliği azaltacaksak en az 5.5 byüme ve bunun için de en az yıllık bazda 35 milyar dolarlık cari açık gerekiyor. Eğer bunlar olursa, yani gelecek yıl bize 35 milyar dolar verecek yabancı bulduğumuzu varsayarsak bile, bunun anlamı ülkenin toplam dış borcunun yeniden artış trendine girmesi demektir.

Sonuç olarak, bu ekonomik programın devamı ve büyümenin yeniden rayına oturması demek, kısa vadede hoş bir durumdur. Fakat borçlarımızın 2008 öncesinde olduğu gibi hızla artıyor olması sürdürülemez bir durum demektir. 

Şimdi de "gerçekten cari açığımızı yeniden eski seviyelerine yükseltebilecek miyiz?" Sorusuna bakalım. 2003-2008 arasındaki trendi yakalamamız neredeyse imkansıza yakındır. Çünkü herkes biliyor ki "sıfır" faiz politikası tüm dünyada son bulacak ve mecburen artışa geçen global enflasyonla birlikte, şu an "nasıl olsa finansal kriz bitti" coşkusuyla deli gibi gidecek yer arayan paradan eser kalmayacaktır. Merkez Bankalarının faiz artırımlarına başlamasıyla birlikte, yeniden bu kaynaklar suyunu çekmeye başlayacaktır. Eğer bu tür şartların olduğu bir dönemde, Türkiye hala dış kaynak bulmak istiyorsa tüm dünyaya öyle bir ürün sunmalıdır ki, bu ürün başka hiçbir ülkede olmamalı ve sadece Türkiye'ye özgü olduğu için, yabancı para enflasyondan kendini korumak için buraya akmalıdır. Daha önceleri, dış kaynağı ülkemize akıtan unsur AB beklentileri ve IMF ile sürdürülen anlaşmaydı. Ama söylediğim türden bir ürün yoktur (Enflasyona endeksli bono ve tahviller olamaz çünkü aynı ürün heryerde vardır).

Kimse 2011 yılında seçim beklemesin. Çünkü mevsimsel etkiler kaybolduktan sonra, şu an reel sektörün içler acısı halini de Tanıl Küçük'ün açıkladığı ikinci 500 firmanın finansal durum raporlarından gördükten sonra, istihdam yaratacak yatırımları yapacak reel sektör bulmak zor olacaktır. Ürettiği ile dış dünyada rekabet edemeyen, maliyetleri sürekli artan, devletin ödemelerini kısması nedeniyle nakit sıkışıklığı yaşayan ve açıklanacak orta vadeli makro ekonomik program ile de, kemerleri daha da sıkılacak olan özel sektörü, bulunduğu bu ortamdan kurtarmanın yolu, şu anki sistem içinde yoktur ve olamaz. Kur sistemi değişmediği sürece, Türkiye'de üretim yapmanın hiç bir anlamı kalmamıştır. 2010 yılın ilk çeyreğine veya ikinci çeyreğine geldiğimizde işsizlerin sabrı ve aldıkları tazminatlar da  tükenecektir. Şu an coşkulu ve bayram havasında olan banka bilançoları, gelecek yıl tam tersi bir görünüm sergileyecektir. Bu nedenle seçim 2011'e kalmaz ve işlerin daha da kötüleşeceğini gören hükümet 2010'da baskın seçim yapabilir. Bunu engelleyecek tek gelişme işsizlik oranının yüzde 12.5 seviyelerinin altına düşmüş olmasıdır.

IMF ile anlaşma konusuna gelince...

Dün sayın Babacan'ın açıklamalarında gördük ki; Sayın Babacan hazırladıkları orta vadeli makro ekonomik programdan çok emin ve "arzu ederse IMF bu programa destek olabilir" diyor.  Dün akşam saatlerinde Merill Lynch'den bir açıklama geldi ve piyasalar bir anda yeniden coşkuya kapıldı. Açıklama şöyle;

MERRILL LYNCH, TURKIYE'NIN EYLUL SONUNA KADAR IMF ILE ANLASMA IMZALAYACAGINI TAHMIN EDIYOR - NTVMSNBC              

NTVMSNBC'NIN HABERINE GORE; HUKUMETIN ORTA VADELI PROGRAMI IMF ILE
DESTEKLEMEK ISTEDIGINI BELIRTEN MERRILL LYNCH, EYLUL SONUNA KADAR
ANLASMANIN IMZALANACAGINI ONGORDU.

 NTVMSNBC INTERNET SITESINDE BUGUN YAYINLANAN HABER SOYLE:

" DEVLET BAKANI VE BASBAKAN YARDIMCISI ALI BABACAN, TURKIYE'NIN ULUSLARARASI
PARA FONU (IMF) ILE BIR ANLASMA YAPMASININ BIR MIKTAR DA OLSA GUVEN
ARTIRICI OLDUGUNU, HUKUMETIN ONCELIGININ ORTA VADELI PROGRAM OLDUGUNU
SOYLEDI.

 YATIRIM BANKASI MERRILL LYNCH, BABACAN'IN PLANLA ILGILI ACIKLAMASINI
OLUMLU BULDU VE "EN ONEMLI CIKARIM IHTIYATLI MALIYE POLITIKASI
GEREKLILIGININ VURGULANMASI. HUKUMET ORTA VADELI PROGRAM CERCEVESINDE
IMF ILE ANLASMAK UZERE" YORUMUNU YAPTI.

 MERRILL LYNCH, IMF ANLASMASININ GETIRECEKLERINI SOYLE SIRALADI:
"ANLASMA GUCLU BIR CIPA OLACAK VE PIYASADA GUVENI ARTIRACAK. 2010'DA
HAZINENIN DIS FINANSMAN ACIGINI KAPATMASINA DESTEK OLACAK. PIYASA
FAIZLERI UZERINDEKI BASKIYI AZALTACAK VE TL'YE DESTEK SAGLAYACAK."

 HUKUMETIN ORTA VADELI PROGRAMI IMF ILE DESTEKLEMEK ISTEDIGINI BELIRTEN
MERRILL LYNCH, EYLUL SONUNA KADAR IMF ILE ANLASMANIN IMZALANACAGINI
ONGORDU.

 BGC PARTNERS ISE IMF ILE ANLASMA OLUP OLMAYACAGININ ORTA VADELI
PROGRAMDA BELLI OLACAGINI KAYDETTI. BGC'YE GORE, PROGRAMIN DETAYLARINDA
MALI KURAL OLURSA IMF ANLASMASINA COK SOMUT ISARET OLACAK.

 DEVLET BAKANI MEHMET SIMSEK, YAPTIGI SON ACIKLAMADA IMF ILE SURDURULEN
GORUSMELERDE ALINMASI GEREKEN TEDBIRLERIN MIKTARININ KONUSULDUGUNU
SOYLEMISTI."

 

Merill Lynch, daha önce yayınladığı bir raporda IMF ile anlaşmanın an meselesi olduğunu yazmış ve daha sonra bu gerçeklşememişti. Fakat, ardından yeni bir açıklama yaparak "Bu sefer yanılmayacağız" dediler.

Merill Lynch'in bu haberini dikkatli okursanız, göreceksiniz ki, hükümet IMF ile anlaşma olması konusunda inanılmaz bir baskı altına alınıyor. Merill Lynch'in muhatapları sayın Babacan ve sayın Şimşek'tir. Bildiğiniz üzere sayın Şimşek, milletvekili ve bakan olmadan önce, bu kurumda yıllarca çalışmıştı. IMF ile anlaşma olacağını tabi ki Merill Lynche kendisi iletiyor. Eğer kararı verecek olan sayın Babacan ve Şimşek olsaydı, anlaşma yapıldı diyebilirdik. Fakat çok önemli bir faktörü Merill Lynch de unutuyor. Başbakan faktörünü unutuyor ve Babacan ve Şimşek'in Sayın başbakan'ı ikna edeceğini düşünüyor. Şu an sayın Başbakan üzerinde üç koldan baskı var. Bakalım bu baskıya karşı sayın Başbakan ne diyecek. Kilit nokta sayın Başbakan'dır ve IMF anlaşması konusunda sonucun olasılığı yüzde 50-50 'dir.

Eğer IMF ile Eylül sonuna kadar bir anlaşma imzalanırsa, kısa vadede 1 hafta için büyük bir coşku yaşanır ama sonrasında bu koz ortadan kaybolmuş ve ekonominin reel gerçekleriyle karşı karşıya kalmış olacağız. İşte bu aşamada, orta vadeli bir bakış açısıyla, mali disiplin adına musluklar daha da sıkılacak. Sıkılan musluklarla azalan bütçe gelirleri IMF aracılığıyla fonlanacak ve gittikçe daha borçlu hale geleceğiz. Orta ve uzun vadede kaçınılmaz olarak toplam dış borcumuz daha da artacaktır.

Topyekun bir büyüme, istihdam yaratma ve kalkınma için, yol bu olmamalıdır. Dış talep şu an zayıf ama 75 milyon nüfusla iç dinamikleri harekete geçirmemiz mümkündür. Merkez Bankamız doğruyu yapmaktadır fakat hala yertli gelmiyor. TL mevduat munzam karşılıkları da acilen indirilmeli ve hemen reel ekonomiye sıcak para aktarılmalıdır.

Piyasalara baktığımızda ise, hala talebin güçlü, ve piyasa oyuncularının da IMF ile anlaşmayı satın alma isteğini görüyoruz. Bu nedenle, borsa,  çok büyük bir olasılıkla (yüzde 33) yukarı, biraz daha az bir olasılıkla (yüzde 32) aşağı fakat en yüksek olasılıkla da (yüzde 35) yatay gitmesi beklenir. benzer durum dolar, euro ve altın için de geçerlidir.

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 05:08 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Tuesday, 25 August 2009

26 Ağustos 2009

Mevlana Celaleddin-i Rumi henüz daha bildiğimiz ününe kavuşmadan önce Konya'da vaazlar veriyor. Çok iyi ve bilgin bir aileden gelmiş olan Mevlana'nın, maddi durumu da çok çok iyi. Yani bir eli yağda bir eli balda. Atının üzerine binip camiye geliyor. Halk O'nun arkasında kuyruk oluyor. Saygı ve Hürmet inanılmaz yüksek.

Günlerden bir gün Tebrizli Şems adında bir derviş Konya'ya geliyor. Seyyah olan ve kalb gözü açık olan bu derviş, gördüğü bir rüya üzerine Gönüldaşı'nın Mevlana olduğunu anldıktan sonra Konya'ya gelmiş bulunuyor. Mevlana ile tanışması ise şöyle oluyor; Yine mevlana vaz vermiş ve atının üzerinde heybetli bir şekilde evine doğru yavaş yavaş giderken ve herkes ona yol açarken, Şems, Mevlana'nın atının önüne geçip yolunu kesiyor ve  "bir soru soracağım" diyor. Mevlana da "Sorabilirsin" dediğinde, "Önce atından aşağıya in aynı seviyeye gelelim" diyor. Halk şaşırmış durumda olan biteni izliyor. Ama mevlana, bu kişinin yıllardır aradığı ve içindeki bir boşluğu dolduracak olan gönüldaşı olduğunu anlıyor ve çok etkileniyor, atından aşağı iniyor ve Şems sorusunu soruyor.  Şems'in sorusunun ne olduğu önemli ama, soruya girmeyeceğiz. En sonunda mevlana Şems'İn önünde eğilip selamını veriyor.

Halkın gözünde, o yüce şahsiyet olan Mevlana, kim olduğu belirsiz bir dervişin önünde eğiliyor. Şems ile Mevlana arasında inanılmaz bir muhabbet var. Mevlana'nın gözü Şems'den başkasını görmüyor. Hemen herkes, başta da Mevlana'nın oğlu Alaaddin Mevlana'ya düşman oluyor. Günler böyle geçip giderken, Bir gün Şems Mevlana'ya şara içmek istediğini ve gidip meyhanaeden aşarap alıp gelmesini söylüyor.

Olacak şey mi? Herkesin saydığı inandığı Mevlana  gidip bir meyhaneden şarap alacak! Halkın gözünde ne duruma düşer? Bundan sonra O'nun sözlerine ve vaazlarına kim inanır? Bütün ünü ve şöhreti yerle bir olmaz mı? Zaten halk Tebrizli Şems'i sevmiyor ve bu adamı, insanları dinden çıkarmak için gönderilmiş bir ajan zannediyorlar ve Mevlana'yı da kafalayıp ayarttığını ve bu yolla herkesi dinden çıkarma amacı güttüğünü söylüyorlar. Üstelik Şems birkaç defa da genelev'de görülmüş durumda (aslında oradaki bir kızı kurtarmaya çalışıyor).

Mevlana Şemsi'in bu isteğinde de bir hikmet olduğunu düşünerek meyhaneye gidiyor. Tabi ki oradaki halk şaşkınlık içinde. Kimsenin yanına yaklaşamadığı, bu adam şimdi meyhanede. Meyhane sahibi buyur ediyor ve ne istediğini sorunca herkesin şaşkınlığı bir kat daha artıyor. İki şişe şarap isteyen Mevlana!!!  Belli ki sürekli dedikoduları yapılan Şems ile kafa çekecekler... Yani insanlar böyle düşünmeye başlıyor.

Tabi ki bu olay Konya'da hemen duyuluyor ve Mevlana'nın şerefi, ünü, etki derecesi beş paralık olurken, oğulları bu durumdan inanılmaz rahatsız oluyorlar. Göz göre göre koca Mevlana elden gidiyor. Serseri bir Dervişin her dediğini yapan bir Mevlana var karşılarında. Bu iki kafadar bir de kalkıp müzik eşliğinde adına semai dedikleri bir dans yapmaya kalkmasınlar mı?

Şems'in ısrarlarıyla bir gün halk toplanıyor ve bu semai gösterisi yapılıyor. Hükümdar da orada. Çünkü Mevlana'ya çok değer ve sürekli destek veren birisi. Hükümdar gösteriyi çok beğeniyor, övgü dolu sözler söylüyor ve atına binip gitmeden önce, Gururlu bir şekilde, Mevalana'nın önüne bir kese altın fırlatıyor. Fakat Şems bu keseyi alıp tekrar hükümdara fırlatıyor ve "senin bu kibir ve gurur yüklü parana ihtiyacımız yok" anlamında şeyler söylüyor. Tabi ki Mevlana hükümdarın karşısında yerin dibine giriyor ama "Şems'in yine bir bildiği vardır" diye düşünüyor. 

Şems ne yapmaya çalışıyor? Mevlana'nın oğulları çok rahatsızlar.  Fakat Şems, en iyi imkanlarla yetişmiş ve sıradan halktan habersiz olan, onların  yaşamlarına ilişkin hiçbir bilgisi olmayan ve ilk dönemlerde nefsi güçlü olan Mevlana'nın bu nefsini körleştirmek amacıyla tüm bunları yapıyor.

Sonrasında ise, Mevlana'nın oğlunun hazırladığı plan ile Şems öldürülerek bahçedeki kuyuya atılıyor. Bu aşamadan sonra mevlana çok derin hasret ve acı çekiyor ve dilinden Mesnevi isimli eser dökülmeye başlıyor.  HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM...

(NOT: Bu olayları Elif Şafak'ın AŞK isimli romanından aktardım. Olayların doğruluğunu teyit etmediğim gibi amacım sadece olayların özüne dikkati çekmektir. İlahi aşk konusunun işlendiği bu romanı hekese tavsiye ederim.)

Peki bu romanda geçen bu olayların  ekonomi, borsa ve finansla ne ilgisi var?

NEFİS...

Mevlana herkesin gözünde aciz ve bir deli dervişin esiri olmuş zayıf cılız biri haline dönüşüyor. Pişiyor ve yanıyor ama sonrasında artık nefis falan kalmıyor ve ardından da

"Ne olursan ol gel"

"Bin kere yeminini bozmuş olsan da gel"

diyerek evrensel çağrısını yapıyor.

***

Allah'ıma şükürler olsun ki, son 2 aydır her gün piyasadan dayak yiyorum.

"Vay be borsanın 4-5 dolarlardan 2 dolara düşeceğini nasıl da bildim? Finansal Krizin Mart ayında bittiğini nasıl da yazdım? Ne zamanlama yaptım ama, 22-23 binden alım önerdim, artık ne dersem doğru çıkacaktır!.... HEH HEH HEEE.." derken,

adeta Tebrizli Şems yeniden canlanıyor ve tekme tokat bana girişmeye başlıyor.  Gelen maillerde hayal kırıklığı ve kızgınlık var. Ana sayfada yayınladığımız gibi bizleri ti'ye alan yazılar da var. Mevlana'nın gidip meyhaneden iki şişe şarap aldığı durumda, halkın gözünde düştüğü durumu ben de aynen yaşıyorum ama Allah'ıma şükrediyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum. Bu tür bir durumu bir defa daha yaşamıştım. Ama o zaman nefsim üstün gelmişti. Bu sefer öyle değil, Sizlerin bana göndereceği kızgın, sert, eleştiren, yerlerden yere vuran maillerinizi bekliyorum.

Piyasalar ne olur derseniz, bugüne kadar hiç ödün vermediğim şekilde, neyi doğru görüyorsam onu yazmaya devam edeceğim.

Evet... "piyasalar ne olur?" sorusu benim için anlamını yitirse de, benden mesaj bekleyen ve yazılarıma yıllarca değer vermiş olan sizleri yarı yolda bırakmam mümkün değil. Ben yine görüşlerimi olduğu gibi yazmaya devam edeceğim ama bir farkla, artık eskisi gibi net birşeyler söyleyip vebalinizi almak istemiyorum. Farkında olmadan çok günah işlediğimi farkettim. "Kimse piyasayı yenemez" ve piyasa dediğimiz şey, beni ters kroşe etti. Herkesin yaptığı gibi geçmişte olan biteni anlatıp, gelecek için de üç ihtimalli senaryo (düşebilir, yükselebilir, bir süre yatay gidebilir) üretmek en risksiz ve vebalsiz yol olarak görünüyor. Bunun maliyeti ise, "beni artık kimse okumaz".  Önceden "Seni herkes okusun" diyen nefsim şu an aynı şeyleri söylemiyor... Çünkü NEFİS gidince, içinizdeki BEN de gidiyor.  Ama hala kat edecek çok yolum var. HAMDIM, PİŞTİM ve YANMA dönemine daha yeni girdim.

Evet piyasalara gelelim... Malesef görüşlerimde değişme yok ve hala w bekliyorum.  Düşüşün zamanlaması konusunda son iki aydır sürekli yanıldığım için şu an aklımdakini yazarsam yeniden yanılacağımı bildiğim için yazmıyorum.

Kalın sağlıcakla...

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 09:45 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Thursday, 20 August 2009

21 Ağustos 2009

Bugün Ramazan ayının ilk günündeyiz ve hepinizin Ramazan ayını kutluyor, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bu yourmu da sahurdan sonra yazıyorum. Az önce AMerika'da neler olup bittiğine baktım. AIG isimli dev sigorta şirketi devlete olan borçlarını ödeyeceğini açıklamış ve dünkü yükselişin önemli sebebi buymuş. Ayrıca imalat sanayi verilerinde de toparlanmalar görünmesi moralleri düzeltmiş.

Amerika'daki dünkü yükselişlerin ardından, bugün eğer bizim piyasalar açılmadan önce dow jones future'larında çok ciddi bir gerileme olmazsa herhalde bizim borsamız yine en az 300-500 puanlık yükselişle güne başlayacaktır.

Fakat daha önceki yazımda belirttiğim üzere, artık yükselişin konsolide dönemine geldik ve önümüzdeki 5 günde borsada göreceğimiz tepe seviyenin artık bir daha en az 3-5 ay görülmemek üzere V yükselişinin bittiği ve W'nun ikinci V'sinin başlayacağı yer olacağını söylüyorum.

- Hocam daha önce söylediklerini de biliyoruz. 33-35 binde satın demiştin.

- Evet dedim, çünkü bir yatırımıcının alım yaptığı anda satacağı yeri hedefleyip bilmesi gerekiyor. Geçmiş krizlerde borsamız dip seviyeleri gördükten sonra genellikle yüzde 80 ve yüzde 100 primler yapmıştı ama bu sefer yüzyılın kriziydi ve yüzde 40 yani daha önceki getirilerin yarısı yeter demiştim. Tabi ki bu benim yatırım anlayışımdır ama 22-23 binden alanlar en azından 33 binin üzerine kadar beklemeyi bildiler. fakat 38 binden sonra alanların çoğu nerede satacaklarını bilemedikleri için alım yapıp bir iki kademe üzerinden sattılar veya kendileri aldıktan sonra gelen bir satış dalgasında panikleyip düşüş başlıyor diye sattılar. Halbuki 33-35 bin arasında satanlar şu an bu tür hareketlere girerek para kaybetmedikleri gibi, yeniden herkesin sattığı bir dönemi bekliyorlar.

- Tamam da hocam yani bu 45 bini göremedin ama değil mi?

- Bu aşikar değil mi? Ben 35 binden sonra en fazla 3-4 bin puan yükseliş olabileceğini ve rallinin orada yataya gireceğini ve daha sonra da aşağı yönlü hareketin oluşacağını düşündüm. 37.500 seviyesi yukarı kırıldığı anda, aslında bayrak formasyonu yukarı kırılmıştı ve 42.500-43.000'e kadar olabilecek bir yükselişin sinyali gelmişti ama orada insanlara yeniden girin demek istemedim, çünkü bayrak formasyonu tehlikeli ve kısa süreli bir formasyondur ve kısa vadede ciddi karlar elde ettireceği gibi ciddi zararlar da ettirebilir. Bu tür bir durumda insanlara yeniden alım yapın demek yerine "yükselişler olabilir, alım yapsanız bile, mutlaka stop loss belirleyerek alım yapın, ayrıca alım yaptığınız anda satacağınız hedefi de önceden belirleyin" diyerek kenara çekildim. Ama hiçbir zaman    düşüş şimdi başladı artık borsa yukarı gidemez gibi bir yazım olmadı. Sadece "borsadan uzak durun" dedim ve bunu demeye devam ediyorum. Çünkü insanlar borsa yükselirken de para kaybediyorlar. Mesela dün açılışta coşkuya kapılıp açılışta alanlar ABD işsizlik verileri açıklandığı sırada satışlar gelince panik olup sattılar. Yatırım işi oyuncak değildir ve bizlerin insanlara sürekli al-sat mesajları vermek yerine disiplinli yatırımcı olmalarını öğretmemiz gerekir. Disiplinli yatırımcı da piyasanın her hareketini yakalamaya çalışan yatırımcı değildir. ya elinde bir trade sistemi vardır ya da temel analize göre hareket eder.

- Hocam şimdi yine çok iddialı bir laf ettin ve endeksin beş gün içinde göreceği tepe seviyesinin bundan sonraki 3-5 ayda geçilmeyeceğini söyledin, bunu neye dayanarak söyledin?

- Borsalarda tarih tekerrür eder... Aşağıdaki grafiğe bak ve niçin sürekli insanları bu kurtlar sofrasından uzak tutmaya çalışıyorum anlarsın. Bu yükselişteki son nokta 48.000-48.500 aralığı olması olsılığı yüksektir. Bu arada geleceği yalnızca Allah bilir, bizler ise elimizdeki verilerle insanlara sadece bir nebze yol göstermeye çalışıyoruz. Kalın sağlıcakla... 

 

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 09:06 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Tuesday, 18 August 2009

19 Ağustos 2009

Önceki gün Lowe'nin kötü sonuçları sonrasında, Dün ABD'de Home Depot isimli şirketin bilançoları beklenenden daha iyi gelince, piyasalar önceki günkü yüzde 2'lik düşüşün ardından, dün yarısına yakınını geri aldı. Şu an dow jones'un 9.180 seviyesinde bir desteği bulunuyor ve bu desteğin üzerinde kapanış olduğu için, en azından bir anda 8800'lere kadar düşüş riski azaldı. Fakat yine de 9.300'ün üzerinde bir kapanış olmadan, tehlike geçti demek zor. 

Bu yorumun yazıldığı saat 07:10 itibariyle dow jones future'ları yüzde 0.21 aşağıda bulunurken, Çin ve japon borsaları küçük çaplı kayıplar yapmış durumdalar.

Telegraph'ın haberine göre Almanya'da ekonomi bakanlığı, Bundesbank ile bankacılık ve kredi sıkışması konusunda bir dizi tedbir hazırlıyor. Yeni bir finansal krize karşı önlemleri içeren bu çalışmanın ayrıntılarına bakıldığında, Almanya'da özellikle bankaların borç verme konusunda aşırı cimri davrandıkları ve bunun da önümüzdeki dönemde ciddi bir kredi sıkışması yaratacağı belirtiliyor. Harmut Schauerte isimli ekonomi bakanı fiannsman açısından en zor dönemlerin 2010'un birinci ve ikinci çeyreğinde yaşanacağını belirtti. Almanya'da birçok firmanın vadesi gelen banka borçlarını ödemekte zorlandığını ve bunun da beklenenden çok daha sert bir kredi daralmasını da berbaerinde getirebileceğini belirtti.

Yani daha önce yazılarımızda vurguladığımız üzere Avrupa bankacılık sisteminde sorunlar giderek artıyor ve bunu gören yetkililer de şimdiden önlem almaya çalışıyor. Bu arada Romanya'da iflaslar yüzde 1167 artarak tarihi bir rekor kırmış durumda.

Sevgili okuyucular, finansal krizin ardından, piyasalarda yaşanan coşkunun artık sonlarına gelindiğini düşünüyorum. Bundan sonraki yukarı yönlü hareketlerde piyasalar satışlarla karşılaşabilir ve Dow Jones'un önünde kalın bir 9.480 duvarı var. Ayrıca daha önce finansal krizin yarattığı reel sektör krizinin özellikle Avrupa'da, yeniden tersine döndüğüne dair işaretler var. yani bu sefer reel sektördeki bozulma yeniden banka bilançolarını bozmaya aday ve özellikle doğu avrupa ülkelerinden iyi haberler gelmeyecektir. Fakat lumsuz olabilecek haberlerin, genel olarak piyasalara etki şiddetini henüz bilmiyoruz ama Almanya'da olacak yeni bir kredi daralması, bu sefer euro'yu yeniden değerli kılabilir.

Bu arada dünyaca ünlü Elliot dalga uzmanı, Robert pretcher yükselişin sonuna gelindiğini ve bir ayı piyasasının başlamak üzere olduğunu belirtmiş. www.finanstrdn.com'un haberine göre Pretcher son ralliyi tahmin etmişti.

referans Gazetesinin haberine göre ABD'de batık krediler son 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış. HAber şöyle;

"6 aydır devam eden rallinin ne kadar "gerçekçi" olduğunun fiyatlanmaya başladığı bir dönemde ABD'de gözardı edilen ancak dağ gibi büyüyen bir sorun yeniden gündeme geldi: "Batık krediler". 2007 krizinin başlangıç noktası olan batık krediler ABD'de 1985'den bu yanaki en yüksek seviyesine fırladı. ABD Merkez Bankası'nın (FED) önceki gün yayımlanan raporuna göre kredilerde batık oranı yılın ikinci çeyreğinde yüzde 5,58'den yüzde 6,49'a kadar yükseldi. Bu, son 24 yılda görülen en yüksek seviye. Emlak kredilerindeki batık oranı yüzde 7,10'dan yüzde 8,27'ye yükselerek verilerin toplanmaya başladığı 1987'den bu yanaki en yüksek seviyesine fırladı. Ticari ve sanayi kredilerindeki batık oranları ise yüzde 3,12'den yüzde 3,73'e çıktı. Tüketici kredilerindeki batık oranları ise yüzde 4,69'dan yüzde 4,92'ye çıkarak son 22 yılın zirvesini gördü.
Ev kredilerinden ticari ve sanayi kredilerine kadar hemen her kredi tipinde kredi koşullarının ağırlaştırıldığını söyleyen FED, batık kredi oranının yüzde 2,03'ten yüzde 2,65'e yükseldiğini ve bunun resesyondan önceki en yüksek seviye olan yüzde 1,70'i bile solladığını vurguladı. Banka ve şirketlerden haftalardır gelen iyi ikinci çeyrek rakamları piyasalardaki ralliyi iyize hızlandırmış, yatırımcı ABD ekonomisinin düze çıkmaya başladığını fiyatlamaya başlamıştı. Ancak batık kredilerdeki bu artış hükümetin ve merkez bankasının attığı adımların tüketicinin cebine yansımadığını, borçların ödenmesindeki sıkıntıların iyileşmek bir yana kötüleştiğini kanıtlıyor.
"

Haberin devamını okumak için burayı tıklayınız.

Bizim piyasalara gelince, önceki gün genel olarak dış borsalar gerilerken, seans sonuna doğru alımlar gelmişti ve yine aynı yemek pişirilip masaya getirilmişti. Yani IMF ile anlaşmanın elli kulağındaydı. Bu beklentiyi kullanarak, şu ana kadar büyükler özellikle son 1 hafta 10 gün içinde dağıtıma başladılar. Teknik göstergelerin çoğunda çok ciddi olumsuz aykırılıklar var. Borsadan uzak durulmasını, portföy oluşturulurken, dolara en az yüzde 25-30 ağırlık verilmesini öneriyorum. Ayrıca faizler cazibesini oldukça yitirdi ve yeni bir faiz indirimi ile birlikte mevduat fazileri de gerileyecektir. Bu aşamadan sonra dövizde yeni yükselişler görebiliriz. Bu aşamada döviz kanımca 1.45 seviyelerinde önemli bir dip oluşturdu ve 1.45-1.46  seviyelerinin bir defa daha görülmesi durumunda çift d dip dediğimiz formasyon oluşabilir ki, bu da hem kısa vadeli hem de orta vadeli alım sinyalidir. Evet bugünlük bu kadar.. Kalın sağlıcakla...

NOT: Aşırı yoğunluğum nedeniyle günde bana gelen yaklaşık 150-200 mailin sadece 2 veya 3 tanesine cevap verebiliyorum. Bu nedenle lütfen beni anlayışla karşılayınız. Örneğin bir soru var, şöyleki , "Hocam bana al-sat noktaları nasıl belirlenir kısaca cevap verirseniz sevinirim" diyor. Evet soru bu kadar kısa ama cevabını siz bir düşünün. Bir başkası da "Hocam ben, sizi sürekli okuyorum. Yazmış olduğunuz yazılardan en önemli olduğunu düşündüklerinizi bana gönderirseniz sevinirim" diyor. Bu iki maile cevap vermeye kalkarsan ilk soru için yeni bir kitap yazamma gerekirken, ikinci soru için de herhalde bir günümü harcayıp arşivleri devirmem gerekiyor. İlginize teşekkür ederim ama hele ki bu türsorulara cevap vermem mümkün değil. Lütfen sorduğunuz sorunun cevabının ne kadar bir süremi alacağını da hesaba katınız.

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 11:03 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Sunday, 16 August 2009

17 Ağustos 2009

Dış piyasalar Japonyadan gelen büyüme verileri ve ABD'de tüketici güven endeksi verileri nedeniyle bu sabaha olumsuz başladı. Bizim piyasalarda da olumsuz bir başlangıç olabilir. SOnrasında neler olabileceği konusundaki fikirlerimi bu sabah haberturk'te saat 09:20'den itibaren izleyebilirsiniz.

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 11:47 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Sunday, 09 August 2009

10 Ağustos 2009

Son beş ayda dow jones yaklaşık %50 değer kazandı ki bu durum hem iyi hem de kötüdür.

Yükselişin en önemli sebebi finansal sistemin patlayacağı korkularının kaybolması, ekonominin toparlanmaya başladığı sinyalleri ve son zamanlarda da beklenenden çok daha iyi gelen kârlardı. Geçen cuma günü açıklanan istihdam verileri de işgücü piyasasının artık dibi gördüğünü gösterdi.

Son yükselişler, ana hisse senetlerinin son 9 ayın en yüksek seviyelerine ulaşmasını sağlarken, aynı zamanda bu hisselerin önemli bir geri çekilme yapması olasılığını da güçlendirdi ki, bu seviyelerden ciddi boyutlarda satışlar gelebilir.

LPL financial  şriketinin baş piyasa stratejisti Jeff Kleintop "Depresyon ve resesyonu fiyatlarken, sadece beş ayda büyümeye geçişi fiyatlamaya başladık" diyor. Kleintop, şu an yatırımcıların çok daha coşkulu ve iyimser olduğunu belirtirken,  piyasanın yeniden büyümeye geçiş umutlarını fiyatlamak konusunda uzun bir yol aldığını bu iyimserliğin ani bir biçimde yatırımcıları tuzağına çekebileceğini belirtti.

Diğer taraftan, kısa bir süre önce başlayan emtia piyasalarındaki sert artışlar, yeniden enflasyon endişelerini de başlıklara taşıdı. Bu hafta yapılacak olan FED toplantısında bu endişenin  dillendirilmesi olasılığı bulunuyor.

FEd toplantısı: FEd bu hafta iki günlük toplantısını yapacak ve faiz kararını çarşamba günü saat 19.15 civarında açıklaması bekleniyor. FED'in faiz oranlarını değiştimeyeceği herkes tarafında kabul görmüş bir beklenti olarak karşımıza çıkarken, faiz kararı sonrası yapılacak olan kısa açıklamanın piyasalar üzerinde ciddi etkisi olması bekleniyor.

Salı günü yapılacak olan FED açıklamasında daha önce olduğu gibi, ekonomideki toparlanma ve dibi görme konusunda gerekli adımların atılacağı ama enflasyon konusunda da temkinli olunacağının vurgulanması bekleniliyor.

İkinci çeyrek sonuçları: Dow Jones'un önemli hisselerinden olan Wal-Mart bu hafta ikinci çeyrek sonuçlarını açıklayan perakende sektörünün başını çekecek. Özellikle Wal Mart'ın sonuçları dikkatle beklenecek. Çünkü tüketimin yeniden başlayıp başlamadığına dair önemli bir sinyal olacak.

Şu ana kadar, şirketlerin yüzde 73'ü beklenenden daha iyi sonuçlar açıkladılar. Eğer bu oran korunacak olursa 2004 yılında olduğu gibi, beklentilerde önemli bir pozitif sapma ortaya çıkmış olacak.

Fakat, beklenenden daha sonuçlar demek, firma karlarının artamaya başladığını sinyal veriyor anlamına gelmiyor. Şu ana kadar açıklanan kârları beklentilerden daha iyi olsa da, S&P500'e ait şirketlerin yüzde 85'i karlarını açıkladı ve bir yıl öncesine göre firma karları ortalama olarak yüzde 28.3 aşağıda bulunuyor.  Başlı başına bu rakam bile 8 çeyrektir kârların düştüğünü gösteriyor ki; Thomson's firmasının son 15 yıllık verilerine göre en kötü sonucu gösteriyor.

Hazine ihaleleri: ABD hükümeti bu hafta 75 milyar dolar borçlanmak üzere piyasalara çıkacak. Borçlanmanın amacı ise, bütçe açıklarını kapatmak ve ekonomik toparlanmaya katkı sağlayacak harcamaları yapabilmek. Salı günü (yani yarın) 37 milyar dolarlık 3 yıl vadeli tahvil ihalesi,  çarşamba günü 23 milyar dolarlık 10 yıllık ve cuma günü de 15 milyar dolarlık 30 yıllık devlet tahvili halesi yapacak. Bu ihalelerde ise talebin ne kadar olduğu oldukça önemli olacaktır. Beklenenden düşük talep gelmesi ise kötü haber demektir.

Pazartesi: önemli bir veri açıklanmayacak.

Salı:  Salı sabahı ikinci çeyrek geçici verimlilik rakamları açıklanacak. Geçen ay yüzde 1.6 artan iş verimliliğinin %4.9 arttığı beklentisi hakim. Birim işgücü maliyetlerinin ise yüzde 1.9 düşmesi bekleniyor. Geçen çeyrekde bu maliyetler yüzde 3 artmıştı. Saat 15:30 civarında toptaneşya stokları açıklanacak. Bu verinin 10.ncu aydır arka arkaya düşüşünü devam ettirmesi bekleniyor.

Akşam saatlerinde de FED'in toplantısı devam edecek.

Çarşamba: Saat 15:30 civarında haziran ayı dış ticaret açığı rakamı açıklanacak. Mayıs ayında 26 milyar dolara gerileyerek 10 yıllık dibe ulaşan dış ticaret açığı rakamının Haziran ayında 28.5 milyar dolar gelmesi bekleniyor. FED'in faiz kararının ise 19:15 sırasında açıklanması bekleniyor.

Perşembe: Temmuz ayı perakende satışları ticaret bakanlığı tarafından açıklanacak olup, bu satışların temmuz ayında da hafif bir yükseliş sergilemesi bekleniyor. Temmuz ayındaki yükseliş beklentisi ise yüzde 0.3 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca haftalık işsizlik başvuruları da perşembe günü açıklanacak.

Perşembe gününün en önemli verilerinden biri, Wal Mart'ın ikinci çeyrek sonuçları olacaktır. Wal Mart için hisse başına 86 cent kâr bekleniyor. (90 centin üzerinde bir kar rakamı piyasaları çok olumlu etkileyebilir, fakat 80 centin altında bir kar rakamı da dow jones'taki yükselişin son bulmasını sağlayacak kadar etkili olabilir.)

Cuma: TÜFE açıklanacak ve TÜFE'nin geçen aya göre pek değişmediği beklentisi hakim. Çekirdek TÜFE'nin Temmuz ayında yüzde 0.2 artması bekleniyor.

Saat 16:45'de de Michigan Üniversitesi Ağustos ayı için tüketici güven endeksinin ilk verilerini açıklayacak ve bu endeksin Temmuz sonundaki 66 değerinden 68.5 değerine yükselmesi bekleniyor.

****

Yukarıdaki yazı money.cnn.com adresindeki "Wall Street: Vulnerable after the runup" (Wal Street: yükseliş sonrasında tehlikeye açık başlıklı yazının yaklaşık bir çevirisidir.Mavi yazılı kısımlar benim yorumumdur.

Bu haftanın en önemli olayı FED'in faiz kararı sonrasında yapacağı açıklamalardır. Bu açıklamalar çarşamba akşamı yapılacağı için bugün dow jones genel olarak 9.200-9.450 bandında kalabilir. Fakat FED'in enflasyona vurgu yapmasından korkabilecek ve ters bir açıklama gelmesinden ürkecek aytırıcmılar Wall Street'de satış yaparak açıklamayı beklemeyi yeğleyebilirler ve bu da dow jones'u 9.200'ün altına ve hatta 9000'e kadar çekebilir. FED açıklaması sonrasında ise, eğer enflasyona ilişkin stresli bir vurgu yoksa, piyasalar bu sefer Wal Mart'ın ikinci çeyrek sonuçlarını bekleyeceklerdir. Eğer FED çarşamba gecesi pek önemli bir şey söylemmeişse ve satışlar geliyorsa, Wal-mart'ın sonuçları beklenenden kötü gelebilir. fakat tersi olursa, yani FED açıklaması sonrasında piyasalar yükseliyorsa Wal-mart sonuçları beklenenden olumlu gelebilir.

Bizim piyasalar gelince genellikle dışarıya endeksli seyir devam edecektir. Fakat teknik analiz kurallarına göre bizim endekste yeni bir yükseliş dalgasının başlayabilmesi için, 45.500'ün üzerinde yeni bir kapanış ve en az günlük bazda 1.5 milyar lotluk hacim gerekiyor. Eğer seans içinde 45.500'ün üzerini görüp, 45.500'ün altında kapanış yaparsa bu yeni bir yükseliş dalgası olarak yorumlanmamalıdır.  45.500 yukarı kırılmadığı sürece, önümüzdeki iki günde  endeksin 42.500 ile 45.500 aralığında kalmasını bekleyebiliriz.

Fakat daha orta vadeli bakacak olursak, bu kriz sonrasında oluşan bu yükselişin bitmeye yaklaştığını ve W formasyonunun ilk V'sinin tamalanmasına çok yakın olduğumuzu düşünüyor ve hisse senetlerinden uzak durularak alım için en azından endeksin anlamlı bir şekide gerileme yapmasının beklenmesini öneriyorum. Daha önceki krizler sonrasında oluşan 4-5 aylık yükselişler sonrasında bir önceki dip seviyeye de izleyen 4-5 ayda yaklaştığı düşünülürse, borsada alım için en uygun zamanların Eylül ile kasım ayları arası olduğunu söyleyebiliriz.

DOLAR: Dolar şu an bir dip formasyonu oluşturmaya çalışıyor ve herkes 1.40'a kadar düşüş beklediği için bu seviyeye kadar bir düşüş beklemiyorum ve önümüzdeki en az 6 aylık vade için portföylerde dolar oranının en azından yüzde 30'a çıkarılmasının uygun olacağını düşünüyorum.

ALTIN: Altının onzu 970 dolar civarında bulunuyor ve dolara karşı artış yapacağı yönünde daha önceki yazılarımda da fikrimi belirtmiştim. En az 1.5-2 yıl vade için düşünülüyorsa portföyler yüzde 20 oranında bulundurulabilir. 900 dolar ile 1050 dolar arasında sıkışan altın'ın 1050 doları geçmesi durumunda hedefi 1240 dolar olacaktır. Şu an asimetrik bir üçgen formasyonu oluşturan altın 870 dolar seviyesine kadar gevşeme potansiyeline de sahiptir. Eğer bu seviyelere gevşeyecek olursa o seviyelerde alım yapmak daha akıllıca olur. Paranızın tümünü atırmak yerine düşüşlerde azar azar alım yapmak daha sağlıklıdır.

Sağlıcakla kalın,

NOT: Düne kadar teknik analiz ve trading sistemleri eğitimlerine kayıt yaptırmış olanlar  bugün ve yarın ödemelerini yapabilirler. gelen yoğun talep nedeniyle sadece bugün  de kayıtları kapatmadık fakat bu gece saat 24:00 itibariyle kayıtlar kapatılacaktır. Bugün kaydolanlar da ücretlerini bugün ve yarın yatırabilirler.

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 06:09 pm   |  Permalink   |  E-mail this
Sunday, 02 August 2009

3 Ağustos 2009

Geçen haftanın son günü bizim borsamız açısından oldukça heyecanlı geçti. Yükseliş ve düşüş dalga boyları şiddetli biçimde arttı. Bir anda herkes, borsanın yeniden aşağı döndüğünü ve düşüşün başladığını düşündü.

Fakat düşüşler genellikle bir anda başlayıp hızla aşağı sert gerilemeler şeklinde olmaz. Yani cuma günü oluşan dalga sonrasında insanlar bir daha borsanın yükselemeyeceğini düşündüler.  Fakat düşüşün başlamasının bazı karakteristikleri vardır. Basit birkaç örnek vererek durumu açıklamak istiyorum.

 

Yukarıdaki grafikte 2001 Şubat krizi sonrası 7000'den 13 bine olan yüzde 80'den fazla yükselişi görüyorsunuz. Endeks hızlı yükselişlerle 13 bin seviyesini görüyor. Bu seviye kırmızı çizgiyle gösterilmiş durumda. Dikkatlice incelerseniz 13 bin seviyesini gördükten sonra bir daha 13 bin seviyesinin üzerinde kapanış gerçekleşmiyor. seans içinde 13 binin üzeri  görülüyor ama kapanış yok. İkinci dikkat edilecek nokta ise volatilitenin artmış olması. Yani endeks neredeyse 20 gün boyunca 11.500 ile 13.000 aralığındaki 1500 puanlık (Yani yüzde 10'dan fazla bir bantta) gidip geliyor. 13 bini üç kere zorluyor ama kıramıyor 10 bine kadar düşüyor. Yani yüzde 25 düşüş var. İzleyen 3-4 ay içinde ise merdiven basamağı gibi sürekli aşağı hareket var. Bu grafikte çok önemli bir nokta daha var. 13 bin seviyesinin görüldüğü ilk anda en yüksek günlük işlem miktarı sözkonusu oluyor. Düşüş 7000'e kadar devam ederken bir daha o işlem miktarına ulaşılmıyor.

Yukarıdaki grafik ise yine 2001 yılında İMKB100'ün Ekim ayından itibaren 7 binlerden başladığı ve yaklaşık 4 ay süren yükselişini gösteriyor. Daha önceki grafiğin aksine bu grafikte, tepe seviyesi görüldükten sonra sert bir düşüş gelmiş ve düşüş süreklilik arzetmiş. Grafikte 10.500'e kadar düştüğü görülse de izleyen 4-5 ayda endeks yeniden 8000'li seviyeleri görmüş. Bu grafikte endeksin çok bariz bir Omuz baş omuz formasyonu oluşturduğuna dikkat ediniz. Ayrıca yine en tepede işlem miktarındaki patlamaya dikkat ediniz.

Yukarıdaki grafik ise 2001 yılı bitip de 2002 Kasım seçimlerine gelinirken ki durumu gösteriyor. AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte borsa şahlanıyor. Yine işlem miktarında patlama var ve yine en tepe görüldükten sonra bu sefer Üçgen formasyon oluşuyor ve izleyen 4 ayda endeks daha önceki dibini bulluyor. 

Yukarıdaki grafik de endeksin şu anki durumunu gösteriyor. Yine işlem miktarında sert bir artış var ve endeks 43.627'yi görüp 1000 puan aşağıdan kapanıyor. Fakat tahminimce işlem miktarı daha da artacak ve endeks 43.650'yi geçmeyi deneyecek. 1.5 milyar lotluk işlem miktarına ulaşıldığı gün ise, tahmin ediyorum gerçek tepe seviyeler de o seviyeler olacak. Daha önce de işlem miktarında ciddi artış 34-35 bin seviyelerinde olmuş ve ardından endekste hızlı gerilemeler görmüştük ama daha sonra denediği bu seviyeleri yukarı kırdı. Şimdi ise 1.2 milyar lotluk bir işlem miktarı tepe seviyesi görüldü diyebilmemiz için yeterli olacaktır.

Şimdi de DOW Jones'un 2001 Eylül saldırıları sonrası 8000'i görüp daha sonra 10.750'ye kadar yükseldikten sonra düşüşe nasıl başladığına bakalım.

 

Yükseliş tam 5.5 ay sürüyor ve 10.750 seviyesi görülüyor. Dipten tepeye olan yükseliş miktarı %33.3 olmuş. Dow 10.750'ye ulaştıktan sonra 10.500 ile 10.750 aralığında 12 gün dalgalanmış ve daha sonra düşüş başlamış: Bu grafikte yukarı eğimli bir omuz baş omuz formasyonu çok net ortaya çıkmış. Fakat düşüş o kadar şiddetli olmuş ki, ilk dip seviyenin de altına gelmiş.

Eğer tarih tekerrür edecek olursa bu sefer ne olur?

Aşağıdaki grafik dow jones'Un şu anki halini gösteriyor ve üzerine ben çizgiler çizerek, tarih tekerrür ederse ne olacağını göstermeye çalıştım.

Dow Jones'taki yükseliş Mart ayında başlamış ve şu an 5.nci ayını doldurmuş ve doğurmak üzere olan ve sanki 1 hafta içinde doğuracakmış gibi duruyor. Ama bu seferki yükseliş %42.8 olmuş. Eğer teknik analiz gerçekten birşey biliyorsa ve bilerek "tarih tekerrür eder" diyorsa yukarıdaki mavi çizginin gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu zaman gösterecek. Ama zaten eğer böyle olmazsa, Dow Jones'un 9.600'ü geçip 11.500'e gitmesi ve dolayısıyla krizin de sona ermesi gerekiyor. 100 yılın krizi denilen kriz böylelikle 5 ayda bitmiş olacak!...  Bu finansal fırtınanın yarattığı hasarın (zararın)  10 trilyon dolar olduğunu IMF açıklayacak ve bu 10 trilyon dolarlık zararı da 6 ayda kapatacaksınız... Neyse ben daha fazla konuşmayayım da finansal teröristler, goy goy yaparak sadece benim cahil halkımı değil, dünyada riskten gözü dönmüş getiri için fellik fellik yer arayan parayı da iyice bir goy goyluyacaklar.

Dün gece sevgili Ali Rıza Türkekul kardeşim dünyada oluşan şu anki durumun nasıl oluştuğuna ilişkin ciddi bir kanıt olacak bir yazı göndermiş. Olduğu gibi yayınlıyorum. Haa bu arada unutmadan söyleyeyim, bugün piyasalarımız yeniden bahar havası yaşayacaktır. 43.500'den hisseye atlamış olanlar üzülmesinler, o kadar mal yığmış olan sevgili yabancılarımız cuma günkü türülanstan sonra mallarını satacak adama bulamayacaklarını biliyorlar. Bu yüzden endeksi ancak yukarı çekerek satabilirler. Girin girin mal alın... yabancılar alıyorlar....

Neyse gelelim Ali Rıza'nın gönderdiği yazıya...

DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGİN YILDIZOĞLU / LONDRA

er­giny@tr.net http://er­gin­yil­di­zog­lu.blogs­pot.com

GOLDMINE $ACH$ (Ya da Bu Krizler Bir Harika!)

Uluslararası mali sistem büyük bir gürültüyle çatırdadı; dağılmak üzereydi trilyonlarca dolar; devlet yardımıyla zar zor ve belki de yalnızca geçici olarak toplandı. Bu arada dev uluslararası yatırım bankaları birbiri ardına battı, bankalar, sigorta şirketleri birleşmeye, yok pahasına el değiştirmeye zorlandı. Kısacası son derece de sert bir mali kriz yaşanıyor.

Bu madalyonun öbür yüzünde, yatırım bankası Goldman Sachs var. GSnin kârları, bu yılın ikinci dört aylık döneminde, bütün beklentileri aşarak bir önceki döneme göre yüzde 64 oranında artmış. Hisseleri borsada bu yılın ilk yarısında yüzde 80 değer kazanmış. GSnin çalışanlarının, bu yılın ikinci dört aylık döneminde aldıkları toplam maaş ve ikramiyeler bir milyar dolara ulaşmış, yıl sonuna kadar 20 milyar dolara ulaşması bekleniyormuş (City AM, 15/07/09).

Kısacası, kimi analistlerin haklı olarak Goldmine (altın madeni) Sachs dedikleri yatırım bankası krizde yara almak bir yana, palazlandıkça palazlanmaya devam ediyor

GSnin performansının arkasındaki dinamikler bize, geçtiğimiz 25 yılda egemen olan serbest piyasa söyleminin aslında, kimi özelliklere sahip dev şirketlerin malı götürmesineolanak sağlayan koskoca bir yalandan başka bir şey olmadığını bir kez daha gösteriyor.

Eğer, sözde serbest (haksız rekabeti dışlayan) piyasayı çökene kadar manipüle edip, çökerken de devletle olan yakın ilişkileriniz sayesinde ayakta kalabiliyor, rakiplerinizin kaybettikleri piyasa paylarını, varlıklarını kendinize katıyorsanız, kriz büyük çoğunluk için felaket, yaşamsal trajedi, açlık ve yoksulluk olurken sizin için pekâlâ yeni bir avlanma alanı anlamına gelebiliyor

Bir köpük yaratma makinesi olarak Goldman Sachs

Goldman Sachsın bu başarısınındikkatleri çekmeye, Sachs bu işi nasıl yapıyorsorusunun kafaları kurcalamaya başlaması kaçınılmazdı. Rolling Stone dergisinin 9-23 Temmuz 2009 sayısında yayımlanan 12 sayfalık, Büyük Amerikan Köpük Makinesi başlıklı araştırma yazısı (http://www.rollingstone.com/politics/story/28816321/the_great_american_bubble_machine),è GS ile ilgili soruların büyük çoğunluğuna cevap vermeyi başardı. Öyle ki Goldman Sachstan yazıya çok sert bir tepki geldi. GS, dergiyi sözcüğün her iki anlamında da histerik olmakla, bilinen her türlü komplo teorisini bir araya toplamakla suçladı. Sachsın sözcüsü tazminat davası açmaya hazırlandıklarını da ileri sürdü. Ancak önceki hafta medyaya yansıyan bir hırsızlık olayı, GSnin başarısınıniçyüzüne ışık tutuyor, Rolling Stoneun verdiği bilgileri destekliyordu.

Yazar Matt Taibbi, Rolling Stonedaki yazısına, Büyük Depresyondan bu yana, teknoloji hisse senetlerinden eşik altı ev kredilerine, yüksek petrol, gaz ve gıda ve temel mallardaki ani fiyat artışlarına kadar hemen her önemli piyasa manipülasyonunun arkasında Goldman Sachsın değersiz varlıkları piyasada satması varsavı ve bir yenisini daha gerçekleştirmek üzere uyarısıyla başlıyor. Bu manipülasyonlara izin verecek yasal değişikliklerin gerçekleşmesini nasıl sağladığına ilişkin en çarpıcı örnekleri anlatıyor.

Taibbi, GSnin, devletin üst düzeyindeki, tüm bunları gerçekleştirmesine yardımcı olan varlığına da dikkat çekiyor. Clintonın Hazine Bakanı Rubin, Bushun krize ilişkin kurtarma paketlerini hazırlayan Hazine Bakanı Paulson, Bush Başkanlık Ofisi Personel Müdürü Joshua Bolton, Hazine Ofisi Personel Müdürü Patterson, Paulsonun, GSye milyarlar kazandıran, AIG kurtarma işleminin başına getirdiği Ed Liddy, New York Federal Reservin son iki başkanı, Kanada ve İtalya Merkez bankalarının başkanları, Dünya Bankası Başkanı, New York Borsasının başkanı, Taibbinin verdiği örneklerin başında geliyor. Paulson CEO olmak üzere, beylerin hepsi GSye yıllarca en üst düzeyde hizmet vermiş, milyar dolarlık servetler yapmışlar, sonra da devlet kapısında hizmet vermeye devam etmişler

Bir taraftan piyasaları maniple ederken Sachs, bu kurumlardakiadamlarıaracılığıyla, işine gelmeyen düzenlemelerin kaldırılmasını sağlıyor; yeni düzenlemeleri, denetleme getirmeye çalışanların önünü kesiyor, adeta devletin içinde yaşıyordu. Taibbi, Goldman Sachsın bu bağlantıları sayesinde kurtarma paketlerinden en fazla yararlanan banka olmayı başardığını da örnekleriyle sergiliyor. GSnin Rolling Stone dergisindeki, bankacı kılığında domuz resimleriyle süslü yazıya ateş püskürmesi, dava açmakla tehdit etmesi boşuna değil. Ancak

Goldman Sachs’ın ‘kıyamet makinesi’

Tam bu sırada finans sitesi Bloombergde yayımlanan Goldman Sachs kıyamet makinesinin denetimini elinden kaçırdıbaşlıklı bir yorum, bir yazarın histerili komplo teorilerinden öte bir durumla karşı karşıya olduğumuzu, GSnin piyasa manipülasyonlarını nasıl gerçekleştirebildiğini, hem de serbest piyasa palavrasının içyüzünü gösteriverdi

Jonathan Weil imzalı yazı, Adalet Bakanlığı için bir daha yavaş davranır demeyiniz, hele söz konusu olan bir mali kuruluşun ihbarıysa diyerek başlıyor ve GSnin ABD mali piyasasının geleceği tehlikede ihbarı üzerine, Sergey Aleynikov adlı bir bilgisayar uzmanının 3 Temmuzda New Jersey Havaalanında tutuklandığını bildiriyordu.

Aleynikov, GSde çalışıyormuş. Yılda 400.000 dolarlık bir maaşı bırakarak istifa etmiş, ancak bu arada ayrılmadan az önce, GSnin kıyamet makinesi lakaplı bilgisayar programının kodlarını Almanyada bir web sitesine transfer etmiş.

Aleynikovun avukatının kefaletle serbest bırakılma isteğine karşılık mahkemedeki genç savcı yardımcısı Joseph Faccipontinin hâkime, Banka, piyasaların haksız yönde maniple edilme riskinden söz ediyor sözleriyle yaptığı itirazı Bloomberg, 34 yaşındaki genç savcı yardımcısıbombayı patlattıifadeleriyle aktarıyordu.

Öyle ya yüzlerce trilyon dolar hacmi olan bir mali piyasayı kim nasıl maniple edebilirdi? Efendim, GSnin kodları çalınan programı kötü ellere düşerse böyle bir olasılık söz konusu olabilirmiş, çünkü bu program olağanüstü hacimde alış ve satışları olağanüstü hızlarda gerçekleştirebiliyormuş”.

Bir daha vurgularsak, genç savcının ağzından kaçırdığına göre, kötü niyetli insanlar bu programı kullanarak piyasaları allak bullak edebilirmiş, Aleynikov toplum için tehdit oluşturuyormuş.

Bankacılık çevrelerinde yakından izlenen Financial Services Blogda Chris Skinner, Goldman Sachs piyasa manipülasyonu yaptığını kabul etti başlıklı yorumunda, bankanın avukatının büyük çaplı haksız manipülasyon yapılabilir sözlerinin bir itiraf olarak anlaşılması gerektiğine dikkat çekiyor ve Umarım borsa denetim komisyonunda (SEC) birileri bu soruları sormaya başlamıştır diyor.

Evet bu krizler harika, hazinede adamlarınız, hele elinizde bir de Goldman Sachsın kıyamet makinesi varsa”… Ne oldu; petrol, gaz, ekmek fiyatları aniden yükseldi, siz aç kalmak ya da büyük paralar kaybetmek riskiyle mi karşı karşıyasınız? Ya da ülkenizin parası aniden dalışa mı geçti? Nolacak serbest piyasa işte

Bu yazının üzerine size bir başka yazıyı daha sunuyorum. Bu da bizim piyasalarımıza yıllarını vermiş bir profesyonelin yazısı. Bana mail atmıştı biraz mailleştik ve en son bu yazıyı gönderdi. Bu yazıda yazılanlar tamamıyla kendi görüşleridir ve olduğu gibi veriyorum, piyasadaki bir profesyonelin gözüyle bizim İMKB ve VOB'a bakış açısını yakalamaya çalışalım.

Hocam,  siz hic ceza almis veya sorusturmaya ugramis gercekten yabanciya ait bir fon veya hesap duydunuzmu?

Cevap:gercek yabancilar dokunulmazdir :):)

Gostermelik 3-5 tane ayak takimi yerli adliyeye sevk edilir ama asil soygun surer yani yabanci soygunu yani birileri israrla bu konu hakkinda gozunu kulagini kapatiyor.        iste haberin linki http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/162420-SPK-manipulatorunparasina-el-koyuyor.aspx

Kendimce soyle dunya endeksleri hakkinda birkac veri topladim piyasadan dikkatinize sunayim. 

bombay endeksi(hani bizimle es tutuluyor ya) tarihi zirvesinden -%26 asagida ama bizim ekonomi ile karsilastirilmaz bile makro ekonomik denge acisindan

bovespa(bir ara bizimle es tutulurdu simdi kapisinda surundugumuz imf ye borc veriyor)tarihi zirveden -%25 asagida butce ve makro ekonomik dengeler bakiminda bizimle mukayese bile edilmez

dji krizin kaynagi zirveden -%35 asagida

dax avrupa devi zirveden -%34 asagida

gelelim imkb ye :) ulkemizi teget gecen krizle bizde zirveden -%24 asagidayiz yani brezilyadan bile iyi durumdayiz hatta ve hatta dunyada krizden en az etkilenen ulke konumundayiz :):)

HATTA VE HATTA GARANTI BANKASI ZIRVESINDEN -%15 ASAGIDA :):)

AKBANK DAHA IYI DURUMDA -%14 ZIRVESINDEN ASAGIDA :):)

AKBANK VE GARANTININ YABANCI ORTAKLARINA BAKMAK LAZIM ZIRVELERINDEN % KAC ASAGIDALAR :):)

ama bu ulkede devletin kurumlari hergun basin toplantisi duzenleyerek birbirleriyle celisiyorlar,kavga ediyorlar. Ülkedeki sanayi uretimi,kapasite kullanimi diplerde surunuyor. İssizlik tavanlarda ayni bizim borsa gibi :):) buyumeyi olumsuz etkileyecek benzin zamlari,kdv yukseltmeleri otomatige baglanmis durumda karsiliksiz cek,senet istatistikleri ucmus durumda,kredi kartini odeyemeyenler artiyor. Hacizler ve icra davalari tavanlarda dolasiyor haczedilen 2. el esyalara bakan bile yok onu birakin haczedilen sifir esyalar bile satilamiyor

AMA BIZIM BORSA SIRF 3 TANE ULUSLARARASI FON PARA KAZANACAK DIYE UCUYOR,MEYDAN BOS NASIL OLSA :)

bu fonlar karlarini realize edene kadar ucusa devam ederiz 3. dunya savasi bile ciksa etkilemez :)

Sayin hocam 10 senedir piyasalari her gun derinlikli piyasadan dakika dakika takip eden bir yatirimciyim,profesyonelim

Lutfen cuma gunu AKBANK TAHTASINDA DISKET SEANSINDA KADEMELERDE KACAR LOT MAL VARDI TAKIP EDENLERE SORUN

SORACAGINIZ YOKSA PAZARTESI GUNU ACILISA BAKIN :)

 DOLASIMDA 1.324.892.130 LOT MAL OLAN AKBANK TAHTASINDA DISKET SEANSINDA ALIS VE SATIS KADEMELERINDE EVET YANLIS OKUMAYACAKSINIZ 1000-2000 EVET BIN-IKIBIN LOT ALICI VE SATICILAR VARDI :):)

siz daha iyi bilirsiniz hocam bu ne demektir bu su demektir:AKBANK INANILMAZ SPEKULATIF BIR KAGITTIR YANI BELIRLI GUCLER INANILMAZ BUYUK BIR COGUNLUGU ELLERINDE TUTMAKTADIRLAR VE GELISMIS DERINLIKLI PIYASALARDA OLAMAYACAK BIRSEY DIR:):) bu da turk borsasi spekulatif bir borsa haline geldigidir.

Simdi gelelim asil konumuza spot kullanilarak vadelide yapilan vurguna

Malum bir araci kurum 34.000 den itibaren 100.000 adet long pozisyon tasimaktadir

Su an itibariyle bu kurum 200 trilyon lira karda bulunmaktadir hatta bunu bir kismini realize etmistir yani bayagi bir ky iflas etmistir(araci kurumlarda tanidiklariniz varsa birkac telefon ile durumlari sorunuz)

Simdi diyeceksinizki bunun nesi suc? Adam pozisyon acmis ve kazanmis

Suç surada: tamamen hakim olunan spot piyasa vasitasi ile piyasa suni olarak yukseltilmis ve artik spottan para kazanamayan bir kac fon bu yontemle kagit uzerinde trilyonlarda kar elde etmislerdir ve zamanla uzlastirma yoluyla bu kar realize edilecektir. 

Diyeceksinizki spotta neden para kazanmiyorlar?

SPOTTA YERLI YATIRIMCI MI KALDI? :):) ELELRİNDEKİ KAĞITLAR KAKALAYACAK YATIRMCI MI VAR? NASIL OLSA IMKB'YE KÜSEN YATIRIMCILAR ŞİMDİ VOB'DA MACERA ARIYORLAR. TAHTALARDA KADEMEDEKI ALICI SATICILARIN KACI GERCEK YATIRIMCIYA AIT KACI FIKTIF INCELEMEK LAZIM :)

AMA MAALESEF SOZKONUSU YABANCI BIRILERI OLUNCA HEMEN KULAKLAR DUYMUYOR GOZLER GORMUYOR.

Neyse uzun lafin kisasi bu sistem desifre edilmezse birkac seneye kadar Turkiyede ne yatirimci kalir,ne araci kurum kalir nede gercek piyasa kalir

Bu mantik ve vurdumduymazlikla piyasamiz maalesef kumar masasi olarak kalir baskada birsey olmaz

HOCAM SIZDEN RICAM BU MAILIMI SITENIZDE HERKESIN OKUMASINA ACMANIZDIR

Herkes parasina sahip olsun, saygilar sevgiler, Mehmet Özcan

Şimdi bir de bir duayenin yazısına bakalım. Sevgili Güngör Uras neler yazmış?

HER GÜN 2600 EVE HACİZ GELİYOR!

MİLLİYET - 29 Temmuz 2009 çarşamba

Rakamlara bakınız... Ekonominin ve halkımızın ne durumda olduğuna siz karar veriniz:
-  Dünyada krizin en ağır yaşandığı ülkeler sıralamasında 3. sıradayız. 2009 yılının birinci çeyreğinde ekonomimiz % 13,8 oranında küçüldü.
-  Son bir yılda imalat sanayiinde üretim yüzde 24,5 oranında geriledi. İstihdamdaki daralma yüzde 10,6 oranına ulaştı.
-  İhracat gelirimiz yüzde 30 azaldı.
-  İç borç stokumuz 30.6 milyar TL artışla 302 milyar TL’ye çıktı. 
-  Bu yıl bütçe 50 milyar TL dolayında açık verecek. Bunu iç borç ile kapatacağız.
-  1 milyon 250 bin sigortalı işçi işini kaybetti. Türkiye İş Kurumu’na başvurdu. İşsizlik oranı ilk defa Türkiye rekorunu kırarak % 16’ların üzerine çıktı. Genç işsizlerin oranı ise % 30’ları aştı. 450 bin civarında üniversite mezunu gencimiz işsiz.

45 bin araç haczedildi
-  Cumhuriyet tarihinde ilk defa ceza ve tevkifevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısı 100 bin barajını aşarak 111 bin kişiye ulaştı.
-  Son bir yılda 950 bin kişinin evine, işyerine ya da maaşına icra geldi. Bunu 365 güne bölersek her gün ortalama 2.600 ev veya işyerine icra memurunun gittiğini görürüz.
-  45 bin araç haczedildi. Bunu 365 güne böler isek, günde ortalama 123 aracın haczedildiği ortaya çıkar.
-  Kapanan işyeri ve fabrika sayısı 100 bine dayandı. Bölelim 365 güne... Her gün ortalama 270 işyeri veya fabrikanın kapısına kilit vuruluyor demektir.
-  Son bir yılda kanuni takibata intikal eden karşılıksız çek sayısı 1 milyon 600 bin. Her gün ortalama 4.400 dolayında karşılıksız çekin kanuni takibata intikal ettiği anlaşılır.
-  Protestolu senet sayısı 1 milyon 574 bine çıktı.

Prime vergi borcu 130 milyar TL
Bu rakamları Kamu-Sen için iktisatçı Ercan Han’ın hazırladığı rapordan aktardım...
Bir ekleme de Şükrü Kızılot’tan yapayım. Şükrü Kızılot’un tahminine göre,
-  Kayıtlı işverenlerin (Kümese girmiş kazların) SSK, Bağkur ve vergi borçları ile bu borçların gecikme faizleri toplamı 130 milyar TL’yi (yaklaşık 90 milyar dolar) buldu. Bu borçlara yıllık yüzde 30 faiz işliyor. Bu borçları ödeyemeyenlerin işyerleri, evleri icra ile satılıyor. Bu işverenler keyiflerinden değil, çaresizlikten SSK, Bağkur ve vergi borçlarını ödeyemiyor.
İyi de bu tablo karşısında Büyük Türk Büyükleri acaba neden ilgisiz?
-  Bu rakamlardan haberleri mi yok?
-  Rakamları bildikleri halde, rakamların önemini mi anlamıyorlar?
-  Bu sorunların kendi kendine çözüleceğini mi sanıyorlar?
-  Batan batar... Kalan sağlar bize yeter mi diyorlar?
Büyük Türk Büyükleri’ne birilerinin anlatması gerekiyor. Her şeyin başı üretimdir. Üretim olmaz ise iş olmaz, aş olmaz. Gelir olmaz. Refah olmaz. Ekonomisi çöken bir ülkede iktidar olmak hiçbir işe yaramaz.

*****

ÇOK MU KARAMSAR GELDİ? Bana inanın piyasalar çok coşkulu olacaktır.

Benim de mesajlarım var. Önce Mehmet özcan'a

Böyle karamsar yazan insanlardan nefret ediyorum. Ne olur bardağa dolu tarafından baksalar. Mesela yabancılar burada manipülasyon yapıyorlarmış!... Daha ne istiyorsun adama burada para kazandırıyoruz. Yabancı yatırımcı geliyor... döviz geliyor.. adamı ipe assak manipülasyon suçundan içeri atsak bir daha yabancı falan gelir mi? O zaman nerden buluruz dövizi? 

Sevgili Mehmet Özcan, bu ülke daha düne kadar borsada yabancıya vergi yok, ama Türk vatandaşı olana vergi var diyen bir ülke idi. Sen nasıl bu yabancıların maipülasyon yaptığı için suçlanmasını beklersin? Hayal mi görüyorsun. Biz ürürüz  kervan yürür.  

Bir de Güngör Uras'a mesajım var. Sevgili Güngör abi, hiç mi olumlu gelişme yok bu ekonomide? Bir sürü kara haber vermişsin. Hergün 2600 eve haciz geliyormuş. Eeee gelsin... Böylelikle şehirden köye göçü başlatabiliriz. Bu verimsiz insanlar gidip tarlada çalışsınlar.  Lütfen böyle kara tablolar çizip insanın içini karartmayın. Görmüyor musunuz? Faizler tarihi dibe geldi. Siz hiç hayatınızda Türkiye'de tek haneli faiz gördünüz mü? Enflasyonun yüzde 5'e düşeceğini hayal edebilir miydiniz? Tamam anlıyorum enflasyonu düşürme pahasına işsizliği %16'ya çıkardık ama olsun canıııııım. Onu işsizler düşünsün... Bizim nasıl olsa işimiz gücümüz var.

********

Perşembe günkü yazımda VOB'da strateji ne olmalı başlıklı bir yazı yazacağımı belirtmiştim. Vazgeçtim.  Yazmıyorum...

 

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 09:40 pm   |  Permalink   |  E-mail this
 

29 T emmuz2010              Webani

Ağustos ve Böcekleri Üzerine  

Atilla YEŞİLADA

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

30 Temmuz 2010 -        AKŞAM

 

Laubaliliğin faturası

 
 

Deniz GÖKÇE

 

29 Temmuz  2010 -       HABERTURK

 

ISO 500 şirketleri vergiye çalışmış

 
 

Ercan KUMCU

 

29 Temmuz 2010 -          RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Yıl sonu tahminleri

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

27 Temmuz 2010 -        VATAN

 

İstihdamın kalitesi

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

31 Temmuz 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

Yüksek hızda büyümeyi sürdüremeyiz

 
 

Taner BERKSOY

23 Temmuz 2010-          VATAN

 

Rekorlar devam eder mi?

 
 

Ali AĞAOĞLU

28 Temmuz 2010-   HÜRRİYET

 

  Bankalara ön gerilim sınaması

 
 

Ege CANSEN

 

29 Temmuz 2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

Ne ararsanız var son iki günün verilerinde  
 

Fatih ÖZATAY

31 Temmuz 2010       HABERTURK

 

Bu diyarda işler iyi gitmiyor
 
 

Gazi ERÇEL

 

24 Mayıs 2010  Finanstrend.com

 

Emtia piyasalarında son durum 

 
 

Ateşhan AYBARS

 

28 Temmuz 2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

Yatırımın krizden çıkıştaki rolü

 
 

Hasan ERSEL

 

31 Temmuz 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Yuri Lujkov neden bu kez gidici gibi duruyor

 
 

Güven SAK

30 Temmuz 2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

Arabesk para politikası

 
 

Uğur GÜRSES

 

29  Temmuz 2010 Finanstrend.com

 


TCMB bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyor

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY

 
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KEMER CORNER SITESI, YAKUT BLOK DA:5 Göktürk-Eyüp-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0554-269 69 24 (Zafer Sarıçan)

Email: zafer.sarican@bilgeyatirimci.com


Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.