Geleceği Bilmek, Yatırım ve Şeytan

Yaşar ERDİNÇ

En son yazdığım yazı konusunda oldukça yoğun teşekkür mesajları aldım. Unutmayınız, eğer bir filme gitmişseniz ve filmi sevmişseniz, mutlaka kendinizden bir parça bulmuşsunuzdur. Ya da bir yazı çok hoşunuza gitmişse, kendinizi o yazıda bulmuşsunuzdur. Tam tamına 10 yıl oldu bu yatırımcı psikolojisi araştrımalarıma başlayalı. İnsan okudukça okuyası geliyor. Bilim insanları neler bulmuşlar neler…

Var mısın? Yok musun? yarışmasında son iki kutuya kalıp karar vermeye çalışan insanların tam o sırada söylediklerinden hareketle beyinlerindeki kanın nereye hücum ettiğini biliyorum. Borsada kağıt almış birinin para kazandığında, “acaba daha gider mi?” sorusuyla “yoksa burdan artık satış gelir mi?” sorusu ile, yarışmacının, kendisine Hamdi beyin önerdiği para ile, kutuya gitmek arasındaki kararsızlıkları aynı şeydir.

Yarışmacıya 120 bin lira önerilmiş olsun ve kalan iki kutuda da 20 bin lira ile 500 bin TL olsun. Yarışmacı,  Hamdi beyin önerdiği parayı almadığında uğrayacağı zararı düşündüğünde beyinde kan amigdalaya hücum ediyor. Amigdala’dan gelen sinyaller yükseliyor. Aynen bir elektrik voltajı gibi karar merkezine güçlü sinyal göndermeye başlıyor ve önerilen parayı almak anlamlı geliyor. Fakat “kutudan ya 500 bin çıkarsa” dediği anda, Kan beynin Frontal Korteks dediğimiz, kafatasının ön tarafındaki kısma hücum ediyor. O bölge bilinçli bölge olduğu için, O para ile neler yapabileceğini düşünmeye başlıyor ve o anda mutlu oluyor ve kutuyu açtırma isteği artıyor. Yani frontal korteks karar merkezine güçlü sinyaller göndermeye başlıyor.  Ardından, bilinçaltında bulunan daha önceki kötü tecrübeleri devreye girince korkular başlıyor ve amigdala yeniden devrede… İşte tam bu aşamada, git gel başlıyor… Süre uzadıkça beyin inanılmaz bir şekilde yoruluyor. Çünkü kan beynin bölümleri arasında bir oradan bir oraya sürekli hücum ederken, kandaki stres hormonları had safhaya çıkıyor. Bu tür bir sürecin uzaması aslında, beyinde hasar bile yaratabilir. Normal şartlarda Acun’un bu süreci çok fazla uzatmaması lazım. Çünkü o sırada tansiyon yükseliyor, kalp atışları (nabız) hızlanıyor ve Allah korusun bir pıhtı (emboli) atsa yarışmacıya inme inebilir. Aslında eğer bu yazıyı okuyanlardan, bu yarışmaya katılacak olan varsa, yarışmaya gitmeden önce 1’den 24’e kadar kağıtlara numaraları yazsın ve rasgele bir kutudan seçsin ve çıkan numaraları da sırasıyla bir kağıda yazsın. Eğer yarışma sırası kendisine gelmişse, bu sıraya göre kutuları açtırsın. Eğer başka bir arkadaşı yarışıyorsa, açılan kutular ve yarışma bitimi sonrasında acaba elindeki kağıda göre kutular açtırılsaydı son iki ya da dört kutuda ne kalacaktı diye baksın. Yok efendim 22’den hep kırmızı çıkıyormuş, Ayşe hep mavi açıyormuş… Bunlar yarışmaya heyecan katan ama sonucu etkilemeyen faktörlerdir.

Bir borsa yatırımcısı bir kağıt aldığında, eğer her gün al-sat yapıyorsa (temel analize göre yatırım yapıp şirketin değerlemesini yapanları kastetmiyorum) bu yarışmacının yaşadığı kararsızlık ve belirsizliği her an ve saniye yaşıyor. Kazandığı günler mutlu, ama çoğunlukla da mutsuz ve huzursuz bir dönem geçiriyor. Hani bir yazı yazmıştım… Bir ve alsanız ve her sabah bir ekranda evinizin fiyatını görseniz, ve evin fiyatı sürekli olarak yüzde 15-20’lik bantlarda değişseydi. Mesela dün 200 milyara aldığınız ev 160 milyara düşse ne olurdu? Hayatınız zehir olurdu. Borsada günlük işlem yapan insanlar bir ev parasını kağıda yatırırken, karar alma süreleri 5 dakikadan fazla değil. Ondan sonra da, her dakika ve her saniye beyinde kan bir oraya bir oraya koşturuyor. Seans bittiğinde de anormal yorgunluk, mutsuzluk, hayattan zevk almama ve çoğunlukla da depresyonla karşılaşıyorlar. Herkes ısrarla geleceği görmek ve kesin olarak bilmek istiyor. Böyle olursa bu mutsuzluktan kurtulacaklarını düşünüyorlar.Aslında geleceği bilmek mümkün değil ve geleceği bilmemek büyük bir nimettir.

Varsayalım ki, gece uyurken biri size geldi ve bütün geleceği bilme yetisinin tamamını size vereceğini söyledi. Sonra’da rüyanızda size dokundu ve sabah kalktığınızda artık bütün geleceği görüyorsunuz… O gün borsada hangi hisselerin tavan yapacağını biliyorsunuz…. Bunları bildiğiniz için 1 yıl içinde 1 milyar TL kazanacağınızı da biliyorsunuz… Ardından Amerika’da, Asya’da kafanızın estiği yerlerde, havai adalarında malikaneler alacağınızı da biliyorsunuz… Altınıza Porsche’yi alırken, bir tane de en kralından özel uçak aldığınız da size bir film gibi gösteriliyor… Dünya’da gezmeyi düşündüğünüz her yerdesiniz ve kendinizi izliyorsunuz…. HEp hayal ettiğiniz Afrika’dasınız.. En güzel kzılarla safari yapıyorsunuz…. Fakta birden….. bir çıngıraklı yılanın sokmasıyla yere yığılıyorsunuz…. sizi hastaneye yetiştirmeye çalışıyorlar ama kurtarılamıyorsunuz….  Acaba bu geleceği bilme yetisinin size verilmesi teklifini kabul eder miydiniz?

Sonu ölüm olduğu için herhalde kabul etmezdiniz. Şimdi “Yahu hocam… ya 80 yaşına kadar yaşayacaksam, o zaman kaul ederim” diyebilirsiniz… ama ölüm zamanınız  bu yeti size verilmeden önce bildirilmiyor ve şansınıza ne çıkacağını bilmeden yine de kabul eder miydiniz? Varsayalım 80 yaşına kadar yaşacağınız size söylendi. Acaba o zaman kabul eder miydiniz… Bütün yaşayacaklarınızı önceden gördüğünüz anda, acaba bunları yaşamak size heyecan ve mutluluk verebilir miydi? Geleceği bilmediğimiz için ne kadar çok mutlu olmalı ve şükretmeliyiz, öyle değil mi? Hergün çevremizde birçok kişinin öldüğünü görürken bile, ölümün bize hiç gelmeyeceğini düşünüyor ve öyle davranıyor olmamız sayesinde yani bize verilen bu yeti sayesinde hayata umutla heyecanla sarılıyoruz.

Yatırım konusunda da geleceği boşverin… PLAN YAPIN…

Ne planı?

Bir kümes yaparken bile bir çizim yapılmıyor mu? Dünya’da bana öyle bir yapı veya eser gösterin ki, önceden planlanmamış olsun… Bir demiryolu, bir köprü, bir ameliyat, bir okula kayıt yaptırmak, bir yerden bir yere yolculuk etmek… daha binlerce örnek sayabilirsiniz… Madem herşeyi planlıyoruz da, bir hisse alacağımız zaman bu hisseye ilişkin strateji planımızı niye yapmıyoruz? Yapsak bile, niçin bir fiyat hareketi bütün planlarımızı değiştirmemize neden oluyor? Niçin 5 liradan aldığımız kağıdı 5.50’de satacağım derken, 5.50 kademesi kalktığında bu sefer 5.60’dan tekrar alıyoruz?

Merak etmeyin suç sizde değil. Çünkü beyniniz öyle programlandı. ABD’de Stanford Üniversitesinde ve başka üniversitelerde de, NÖROECONOMICS isimli bir bölüm kuruldu. Yani nörologlar ile ekonomistler birlikte çalışıyorlar. Bu çalışmalardan çıkan ve yüzlerce sayfa tutan bilimsel araştırma ve makalelerin tek cümleyle söylediği şeyi size özetleyip bu yazımı sonlandıracağım… Bir hisse alırken… FOREX piyasasında paritede bir işlem yaparken… Gidip çarşıdan döviz alırken… yani fiyatı sürekli hareket eden bir şeyi alırken… bir boş sayfaya şu soruların cevaplarını yazın…

Soru 1.  Neden alıyorum? (Örnek: stokastik göstergesi sinyal çizgisini yukarı kesti)
Soru 2. al-sat sürem ne olacak? (VADE) (Örnek: bu pariteyi 2 saat izleyebilirim, 2 saat içinde al-sat işlemim bitmiş olacak)
Soru 3. Hangi fiyatta zararı keseceğim? (pariteyi 1.34’den aldım, 1.3370’de satacağım ve zarar edeceğim ve palnımı yaptığım için mutlu olacağım)
Soru 4. hangi fiyatta kârımı cebime koyacağım? (1.3470’de kârımı realize edebilirim ama fiyat oraya çıkarken uzun beyaz mum oluşursa satış hedefim 1.3485 olur)

Eğer yukarıda söylediklerimin yarısını bile yaparsanız ve beyninizin zaaflarının üstesinden gelip, kendinize verdiğiniz sözü tutarsanız, daha öncekiler kadar zarar etmeyeceğinizden emin olabilirsiniz….

Ama piyasadaki fiyatları izleyen gözlerinizin beyninize gönderdiği algılama ve sanal görüntü, vücudunuzda birçok fizyolojik olayın başlamasına neden olur… kandaki değerler değişir, beyninizin içindeki şeytanı (bilinçaltındaki kötü anıları)  dürtükler ve o şeytan size sürekli olarak “Şu agacın meyvasından ye” der.  Yediğinizde de Adam gibi olursunuz (Adem A.S. gibi) ….

Yukarıdaki sorulara vereceğiniz cevaplar beyne KANAAT, HIRSA YAPMAMA, KAYBEDERİM KORKUSUNDAN KURTULMA mesajlarını göndererek sizi huzurlu hale getirir. Ama unutmayınız, tam STOP-LOSS yapıp zararı kabullenme ve TEVEKKÜL anınızda veya tam kârı cebinize koyup TAMAH edeceğiniz anda o ŞEYTAN yine kulağınıza birşeyler fısıldayacaktır.

 

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.