Canlanma, düşük faiz +3 şart diyor

Abdurrahman Yıldırım

Faizin düşüşünün ekonomiyi canlandırılması, yeni bir hikaye yazılmasına, yerli ve yabancıları ikna edecek yeni bir programa, dış politik ve jeopolitik risklerin azaltılmasına bağlı.

2001 krizinde dış borç da iç borç da kamunun sırtındaydı. Krize de aşırı borçlanmadan ve banka sektörünün zayıf yapısından girdik. Sonrasında ise yurtdışından özel sektör borçlanmaya başladı. Küresel konjonktür de buna müsaitti. Para bol ve ucuzdu, gelişmekte olan ülkelere de aktı. Bizim özel sektör de son 15 yılda borçlanarak büyüdü.

Dünyada yeniden bir faiz indirimi dalgası başlıyor olmasına karşılık, kimse 2008 sonrasını finansman koşullarını beklemiyor. Çünkü faizler o dönem gibi normal düzeylerinde değil, çok daha düşük. Yani benzer büyüklükte bir faiz düşüşü yapılamayacak. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları da zayıflıyor.

10 YILDA TÜRKİYE DE ÇOK FARKLILAŞTI

Türkiye de 2008-2009’daki Türkiye’den oldukça farklı. Jeopolitik riskleri arttı, ABD ve AB gibi dış politika tercihlerinde önemli değişimlerin gerçekleştiği bir sürece girdik ve dış borç da GSYH’nın yüzde 60’ına çıktı. Şirketler artık aşırı borçlu ve döviz açık pozisyonu 200 milyar doların hemen altında.

Bütün bunlardan dolayı küresel sermaye akımlarından aldığı payı giderek azalıyor. Doğrudan sermaye yatırımlarında artış yok, yatay bir gidiş var. Hatta bunun içinde 4 milyar dolarlık gayrimenkul kısmını çıkartırsak gerçekte doğrudan yatımlarda azalma bile var.

Portföy yatırımları da azalıyor, sıcak para stoku artmıyor.

-Bütün bunların sonucu dışarıdan Türkiye’ye kaynak girişi giderek azalıyor. Bu nedenle de  zaten cari açığı düşürmek zorunda kaldık. Haziran ayı itibariyle cari fazla bile vermiş olabiliriz.

KAZANDIRACAK HİSSELERİ NASIL SEÇMELİ? ÖĞRENMEK İÇİN HEMEN TIKLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.