“Şunu da söylemem lazım. Faiz lobisi kendine çeki düzen ver. Faiz lobisi yıllarca milletimin alın terini sömürdü. Bundan sonra sömüremeyeceksin. Çok sabrettik. Olay sadece bu lobiyi oluşturan bir banka iki banka üç banka kim varsa, hepsi için aynı şeyi söylüyorum. Siz ki bize karşı böyle bir mücadeleyi başlattınız, bunun bedelini ağır ödeyeceksiniz. Utanmadan, borsayı çökertme çabasının içine girenler. Borsada Tayyip Erdoğan’ın parası yok, çökersen sen çökeceksin. Eğer senin spekülatörlüğünü yakaladığımız anda da ümüğünü sıkarız. Geçmişte belki birileriyle anlaşıyordunuz. Bir gecede yüzde 7 bin 500 faizlerle bu ülkeyi sömürüyordunuz. Ama artık o geçmişte kaldı. Şimdi millet olarak bunlara dersini verme zamanı. Devletin bankaları var. Devletin bankalarından istifade edersiniz. Sadece o değil bir çokları var bana isim verdirmeyin. Devletin bankaları da var diyorum sizlere, buradan ne demek istediğimi anlarsınız.”
Sayın Başbakan’ın dün yaptığı mitinglerde yapmış olduğu bu konuşma sonrasında çok fazla yatırımcıdan piyasada neler olabileceği hakkında sorular geliyor. Aslında söyleyecek anlatılacak, bilgilendirme yapılması gereken çok konu var, ama şu anki şartlarda sağlıklı düşünmek, sağlıklı analiz yapmak mümkün değil. Bugün piyasalarda işlem yapacak kurumlar (aracı kurum, banka, portföy yönetim şirketleri vs) işlemlerden uzak durabilir ve piyasada likidite ciddi biçimde tabana vurabilir. Fakat dünyanın neresinde olursa olsun, bu tür gelişmeler ve açıklamalar piyasaları ve özellikle de yabancı yatırımcıları derinden etkiler. Sayın Başbakan’ın “Bizim de devlet bankalarımız var…” diyerek özel bankaları karşısına alması da ayrı bir konu. Şu ana kadar olan bütün gelişmeler hangi taraftan olursa olsun, aklı selim değildi ve olmamaya da devam ediyor. Sayın Başbakan’a inanılmaz bir şekilde, piyasalar konusunda dezenformasyon gidiyor. Bu şartlar altında sayın Babacan ve Erdem Başçı’dan hiç ses çıkmıyor. Normalde piyasa gerçeğini ve piyasalarda fiyat oluşumun nasıl olduğunu, en azından sayın Başbakan’a anlatmaları lazım.
Piyasalar temelde iki faktöre bağlı hareket eder. 1)Siyaset 2)Ekonomi. Siyaset kendi içinde iki kısma ayrılır a) iç Siyaset b) Dış siyaset. Geçmişte Deniz Baykal konuştukça borsa ve faizler derinden etkilenirdi. Hükumete dışarıdan destek veren Baykal zaman zaman desteğini keseceğini söylediğinde piyasalar çökerdi. Ya da geçmişte yaşanan ordu-hükumet gerginlikleri de iç siyasetin piyasa üzerinde etkilerini yansıtırdı. Dış siyaset’in etkisine örnek olarak Körfez krizini verebiliriz. 1990-1991 döneminde ABD’nin Kuveyt’e girmesi ve savaş olasılıkları piyasalarımızı derinden etkilemişti.
Ekonomik etkiler de kendi arasında ikiye ayrılır a)İç ekonomik gelişmeler b) dış ekonomik gelişmeler. 1994 krizi iç ekonomik dengesizliklerin ayyuka çıkması, Tansu Çiller’in faiz üzerinde baskı yaratmaya kakışmasından ortaya çıkmıştı. Çiller tahvil ve bono piyasasında faizlerle oynandığını söyleyerek baskıcı bir tutum sergilemiş sonrasında ise faizler patlamış ve sadece üç aylık bonolar yüzde 50 faizle satılmıştı. Yine aynı şekilde 2001 krizinde anayasa kitapçığının fırlatılması olayı ne ise, sayın Başbakan’ın dün yaptığı konuşma da benzer nitelik taşıyor. Son iç siyasi gelişmelerle sanki yeniden anayasa kitapçığı fırlatılmış gibi bir durum arz ediyor. 2001’deki bu iç siyasi gelişme, daha sonra zaten kırılgan olan ekonomik dengeleri de sarsmış ve yabancılar parasını alıp gitmiş, Merkez Bankasında döviz rezervleri kurumuş ve 2001 krizini yaşamıştık. Şu an sadece dış borcumuz 340 milyar dolardır. Allah’tan makro dengeler kırılgan değildir ama cari açık en zayıf noktamızdır. Eğer yabancılar, “bu işler durulana kadar çıkıyorum, firmalarınıza yeni kredi açmıyorum, ya da riskiniz arttı artık çok daha yüksek faiz ile borç verebilirim” derse neler yaşanır? Durup dururken kendi krizimizi hazırlamış ve bugüne kadar yapılanları bir kalemde silip atmış olmuyor muyuz? Şu an ne kızgınlık ne nefret ne de kötü olan başka bir duygu yaşamıyorum. Şu an sıradan bir vatandaş olarak sadece üzüntülüyüm. Bütün gelişmeleri üzgün bir şekilde izliyorum. Piyasalar konusunda ise, bir bölünme olacağını, kamu bankalarının tahvil ve bonoda alıma geçeceğini, buna karşılık tüm bu olanları görüp riskini artırmak istemeyenlerin de satışa geçeceğini düşünüyorum. Bunlardan sonra da yukarıdan gelen emirle bankalar, aracı kurumlar ve diğer finansal kurumlar hakkında soruşturmalar başlarsa, İstanbul’un finans merkezi olma hayallerine de çok derin bir darbe vurulmuş olur. Bu gelişmeler finansal piyasalara bu şekilde aks etmemeliydi. Borsaya ilişkin olarak tahmin yapılamayacak ve oturup kenardan izlemenin sağlıklı olacağı bir dönemdeyiz. Likidite zayıflayabilir. Borsa yukarı giderken bir anda satışlar gelebilir. Ya da tam tersi de olabilir. Ama orta vadede birçok taş yerinden oynadı. 3 hafta önceki Türkiye piyasaları değiliz. Üzülüyorum, inanın çok üzülüyorum. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, protestoların yoğunlaşması halinde, Türkiye’nin portföy yatırımcıları için cazibesinin azalabileceğini söylemiş. “Protestoların negatif etkisinin sürmesi ödemeler dengesi risklerini artırır” yorumu da yapmışlar. Bu açıklama doğal bir sonuçtur.
Yatırımcı merak etmesin. Bunlar da gelir geçer. Panik işlem yapmaktan uzak durmak lazım. Piyasalarda her açıklama ani hareketler yaratır. Anlık hareketlerin ardından gitmek yerine, bu tür zamanlarda çok iyi hisselerde (hisse senedi değiştirerek) pozisyon alıp birkaç ay beklemekte fayda var. Borsada çok büyük düşüşler (6-7 bin puan) beklemiyorum. Ama yukarı hareketlerde yabancıların satış yaptığını göreceğimizi düşünüyorum. Bu sabah dolar/TL kuru 1.8833 seviyesinde ve cuma gününe göre yüzde 0.55 yukarıda bulunuyor. En azından bu durum iyiye işaret. Açılıştan VOB’a baktığınızda yön konusunda genel bilginiz olacaktır. Borsa 76.500’ü aşağı kırarasa 75 bine kadar gerileme görebiliriz ama 73 bine kadar düşüş en azından ilk seansda zor görünüyor.
Sayın hocam son parağrafta bahsettiğiniz ÇOK İYİ HİSSELER den üç beş tanesini sakıncası yoksa yazabilirmisiniz .Vebali bize ait olmak üzere .Sağlıklı günler.