Her çıkışın bir düşüşü, her düşüşün bir çıkışı vardı!

Tüm finansal enstrümanlarda, yapısına ve piyasa dilinde sepetine göre, bu yaşananlar daima önümüzde durur ama her nedense, çıkanın dahada çıkacağı, düşenin ise devamli düşeceği psikolojisi insanın kazanma hırsındaki kontrolsüzlük lerden beslenmektedir!
Yani, eğer yatırımcı kendi hedefine, kar ya da zararda bir sınır koymaz ve bu sınırlarda acabalarla oyalanırsa ki bu tutarsızlık, tamda kaybetmenin en önemli nedenidir ve hırs ya da bedbinlik, tüm finansal varlıkların, olumlu ya da olumsuz değer değişikliğine neden olur…
Bilhassa son BİS deki hızlı çıkışın ardından, yaşanan büyük düşüşte gözlediğimiz gibi!
Oysa yükselişte bir kar sınırı koyup, tamah edip satanlar, gene karlı çıktılar
Düşüşte ise aynı yöntemi uygulayanlar is en fazla kardan zarar etmiş oldular…
Ama bu sınırlarda hareket etme cesaretini gösteremeyenler, en büyük kaybı yaşamış oldular!
Buraya kadar tüm bu yaşananlar, piyasa oyuncular için makul ve mantıklı gelen gelişmelerdir(!)elbette tüm piyasa denetim sistemleri içerisinde ve bir veya bir çok kuşku ya da yanıltıcı, yönlendirici beyanlar olmadı ise!
İşte son yaşanan piyasa hareketleri, büyük kazanç ve kayıplar her yönüyle incelenip ilgili ve sorumlu kuruluşlarca, tatmin edici açıklamalar ile gerekçeleri ortaya konulmadığı için piyasalarda ki düşüşler hala devam etmektedir!
Bu da haliyle kaybedişleri dip yaptırınca, yukardan satanların kazançlarını misliyle artıracaktır…

Hele hele daha dün gibi, aynısın tıpkısı Dolar ve altın da yaşanmadımı?

Borsalar genel olarak firmaların, hisse satışı ve halk ortaklığı yoluyla, sermaye artışı ve bu yolla yatırımlarını artırımları sayesinde, elde ettikleri karları hissedarları ile paylaşma temelindedir. Hisse oyunları ile büyük kazanç ve kayıpların yaşanması, yönlendirme ve yanıltmalarla ortaya konunca, borsaların halk katılımı azalacağından amacından sapmış olacaktır!
Borsalarda hangi yönden gelirse gelsin, en büyük yanlış, mantık ve kanaat denetiminden çıkıp, duygulara ve duyumlara göre hareket etmektir!
Hele hele dövizin ve altının bu kadar kazandırdığı bir piyasada kim TL mevduatına verilen azami yüzde yirmi faizle bankada değerlendirir ki?
Keza resmi kurumların açıkladığı TÜFE bile yüzde seksenlerde olduğuna göre, kim TL birikimini bu faizle bankaya yatrıp tasarruf eder?
Farzedelim ki yatırdı, kazandığı faiz yüzde yirmi eksi stopajla nerede ise ana parasından kaybettiği değer, yüzde altmış dolaylarındadır!
Paranın vicdanı, inancı ve rengi olmaz diye bilinirdi ama alenen gaspın, finansal bir meşrutiyet kazandığını ilk defa görüp yaşıyoruz…
Para pirpiriklidir, oyuna gelmediği gibi, kurallara göre davranmayanlarıda anında piyasalara ihbar eder…
Sözün özü;
Toplum arasında yapılan haksız ve dengesiz servet transferlerini gizleyebilecek, bir ekonomik mucize ya da üstünü örtebilecek bir kılıf hiç olmamıştır

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.