Uluslararası sermaye hareketlerinin neredeyse dünyanın her tarafında serbest bırakılmasıyla uluslararası finansal sermaye “gelişmekte olan ekonomiler” diye bir ülke grubunu keşfetti. Sermaye gelişmiş ülkeler arasında gidip gelmekle beraber daha fazla risk alıp daha fazla getiri peşinde koşanlara yeni bir yatırım alanı açıldı. 1990’lı yıllarla beraber bu alan (yükselen ekonomiler de deniyor) giderek popüler hale geldi. “Yüksek risk/yüksek getiri” ilkesiyle gelişmekte olan ekonomilere akan net uluslararası finansal sermaye 2000’li yıllarda yılda 1 trilyon doların üzerine çıktı. Gelişmekte olan ekonomilerde büyüme hızlandı. Ekonomik büyümede gelişmişlerle gelişmekte olanlar arasındaki fark açıldıkça, gelişmekte olan ekonomiler uluslararası finansal sermaye gözünde daha da çekici hale geldi. Bütün bu gelişmelerden özellikle 2001 yılı sonrası Türkiye de faydalandı. Uzun dönemli büyümesi yılda ortalama yüzde 4.5 kadar olan Türkiye ekonomisi 2002-2007 yılları arasında yılda ortalama yüzde 7 büyüdü.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ. (Habertürk)