ANASAYFASEANS ICINDEN-Yasar ErdincYORUM-ANALIZÖĞRENCİLERİM İÇİN ÖZELKİTAPLARTEMEL ANALIZ EGITIMITEKNIK ANALIZ EGTTRADING EGITIMIİLETİŞİM
 

 

19 Temmuz 2010      Erdinç Bakışı

Tatil sonrası merhaba..

Yasar ERDİNÇ

17 Mayıs 2010        DERİN Bakış

YENİ!!!  İşletmelerde Nakit Akımın Önemi

    Nurgül CHAMBERS

26 Ocak 2010       Referans

Erhan Aslanoğlu

FED Faiz Artırımlarına Başlamalı

Erhan Aslanoğlu

RADİKAL KİTAP'TAN ESİN ÇETİNEL'İN DEĞERLENDİRMESİ
15 Ağustos 2007
Finansal terörizm, krizler ve ABD

 

Yaşar Erdinç'in 'Para Harekâtı' kitabı, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri bir aşk öyküsü çevresinde okumak isteyenler için

ESİN ÇETİNEL

Mali piyasaları takip edenlerin basından tanıdığı Yaşar Erdinç'in Para Harekâtı daha ilk sayfasından itibaren beni şaşkınlığa sürükledi. Erdinç, klasik ekonomi kitaplarının o kasvetli havasını yok etmek için kitabına bir öyküyle başlamıştı. Hem de ne öykü. O, gazete manşetlerine kadar taşınan 2001 krizinin dramatik öykülerinden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık seksen yıllık tarihinin en büyük mali krizinin yaşandığı dönemde gün geçmiyordu ki bir intihar, bir iflas, bir tutuklama haberi çıkmasın. İşte Erdinç o dönemi dramatik bir öyküyle kitabının girişine taşımış.
Ünlü bir işadamının 2001 krizinde batışı ve ardından geçirdiği kalp krizi ile yaşamanın son bulması... Yani Türk filmi kıvamında bir giriş. Bu, kitaptaki ilk şaşkınlığım oldu ancak son değil. İlerleyen sayfalarda başrolü ölen işadamının kızı aldı. Babasını 2001 krizinden kaybeden Hülya doktora tezi konusunu 'Babasını ölüme sürekleyen süreci anlamak için' tabii ki krizler olarak seçti. Tez çalışmasının başında karşılaştığı 'finansal terörizm' kelimesi ise kitabın ana temasını oluşturdu. Hem okuyup hem çalışan Hülya tezini güçlendirebilmek için çok zor şartlarda yaşamasına rağmen 750 milyon verip hafta sonu düzenlenen iki günlük bir eğitim programına kaydoldu. Bu seminer sayesinde Hülya hem doktora tezinin ana hatlarını oluşturdu, hem de semineri veren 'yakışıklı hocası Serhat Cengiz ile yaşadığı duygusal ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlandı.
İşte ekonomiye girişte bu uzun girizgâhtan sonra başladı. Serhat ve Hülya'nın duygusal ilişkisinin serpiştirildiği iki günlük seminer boyunca ekonominin dinamikleri de işlendi.
Ekonomiyi bir insan vücuduna benzeten Serhat hoca ekonomideki dengeleri anlatırken de üzerinde kristal top duran masa örneğini veriyor. Seminer boyunca üzerinde kristal top olan ve kırıldığında ne olduğunu 2001 krizinde acı bir biçimde öğrendiğimiz masanın ayakları olan kamu kesimi (bütçe dengesi), reel kesim (arz-talep ve enflasyon), dış ödemeler dengesi (cari açık) ve malum finansal piyasalar (faiz ve döviz) arasındaki ilişki irdelendi. Kitabının önsözünde ekonomi tahsili almamış sıradan okuyucuya ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Yaşar Erdinç duygusallık dozunu hiç düşürmemeye çalışarak ekonomiye ilişkin eğitimi ve mesleği ekonomi ağırlıklı olmayan başka deyişle sokaktaki insanların sorduğu soruları bu seminerde katılımcılara sordurduğu sorularla yanıtlayarak kitabını örmüş. Bu arada basında kriz döneminde çıkmış gazete köşe yazıları da kitaba eklenerek kuvvetlendirilmiş.

Latin Amerika krizleri
Tabii iki günlük ekonominin dinamiklerini basit bir dille anlatan seminer bitiyor ve ardından Hülya'nın krizler tezi başlıyor. Bu bölümde ise Hülya her birinde ABD'nin de desteklediği rejim değişikliklerine kadar giden Arjantin, Şili, Peru ve Meksika krizlerini inceliyor. Yazar bu bölümlerde Türkiye'nin adını zikretmeden göndermeler yapmaktan da geri kalmıyor. Kitabın açıkçası benim için en ilgi çeken bölümü ihtilallerle sonuçlanan bu ekonomik krizlerde sözkonusu ülkelerin ekonomilerindeki hızlı iyileşme ve ardından dış etkenlerin de etkisiyle (hangi ülke olduğunu yazmama gerek yok herhalde) hızlı çöküş süreçleri ekonomi penceresinden inceleniyor. Bu arada ülkemizde de ciddi yatırımları bulunan George Soros gibi namı diğer para sihirbazının bu ülkelerdeki faaliyetleri de genişçe yer alıyor.
Sonuçta bu bölümde tüm Türk okuyucuları açısından çıkartılacak çok sayıda sonuçta var.
Gelelim bu kitapta beni yine çok şaşırtan bölüme. Bu bölümde Cengiz ve Hülya çifti bir hafta sonu Antalya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e belli başlı ülkelerin krizlerine ilişkin sunum yapıyor. Yine Latin amerika ülkelerindeki krizlere ilişkin detaylı sunumlarda Başbakan ve katılan diğer bakanların soruları ve bunların yanıtları oldukça ilginç... Tabii bir gazeteci ve okur olarak bu bölümdeki en merak ettiğim konu ise 'bu sunum gerçek mi', 'başbakan ve bakanların soruları ve hatta kendi aralarındaki tartışmaları doğru mu'...
Evet bir ekonomi kitabında görmeye alışmadığımız çok sayıda unsuru barındıran Para Harekâtı bir aşk öyküsü çevresinde ekonominin dinamikleri, Türkiye ekonomisi, dünyadaki ekonomik ve politik krizleri, çok sayıda köşe yazısı, kitap ve internet sitesi önerileriyle okura bir yol haritası çizmiş.

 

Kitabımı bütün  DNR, REMZİ KİTABEVİ, İNKILAP KİTABEVİ ve diğer büyük kitabevlerinde bulabilirsiniz. Ya da aşağıdaki internet adreslerinden sipariş verebilirsiniz.

http://www.ideefixe.com/

http://www.kitapyurdu.com/

http://www.scala.com.tr/

 Yaşar Erdinç- Köşe Yazılarım

ESKİ KÖŞE YAZILARIMI OKUMAK İÇİN: Ekranin solunda "latest posts" adinda bir bölüm var. Bu bölümün altinda son yazilarimin basliklari yer aliyor. Bunu tikladiginizda ilgili yaziyi okuyabilirsiniz. Örneğin Şubat ayindaki tüm yazilarimi görmek için  sol tarafta "Archieves" yazısının altındaki "February" yazisini tiklamaniz yeterlidir. Ya da Mart ayindaki yazılarımın tümünü  görmek için "March" yazisinin üzerini tiklayiniz.

 


Friday, 26 February 2010

26 Şubat 2010

Son dört  gündür sert düşüşler oldu: siyaset, dış piyasalar, ekonomiler birbirine girdi. Şu an her zaman olduğu gibi yatırımcının kafası karma karışık. Halbuki böyle durumlarda kafa karıştırmaya gerek yok. Piyasa nasıl istiyorsa o şekilde davranır ve piyasa her zaman haklıdır.

52 bin seviyesi aşağı geçildikten sonra kama fromasyonu aşağı kırımış oldu ve bu formasyon gereği de düşüş oldukça sert oldu. Zaten bu nedenle de sizlere nakde geçip beklemenizi önermiştik. Hatırlarsanız S&P'nin not artırımı sonrasında, bunun satış fırsatı olarak kullanılabileceğini ve asla coşku içinde olunmaması gerektiğini yazmıştık. Çünkü not artırımı ile beraber o beklenti bitmişti.

Buraya kadar olanları zaten biliyorsunuz. Yani iç siyasi gerginlik, dış piyasalar vs.. konusundaki gelişmeleri "şöyle oldu, böyle oldu..." diye anlatmanın bir anlamı yok. Herkes zaten neler olduğunu biliyor. Sadece şu andan sonra neler olabileceğini merak ediyor. Ben bu konuya değineceğim.

Bugün  bizim piyasalar 1000 puanın üzerinde yükselişlerle açıldı. Dün gece saat 23:00'te bloomberg TV'de yaptığım yorumda da 500 ila 1000 puan arasında bir yükselişle açılış olabileceğini ve bunun sebebini de şöyel açıklamıştım. Dün ABD borsaları güne çok kötü başladıktan sonra ve yüzdde 1.70'e varan düşüşlerin ardından günü sadece yüzde 0.51 düşerek kapattıklarını belirttim. Ayrıca dün siyasi tansiyonun biraz düşmesi de bugün için olumlu sayılabilirdi. Fakat unutulmamalı ki, bu geri yükseliş ve  yukarı yönlü tepki, herşeyin düzeldiğini göstermiyor. Şu an borsamız düşüş kanalı içindedir ve bu kanalın üst bandı 52.500 ile 53.000 civarıdır. Bunun bir başka anlamı da borsa endeksinin bu aşamadan sonra önümüzdeki en az bir aylık bir süre içinde bu seviyeyi geçmesi olasılığının yüzde 15'den fazla olmadığıdır.

Şu an için en önemli direnç bölgesi 51.750 ile 52.150 aralığıdır. Bu aralığın üzerinde alım yapmak sakıncalıdır. Endeksin bu seviyenin üzerine çıkmak isteyeceğini zannetmiyorum. Dünkü düşüşler sonrasında, büyük olasılıkla gitgide azalan bir hacim göreceğiz ve endeks yavaş yavaş sıkışmaya başlayacak. Bu sıkışma bandı ise 49 bin ile 50.750 aralığı olabilir. Yani adeta bir nefes alma, korkunun geçmesi dönemi yaşanacaktır. Ama işlem hacmi de bu tür durumlarda zayıflar. Eğer daha önceki yazılarımızı okuyup da 53 bin civarında satmış olanlar varsa alım için hiç aceleci olmasınlar. Bu aşamada özellikle 48.500 ile 49.500 aralığı kısa vadeli tepki yükselişlerinden yararlanıp para kazanmak için uygun görünüyor. Şu an için sanki "bu aralık dün görüldü ve artık tren kaçtı gibi" düşünülse de, dün alım yapmak sağlıksızdı. Çünkü dow jones'taki dünkü hareket yüzde 2'ye varan düşüşle bitmiş olsa, bugün biz 46 binlere doğru yol alıyor olurduk. Yani düşen bıçağı tutmaya kalkmayın. Her sert düşüşün ardında bir soluklanma bekleme ve yukarı yönlü bir umudun oluştuğu zamanlar olur. Bu yatırımcıların bireysel olarak psikolojilerinden ve piyasa psikolojisinden kaynaklanır.

Verdiğim bu aralıkta alım yaparsanız, endekse paralel hareket eden kağıtlarda olmalıdır ve 48.000 seviyesi aşağı geçilip bu seviyenin altında bir kapanış olacağını anladığınızda stop-loss yapmalısınız. Satış hedefi ise 52.250-53.000 aralığıdır. Şu an bu aralıklar çok uzak görülse de piyasa işte böyle bir varlıktır.

Yukarıda anlattıklarım kısa vadede olası görünümlerdir. Biraz daha orta vadeye baktığımızda ise, artık bol para döneminin sonuna gelinmeye başlamıştır. kriz döneminde basılan paralar artık yavaş yavaş çekilmeye başlanırken, Avrupa ekonomileri hala ciddi ve net ir toparlanma sinyali vermezken, ülkelerin borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği ve notlarının düşebileceği sorgulanırken, borsalarda yeniden sağlıklı ve güçlü yükseliş trendlerinin oluşabilmesi için, oldukça sert ve güçlü düşüşler görmemiz ve bu korkuların tamamının fiyatlanmış olması gerekiyor. Şu an bu korkular fiyatlanmaya başlamış olsa da, büyük para yöneticileri, bundan sonraki sürecin, asla geçmiş 9 ay gibi olmayacağını biliyorlar.

Şu anki durumu değerlendirirken, asla dövizdeki gelişmeler göz ardı edilmemelidir. Bundan 2 ay önce döviz yukarı gittikten bir süre sonra hızlı gevşemeler yapıyordu. Fakat şu an durum farklılaştı. Türkiye artık reel faizi yüzde 5-6 olan cazip bir ülke değil. Enflasyondaki gelişmeler her ne kadar, Merkez Bankası tarafından geçici olarak kabul edilse de, piyasa kendi mantığı içerisinde bunu böyle kabul etmiyor ve enflasyonda yeni düşüş trendi başlayana kadar da, özellikle tahvil bacağında çok istekli alıcılar olmayacaklardır. Yani faizlerde de yükseliş bekleniyor. Bu aşamada Merkez BAnkası faizleri yeniden daha erken bir sürede artırmaya başlayabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Çünkü hükümet bu konuda çok sert tepki verir. Zaten ekonomideki gelişmeler ve işsizlik Ak parti'nin oyu üzerinde negatif etki yapmışken, faizleri yeniden artırmaya başlamak o kadar kolay bir iş değil. Zaten merkez Bankası faizleri yeniden artırmaya başladığında, enflasyon kanımca yüzde 10'u geçmiş ve hatta yüzde 11'e doğru yol alıyor olacak. Bu tür bir aşamada faizleri yüzde 7'ye çıkarmak da yabancı için çok cazip olmayacaktır. Uzun lafın kısası, TL'nin hiçbir cazibesi kalmamıştır ve bu yerli yatırımcı için de böyledir. Şu an bankada parası olan birinin yıllık bazda net alacağı faiz en fazla yüzde 8 civarındadır. Yani enflasyondan koruması beklenmez. Bu sebeple bu aşamada TL mevduattan döviz mevduatına kayışı da görüyoruz. İşte bu sebeplerle dolar/TL kuru için bu aşamada 1.52 seviyesi önemli bir destek görevi görecektir. Daha önceki yazılarımızda, zaten bu trendi bu şekilde değerlendirip, doların 1.56-1.58 aralığına kadar bir yükseliş yapabileceğini ve elinde döviz tutanların beklemede kalması gerektiğini vurgulamıştık. Bundan sonra da dövizde elbetteki gerilemeler olacaktır ama bu gerilelemer sırasında oluşan yeni dip seviyeler, önceki dip seviyelerin üzerinde kalmaya adaydır.

Türkiye'ye yabancı kaynak girişinde de özellikle önümüzdeki üç ay içinde ciddi bir zayıflama göreceğimizi düşünüyorum. İthalat ivme kazanmışken, enflasyon yükseliş trendiyken ve reel TL getirileri sıfır civarında ve hatta negatif iken, kur üzerinde ek baskılar oluşacaktır. Bu nedenle portföylerde en azından yüzde 20-25 civarında döviz varlıkları bulundurulabilir.

Ekonomimiz son üç ayda çok güzel sinyaller vermişti. özellikle sanayi üretimi rakamları beklenenden daha iyiydi ama bu verilerde de bir duraksam göreceğimizi zannediyorum. Bu yılki büyüme hedefi olarak ben yüzde 4.5 civarında olacağını düşünüyordum ve bunu yazılarımda zikretmiştim ama hem Avrupa'daki gelişmeler hem de siyasettki gelişmeler, yeni endişeler doğrudu ve bunu yüzde 3.5-4 arasına çekmekte fayda var. Bir yandan enflasyon yükselirken (yanlış maliye politikaları yüzünden) diğer taraftan büyüme ivme kaybediyorsa, Türkiye için deflasyonit bir süreçten bahsedebiliriz.

Tüm bu şartlar altında orta vadede borsada olmak demek, bu tür sert düşüş zamanlarında alım yapıp, kısa vadede karları realize edip, alım için yeniden beklemeye geçmek anlamına gelir. Orta ve uzun vadeli yatırım için bir süre daha beklenmeli ve bu düşüş kanalının sona erdiğinin sinyalleri gelmelidir. Daha önecleri bahsettiğimiz W formasyonu yukarı eğimli bir şekilde oluşabilir ve Haziran ayına kadar 35-36 bin seviyeleirnin görüldüğü zamanları da görebiliriz. Özellikle de Nisan sonu ve Mayıs başlarında Yunanistan'ın 25 milyar euro borç çevirme operasyonunun ne kadar başarılı olabileceği şüphelidir. Avrupa'daki tek sorun Yunanaistan değildir. İç yapıda bankaların çok sorunlu olduğunu da biliyoruz. Ayrıca diğer PIGS denilen ülkelerde de sorunlar patlak verebilir. Aslında sorunlar var da, piyasalar bu sorunları da hatırlayarak kullanabilirler.

Orta vadeli resim de böyle görünüyor. Kalın sağlıcakla...

 

 

POSTED BY: Yaşar ERDİNÇ AT 01:45 am   |  Permalink   |  E-mail this
 

29 T emmuz2010              Webani

Ağustos ve Böcekleri Üzerine  

Atilla YEŞİLADA

 

BASINDA EKONOMİ ve FİNANS
(Yazarın resmini tıklayınız)
www.bilgeyatirimci.com

30 Temmuz 2010 -        AKŞAM

 

Laubaliliğin faturası

 
 

Deniz GÖKÇE

 

29 Temmuz  2010 -       HABERTURK

 

ISO 500 şirketleri vergiye çalışmış

 
 

Ercan KUMCU

 

29 Temmuz 2010 -          RADİKAL

 

Mahfi Eğilmez

Yıl sonu tahminleri

 
 

Mahfi EĞİLMEZ

 

27 Temmuz 2010 -        VATAN

 

İstihdamın kalitesi

 
 

Asaf Savaş AKAT

 

31 Temmuz 2010-      RADİKAL

 

Taner Berksoy

Yüksek hızda büyümeyi sürdüremeyiz

 
 

Taner BERKSOY

23 Temmuz 2010-          VATAN

 

Rekorlar devam eder mi?

 
 

Ali AĞAOĞLU

28 Temmuz 2010-   HÜRRİYET

 

  Bankalara ön gerilim sınaması

 
 

Ege CANSEN

 

29 Temmuz 2010-      RADİKAL

 

Fatih Özatay   

Ne ararsanız var son iki günün verilerinde  
 

Fatih ÖZATAY

31 Temmuz 2010       HABERTURK

 

Bu diyarda işler iyi gitmiyor
 
 

Gazi ERÇEL

 

24 Mayıs 2010  Finanstrend.com

 

Emtia piyasalarında son durum 

 
 

Ateşhan AYBARS

 

28 Temmuz 2010      REFERANS

 

Hasan Ersel

Yatırımın krizden çıkıştaki rolü

 
 

Hasan ERSEL

 

31 Temmuz 2010 -   REFERANS

 

Güven Sak

Yuri Lujkov neden bu kez gidici gibi duruyor

 
 

Güven SAK

30 Temmuz 2010 -     RADİKAL

 

Uğur Gürses

Arabesk para politikası

 
 

Uğur GÜRSES

 

29  Temmuz 2010 Finanstrend.com

 


TCMB bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyor

 
 

Özgür ALTUĞ

 

23 Şubat 2010      MİLLİYET

 

   

‘Şimdi sıra bizde’, her şey yolunda

 
 

Osman ULUAGAY

 
Bilgi Güçtür

DÜZEY EGT. ARAŞ. LTD.
KEMER CORNER SITESI, YAKUT BLOK DA:5 Göktürk-Eyüp-İSTANBUL

TELEFON (Phone): 0554-269 69 24 (Zafer Sarıçan)

Email: zafer.sarican@bilgeyatirimci.com


Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.