Borsada Tahmin Yapmak -V

20.12.2010

(Bu yazı dizisinin anlamlı bir fayda yaratması için lütfen aşağıda verilen arşivden daha önceki yazıları da okuyunuz)

Bir özetleme yapacak olursak, borsa arabası sağı solu belli olmayan, bazen gaza bastığınızda fren yapan, direksiyonu sola çevirdiğinizde sağa giden, aynaya baktığınızda farklı yerleri gösteren abuk bir arabaydı ve BEYİN bu arabayı kullanmayı öğrenmek için inanılmaz enerji sarfederken, bilinçaltına çok kötü mesajları da kaydederken, zaten kendisinden kaynaklanan zaaflar nedeniyle sürekli olareak yatırımcıların yanlış karralar almasına neden oluyordu. Üstelik  bir de amigdala vardı ki, ne yapsanız yeri ve zamanı geldiğinde sizin alış satış kararlarınızı otomatiğe bağlıyordu. Bu da sadece vücuttaki kimyasal değişimi ve paniği durdurmak adına oluyordu.

Tüm bunları bertaraf etmek için YÖNTEM, VADE ve GETİRİ’den oluşan üç ayaklı yaklaşım olmadan borsada para kazanılmasının zor olacağını hatta mümkün olmayacağını söylemeye çalıştık. Yenilmesi gereken düşman borsa değil, beyninizdi. Borsada kazanca açılan kapı, istikrarlı bir yöntem geliştirmekle olabilirdi. Aksi halde beyin sürekli devreye girip herşeyi alt üst ediyordu. Amigdalayı devereden çıkarmak gerekliliğini defalarca vurguladık.

“Borsada alırken iyiyim ama satmayı beceremiyorum” şikayeti  herkesin ortak şikayetiydi. Çünkü siz isteseniz de istemeseniz de beyin dip ve tepeleri arıyor ve bundan sapma olunca da, otomatik pilot bir noktadan sonra devreye giriyordu.

Öyle bir yöntem uygulamalıyız ki bu yöntem asla dip ve tepeyi aramamalı. Belirli bir vadede, belirli bir getiriye ulaşma hedefinin olasılığı yüksek olan bir yöntem olmalı. Yöntem bize ne zaman alacağımızı söylemeli ve biz vade ve getiriyi belirlemeliyiz ama, vade ve getiri konusunda YÖNTEM’in de söyleyecek sözü oluyor. Yani bazı yöntemler uzun vadeli bir yatırım stratejisi gerektirirken, diğerleri de daha kısa vadede daha düşük getirileri sağlayabiliyor.

Yöntem (Strateji) seçilirken yapılan bir büyük hata daha var. dam hergün borsayı izleyip çok uzun vadede sonuç verecek bir yöntemi uygulamaya kalkıyor. Dolayısıyla, yöntemden sapmalar çok ciddi bir hal alıyor ve ardından yöntemden vazgeçiliyor. Dünyada kazandıran bir tane yöntem yok ki.ç Binlerce strateji ve yöntem oluşturabiliriz. Zor olan şey kazandıran yöntemi bulmak değil, basit bir şekilde formüle eidlmiş bir yöntemi bile uygulamaktan aciz olmaktır. Bunun en temel sebebi de, borsada kısa vadede para kazanma heyecanı ile Yöntemin vadesinin çakışmamasıdır.

Bir yatırımcıya 2 yıl içinde yüzde 100-150 getiri sağlayabilecek bir kağıdı önerdiğinizde, en fazla bir hafta sonra “bu kağıt niye gitmiyor” sorusunu sormaya başlamasıdır. Çünkü 1-2 yılda yüzde 100-150 getiri sağlayacaksa, yavaş yavaş artışa başlamalı ve bunus ürekli olarak devam ettirmelidir. Halbuki borsada kağıtlar 6 ay yatıp bir ayda yüzde 100 getiri sağlyabilmektedirler. Getirisiz geçen her gün, o getiriye inancın kaybolmasına neden olarak, yöntemin durdurulmasına neden olur. Bu noktada SABIR çok önemli olabileceği gibi, yanlış insanın yanlış yöntemi uyguluyor olması da ciddi bir problem yaratıyor olabilir.

Yani sözün kısası şu ki, her gün borsada işlem yapıp para kazanmayı amaç edinen birineTEMEL ANALİZ yöntemlerinden bahsetmeniz anlamsızdır. Çünkü zaten sabredemeyecektir.  O’na teknik analizle hızlı bir şekilde alım satım yapabileceği strateji vermelisiniz. Amigdalayı yenmenin yolu; Alış, satış hedefleri verip fiyatlar belirlenen seviyelere geldiği anda, “BUNDAN SONRA YÜKSELİR Mİ, DÜŞER Mİ?” sorusunu sordurmadan direkt olarak işlemi yaptıracak yolu bulmalısınız. Yani STOP-LOSS seviyesine gelmiş bir kağıt hakkında yeni soru sormamalıdır.

Bu anlamda STOP-LOSS dediğimiz şey amigdalanın devreye girmesini önleyen en önemli mekanizmadır. Amigdalayı harekete geçiren şey, zararların artık normal aklımız (frontal korteks) tarafından kabullenilemeyecek seviyeye gelmesidir. Halbuki STOP-LOSS seviyesini daha alım yaparken belirledğinizde bilinçaltına direkt olarak mesaj gönderirsiniz ve o zararı kabulleneceğinizi bildirirsiniz. Bu nedenle endişe ve panik ortaya çıkmaz. kağıt STOP-LOSS seviyesine düştüğü anda, “Daha düşermi yoksa yukarı döner mi?” sorusunu sormadan direkt olarak satış yapıp o zararı yazmalısınız. Çünkü borsada yüzde 100 her harekette kazandıran bir yöntem yoktur. Ama yöntemi olan şahıs bilir ki, bu yöntem yüzde 70-75 kazandırmaktadır ve kendisi yüzde 25-30’luk dilime toslamıştır ve olağan bir durumdur ve borsanın doğasıdır.

Peki hocam YÖNTEM YÖNTEM diyorsun nedir bu yöntem?

Herkes kendien göre yöntem geliştirebilir. Fakat, ben size çok basit ama çok etkili bir yöntemi anlatacağım. Bu yöntemi uygularken sisteme ve stratejiye harfiyen uyulursa yıllık bazda yüzde 100 getiri sağlama olasılığınız yüzde 80’in üzerindedir. Ama bütün parayı tek bir yönteme bağlamak yerine, portföyü en azından ikiye bölerek, uzun vadeli ve kısa vadeli olarak ayırıp, uzun vadeli kağıtları yatırım kağıtları (yani bir şirketin gerçek ortağı olma mantığıyla) düşünmeli, ama borsada heyecan yaşamak için de kalan kısmıyla, daha sık alım satım yapacağınız teknik ağırlıklı bir yöntem belirlemektir.

Sıradan bir yatırımcının kendi başına teknik yöntem belirleme süreci de çok zordur. Yine beyin devreye girer ve KÜÇÜK SAYILAR YASASI colarak verdiğimiz zaaf, iyi bir yöntemi kullanmaınızı engeller veya durdurur. Bu yüzden ben sizlere bir yöntem söyleyeceğim ve geçmişe dönük olarak eğer uygulansaydı, nasıl bir getiriyi nasıl sağlayacağını göstereceğim.

Ama bir sonraki yazıda… Şimdi yavaş yavaş YÖNTEM (STRATEJİ) – GETİRİ- VADE üçgenini kafanızda oluşturmaya başlayın ve şu konuda düşünmeye başlayın. Eğer bir kağıda talep artmaya başladığında alım yapsak ve yüzde 5 getiriyi sağlayıp çıksak. Bunların yüzde 70’inde de kazanıp, yüzde 30’unda da stop yapsak acaba nasıl bir yöntem sizce uygun olurdu. Kafanızda bu tür bri stratejinin nasıl olması konusunda lütfen zihinsel çalışma yapınız…

Paranız sağlığınızı bozmasın

 

Bir Cevap Yazın

Site İçi Arama Motoru
Aracı Kurum Yorumları

paraborsanet2


Site Yazarları
Ekonomi Basını Yazarları
“PARA HAREKATI” 7. BASKI ÇIKTI

HESAPLAMALAR
Arşivler