Para Politikası Açısından Tartışılması Gereken Konu

Fatih Özatay

Merkez Bankası’nın uyguladığı yeni para politikasının başarıya ulaşma şansı -hadi yok demeyeyim- çok az.

Bağımsız bir otoritenin (Bankacılık Düzenleme ve Denetim Kurumu’nun-BDDK) desteği olmadan bir işe yaramayacak bir kararı, bir başka bağımsız otorite (Merkez Bankası-MB) alabilir ve diğerinin ona uymasını bekleyebilir mi? Koordinasyonu kim yapacak? Koordinasyon yapıldı diyelim, uyum konusunda bağlayıcılık nasıl sağlanacak? Bağlayıcılığı, kendisinden bağımsız olunan otorite (Hazine-bakan) sağlayabilir mi? Sağlarsa bağımsızlık kalır mı? MB’nin yeni politikaları hakkında tartışmalar yapılıyor. Ama bu sorulara odaklanılmıyor. Oysa bu sorular çok önemli çünkü BDDK’nin desteği olmadan MB’nin uyguladığı yeni para politikasının başarıya ulaşma şansı -hadi yok demeyeyim- çok az. Nedenleri bir kez daha vurguluyorum:

MB, alışılageldik enflasyon hedeflemesinin dışına çıkmış olsa da enflasyon hedeflemesi uygulamasını sonlandırdığını ilan etmedi. Aksine, her toplantı sonrasında, Para Politikası Kurulu (PPK), enflasyonun ileride alacağı değerlere ilişkin tahminlerle hedef arasındaki farka atıfla faiz kararları açıklıyor. Bu nedenle, hem PPK öncesi hem sonrasında televizyon, gazete ve finansal çevrelerde faiz kararları tartışılıyor.
İster alışageldiğimiz biçimiyle olsun ister başka bir biçimde, enflasyon hedeflemesi rejiminin özü şu: Kısa vadeli para piyasasında bankaların kendi aralarında yaptıkları işlemler sonucunda ortaya çıkan kısa vadeli faiz, PPK’ce (MB’ce) açıklanan haftalık politika faizine (repo faizine), çok yakın bir düzeyde oluşmalı. Oluşmalı ki, politika faizi, piyasada belirlenen kısa vadeli faizler yoluyla daha uzun vadeli ve mevduat ve kredi faiz ile gösterge Hazine tahvilinin faizini etkileyebilsin. Etkilemez ise ya da bu faizler politika faizinden sapıyorlarsa para politikası kararının etkisi olmaz.

PPK’nin (MB’nin) açıkladığı faizin, kısa vadeli piyasa faizini belirlemesi ‘süngü gücü’yle olmuyor. Kısa vadeli para piyasasında, borçlanma ihtiyacı fazla ise ve bu fazlalık kısa vadeli piyasa faizini PPK’ce açıklanan faizin üzerine çıkarma eğilimi gösteriyorsa, MB bankalara borç para veriyor. Tersine, kısa vadeli para bol ise bankalar bu parayı satacak başka banka bulmakta zorlanıyor ve kısa vadeli faiz PPK’ce belirlenen faizin altına düşme eğilimi gösteriyorsa MB bankalardan borç alıyor.

Uzunca bir süredir likidite sıkıntısı var. MB devreye girip bankalara kısa vadeli (haftalık) borç vermezse, kısa vadeli faiz PPK’ce belirlenen faizin üzerine çıkacak ve iki faiz farklılaşacak. Bu durumda, kendi açıkladığı faizin anlamı olması için MB’nin bankalardan gelen borç para talebine cevap verip onlara borç vermesi gerekiyor.
MB zorunlu karşılık oranını arttırdıkça bankalar topladığı ve ortalama vadesi 60 gün dolaylarında olan mevduatın giderek artan kısmını MB’de tutmak zorunda. Kredi piyasasındaki paylarını azaltmak istemiyorlarsa, MB’nin onları bu yolla daha az kredi açmaya zorlamasına karşı yapabileceklerinden biri de MB’den haftalık vadede borçlanıp, MB’nin el koyduğu mevduatı telafi etmek.

7 Temmuz tarihli veriler hâlâ bankaların bu ‘telafi oyunu’nu oynadıklarını gösteriyor. MB, Ulus’ta Kale’ye bakan bir penceresinden bankalardan çektiği parayı, Gençlik Parkı’na bakan bir penceresinden bankalara vermek zorunda kalıyor. Bu nedenle, zorunlu karşılıklrının belirgin biçimde yükseltilmesine karşın kredi arzı hâlâ eski hızıyla sürüyor (Haziran sonu verileri böyle diyor).

Açık ki bu durumda MB’nin zorunlu karşılık oranlarını arttırmasının kredi arzı üzerinde bir etkisi olması için, BDDK’nin bankaların haftalık vadede MB’den borçlanmasına üst sınır getirmesi gerekiyor.
BDDK’nin son sermaye karşılık oranlarını yükseltme kararı ve yeni kararlar alması ve/veya küresel risklerin artması, kredi arzı üzerinde etkili olabilir. Ama dikkat: Bu kararlar ve gelişmeler MB zaten hiç zorunlu karşılık kararı almasa da etkili olabilecek kararlar. Yok, illa, MB’nin kararlarının bir anlam taşıması arzulanıyorsa (mesela MB’nin saygınlığını korumak amacıyla), yedinci maddede belirttiğim karara benzer bir kararın çıkması gerekiyor. Bu da yazının girişindeki soruya getiriyor bizi. Sürdüreceğim.

“Para Politikası Açısından Tartışılması Gereken Konu” ile ilgili 1 yorum

  1. burda bircok yazarin yazisini okuyorum,hepsindede battik batiyoruz batacaz temasi var,neden bunu böyle yapiyorsunuz,bu durum karsisinda biz kücük yatirimcilar ne yapalim,kendimizce surda bir seyler yapmaya calisiyoruz onuda bir aiz tadiyla yapamiyoruz,ne yapalim cekelim paralarimizi borsadan yatiralim faize 100 binliraya aylik 600 lira faizle yetinelim öylemi,birde bunun günah tarafi var ,tabiki bunuda sizler dikkate alirasinz,lütfen bizi sasirtmayin…

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.