Konkordato ve iflaslar bitmedi, bitmez de

Atilla Yeşilada

Siz bu satırları okurken, ben de yazmayı bitirmiş olacağım. Bu gün hayatımın bir evresine noktayı koyup beyaz bir sayfa açma niyetindeyim. Heyhat, o karar bana değil AKP’ye ait. 2010 yılından bu yana devam eden gerginlik-hakaret-yalan-hile-oy çalma dolu seçim maratonu Ekrme İmamoğlu’nun İstanbul Belediye Başkanlığını’nı kazanması ile bitecek Odin kısmet ederse. Bence Sevgili Başkanım Erdoğan ve AKP de sonucu kabullenecek ve artık Türkiye’de herkes işiyle gücüyle meşgul olacak.

Benim işim-gücüm olmadığı için yeni kitaplar yazmaya başlayacağım. İlki “Türkiye Niye Kalkınamaz?” başlığını taşıyor. Sonra artık her yıl gelenek haline getirdiğim yılın hikayesini yazdığım kitabımı derlemeye başlayacağım. Şu ana kadar 3 kitap yayınladım, hepsi de Türkiye’nin gerçek ekonomik hikayesini yazmak amacıylaydı.

Okurların bazıları “makalelerini toplamışsın” diye şikayetçi oldular. Kitaplarımda makalelerimden çok daha fazlası var. “Hakim görüşün” elinde köle olmuş “ana akım medya” ve Stockholm Sendromu ve paranoyaya sağlam yazmış “muhalif medya” arasında paten kayarak ortodoks bir ekonomi düşünürünün penceresinden aktarıyorum ekonomiyi. Kitaplarımın satıp satmadığı da hiç umurumda değil. Onlar gelecek nesil ekonomi tarihi inceleyeceklere ışık tutacak. İçinden geçtiğimiz bu toplu cinnet isterisi bitince, birileri herhalde objektif bir ekonomik tahlil yapmak ister de kaynakça arar diye yazıyorum.

Bu okuduğunuz da 2020 yılı başında yayınlanacak kitabıma kesin girecek bir makale. Büyük ölçüde alıntılardan oluşuyor ama dedim ya, ben anti-vaka nüvisim.

Değerli 2030 tarih araştırmacıları, Türkiye’de özel sektörün niye battığını araştırdığınızda, karşınıza hiç bir Paralel Evren’de akla sığmayacak zehirli icraatlar demeti çıkacak. Bu makalenin konusu da iflas etmesi gereken şirketleri önce konkordatoya yönlendirip, tüm alacaklılarını batırmaktı. Baktılar iş çığrından çıktı, artık her gazetede konkordato manşeti var, bu sefer konkordato zorlaştırıldı.

Yetmedi, daha da zehirlisi yapıldı. Kamu ebeliğinde yeniden yapılandırma diye bir süreç icat ettiler. Ölü borçlar bankalar tarafından “yeniden yapılandırıldı”. Yani, borç sorunu 2-4 yıl sonraya atıldı. Bu vesileyle bankaların gerçek batık kredi oranı resmi %4.4’ün kat be kat üstüne çıkıp, sistem toplu halde “Kötü Banka” görevi yapmaya yönlendirildi, ama ossun. Arada seçim vardı. Hiç bir büyük firmanın batması ve hele hele işçi çıkarması kabul edilemezdi.

Ama ekonomi emirle yönetilmiyor, Kardeşler. Uygulanan dur-kalk politikaları yüzünden resesyon biteceğine ağırlaştı, kredi faizleri müdahaleye rağmen yükseldi, çünkü bankalarda TL pasif genişlemiyordu. Nitekim konkordato ve iflaslar da yeniden başladı.

TEMEL ANALİZ İLE NASIL HİSSE SEÇİLİR? UZMANINDAN HEMEN ÖĞRENMEYE BAŞLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.