Faiz indirim coşkusu

Zeynel Balcı

Bu hafta Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı var. Yeni başkan Murat Uysal’ın ilk kez başkanlık yapacağı toplantıda faiz indirimine kesin gözüyle bakılıyor. Beklentiler 2 ile 4 puan arasında değişirken faiz indirimini destekleyen önemli faktörler de bir araya gelmiş bulunuyor.

Piyasalarda faiz iyimserliği devam sürüyor. ABD (Fed) ve Avrupa Merkez bankalarında beklenti aşamasında ama G.Kore, Endonezya, G.Afrika ve Şili gibi Türkiye’nin de yer aldığı gelişen ülke merkez bankaları geçen hafta faiz indirimlerine gittiler. 25 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan da faiz indirimi bekleniyor. Beklentiler 2 ile 4 puan arasında değişiyor. Geçen yazılarımızda da vurgu yaptığımız üzere faiz indirimini destekleyen bazı önemli faktörler bir araya gelmiş durumda. Dış dünyadaki faiz indirim trendi, enflasyon ile merkez bankası faiz oranı arasındaki farkın oldukça açılması, küçülen ekonomiye canlılık kazandırmak gibi etkenler faiz düşüşünü gerekli kılıyor.

Merkezi yönetim bütçe açığı ocak-haziran dönemi 78 milyar TL olarak açıklandı. 80 milyar TL’lik 2019 yılı açık hedefine ulaşıldı sayılır. Gerçi merkez bankası yedek akçe aktarımı ile bu rakam düşebilir. Giderlerdeki artış dışında gelir kalemlerinde dahası vergi gelirlerinde ciddi bir yavaşlama var. Vergi indirimlerinin de etkisini dikkate almak gerekecek. Vergi gelirlerinde ana kalemin dolaylı vergi (KDV, ÖTV) olduğunu dikkate alırsak ayrıca ekonomideki sıkıntılar nedeniyle tahsilat zorluklarını da eklersek ekonomik aktiviteye bir can suyu vermek gerekliliği ortaya çıkar. Ayrıca bankalardaki kredi büyümesi dururken takipteki sorunlu kredilerdeki artış sürüyor. 5 Temmuz itibariyle bankacılık sektörü takipteki krediler tutarı 116 milyar TL’ye ulaştı. Küçülen ekonomide borç ödemek zordur.

İVME KAZANDIRABİLİR

Geçen hafta açıklanan verilere göre, haziran ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48.6 azalarak 61.355 seviyesine kadar geriledi. Son zamanların en düşük satış rakamı. Otomotiv sektöründe de durum çok farklı değil. Faiz düşüşü başta bankacılık olmak üzere inşaat, otomobil, beyaz eşya gibi lokomotif sektörlere ivme kazandırmak adına ilk akla gelen hamlelerden biri. Faiz düşer ekonomide ivme artarsa zaman içinde bu defa gerileyen cari açık ve talep artışıyla ile enflasyonda yükseliş görülebilir. Ayrıca sert bir faiz düşüşü gerçekleşirse döviz kurlarında artışın yanı sıra tahvil bonoda kâr satışları olasıdır. Ancak artı ve eksilerini değerlendirdiğimizde bu dönem için faiz düşüşünün gerekçeleri daha sağlam duruyor. Yüksek faizin maliyeti daha ağır. Bütçe açığını ve yüzde yüzün çok üzerinde seyreden iç borç çevirme oranlarını dikkate aldığımızda kamu borçlanma gereği oldukça yüksek. Bu faiz indirim seviyesini sınırlayacak bir durum. Türkiye yüksek faizin de cazibesini kullanarak düşen kredi notu ve yüksek CDS oranlarına (risk primi) rağmen borçlanmada sorun yaşamadı. Faizdeki düşüş bu yönde bir zafiyet oluşturur mu, gardını zayıflatır mı bunu zaman içinde göreceğiz.

TEMEL ANALİZ İLE NASIL HİSSE SEÇİLİR? UZMANINDAN HEMEN ÖĞRENMEYE BAŞLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.