Piyasalara baktığımızda, hem dış dünyada hem de içeride borsalarda yatay ve sıkışık bir seyir hakim olurken, Avrupa tahvil pazarında Euro bazlı tahvillerde satış vardı. İspanya ve İtalya’nın faizleri yeniden yükseldi. Avrupa’lı liderler arasındaki suçlamalar ve atışmalar da, küresel kriz başladığından bu yana en hararetli seviyeye ulaştı. Bu arada Moodys de İspanya’nın notunu A3’ten Baa3’e çekerek üç kademe birden indirdi. İspanya, Yunanistan olma yolunda ilerlerken, Almanlar Yunanistan’In Eurodan çıkmasını istiyorlar. Asya cephesinde ise Çin’den gelen veriler ekonomide soğumaya işaret ederken, ihracat artışı beklentilerin iki kat üzerinde oldu. Bu arada Çin’de krediler artmaya devam ediyor. Kredi genişlemesini gösteren diğer bir parametre de M2 tanımlı para arzı olarak karşımıza çıkıyor. Yani Çin’de ekonominin canlandırılmasına yönelik hareketler var. ENflasyon da yüzde 4 hedefinin altına gerilediği için (yüzde 3) Çin otoriteleri tarafından genişletici kararların alınabileceği beklentisi var. BU arada Dünya bankasının son raporunda AB krizinin dünyayı resesyona çekebileceği vurgulanıyor.
Bu şartların tümüne baktığımızda, herkes bir telden çalıyor. Ortam gerçekten de çok fazla belirsizliği beraberinde taşıyor. Görünen o ki euro varlıklardan da kaçış var. Bu durum genele yayılmamış olsa bile Avrupa cephesinden gelen kötü kokularda artış var. Bundan 2-3 hafta önce bu gelişmeler olsaydı, borsalar yeniden çakılırdı fakat borsalarda bir bekleme modu var. Godo’yu bekler gibi FED’in toplantısı sonrasında verilecek bir parasal genişleme sinyali umudu taşıyor olabilirler.
Tabi ki bu tür bir ortamda piyasada net bir yön oluşması da zor oluyor. Yine de son iki hafta borsa performansları olması gerekenden daha iyi bir görünüm sergiliyor. Şu andan itibaren yıl sonuna kadar İspanya’nın yaklaşık 36 milyar euro borç çevirmesi gerekecek ama İspanya artık bu not indirimleriyle birlikte, tahvil ve bono piyasalarından rahatça borçlanma imkanını kaybetti. Bu durum bence şu an en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor. İspanya faizlerinin dün 6.78’e çıktığı düşünülürse, ortam aslında pembe bir tablo oluşturmuyor.
Tüm bu anlattığım şartlar içinde dahi, bizim borsa hiç fena bir performans göstermedi. Fakat son iki gündeki hareketlere baktığımda yorulma gözlemliyorum. Bir saatlik grafiklerde 100 milyon lota yaklaşan hacimlere rağmen endeks yerinde saydı. DOlayısıyla, 58.750-59.000 aralığındaki direnç kanımca güçlü olacak. Bu sabah ABD borsası vadelileri 0.40 civarında yukarıda bulunuyorlar. DÜn dow endeksi yüzde 0.67 düşerken, S&P500 endeksi de yüzde 0.70 geriledi. Bu arada Euro/dolar paritesi dün tüm bu gelişmelere rağmen yükseldi ve 1.26 seviyelerini gördü. Bu sabah 1.2581 seviyesinde bulunuyor. İMKB’nin bugün de dünkü kapanış seviyelerinin hafif üzerinde açılmasını bekleyebiliriz. Dün 57.750 ile 58.500 aralığında dalgalanabileceğini belirtmiştim. 57.820 ile 58.500 aralığında kanal hareketi yaptı. Bugün 57.750’nin altına inerse ki, bu durum Avrupa borsalarında da geri çekilme olması durumunda gerçekleşebilir ve 57.250’ye doğru geri çekilme söz konusu olabilir. Bu yüzden bugün alım yönünde temkinli olmakta fayda var. Endeksin bugün 58.300 civarında güne başlayacağını ama 58.500-58.750 aralığında direnci olacağını düşünüyorum. Endeks 9 gündür hep bir önceki günün üzerinde kapattı. Avrupa’da İspanyol ve İtalyan faizleri artmaya devam ederse bir miktar geri çekilme görülebilir. Bu yüzden alım yapılacaksa bile, kağıt bazında seçici olmak lazım. Yeni bir düşüş trendinin başlamasını beklemiyorum ama genel olarak zayıflık izleyebiliriz. Bir sonraki yorumumu saat 14:30’da vereceğim. Webinar videoları bugün akşam siteye eklenecektir.