26 Şubat 2010
Son dört gündür sert düşüşler oldu: siyaset, dış piyasalar, ekonomiler birbirine girdi. Şu an her zaman olduğu gibi yatırımcının kafası karma karışık. Halbuki böyle durumlarda kafa karıştırmaya gerek yok. Piyasa nasıl istiyorsa o şekilde davranır ve piyasa her zaman haklıdır.
52 bin seviyesi aşağı geçildikten sonra kama fromasyonu aşağı kırımış oldu ve bu formasyon gereği de düşüş oldukça sert oldu. Zaten bu nedenle de sizlere nakde geçip beklemenizi önermiştik. Hatırlarsanız S&P'nin not artırımı sonrasında, bunun satış fırsatı olarak kullanılabileceğini ve asla coşku içinde olunmaması gerektiğini yazmıştık. Çünkü not artırımı ile beraber o beklenti bitmişti.
Buraya kadar olanları zaten biliyorsunuz. Yani iç siyasi gerginlik, dış piyasalar vs.. konusundaki gelişmeleri "şöyle oldu, böyle oldu..." diye anlatmanın bir anlamı yok. Herkes zaten neler olduğunu biliyor. Sadece şu andan sonra neler olabileceğini merak ediyor. Ben bu konuya değineceğim.
Bugün bizim piyasalar 1000 puanın üzerinde yükselişlerle açıldı. Dün gece saat 23:00'te bloomberg TV'de yaptığım yorumda da 500 ila 1000 puan arasında bir yükselişle açılış olabileceğini ve bunun sebebini de şöyel açıklamıştım. Dün ABD borsaları güne çok kötü başladıktan sonra ve yüzdde 1.70'e varan düşüşlerin ardından günü sadece yüzde 0.51 düşerek kapattıklarını belirttim. Ayrıca dün siyasi tansiyonun biraz düşmesi de bugün için olumlu sayılabilirdi. Fakat unutulmamalı ki, bu geri yükseliş ve yukarı yönlü tepki, herşeyin düzeldiğini göstermiyor. Şu an borsamız düşüş kanalı içindedir ve bu kanalın üst bandı 52.500 ile 53.000 civarıdır. Bunun bir başka anlamı da borsa endeksinin bu aşamadan sonra önümüzdeki en az bir aylık bir süre içinde bu seviyeyi geçmesi olasılığının yüzde 15'den fazla olmadığıdır.
Şu an için en önemli direnç bölgesi 51.750 ile 52.150 aralığıdır. Bu aralığın üzerinde alım yapmak sakıncalıdır. Endeksin bu seviyenin üzerine çıkmak isteyeceğini zannetmiyorum. Dünkü düşüşler sonrasında, büyük olasılıkla gitgide azalan bir hacim göreceğiz ve endeks yavaş yavaş sıkışmaya başlayacak. Bu sıkışma bandı ise 49 bin ile 50.750 aralığı olabilir. Yani adeta bir nefes alma, korkunun geçmesi dönemi yaşanacaktır. Ama işlem hacmi de bu tür durumlarda zayıflar. Eğer daha önceki yazılarımızı okuyup da 53 bin civarında satmış olanlar varsa alım için hiç aceleci olmasınlar. Bu aşamada özellikle 48.500 ile 49.500 aralığı kısa vadeli tepki yükselişlerinden yararlanıp para kazanmak için uygun görünüyor. Şu an için sanki "bu aralık dün görüldü ve artık tren kaçtı gibi" düşünülse de, dün alım yapmak sağlıksızdı. Çünkü dow jones'taki dünkü hareket yüzde 2'ye varan düşüşle bitmiş olsa, bugün biz 46 binlere doğru yol alıyor olurduk. Yani düşen bıçağı tutmaya kalkmayın. Her sert düşüşün ardında bir soluklanma bekleme ve yukarı yönlü bir umudun oluştuğu zamanlar olur. Bu yatırımcıların bireysel olarak psikolojilerinden ve piyasa psikolojisinden kaynaklanır.
Verdiğim bu aralıkta alım yaparsanız, endekse paralel hareket eden kağıtlarda olmalıdır ve 48.000 seviyesi aşağı geçilip bu seviyenin altında bir kapanış olacağını anladığınızda stop-loss yapmalısınız. Satış hedefi ise 52.250-53.000 aralığıdır. Şu an bu aralıklar çok uzak görülse de piyasa işte böyle bir varlıktır.
Yukarıda anlattıklarım kısa vadede olası görünümlerdir. Biraz daha orta vadeye baktığımızda ise, artık bol para döneminin sonuna gelinmeye başlamıştır. kriz döneminde basılan paralar artık yavaş yavaş çekilmeye başlanırken, Avrupa ekonomileri hala ciddi ve net ir toparlanma sinyali vermezken, ülkelerin borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği ve notlarının düşebileceği sorgulanırken, borsalarda yeniden sağlıklı ve güçlü yükseliş trendlerinin oluşabilmesi için, oldukça sert ve güçlü düşüşler görmemiz ve bu korkuların tamamının fiyatlanmış olması gerekiyor. Şu an bu korkular fiyatlanmaya başlamış olsa da, büyük para yöneticileri, bundan sonraki sürecin, asla geçmiş 9 ay gibi olmayacağını biliyorlar.
Şu anki durumu değerlendirirken, asla dövizdeki gelişmeler göz ardı edilmemelidir. Bundan 2 ay önce döviz yukarı gittikten bir süre sonra hızlı gevşemeler yapıyordu. Fakat şu an durum farklılaştı. Türkiye artık reel faizi yüzde 5-6 olan cazip bir ülke değil. Enflasyondaki gelişmeler her ne kadar, Merkez Bankası tarafından geçici olarak kabul edilse de, piyasa kendi mantığı içerisinde bunu böyle kabul etmiyor ve enflasyonda yeni düşüş trendi başlayana kadar da, özellikle tahvil bacağında çok istekli alıcılar olmayacaklardır. Yani faizlerde de yükseliş bekleniyor. Bu aşamada Merkez BAnkası faizleri yeniden daha erken bir sürede artırmaya başlayabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Çünkü hükümet bu konuda çok sert tepki verir. Zaten ekonomideki gelişmeler ve işsizlik Ak parti'nin oyu üzerinde negatif etki yapmışken, faizleri yeniden artırmaya başlamak o kadar kolay bir iş değil. Zaten merkez Bankası faizleri yeniden artırmaya başladığında, enflasyon kanımca yüzde 10'u geçmiş ve hatta yüzde 11'e doğru yol alıyor olacak. Bu tür bir aşamada faizleri yüzde 7'ye çıkarmak da yabancı için çok cazip olmayacaktır. Uzun lafın kısası, TL'nin hiçbir cazibesi kalmamıştır ve bu yerli yatırımcı için de böyledir. Şu an bankada parası olan birinin yıllık bazda net alacağı faiz en fazla yüzde 8 civarındadır. Yani enflasyondan koruması beklenmez. Bu sebeple bu aşamada TL mevduattan döviz mevduatına kayışı da görüyoruz. İşte bu sebeplerle dolar/TL kuru için bu aşamada 1.52 seviyesi önemli bir destek görevi görecektir. Daha önceki yazılarımızda, zaten bu trendi bu şekilde değerlendirip, doların 1.56-1.58 aralığına kadar bir yükseliş yapabileceğini ve elinde döviz tutanların beklemede kalması gerektiğini vurgulamıştık. Bundan sonra da dövizde elbetteki gerilemeler olacaktır ama bu gerilelemer sırasında oluşan yeni dip seviyeler, önceki dip seviyelerin üzerinde kalmaya adaydır.
Türkiye'ye yabancı kaynak girişinde de özellikle önümüzdeki üç ay içinde ciddi bir zayıflama göreceğimizi düşünüyorum. İthalat ivme kazanmışken, enflasyon yükseliş trendiyken ve reel TL getirileri sıfır civarında ve hatta negatif iken, kur üzerinde ek baskılar oluşacaktır. Bu nedenle portföylerde en azından yüzde 20-25 civarında döviz varlıkları bulundurulabilir.
Ekonomimiz son üç ayda çok güzel sinyaller vermişti. özellikle sanayi üretimi rakamları beklenenden daha iyiydi ama bu verilerde de bir duraksam göreceğimizi zannediyorum. Bu yılki büyüme hedefi olarak ben yüzde 4.5 civarında olacağını düşünüyordum ve bunu yazılarımda zikretmiştim ama hem Avrupa'daki gelişmeler hem de siyasettki gelişmeler, yeni endişeler doğrudu ve bunu yüzde 3.5-4 arasına çekmekte fayda var. Bir yandan enflasyon yükselirken (yanlış maliye politikaları yüzünden) diğer taraftan büyüme ivme kaybediyorsa, Türkiye için deflasyonit bir süreçten bahsedebiliriz.
Tüm bu şartlar altında orta vadede borsada olmak demek, bu tür sert düşüş zamanlarında alım yapıp, kısa vadede karları realize edip, alım için yeniden beklemeye geçmek anlamına gelir. Orta ve uzun vadeli yatırım için bir süre daha beklenmeli ve bu düşüş kanalının sona erdiğinin sinyalleri gelmelidir. Daha önecleri bahsettiğimiz W formasyonu yukarı eğimli bir şekilde oluşabilir ve Haziran ayına kadar 35-36 bin seviyeleirnin görüldüğü zamanları da görebiliriz. Özellikle de Nisan sonu ve Mayıs başlarında Yunanistan'ın 25 milyar euro borç çevirme operasyonunun ne kadar başarılı olabileceği şüphelidir. Avrupa'daki tek sorun Yunanaistan değildir. İç yapıda bankaların çok sorunlu olduğunu da biliyoruz. Ayrıca diğer PIGS denilen ülkelerde de sorunlar patlak verebilir. Aslında sorunlar var da, piyasalar bu sorunları da hatırlayarak kullanabilirler.
Orta vadeli resim de böyle görünüyor. Kalın sağlıcakla...