Faize karşı olmak!

Kazım Çiloğlu

TÜGİK geçtiğimiz günlerde başkanları ile birlikte Cumhurbaşkanına bir ziyarette bulundular, daha doğru bir ifade ile Cumhurbaşkanımız kendilerini kabul ettiler…

Elbette ve ağırlıklı olarak ekonomik konular konuşulmuştur ama biz basına yansıyan ve bir kısmı da canlı yayınlanan kabulde ki bizim için ağırlıklı olan yanı, Cumhurbaşkanımızın faiz konusunda ki hassasiyeti ile ilgili olan kısmı ve gene
”Yüksek faiz sebep, yüksek enflasyon bir sonuçtur” mealinde ki söylemin nokta koymasıydı!
Nitekim bu görüşmelerde de gene bu konu öne çıktı ve bizzat kendileri faizle ilgili aşağıdaki açıklamaları yaptı;

”Yüksek faize kesinlikle karşıyım ve bu konuda sizlerin mesajları önem arz ediyor. Çünkü siz şu anda yatırımcı konumundasınız. Eğer siz bu yatırımları düşük faizli kredi imkanına sahip olursanız yapabileceksiniz. Siz bu yatırımları yaptığınız zaman bu bize neyi sağlayacak? İstihdamı, üretimi, ihracatı sağlayacak. Bütün bunlar uluslar arası piyasada rekabet imkanını sağlayacak. Bunları başaracağız ki ne yapalım devlerle yarış edebilir hale gelelim. Şunu çok açık net söylüyorum; dünyada şu anda eksi faizle kredi veren finans kuruluşları var mı var? İşte buyurun Japonya eksi faiz, İsrail kendi içinde eksi faiz ama başkasına karşı daha fazla faizle veriyor o ayrı. Avrupa’ya gelin, o civarda, Amerika’ya gelin hakeza. Peki bize ne oluyor da 20’lerin üzerine çıkıyoruz. Bizim arkadaşlar bana kızıyor biliyorum. Ama kusura bakmasınlar ben bu ülkenin başkanıysam, cumhurbaşkanıysam ben bunu anlatmaya devam edeceğim. Çünkü ben yüksek faizle ülkemin kalkınacağına inanmıyorum.”
Hiç kuşkusuz faizin yüksek olması kötü bir şey ama rast gele ya da keyfe keder yükseltilirse ya da böyle bir şey mümkün ise?
Oysa serbest piyasa ekonomisinde bu tür fiyatlanmalar kimsenin kendi isteği ile değil tam tersi, piyasaların reel durumuna göre oluşuyor değil mi?
Keşke öyle olsa idi o zaman bu kadar faizlerle mücadele etme diye neme nem ekonomik bir sorunumuzda olmazdı…
Gerek borçlanmalarda gerekse kredi dağıtımlarında ki geri ödeme sürelerine ve ödemede ki risklerde, doğrudan faizleri etkilemezdi?
Yurt içinde özel ya da kamu bankalarının TL kredi faiz oranlarını ya da gelişmiş ülkelerde ki enflasyona göre düşük, sıfır ya da negatif kredi ve mevduat faizlerini bir kenara bırakıp, biz TCMB olarak, yurt dışına ihraç ettiğimiz döviz cinsi tahvillere yüzde 6,40 gibi dünyadaki en üst düzey faizi verirken, daha yeni içerde ihraç edilen TL cinsinden hazine tahvillere yüzde 17 basit ve yüzde 18.5 bileşik faizlerle neden gerçekleşebildiğimizi sorgulayabilseydik, çok daha iyi ve reel bir ekonomik değerlendirme olmaz mıydı?
Ya da bu böyle bir soru ekonomiyi yönetenlere sorabilseydiler…
Demek oluyor ki faiz oluşumu eko-etkenlere bağlı bir durumdur
Siz ne kadar isteseniz ve çabalasanız da faiz güvenli ve üretken ekonomilere ram eder…
Sözün özü;
İş insanının genci yaşlısı olmaz!
Eğer bir iş insanı üretiyorsa?
İşletmesi her zaman genç ve dinamik bir o kadarda sağlıklıdır!
Serbest piyasa ekonomisinde devletten destek istenmez…

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.