Çetin Ünsalan – Kimsenin eli çok güçlü değil

Çetin Ünsalan

Referandumun ardından Yunanistan tartışılmaya başlandı. Asya’dan Avrupa’ya tüm finans piyasaları olumsuz etkilendi. Her ne kadar brent petrolün düşmesiyle bizi de içine alan bir avantaj ortaya çıkmış olsa da, bizden başka olumlu ayrışan yok. Ne kadar güçlüyüz değil mi? Buna sonra gelelim.

 

Ama Yunanistan’da çıkan sonuçtan sonra herkesin eli belli olmaya başladı. Yunanistan tarafında kreditörlerin istemediği Maliye Bakanı’nın istifa ettirilmesi; Çipras’ın bunun bir AB oylaması olmadığının altını çizmesi ve masada olduklarını söylemesi niyetinin masadan kalkmak olmadığını gösterdi.

 

Eğer Yunanistan’ın niyeti ‘borcum borç’ deyip ayrılmak olsaydı; bu referandum sonucunun ona çok büyük bir avantaj verdiği açıktı. Fakat Orhan Veli’nin dediği gibi cep delik cepken delik…

 

Bu tavırdan anlaşılıyor ki, gerçekçi bir anlamda hazırlığı bulunmuyor. Tüm strateji borcu sildirmek ve ötelemek üzerine kurgulanmış vaziyette. Yani eli güçlü değil ve kreditörler de bunu biliyor.

 

Dönelim IMF ve AB kanadına… AB kanadında Merkel’in Çipras ile telefon görüşmesi yapması, IMF’nin desteğe hazır olduğunu söylemesi, Avrupa Merkez Bankası’nın avrodan ayrılma hamlesini Yunanistan’a bırakması, olağanüstü toplantı kararlarının alınması, Eurogrup yetkililerinin güvercin mesajları var.

 

Hepsini alt alta koyduğumuzda bu tarafın da elinin çok güçlü olmadığı görülüyor. Yani referandum öncesindeki aba altından gösterilen sopaların hepsi rafa kaldırılmış. Yunanistan’ın ödeme gücü olmadığı bilinmesine rağmen, halen uzlaşı arayan bir tavır var.

 

Bu da bir kesim düşüncenin savını boşa düşürüyor. Yani Yunanistan AB ekonomisinde küçük olabilir; ama kâğıt üzerinde sorunlarını halletti denilenleri de içine alan bir çemberde AB’de işler halen sağlıklı değil.

 

Sadece Avrupa Birliği değil, aslında dünya ekonomisi de diken üzerinde olduğu için, ani bir kırılmaya kimse neden olmak istemiyor. Çünkü Yunanistan masalı bitince, bugün Yunanlı’nın arkasına gizlenenler kabak gibi ortaya çıkacak ve tartışılmaya başlanacak. Bu kimsenin işine gelmiyor.

 

İşte bu gerçekler bilindiği için tüm dünyada olumsuz rüzgârlar esti; kimse de masadan kalkmaya cesaret edemedi. Yani bu bir poker masasıysa herkes blöf yapıyor; kimsenin eli de gerçekten güçlü değil.

 

Gelelim tekrar bize… Gelişenlerden de, gelişmekte olanlardan da ayrışıyoruz. Neden? Biz çok iyi (!) durumdayız. Cari açığımızın en önemli iki finans kalemi ihracat ve turizm yerlerde sürünüyor, hedeflerde büyük sapmalar, gelirde açmazlar konuşuluyor; ama Türkiye dolara basmakla meşgul.

 

Peki, orada durum gerçekten iyi mi? Enflasyonda sokaktaki fiyatları kenara atmışlar, endekse etkisini konuşuyorlar. Rakamla ülke yönetiyorlar ya; baksınlar sadece kâğıt üzerinde ülke yönetince ne oluyor? Adres Yunanistan…

 

Ama bundan da mühim olanı var. TÜFE bazlı döviz kuru endeksi 15 ay sonra 100’ün altına indi. Gelinen nokta 98,38… Peki bu ne demek? Çok farklı gösterilmeye çalışılmasına rağmen TL, dolar karşısında değer yitiriyor. Uzmanlar 95 seviyesinin ise daha önce Merkez Bankası’nın faiz hamlesini yaptığı sınır olduğuna dikkat çekiyorlar.

 

Lakin kimse bunu konuşmak istemiyor. Neden? Türkiye’de her şey yolunda… Tüm dünya tepki verirken, biz olumlu ayrışıyoruz. Bütün dünyadan güçlüyüz. Tıpkı ters yola giren Temel gibi… O da fıkrada demişti ya: Bu adamlar ‘neden tersten geliyor’ diye… Biz de size soralım: Neden herkes ters yola girmiş?

 

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.