En nihayetinde şahlandı!

Kazım Çiloğlu

Uçtuk, uçtuk…

Kafa üstü çakıldık

Asla pes etmedik

Gene havalandık

Uçtuk, uçtuk tee.. arş-ı alaya çıktık ama

Ne fayda!

Akıbetimiz değişmedi

Üstelik ikincisinde kayaların üzerine, hem de başımızın üstüne…

Neden uçmayı başarıyoruz da, bir türlü ve adam gibi doğru, düzgün yere inmeyi başaramıyoruz derseniz?

Çok basit

Birincisi aklımız, fikrimiz yükseklere çıkmak olduğu için tüm yakıtımızı harcıyoruz

İkincisi ve en önemlisi ise havada enerji bitince, kalınmayacağını bir türlü idrak etmiyoruz…

Bilmem bu kaçıncısı?

Yükseklere çıkınca çalıp, oynayıp

Yere çakılınca her tarafımızın tarumar olup, sağlam bir yanımızın kalmayışı!

En nihayetinde anlaşılıyor ki bunca uçup, uçup yere çakılmanın sonucunda, aklımız başımıza gelmiş…

Artık şaha kalkıyoruz…

Neticede şaha kalkınca, hali ile ön ayaklar havada

Arka ayaklar ise sağlam bir şekilde yere basıyor, değil mi?

Yani?

Yerle bağımızı koparmadığımız için hali ile uçup, yere çakılma diye bir tehlikede ortadan kalkmış oluyor!

Alt tarafı attan düşmüş oluyoruz…

Halk arasında güzel bir söz vardır;

Attan düşmekten korkma, eşekten düşmek, beterin beteridir…  

Bu nedenle o meşhur söz ata ve eğerine değil eşek ve semeri için söylenmiştir!

Bu durumda tekrar şahlanan ekonomimize geri dönersek;

Faizlerin

Doların

Gemini ha bire çekmekten, ağızları parçalanırken

Krediler ve bütçe gelirlerini

Dörtnala dağıtıyoruz

Ve bu durumda ne olmuş, oluyor?

Ekonomimiz şaha kalkıyor…

Ama asla şunu aklımızdan çıkarmayalım ki her şaha kalkış, hayra alamet değildir.

Atlar altıncı hissi kuvvetli ve tehlikeyi önce sezme gibi bir yeteneğe sahiptirler

Bu şaha kalkış, önümüzde ki çok büyük bir tehlikenin habercisi ve uyarısı da olabilir…

Sözün özü:

Düşenin dostu olmazmış! �1Rљ~ȃ

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.