Bir süreden beri bal reklamları insanların dikkatini çekiyordu. Bu reklamı yapılan ürünlerin yapay yani sahte bal olduğu daha sonra Tarım Bakanlığı tarafından belirlendi, reklamlar da durduruldu, şirketlerin adı açıkladı.
Ama sahte bal üretenlere ve sahte ballara ne olduğunu bilmiyoruz. Sahte balların toplatıldığına dair bir bilgi yok. Toplatılsa ne olacak ki, şeker şurupları her yerde satılıyor, aromalar, enzim ve boyanın satıldığı yerleri de sahte bal üreticileri biliyor. Karışım yapıldı mı, sahte bal mı gerçek bal mı olduğunu anlamak ancak tam donanımlı laboratuvarların işi. Bu açıdan bal gurme Ahmet Örsün deyimiyle “en hile kaldıran ürün.” Bütün bunlarla kim niye uğraşacak? Uğraşmak anlamlı veya ekonomik mi? Hayır.
TÜKETİCİYİ ALDATMA: İşte sahte bal üreticileri böyle boşluklardan yararlanıyor. Dahası kalitesiz ballara şeker şurupları katıldığında durum daha grileşiyor. Analiz edilenin içinde bal var mı, var. Yemin etse başı ağrımaz. Peki bu bal neresinin balı? Kilo fiyatı ne olmalı? İşte orası muamma. Çünkü Türkiye’de coğrafi işaret uygulaması çok az ve henüz bal sektörüne bu uğramamış. Hangi yöreden nasıl bal çıkar, bunun özellikleri nedir, belirlenmemiş, kayıt altına alınmamış ve tescil edilmemiş. Böyle olunca ballar hep kaliteli balların üretildiği yerlerin adıyla satılır olmuş. Sanki bütün peynirler Ezine peyniri, bütün zeytinler Ayvalık veya Gemlik zeytini, bütün tereyağları Vakfıkebir tereyağı, bütün sarmısaklar Taşköprü sarmısağı veya bütün portakallar Finike portakalı. Anzer balı dediğin yılda ortalama 500 kilo çıkar, onun da yüzde 90’ını ilaç şirketleri ve yabancılar kapatmış, bulsan da kilosu 1.500’den aşağı olmaz. Ama piyasada bunun belki 100 katı Anzer balı diye bal satılır. Bir kandırmacadır gidiyor. Bilinç, bilgilendirme, şeffaflık, kural ve denetim olmadığı için bu böyle. Hem rekabeti bozuyor hem de tüketicileri aldatıyor.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ.