Borsadaki Dinamikler ve Konjonktür Şirketleri

Yaşar ERDİNÇ

Piyasalar ilişkin son yazdığım yazı 1 Aralık tarihindeki “FED Toplantısı Yaklaşırken Senaryolar…” başlıklı yazıydı. Bu yazıda vurgulamaya çalıştığım ana mesaj; 14 Aralık sonrasında piyasalar üzerindeki Faiz stresinin nispeten kalkacağı ve bu nedenle bu tarih sonrasına ilişkin senaryoların neler olduğu yönündeydi. Hatırlarsanız, 14 Aralık öncesinde endeksin 74 bin desteğini aşağı kırabileceğini bu durumda birçok yatırımcının strese girip “destek kırıldı” diye satma eğilimine girebileceğini ama ayı tuzağı oluşması ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmiştim. Verdiğim düşüş aralığı 69.000-72.000 aralığıydı.

Endeks geçen hafta 74 bin desteğini aşağı kırdığında dolar yükseliyordu ve 3.60 seviyeleri görüldüğü sırada endeks 72 binin altını çok kısa bir süre içinde gördü. Aşağıdaki grafikte bu durum 5 dk’lık grafikte gösteriliyor. İki grafik var. Üstteki TL, alttaki ise Dolar bazlı grafiktir.

bist-6-aralik-2016-5dk

bist-6-aralik-2016-5dk-usd

Endeks dolar bazında 2 dolar seviyesine gerilediğinde alımların geldiğini gördük. 2 Aralık cuma günü Dolar 3.60’ı gördüğü sırada borsada öğle tatilindeydik. İkinci seans başladığında kademeler boşaldı ve kağıtlar hızla değer kaybetti. Fakat 2 dolar seviyesi görüldüğü anda alımların geldiğini gördük. Sadece yarım saat içinde endeks 72 binin altını görüp tekrar 72.500’ün üzerine çıktı. Yani 2 doları görüp 2.05 dolara yükseldi. Bu aşamadan sonra son iki günde istikrarlı bir yükseliş eğilimi oluştu ve endeks yeniden 74.500 seviyesinin üzerine oturdu. Şimdi önemli olan nokta bu seviyenin üzerinde kalmasıdır.

Buraya kadar sadece endeksin hareketlerine değindik.  Bu sırada bazı önemli gelişmeler daha oldu. İtalya referandumundan “hayır” sonucu  çıktı. Bu durum piyasalar açıldığında bir miktar stres oluştursa da, hemen toparlanma gördük. Zaten yukarıda bahsettiğim yazıda İtalya referandumunun sonucunun çok önemli bir etki yaratmayacağını, Çünkü Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi’nin, İtalya’nın talebi durumunda İtalyan tahvillerini alabileceklerini söylemişti ve bu söylem, olası bir paniği önledi. Fakat şunu da vurgulayalım ki; İtalya’da 7 Bankanın durumu hiç iyi değil. Bu Banklar ileride sorun yaratabilirler. Bu cepheden gelecek haberler dikkatle takip edilmelidir. Avrupa borsalarında İtalyan Bankaları nedeniyle, bir geri çekilme başlarsa bundan bizler de etkileniriz.Ama şu an için bir sorun görünmüyor.

Kasım ayı enflasyon verisi beklentilerin altında kaldı ve piyasalardaki genel havayı düzeltici etki yaptı. Bugün TCMB Başkanı Çetinkaya’nın sunumu vardı. Bu sunumda, dolara ilişkin bir  seviye hedefleri  olmadığını ama işlemlerde TL kullanımının teşvik edilmesine katıldıklarını belirtti. Açıklamalar genel olarak bildiğimiz açıklamalardı. Faiz koridoru konusunda simetrinin sağlandığı belirtildi. Fakat bu açıklamaların bu aşamada piyasalar üzerinde belirgin bir etkisi olmasını beklemiyorum.

BORSA

bist-6-aralik-2016-gunluk

Yukarıdaki grafik BIST-100 endeksinin günlük hareketlerini veriyor. 80 binden başlayan düşüş sonrasında ilk defa TKE göstergesi kendi aşağı yönlü trendini yukarı kırmış görünüyor. Bugün 74.500 civarında kapanış olursa endeks açısından olumlu görüntü devam edecek. Daha önceki yazımda 74 bin aşağı kırıldığında, ayı tuzağı oluşabileceğini vurgulamıştım. Şu anki görüntü de bu yönde sinyal veriyor. Endeks düşerken, düşmeyen kâğıtlar var. Bunlara baktığımızda genel olarak döviz pozisyonu güçlü olan şirketler olduğunu görüyoruz. Aşağıda bu konuda bir tablo verdim. Bu konuya geçmeden önce endeksin genel hareket yönüne ilişkin birkaç şey söylemekte fayda var. Şu an en güçlü direnç bölgesi 76 bin seviyesidir.  Yükselişin bu seviyeye kadar devam etmesi normal bir hareket olacaktır. Aşağı yönlü hareketlerin çok güçlü olmasını beklemiyorum. Daha çok düzeltme şeklinde ortaya çıkacaktır. Endeks eğer 76 bin üzerinde kapanış yapar ve 3 tane 60 dakika bu seviyenin üzerinde tutunursa, yeni hedef 78 bin olur. Önümüzdeki 1 hafta 10 günlük süre içinde, en kötü olasılıkla endeks 73.000 civarına kadar gerileyebilir ama şu ana kadarki stres testlerinde satmamayı becerenler bence beklemede kalmalılar. Yeni alım düşünenler ise stop seviyelerini belirleyip ne kadar zarara uğramayı kabul ettiklerine karar verip bunu da beyinlerine anlattıktan sonra alım düşünebilirler. Şu kuralı da unutmayınız ” Alırken aşağı, satarken yukarı bakmayınız”.

Aşağıdaki tabloda Yabancı Para net pozisyonu yüksek olan şirketlere ilişkin  bir tablo verdim. Fakat şunu da belirtelim ki; yabancı para (YP) net pozisyonu yüksek olan her şirket prim yapacak diye bir kural yok. Özellikle sanayi sektöründe üretim yapan ve satışları genelde döviz bazında olup, maliyetleri TL ağırlıklı olan şirketler daha fazla ön plana çıkmış durumda. Aşağıdaki listede İlk kolonda YP net pozisyonu var. Ama tek başına YP net pozisyonu bir anlam ifade etmez. Daha doğru iki şirketin YP net pozisyonunu karşılaştırmak anlamsızdır. Bir örnekle durumu açıklayayım;

Cirosu 100 milyon TL olan bir şirketin YP net pozisyonunun 10 milyon TL olduğunu ve net kâr marjının da %20 olduğunu varsayalım (Net kar 20 milyon TL) . varsayalım. Bu durumda bu şirketin YP net  pozisyonunun ciroya oranı  %10 olmaktadır. Döviz kurları Eylül ayından bu yana ortalama %20 değer kazandığına göre Bu şirketin YP pozisyonu aynı kalmışsa, normalde ekstra 2 milyon TL kâr yazacak ve diğer şartlar aynı kalmak şartıyla, net kar marjı %22 olacaktır. Yani net kârı 22 milyon TL olacak ve net kar artışı %10 olacaktır.

YP net pozisyonu 10 milyon TL, cirosu 20 milyon TL ve net kar marjı %20 (net karı 4 milyon TL) olan bir şirket için YPnet posizyonu/Net Satış oranı %50 olur. Dolayısıyla bu şirketin de döviz kuru artışı nedeniyle artı 2 milyon TL kâr edecektir.  Bu durumda toplam net karı 6 milyon TL’ye çıkacak demektir. Net kar 4 milyondan 6 milyon çıkıyorsa, %50 artmış olacaktır.

Tabi ki burada anlattıklarımız varsayımlara dayanmaktadır. Şu an piyasa, kur artışından en fazla fayda sağlayacak şirketleri zaten çok iyi seçiyor ve bu şirketler daha fazla prim yapıyorlar. Örneğin aşağıdaki tabloda GSDHO şirketinin YP pozisyonunun satışlara oranı çok yüksek görünse de, bu şirket bir holding olduğu için kârlılığını ciro değil, iştiraklerinden elde ettiği temettü gelirleri belirliyor. Ayrıca bu şirketin YP net pozisyonu, iştirak veya bağlı ortaklıklarının bilançolarında bulunan pozisyon olup, burada konsolide bilançodan bahsediyoruz.  Tabloda örneğin IHMAD’ın YP pozisyonu/net satışlar oranı %41 görünse de, cirosu sadece 1 milyon TL olduğu için aslında bu şirketin bu oranını çok da dikkate almamak gerekir.

Sonuç olarak aşağıdaki tabloyu yorumlarken dikkatli olmalısınız. YP/Net satışlar oranı yüksek olan şirketler son 1-2 haftadır endekse göre prim yapmıyorsa bunun sebebini şirketin finansal tablolarını daha ayrıntılı inceleyerek bulabilirsiniz.  Ayrıca, YP pozisyonu negatif olsa bile, başka farklı beklentiler nedeniyle bir şirket hissesi endeksten daha iyi performans gösteriyor olabilir. Tablo aşağıdadır ve YP net pozisyonu /Net satışlar oranı %10 veya daha yüksek olanları göstermektedir.

yp-pozisyon

DOLAR ve Altın konusundaki görüşlerimi ayrı bir yazıda yayınlayacağım…

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.