Çetin Ünsalan – Tek miras Ali Cengiz mi?

Gazeteci Faruk Şüyün Dünya Gazetesi’ndeki köşesinde önemli bir konuya dikkat çekti. Bir tarihi mirastan söz ettiği yazısında, ‘Bu topraklarda 5 bin yıldır balık yeniyor’ vurgusunu yaptı.

Son derece önemli bir tespit ve makale. Ama buradan yola çıkarak ‘bu canım vatan topraklarının tek mirası bu mu’ diye düşünmeye sevk etti beni. Zira binlerce yıllık balık kültürü olan bu topraklarda, balıkçılığın hali içler acısı durumda.

Sadece bu mu? Binlerce yıldır dericiliğin yapıldığı rahmetli Hasan Yelmen’in belgeleriyle ortaya çıkmadı mı? Peki dericiliğin durumu ne? Hayvan ithal eden ülkenin dericiliğini sorgulamaya bile gerek yok.

Gerek ahilik sistemiyle, gerekse de köy enstitüleriyle bu ülkenin eğitimini miras almadık mı? Ahilik dual sistemle Almanya’nın, köy enstitüleri Finlandiya’nın eğitim sistemlerinin ilhamı oldu, ama biz ithal yöntemlerle körfez ülkesi olmaya çalışarak kuşaklarımızı tarumar etmekle meşgulüz.

Şekerden tayyareye, silahtan giyime kadar yok canıyla biriktirdiği paralarla kurulan işletmelerimiz vardı. Mesela Sümerbank, Merinos dünyada marka diye geçinenlerden bile eski kuruluşlardı. Bunlar miras değil miydi? Ne yaptık? Babalar gibi sattık.

Şeyh Edebali’nin kültürü mirasımız değil miydi? Ama bugün ülkeyi yönetenler ve yönetmeye aday olanlar eleştiriye bile tahammül edemiyorsa, sizce burada bir gariplik yok mu?

Türklük’te Anadolu Bacıları kültürümüz vardı. Ekonomik faaliyetten kimsesiz genç kızların eğitimine, kimsesiz yaşlıların bakımına kadar her alanda faaliyet göstermediler mi? Peki Türkan Saylan’a niye hakaret ettiniz?

Kadın, bu toplumda niye yok sayılmaya çalışılıyor? Kurtuluş Savaşı’nın efsane ismi Kara Fatma ve nicelerinin mücadelesi miras değil mi? Cepheden kaçanlardan daha onurlu değil miydiler? Neden çarpışanı kaçana kurban ettiriyorsunuz?

Anadolu ki, asırlar önce yer altından ısıtılan şehirlerin kurulduğu bir özellikteyken, bu mirası reddedip, doğalgaz ithal eder hale nasıl geldik? Tarımın ana vatanı bile sayılabilecek bir vatanın üzerinde tarımsızlaşmayı nasıl açıklayacağız?

Atatürk’ün akıl ve bilim mirasını yok sayıp, vatandaş olmak yerine, ait olmayı ne zaman akıl ettik? İnananlar için tüm peygamberlerin kula kulluk etme mesajını ya da inanmayanlar için kendi idollerinin bireysel aydınlanma tavsiyelerini unutup, inançlı mı olduk?

Bir açık hava müzesi olan Anadolu’da yaşayıp, geçmişin mirasına çanak çömlek derken muhafazakar mı kaldık? Ekonomi, eğitim, yaşam, bakış açısı, nitelik, nicelik nereden bakarsanız bakın büyük bir pespayelik ve değer bilmezlik var.

Geldiğimiz noktada ise siyasetçilere esir olmuş, kimin kimin için var olduğunu unutmuş bir fotoğraf içerisinde, her görüşte bir kişinin düşünüp, herkesin konuştuğu bir ucuzluk seramonisinde izmcilik oynanmıyor mu?

İnsan olmayı da unuttuk. Hatalarımız olabileceğini bile düşünmüyoruz. Ama unutmadığımız tek bir şey var: Ali Cengiz Oyunu… Paha biçilmez bir medeniyetin üzerinde, zengin toprakların fakir bekçiliğini yaparken bundan hiç vazgeçmedik.

Şimdi tekrar soruyorum: Tek miras Ali Cengiz mi? Eğer buysa daha çok ağlarız. Ne diyor Oğuz Atay ‘Bir Bilim Adamının Romanı’nda? “Ah insanlarımız; ah küçük hesaplarımız; ah dün akşam ne yediğini unutanlarımız!”

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir