ALPİN
19 Ekim 2009
Gencecikti, içi heyecan doluydu. Daha bu yıl Bilgi Üniversitesi'nden mezun oldu.
Tanışmamız iki yıl öncesine dayanıyor. Babamın vefatı öncesinde, Çapa'daki odasına gelip ziyaret etmiş, kendinden beklenmeyen derecede yüksek bir olgunluk örneği göstermiş, rahmetli babamı oldukça güldürmüştü.
Kendisini çok fazla sevdim. Mükemmel bir çocuktu. İş Yatırım'da bir staj ayarladım. Aklı fikri finansçı olmak, ileride "private equity" adı verilen türden bir iş kurmaktı. Stajını başarıyla bitirdiğinde, SPK lisanslarını da almış ve mezun olur olmaz iş bulma telaşına kapılmıştı. Kafasında inanılmaz güzel projeleri vardı. Duygusaldı.
Bizlerin de mezuniyet sonrasında yaşadığı ve şu an mezun olan ne kadar öğrencim varsa hepsinin kafasındaki "Hemen herşey oluversin, hayatımı düzene sokayım, iyi bir gelirim olsun ve geleceğe ilişkin belirsizlikler ortadan kalksın" duygularını en derin biçimde yaşıyor ve plan üzerine plan yapıyordu. Geçen 6 ayda iki defa beni aradı ve bir araya geldik. O'na acele etmeyip sakin olması gerektiğini, merdivenleri basamak basamak çıkmasının çok daha iyi olacağını anlattım. Şu örnekleri verdim; ilköğretimi bitirmeden, liseye gidilmediğini, liseyi bitirmeden üniversite olmayacağını, üniversiteyi bitirmeden arzu ettiği bir iş sahibi olamayacağını, üniversiteyi bitirmiş olsa bile, kendisine biraz zaman verip alternatifleri sakin bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan konuşmalarım oldu.
Her iş arayan yeni mezun gibi, ne yaparsa, nasıl aksiyon alırsa gelecek 10-15 yılını düzenleyeceğine kafa yoruyordu. Bir gün kendisine, hayatın bir yol olduğunu ve bu yolda yüzlerce köy, kasaba şehir olduğunu vurguladım. Her yeni mezun, hedefine hemen ulaştıracak kestirme yol arar. Eğer amacımız istanbuldan, Didim'e gitmek ise; öncelikle ya Çanakkale'ye uğrayıp, köprüyü geçip, bir sürü köyü görmemiz ya da Bursa üzerinden, Balıkesir'e gelip oradan İzmir yoluna ve sonrasında da Aydın güzergahı ile Didim'e ulaşmak mümkün olur. Hayat bizi öyle savurur ki, biz farkında olmadan, önce Van'a yola çıkıp, sonra oranın doğru güzergah olmadığını anlayınca Sinop'a gelip ardından Maraş'a uğrayıp da Didim'e ulaşabiliriz.
Bütün öğrencilerime derslerde verdiğim mesajları ona da aktardım. Eğer Didim'e gideceksen, oraya daha önceden ulaşmış en az 3 kişi bulacaksın ve yol haritalarını çizdireceksin. Herkes çok farklı yol haritaları çizecektir. Sen sana en hoş gelen ve severek gideceğin yolu seçeceksin. Biri ormanlık ve muhteşem manzaralarla dolu, ama çok virajlı 300 km yol olabilir. Diğeri, otoban ve 500 km'lik bir yol olabilir. Önemli olan en büyük keyifle yol almaktır. "Hayallerinin peşinde koş. Gerisi gelir" dedim. "Hayat kaostur. Bir arabanın tekerleğinden fırlayan bir küçük taş hayatının bütün akışını değiştirebilir, artık birçok şeyi biraz da oluruna bırak" dedim.
Birkaç iş bulma girişimimiz başarısız oldu. Kararını verdi. Amerika'ya gidip şansını şansını orada deneyecekti. Babasına "Oğul'dan" konulu bir e-posta gönderdi. İş bulamanın sıkıntısını yaşıyordu. Ama umutluydu. Kendi başına yeterliliğini ispatlamaya çalışıyordu.
Kanada'daki bir firmadan bir iş görüşmesine çağrıldı. Amerika'Nın Bufallo bölgesinden yola çıktı. Görüşme saatinde firma yetkilileri hazırdı ama O orada yoktu.
Beklediler... Beklediler... Sonra... yolda Trafik kazası geçirdiğini ve hayatının son bulduğunu öğrendiler.
Ben ise bu haberi üç gün önce öğrendim.

Sevgili okuyucularım, içim nasıl yanıyor bilemezsiniz. 26 yaşında hayata veda etti. Ve geçen Cuma günü, Cuma namazından sonra cenaze namazını kıldık. İmam "Ölüm ani, Dünya Fani" dedi. Cenab-ı Hak, yüce Rabbim mekanını cennet eylesin. Benim iki oğlum var ama ALPİN üçüncü oğlumdu. Evlat acısının nasıl olduğunu bilmem ve evlat acısından daha büyük acı yoktur derler, ama ALPİN'in ölümünde galiba buna yakın şeyler hissettim.
Babası RUHET GENÇ okulumuzda öğretim üyesidir. Odası benim odamın karşısındadır ve bana "Çocuklarınla çok zaman geçir" dedi.
Bugün bu yazıyı neden yazdığımı sorarsanız, bilmiyorum, içimden bunları yazmak geldi. Belki de "O'na bir iş ayarlamış olsaydım bunlar başına gelmeyecekti" diye düşündüğüm içindir. Ama Cenab-ı Allah "Vade geldiğinde ne bir saniye eksik ne bir saniye fazla" mealinde uyarıyor yüce kitabında. O an geldiğinde yüce emre boyun eğiyoruz ve hepimiz, o kapıdan geçip boyut değiştirdiğimizde karşılacağız gerçekle. İğreti dünyanın iğreti nimetlerinin peşinde koşarken, her gün yeni bir ders daha alıyoruz ve görüyoruz ki, herşey hayal, tek gerçek ÖLÜM'dür. "Her canlı ölümü tadacaktır".
Lise çağlarımda bir gün haberlerde, karla kaplı bir köyden hastaneye yetiştirilmek üzere yola çıkarılan çocuğun ölüm haberini duyup çok etkilenmiş ve bir şiir yazmıştım (tabi şiir derseniz). Bu şiiri ve bu yazıyı CANIM ALPİN'in aziz hatırasına ithaf ediyorum.
Dualarımda hep olacaksın ALPİN, Yüce ALLAH mekanını cennet nasip etsin.
MEHMET
Girdim bugün tek odalı kerpiç okula,
Bir suskunluk ve gözyaşı kızlarda.
Kaşları çatılmış erkeklerin,
Anlayamıyorum bir şey var ya.
Çenebaz Selim bile dudağını oynatmıyor bugün,
Ahmet, çekmiyor saçını Neriman'ın,
Toz duman içinde değil sınıf,
Suskun.
Ölüm sessizliği sürüyor sıralarda,
Ses yok, tipinin uğultusundan başka,
Birden!
Gözüm takılıveriyor sıralarda bir boşluğa,
MEHMET!
Yok yerinde Mehmet'im....
Dün hastalanmıştı yavrucak,
Yola çıkarmışlardı kızakla...
Birden hayali geliyor önüme Mehmet'in,
O masum yavru derdi ki hep,
"Ben Kaymakam olacağım öğretmenim"
"Hiç kapattırmayacağım yolunu köyümün".
Mehmetim...
Canım Mehmedim,
Bak o kara kış,
Kapadı kaymakamlık yolunu senin,
Kapadı açılmamak üzere...
Kapadı Mehmedim.
***
PİYASALAR
Geçen hafta içinde Anayasa Mahkemesi'nin yabancılara olan vergi ayrıcalığını iptal kararı nedeniyle piyasalarda bir miktar bozulma olmuştu. Cuma gecesi dow jones da yüzde 0.67 gerilemeyle kapandı. Şu an Dow Jones future'ları 0.22 oranında aşağıda bulunuyor.
Gelelim bu haftaya başlarken önemli noktalara;
Geçen hafta Merkez Bankası'Nın faiz kararı önemliydi ama daha önemli birşey oldu. Merkez bankası TL karşılık oranlarını 1 puan indirerek toplamda 3.3 milyar TL'lik bir kaynağı salıverdi. Bunu nasıl yorumlamak gerektiği önemlidir. Ekonominin reel ayağındaki gelişmeler tahminlerimizden daha kötü olabilir. Ya da dövize talep oluşması için bu karar alınmış olabilir. Sonuçta reel ekonomi resmen felç geçiriyor. Düşen kurlarla ihracatçılar felaket kötü durumdalar ve bu gidişle işsizlikte yeniden hızlı artışlar görebiliriz.
Piyasalara gelince;
FED deli gibi para bastı ve bu paranın ABD'deki ekonomik büyümeyi hızlandırması beklendi.
Paranın kredi olarak tüketici ve yatırımcıya gitmesi bekleniyordu.
Fakat para, borsalara, emtia piyasasındaki spekülatif hareketlere, gelişmekte olan ülke borsalarına kaydı.
Bu nedenle hem borsalar hem de emtia artıyor. Ama ekonomik iyileşme yok.
Şirket kârları kriz dönemine göre artıyor ama, bunun tek sebebi var. Krizde alınan maliyet düşürücü önlemler. Bundan sonra cirosu artmayan bir firmanın kârı artmış önemli değil. Çünkü şu an MAL PİYASALARINDAKİ yukarı hareket temel girdi maliyetlerini yükseltiyor ve ileride bu karlarda azalmak zorunda kalacak.
Borsalar çok aşırı yükseldi. Basılan paraların yarattığı bu balon er ya da geç patlayacak ve daha sonra görülecektir ki; bu tür krizlerde sadece faiz indirip para miktarını deli gibi artırmak da aslında krizi çözmüyor, başka krizlere ekonomieri gebe bırakıyor.
Sonuç olarak basılan paralar reel ekonomiye değil, spekülatif alanlara kaydı. Daha önceden beri verdiğim portföy yapısını koruyorum. %15 Dolar, %20 Euro, %15 Altın, Yüzde 50 TL.
Bu hafta borsamızda 51 bin seviyesidne direnç var. Bu seviyeyi aşmasını beklemiyorum. Döviz yatırımcısı bence bir süre daha sabretmeli. Çünkü dengeler çok çabuk değişebiliyor ve şu an piyasalar sıkıntı sinyalleri vermeye başladılar.
Kalın sağlıcakla...