Sorunları hafifledi derken Avrupa bir kez daha gündemin baş köşesine oturdu. Avrupa’yı yeniden gündeme taşıyan iki tür sorun var. Bunlardan birisi geçici salınımların ürünü olan sorunlar. Örneğin, borçlanma ihalelerinde faizi merak etmek böyle bir sorun. Telaş yaratabilen ama Avrupa sorunu çerçevesinde ikincil öneme sahip bir sorun bu.
İkinci tür sorun ise biraz daha derine gidiyor ve daha genel bir tartışmayla bağlantılı. Kriz sonrasında iktisat politikalarının ne yönde biçimlendirileceği sorunu önemli bir tartışmanın ve siyasi çekişmenin konusu haline geliyor. Belki teorik seçenek bağlamında kürenin dört bir yanında bu tür tartışmalar yapılıyor ama en yoğun ve yaşanan gerçekle en bağlantılı tartışmalar Avrupa bağlamında oluyor.
Kendi özellikleri ile krize karşı uygulanması gerektiği düşünülen iktisat politikaları arasındaki çelişki Avrupa’nın ana sorunu gibi görülüyor. Avrupa meselesinin çözümü açısından bunun daha önemli ve ağırlıklı olduğunu düşünüyorum.
* * *
Avrupa’nın iktisat politikası tartışmalarında ana referans noktası haline gelmesi sonucunu üreten bazı özellikleri var. Neredeyse sürekli sayılabilecek bir durgunluğun içinden çıkamaması böyle bir özellik. Avrupa küresel krizle birlikte adeta yerleşik hale gelen iktisadi durgunluğun üstesinden gelecek büyüme dinamiğini bir türlü sağlayamıyor.
Avrupa Biriliği’nin ikinci bir özelliği üye ülkelerin çoğunda ekonomiyi esir almış ağır bir kamu dengesizliği ve bundan kaynaklanan borç dinamiği yaşanıyor olması. Kamu açıkları ve görece hızlı borç dinamiği Avrupa’nın iktisat politikası seçeneklerini ciddi ölçüde sınırlıyor.
Avrupa’nın bir başka özelliği de bu sorunların dayattığı iktisat politikası seçenekleri ile Avrupa siyasi geleneğinden türeyen popüler tepkiler arasındaki uyumsuzluk. Bu uyumsuzluk bazı iktisat politikası uygulamalarına siyaseten sahip çıkılmasını engelliyor.
Bu özellikleri öteki ülkelere kıyasla Avrupa’yı daha sorunlu, dolayısıyla daha fazla tartışılır bir bölge haline getiriyor.
* * *
Küresel kriz sürecinde yaşanan iktisat politikası deneyimi bazı önemli dersler öğretti. Örneğin, krizin hızla aşılabilmesi için büyüme dinamiğinin yeniden hızlandırılması gerekiyor. Krizde dibe vurmuş olan ekonomi yeniden büyüme rayına oturtulmadıkça öteki sorunların çözülmesi de mümkün olmuyor. Derslerin birisi bu.
Büyüme dinamiğinin hızlandırılması için iktisat politikalarının harcamaları arttırarak talebi takviye edecek genişlemeci politikalara özel ağırlık verecek şekilde yeniden tasarlanması gerekiyor. Bu da ikinci ders.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ.