
RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD
Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için
ESİN ÇETİNEL
Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.
Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.
Kitabımı bütün DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.
http://www.ideefixe.com/
http://www.kitapyurdu.com/
http://www.scala.com.tr/




|
 |
Yaşar Erdinç- Köşe Yazılarım |
 |
 |
ESKİ KÖŞE YAZILARIMI OKUMAK İÇİN: Ekranin solunda "latest posts" adinda bir bölüm var. Bu bölümün altinda son yazilarimin basliklari yer aliyor. Bunu tikladiginizda ilgili yaziyi okuyabilirsiniz. Örneğin Şubat ayindaki tüm yazilarimi görmek için sol tarafta "Archieves" yazısının altındaki "February" yazisini tiklamaniz yeterlidir. Ya da Mart ayindaki yazılarımın tümünü görmek için "March" yazisinin üzerini tiklayiniz.
|
|
Monday, 31 May 2010
Haftaya İsrail'in insani yardım gemilerine saldırısıyla başladık. Cenab-ı Allah sonunu hayır etsin. Bu aşamada sizlere önce gelişmeleri aktarıp daha sonra genel bir yorum yapacağım.
www.haber1.com'un haberine göre, Başbakan yardımcısı ve vekili Bülent Arınç İskenderun'daki saldırıyı ve İsrail'in yardım gemilerine yaptığı müdahaleyi değerlendirmek için komutanlarla toplantı yapıyor. Toplantı sabah 7.30'da başladı
Başbakan Vekili Bülent Arınç'ın başkanlığında, İskenderun'daki askeri birliğe saldırı ve İsrail'in yardım gemilerine müdahalesinin değerlendirildiği bir toplantı yapılıyor.
Alınan bilgiye göre, Başbakanlık Merkez Bina'da saat 07.20'de başlayan toplantıya, Başbakan Vekili Bülent Arınç ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Mehmet Eröz ve Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Nusret Güner ile ilgili bürokratlar katıldı.
MURAT MERCAN - TBMM DIŞ İLİŞKİLER KOMİSYONU BAŞKANI
Son derece üzüntülüyüz. Beklemediğimiz, görmediğimiz bir olay. Dünya siyasi tarihine geçecek bir olay. Gemideki insanlar terörist değil. Tamamen sivil insiyatifle beyaz bayrak çekmiş vaziyette İsrail’in müdahalesi var. İsrail yardımların gitmesini 9 aydır engelliyor. Müdahale bekliyorduk ama müdahalenin boyutlarını bu kadar beklemiyorduk. Bu insanların ceplerinde çakı bile yok.
Gayriresmi açıklamaya göre İsrail ‘’Biz gemiye ateş edin demedik. Oradaki insanlar bize taş ve sopalarla saldırdılar. O yüzden böyle bir sonuç çıktı’’ demiş. Buna hayret ediyorum. Siz silahlı müdahaleyi böylesine açıklayamazsınız.
Dışişleri’nin açıklamasını Türkiye’ye yaraşır ve sert bir açıklama olmasını istiyorum. İsrail bu tavrını sürdürür ve yardımları engellerse Türkiye-İsrail ilişkilerinin eski haline gelmesi çok da olası görünmüyor.
İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Binyamin Ben Eliezer, İsrail donanmasının Gazze’ye yardım taşıyan filoya saldırısının ardından, meydana gelen ölümlere üzüldüğünü söyledi.
Ben Eliezer, Ordu radyosuna yaptığı açıklamada, "Görüntüler kesinlikle hiç hoş değil. Ben ancak ölümlere üzüldüğümü söyleyebilirim" dedi.
Ben Eliezer, dün gece yarısı sonrası İsrail donanması askerlerinin saldırısından sonra açıklama yapan İsrailli ilk üst düzey yetkili oldu.
Bu arada İsrail’in Kanal 2 televizyonu, yine yabancı kanallara dayanarak, ölü sayısının 20’ye yükseldiğinin söylendiğini duyurdu.
Ancak İsrail’de operasyonla ilgili haberlerde sansür uygulanması nedeniyle, sadece sınırlı bilgi akışı bulunuyor ve muhtemel zayiatla ilgili haberler sadece dış basına dayandırılıyor.
İsrail’den ölü veya yaralı sayısına ilişkin de herhangi doğrulama veya yalanlama da gelmedi.
İSRAİL TELEVİZYONLARI: EN AZ 16 ÖLÜ VAR
İsrail'de özel bir televizyon kanalı, İsrail askerlerinin Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırısında en az 16 kişinin öldüğünü bildirdi. İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım akşam saatlerinde yaptığı açıklamada da 2 İsrail gemisinin yaklaşmakta olduğunu söyledi. Yıldırım’ın bu açıklamasının ardından gemide bulunanlara can yelekleri dağıtıldı. Yıldırım gemidekilere “İsrail’in gerçek yüzüyle karşılaşmak üzereyiz. Savaş gemilerini yola çıkardı ve şu anda gördüğümüz 2 tane var. Etrafta daha fazla da olabilir. Onlara karşı kendi savunmamızı yapacağız. Geri adım atmayacağız. İsrail’in geri adım attığını herkes görecek. İnsanlarımızın İstanbul ve Ankara’daki büyükelçiliğin önüne gidip kilitlemesi lazım“ diye seslendi.
Önce ’Komandolar girecek’ diye uyardılar
İsrail Donanması'ndan bir yetkili, “Bu nispeten basit bir görev. Görev basit ama diğer tarafın bizi kötü göstermek amacıyla elinden geleni yapacağının da farkındayız. Provokasyonlara gelmeyeceğiz” dedi. Bu açıklamanın ardından sabaha doğru operasyona başlayan İsrail askerleri gemiye girdi. 2 kişinin öldüğü operasyon sonucunda 30 kişinin de yaralandığı son gelen bilgiler arasında.
‘Ölmeye hazırız’
İngiltere’de Filistin Dayanışma Kampanyası üyesi olan Sarah Colborne, “Hiçbir silahımız yok. İnsani yardım taşıyan filoya saldırırsa İsrail’in ne duruma düşeceğini göreceğiz. Belki de bize saldırırlarsa ambargo kalkacak. Her birimiz bunun için ölmeye hazırız” dedi. Belçika Özgürlük Filosu temsilcisi Fatina Elnourabiti de, “Tek amacımız ambargonun ortadan kaldırılması. Birilerinin bunu yapması gerekiyor. Korkuyorum, ama gönüllü oldum” diye konuştu.
Arızalar sabotaj mı?
İbranice yayımlanan İsrael Hayom (İsrail Bugün) gazetesinde, Gazze’ye doğru yola çıkan iki gemide meydana gelen arızaların gerisinde, filoyu geciktirmek veya yolculuğu iptal ettirme amacındaki İsrail komandolarının bulunduğu yolundaki iddialar yer aldı. İsrail ordu sözcülüğü ise söylenti olarak nitelediği bu yöndeki iddialara cevap vermeyeceğini belirtti.
Bu gelişmeler sonrasında piyasalar stresli açıldı. VOB'da İMKB30 sözleşmeleri yüzde 2'ye yakın değer kaybederken, dolar/TL kuru da cuma gününe göre yüzde 0.70 yukarıda bulunuyor. Açılışta endeksin 53.500-54.000 aralığına kadar gerilediğini görebiliriz. Bu aşamada, durum henüz en azından Türkiye'nin alacağı tavır açısından net olmadığı için, piyasalar belirsizliği satacaklardır. Tahminen, Türkiye çok sert bir uyarı ya da nota verecektir. Ardından ABD ile görüşmeler olabilir. Bu gelişmelerin bir savaşa yol açması olasılığı şu an zayıf görünüyor. Fakat piyasalar en azından bekle gör politikası izlerken, İMKB'de alım yönünde hareket görmeyiz. Bu arada piyasalara bu konuda gelecek her haber fiyatlanacaktır. Bu tür durumlarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, olumlu olarak yorumlanabilecek bir haberde piyasalarda hızlı bir yükseliş başlarsa peşinden gitmemek lazımdır. Her haber aşırı sert hareketler yaratarak, volatilitenin çok artmasına neden olur. Bu da yüksek kayıpları da beraberinde getirir. Bu aşamada, dalgalı piyasalarda uzak durup izlemekte fayda vardır. Pozisyonu olan da olmayan da fazla alım satıma girmemelidir. Şu ana kadarki gelişmeler zaten fiyatlara yansımış durumdadır ve bundan sonraki piyasa yönünü gelecek haberler belirleyecektir. henüz haberlerin ne olduğunu bilmediğimiz için her an her türlü hareket görülebilir. Fakat şu an için en azından piyasaların bir savaş olasılığını fiyatlamadığını söyleyebiliriz. Sayın Başbakan Erdoğan Şili geizisini yarıda kesebilir. Hem hükümetten hem de Genel Kurmay'dan gelecek açıklamalar, piyaslaar üzerinde çok etkili olacaktır.
Gelişemeleri web sitemde "seans içinden-ye" bölümünde vermeye devam edeceğim.
İsrail'in bu hain, alçakça saldırısı karşısında inanın söyleyecek söz bulamıyorum. Cenab-ı Allah belalarını versin...
Monday, 24 May 2010
Geçen hafta tüm dünyada stres yaratan temel dinamiğin merkezinde Avrupa Birliği’ndeki son gelişmeler vardı. Her ne kadar Almanya’nın açığa satışı yasaklaması ve ABD’de yeni finansal reformların senatodan geçmesi, bu türbülansı yaratmış gibi görünse de, işin özünde Avrupa’daki ve dolayısıyla da dünyadaki büyümeye ilişkin endişeler var. Bu endişelerin giderilmesi, ancak ve ancak AB Merkez Bankası’nın likiditeyi artırması ile olacaktır. Ya da Çin’in aniden ortaya çıkıp, “Avrupa’nın borç kağıtlarından alım yapacağım” demesi ile olabilir.
Kısır döngü şöyle çalışıyor...
AB ülkelerinden borcu yüksek olanlar, bu borcu çevirebilmek adına mali disiplin ve istikrar önlemleri alıyorlar. Fakat bu durum toplam talebin ve büyümenin de düşmesine neden olacak. Eğer para basılarak bu borçlar monetize edilirse, Trichet rahatsız oluyor. Çünkü enflasyonist etki yapacak. Sonuç olarak şu an itibarile her ne kadar Avrupa’lı liderler hafta sonunda görüşmüş olsalar da, önemli bir gelişme olmadı. Dolayısıyla bu haftaya başlarken piyasalar genel olarak olumlu başlasa da, sorunun özü çözülmediğI için ardından yeniden olumsuzluklar görebiliriz ve borslaardaki yukarı yönlü hareketler, yeniden düşüşlere dönüşebilir.
Bu hafta içinde ABD Hazine Bakanı Geithner Avrupa’Yı izyaret edecek. Clinton’un Çin ziyaretinden de pek birşey çıkmadı ve Çin diretiyor. Diğer taraftan Çin’in sıkılaştırıcı para politiklarına devam etmesi de dünyanın ekonomik büyümesi önünde engel oluşturabilir.
Bu dinamikler bağlamında yeni bir haftaya başlarken, piyasaların çok olumluya döndüğü anlarda satış yapıp daha sünraki düşüşleri alım fırsatı olarak değerlendirmek daha akıllıca görünüyor.
Kılıçdaroğlu ve Değişen Dengeler
Öncelikle Kılıçdaroğlunu yeni görevinden dolayı kutluyor kendisine üstün başarılar diliyoruz.
Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye genel başkan olmasıyla birlikte, Türkiye’de siyasi dengeler çok önemli bir değişime uğramıştır. Bu değişim ister istemez, ekonomideki ve piyasalardaki dengeleri de etkilemeye başlayacaktır. Kısa vadede, ekonomi ve piyasalar üzerinde bir etkisi olması beklenmez. Fakat bir süre sonra hem referandum hem de, 2011 seçimlerine ilişkin stratejiler ortaya çıktıkça, Iç siyasi dinamiklerin piyasalar üzerindeki etkisi artacaktır.
Bu aşamada Kılıçdaroğlu’nun ekonomi programını henüz bilmiyoruz. Fakat ileride bunlar ortaya çıkacak ve piyasalar üzerinde reel etkiler yaratacaktır. Etki yaratmak zorundadır, çünkü kamuoyunda bu durum büyük değişim olarak görülmüş durumdadır. Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi iktidara taşıyacak oranda oy alması olasılığı çok yüksek görünmektedir. Eğer bir parti iktidara oynamaya başlamışsa, ekonomiye ait söylemleri de etkili olacaktır. Bu aşamada, bu söylemler içierisinde
Kur politikaları
Devletin harcama ve bütçe açığı politikaları
Cari açığa bakış açısı
Yabancı yatırımcılar tarafından dikkatle izlenecektir. CHP genel kurulundaki söylemlere baktığımızda, bu söylemler genellikle piyasaların ayrıntısını öğenmek isteyeceği söylemlerdir. Fakat henüz yorum yapmak için erken bir dönemdir. İleride bu konudaki gelişmelere ve piyasalar üzerindeki etkisine daha sık değineceğiz.
Monday, 17 May 2010
Evet... geçen haftaki yazımızda vurguladığımız üzere AB Paketi beklenenden daha büyüktü. Aynen FED'İn yaptığı gibi piyasaya bol para pompalanarak sorunun çözüleceğini ima eden paketin uygulaması öyle olmadı ve piyasa bunu farketti.
Paket önemli koşullar içeriyordu. Bu koşulların başında gelen şart ise sıkı bir mali disiplin. Bu paket üye ülkeleri çok ciddi bir daraltıcı maliye politikası izlemeye sürüklüyor. Bunun anlamı da zor şartlarda büyüme veya borçlu ülkelerin büyümelerinde ciddi sorunlar olmasıdır. Doğal olarak sosyal patlama ve protestoları da beraberinde getirecek, gelecek ilk seçimlerde bu borçlu ülkelerin hükümetleri birer birer devrilecektir. İspanya geçen hafta istikrar tedbirlerini açıkladığında, olumlu etkiler yaratması beklenirken, tam tersine piyasalar olumsuz etkilendi.
O zaman piyasanın hassas olduğu noktanın “büyüme” olduğunu görüyoruz. Açıklanacak olan mali disiplin tedbirlerinin, büyüme üzerinde yaratacağı olumsuz etkiyi en aza indirmek ise, parasal genişleme ile mümkün olabilecektir. Dolayısıyla piyasalar, Avrupa Merkez Bankası’ndan parasal gevşeme sinyalini net bir şekilde alana kadar bastırabilir. Bu basınç bu hafta şiddetlenebilir. Parasal gevşemenin önündeki en önemli engel ise, Trichet’dir. Yukarıda açıkladığımız üzere, Tirchet’in bütün endişesi enflasyon üzerine yoğunlaşmış durumdadır. Fakat kısa vadede piyasa ile çatışan bu görüş karşısında Tirchet’in başarılı olmasını beklemiyorum ve yeniden tükürdüğünü yalayacağını düşünüyorum. Eğer sonunda Tirchet’in istifasını görürsek de şaşırmayalım. Euro üzerinde geçen hafta başlayan baskı şiddetlenebilir. Bu da Trichet’in para musluklarını nihayetinde açması sonucunu beraberinde getirebilir.
Şöyle bir durumu hayal edemiyorum. Euro 1.20’nin altına gerilemiş ve hala AMB’ndan çıt yok.
Bu hafta veya gelecek hafta içinde, piyasalarda artabilecek baskılar sonucu, 750 milyarlık paketin ilk açıklandığında sağlanacak olan lkiditenin boyutlarına ilişkin yeniden AMB’ndan açıklamalar gelebilir. Eğer AMB piyasalara yeteri kadar para pompalayacağını duyurursa, euro’da yeniden yukarı yönlü hareket görürüz. Aslında bu tür bir karar açıklanırsa, piyasadaki euro arzının artmasının, euro’da düşüş gerektirir. Fakat bu tür bir aksiyon, AB bölgesindeki büyümenin yeniden rayına gireceği ya da büyümeye ilişkin endişelerin yok olmasını da beraberinde getireceğI için, özellikle borsalarada çok olumlu etkiler yaratabilir.
Haftaya başlarken euro/dolar paritesi 1.2250 seviyelerine kadar gerilemiş durumda ve dış piyasalarda future endeksler yüzde 1 aşağıda bulunuyor. Bu hafta, AMB’nın para arzını artırması konusundaki baskıların arttığı bir hafta olmasını bekleyebiliriz. Dolayısıyla, borsalardaki aşağı yönlü hareketlerin hızlanmasını sözkonusu olabilir. Bu aşamada borsaların yönünü belirleyecek olan şey, euro/dolar paritesinin hareketi olacaktır. Parite aşağı yöndeki hareketini hızlandırdığında, borsalara satış gelecek, yukarı yönlü bir harekete başladığında da piyasalara alım gelecektir. Önceki haftalarda hatırlarsanız, borçlu ülkelerin CDS’lerinde ve tahvil faizlerindeki hareketler borsaların yönünü belirliyordu. Şimdi o ilişki koptu. Yeni ilişki euro/dolar paritesi olarak karşımıza çıkıyor.
Önümüzde çok önemli bir soruya doğru cevap verenin kısa vadeli perspektifte çok para kazanabileceği bir ortam var.
Soru şu: AB liderleri ve AMB, acaba parite 1.20’nin altına sarkarsa, yeniden toplanıp para musluklarının açılacağını teyit eden bir karar mı alırlar, yoksa, euronun çöküşünü ve ardından da para birliğinin çöküşünü mü izlerler?
Almanya Başbakanı Merkel, para birliğinin ve euro’nun çöküşüne izin vermeyeceklerini söyledi. Fakat bunu ne zaman yapacak?
Geçmiş krizler gösteriyor ki, yumurta kapıya gelmeden aksiyon alınmıyor. Bu nedenle de bu hafta içinde paritede daha da sertleşen aşağı yönlü hareketler oluşabilir ve bu durum yeni kararların alınmasını, ya da AMB’nın aniden para musluklarını açmaya başlamasını sağlayabilir. Bu tür bir durumda borsalar önceki haftakine benzer sert düşüşleri yaşayabilirler ve Avrupa’dan gelecek haberlerle bir anda yeniden terse dönüp, hızlı yükselişlere başlayabilirler. Dolayısıyla, haftaya başladığımızda şu tip bir resimle karşılaşabiliriz;
Parite 1.20’ye doğru sarkarken, borsa yeniden 54 bine doğru yaklaşık 1000-1500 puanlık bir gerileme yapıyor, dolar/TL kuru 1.55’leri yeniden yukarı zorlarken, gösterge faizler de 9.60 seviyelerini tekrar yukarı kırıyor. Ardından gözler yine Avrupa’ya çevriliyor ve Trichet’ten gelecek açıklamalara odaklanıyoruz. Bu arada Avrupa’lı liderler telefon görüşmeleri ve telekonferanslar yaparken, FED dolar likiditesini artıracağını, AB ülkesi merkez Bankalarına swap hattını kullandıracağını söylüyor.
İşte tam da böyle bir hafta olmasını bekliyorum. Eğer bu senaryo gerçekleşecek olursa, zifiri karanlığın en zifiri noktasına geldiğimizde aydınlık yakın demektir. Trichet’in enflasyon endişelerini bir kenara bırakması ve para basması piyasaların istediğI şeydir ve bu olursa bu haftaya çok kötü başlayıp çok iyi bitirebiliriz.
Etkin ve çabuk karar alınmasını sağlayacak gelişme, paritenin hızlı bir şekilde göçmesidir. Eğer parite yavaş ve yatay hareket eder veya yukarı yönlü çabalar içerisine girerse bu kararlar alınmaz ve her yukarı hareket paritenin euro aleyhine satışıyla son bulur. Dolayısıyla, borsalardaki yukarı hareketler, bu tür bir durumda satış fırsatı olarak kullanılarak, yeniden alım için eurodaki çöküşün hızlanmasını ve AMB tarafından etkin kararlar alınmasını beklemek gerekecek.
Saat 11:00'de seans içinden yorum vereceğim. Fakat son gelişen bu "ben para basmam" söylemi paketin etkisini tümüyle yok etmiş durumdadır. Piyasalara bu konuda yeni açıklamalar gelip de, AMB'nın yeteri likidite sağlayacağı konusunda açıklama veya aksiyon gelene kadar olumsuz şartlar devam edebilecektir. Endeks yeniden gerileyebileceği için geçen hafta 57-58 bin aralığında satmış olanlar alım için beklemede kalabilirler. Eğer kağıttaysanız, nakde geçip beklemekte fayda var.
Monday, 10 May 2010
10 mayıs 2010
DÜn gece geç saatlerde açıklanan bilgilere göre Avrupa Birliği 750 milyar Euro tutarında bir istikrar paketi açıkladı. Bu paket beklentilerden çok daha iyiydi. 500 Milyar Euro'su AB tarafından, 250 Milyar Euro'su da IMF tarafından karşılanacak. Bu arada en önemlisi de gerektiğinde Avrupa merkez Bankası devlet tahvillerini satın alabilecek. yani para basabilecek. Piyasaların rahat bir nefes aldığını, sabah saatlerindeki açılışlarda, ABD borsaları future'larında ve Asya borsalarında gördük. ABD borsalarının future'ları yüzde 2.4 civarında yükselişteydiler.
Bizim piyasalarımızdaki ilk etkisi de, dolar/TL kurunda görüldü. Dolar TL kuru 1.53 seviyelerine geriledi. Cuma günü 1.5730 seviyesinden kapanış olmuştu. Nihayet piyasalar tekrar normale dönecektir. Bu sabah borsada coşkulu bir açılış olacaktır. Endeks 54.500 civarından güne başlayabilir. Bu konuya seans içi yorumlarımızda değineceğiz.
Paketin genel hatları itibariyle piyasalara güven vereceğini ve bu güvenin de geçici bir iyileşme şeklinde olmayacağını ve en azından anlamlı bir süre kalıcı bir etki yaratabileceğini söyleyebiliriz. Bu aşaamda borsalarda yeniden yukarı hareketler oluşacaktır.
Fakat uzun vadeye baktığımızda, bu borç sorununun bu kadar kolay halledilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak pakete baktığınızda, AB'nin borç oranı düşük ülkeleri yine borç alıp, gerektikçe İspanya, Portekiz, İrlanda ve Yunanistan gibi ülkelere borç verecekler. Eğer olmazsa AB Merkez Bankası para basacak. Hatırlarsanız ABD'de FED tam 1.5 trilyon dolar basmıştı. Şimdi aynı sürece benzer bir süreç göreceğiz. AB lkeleri bankaları gerekirse ellerindeki tahvilleri AB Merkez Bankasına satailecekler. Tabi bunun miktarını bilemiyoruz ama bu imkanın olması demek, piyasadaki likiditenin artırılması demektir. Hoşgeldin enflasyon...
Enflasyon bugünün sorunu değil ve 2010 yılı boyunca da pek öyle önemli bir sorun olmayacak. Ama 2011'in ortalarından itibaren, bu sorun ciddi bir sorun olabileceği gibi, genel olarak ekonomileri de stagflasyonist bir sğürece itiebilir. Önümüzdeki yıllar, daha birçok pakete gebedir. Sırada daha cari açığı yüksek ülkeler var. Bu konulara daha sonra değiniriz.
Bugün saat 11:00'de seans içinden yorum vereceğim. Piyasalar açıldığında endeksin 54.000-54.500 civarından işlem görmeye başlayacağını düşünüyorum. İlk anda alım yapılammalı ama seans içinde alım yapılabilecek seviyeler konsuunda yorum geçeceğim. Fakat şunu söyleyebilirim ki eğer 53.500 civarında veya 53.500-54.000 aralığında açılış olursa alım yapılabilir. Endeks bu hafta içinde, başka bir aksilik olmazsa, yeniden 57-58 bin seviyelerine doğru yükseliş yapabilir.
Dolarda ise 1.50'lere doğru gerileme olabilir. Bu nedenle döviz alımı için ena azından doların yeniden 1.50'Nin altına gerilemesi beklenmelidir. Şu an bankalar arasında dolar 1.53 seviyesinde bulunuyor ve bu seviyelerden satış öneriyorum.
Saat 10:00'da seans içinden ilk yroumu vereceğim. Eğer volatilite yükske olursa saat
Tuesday, 04 May 2010
5 Mayıs 2010
3 Mayıs tarihindeki yazımda AB'deki sorunlu ülkelerin kırılganlık göstergelerini vermiş ve en zayıf ikinci halkanın Temmuz ayındaki yüklü borç ödemeleri nedeniyle İspanya olduğunu belirtmiştim. fakat bu kadar kısa sürede bu zayıf halkanın kopma noktasına gelmesini beklemiyordum. Dün piyasalar, Yunanistan'ı unutup İspanya'ya odaklandı. Avrupa'da düşüşler yüzde 4-5'leri bulurken, dün gece de ABD borsaları yüzde 2'nin üzerinde düşüşler sergilediler. Bunun yanında emtia borsalarında da sert düşüşler meydana geldi. Petrol 87 dolar seviyelerinden 83 dolar seviyelerine kadar geriledi. Altın ve bakırda da hızlı gerilemeler oldu. Emtia piyasasındaki gerilemenin bir sebebi de Çin'den gelen imalat sanayi haberleriydi. Çin'deki imalat sanayi endeksi 57'den 54.5 seviyesine geriledi.
Tabi ki başrolde İspanya vardı ve ispanya'Nın CDS'leri Almanya'Nın 208 puan üzerine çıktı (Çok basit anlatacağım ve karmaşık bir dil kullanmayacağım. CDS'i sigorta primi gibi algılayabilirsiniz. Elinizde İSpanyol tahvili varsa ve bu tahvillerin ödenmemesi riskine karşı bu tahvilleri sigorta ettirmek isterseniz, Almanya'nın tahvillerine göre yüzde 2.08 daha fazla faiz ödemeniz gerekiyor) CDS'lerdeki artış default olasılığının arttığı anlamına geliyor. Dün Avrupa piyasaları İspanya yüzünden karışınca, İspanya Başbakanının saat 16:00'da açıklama yapacağı haberi geldi ve Başbakan Zapatero keşke bu açıklamayı yapmasaydı daha iyi olurdu. "Piyasalar teslim olmayacağız" dedi. Aynı cümleleri daha önce Yunanistan da kullanmıştı. Hatta Yunanistan kimseye ihtiyaçları olmadıklarını ve kimseden para istemediklerini ve kendi işlerini kendilerinin halledeceini söylemişti. Filmin sonunu biliyorsunuz.
Bildiğiniz üzere onlarca kirizi inceleyerek para Harekatı kitabını yazdım. Bu gibi durumlarda hep yöneticiler benzer açıklamalar yapıyorlar. Ama en sonunda diz çöküyorlar. Hatırlarsanız daha 10 gün önce Yunan maliye bakanı, "Yunanistan'ın defaultuna oynayanlar donlarını kaybedecekler" demişti ve bugün Yunanistan'daki genel grev sırasında birileri maliye bakanının donunu aşağı çekebilir. Hani Türkiye'de olsa bir yumrukla burnu kırılır diyeceğim ama, Yunanistan'da iş farklı olabilir.
Sonuç olarak default korkuları Avrupayı sarmış görünüyor. Zaten Çin, üçüncü defa karşılık oranlarını yükselterek, ekonomiyi soğutmaya kalktığı için endişler vardı ama şu an iyice su yüzüne çıktı.
Aşağıdaki grafik bizim endeksin günlğk hareketlerini gösteriyor. Hatırlarsanız 3 Mayıs'taki yorumumda bollinger bantlarının çok sıkıştığını ve sert hareketlerin gelemsi olasılığının yüksek olduğunu belirtmiştim ve dün itibariyle bizim endeks bollinger bandının alt bandının da altına kapanarak aşağı krıma yaptı. Kırdığı yerden itibaren en az 2-3 bin puanlık düşüş oluşabilir. Yani 57.500 seviyesini kırılan seviye olarak alırsak, yüksek olasılıkla endeks 54.500-55.500 aralığına kadar gerileyebilecektir ki bu hafta sonuna kadar gerçekleşebilir.

Aşağıda ABD'nin S&P500 endeksinin günlük grafiği yer alıyor. Bu endeks de alt bollinger bandının sınırında kapattı. Teknik olarak en azından 1.150 seviyelerine kadar gerilemesi beklenir.

Aşağıdaki grafikte DOW Jones'un hareketleri görülüyor. Son 6 günde üç büyük düşüş var ve Dow endeksi de bollinger alt bandına değdi.

Burada ayrıca CDS grafiklerini de verebilirim ama çok fazla kafa karıştırmaya gerek yok. Dün verdiğim seans içi yorumlarda zaten 58 bin aşağı kırılıp da Avrupa kötüleşince nakde geçilip beklemede kalınması gerektiğini ve sert düşüşler olabileceğini belirtmiştim. Eğer bu önerilere uyarak satış yapmış olanlar varsa bence dünkü düşüşler ardından olacak yükselişlere aldanmasınlar. Mutlaka yukarı yönlü tepkiler olacaktır ama bu tepkiler sınırlı kalacaktır. Tepkinin ne kadar olacağını hesaplamak için ise, kırılan kanalın boyutuna bakmak gerekir. Örneğin bizim endeks 57.500-59.500 aralığındaki 3000 puanlık bantta kanal oluşturmuştu. Şu an tam 57.500'e yakın kapattı ve hala kanal içinde bulunuyor ama Bollingerin altında kalması önemlidir ve ABD'deki sert düşüşler nedeniyle bugün zaten kanalın altında açılmasını ve 57 binin altında bir seviyeden güne başlamasını bekleyebiliriz. Dolayısıyla buradan yukarı yönlü oluşacak tepkide 3000 puanlık kanalın yüzde 38.2'si kadar bir tepki olabilir. Bu da en fazla 1000-1100 puan civarındadır. Eğer endeks güne 56.700'den başlarsa yukarı yönlü tepki en fazla 57.700-57.800'e kadar olabilir. Bu tür tepkilerin, daha önce satmayanlar için satış fırsatı olduğunu düşünüyorum. Mayıs ayı çok sıcak geçeceğe benziyor. Yer yer, yeni yükselişler ve güçlü çıkışlar başlamış görünümü oluşacaktır. Özellikle de Avrupa'dan gelecek haberler önemli olacaktır. Cin şişeden çıkmıştır. Yunanistan'a yardım yapmak konusunda Almanya'Nın kamuoyunun nasıl tepki verdiğini düşünürsek, İSpanya için de pamuk eller cebe denildiğinde kıyamet kopar.
Bir başka sorun daha var. İspanya, AB'nin dördüncü büyük ekonomisidir ve İspanya bankalarının elinde İspanya tahvilleri var. Bu tahviller şu an ciddi zarar yazıyor. İSpanya bankaları zor duruma girecektir. Fakat bir başka sorun daha var. Latin Amerika ülkelerinden Arjantin, Şili, Meksika gibi ülkelerin İspanya bankalarında pozisyonları yüksek olduğu için, bu kriz latin Amerika'ya da sıçrarsa şaşırmamak gerekir. Gerçi bunu şu an beklemiyoruz ama İSpanya'nın faizleri yükselmeye devam ederse contagion denilen bulaşma etkisinin başlaması riski vardır. Bu nedenle de, piyasaların bir anda bir haberi olumlu bulup her yükselmeye başlamasında, fazla iştahlı olmamak gerekir.
Piyasalar zaten, bu tür fırsatları yaratacaktır. Çünkü satamamış olanlar, arada bir yukarı çekip satma fırsatı yaratacaklardır. Buna dikkat etmek gerekir. Bu açıdan bakıldığında bizim endeks için 58.500-59.000 aralığı artık aşılması çok zor bir direnç (tepe) olmuştur. Alım yapmayı düşünenler için ileride seans içi yorumlarımda, çok iyi durumda olan ve bu düşüşler nedeniyle oldukça uygun fiyatlara gerilemiş hisselerin analizlerini vereceğim.
Bugün İstanbul dışında olacağım için seans içi yorum veremeyeceğim. Sağlıcakla kalınız...
EĞİTİMLERİM: (Kayıtlar bu hafta sonu kapanıyor...)
Güncel temel analiz : Hem değişen makro dinamiklerin hem de mikro bazda şirketlerin incelemesini yaptığımız ve gündemi takip ederek, güncel veriler ve haberlerle yaptığımız bir eğitimdir (3 ay sürelidir).(www.borfin.com.tr)
Yatırımcı Psikolojisi: Piyasaların bu tür dalgalı ve sert hareketler yaptığı durumlarda sağlıklı ve mutlu yatırımcı nasıl olunur konusunu ele aldığımız eğitimdir (1 ay sürelidir) (www.borfin.com.tr).
Temel analiz: Hem makro hem de mikro açıdan olaylara nasıl bakmalıyız? Hisse seçerken hisseye nasıl fiyat biçmeliyiz. Bilançodaki en önemli kalemler hangileri? Şirketin geleceğini okuyup nasıl bir yatırım stratejisi izlenmelidir? (3 ay sürelidir) (www.borfin.com.tr)
Sunday, 02 May 2010
“Default’u önlemek birinci ulusal kırımızı çizgimizdir. Çok açık söyleyeyim ki, ülkenin default olmaması için her şeyi yaptım ve yapmaya da devam edeceğim.”
Papandreu-Yunan Başbakanı
AB ve IMF ile anlaşmanın imzalanmasının ardından Papandreu dün bakanlar kuruluna televideo ile bağlanarak bunları söyledi. Halkına da seslenen Papandreu, katastrofik bir sonuçtan kurtulmak adına Yunanlıların çok büyük fedakârlıklar yapması gerektiğinin altını çizdikten sonra problemli diye tanımladığı kamu hizmetleri personelinin ve kamu emeklilerinin maaşlarını düşürdü. Ayrıca milletvekillerinin aldığı 13. Ve 14. maaşlar olarak bilinen tatil ikramiyeleri de kesildi. Tüketim vergilerinde sert artışlar olacak ve savunma harcamalarında, hastane yenilemelerinde köklü harcama kısıntısına gidilecek.
Planın 3 yıla yayılacağı ve bu süre içinde toplam 110 milyar euro olacağı bildirildi. 80 milyarını AB, 30 Milyarını da IMF veriyor. AB'ye düşen kısmın yüzde 28'ini ise Almanya karşılayacak.
Yunan işgücü birlikleri ve bazı sivil toplum örgütleri Çarşamba günü ciddi bir genel grev yapacaklar. Geçen cumartesi günü de 1 Mayıs işçi gününde ciddi bir hükümet karşıtı eylem vardı. Bu eylemler önemli şiddet unsurları da içerdi.
Hükümet, acil eylem planını kendi parlamentosuna sunacak olup, Parlamento’nun planı Cuma günü onaylaması bekleniyor. Papandreu bunun ellerindeki tek çare olduğunu ve 300 milayrlık borcu başka türlü finanse edemeyeceklerini söyledi.
Kanımca sorun şimdilik halloldu ama bundan sonra en az 1-2 ay haberlerde, Yunan soklarını ve Yunanistan'daki gösterileri izleriz. BU sert ve acı reçeteyi uygulamak politikacılar için pek kolay olmayacak.
ŞİMDİ AVRUPANIN DİĞER ÜLKELERİNE BAKALIM - SIRADA KİM VAR?
Tablo: Avrupa’daki Sıkıntılı Ülkelerin Kırılganlık verileri

Dikkat edilirse her satırda en kötü veriye sahip ülkenin bu verileri kırmızı ile gösterilmiştir. Şüphe yok ki Yunanistan 8 gösterge içinde 6 tane en kötü göstergeye sahip olarak, en kırılgan durumdadır. İkinci en kötüler ise pembe olarak belirtilmişlerdir.
Tablonun dikkat çeken verileri şöyledir.
- İSPANYA : Bilindiği üzere Nisan ayının (2010) son haftasında S&P İspanya’nın notunu AA+’dan, AA’ya düşürdü. Dış borcun GSYIH’ya oranı Yunanistan’ınkine çok yakındır. Bu arada Reel efektif döviz kuru ülkenin rekabet gücünü göstermektedir. İspanya rekabet açısından en kötü durumdadır, 1999’dan bu yana Yunanistan’a göre parası daha fazla değer kazanmıştır. Fakat kamu borçlarının GSYIH’ya oranı Yunanistan’ın yarısından daha azdır. Ayrıca yapacağı faiz ödemelerinin kamu gelirlerine oranı (%4.5) Yunanistan’ın (%13.5) yarısından daha azdır. İspanya’nın 10 yıllık devlet tahvili faiz oranlarına bakıldığında yüzde 4.2 rakamını görüyoruz. Bu çok makul bir oran olmasına karşın, Temmuz 2010’da yapacağı yaklaşık 33 milyar Euro borç ödemesi geldiğinde bu oran hızla artabilir (Bkz. Borç ödeme takvimi grafiği).
- PORTEKİZ: S&P Portekiz’in notunu “zayıf finansman yapısı” ve “rekabetçi olmayan bir ülke” olması nedeniyle iki kademe aşağı çekerek A-‘ye düşürdü. Bu ülke, Yunanistan’dan sonraki en zayıf halkadır. Bütçe açığının GSYIH’ya oranı oldukça makul ve düşüktür. Fakat asıl sorun dış borçlar noktasındadır. Portekiz Euro bölgesine girdiğinden bu yana kurları yüzde 10 değerlenmiştir. Cari açığın GSYIH’ya oranı yüzde 10.3 seviyesindedir ve dış borçların GSYIH’ya oranı, yüzde 232 ile, Yunanistan’a göre yüzde 40 daha yüksektir. Eğer Portekiz’e verilen dış borçlar konusunda endişeler doğarsa, Yunanistan’dakine benzer durumlar Portekiz için de yaşanabilir.
- IRLANDA: Yunanistan’dan çok daha kötü bir bütçe açığına sahip bulunuyor ve GSYIH’sının yüzde 11.6’sı kadar bütçe açığı var. Bilindiği üzere Maastrich kriterlerine göre kırmızı çizgi yüzde 3’tür ve İrlanda bunu neredeyse 4 kat aşmış durumdadır. İrlanda’nın kamu borcunun GSYIH’ya oranı da hızla artmaktadır. Bütçe açığındaki ve kamu borçlarındaki bu zayıflığa karşı, İrlanda çok kapsamlı bir mali istikrar paketi açıklayarak piyasalara güvence verdi. Fakat Nisan ayının son haftasında tahvil piyasasında İrlanda kağıtlarının faizlerindeki yükselme önemli bir kötü sinyal olarak karşımıza çıktı. Bunun en önemli sebebi de çok büyük bir olasılıkla İrlanda’nın dış borçlarının GSYIH’sının yüzde 982’sine erişmiş olmasıdır. Her ne kadar bu oran çok korkutucu görünse de, bu oranın 1999’da yüzde 30’dan yüzde 1000’e yaklaşmasının altındaki temel sebep, İrlanda’nın bu dönemde yoğun direkt yabancı yatırım almasıdır. Bu dış borçların çok büyük kısmı şirketlerin aldığı borçlardır yani İrlanda’ya yatırım yapan ve şirket kuran ya da satın alan yabancılar, bu şirketlere dışarıdan borç da getirmiştir.
- ITALYA: AB bölgesi içinde daha önce de zayıf link olmasına rağmen, son verilere baktığımızda İtalya’nın durumu kırılganlık bağlamında çok da kötü görünmemektedir. Kamu borçlarını GSYIH’ya oranı yüksek olsa da, maliye politikalarındaki istikrar ve iyi yönetilme sonucunda, bütçe açığı neredeyse yok denecek kadar azdır. İtalya’nın bu karalılığını sürdürmesi gerekmektedir. Faiz ödemelerinin kamu gelirlerine oranı en yüksek ülke konumundadır. Bu nedenle de dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak AB bölgesindeki zayıf halkaların görünümü bu şekildedir ve Temmuz 2010’da İspanya’nın çevirmesi gereken borç miktarının yüksekliği Yunanistan’a benzer sorunların tekrar gündeme gelmesine neden olabilir.

Bu grafikte AB’deki borç sıkıntılı ülkelerin 2010 yılı içindeki borç ödeme takvimi veriliyor. Dikkat edilirse Temmuz ayında İspanya’nın 32 milyar Euro ödemesi bulunuyor. Eğer bu yılın Mayıs ve Temmuz ayları atlatılırsa yılın ikinci yarısında bu ülkelerden kaynaklanacak sorun olasılığı azalır.
PİYASALARA BAKIŞ:
Borsamız geçen hafta cuma günü bir ara 58 binin altına inmişti. O sırada Yunan maliye bakanı AB ile anlaşmaya yakın olduklarını açıklayınca bir anda borsa 1000 puana yakın yükseliş yaparak 59 bin civarından kapanmıştı. Fakat sonrasında ABD borsaları geçen cuma'yı yüzde 1.5-2 aralığında düşüşlerle kapattılar. Bu yüzden bugün bizim borsamız açıldığında eğer ABD borsalarının future'ları en azından yüzde 0.30-0.40 civarında toparlama yapmamışsa, bizim endeksimiz güne 500 puan civarında bir düşüşle başlayabilir. Endeks üç haftadır 57 bin ile 59.500 aralığında sıkıştı. Bollinger bantlarında çok önemli bir daralma oldu. Bu hafta veya gelecek hafta içinde çok sert hareketlere hazırlıklı olun. Yön tayin etmek zor olsa da bollinger bandının kırıldığı yönde pozisyon almak mantıklı olur. Fakat şimdilik en azından ilk seansta, dış piyasalarda ters bir gelişme olmadığı sürece, 58.200 ile 59 bin aralığında hareket etmesini bekliyorum.
Bugün TÜFE ve ÜFE rakamları açıklanıyor. TÜFE'yi piyasa yüzde 0.64 olarak bekliyor ama bence en az yüzde 0.90 veya daha fazla olacak. Eğer yüzde 1 veya daha yüksek oran gelirse, dolar yeniden 1.51'leri bulabilir ve faizler 9.50 seviyelerine çıkabilir. Fakat tersi olur da yüzde 0.50 veya civarında bir rakam gelirse, doların yeniden 1.4750 seviyelerine gerilediğini görebiliriz.
NOT: Bugün ilk seans içi yorum saat 14:30'da verilecektir. Daha önce seans içinden duyurduğum "Yatırımcı Psikolojisi", "Temel analiz" ve "Güncel Temel Analiz" eğitimlerine kayıt yaptıramayanlar olmuş. Bu nedenle bu eğitimlerin kayıtlarını uzattık. www.borfin.com.tr adresinden eğitime kayıt yaptırabilirsiniz.
Güncel Temel Analiz eğitimi nasıl oluyor? diye soranlar olmuş. Bu eğitime daha önce benim temel analiz egitimimi almış olanları kabul ediyoruz. Aslında daha önce temel analizi almadan da buna katılmanız mümkün ama, size hiçbir faydası olmaz. Çünkü birçok konu anlaşılmaz gelecektir. Ama Temel analiz eğitimimi almışsanız çok faydasını görürsünüz. Geçen dönemden farklı olarak bu yeni dönemde şöyle bir uygulama başlattım. Yeni başlayan eğitim döneminde her katılımcı incelenmesini istediği hisseyi bana bildiriyor. Fakat önce, kendisi iyi bir inceleme yapıyor, analizleri bitiriyor ve daha sonra ben inceliyorum ve O'na yanlış bakış açılarını, anlayamadığı noktaları, dipnotları ve faaliyet raporlarını anlatırken eğitimi izleyen herkes farklı bakış açıları kazanıyor. Her katılımcının sorduğu ve üzerinde çalışma yaptığı hissenin analizini bir de ben yapıyorum. "Yatırımcı Psikolojisi" eğitimi ile ilgili ayrıntılı bilgi öğrenmek ve daha önce katılmış olanların görüşlerini okumak isterseniz SEaNS İÇİNDEN-YE bölümünü okuyabilirsiniz.


|
|
|
BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com
|
|
07 Eylül 2010 - AKŞAM
|
|
|

|
Belçika'yı ciddiye alın!!
|
|
| |
|
Deniz GÖKÇE
|
|
|
|
07 Eylül 2010 - HABERTURK
|
|
|

|
Enflasyonda riskler
|
|
| |
|
Ercan KUMCU
|
|
|
|
07 Eylül 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Hazine nakit yönetimi
|
|
| |
|
Mahfi EĞİLMEZ
|
|
|
|
07 Eylül 2010 - VATAN
|
|
|

|
Ağustos'ta enflasyon
|
|
| |
|
Asaf Savaş AKAT
|
|
|
|
31 Temmuz 2010- RADİKAL
|
|
|

|
Yüksek hızda büyümeyi sürdüremeyiz
|
|
| |
|
Taner BERKSOY
|
|
|
07 Eylül 2010- VATAN
|
|
|

|
Borsa da “Havetçi”mi?
|
|
| |
|
Ali AĞAOĞLU
|
|
|
01 Eylül 2010- HÜRRİYET
|
|
|

|
Kısa yoldan zengin olmanın yolu
|
|
| |
|
Ege CANSEN
|
|
|
|
06 Eylül 2010- RADİKAL
|
|
|
|
Ekonomi politikasında atalet |
|
| |
|
Fatih ÖZATAY
|
|
|
04 Eylül 2010 HABERTURK
|
|
|

|
Güçlüler ve gölgeleri
|
|
| |
|
Gazi ERÇEL
|
|
|
|
24 Mayıs 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
Emtia piyasalarında son durum
|
|
| |
|
Ateşhan AYBARS
|
|
|
|
|
|
|
|
06 Eylül 2010 - RADİKAL
|
|
|

|
Ödemeyene ödül: 'Yapılandırma'!
|
|
| |
|
Uğur GÜRSES
|
|
|
|
01 Eylül 2010 Finanstrend.com
|
|
|

|
İTO verileri gıda fiyatlarında artış gösteriyor
|
|
| |
|
Özgür ALTUĞ
|
|
|
|
23 Şubat 2010 MİLLİYET
|
|
|
|
‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda
|
|
| |
|
Osman ULUAGAY
|
|
|


|