Açıktan Sınav Zulmü

Cemaate soru kaptıranlar, soruları şifreleyemeyenlere zulüm yaptı. Türkiye’de Polis Koleji’nden başlayıp KPSS ile devam eden ve üniversite sınavı ile de doruğa çıkan kopya rezaleti, geri kalmış ülkeleri aratacak yöntemleri de beraberinde getirdi.

Bir tarafta ÖSYM Başkanı Ali Demir, tüm rezalete rağmen ‘LYS de YGS gibi sorunsuz yapılacak’ deme yüzsüzlüğünü gösteriyor, diğer tarafta kopya sanki salonda organize ediliyormuş gibi, sınava girenlere eziyet ediliyor.

28-29 Mayıs 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen Açık Öğretim sınavlarından bahsediyorum. 11 Eylül sonrası ABD gümrüklerinde yaşanan neyse, bu hafta sonunda açık öğretimde aynısı cereyan etti. Oradaki gibi, failler ortadayken, normal vatandaşa eziyet eden zihniyetin Türkiye şubesi ortaya çıktı.

Sınavda kopya olmadığını iddia edenler, kopya veya şifreden sorumlu olmayanlara terörist muamelesi yaptı. Giriş çıkışta yaşanan eziyet, az sonra sınava gireceklerin psikolojisini alt üst eden küstah tavır bu hafta okullara misafir oldu.

Cep telefonu araması ile başlayan bir komedi yaşandı. Normalde sınav kitapçıklarında sınava cep telefonu ile girilemeyeceği yazıyordu. Fakat bugüne kadarki uygulama, cihazların öğretmenin masasına teslim edilmesiyle çözülüyor, öğrenci çıkışta telefonunu alarak salon dışına geçiyordu.

Fakat hiçbir uyarı ve açıklama yapılmadan, kapıya polis dikerek, cebinde telefonu olanı sınava sokmayan bir uygulama gerçekleştirildi.  İnsanları sınav öncesinde ağlayacak noktaya getiren, sinirlerini alt üst eden bu zihniyetin uygulaması sonrası 15 telefonlu teyzeler ortaya çıktı.

Giren her çocuğun telefonunu emanet alan 15 telli teyze bir yanda, saatine 5 TL isteyen müteşebbis ruhlu, ama fırsatçı esnaf öte yanda… Kopyacıları yakalayamayıp, sınav kapılarında adeta açık öğretim terör örgütü mensubu arayanlar öte tarafta…

Bu kavga gürültü arasında girilen sınavlardan bir hayır gelir mi bilemem ama, içimizden bazıları şunu söyleyebilir: “Bak gördünüz mü, gerekli tüm tedbirler alınıyor.” Şifre yapıldığı bal gibi ortada olan, bizzat yetkililer tarafından kabul edilen bir ülkede, o insanların peşine düşmeyip, sınava giren normal vatandaşı çoraplarına kadar aramak nasıl bir önlemse o kadar…

Ayrıca okullara verilen talimat ve uygulaması da ayrı bir skandal. Çünkü bu çarpık zihniyet, bazı okullarda sıkı cep ve üst araması yaparken, bazılarında hiçbir şey olmamış gibi davrandılar. İnsanın aklına ister istemez, ‘acaba o okullarda neler oldu’ diye bir soru da gelmiyor değil.

Yani kendi koydukları Gestapovari uygulamayı bile gerçekleştiremediler. Yani yine çifte standart, yine çifte standart…  Bazı okullarda ‘zalimin zulmü varsa’ şarkısı çalarken, diğerlerinde ‘çalsın sazlar, oynasın kızlar’ nağmeleri yükseliyordu. İşin özü şu: Başından beri bu iş neresinden bakarsanız bakın, tek kelimeyle rezalet.

[email protected]

 

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir